Bizi Takip Edin

Avrupa

AfD, ‘AB’nin kontrollü dağılması’ndan vazgeçti, NATO’ya destek çıktı

Yayınlanma

Almanya için Alternatif’in (AfD) 2024 Avrupa Parlamentosu (AP) seçimleri için adaylarını ve manifestosunu belirlediği Magdeburg kongresinin ikinci ve son kısmı da tamamlandı.

Manifestonun taslak metninde dile getirilen ‘AB’nin kontrollü dağılması’ ifadesi kongreden önce tartışmalara neden olmuş, partinin eş başkanları ‘editoryal bir dikkatsizlik’ sonucu söz konusu ifadenin metne girdiğini savunmuştu.

Magdeburg’da oybirliği ile kabul edilen AP 2024 seçim manifestosunda ‘AB’nin kontrollü dağılması’ ifadesi yer almıyor. Alman medyasındaki genel tepki, manifestonun önsözünün eskisine nazaran ‘zayıf formülasyonlar’ içerdiği şeklinde.

Önsözde AfD, Avrupa Birliği’ni başarısız bir proje olarak görüyor ve ‘Avrupa ulusları federasyonu’ olarak yeniden kurulması çağrısında bulunuyor. Manifestoda, Dexit’ten, yani Almanya’nın AB’den çıkmasından da söz edilmiyor.

Uzlaşma metni ve ‘başarısız’ AB

Parti eş başkanı Alice Weidel’e göre haftasonu müzakereciler tarafından varılan uzlaşma başarılı oldu ve iki ayrı önsöz tek bir metinde birleştirildi. Yeni taslak Avrupa seçimleri için en büyük aday olan Krah tarafından da destekleniyor. Krah, Anayasayı Koruma Dairesi tarafından ‘aşırı sağcı’ olarak sınıflandırılan Thüringen eyalet lideri Björn Höcke’nin etrafındaki gruba mensup.

Kabul edilen manifesto, AfD’nin ‘anavatanların Avrupası, egemen, demokratik devletlerden oluşan bir Avrupa topluluğu’ fikrini savunduğu belirtiliyor. Ayrıca ‘Avrupa’yı varoluşsal olarak etkileyen tüm alanlarda AB’nin tam bir başarısızlığından’ bahsediyor.

Manifestoda, “AB’yi reforme edilemez ve başarısız bir proje olarak görüyoruz,” deniyor ve şöyle devam ediyor: “Bu nedenle, üye devletlerin egemenliğinin korunduğu yeni bir Avrupa ekonomik ve çıkar topluluğu olan bir ‘Avrupa ulusları federasyonu’ için çabalıyoruz.”

Diğer konuların yanı sıra göç ve iklim politikasına da değiniliyor. AfD küresel ısınmayla mücadele önlemlerini reddediyor ve ‘mantıksız CO2 histerisini’ eleştiriyor. Bu nedenle parti, hava yolculuğunun yanı sıra otomobil kullanımını da teşvik etmek istiyor.

AfD kongresi toplandı: ‘Völkisch’ ideolojisinin konsolidasyonu mu?

Enerji, iklim meselesi, Rusya karşıtı yaptırımlar

Manifestoda, trafik lambası koalisyonunun kısa süre önce kapattığı altı nükleer santralde elektrik üretimine yeniden başlanacağı da vurgulanıyor. AfD avroyu bir ‘başarısızlık’ olarak görüyor ve ulusal para birimlerine geri dönülmesi çağrısında bulunuyor.

Mülteci politikasıyla ilgili olarak, ‘Avrupa Kalesi’ oluşturmak gerektiğini ileri süren AfD, AB dış sınırların korunması ve sınır dışı etme konularında üye devletlerin desteklenmesi gerektiğini savunuyor.

“Rusya’ya yönelik ekonomik yaptırımlara derhal son verilmelidir,” diyen parti, ABD ile arasına mesafe koyuyor ve Almanya ile Avrupa’nın ‘büyük bir gücün uşağı durumuna düşürülmesine’ izin verilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor.

AfD ve Almanya: Avrupa İhracatçılar Federasyonu mu?

Kongreden NATO’ya destek: Alternatifi yok

Bununla birlikte parti kongresi, hararetli tartışmaların ardından NATO ile Avrupa düzeyinde ‘anlamlı bir işbirliği’ kararı aldı. Tagesschau’daki değerlendirmeye göre, parti liderleri NATO’dan çekilmeyi ‘şiddetle reddediyor’ ve eş başkan Alice Weidel, ‘bunun tartışmaya açık bir konu olmadığını’ söylüyor.

AP listesinde birinci sırada yer alan Maximilian Krah parti konferansı sırasında yaptığı açıklamada, AB’nin ve avronun değiştirilmesi gerektiğini ama hemen kaldırılmaması gerektiğini söyledi ve şu anda NATO’dan ayrılma taraftarı olmadığını söyledi. Krah, “Şu anda NATO’nun alternatifi yok. Ama artık alternatifsiz olmamasını istiyoruz,” dedi.

AfD, AB ve NATO’yu ne yapacak?

‘Radikal’ Höcke öldü, yaşasın yeni ‘radikal’ Münzenmaier

Öte yandan t-online, kongrenin Höcke’nin artık eskisi kadar ‘güçlü olmadığını’ gösterdiğini ileri sürüyor. AP için aday gösterilen isimler völkisch ideolojisine yakın olsalar da Höcke’nin daha önceki kongrelerde yaptığı kürsü ‘şovlarından’ rahatsız olanların çoğunlukta olduğu iddia ediliyor. Höcke’nin manifestoya giriş için yazdığı taslaktaki birçok sert ifadenin yeni metinde yer almadığına da vurgu yapılıyor.

t-online’ın yazdığına göre, artık yeni güçler, ‘yeni nesil sağcılar’ baskın: Weidel’e yakın olan 34 yaşındaki Rheinland-Pfalzlı Sebastian Münzenmaier, hem Doğu hem de Batı’daki AfD’li derneklerle çok önceden anlaşmalar yaptı.

Perde arkasında, Federal Meclis üyesi Münzenmaier ve arkadaşları, Höcke’nin kampındaki birçok kişinin de kabul edebileceği bir aday listesi hazırladı ve adaylarını aylar öncesinden ülke çapında tanıttı. Buna büyük bir başarı da elde etti: t-online’ın elindeki belgeye göre, AP’ye girme şansı en yüksek olan ilk 16 adaydan 13’ü Münzenmaier’in listesinde yer alıyor.

Gazete, Münzenmaier’in ‘Weidel’e yakın’ olduğuna işaret ediyor. Münzenmaier’in başarısı, Baden-Württemberg Eyalet Birliği’nde pek çok kişinin nefret ettiği ve yerel gücü olmayan parti lideri Wiedel’i de güçlendiriyor.

Avrupa

Masonlar genç üye avında: Giriş yaşı 40’ın altına düştü

Yayınlanma

İngiltere’deki masonlar, giderek yaşlanan üye profilini yenilemek amacıyla kapılarını gençlere açtı ve üniversite yapılanmalarına ağırlık verdi. Birleşik Büyük Loca, yürütülen açık kapı günleri ve sosyal medya kampanyaları sayesinde yeni katılanların yüzde 47’sinin 40 yaş altı kişilerden oluştuğunu duyurdu.

İngiliz masonları, üye profilinin hızla yaşlanması üzerine örgütlenme stratejisinde köklü değişikliğe giderek genç nüfusu bünyesine katmak için harekete geçti.

Financial Times gazetesinin haberine göre, geleneksel kapalılığıyla bilinen yapı, toplumla daha açık ilişki kurma yolunu seçti.

İngiltere ve Galler Birleşik Büyük Locası (UGLE) verilerine göre, geçmişte yaklaşık 500 bin olan üye sayısı günümüzde 175 bin seviyesine kadar geriledi.

UGLE Büyük Sekreteri Adrian Marsh, yeni katılımcı kazanımının teşkilatın uzun vadeli varlığını sürdürebilmesi için temel bir zorunluluk haline geldiğini kaydetti.

Sayıları giderek azalan örgüt, son yıllarda gençlere ulaşmak amacıyla üniversitelerde özel localar kurmaya başladı. Öğrenci oryantasyon dönemlerinde etkinlikler düzenleyen ve halka açık günler ilan eden geleneksel yapı, geçmişte yalnızca üyelere açık olan tarihi binaları ile tören simgelerini ziyarete açtı.

Uygulanan yöntemler sonucunda, organizasyona yeni girenlerin yüzde 47’sini 40 yaş altı bireyler oluşturdu. Bu oran 2020 yılında yüzde 45 seviyesindeydi.

17’nci yüzyıldan bu yana varlığını sürdüren ve dünya genelinde yaklaşık 6 milyon üyesi bulunan yapı, kendisini felsefi, hayırsever ve ilerici bir kardeşlik örgütü olarak tanımlıyor.

Yapı, ana hedeflerini “ahlaki gelişim” ve dünyayı tanıyarak daha iyiye taşıma çabası olarak açıklıyor.

Şeffaflaşma adımlarına karşın, organizasyonun İngiltere’deki devlet kurumları ve ticari ağlar üzerindeki olası nüfuzuna dair tartışmalar sürüyor.

Yürütülen bir araştırmada, Londra Finans Merkezi (City of London) Belediye Meclisi üyelerinin yaklaşık üçte birinin masonik bağlarını beyan ettiği ortaya çıktı.

Süreç içerisinde Londra Emniyet Teşkilatı, olası çıkar çatışmalarının önüne geçmek amacıyla personeline geçmişteki ya da mevcut masonluk bağlarını bildirme zorunluluğu getirdi.

Masonların bu kararı iptal ettirmek için mahkemeye yaptığı başvuru reddedildi.

Glasgow Üniversitesi bünyesinde çalışmalarını sürdüren tarihçi Andrew Prescott, genç üye bulma sıkıntısının yaklaşık yarım asırdır devam ettiğini belirtti.

Prescott, modern gençliğin asırlık karmaşık ritüelleri öğrenmek yerine, daha esnek kuralları bulunan kulüpleri tercih ettiğini vurguladı.

The Telegraph gazetesinin ocak ayındaki haberine göre, İngiltere’deki localar üye toplamak amacıyla Facebook ve benzeri sosyal medya platformları üzerinden ilk kez geniş çaplı sponsorlu reklam kampanyaları başlattı.

Country genelindeki birimler, yayınladıkları ilanlarla doğrudan üyelik çağrısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Avrupa

BP, Birtanya’daki Kuzey Denizi faaliyetlerini satışa çıkardı

Yayınlanma

BP, Birleşik Krallık’taki Kuzey Denizi faaliyetlerini satışa çıkardı; bu hamle, dev petrol şirketinin bu havzada 60 yılı aşkın süredir devam eden üretimine son verecek.

Genel müdür Meg O’Neill şunları söyledi:

“Kuzey Denizi, Birleşik Krallık’ın enerji sistemi için hâlâ vazgeçilmez bir unsurdur. Fakat portföyümüzü odaklayıp sermayemizi en yüksek değerli fırsatlara yönlendirirken, Kuzey Denizi faaliyetlerimizin başka bir şirketin bünyesinde daha iyi bir konuma geleceğine inanıyoruz.”

Bu yılın başlarında BP, faaliyetleri için yaklaşık 2 milyar sterlinlik bir anlaşma konusunda Ithaca Energy ile ileri düzey görüşmeler yürütmüş ama bir anlaşmaya varılamamıştı.

İngiliz petrol devi şu anda Kuzey Denizi’nde beş merkez işletiyor, 1.100 kişiyi istihdam ediyor ve günde 100.000 varilin biraz altında petrol ve gaz üretiyor.

BP, bölgede önemli bir bağımsız faaliyete sahip son büyük petrol şirketlerinden biri; diğerleri ise varlıklarını ya birleştirdi ya da satışa çıkardı.

Bu haber, yeni başbakan Andy Burnham’ın ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından Kuzey Denizi’ndeki sondaj çalışmalarına “pragmatik” bir yaklaşım sergileyeceğine söz vermesinin ardından geldi.

Burnham bu hafta yaptığı açıklamada, “Orada bir kaynak var. İnsanlar zor durumda iken bunu görmezden gelemeyiz,” dedi.

O’Neill, göreve başladıktan kısa bir süre sonra Kuzey Denizi’nde “henüz kullanılmamış bir potansiyel” gördüğünü belirtmişti.

Fakat BP, resmi bir satış süreci başlatma kararının “sermaye tahsisine yönelik disiplinli yaklaşımını yansıttığını” açıkladı.

Şirket, küresel genel merkezinin Birleşik Krallık’ta kalacağını belirtti. O’Neill, “Birleşik Krallık 100 yılı aşkın süredir bizim yuvamız olmuştur ve gelecekte de önemli bir rol oynamaya devam edecek,” dedi.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB yetkilisi: Tüm Avrupa alevler içinde kalabilir

Yayınlanma

AB Acil Durum Koordinasyon Merkezi yetkilisi Maria Zuber, uzun süren sıcak hava ve yetersiz müdahale durumunda tüm Avrupa’nın yangınlarla kaplanabileceği uyarısında bulundu. Yunanistan, İtalya ve Orta Avrupa ülkeleri önümüzdeki haftalarda en büyük risk altında. Bu yılki yangın sezonunun geçen yılın rekorunu aşması bekleniyor.

Avrupa Birliği Acil Durum Koordinasyon Merkezi (ERCC) yetkilisi Maria Zuber, Financial Times gazetesine yaptığı açıklamada, önümüzdeki haftalarda Yunanistan, İtalya ve bazı Orta Avrupa ülkelerinin orman yangınlarının yayılmasına karşı en savunmasız bölgeler olduğunu söyledi.

Eş zamanlı çıkan yangınların söndürme çalışmalarını zorlaştırdığını belirten Zuber, uzun süren sıcak hava nedeniyle yangın sayısının artması ve müdahale edecek yeterli gücün bulunmaması durumunda “tüm Avrupa’nın alevler içinde kalması” riski olduğunu ifade etti.

Zuber, AB kriz merkezinin böyle bir senaryoyla başa çıkabileceği güvencesini verdi. Geçen yıl çok sayıda yangınla karşılaştıklarını ancak hepsinin üstesinden geldiklerini hatırlatan yetkili, “Tüm taleplere yanıt vereceğimizi düşünüyorum, yerine getiremesek bile..” dedi.

AB üyesi ülkeler arasında İspanya ve Fransa orman yangınlarından en ağır şekilde etkilenen ülkeler oldu.

Avrupa Orman Yangın Bilgi Sistemi’nin (EFFIS) 27 Temmuz verilerine göre İspanya’da 207 bin hektar, Fransa’da ise 90 bin hektardan fazla alan yangınlar nedeniyle kül oldu. Her iki ülkede de yangınlar halen devam ediyor.

Financial Times’ın aktardığına göre Yunanistan’ın Girit Adası’ndaki orman yangınları iki itfaiye görevlisinin hayatını kaybetmesine ve 8 bin kişinin tahliye edilmesine yol açtı.

Kuvvetli rüzgarlar nedeniyle yangınlar Kiklad Adaları’na da sıçrarken, burada da birkaç köy tahliye edildi.

Zuber, yangınların Yunanistan’a da sıçrayacağını ve Ağustos başında İtalya için tehdit oluşturacağını belirtti. ERCC verilerine göre 2026 yazı, yangın yoğunluğu açısından rekor seviyedeki 2025 yılını geride bırakabilir.

Zuber, geçen yıl yangın sezonunda 19 yardım talebi aldıklarını ve bu rekoru kırmayı beklediklerini ekledi.

World Weather Attribution araştırma grubunun verilerine göre insan kaynaklı iklim değişikliği nedeniyle Fransa’daki aşırı hava olaylarının olasılığı en az iki kat, İspanya’da ise en az 20 kat arttı.

Zuber, tehdidin boyutu nedeniyle Avrupa Birliği’nin 12 Canadair amfibi yangın söndürme uçağı sipariş ettiğini, ancak ilk teslimatların 2028’den önce beklenmediğini söyledi.

Londra Ekonomi ve Siyaset Bilimi Okulu’ndan bilim insanı Thomas Smith, “İklim ısınmaya devam ettikçe yangınları tetikleyen aşırı hava koşulları daha sık ve şiddetli hale geliyor. Bu da bu yaz gözlemlediğimize benzer büyük ve yoğun orman yangınlarının olasılığını artırıyor” açıklamasında bulundu.

Avrupa Orta Vadeli Hava Tahmin Merkezi ise önümüzdeki on yıllarda yangın riskinin hem ılıman kuşak ormanlarında hem de kuzey ormanlarında artacağını öngörüyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron daha önce ülkesinin İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en ağır durumla karşı karşıya olduğunu ve benzeri görülmemiş orman yangınlarıyla mücadele ettiğini açıklamıştı.

AFP haber ajansı daha sonra Fransa’nın güneybatısındaki Gironde bölgesinde bulunan Atom ve Alternatif Enerji Komiserliği’ne (CEA Cesta) bağlı nükleer araştırma merkezi yakınlarında yangınlar çıktığını duyurdu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English