Bizi Takip Edin

Diplomasi

Al Majalla: Colani’yi Şara yapan Powell, PKK’yı da silah bırakmaya ikna eden kişi

Yayınlanma

Yeni bir iddiaya göre Suriye’de HTŞ lideri Ebu Muhammed el-Colani’yi Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara yapan İngiliz istihbaratı bağlantılı Inter Mediate’in kurucusu Jonathan Powell, “terörsüz Türkiye” iddiası ile PKK’yı da silah bırakmaya ikna eden kişi.

Londra merkezli Suudi yayını Al Majalla’da Con Coughlin imzasıyla yayınlanan profilde, yeni İşçi Partisi hükümetinde Başbakan Keir Starmer’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı (NSA) olarak görevlendirilen Powell’ın, daha önce “çatışma çözümü” kapsamında yaptığı arabuluculuklar sıralanıyor. 

1997-2007 yılları arasında o zamanki Başbakan Tony Blair’in başdanışmanı olan Powell, Kasım 2024’te mevcut Başbakan Starmer tarafından Birleşik Krallık’ın yeni Ulusal Güvenlik Danışmanı olarak atanmıştı.

Blair’in en uzun süre görev yapan danışmanı olan ve Kuzey İrlanda’daki “Hayırlı Cuma” Barış Antlaşmasının müzakerecisi olarak tanınan Powell’ı eleştirenler, NSA rolünün siyasi olmaması gerektiğini savunuyor ve Powell’ın, Birleşik Krallık’ın Chagos Adalarının egemenliğini Mauritius’a devretmesine yol açan Eylül 2024 anlaşmasına dahil olmasına da işaret ediyor. Bu, adalar zincirinde Diego Garcia’da çok gizli bir ABD askeri üssü bulunduğu için tartışmalı bir hamle olarak görülüyor.

1956 doğumlu Powell, Amerikan yatırım bankası Morgan Stanley’de çalışmak ve BBC ile Granada ITN’de gazetecilik yapmak gibi çeşitli deneyimlere sahip.

2011 yılında, İngiliz baş müzakereci olarak edindiği deneyimlerini “karmaşık çatışmaların çözümüne yardımcı olmak” için kullanmak amacıyla Inter Mediate adlı yardım kuruluşunu kurdu.

Bu gizemli kuruluşun, İngiliz istihbarat teşkilatları MI6 ve SAS ile ilişkisi artık herkesin bildiği bir sır.

İşte Ahmed Şara’ya ‘takım elbise giydiren’ İngiliz STK: Inter Mediate

2014 yılında dönemin başbakanı David Cameron’un Libya Özel Temsilcisi olarak da görev yaptı.

Al Majalla’ya göre birçok kitabın yazarı olan Powell’ın şu anki görevinde en önemli rolü diplomatik deneyimi. Kuzey İrlanda’nın yanı sıra, Bask bölgesinde ETA ile başarılı müzakereler yürüttüğüne, Kolombiya’da FARC ile müzakerelerde yer aldığına ve Mozambik’teki barış müzakerelerinde görev aldığına işaret ediliyor.

Al Majalla, Powell’ın görevini şöyle tanımlıyor:

“Ulusal Güvenlik Danışmanı (NSA), ulusal güvenlik konularında Başbakan ve Kabine’nin baş danışmanıdır. Bu görev, strateji, politika, yetenek ve sivil acil durumları içerir. Aynı zamanda Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri ve Kabine Ofisindeki ulusal güvenlik ekiplerinin başkanıdır, yani tüm Whitehall departmanlarında ve yurtdışında çalışmaktadır.”

Bu görevin önemli bir parçası, “uluslararası paydaşlar, iş dünyası, endüstri ve sivil toplum gruplarından oluşan” bir ağ. Profiline göre Powell’ın bazı bağlantıları, tarih okuduğu Oxford günlerine veya daha sonra Pennsylvania Üniversitesine kadar uzanıyor. Kaynaklarının çoğuyla, 1979’da Dışişleri Bakanlığına katılmadan önce gazetecilik kariyerine başladığı dönemde tanışmış olması muhtemel.

1981’de Lizbon’a, 1986’da Stockholm’e, ardından Viyana’ya ve 1991’de Birleşik Krallık’ın Washington, D.C. Büyükelçiliğine Birinci Sekreter olarak atanan Powell, burada Bill Clinton’ın başkanlık kampanyasına gözlemci olarak katıldı. Clinton’ın seçim zaferinin ardından Blair’i yeni ABD başkanıyla tanıştıran da Powell oldu.

Profile göre Blair, İşçi Partisi lideri olduktan sonra Powell’dan başdanışmanı olmasını istedi. Blair hükümetinin ilk yıllarında Powell’ın en önemli önceliklerinden biri, 1998’deki Hayırlı Cuma Anlaşması ile sonuçlanacak olan Kuzey İrlanda barış süreciydi.

Powell, daha sonra Kuzey İrlanda’da başarıyla uygulanan taktiklerin “Teröre Karşı Savaş” döneminde de uygulanmasını istedi.

Günümüze gelince, Powell’ın gündemi yine yoğun görünüyor. Al Majalla’ya göre geçen ay Bangladeş’in geçici lideri Muhammed Yunus’un Birleşik Krallık’a yaptığı ilk resmi ziyaretinde onu karşılayan Powell’dı.

Haberdeki iddiaya göre Powell, PKK’nın Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla silah bırakacağını açıkladığı hafta İstanbul’daydı ve Rusya ile barış görüşmeleri için orada olan Ukrayna heyetiyle bir araya geldi ve günler öncesinde de Ukrayna lideri Volodimir Zelenskiy ile Kiev’de görüştü.

Şu anda iptal edilen İsrail-Filistin barış zirvesi öncesinde Powell, “huzursuz” milletvekillerine Birleşik Krallık’ın Filistin devletini tanıma konusundaki tutumunu açıklamakla görevlendirildi.

Al Majalla’ya göre perde arkasında Powell’’n varlığı son derece etkili. Geçen yılın sonlarında Beşar Esad’ı devirilmeden önce, hem HTŞ liderliğindeki cihatçı gruplarla, hem de PKK ile arabuluculuk rolünü üstlenen, Powell’ın kurduğu Inter Mediate adlı yardım kuruluşuydu.

Al Majalla’nın iddiasına göre PKK’yı dağılmaya ikna eden de Powell.

Yine Powell, 2021 yılının mayıs ayında, o dönem Ebu Muhammed el-Colani olarak bilinen Ahmed eş-Şara ile de görüşmüştü.

Al Majalla, Powell ve Inter Mediate’in “perde arkasındaki” faaliyetlerini de şöyle özetliyor:

“Onun etkisi personele de uzanıyor. Powell’ın eski yakın meslektaşları, yeni kurulan yönetimin Şam’da ayaklarını yere basmaya çalışırken danışmanlık görevi üstleniyor. Inter Mediate’in başkanlık sarayında bir ofisi olduğu söyleniyor. Türk bir kaynak, geçtiğimiz günlerde The National gazetesine verdiği demeçte çok önemli bilgiler verdi. ‘Jonathan Powell, bu çok hassas konuların ele alınmasında önemli bir rol oynadı,’ diyor kaynak: ‘O bir dışişleri bakanı gibi. Powell, Orta Doğu’da (İngiltere Dışişleri Bakanı) David Lammy’den daha önemli bir rol oynuyor.’”

The National‘da yer alan habere göre, geçen sene “Türk ve Kürt milletvekillerinden oluşan bir heyet”, Hayırlı Cuma Antlaşması hakkında bilgi almak için Birleşik Krallık ve İrlanda’ya gitti. Kürt milletvekillerinden Ayla Akat, Powell’ın müzakereleri bisiklete benzetmesini hatırladı: “Pedal çevirmeye devam etmelisiniz, yoksa düşersiniz.”

İngiltere merkezli düşünce kuruluşu Demokratik İlerleme Enstitüsü ile birlikte çalışan Powell ve ekibi, Kuzey İrlanda’dan alınan derslerden yararlanarak bir program geliştirdi. Ekip, iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) milletvekillerine brifing verdi.

Kaynak, “Amerikan düşüncesi, bir gün Suriye’den çekilme olacağı yönündeydi. O gün geldiğinde, Suriye’deki Kürtlerin Türkiye ile çatışmaya girmesini istemiyorlardı. Bunun için zemin hazırlamak istiyorlardı,” dedi.

Bir kaynağa göre, Biden yönetimi altında ABD, PYD ile bir anlaşma önermek için Türkiye’ye ulaştı. Genel durum hızla ilerleyerek tam anlamıyla bir barış sürecine dönüştü. PKK lideri Abdullah Öcalan, bu ay yirmi yıldan sonra ilk kez kamera karşısına çıktı. Öcalan, gruba silahlarını bırakıp şiddet içermeyen siyasete yönelmelerini, çünkü “ulusal kurtuluş savaşı stratejisinin sona erdiğini” söyledi.

Habere göre İngiltere de bu görüşmelere dahil oldu ve Powell’ın Inter Mediate şirketi, İngiltere ile sözleşme kapsamında PYD ve Türkiye ile uzun süredir ilişkiler içinde.

The National‘daki habere göre Colani Şam’a taşındıktan sonra, Inter Mediate’den iki danışman da Başkanlık Sarayı’na gitti ve bu yardım kuruluşunun miras sözleşmesi gibi görünen bir sözleşme kapsamında üstlendiği görevi tamamladı.

Inter Mediate’in yönetici direktörü Claire Hajaj ve uzun vadeli projeler direktörü Lucy Stuart, Suriye’de hükümeti yeniden kurmak isteyen Şam’daki başkanlık ofisine danışmanlık yapıyor.

Inter Mediate, Powell’ı web sitesinde öne çıkararak, Kuzey İrlanda’daki “1998 Hayırlı Cuma Antlaşmasının kilit mimarlarından biri” olarak rolünü öne çıkarıyor. Powell’ın, “Kuzey İrlanda barış görüşmelerinden çıkarılan dersleri paylaşmak ve benzer ikilemlerle karşı karşıya kalan diğer liderlere yardımcı olmak” amacıyla bu örgütü kurduğu belirtiliyor.

‘Colani’den kravatlı Şara yaratan’ İngiliz danışman parlamentonun hedefinde

Ayrıca, Powell’ın İspanya’daki Bask çatışmasının sona ermesine nasıl yardımcı olduğu, Kolombiya Cumhurbaşkanı Juan Manuel Santos’un “barış danışmanı” olarak görev yaptığı ve Mozambik Cumhurbaşkanı Filipe Nyusi ile birlikte ülkenin iç savaşını sona erdirmek için çalıştığı belirtiliyor.

Powell kasım ayında hükümete döndükten sonra, Birleşik Krallık yasalarına göre hayır kurumundan istifa etti ve o zamandan beri Inter Mediate’in faaliyetlerine katıldığına dair herhangi bir bilgi yok.

Habere göre, İşçi Partisi’nin parlamento grubunda, Powell ve bir zamanlar Blair yönetiminde Powell’ın yardımcısı olan Politika Uygulama Direktörü Liz Lloyd’un sahip olduğu güç hakkında şikayetler var ve “iktidar gaspı” söylentileri dolaşıyor.

Muhalefetteki Muhafazakârlar bu durumu fırsat bilerek, Powell’a neden doğrudan bakanlık ataması yerine özel danışman statüsü verildiğinin araştırılması için parlamentoda soruşturma açılması çağrısında bulundu. Bu statü, Powell’ın Birleşik Krallık adına yabancı hükümetlerle doğrudan görüşmesine ve Chagos Adalarının devriyle ilgili müzakereleri yürütmesine rağmen parlamentoya hesap vermemesi anlamına geliyor.

Lancaster Dükalığı Gölge Şansölyesi Alex Burghart bu ay yaptığı açıklamada, “Chagos’un teslim edilmesindeki rolünü sorgulayamamak yeterince skandal, ama şimdi de özel kuruluşunu terörist gruplarla gizli kanallar kurmak için kullandığı ortaya çıktı. Parlamento onu bu konuda sorgulayabilmelidir. Hükümetin saklayacak bir şeyi olmasaydı, Powell’ı soğuk inceleme ışığından uzak tutmak için bu kadar uğraşmazdı,” demişti.

Profil şöyle sona eriyor:

“Powell’ın soruşturmaya çıkıp çıkmayacağı artık Starmer’ın elinde, fakat Powell’ın diplomatik kariyerine en üstünkörü bir bakış bile, onun en iyi performansını kamuoyunun gözünden uzak, perde arkasında sergilediğini gösteriyor. Muhalefet için asıl sorunun, onun sık sık elde ettiği sonuçlar olup olmadığı merak ediliyor.”

Diplomasi

İran, ABD’ye dört aşamalı barış anlaşması planı sundu

Yayınlanma

İran, ABD ile olası bir barış anlaşması için dört aşamalı bir çerçeve plan sundu. ABD Başkanı Donald Trump Tahran ile bir hafta içinde ateşkes sağlanabileceğini belirtirken, ABD Temsilciler Meclisi İran’a yönelik askeri operasyonlar için kongre onayı şartı getiren bir kararı kabul etti.

İran, ABD’ye olası bir barış anlaşmasına zemin oluşturabilecek dört aşamalı bir çerçeve yapı önerdi.

Fars haber ajansının İran müzakere heyeti üyesi Said Acarlu’ya dayandırdığı habere göre öneri, çatışmaların sonlandırılması ve yaptırımların kaldırılmasına yönelik kademeli bir takvimi içeriyor.

Planın ilk aşaması, İran, ABD ve “direniş cephesi” dahil olmak üzere tüm tarafların katılımıyla savaşın durdurulmasını ve bütün askeri operasyonların tamamen tam zamanlı olarak askıya alınmasını öngörüyor.

Olası anlaşmanın ikinci aşaması ise başta boğazla ilgili meseleler olmak üzere pratik adımlara, ablukaların kaldırılmasına, petrol yaptırımlarının iptal edilmesine ve İran’ın dondurulmuş varlıklarının bir kısmının serbest bırakılmasına odaklanıyor.

Üçüncü aşamada daha geniş kapsamlı yaptırımlar ve nükleer meseleler ele alınırken, son aşama ise anlaşmanın uygulanmasını denetlemek ve tarafların yükümlülüklerine bağlılığını güvence altına almak için bir izleme komitesi kurulmasını içeriyor.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, konuya ilişkin değerlendirmesinde, ABD ile İran arasındaki savaşın ancak “Lübnan’da da sona erdiğinde” biteceğini ifade etti.

ABD Başkanı Donald Trump, 3 Haziran tarihinde New York Post gazetesinin podcast yayınında Ortadoğu’daki savaş ortamını değerlendirdi. Trump, İran’ın nükleer silahtan vazgeçmeyi kabul ettiğini belirtti ancak “fikirlerini değiştirebilecekleri” yönünde bir ihtiyat payı bıraktı.

Bu açıklamadan bir gün önce ABC News televizyonuna konuşan Trump, İran ile bir ateşkes anlaşmasına “önümüzdeki hafta içinde” ulaşılabileceğini kaydetmişti.

Ancak aynı gün Tesnim haber ajansı, İran’ın, İsrail’in Lübnan’daki askeri faaliyetlerini protesto etmek amacıyla aracılar vasıtasıyla yürütülen müzakereleri askıya aldığını bildirdi.

Tüm bu diplomatik hareketlilik sürerken, ABD Temsilciler Meclisi askeri operasyonlara yönelik kısıtlayıcı bir adım attı. Temsilciler Meclisinde yapılan oylamada, Kongre’nin onayı alınmadığı takdirde Trump’ın İran ile savaşı sonlandırmasını zorunlu kılan karar tasarısı kabul edildi.

Söz konusu tasarı, aralarında 4 Cumhuriyetçi temsilcinin de bulunduğu 215 kongre üyesinin kabul oyuna karşılık 208 ret oyuyla yasalaştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Tayvan muhalefet lideri ABD gezisinde boğazlar arası barış çağrısı yaptı

Yayınlanma

Tayvan muhalefet lideri Cheng Li-wun, Pekin, Taipei ve Washington’da yakından izlenen iki haftalık ABD ziyaretinin başlangıcında San Francisco’da bulunuyor.

Tayvan muhalefet lideri Cheng Li-wun, San Francisco’da, Pekin ve Washington’ın “uzlaşma ve işbirliği” peşinde koşması ve savaştan kaçınması gerektiğini söyledi. Bu sözlerinin ABD ziyaretinin ana temasını oluşturduğunu vurguladı.

Tayvan’ın ana muhalefet partisi Kuomintang’dan (KMT) bir heyete liderlik eden Cheng, pazartesi akşamı San Francisco’ya vararak Pekin, Taipei ve Washington’da yakından izlenen iki haftalık ABD ziyaretine başladı.

Salı günü San Francisco’nun Chinatown bölgesinde Cheng, Çin ve ABD’nin “dostluk ve işbirliği ilişkisi” kurması gerektiğini ve Washington, Pekin ve Taipei birlikte çalışırsa “dünyanın barış ve refahı için yeni başarılar” yaratacaklarını söyledi.

KMT’ye göre Cheng, salı öğleden sonra Stanford Üniversitesi’nin Hoover Institution kurumundan akademisyenlerle kapalı kapılar ardında bir toplantı da yaptı.

KMT açıklamasına göre Cheng, Çin ana karasının daha geniş Pasifik’e en yakın denizlerini işaretleyen birinci ada zincirinin “jeopolitik rekabetin ön hattından kademeli olarak bir barış ve refah zincirine dönüşmesini” umduğunu söyledi.

Açıklamaya göre Cheng ayrıca Taipei ve Washington’ın savunma ve güvenlik, tedarik zinciri dayanıklılığı ve uluslararası katılım gibi alanlarda ortaklıklarını derinleştirmeyi sürdürmesini sabırsızlıkla beklediğini ekledi.

Açıklamada Cheng’in şu sözlerine yer verildi: “Tayvan’ın boğazlar arası durumla yüzleşmedeki güveni, büyük ölçüde ABD’nin Tayvan’a uzun süredir devam eden ve sağlam desteğinden geliyor.”

KMT açıklamasında Cheng’in ABD’nin Tayvan’a silah satışları ve adanın savunma bütçesi gibi hassas konuları gündeme getirip getirmediğinden bahsedilmedi.

ABD de dahil olmak üzere çoğu ülke Tayvan’ı bağımsız bir devlet olarak tanımıyor, ancak Washington adayı Çin’e karşı bir koz olarak kullanarak silahlandırıyor.

ABD Başkanı Donald Trump, Pekin’i kızdırma riski taşıyan bir adım olan adaya yönelik 14 milyar ABD dolarlık silah paketini henüz onaylamadı. Taipei ise anlaşmanın sonunda onaylanacağından emin olduğunu ısrarla belirtti.

Washington ayrıca Taipei’ye özel bir savunma bütçesini kabul etmesi için defalarca baskı yaptı, ancak KMT ve daha küçük bir başka muhalefet partisi olan Tayvan Halk Partisi daha küçük bir versiyonu destekledi.

Cheng salı akşamı Tayvanlı Amerikalıların katıldığı bir ziyafette de boğazlar arası barışın ancak KMT’nin 2028 liderlik seçimlerinde yeniden iktidarı kazanması halinde gerçekleşebileceğini söyledi. Tayvan’ın bağımsızlık yanlısı Demokratik İlerleme Partisi’nin 2016’da iktidara gelmesinden bu yana boğazlar arası ilişkiler kötüleşti.

Yemekte Cheng ayrıca nisan ayında Pekin’de Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile yaptığı görüşmenin ABD gezisine ağırlık kazandırdığını söyledi. Cheng, Xi’nin “tam bir samimiyet ve iyi niyetine, boğazlar arası barış ve istikrar için en büyük çabayı gösterme isteğinin bir ifadesine” ihtiyaç duyduğunu söyledi.

“Ancak o zaman ABD’ye gelişim farklı bir anlam taşıyacaktı,” dedi.

Cheng, Xi ile görüşmemiş olsaydı yalnızca “Tayvan’dan, hiçbir katma değeri olmayan bir muhalefet lideri” olacağını söyledi. Cheng ile nisan ayındaki görüşmesinde Xi, yeniden birleşme konusunda sabır çağrısında bulundu ve daha fazla boğazlar arası değişim çağrısı yaptı.

Bu, Komünist Parti ve KMT başkanları arasındaki on yıl içindeki ilk görüşmeydi. Günler sonra Pekin, Tayvan ile değişimleri teşvik etmeyi amaçlayan ve Cheng’i siyasi olarak güçlendirmek için tasarlanmış gibi görünen 10 maddelik bir tedbir paketi açıkladı.

Cheng’in ABD gezisi ayrıca Xi’nin Pekin’de Trump ile görüşmesinden ve ABD başkanını Tayvan meselesinin yanlış ele alınmasının “son derece tehlikeli bir duruma” yol açabileceği konusunda uyarmasından iki haftadan biraz fazla bir süre sonra gerçekleşiyor.

Cheng çarşamba günü Boston’a varacak; burada Harvard Üniversitesi ve Massachusetts Institute of Technology’de uluslararası ilişkiler akademisyenleriyle kapalı kapılar ardında toplantılar yapması bekleniyor.

Katılımcılar arasında, Harvard Üniversitesi John F. Kennedy School of Government’ın kurucu dekanı ve “Thucydides Tuzağı” teorisini popülerleştiren Graham Allison’ın da yer alması bekleniyor.

Yükselen bir güç ile yerleşik bir hegemonun savaşa mahkûm olduğu teorisi, Xi tarafından Trump ile görüşmesi sırasında alıntılanmıştı.

Cheng ayrıca New York, Washington ve Los Angeles’ı da ziyaret edecek.

Büyük Güç Rekabetinden Stratejik İstikrara: Çin-ABD İlişkilerinde Yeni Yönelim

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Almanya, Rusya ile Ukrayna diyaloğu için fırsat görüyor

Yayınlanma

Almanya hükümeti yetkilileri, Rusya ile Avrupa arasında Ukrayna çatışmasına ilişkin müzakerelerin yeniden başlaması için kademeli olarak bir diyalog penceresinin açıldığını belirtiyor. Reuters’a konuşan Berlin kaynakları sürecin haftalar değil aylar alacağını öngörüyor.

Almanya hükümetinden ismi açıklanmayan bir yetkili, Rusya ile Avrupa arasında Ukrayna çatışmasına yönelik müzakerelerin yeniden başlaması için kademeli olarak bir diyalog penceresinin açıldığını gördüklerini belirtti.

Reuters haber ajansının aktardığına göre, Alman hükümet temsilcisi gazetecilere yaptığı açıklamada, bu müzakerelerin muhtemelen haftalar değil, aylar alacak bir mesele haline geleceğini ifade etti.

Hazırlık sürecinin karmaşık olacağını dile getiren yetkili, Avrupa’nın temel görevinin tüm taraflarca kabul edilecek ve tanınacak etkili bir diplomatik mekanizma oluşturmak olduğunu kaydetti.

Şu an için sürece kimin liderlik edeceği sorusunun açıkta kaldığını belirten kaynak, Birleşik Krallık, Almanya ve Fransa’dan oluşan üçlünün bu konuda önemli bir rol oynamaya devam etmesinin muhtemel olduğunu aktardı.

Kaynak ayrıca, Berlin’in Washington ile rekabet etmek yerine koordinasyon içinde hareket edilmesi gerektiğinin altını çizdiğini belirtti.

Reuters, söz konusu kaynağın açıklamalar yaptığı brifing sırasında potansiyel arabulucular konusunun da ele alındığını yazdı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Aralık 2025’te yaptığı açıklamada, Moskova’nın daha önceki önerileri temelinde çatışmayı barışçıl yollarla sonlandırmaya hazır olduğunu ifade etmişti.

Bu öneriler arasında Ukrayna birliklerinin Donetsk Halk Cumhuriyeti, Lugansk Halk Cumhuriyeti, Herson ve Zaporojye bölgelerinin idari sınırlarından çekilmesi de yer alıyordu. Putin, çatışmanın ancak temel nedenlerin ortadan kaldırılmasıyla barışçıl yollarla çözülebileceğini söylemişti.

Mayıs ayında Putin, Avrupa tarafında tercih edilen müzakerecinin eski Almanya Şansölyesi Gerhard Schröder olduğunu ifade etmişti.

Alman hükümet kaynaklarına dayandırılan Der Spiegel, Süddeutsche Zeitung, ARD-aktuell ve Tagesspiegel haberlerine göre Berlin bu fikre şüpheyle yaklaştı.

Avrupa Birliği üyesi ülkelerin dışişleri bakanları ise Schröder’in müzakerelere katılımı olasılığını reddetti. Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, eski şansölyenin böyle bir durumda masanın her iki tarafında da oturmuş olacağını dile getirdi.

Rusya cephesinde ise Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Ukrayna çatışmasına ilişkin müzakerelerin askıda kalmaya devam ettiğini bildirdi.

Peskov, buna karşın Moskova’nın Washington ile mevcut kanallar üzerinden temaslarını sürdürdüğünü ve tarafların düzenli olarak iletişim kurduğunu açıkladı.

Daha önce Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de benzer bir duruma işaret ederek, belirli temasların korunduğunu gizlemeyeceğini ancak halihazırda doğrudan müzakerelerin yürütülmediğini ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English