Rusya
‘Amerikan iş dünyası barış anlaşması ve yaptırımların kalkmasını bekliyor’

Rusya’daki Amerikan Ticaret Odası (AmCham) Üst Yöneticisi Robert Agee, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin geleceğini ve Amerikan şirketlerinin geri dönüş planlarını değerlendirdi. Ukrayna’daki çatışmaların çözüme kavuşmasının yaptırımların gevşetilmesi için temel şart olduğunu belirten Agee, iş dünyasının mevcut riskler karşısında temkinli duruşunu koruduğunu aktardı.
Rusya’daki Amerikan Ticaret Odası (AmCham) Üst Yöneticisi Robert Agee, Rusya’nın önde gelen ekonomi gazetelerinden Vedomosti’ye verdiği mülakatta, iki ülke arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin yeniden tesis edilme süreçlerine dair değerlendirmelerde bulundu.
Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu kapsamında gerçekleştirilen mülakatta Agee, Şubat 2025’ten bu yana ABD’nin Ukrayna krizinin çözümünde üstlenebileceği olası ara buluculuk rolüyle birlikte, Amerikan iş dünyasının Rusya pazarına dönüş takviminin de sıkça tartışıldığını anlattı.
Müzakere süreçleri ile ikili ekonomik ilişkilerin canlandırılması çabalarının eş zamanlı yürütülebileceğine dair beklentilere değinen Agee, aradan geçen süreye rağmen iki alanda da radikal bir ilerleme kaydedilemediğini belirtti.
Bunun arkasında ABD’nin kendi iç ve dış siyasi dinamiklerinin yattığını ifade eden AmCham Başkanı, mevcut şartlarda Amerikan şirketlerinin yönünü tamamen sahadaki çatışmanın nihai çözümüne çevirdiğini kaydetti.
Ekonomik ilişkilerin onarılmasına yönelik adımların yavaş fakat kararlı bir şekilde ilerlediğini dile getiren Robert Agee, süreci yavaşlatan temel unsuru şu sözlerle açıkladı:
“En büyük sorun, şimdiye kadar Ukrayna’daki çatışmanın çözümüne yönelik bir anlaşmaya varılamamış olmasıdır. Bu durum, ABD’nin uyguladığı tüm yaptırım paketlerinin yürürlükte kalmasına neden oluyor. Bizler bazı yaptırımların kaldırılması yönünde defalarca girişimde bulunduk. Washington’daki yeni yönetimin, özellikle ticaret, ekonomi ve iş dünyası perspektifinden Rusya ile ilişkileri geliştirmek istediğini düşünsem de devam eden çatışmalar ilişkilerde ciddi bir atılım gerçekleştirilmesine izin vermedi.”

“Başkan Trump yaptırım baskısını hukuken mümkün olan her alanda hafifletmek istiyor”
Yaptırımların kalıcı olup olmayacağı ve bu iklimde ekonomik ilişkilerin nasıl bir seyir izleyeceği konusuna açıklık getiren Agee, yaptırımların hukuki niteliklerine göre farklılık gösterdiğini hatırlattı.
ABD Başkanı’nın kararnameleriyle yürürlüğe giren kısıtlamaların çok daha hızlı esnetilebileceğine işaret eden Agee, şu ifadeleri kullandı:
“Farklı yaptırım türleri bulunuyor. Bunların bir kısmı başkanlık kararnameleriyle yürürlüğe kondu. Bu tür yaptırımları yarın bile kaldırmak mümkündür. Örneğin, eski ABD Başkanı Joe Biden tarafından getirilen yatırım yasağı buna bir örnektir. Biz bu kararın özellikle Amerikan iş dünyası için tamamen yanlış bir adım olduğunu düşünüyoruz. Diğer taraftan, Kongre tarafından onaylanmış bazı yaptırımlar da var ki bunları kaldırmak çok daha zor olacaktır. Çatışma sona erdiğinde, Başkan Donald Trump ve yönetiminin, yaptırım baskısını hukuken mümkün olan tüm alanlarda azami ölçüde hafifletmek niyetinde olduğunu biliyoruz.”
Amerikan Ticaret Odasının, yaptırımların esnetilmesi veya kaldırılması yönündeki talepleri doğrudan Amerikan makamlarına ileten yegane kurum olduğunu belirten Agee, bu konudaki lobi faaliyetlerini sürdürdüklerini bildirdi.
AmCham Üst Yöneticisi, “Şirketler bu taleplerini sadece bizim üzerimizden, Amerikan Ticaret Odası aracılığıyla yürütüyor. Amerikan hükümetini bazı yaptırımları kaldırmaya ikna etmeye çalışan tek organizasyon biziz. Şu anki öncelikli hedefimiz yatırım yasağının kaldırılmasıdır. Kozmetik ve sivil havacılık gibi sektörlerle yakından ilgileniyoruz. Amerikan hükümetine, bu alanlardaki yaptırımların çatışma tamamen sona ermeden önce de gevşetilebileceğini ve kaldırılması gerektiğini anlatmaya çalışıyoruz” dedi.
“Rusya şirketlerimizin küresel zorlukları aşmasını sağlayacak muazzam bir potansiyele sahip”
Rusya pazarının ve bu ülkeyle yeniden ticari bağlar kurulmasının hangi sektörler için öncelik taşıdığına değinen Agee, Rusya’nın sunduğu ekonomik fırsatların Amerikan firmaları için kritik önemde olduğunu vurguladı.
Rusya’nın küresel tedarik zincirindeki rolüne işaret eden Agee, şöyle konuştu:
“Rusya, şirketlerimizin günümüzdeki birçok küresel zorluğu aşmasını sağlayacak muazzam bir potansiyele sahip. Bu durum hem yüksek enerji fiyatları hem de gübre sektörü için geçerlidir. Rusya, dünyanın en büyük gübre üreticilerinden biridir. Bu ve benzeri ürünler kolaylıkla Amerika’ya ihraç edilebilir. Bunun yanı sıra, birçok Amerikan bilişim ve havacılık şirketi de gelişmeleri yakından takip ediyor. Bunlar daha önce burada faaliyet gösteren ve ayrılmak zorunda kalan şirketlerdir. Buradan ayrılmayı kendileri istemedi. Bu nedenle şu an burada işlerine yeniden başlamak için fırsat kolluyorlar.”
İki ülke arasındaki geleceğe yönelik ekonomik ilişkilerin sadece ticaretin artırılmasıyla sınırlı kalmayacağını, büyük ölçekli ortak projeleri de kapsayacağını öngören Agee, tarihsel yatırım verilerine dikkat çekti.
Geçmiş yıllarda Amerikan şirketlerinin Rusya ekonomisine 100 milyar dolardan fazla doğrudan yatırım yaptığını hatırlatan Agee, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İlişkilerin hem ticaret hem de ortak projeler boyutunda gelişeceğini düşünüyorum. Ancak ABD’nin Rusya ile ekonomik ilişkiler kurmadaki temel yaklaşımı her zaman yatırımlara dayanmıştır. Şirketlerimiz uzun yıllar boyunca Rusya ekonomisine 100 milyar doların üzerinde yatırım yaptı. Amerikan şirketlerinin bir kısmı burada kalmayı tercih etti; şu anda da başarılı bir şekilde faaliyet gösteriyorlar, çok sayıda fabrikaları ve on binlerce çalışanları var. Rusya ekonomisine yeni yatırımlar yapma konusunda ilk sırada enerji şirketlerinin yer alacağını düşünüyorum. Potansiyel işbirliği ve yatırım açısından bir diğer önemli alan ise uzay sektörüdür. Bu alanda kelimenin tam anlamıyla trilyonlarca dolarlık devasa bir potansiyel olduğuna inanıyorum.”
“Başkan Trump Rusya’dan gelecek yeni yatırımları memnuniyetle karşılar”
ABD pazarının Rus sermayesine ve yatırımlarına açık olup olmadığı yönündeki soruyu yanıtlayan Robert Agee, Washington yönetiminin yabancı yatırımlara sıcak baktığını ifade etti.
Geçmişte alüminyum ve gübre sektörlerinde bu yönde projeler geliştirildiğini anımsatan Agee, “ABD pazarının Rus yatırımlarına açık olduğunu ve bunun memnuniyetle karşılanacağını düşünüyorum. Geçmişte alüminyum ve gübre alanlarında gerçekleştirilen yatırım projeleri vardı. Yatırım yapılabilecek alanlar mevcut. Rus yatırımcıların yaptırım riskleri nedeniyle buna ne kadar hazır olduğunu kestirmek zor ancak genel olarak Trump yönetiminin Rusya’dan gelecek yeni yatırımları memnuniyetle karşılayacağını söyleyebilirim” değerlendirmesini yaptı.
Kısıtlamaların tamamen kaldırılmadığı ancak gevşetildiği bir senaryoda Amerikan şirketlerinin geri dönüşe hazır olduğunu belirten Agee, her şirketin kendi risk analizine göre hareket ettiğini aktardı.
Geri dönüşlerin aşamalı olacağını ve öncü şirketlerin başarısının diğer aktörleri de cesaretlendireceğini ifade eden AmCham Başkanı, teknik hazırlıkların şimdiden başladığını şu sözlerle duyurdu:
“Her şirketin kendine özgü bir karar alma mekanizması vardır. İlk fırsatta Rusya’ya dönmeye ve faaliyetlerini yeniden başlatmaya hazır birkaç şirket biliyorum. Buradaki en kritik husus, bu geri dönüşlerin başarılı bir şekilde gerçekleşmesidir. Çünkü dönecek ilk firmalar diğerlerine her şeyin yolunda gittiğini gösterecek ve böylece geri dönüş dalgası büyüyecektir. Tabii ki süreç bir günde başlamayacak; öncelikle teknik şartnamelerin ve yasal belgelerin hazırlanması gerekiyor. Bana ulaşan bilgilere göre, bu konuda şimdiden bazı görüşmeler yürütülüyor.”
Rusya’nın coğrafi ve beşeri avantajlarının yeni nesil teknoloji yatırımları için ideal zemin sunduğunu belirten Agee, veri merkezleri alanındaki fırsatları şu şekilde özetledi:
“Kişisel görüşüme göre en umut verici alanlardan biri veri merkezleridir. Bu tesisler için Rusya’da fazlasıyla bulunan ucuz elektrik enerjisine, soğuk bir iklime ve bilişim alanında yetkin yetişmiş insan gücüne ihtiyaç duyuluyor. Rusya bu imkanların hepsine sahip. Bu alanın çok ciddi bir gelecek vadettiğini düşünüyorum ancak bunun için öncelikle yaptırımların kaldırılması gerekiyor, sonrasında işler hızla yoluna girecektir.”
“Trump döneminde ticari diyalog kurmak çok daha kolaylaştı”
AmCham olarak hem Rus hem de Amerikan resmi makamlarıyla ilişkilerinin son derece dengeli ve verimli ilerlediğini kaydeden Agee, iki ülke arasındaki ticari diplomaside üstlendikleri köprü rolüne dikkat çekti.
Joe Biden dönemi ile Donald Trump dönemini kıyaslayan Agee, şu tespitlerde bulundu:
“Her iki tarafla da mükemmel ilişkilerimiz var. Rusya Doğrudan Yatırım Fonu Başkanı Kirill Dmitrieyv ile birlikte Rusya ve Amerika arasındaki yegane ticari köprü konumundayız. Biden yönetiminde bu köprüyü korumak çok daha zordu fakat Başkan Trump döneminde süreç çok daha kolaylaştı. Trump yönetiminin Rusya ile Amerika arasındaki ekonomik diyaloğu geliştirme yönünde güçlü bir iradesi olduğunu görüyoruz. Bugün hem kültürel hem de ticari alanda iki ayrı diyalog kanalının işlediğine şahit oluyoruz. İletişimi koparmamak en önemli unsurdur. Biden döneminde neredeyse hiçbir iletişim kanalı açık değildi. Şimdi ise doğru yönde ilerliyoruz ve Rusya hükümetiyle de son derece aktif bir işbirliği yürütüyoruz.”
Mevcut Washington yönetiminin ekonomik öncelikleri ile Amerikan iş dünyasının çıkarlarının örtüştüğünü dile getiren Agee, küresel jeopolitik gelişmelerin iki ülkeyi doğal birer ortak haline getirdiğini kaydetti.
Ortadoğu’daki istikrarsızlığın ve deniz ticaret yollarındaki risklerin bu ortaklığı kaçınılmaz kıldığını belirten Agee, konuyu şöyle detaylandırdı:
“Yönetimin öncelikleri ile iş dünyasının çıkarları tamamen örtüşüyor. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan son gelişmelerin, Washington yönetimini Rusya ve Amerika’nın doğal ortaklar olduğu konusunda bir kez daha ikna ettiğini düşünüyorum. Rusya’nın sahip olduğu her şeye Amerika’nın ihtiyacı var, aynı durum tersi için de geçerli. Amerika, Rusya’nın satın almak isteyeceği teknolojilere ve ürünlere sahip. Bu tam anlamıyla bir karşılıklı bağımlılık ilişkisidir. Tüm dünya Ortadoğu’daki gerilimin tırmanmasının sonuçlarını izlerken, Rusya ile ABD arasındaki ekonomik işbirliği perspektifinin çok daha ikna edici hale geldiği görülüyor.”
Son olarak iki ülke arasındaki vize işlemlerinin kolaylaştırılması ve diplomatik temsilciliklerin yeniden açılması hususuna değinen Robert Agee, bu konunun iş dünyası için taşıdığı hayati önemi vurguladı.
Ticari ilişkilerin canlanabilmesi için seyahat engellerinin aşılması gerektiğini belirten Agee, mülakatı şu sözlerle tamamladı:
“Bu bizim de sürekli gündeme getirdiğimiz son derece yerinde bir sorudur. Hatırlayacak olursanız, geçmiş dönemlerde en azından diplomatik vizelerden başlanması ve konsoloslukların yeniden faaliyete geçirilmesi konusunda ortak bir anlayış oluşmuştu. Hem Washington’da hem de Moskova’da bu konunun bir an önce çözüme kavuşturulması yönünde tavsiyelerde bulunmaya devam edeceğiz. Bu sorunun aşılması iş dünyasını fazlasıyla memnun edecektir. Gelişmeleri ümitle bekliyoruz.”
Rusya
Bütçeye 838 milyar ruble: Rusya kamu temettü hedefini büyütüyor

Rusya Maliye Bakanlığı, 2027 yılı bütçe tasarısında kamu şirketlerinden sağlanacak kâr payı gelir hedefini 838,4 milyar rubleye çıkardı. Gelecek yıl bütçe açığının yaklaşık yüzde 2 seviyesinde kalması beklenirken, kamu bankası Sberbank tek başına 500 milyar rublelik kaynak sağlayacak.
Rusya Maliye Bakanlığı, devlete ait şirketlerden federal bütçeye aktarılacak kâr payı gelirlerine yönelik beklentilerini yukarı yönlü güncelledi.
2027-2029 bütçe yasa tasarısının gerekçe metnine göre Moskova, 2027 yılında kamu iştiraklerinden 838,4 milyar ruble temettü geliri hedefliyor.
Hükümet, 2026 bütçe tasarısında kâr payı gelirini başlangıçta 703 milyar ruble olarak öngörmüş, ardından bu tahmini 807,6 milyar rubleye yükseltmişti.
Yeni taslakta temettü gelirlerinin 2028’de 914 milyar rubleye, 2029’da ise 985,6 milyar rubleye ulaşması planlanıyor.
Belgede, kâr payı gelirlerindeki artışın makroekonomik göstergelerdeki toparlanma, şirketlerin olumlu beklentileri ve finansal piyasalardaki seyre dayandığı kaydedildi.
Hazineye aktarılacak kâr paylarında en büyük payı Sberbank üstlenecek. 2026 yılı bilançosunda rekor net kâr hedefleyen kamu bankası, bu kârın yarısını hissedarlarına dağıtmayı amaçlıyor.
Böylece Rusya bütçesine 2027 yılında Sberbank kaynaklı yaklaşık 500 milyar ruble aktarılması bekleniyor. Banka, 2025 yılı sonuçlarına dayanarak 2026’da toplam 850,17 milyar ruble kâr payı ödemiş, hakim ortak konumundaki devlet bu tutarın yarısı olan 425,1 milyar rubleyi kasasına koymuştu.
Bütçedeki kâr payı projeksiyonu, hem borsada işlem gören halka açık şirketleri hem de hisseleri işlem görmeyen kamu kuruluşlarını içeriyor.
Maliye Bakanlığı, 2027 yılı ile 2028 ve 2029 planlama dönemini kapsayan yasa teklifi paketini 24 Eylül’de hükümete sundu.
Gelecek yıl için bütçe gelirlerinin 43,3 trilyon ruble, harcamaların ise 48,8 trilyon ruble düzeyinde gerçekleşmesi öngörülüyor.
Önümüzdeki üç yıllık dönemde bütçe açığının yaklaşık yüzde 2 seviyesinde kalması hedefleniyor. Bakanlık ayrıca 2027 yılında devletin borçlanma hacmini 2,3 trilyon ruble artırmayı planlıyor.
Taslakta gösterge petrol fiyatı varil başına 50 dolar olarak belirlendi. Gerçekleşen petrol fiyatının bu eşiği aşması durumunda elde edilecek ek gelirler Ulusal Refah Fonu’na aktarılacak.
Bakanlığın bütçe paketinde vergi sistemine yönelik bir dizi düzenleme de yer aldı. Bu kapsamda gerçek kişilerin pasif gelirlerine yüzde 13 ila 22 aralığındaki beş basamaklı artan oranlı gelir vergisinin uygulanması, yatırım fonlarının pasif gelirlerine yüzde 15 kurumlar vergisi yükümlülüğü getirilmesi, “C” tipi hesaplara yerleşik olmayanlar adına ödenen temettülerdeki kurumlar vergisinin yüzde 35’e çıkarılması ve madencilik ile metalurji sektöründeki tabii kaynak rantı vergilerinin yeniden düzenlenmesi önerildi.
Borsadaki şirketlerin temettü dağıtımına ilişkin Alfa-Bank verileri ise farklı bir eğilime işaret ediyor. Moskova Borsası geniş pazar endeksinde (MOEXIBMI) yer alan 100 şirketten 49’u 2025 mali yılında kâr payı dağıtırken, analistler 2026 bilançolarıyla bu sayının 37’ye gerilemesini bekliyor.
Bankanın ağustos sonunda açıkladığı 12 aylık projeksiyona göre, halka açık şirketlerin dağıtacağı kâr paylarında petrol ve doğalgaz sektörü 1,7 trilyon ruble ile ilk sırada yer alıyor.
Finans sektörünün 1,2 trilyon ruble, bilişim ve telekomünikasyonun 252 milyar ruble, madencilik ve metal sektörünün 186 milyar ruble, tüketim sektörünün 110 milyar ruble, diğer sektörlerin ise 70 milyar ruble kâr payı dağıtacağı tahmin ediliyor.
Rusya
Duma yeni döneme başladı: Putin’den sosyal taahhüt ve kalite vurgusu

Rusya Devlet Duması dokuzuncu yasama dönemine başlarken Vladimir Putin milletvekillerinden sosyal vaatlerin karşılanmasını ve yasa kalitesinin korunmasını istedi. Seçimlerde 349 sandalye ile anayasal çoğunluğu koruyan Birleşik Rusya’nın yanı sıra dört parti daha meclise girdi. Putin genel kurulun ardından Kremlin’de parlamento temsilcilerini kabul etti.
Rusya parlamentosunun alt kanadı Devlet Duması, dokuzuncu yasama döneminin ilk genel kurul toplantısını gerçekleştirdi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, genel kurula hitabında milletvekillerine seslenerek seçmenlerin güvenini boşa çıkarmama ve vatandaşlara yönelik sosyal taahhütleri eksiksiz yerine getirme çağrısı yaptı.
Putin, devletin temel kalkınma alanlarında öncü konuma ulaşması için kamu kurumlarının mevzuatı geliştirmek üzere eş güdüm içinde çalışması gerektiğini söyledi.
Hızlı teknolojik dönüşüm çağında Rusya’nın bu tür değişimlerin ön saflarında yer alması gerektiğini savunan Putin, ülkenin bunun için gereken olanaklara, birikime ve iç kaynaklara sahip olduğunu dile getirdi.
Devlet Duması’nın hükümet, bölgesel parlamentolar ve uzman çevrelerle ortaklık temelinde çalışacağını belirten Rus lider, anayasal çoğunluğu elde eden Birleşik Rusya partisinin diğer gruplarla ilişkilerinde demokratik ilkelere bağlı kalacağına inandığını kaydetti.
Milletvekillerinin öncelikli görevleri arasında demografi ve ailelerin refah düzeyini yükseltme hedeflerini öne çıkaran Putin, bütçe hazırlıklarında kalıcı ekonomik büyüme ile yeni yatırım döngüsünün esas alınmasını istedi.
Yasa yapım sürecinde farklı görüşlerin ve toplumun taleplerinin gözetilmesi gerektiğini belirten Putin, “Süreler elbette mühim, hiçbir şeyi geciktirmemek gerekir. Ancak her yasanın niteliği ve işlerliği bundan da mühimdir” dedi.
18-20 Eylül 2026 tarihlerinde düzenlenen Devlet Duması seçimlerinin kesin sonuçlarına göre, yüzde 5’lik seçim barajını beş parti aştı.
Merkezi Seçim Komisyonu verilerine göre Birleşik Rusya 349 sandalye kazanırken, Rusya Federasyonu Komünist Partisi (KPRF) 37, Rusya Liberal Demokrat Partisi (LDPR) 23, Yeni İnsanlar 19, Adil Rusya ise 17 milletvekilliği elde etti. Tek sandalyeli seçim bölgelerinden gelen dört bağımsız aday ile Rodina partisinden bir temsilci de meclise girdi.
Putin, genel kurulun ardından mecliste temsil edilen siyasi partilerin yöneticileriyle Kremlin’de bir araya geldi. Toplantıya Devlet Duması Başkanlığı görevine yeniden aday gösterilen Vyaçeslav Volodin, Birleşik Rusya Genel Başkanı Dmitriy Medvedev, KPRF lideri Gennadiy Zyuganov, LDPR Genel Başkanı Leonid Slutskiy, Yeni İnsanlar Genel Başkan Yardımcısı Vladislav Davankov ve Adil Rusya Birinci Genel Başkan Yardımcısı Aleksandr Babakov katıldı.
Görüşmede seçim sürecini değerlendiren Putin, seçim komisyonlarının sınır bölgelerinde ve çatışma şartlarında görev yaptığını belirterek, üç günlük oylama yöntemi ile elektronik sistemlerin katılımı kolaylaştırdığını ve sandığa giden on milyonlarca seçmenin sonuçlara tartışmasız meşruiyet sağladığını söyledi.
Toplantıda söz alan KPRF lideri Zyuganov, partinin Devlet Başkanı ve Başkomutanın talimatlarını yerine getireceğini ifade etti.
Sandalye sayısını artıran LDPR’nin Genel Başkanı Slutskiy, 2021 seçimlerine kıyasla 2 milyon daha fazla oy aldıklarını ve askeri harekat katılımcılarına destek sağlayacaklarını kaydetti.
Adil Rusya temsilcisi Babakov meclisteki diyalog zeminini överken, Yeni İnsanlar temsilcisi Davankov katılım oranının neredeyse yüzde 60 düzeyine ulaştığını vurguladı.
Birleşik Rusya lideri Medvedev ise oylamayı sabote etme girişimlerinin ters teptiğini öne sürerek, 2032 yılına kadar ilhak edilen bölgelerin kalkınma düzeyini ülke geneline ulaştırmayı hedeflediklerini belirtti.
Rusya
Hindistan, Rus petrolü yerine pahalı tedarikçilere yöneliyor

Çin’in artan talebi ve azalan ihracat nedeniyle Hindistan’a Rus petrolü sevkiyatının sonbaharda daha da düşmesi bekleniyor. Hint rafinerileri eylül ayında nisan sonrasının en düşük alım seviyesini görürken BAE, Irak ve Angola’dan daha pahalı alternatiflere yöneliyor.
Hindistan’daki petrol rafinerileri, Rusya’nın ihracatındaki düşüş ve Çin ile yaşanan rekabet nedeniyle ekim ve kasım aylarında Rus petrolü sevkiyatının daha da azalmasını bekliyor.
Reuters haber ajansının kaynaklara dayandırdığı habere göre, yaşanan bu daralma ülkeyi yıl sonuna kadar daha pahalı alternatiflere yönelmeye zorlayacak.
Hindistan, 2022 yılından bu yana Rusya’nın Urals petrolünün en büyük alıcısı konumundaydı.
Ancak dünyanın en büyük ham petrol ithalatçısı Çin, İran ile yaşanan savaş ortamında Ortadoğu’dan gelen sevkiyatın azalması üzerine son aylarda Rusya’dan alımlarını artırmaya başladı. Bu da, bazı Hint rafinerilerinin yeterli miktarda Rus yakıtı temin edememesine yol açıyor.
Ajansa konuşan kaynaklardan biri, “Çin’den gelen talep gerçekten çok yüksekti. Kargo yüklemelerini önceden rezerve etmeye ve Hint rafinerilerine kıyasla daha yüksek fiyatlar ödemeye hazırdılar” dedi.
Analiz şirketi Kpler verilerine göre, Rusya’dan Hindistan’a yapılan petrol sevkiyatı eylül ayında günlük yaklaşık 1,75 milyon varile gerileyerek nisan ayından bu yana en düşük seviyesine indi.
Dünyanın üçüncü en büyük petrol ithalatçısı Hindistan’ın ithalatı, temmuz ayındaki günlük 2,79 milyon varil düzeyinden ağustos ayında 1,87 milyon varile düşmüştü.
Sevkiyatın azalması üzerine Hint rafinerileri Birleşik Arap Emirlikleri’nden Murban, Irak’tan Basra ve Angola menşeli yakıtları alarak daha pahalı tedarikçilere yönelmek zorunda kaldı.
Rusya’nın Yeni Delhi Büyükelçisi Denis Alipov ise Moskova’nın Güney Asya ülkesine gereksinim duyduğu kadar petrol sağlamaya hazır olduğunu söyledi.
Alipov, “Hindistan’a ne kadar gerekiyorsa o kadar petrol sağlamaya hazır olduğumuzu kamuoyu önünde defalarca dile getirdik” ifadesini kullandı.
Reuters, Kpler verilerine dayanarak Çin’in Rus petrolü için yürüttüğü rekabeti artırarak Hindistan’ı geride bıraktığını kaydetti. Çin daha önce ağırlıklı olarak Rusya’nın Asya limanlarından ESPO türü petrol alırken, Avrupa limanlarından yapılan ve çoğunlukla Urals türünü içeren sevkiyatın payı yüzde 31’e yükseldi.
Ajans ayrıca ağustos ayında Rus Urals petrolünün mayıstan bu yana ilk kez Brent göstergesine kıyasla primli satıldığını aktarmıştı.
Bloomberg ise Hindistan devletine ait petrol rafinerilerinin, Basra Körfezi bölgesinden gelen sevkiyatta yaşanan aksamalar nedeniyle 2027 yılı yıllık sözleşmeleri kapsamında ABD’den sıvılaştırılmış petrol gazı alımını yüzde 25’ten fazla artırmayı planladığını bildirdi.
Diplomasi2 hafta önceKanada, Birleşik Krallık liderliğindeki askeri koalisyona katılmak istiyor
Asya2 hafta önceÇin yapay zekâ, çipler ve akıllı fabrikalara büyük yatırım yapıyor
Asya2 hafta önceHindistan ve Vietnam, ‘Çin artı bir’ rekabetini ticari kazanıma dönüştürmeyi hedefliyor
Asya2 hafta önceFed’in faiz artışının ardından Çin parasal gevşemeye devam edecek mi?
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceABD, Yemen ile görüştü iddiası









