Rusya
‘Amerikan iş dünyası barış anlaşması ve yaptırımların kalkmasını bekliyor’

Rusya’daki Amerikan Ticaret Odası (AmCham) Üst Yöneticisi Robert Agee, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin geleceğini ve Amerikan şirketlerinin geri dönüş planlarını değerlendirdi. Ukrayna’daki çatışmaların çözüme kavuşmasının yaptırımların gevşetilmesi için temel şart olduğunu belirten Agee, iş dünyasının mevcut riskler karşısında temkinli duruşunu koruduğunu aktardı.
Rusya’daki Amerikan Ticaret Odası (AmCham) Üst Yöneticisi Robert Agee, Rusya’nın önde gelen ekonomi gazetelerinden Vedomosti’ye verdiği mülakatta, iki ülke arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin yeniden tesis edilme süreçlerine dair değerlendirmelerde bulundu.
Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu kapsamında gerçekleştirilen mülakatta Agee, Şubat 2025’ten bu yana ABD’nin Ukrayna krizinin çözümünde üstlenebileceği olası ara buluculuk rolüyle birlikte, Amerikan iş dünyasının Rusya pazarına dönüş takviminin de sıkça tartışıldığını anlattı.
Müzakere süreçleri ile ikili ekonomik ilişkilerin canlandırılması çabalarının eş zamanlı yürütülebileceğine dair beklentilere değinen Agee, aradan geçen süreye rağmen iki alanda da radikal bir ilerleme kaydedilemediğini belirtti.
Bunun arkasında ABD’nin kendi iç ve dış siyasi dinamiklerinin yattığını ifade eden AmCham Başkanı, mevcut şartlarda Amerikan şirketlerinin yönünü tamamen sahadaki çatışmanın nihai çözümüne çevirdiğini kaydetti.
Ekonomik ilişkilerin onarılmasına yönelik adımların yavaş fakat kararlı bir şekilde ilerlediğini dile getiren Robert Agee, süreci yavaşlatan temel unsuru şu sözlerle açıkladı:
“En büyük sorun, şimdiye kadar Ukrayna’daki çatışmanın çözümüne yönelik bir anlaşmaya varılamamış olmasıdır. Bu durum, ABD’nin uyguladığı tüm yaptırım paketlerinin yürürlükte kalmasına neden oluyor. Bizler bazı yaptırımların kaldırılması yönünde defalarca girişimde bulunduk. Washington’daki yeni yönetimin, özellikle ticaret, ekonomi ve iş dünyası perspektifinden Rusya ile ilişkileri geliştirmek istediğini düşünsem de devam eden çatışmalar ilişkilerde ciddi bir atılım gerçekleştirilmesine izin vermedi.”

“Başkan Trump yaptırım baskısını hukuken mümkün olan her alanda hafifletmek istiyor”
Yaptırımların kalıcı olup olmayacağı ve bu iklimde ekonomik ilişkilerin nasıl bir seyir izleyeceği konusuna açıklık getiren Agee, yaptırımların hukuki niteliklerine göre farklılık gösterdiğini hatırlattı.
ABD Başkanı’nın kararnameleriyle yürürlüğe giren kısıtlamaların çok daha hızlı esnetilebileceğine işaret eden Agee, şu ifadeleri kullandı:
“Farklı yaptırım türleri bulunuyor. Bunların bir kısmı başkanlık kararnameleriyle yürürlüğe kondu. Bu tür yaptırımları yarın bile kaldırmak mümkündür. Örneğin, eski ABD Başkanı Joe Biden tarafından getirilen yatırım yasağı buna bir örnektir. Biz bu kararın özellikle Amerikan iş dünyası için tamamen yanlış bir adım olduğunu düşünüyoruz. Diğer taraftan, Kongre tarafından onaylanmış bazı yaptırımlar da var ki bunları kaldırmak çok daha zor olacaktır. Çatışma sona erdiğinde, Başkan Donald Trump ve yönetiminin, yaptırım baskısını hukuken mümkün olan tüm alanlarda azami ölçüde hafifletmek niyetinde olduğunu biliyoruz.”
Amerikan Ticaret Odasının, yaptırımların esnetilmesi veya kaldırılması yönündeki talepleri doğrudan Amerikan makamlarına ileten yegane kurum olduğunu belirten Agee, bu konudaki lobi faaliyetlerini sürdürdüklerini bildirdi.
AmCham Üst Yöneticisi, “Şirketler bu taleplerini sadece bizim üzerimizden, Amerikan Ticaret Odası aracılığıyla yürütüyor. Amerikan hükümetini bazı yaptırımları kaldırmaya ikna etmeye çalışan tek organizasyon biziz. Şu anki öncelikli hedefimiz yatırım yasağının kaldırılmasıdır. Kozmetik ve sivil havacılık gibi sektörlerle yakından ilgileniyoruz. Amerikan hükümetine, bu alanlardaki yaptırımların çatışma tamamen sona ermeden önce de gevşetilebileceğini ve kaldırılması gerektiğini anlatmaya çalışıyoruz” dedi.
“Rusya şirketlerimizin küresel zorlukları aşmasını sağlayacak muazzam bir potansiyele sahip”
Rusya pazarının ve bu ülkeyle yeniden ticari bağlar kurulmasının hangi sektörler için öncelik taşıdığına değinen Agee, Rusya’nın sunduğu ekonomik fırsatların Amerikan firmaları için kritik önemde olduğunu vurguladı.
Rusya’nın küresel tedarik zincirindeki rolüne işaret eden Agee, şöyle konuştu:
“Rusya, şirketlerimizin günümüzdeki birçok küresel zorluğu aşmasını sağlayacak muazzam bir potansiyele sahip. Bu durum hem yüksek enerji fiyatları hem de gübre sektörü için geçerlidir. Rusya, dünyanın en büyük gübre üreticilerinden biridir. Bu ve benzeri ürünler kolaylıkla Amerika’ya ihraç edilebilir. Bunun yanı sıra, birçok Amerikan bilişim ve havacılık şirketi de gelişmeleri yakından takip ediyor. Bunlar daha önce burada faaliyet gösteren ve ayrılmak zorunda kalan şirketlerdir. Buradan ayrılmayı kendileri istemedi. Bu nedenle şu an burada işlerine yeniden başlamak için fırsat kolluyorlar.”
İki ülke arasındaki geleceğe yönelik ekonomik ilişkilerin sadece ticaretin artırılmasıyla sınırlı kalmayacağını, büyük ölçekli ortak projeleri de kapsayacağını öngören Agee, tarihsel yatırım verilerine dikkat çekti.
Geçmiş yıllarda Amerikan şirketlerinin Rusya ekonomisine 100 milyar dolardan fazla doğrudan yatırım yaptığını hatırlatan Agee, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İlişkilerin hem ticaret hem de ortak projeler boyutunda gelişeceğini düşünüyorum. Ancak ABD’nin Rusya ile ekonomik ilişkiler kurmadaki temel yaklaşımı her zaman yatırımlara dayanmıştır. Şirketlerimiz uzun yıllar boyunca Rusya ekonomisine 100 milyar doların üzerinde yatırım yaptı. Amerikan şirketlerinin bir kısmı burada kalmayı tercih etti; şu anda da başarılı bir şekilde faaliyet gösteriyorlar, çok sayıda fabrikaları ve on binlerce çalışanları var. Rusya ekonomisine yeni yatırımlar yapma konusunda ilk sırada enerji şirketlerinin yer alacağını düşünüyorum. Potansiyel işbirliği ve yatırım açısından bir diğer önemli alan ise uzay sektörüdür. Bu alanda kelimenin tam anlamıyla trilyonlarca dolarlık devasa bir potansiyel olduğuna inanıyorum.”
“Başkan Trump Rusya’dan gelecek yeni yatırımları memnuniyetle karşılar”
ABD pazarının Rus sermayesine ve yatırımlarına açık olup olmadığı yönündeki soruyu yanıtlayan Robert Agee, Washington yönetiminin yabancı yatırımlara sıcak baktığını ifade etti.
Geçmişte alüminyum ve gübre sektörlerinde bu yönde projeler geliştirildiğini anımsatan Agee, “ABD pazarının Rus yatırımlarına açık olduğunu ve bunun memnuniyetle karşılanacağını düşünüyorum. Geçmişte alüminyum ve gübre alanlarında gerçekleştirilen yatırım projeleri vardı. Yatırım yapılabilecek alanlar mevcut. Rus yatırımcıların yaptırım riskleri nedeniyle buna ne kadar hazır olduğunu kestirmek zor ancak genel olarak Trump yönetiminin Rusya’dan gelecek yeni yatırımları memnuniyetle karşılayacağını söyleyebilirim” değerlendirmesini yaptı.
Kısıtlamaların tamamen kaldırılmadığı ancak gevşetildiği bir senaryoda Amerikan şirketlerinin geri dönüşe hazır olduğunu belirten Agee, her şirketin kendi risk analizine göre hareket ettiğini aktardı.
Geri dönüşlerin aşamalı olacağını ve öncü şirketlerin başarısının diğer aktörleri de cesaretlendireceğini ifade eden AmCham Başkanı, teknik hazırlıkların şimdiden başladığını şu sözlerle duyurdu:
“Her şirketin kendine özgü bir karar alma mekanizması vardır. İlk fırsatta Rusya’ya dönmeye ve faaliyetlerini yeniden başlatmaya hazır birkaç şirket biliyorum. Buradaki en kritik husus, bu geri dönüşlerin başarılı bir şekilde gerçekleşmesidir. Çünkü dönecek ilk firmalar diğerlerine her şeyin yolunda gittiğini gösterecek ve böylece geri dönüş dalgası büyüyecektir. Tabii ki süreç bir günde başlamayacak; öncelikle teknik şartnamelerin ve yasal belgelerin hazırlanması gerekiyor. Bana ulaşan bilgilere göre, bu konuda şimdiden bazı görüşmeler yürütülüyor.”
Rusya’nın coğrafi ve beşeri avantajlarının yeni nesil teknoloji yatırımları için ideal zemin sunduğunu belirten Agee, veri merkezleri alanındaki fırsatları şu şekilde özetledi:
“Kişisel görüşüme göre en umut verici alanlardan biri veri merkezleridir. Bu tesisler için Rusya’da fazlasıyla bulunan ucuz elektrik enerjisine, soğuk bir iklime ve bilişim alanında yetkin yetişmiş insan gücüne ihtiyaç duyuluyor. Rusya bu imkanların hepsine sahip. Bu alanın çok ciddi bir gelecek vadettiğini düşünüyorum ancak bunun için öncelikle yaptırımların kaldırılması gerekiyor, sonrasında işler hızla yoluna girecektir.”
“Trump döneminde ticari diyalog kurmak çok daha kolaylaştı”
AmCham olarak hem Rus hem de Amerikan resmi makamlarıyla ilişkilerinin son derece dengeli ve verimli ilerlediğini kaydeden Agee, iki ülke arasındaki ticari diplomaside üstlendikleri köprü rolüne dikkat çekti.
Joe Biden dönemi ile Donald Trump dönemini kıyaslayan Agee, şu tespitlerde bulundu:
“Her iki tarafla da mükemmel ilişkilerimiz var. Rusya Doğrudan Yatırım Fonu Başkanı Kirill Dmitrieyv ile birlikte Rusya ve Amerika arasındaki yegane ticari köprü konumundayız. Biden yönetiminde bu köprüyü korumak çok daha zordu fakat Başkan Trump döneminde süreç çok daha kolaylaştı. Trump yönetiminin Rusya ile Amerika arasındaki ekonomik diyaloğu geliştirme yönünde güçlü bir iradesi olduğunu görüyoruz. Bugün hem kültürel hem de ticari alanda iki ayrı diyalog kanalının işlediğine şahit oluyoruz. İletişimi koparmamak en önemli unsurdur. Biden döneminde neredeyse hiçbir iletişim kanalı açık değildi. Şimdi ise doğru yönde ilerliyoruz ve Rusya hükümetiyle de son derece aktif bir işbirliği yürütüyoruz.”
Mevcut Washington yönetiminin ekonomik öncelikleri ile Amerikan iş dünyasının çıkarlarının örtüştüğünü dile getiren Agee, küresel jeopolitik gelişmelerin iki ülkeyi doğal birer ortak haline getirdiğini kaydetti.
Ortadoğu’daki istikrarsızlığın ve deniz ticaret yollarındaki risklerin bu ortaklığı kaçınılmaz kıldığını belirten Agee, konuyu şöyle detaylandırdı:
“Yönetimin öncelikleri ile iş dünyasının çıkarları tamamen örtüşüyor. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan son gelişmelerin, Washington yönetimini Rusya ve Amerika’nın doğal ortaklar olduğu konusunda bir kez daha ikna ettiğini düşünüyorum. Rusya’nın sahip olduğu her şeye Amerika’nın ihtiyacı var, aynı durum tersi için de geçerli. Amerika, Rusya’nın satın almak isteyeceği teknolojilere ve ürünlere sahip. Bu tam anlamıyla bir karşılıklı bağımlılık ilişkisidir. Tüm dünya Ortadoğu’daki gerilimin tırmanmasının sonuçlarını izlerken, Rusya ile ABD arasındaki ekonomik işbirliği perspektifinin çok daha ikna edici hale geldiği görülüyor.”
Son olarak iki ülke arasındaki vize işlemlerinin kolaylaştırılması ve diplomatik temsilciliklerin yeniden açılması hususuna değinen Robert Agee, bu konunun iş dünyası için taşıdığı hayati önemi vurguladı.
Ticari ilişkilerin canlanabilmesi için seyahat engellerinin aşılması gerektiğini belirten Agee, mülakatı şu sözlerle tamamladı:
“Bu bizim de sürekli gündeme getirdiğimiz son derece yerinde bir sorudur. Hatırlayacak olursanız, geçmiş dönemlerde en azından diplomatik vizelerden başlanması ve konsoloslukların yeniden faaliyete geçirilmesi konusunda ortak bir anlayış oluşmuştu. Hem Washington’da hem de Moskova’da bu konunun bir an önce çözüme kavuşturulması yönünde tavsiyelerde bulunmaya devam edeceğiz. Bu sorunun aşılması iş dünyasını fazlasıyla memnun edecektir. Gelişmeleri ümitle bekliyoruz.”
Rusya
Rusya eski dev tahıl ihracatçısını 11,7 milyar rubleye sattı

Rusya’nın 2024 yılına kadar en büyük tahıl ihracatçısı olan Rodnıye Polya şirketi, devlet ihalelerinde başlangıç bedeli olan 11,7 milyar rubleye piyasada az tanınan Tiara Holdinge satıldı. Teklif veren başka bir firmanın çıkmadığı ihale, şirketin nisan ayındaki ilk satış girişiminin başarısız olmasının ardından fiyat indirimi usulüyle yeniden düzenlendi.
Rusya’nın 2024 yılına kadar en büyük tahıl ihracatçısı konumunda bulunan ve eski adı TD RİF olan Rodnıye Polya şirketi, devlet ihalelerinde başlangıç bedeli olan 11,7 milyar rubleye piyasada az tanınan Tiara Holding şirketine satıldı.
İhale protokolünden edinilen bilgilere göre, satış için başka herhangi bir satın alma başvurusu yapılmadı. Rusya Federal Vergi Servisi Birleşik Devlet Sicili (EGRYUL) verilerine göre Tiara Holding, Nisan 2025 tarihinde tescil edildi.
Ana faaliyet alanı holding şirketi faaliyetlerinin yanı sıra deniz taşımacılığı ve deniz limanları altyapısı olarak kaydedilen firmanın genel direktörlüğünü Dmitriy Şevçuk yürütüyor.
Satış koşulları cazip hale getirmek için değiştirildi
İhale, nisan ayında yapılan ve hiçbir başvurunun alınmadığı başarısız ilk girişimin ardından tekrarlandı. İkinci denemede ihale koşulları değiştirilerek fiyat düşürme usulü uygulandı.
Yeni ihale öncesinde Rusya Federal Devlet Mülkiyeti Yönetim Ajansı (Rosimuşçestvo), Rodnıye Polya şirketinden talep ettiği 16,3 milyar ruble tutarındaki temettü ödemesi talebini geri çekti.
Bu adımın ihalenin cazibesini artırmak amacıyla atıldığı belirtildi. Satışa sunulan lotun içeriğinde Azak liman terminali ile ilişkili altyapı, on bir adet nehir ve deniz gemisi ile Moskova, Rostov-na-Donu ve Rostov bölgesinde bulunan arazi parselleri yer aldı.
Sezonda on milyon tondan fazla ihracat gerçekleştiren TD RİF firmasının faaliyetleri, Rusya Federal Veterinerlik ve Bitki Sağlığı Gözetim Servisinin (Rosselhoznadzor) tahıl kalitesine yönelik şikayetleri ve bitki sağlığı sertifikalarının verilmesini önemli ölçüde geciktirmesiyle 2024 yılının ilkbaharında durma noktasına gelmişti.
Bu gelişmeler üzerine RİF firmasının sahibi Pyotr Hodıkın, yıllık 4 milyon ton tahıl yükleme kapasitesine sahip Azak’taki liman faaliyetlerini durdurduğunu açıklamıştı. Şirketin adı daha sonra Rodnıye Polya olarak değiştirilmiş, ancak operasyon hacmi kademeli olarak sıfırlanmıştı.
Devletleştirme süreci hukuki gerekçelere dayandırıldı
Rodnıye Polya, Rusya Başsavcılığının açtığı dava sonucunda 2025 yılının hemen başında devlet mülkiyetine devredilmişti.
Geçen yılın mayıs ayında ise şirket, Rusya Tarım Bankası (Rosselhozbank) iştiraki olan RSHB-Finance şirketinin yönetimine geçmişti. Başsavcılığın açtığı dava, Hodıkın’in Saint Kitts ve Nevis Federasyonu vatandaşlığı ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) oturum iznine sahip olması gerekçesine dayandırılmıştı.
Savcıların değerlendirmesine göre, Rodnıye Polya firmasının Azak deniz limanındaki tahıl yükleme pazarındaki payı yüzde 20’yi aşarak stratejik öneme sahip şirketlerdeki yabancı yatırımları düzenleyen 57-FZ sayılı kanun kapsamına giriyordu.
Hodıkın mahkeme kararına karşı yaptığı itirazlardan sonuç alamadı ve varlığını koruyabilmek amacıyla yabancı vatandaşlığından da feragat etti.
Reuters’a konuşan şirketin ilk satış girişimi sırasında sektör kaynakları, varlığa en büyük gübre üreticilerinden biri olan Uralhim’in ilgi gösterdiğini bildirmişti.
Rus devlet bankası VTB’nin başkanı Andrey Kostin de ihaleye katılabileceklerini belirtmiş, fakat daha sonra tarımla ilgili varlıklardan tamamen çekilme planları olduğunu açıklamıştı.
Kaynaklar ayrıca Rodnıye Polya’yı satın alabilecek şirketler arasında tahıl holdingi Demetra ve GAP Resurs firmalarının da adını anmıştı.
Rusya
Rusya’da bütçe açığı haziranda 5,7 trilyon rubleye geriledi

Rusya’da federal bütçe açığı 2026’nın ilk yarısında 5,7 trilyon rubleye inse de yıl başından bu yana hâlâ yüksek seviyesini korudu. Uzmanlar, harcama artışındaki yavaşlama, vergi gelirlerindeki yükseliş ve hazirandaki güçlü petrol gelirlerinin açığın daralmasına katkı sağladığını, ancak yıl sonunda açığın resmi hedefi aşmasının beklendiğini belirtiyor.
Rusya Maliye Bakanlığı’nın 9 Temmuz’da yayımladığı ön bütçe gerçekleşme verilerine göre federal bütçe açığı, Ocak Haziran 2026 döneminde 5,7 trilyon rubleye, yani GSYH’nin yüzde 2,5’ine geriledi. Böylece yıl başından bu yana ilk kez bütçe açığında düşüş görüldü. Haziranda gelirlerle giderler arasındaki fark önceki aya göre yüzde 5, yaklaşık 279 milyar ruble azaldı. Buna karşın açık, geçen yılın aynı döneminin 2,3 trilyon ruble üzerinde ve 2026 yılı için öngörülen 3,78 trilyon rublelik hedefin yaklaşık yüzde 50 üzerinde bulunuyor.
Makroekonomik Analiz ve Kısa Vadeli Tahmin Merkezi (TsMAKP) uzmanı Emil Ablayev, Vedomosti gazetesine verdiği demeçte, bütçe açığındaki gerilemenin, yılın başında öne çekilen avans harcamalarının etkisinin kademeli olarak zayıflamasından kaynaklandığını belirtti.
Haziranda bütçe harcamaları 3,56 trilyon rubleye yükselerek yüzde 17,13 arttı. İlk altı ayda toplam harcama 24,35 trilyon rubleye ulaşırken geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 16,1 artış kaydetti.
Maliye Bakanlığı da harcamalardaki hızlı seyrin, sözleşmelerin erken imzalanması ve bazı kalemlerde avans ödemeleri yapılmasından kaynaklandığını yineledi.
Bütçe gelirleri ise harcamalara kıyasla daha sınırlı arttı. İlk yarıda toplam gelirler yıllık bazda yüzde 5,8 yükselerek 18,6 trilyon rubleye çıktı. Haziran ayında ise gelirler yüzde 25,85 artışla 3,82 trilyon rubleye ulaştı.
Petrol dışı vergi gelirleri hızlandı
Ablayev, bütçe açığının daralmasında petrol dışı gelirlerdeki ivmelenmenin de etkili olduğunu söyledi. Ocak Mayıs döneminde yıllık artış yüzde 12’nin biraz üzerindeyken, Ocak Haziran döneminde yüzde 16,3’e yükseldi. Petrol dışı gelirler ilk yarıda 14,96 trilyon rubleye ulaştı. Haziran ayında ise bu gelirler yıllık bazda yüzde 26,75 artarak 3,1 trilyon ruble oldu.
Freedom Global Baş Analisti Natalya Milçakova’ya göre bu artışta, 1 Ocak’tan itibaren KDV oranındaki yükseliş ile yüksek gelir grubuna uygulanan gelir vergisi ve kurumlar vergisindeki önceki artışlar etkili oldu. İlk altı ayda KDV gelirleri yüzde 22,6 artışla 8,58 trilyon rubleye çıktı.
Ablayev, KDV’nin iç talep, tüketim ve ithalata en hızlı tepki veren vergi kalemi olduğunu, bu nedenle artışın iç talebin sürdüğüne işaret ettiğini belirtti.
Vergi tahsilatındaki iyileşme ile kayıt dışılığın azalmasının da bu tabloyu desteklediğini ifade eden Ablayev, 2025’in ikinci çeyreğinde rublenin güçlü seyretmesi nedeniyle ithalata bağlı KDV gelirlerinin yıllık bazda daha sınırlı olumsuz etki yarattığını kaydetti.
Uzmanlara göre yılın ikinci yarısında petrol dışı gelirlerin seyri, tüketici talebindeki yavaşlama, ithalat, ruble kuru ve petrol dışı ihracatçıların vergi performansına bağlı olacak.
NRA Derecelendirme Servisi Genel Müdürü Sergey Klisenko, petrol dışı gelir artışının ilk yarıdaki yüzde 16 seviyesinden yüzde 12 ila 14 aralığına gerileyebileceğini, ancak bunun 2026 hedeflerinin yakalanması hatta aşılması için yeterli olacağını öngördü.
Rafinerilere yönelik saldırılar Rusya bütçesinde kayba yol açtı
Petrol gelirleri haziranda toparlandı
Klisenko’ya göre hazirandaki bütçe fazlası yaklaşık 280 milyar ruble oldu ve bunun büyük bölümü petrol ve doğal gaz gelirlerindeki güçlü performanstan kaynaklandı.
Bu gelirler, Ocak Şubat ortalamasının yaklaşık yüzde 65 üzerine çıktı. Uzman, artışı büyük ölçüde mayıs ayında Rus petrol fiyatlarının yüksek seyretmesine bağladı.
Petrol ve doğal gaz gelirleri haziranda mayısa göre 4,7 milyar ruble artarak 683,6 milyar rubleye yükseldi. Ancak ilk yarı toplamı 3,66 trilyon rublede kaldı ve geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 22,7 geriledi.
Ablayev, ilk yarıdaki düşüşün temel nedenlerinin güçlü ruble, vergi tahsilatındaki gecikmeli etkiler ve gelirlerin yapısı olduğunu söyledi.
Klisenko ise bütçe hesaplamalarında dolar kurunun ortalama 92,2 ruble öngörülmesine karşın ilk yarıda ortalamanın 77,2 rublede kalmasının bütçeyi 1,5 ila 2 trilyon ruble petrol ve gaz gelirinden mahrum bıraktığını hesapladı.
ABD ile İran arasındaki çatışma ve ardından Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının etkisiyle ilkbaharda yükselen petrol ve doğal gaz fiyatları yaz aylarında yeniden geriledi.
Rusya Ekonomi Bakanlığı verilerine göre Urals petrolünün ortalama fiyatı şubatta varil başına 44,59 dolar iken nisanda 94,87 dolara çıktı, mayısta 86,52 dolara ve haziranda 63,52 dolara geriledi.
Ablayev, temmuz ayında ikinci çeyreğe ait ek gelir vergisinin bütçeye yansımasıyla petrol ve doğal gaz gelirlerinde belirgin iyileşme görülebileceğini söyledi. Bununla birlikte yıl sonu performansının petrol iskontosu, Rus petrolüne talep, ruble kuru ve iç akaryakıt piyasasındaki gelişmelere bağlı olacağını, rafineri sübvansiyonlarının ve dengeleme ödemelerinin artmasının gelirleri sınırlayabileceğini belirtti. Uzman, yıl sonunda petrol ve doğal gaz gelirlerinin 2025’in üzerinde ancak bütçe hedeflerinin altında kalmasını bekliyor.
Uzmanlar yıl sonu açığının hedefi aşmasını bekliyor
Ablayev, bütçe gerçekleşmelerinin hâlâ baskı altında olduğunu, harcamaların geçen yılın belirgin üzerinde seyrettiğini ve bütçe açığının ilk tahminleri aştığını söyledi. Uzman, yıl sonunda açığın GSYH’nin yüzde 3 ila 3,5’ine, yani yaklaşık 6,5 ila 7,5 trilyon rubleye ulaşabileceğini, bunun da bütçe kuralından sapma ve daha fazla borçlanma gerektireceğini belirtti.
VTB Grubu Baş Ekonomisti Rodion Latıpov ise planlanan 3,8 trilyon rublelik açığın aşılmasının temel nedeninin, güçlü ruble nedeniyle petrol ve gaz gelirlerinde yaklaşık 1,5 trilyon rublelik eksiklik ve harcamalardaki olası sapmalar olacağını öngördü. Latıpov, harcamalardaki olası ek artışlar hariç tutulduğunda yıl sonu açığının yaklaşık 5 trilyon ruble olmasını bekliyor.
Milçakova, bütçe açığının yıl sonunda büyük olasılıkla GSYH’nin yüzde 2,5’i düzeyinde kalacağını, bunun başlıca nedenlerinin zayıf petrol ve gaz gelirleri ile özellikle akaryakıt krizi nedeniyle artması beklenen kamu harcamaları, rafineri sübvansiyonları ve dengeleme ödemeleri olduğunu söyledi.
Klisenko ise açığın GSYH’nin yüzde 2,5 ila 3’üne, yani yaklaşık 6 ila 7 trilyon rubleye ulaşacağını tahmin etti.
Ablayev, yüksek bütçe açığının iç talebi destekleyerek enflasyonun hızlı biçimde yavaşlamasını zorlaştırdığını, ancak dengeleme ödemeleri gibi bazı uygulamaların özellikle akaryakıt piyasasında fiyat baskısını sınırladığını belirtti.
Klisenko, bütçe açığının GSYH’nin yüzde 1,6’sından yüzde 2,5’ine çıkmasının kritik olmadığını ve enflasyona etkisinin 1 puanı aşmadığını ifade etti.
Latıpov ise bütçenin para arzı ve toplam nominal talep üzerindeki etkisinin federal bütçe açığından değil, kamu yönetimine yönelik net alacaklardaki değişimden ölçülmesinin daha doğru olacağını söyledi.
Bu göstergenin yıl başından bu yana yaklaşık 3 trilyon ruble arttığını ve bunun biriken bütçe açığından belirgin biçimde düşük kaldığını vurguladı.
Rusya
Rus milyarder Melniçenko: Küresel güvenlik için öngörülebilir bir Rusya gerekli

EuroChem ve SUEK şirketlerinin kurucusu Rus iş insanı Andrey Melniçenko, The Economist dergisinde yayımlanan makalesinde Batı’da Rusya için tartışılan dört senaryoyu eleştirdi. Bu senaryoların egemenlik kaybına yol açacağını belirten Melniçenko, küresel güvenliğin sağlanması için öngörülebilir ve egemen bir Rusya modelinin benimsenmesi gerektiğini savundu.
EuroChem ve SUEK şirketlerinin kurucusu Rus iş insanı Andrey Melniçenko, The Economist dergisi için kaleme aldığı “Rusya’nın Dağılması Dünya İçin Neden Zararlıdır” başlıklı makalesinde, Batı’da Ukrayna çatışmasının sona ermesinin ardından Rusya’nın geleceğine yönelik tartışılan dört senaryoyu değerlendirdi.
Melniçenko, Batı’da öne çıkan bu senaryoların siyasi yorum farklarına rağmen Rusya’nın egemenliğini kaybetmesi veya sınırlandırılması sonucunu doğurduğunu ve bunun da sorumlu davranış sergilemesini sağlayacak tek mekanizmayı yok ettiğini yazdı.
Melniçenko, Batı’nın tartıştığı senaryoların yerine, egemen ve “öngörülebilir” bir Rusya modelinin küresel istikrar açısından daha yapıcı olduğunu savundu.
Egemen bir Rusya’nın her ülke için konforlu bir ortak olmayabileceğini belirten iş insanı, “Ancak uzun vadede bu model alternatiflerden daha faydalı olacaktır. Dış aktörler için tercih, dost veya düşman bir Rusya arasında değil; davranışı öngörülebilir bir Rusya ile geleceği belirsiz bir Rusya arasındadır. Günümüz dünyasında öngörülebilirlik, sempatiden daha önemlidir” ifadelerini kullandı.
Melniçenko makalesinde Batılı çevrelerde tartışılan senaryoların ayrıntılarına değindi. İlk senaryoya göre Rusya, “Batı’nın çeperinde sıkışmış, gururu kırılmış bir ülke” haline gelecek. İş insanı, bu durumun uzun vadede agresif bir revizyonizmi tetikleyeceğini vurgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı:
“Versay Antlaşması yeni bir düzen kurmadı, sadece ertelenmiş bir enerjinin birikmesine yol açtı. Rusya, Weimar Almanyası değildir ve modern dünya da 1920’leri birebir kopyalamaz; fakat yapısal mantık geçerliliğini korur: Büyük ve tarihi bir ulusun egemenliği kırılırsa, bu durum nadiren kalıcı olur. Egemenlik, daha tehlikeli bir biçimde geri döner.”
İkinci senaryo, Rusya’nın Batı merkezli kalkınma yolunu Çin ile değiştirerek Pekin’in etki alanına girmesini öngörüyor.
Rusya’nın Çin’in tedarik zincirlerine entegre olacağını, pazar, teknoloji ve finansmana erişim sağlayacağını kaydeden Melniçenko, buna karşılık ülkenin hammadde, coğrafi konum ve stratejik derinlik sunacağını belirtti.
İş insanı, “Kısa vadede bu durum rasyonel bir uzlaşı gibi görünse de uzun vadede sadece bağımlılığın adresini değiştirir” diye yazdı.
Üçüncü olasılık olarak Rusya’nın kontrolsüz bir şekilde parçalanması tartışılıyor. Melniçenko, bu durumda nükleer cephanelik, kaynaklar, sınırlar ve tarih üzerinde hızlı bir mücadele başlayacağını kaydetti.
Parçalanma senaryosunun, nükleer caydırıcılığı etkili kılan toplumsal bütünlüğü de yok edeceğini savunan iş insanı, “Ukrayna’daki trajedi de dahil olmak üzere Sovyet sonrası dönemdeki çatışmalarda ödenen bedeller, benim görüşüme göre böyle bir sonucu imkansız kılmaktadır” değerlendirmesinde bulundu.
Dördüncü senaryo ise Rusya’nın dış dünyaya kapalı, mobilize olmuş ve sürekli kuşatma altında yaşayan bir “kale” devletine dönüşmesini içeriyor.
Melniçenko, teknoloji, bilim, sermaye ve toplumsal güvenin sürekli olağanüstü hal koşullarında gelişemeyeceğine dikkat çekerek, “Böyle bir düzen savaşı bitirmez; aksine çatışmayı geçici bir olay olmaktan çıkarıp devletin temel örgütlenme biçimi haline getirir” dedi.
Dünyanın kendi alanlarında en büyükleri arasında yer alan gübre üreticisi EuroChem ve kömür şirketi SUEK’in kurucusu olan Melniçenko, her iki şirkette de yönetim kurulu üyeliği görevlerinde bulundu.
Melniçenko, Avrupa Birliği’nin kendisine yönelik yaptırımlar uygulamaya koymasından bir gün önce, 8 Mart’ta bu şirketlerin lehdarı olmaktan çıktı. Şirketlerin mülkiyeti, Reuters’ın kaynaklarına dayandırdığı habere göre eşi Aleksandra Melniçenko’ya geçti. Bloomberg, 1 Temmuz itibarıyla iş insanının servetini 20,6 milyar dolar olarak tahmin etti.
Gelecek senaryolarının tartışılması gerektiğini fakat bu tartışmaların çatışmanın sona ermesinden sonra ve Rusya’nın kendi içinde yapılması gerektiğini belirten Melniçenko, dünyanın önündeki seçimi şu sözlerle özetledi:
“Bu seçim, Rusya’yı sevmek ya da ondan nefret etmek, cezalandırmak ya da affetmek, ahlaki netlik ya da siyasi oportünizm arasında bir tercih değildir. Bu, iki farklı gelecek arasında bir seçimdir: Birinde büyük güçler birbirlerinin egemenliğine yeniden saygı duymayı öğrenir, diğerinde ise her güç diğerlerini birer yönetim nesnesine indirgemeye çalışır. İkinci yol bizi zaten bugünkü noktaya getirdi.”
Öte yana, 8 Temmuz’da Ankara’da düzenlenen NATO zirvesinin katılımcıları, yayımladıkları ortak bildiride Rusya’nın “Avro-Atlantik güvenliği ve istikrarına yönelik uzun vadeli bir tehdit oluşturduğunu” belirtti.
İttifak, Rusya ile olası bir çatışmaya ilişkin endişelerini sık sık dile getirirken, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte de üye ülkelere Rusya kaynaklı tehditler karşısında “saf olmama” ve savunma harcamalarını artırma çağrısında bulundu.
Moskova ise Avrupa’ya saldırma niyetinin bulunmadığını defalarca vurguladı.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ittifakla bir savaş için jeopolitik, ekonomik veya askeri hiçbir neden olmadığını belirtmekle birlikte, “tüm NATO ülkelerinin Rusya ile savaş halinde olduğunu” ifade etti.
Söyleşi2 hafta önce“Kapitalizmin özgürlükçü bir toplumsal düzene ihtiyacı yoktur”
Rusya2 hafta önce“Planlarımızda Kiev rejimini kurtarmak yok”
Dünya Basını2 hafta önceCSIS: Ankara Zirvesi ‘NATO 3.0’ın Sahadaki Yansıması
Dünya Basını1 hafta önceİktisatçı Ann Pettifor: Faiz sistemi ekolojiyi tahrip ediyor
Dünya Basını2 hafta önceABD’nin Japonya’daki füze hamleleri Çin’e net mesaj veriyor
Dünya Basını2 hafta önceFransız iktisatçı Sapir: Avrupa ekonomilerinde kimyasal şok etkisini gösterecek
Görüş6 gün önceZirve Salonunda Konuşulmayacak Hikâye: NATO Üyeliğinin Gerçek Bedeli
Diplomasi2 gün önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı









