Bizi Takip Edin

Rusya

‘Amerikan iş dünyası barış anlaşması ve yaptırımların kalkmasını bekliyor’

Yayınlanma

Rusya’daki Amerikan Ticaret Odası (AmCham) Üst Yöneticisi Robert Agee, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin geleceğini ve Amerikan şirketlerinin geri dönüş planlarını değerlendirdi. Ukrayna’daki çatışmaların çözüme kavuşmasının yaptırımların gevşetilmesi için temel şart olduğunu belirten Agee, iş dünyasının mevcut riskler karşısında temkinli duruşunu koruduğunu aktardı.

Rusya’daki Amerikan Ticaret Odası (AmCham) Üst Yöneticisi Robert Agee, Rusya’nın önde gelen ekonomi gazetelerinden Vedomosti’ye verdiği mülakatta, iki ülke arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin yeniden tesis edilme süreçlerine dair değerlendirmelerde bulundu.

Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu kapsamında gerçekleştirilen mülakatta Agee, Şubat 2025’ten bu yana ABD’nin Ukrayna krizinin çözümünde üstlenebileceği olası ara buluculuk rolüyle birlikte, Amerikan iş dünyasının Rusya pazarına dönüş takviminin de sıkça tartışıldığını anlattı.

Müzakere süreçleri ile ikili ekonomik ilişkilerin canlandırılması çabalarının eş zamanlı yürütülebileceğine dair beklentilere değinen Agee, aradan geçen süreye rağmen iki alanda da radikal bir ilerleme kaydedilemediğini belirtti.

Bunun arkasında ABD’nin kendi iç ve dış siyasi dinamiklerinin yattığını ifade eden AmCham Başkanı, mevcut şartlarda Amerikan şirketlerinin yönünü tamamen sahadaki çatışmanın nihai çözümüne çevirdiğini kaydetti.

Ekonomik ilişkilerin onarılmasına yönelik adımların yavaş fakat kararlı bir şekilde ilerlediğini dile getiren Robert Agee, süreci yavaşlatan temel unsuru şu sözlerle açıkladı:

“En büyük sorun, şimdiye kadar Ukrayna’daki çatışmanın çözümüne yönelik bir anlaşmaya varılamamış olmasıdır. Bu durum, ABD’nin uyguladığı tüm yaptırım paketlerinin yürürlükte kalmasına neden oluyor. Bizler bazı yaptırımların kaldırılması yönünde defalarca girişimde bulunduk. Washington’daki yeni yönetimin, özellikle ticaret, ekonomi ve iş dünyası perspektifinden Rusya ile ilişkileri geliştirmek istediğini düşünsem de devam eden çatışmalar ilişkilerde ciddi bir atılım gerçekleştirilmesine izin vermedi.”

“Başkan Trump yaptırım baskısını hukuken mümkün olan her alanda hafifletmek istiyor”

Yaptırımların kalıcı olup olmayacağı ve bu iklimde ekonomik ilişkilerin nasıl bir seyir izleyeceği konusuna açıklık getiren Agee, yaptırımların hukuki niteliklerine göre farklılık gösterdiğini hatırlattı.

ABD Başkanı’nın kararnameleriyle yürürlüğe giren kısıtlamaların çok daha hızlı esnetilebileceğine işaret eden Agee, şu ifadeleri kullandı:

“Farklı yaptırım türleri bulunuyor. Bunların bir kısmı başkanlık kararnameleriyle yürürlüğe kondu. Bu tür yaptırımları yarın bile kaldırmak mümkündür. Örneğin, eski ABD Başkanı Joe Biden tarafından getirilen yatırım yasağı buna bir örnektir. Biz bu kararın özellikle Amerikan iş dünyası için tamamen yanlış bir adım olduğunu düşünüyoruz. Diğer taraftan, Kongre tarafından onaylanmış bazı yaptırımlar da var ki bunları kaldırmak çok daha zor olacaktır. Çatışma sona erdiğinde, Başkan Donald Trump ve yönetiminin, yaptırım baskısını hukuken mümkün olan tüm alanlarda azami ölçüde hafifletmek niyetinde olduğunu biliyoruz.”

Amerikan Ticaret Odasının, yaptırımların esnetilmesi veya kaldırılması yönündeki talepleri doğrudan Amerikan makamlarına ileten yegane kurum olduğunu belirten Agee, bu konudaki lobi faaliyetlerini sürdürdüklerini bildirdi.

AmCham Üst Yöneticisi, “Şirketler bu taleplerini sadece bizim üzerimizden, Amerikan Ticaret Odası aracılığıyla yürütüyor. Amerikan hükümetini bazı yaptırımları kaldırmaya ikna etmeye çalışan tek organizasyon biziz. Şu anki öncelikli hedefimiz yatırım yasağının kaldırılmasıdır. Kozmetik ve sivil havacılık gibi sektörlerle yakından ilgileniyoruz. Amerikan hükümetine, bu alanlardaki yaptırımların çatışma tamamen sona ermeden önce de gevşetilebileceğini ve kaldırılması gerektiğini anlatmaya çalışıyoruz” dedi.

“Rusya şirketlerimizin küresel zorlukları aşmasını sağlayacak muazzam bir potansiyele sahip”

Rusya pazarının ve bu ülkeyle yeniden ticari bağlar kurulmasının hangi sektörler için öncelik taşıdığına değinen Agee, Rusya’nın sunduğu ekonomik fırsatların Amerikan firmaları için kritik önemde olduğunu vurguladı.

Rusya’nın küresel tedarik zincirindeki rolüne işaret eden Agee, şöyle konuştu:

“Rusya, şirketlerimizin günümüzdeki birçok küresel zorluğu aşmasını sağlayacak muazzam bir potansiyele sahip. Bu durum hem yüksek enerji fiyatları hem de gübre sektörü için geçerlidir. Rusya, dünyanın en büyük gübre üreticilerinden biridir. Bu ve benzeri ürünler kolaylıkla Amerika’ya ihraç edilebilir. Bunun yanı sıra, birçok Amerikan bilişim ve havacılık şirketi de gelişmeleri yakından takip ediyor. Bunlar daha önce burada faaliyet gösteren ve ayrılmak zorunda kalan şirketlerdir. Buradan ayrılmayı kendileri istemedi. Bu nedenle şu an burada işlerine yeniden başlamak için fırsat kolluyorlar.”

İki ülke arasındaki geleceğe yönelik ekonomik ilişkilerin sadece ticaretin artırılmasıyla sınırlı kalmayacağını, büyük ölçekli ortak projeleri de kapsayacağını öngören Agee, tarihsel yatırım verilerine dikkat çekti.

Geçmiş yıllarda Amerikan şirketlerinin Rusya ekonomisine 100 milyar dolardan fazla doğrudan yatırım yaptığını hatırlatan Agee, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İlişkilerin hem ticaret hem de ortak projeler boyutunda gelişeceğini düşünüyorum. Ancak ABD’nin Rusya ile ekonomik ilişkiler kurmadaki temel yaklaşımı her zaman yatırımlara dayanmıştır. Şirketlerimiz uzun yıllar boyunca Rusya ekonomisine 100 milyar doların üzerinde yatırım yaptı. Amerikan şirketlerinin bir kısmı burada kalmayı tercih etti; şu anda da başarılı bir şekilde faaliyet gösteriyorlar, çok sayıda fabrikaları ve on binlerce çalışanları var. Rusya ekonomisine yeni yatırımlar yapma konusunda ilk sırada enerji şirketlerinin yer alacağını düşünüyorum. Potansiyel işbirliği ve yatırım açısından bir diğer önemli alan ise uzay sektörüdür. Bu alanda kelimenin tam anlamıyla trilyonlarca dolarlık devasa bir potansiyel olduğuna inanıyorum.”

“Başkan Trump Rusya’dan gelecek yeni yatırımları memnuniyetle karşılar”

ABD pazarının Rus sermayesine ve yatırımlarına açık olup olmadığı yönündeki soruyu yanıtlayan Robert Agee, Washington yönetiminin yabancı yatırımlara sıcak baktığını ifade etti.

Geçmişte alüminyum ve gübre sektörlerinde bu yönde projeler geliştirildiğini anımsatan Agee, “ABD pazarının Rus yatırımlarına açık olduğunu ve bunun memnuniyetle karşılanacağını düşünüyorum. Geçmişte alüminyum ve gübre alanlarında gerçekleştirilen yatırım projeleri vardı. Yatırım yapılabilecek alanlar mevcut. Rus yatırımcıların yaptırım riskleri nedeniyle buna ne kadar hazır olduğunu kestirmek zor ancak genel olarak Trump yönetiminin Rusya’dan gelecek yeni yatırımları memnuniyetle karşılayacağını söyleyebilirim” değerlendirmesini yaptı.

Kısıtlamaların tamamen kaldırılmadığı ancak gevşetildiği bir senaryoda Amerikan şirketlerinin geri dönüşe hazır olduğunu belirten Agee, her şirketin kendi risk analizine göre hareket ettiğini aktardı.

Geri dönüşlerin aşamalı olacağını ve öncü şirketlerin başarısının diğer aktörleri de cesaretlendireceğini ifade eden AmCham Başkanı, teknik hazırlıkların şimdiden başladığını şu sözlerle duyurdu:

“Her şirketin kendine özgü bir karar alma mekanizması vardır. İlk fırsatta Rusya’ya dönmeye ve faaliyetlerini yeniden başlatmaya hazır birkaç şirket biliyorum. Buradaki en kritik husus, bu geri dönüşlerin başarılı bir şekilde gerçekleşmesidir. Çünkü dönecek ilk firmalar diğerlerine her şeyin yolunda gittiğini gösterecek ve böylece geri dönüş dalgası büyüyecektir. Tabii ki süreç bir günde başlamayacak; öncelikle teknik şartnamelerin ve yasal belgelerin hazırlanması gerekiyor. Bana ulaşan bilgilere göre, bu konuda şimdiden bazı görüşmeler yürütülüyor.”

Rusya’nın coğrafi ve beşeri avantajlarının yeni nesil teknoloji yatırımları için ideal zemin sunduğunu belirten Agee, veri merkezleri alanındaki fırsatları şu şekilde özetledi:

“Kişisel görüşüme göre en umut verici alanlardan biri veri merkezleridir. Bu tesisler için Rusya’da fazlasıyla bulunan ucuz elektrik enerjisine, soğuk bir iklime ve bilişim alanında yetkin yetişmiş insan gücüne ihtiyaç duyuluyor. Rusya bu imkanların hepsine sahip. Bu alanın çok ciddi bir gelecek vadettiğini düşünüyorum ancak bunun için öncelikle yaptırımların kaldırılması gerekiyor, sonrasında işler hızla yoluna girecektir.”

“Trump döneminde ticari diyalog kurmak çok daha kolaylaştı”

AmCham olarak hem Rus hem de Amerikan resmi makamlarıyla ilişkilerinin son derece dengeli ve verimli ilerlediğini kaydeden Agee, iki ülke arasındaki ticari diplomaside üstlendikleri köprü rolüne dikkat çekti.

Joe Biden dönemi ile Donald Trump dönemini kıyaslayan Agee, şu tespitlerde bulundu:

“Her iki tarafla da mükemmel ilişkilerimiz var. Rusya Doğrudan Yatırım Fonu Başkanı Kirill Dmitrieyv ile birlikte Rusya ve Amerika arasındaki yegane ticari köprü konumundayız. Biden yönetiminde bu köprüyü korumak çok daha zordu fakat Başkan Trump döneminde süreç çok daha kolaylaştı. Trump yönetiminin Rusya ile Amerika arasındaki ekonomik diyaloğu geliştirme yönünde güçlü bir iradesi olduğunu görüyoruz. Bugün hem kültürel hem de ticari alanda iki ayrı diyalog kanalının işlediğine şahit oluyoruz. İletişimi koparmamak en önemli unsurdur. Biden döneminde neredeyse hiçbir iletişim kanalı açık değildi. Şimdi ise doğru yönde ilerliyoruz ve Rusya hükümetiyle de son derece aktif bir işbirliği yürütüyoruz.”

Mevcut Washington yönetiminin ekonomik öncelikleri ile Amerikan iş dünyasının çıkarlarının örtüştüğünü dile getiren Agee, küresel jeopolitik gelişmelerin iki ülkeyi doğal birer ortak haline getirdiğini kaydetti.

Ortadoğu’daki istikrarsızlığın ve deniz ticaret yollarındaki risklerin bu ortaklığı kaçınılmaz kıldığını belirten Agee, konuyu şöyle detaylandırdı:

“Yönetimin öncelikleri ile iş dünyasının çıkarları tamamen örtüşüyor. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan son gelişmelerin, Washington yönetimini Rusya ve Amerika’nın doğal ortaklar olduğu konusunda bir kez daha ikna ettiğini düşünüyorum. Rusya’nın sahip olduğu her şeye Amerika’nın ihtiyacı var, aynı durum tersi için de geçerli. Amerika, Rusya’nın satın almak isteyeceği teknolojilere ve ürünlere sahip. Bu tam anlamıyla bir karşılıklı bağımlılık ilişkisidir. Tüm dünya Ortadoğu’daki gerilimin tırmanmasının sonuçlarını izlerken, Rusya ile ABD arasındaki ekonomik işbirliği perspektifinin çok daha ikna edici hale geldiği görülüyor.”

Son olarak iki ülke arasındaki vize işlemlerinin kolaylaştırılması ve diplomatik temsilciliklerin yeniden açılması hususuna değinen Robert Agee, bu konunun iş dünyası için taşıdığı hayati önemi vurguladı.

Ticari ilişkilerin canlanabilmesi için seyahat engellerinin aşılması gerektiğini belirten Agee, mülakatı şu sözlerle tamamladı:

“Bu bizim de sürekli gündeme getirdiğimiz son derece yerinde bir sorudur. Hatırlayacak olursanız, geçmiş dönemlerde en azından diplomatik vizelerden başlanması ve konsoloslukların yeniden faaliyete geçirilmesi konusunda ortak bir anlayış oluşmuştu. Hem Washington’da hem de Moskova’da bu konunun bir an önce çözüme kavuşturulması yönünde tavsiyelerde bulunmaya devam edeceğiz. Bu sorunun aşılması iş dünyasını fazlasıyla memnun edecektir. Gelişmeleri ümitle bekliyoruz.”

Rusya

Karadeniz’de Rus tahılını taşıyan beş kuru yük gemisi vuruldu

Yayınlanma

Rusya’nın Karadeniz üzerinden tahıl ihraç etme girişimleri, Ukrayna’ya ait insansız hava araçlarının saldırılarıyla karşılaştı. Novorossiysk ve Tuapse limanları açıklarında pazartesi ve salı günleri en az beş tahıl gemisi hedef alındı. Bloomberg’e konuşan kaynaklar, saldırıların Rusya’nın Odesa limanlarını vurmasının ardından gerçekleştiğini bildirdi.

Rusya’nın Karadeniz üzerinden tahıl ihracatını sürdürme adımları, Ukrayna’ya ait insansız hava araçlarının saldırılarına hedef oldu.

Duruma vakıf kaynakların Bloomberg’e aktardığına göre pazartesi ve salı günleri Novorossiysk ve Tuapse limanları yakınlarında en az beş tahıl gemisi ateş altına girdi.

Ukrayna Silahlı Kuvvetleri şimdiye kadar ağırlıklı olarak Rus petrolünü taşımaya çalışan tankerleri hedef alıyordu. Bu saldırılar nedeniyle Novorossiysk Limanı geçen hafta tek bir sevkiyat dahi gerçekleştiremedi.

Toplam tahıl ihracatının yüzde 40’ından fazlasını karşılayan limandaki üç terminalin vurulması sonucu tarım ürünleri ihracatı da geçen hafta durduruldu.

Son operasyonlarla birlikte artık tahıl almaya gelen gemiler de doğrudan hedef olmaya başladı. Gelişmeler, Rusya’nın Odesa’daki limanlara ve ticari gemilere düzenlediği, Ukrayna’nın deniz yoluyla ihracatını ağustos ayında neredeyse tamamen durduran saldırıların ardından yaşanıyor.

Bloomberg kaynakları, pazartesi günü bir, salı günü ise dört kuru yük gemisinin vurulduğunu bildirdi. Gemilerin Liberya, Malta, Marshall Adaları, Rusya ve San Marino bayrakları taşıdığı kaydedildi.

Pazartesi günü Novorossiysk’e seyreden Yunanistan bandıralı Anna S adlı dökme yük gemisi, dron saldırısının ardından alev aldı ve seyrine devam edemedi.

Salı günü yükleme yaptıktan sonra saldırıya uğrayan iki gemi rotasını sürdürmeyi başarırken, biri Novorossiysk diğeri Tuapse yakınlarında bulunan diğer iki gemi ise yükleme için sıraya girmeye hazırlandıkları sırada vuruldu.

Dünya buğday ihracatının yaklaşık yüzde 27’sini gerçekleştiren Rusya ve Ukrayna arasındaki bu karşılıklı gemi saldırıları, hasat döneminin en yoğun olduğu günlerde yaşanıyor.

Ukrayna’nın en büyük özel liman işletmecisi TransInvestService’in kurucu ortağı ve genel müdürü Andrey Stavnitser, Financial Times’a yaptığı açıklamada temmuz ayında Odessa limanlarına günde yaklaşık 15 geminin girdiğini, ancak ay sonuna doğru bu sayının bir veya ikiye düştüğünü ifade etti. Kpler verilerine göre ağustos ayında ise deniz trafiği tamamen kesildi.

Ukrayna yaklaşık bir hafta önce Karadeniz’deki sivil hedeflere yönelik saldırıların karşılıklı olarak durdurulması yönünde Rusya’ya bir teklif iletti; ancak Moskova bu ateşkes önerisini geri çevirdi.

Carnegie Rusya ve Avrasya Çalışmaları Berlin Merkezi Direktörü Aleksandr Gabuyev, Rusya’nın tarım ihracatının 2025 yılında 41 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiğini ve bunun toplam ihracat gelirlerinin yüzde 10’undan daha azını oluşturduğunu, Ukrayna’da ise tarımın döviz gelirlerinin neredeyse yarısını sağladığını belirtti.

Gabuyev, Financial Times’ta kaleme aldığı değerlendirmede savaşın yeni bir tırmanma aşamasına girdiğini ve bu sürecin en güncel tehditlerinden birinin küresel tahıl tedarik krizi olduğunu yazdı.

Basra Körfezi’ndeki savaş nedeniyle yakıt ve gübre fiyatları halihazırda yükselirken, aşırı sıcak dalgaları Avrupa ve ABD’deki rekolteyi olumsuz etkiledi.

Buğday fiyatları 2025 yılı seviyesine kıyasla yüzde 25’ten fazla artış gösterdi ve yükselmeyi sürdürüyor.

Birleşmiş Milletler tahminlerine göre yalnızca iklim faktörleri bu yıl 50 milyon insan için gıdaya erişimde ciddi sorunlar doğuracak. Rus ve Ukrayna buğdayının pazara ulaşamaması halinde gıda güvenliği alanında çok daha ağır bir krizin patlak verebileceği öngörülüyor.

Okumaya Devam Et

Rusya

Yapay zeka girişimi Higgsfield’in kurucusu, Rusya’nın yeni milyarderi olabilir

Yayınlanma

Yapay zeka girişimi Higgsfield’ın kurucu ortaklarından Aleksandr Maşrabov, Forbes’un Rus milyarderler listesine girmeye hazırlanıyor. Son yatırım turunda 5,4 milyar dolar değerlemeye ulaşan şirkette Maşrabov’un payının yüzde 20’nin üzerinde olduğu belirtiliyor.

Forbes’un haberine göre, ABD merkezli yapay zeka girişimi Higgsfield’ın kurucu ortaklarından Rus girişimci Aleksandr Maşrabov, derginin Rus milyarderler sıralamasına girebilir.

İşleme yakın bir kaynağın Forbes’a aktardığı bilgilere göre, son yatırım turunun ardından piyasa değeri 5,4 milyar dolara ulaşan şirkette Maşrabov’un sahip olduğu pay yüzde 20’nin üzerinde bulunuyor.

Yapay zeka aracılığıyla video içeriği üretimi alanında uzmanlaşan Higgsfield, son turda 400 milyon dolar yatırım topladı.

Şirkete yatırım yapan kuruluşlar arasında Intel, Goldman Sachs, DST Global ve Liberty Global gibi aktörler yer aldı. Girişim, 80 milyon dolar yatırım aldığı 2026 yılının başlarında 1,3 milyar dolar değerindeydi.

Haberde aktarılan finansal teknoloji platformu Carta verilerine göre, girişim ekiplerinin elinde risk sermayesi finansmanının ardından ortalama yaklaşık yüzde 23’lük bir pay kalıyor. Ancak Higgsfield kurucularının payının benzer işlemlere kıyasla genel ortalamanın üzerinde kalmış olma ihtimali bulunuyor.

Uzmanlar, Maşrabov’un şirketteki hissesinin yüzde 25 ile yüzde 30 arasında olduğunu tahmin ediyor. The Garage Syndicate kurucu ortaklarından Sergey Mosunov ise Higgsfield kurucularına ait toplam sermayenin 3 milyar dolar seviyesinde bulunduğunu, bu tutarın 2 milyar dolarlık kısmının ise Maşrabov’a ait olduğunu hesaplıyor.

Higgsfield; Maşrabov ile Kazakistanlı makine öğrenimi araştırmacısı Yerzat Dulat tarafından 2023 yılında kuruldu. Girişim, sinir ağlarını kullanarak video ile görsel üretimi ve düzenlemesi yapan bir platform geliştiriyor.

Financial Times’ın aktardığına göre şirketin yıllık geliri, bir önceki yıl kaydedilen 20 milyon dolarlık seviyeden Ağustos 2026 itibarıyla 700 milyon dolara yükseldi.

Moskova Fizik ve Teknoloji Enstitüsünün (MIPT) Bilişim bölümünden mezun olan Maşrabov, öğrencilik yıllarında Yandex bünyesinde makine öğrenimi mühendisi olarak çalıştı ve “Arama” servisini geliştirdi.

Maşrabov, 2018 yılında Grigori Tkaçenko ile birlikte yapay zeka tabanlı fotoğraf ve video animasyon platformu AI Factory’yi kurdu. Snapchat’in çatı şirketi olan ABD merkezli Snap Inc., Ocak 2020’de bu girişimi 166 milyon dolara satın aldı.

Satışın ardından Snap bünyesine geçen Maşrabov, burada üretken yapay zeka departmanının yöneticiliğini üstlendi ve bu görevini 2023 sonbaharında Higgsfield’ı hayata geçirene kadar sürdürdü.

Girişimci, 2020 yılında Forbes Rusya’nın yayımladığı “30 Yaş Altı 30” listesinde “Bilim ve Teknoloji” kategorisinde yer almıştı.

Okumaya Devam Et

Rusya

Moskova’da benzin istasyonlarında yakıt satışına kota getirildi

Yayınlanma

Moskova’daki akaryakıt istasyonlarında araç başına yakıt satışına kota uygulanmaya başlandı. Yetkililerin doğu bölgelerinden başkente sevkiyat yönlendirmesine ve artan fiyatlara rağmen şehirde benzin istasyonlarında uzun kuyruklar ve tedarik açığı görülüyor. Ukrayna’nın rafinerilere yönelik saldırılarının ardından ülke genelindeki kriz onlarca bölgeye yayıldı.

Rus makamlarının ülkenin doğusundaki kaynakları başkente yönlendirme çabalarına rağmen, Moskova’daki çok sayıda akaryakıt dağıtım ağında araç başına yakıt satışına sınırlama getirildi.

Gazprom Neft temsilcileri RBK’ya yaptıkları açıklamada, şirkete ait istasyonlarda benzin ve dizel yakıt satışında araç başına 40 litreye kadar “geçici kısıtlama” uygulandığını duyurdu. Şirketin danışma hattı, bidonlara akaryakıt dolumu yapılmasına izin verilip verilmediğinin doğrudan ilgili istasyondan öğrenilebileceğini bildirdi. Gazprom Neft, Moskovalıların artan akaryakıt talebi karşısında durumun istikrara kavuşturulması için her türlü çabanın gösterildiğini savundu.

Tatneft’in danışma hattı ise şirketin Moskova’daki istasyonlarında satış sınırının benzin için 50 litre, dizel yakıt için ise 60 litre olduğunu açıkladı.

Moskova’da ve Moskova Bölgesi’nde yakıt yetersizliği geçen haftadan bu yana kayıtlara geçiyordu. Başkent sakinleri, Ukrayna’nın Rus petrol rafinerilerine düzenlediği son saldırı dalgasının ardından benzinde aksamalar yaşandığını ve istasyonlarda kuyruklar oluştuğunu aktardı. Yalnızca ağustos ayı içinde en az dört büyük petrol rafinerisi devre dışı kaldı.

Litre fiyatının 120 rubleye kadar tırmanmasına rağmen Gazprom, Rosneft, Neftmagistral, Teboil ve diğer dağıtım ağlarının istasyonlarında tükenen AI-95 tipi benzindeki kıtlık özellikle dikkat çekici boyutlara ulaştı.

RBK’nın verilerine göre 18 Ağustos akşamı itibarıyla Moskova’da Neftmagistral zincirine ait yalnızca tek bir istasyonda 95 oktan benzin bulunabiliyordu. Şirket, dizel yakıtın satışta olup olmadığının da ilgili istasyondan teyit edilmesini önerdi. Lukoil’in danışma hattı ise şehir genelinde yalnızca iki istasyonda AI-92, AI-95 ve motorin bulunduğunu, bir diğer istasyonda ise sadece dizel yakıtın yer aldığını bildirdi.

Reuters’a konuşan sektör kaynakları, haftanın başında Kremlin’in Moskova’ya öncelikli benzin tedariki için yeniden bir çalışma başlattığını aktarmıştı. Kaynakların verdiği bilgilere göre Moskova bölgesindeki akaryakıt açığı, doğu bölgelerindeki hacimlerin yeniden dağıtılmasıyla kapatılmaya çalışılıyor.

Buna karşın, giderek daha fazla bölgenin onlarca federe birimi saran ikinci yakıt krizi dalgasıyla karşı karşıya kalmasına rağmen benzin sevkiyatları taşradan başkente yönlendiriliyor.

“GdeBENZ” uygulamasının verilerine göre 16 Ağustos itibarıyla ülke genelindeki istasyonların yalnızca yüzde 28,1’inde benzin veya dizel yakıt temin edilebiliyordu; bu oran bir önceki hafta yüzde 41 seviyesindeydi. Son yedi gün içinde akaryakıt erişiminin gerilediği yerler arasında Volgograd, Çelyabinsk, Orenburg, Voronej, Samara, Penza, Saratov, Lipetsk ve Rostov bölgelerinin yanı sıra Tataristan da yer aldı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English