Rusya
‘Amerikan iş dünyası barış anlaşması ve yaptırımların kalkmasını bekliyor’

Rusya’daki Amerikan Ticaret Odası (AmCham) Üst Yöneticisi Robert Agee, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin geleceğini ve Amerikan şirketlerinin geri dönüş planlarını değerlendirdi. Ukrayna’daki çatışmaların çözüme kavuşmasının yaptırımların gevşetilmesi için temel şart olduğunu belirten Agee, iş dünyasının mevcut riskler karşısında temkinli duruşunu koruduğunu aktardı.
Rusya’daki Amerikan Ticaret Odası (AmCham) Üst Yöneticisi Robert Agee, Rusya’nın önde gelen ekonomi gazetelerinden Vedomosti’ye verdiği mülakatta, iki ülke arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin yeniden tesis edilme süreçlerine dair değerlendirmelerde bulundu.
Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu kapsamında gerçekleştirilen mülakatta Agee, Şubat 2025’ten bu yana ABD’nin Ukrayna krizinin çözümünde üstlenebileceği olası ara buluculuk rolüyle birlikte, Amerikan iş dünyasının Rusya pazarına dönüş takviminin de sıkça tartışıldığını anlattı.
Müzakere süreçleri ile ikili ekonomik ilişkilerin canlandırılması çabalarının eş zamanlı yürütülebileceğine dair beklentilere değinen Agee, aradan geçen süreye rağmen iki alanda da radikal bir ilerleme kaydedilemediğini belirtti.
Bunun arkasında ABD’nin kendi iç ve dış siyasi dinamiklerinin yattığını ifade eden AmCham Başkanı, mevcut şartlarda Amerikan şirketlerinin yönünü tamamen sahadaki çatışmanın nihai çözümüne çevirdiğini kaydetti.
Ekonomik ilişkilerin onarılmasına yönelik adımların yavaş fakat kararlı bir şekilde ilerlediğini dile getiren Robert Agee, süreci yavaşlatan temel unsuru şu sözlerle açıkladı:
“En büyük sorun, şimdiye kadar Ukrayna’daki çatışmanın çözümüne yönelik bir anlaşmaya varılamamış olmasıdır. Bu durum, ABD’nin uyguladığı tüm yaptırım paketlerinin yürürlükte kalmasına neden oluyor. Bizler bazı yaptırımların kaldırılması yönünde defalarca girişimde bulunduk. Washington’daki yeni yönetimin, özellikle ticaret, ekonomi ve iş dünyası perspektifinden Rusya ile ilişkileri geliştirmek istediğini düşünsem de devam eden çatışmalar ilişkilerde ciddi bir atılım gerçekleştirilmesine izin vermedi.”

“Başkan Trump yaptırım baskısını hukuken mümkün olan her alanda hafifletmek istiyor”
Yaptırımların kalıcı olup olmayacağı ve bu iklimde ekonomik ilişkilerin nasıl bir seyir izleyeceği konusuna açıklık getiren Agee, yaptırımların hukuki niteliklerine göre farklılık gösterdiğini hatırlattı.
ABD Başkanı’nın kararnameleriyle yürürlüğe giren kısıtlamaların çok daha hızlı esnetilebileceğine işaret eden Agee, şu ifadeleri kullandı:
“Farklı yaptırım türleri bulunuyor. Bunların bir kısmı başkanlık kararnameleriyle yürürlüğe kondu. Bu tür yaptırımları yarın bile kaldırmak mümkündür. Örneğin, eski ABD Başkanı Joe Biden tarafından getirilen yatırım yasağı buna bir örnektir. Biz bu kararın özellikle Amerikan iş dünyası için tamamen yanlış bir adım olduğunu düşünüyoruz. Diğer taraftan, Kongre tarafından onaylanmış bazı yaptırımlar da var ki bunları kaldırmak çok daha zor olacaktır. Çatışma sona erdiğinde, Başkan Donald Trump ve yönetiminin, yaptırım baskısını hukuken mümkün olan tüm alanlarda azami ölçüde hafifletmek niyetinde olduğunu biliyoruz.”
Amerikan Ticaret Odasının, yaptırımların esnetilmesi veya kaldırılması yönündeki talepleri doğrudan Amerikan makamlarına ileten yegane kurum olduğunu belirten Agee, bu konudaki lobi faaliyetlerini sürdürdüklerini bildirdi.
AmCham Üst Yöneticisi, “Şirketler bu taleplerini sadece bizim üzerimizden, Amerikan Ticaret Odası aracılığıyla yürütüyor. Amerikan hükümetini bazı yaptırımları kaldırmaya ikna etmeye çalışan tek organizasyon biziz. Şu anki öncelikli hedefimiz yatırım yasağının kaldırılmasıdır. Kozmetik ve sivil havacılık gibi sektörlerle yakından ilgileniyoruz. Amerikan hükümetine, bu alanlardaki yaptırımların çatışma tamamen sona ermeden önce de gevşetilebileceğini ve kaldırılması gerektiğini anlatmaya çalışıyoruz” dedi.
“Rusya şirketlerimizin küresel zorlukları aşmasını sağlayacak muazzam bir potansiyele sahip”
Rusya pazarının ve bu ülkeyle yeniden ticari bağlar kurulmasının hangi sektörler için öncelik taşıdığına değinen Agee, Rusya’nın sunduğu ekonomik fırsatların Amerikan firmaları için kritik önemde olduğunu vurguladı.
Rusya’nın küresel tedarik zincirindeki rolüne işaret eden Agee, şöyle konuştu:
“Rusya, şirketlerimizin günümüzdeki birçok küresel zorluğu aşmasını sağlayacak muazzam bir potansiyele sahip. Bu durum hem yüksek enerji fiyatları hem de gübre sektörü için geçerlidir. Rusya, dünyanın en büyük gübre üreticilerinden biridir. Bu ve benzeri ürünler kolaylıkla Amerika’ya ihraç edilebilir. Bunun yanı sıra, birçok Amerikan bilişim ve havacılık şirketi de gelişmeleri yakından takip ediyor. Bunlar daha önce burada faaliyet gösteren ve ayrılmak zorunda kalan şirketlerdir. Buradan ayrılmayı kendileri istemedi. Bu nedenle şu an burada işlerine yeniden başlamak için fırsat kolluyorlar.”
İki ülke arasındaki geleceğe yönelik ekonomik ilişkilerin sadece ticaretin artırılmasıyla sınırlı kalmayacağını, büyük ölçekli ortak projeleri de kapsayacağını öngören Agee, tarihsel yatırım verilerine dikkat çekti.
Geçmiş yıllarda Amerikan şirketlerinin Rusya ekonomisine 100 milyar dolardan fazla doğrudan yatırım yaptığını hatırlatan Agee, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İlişkilerin hem ticaret hem de ortak projeler boyutunda gelişeceğini düşünüyorum. Ancak ABD’nin Rusya ile ekonomik ilişkiler kurmadaki temel yaklaşımı her zaman yatırımlara dayanmıştır. Şirketlerimiz uzun yıllar boyunca Rusya ekonomisine 100 milyar doların üzerinde yatırım yaptı. Amerikan şirketlerinin bir kısmı burada kalmayı tercih etti; şu anda da başarılı bir şekilde faaliyet gösteriyorlar, çok sayıda fabrikaları ve on binlerce çalışanları var. Rusya ekonomisine yeni yatırımlar yapma konusunda ilk sırada enerji şirketlerinin yer alacağını düşünüyorum. Potansiyel işbirliği ve yatırım açısından bir diğer önemli alan ise uzay sektörüdür. Bu alanda kelimenin tam anlamıyla trilyonlarca dolarlık devasa bir potansiyel olduğuna inanıyorum.”
“Başkan Trump Rusya’dan gelecek yeni yatırımları memnuniyetle karşılar”
ABD pazarının Rus sermayesine ve yatırımlarına açık olup olmadığı yönündeki soruyu yanıtlayan Robert Agee, Washington yönetiminin yabancı yatırımlara sıcak baktığını ifade etti.
Geçmişte alüminyum ve gübre sektörlerinde bu yönde projeler geliştirildiğini anımsatan Agee, “ABD pazarının Rus yatırımlarına açık olduğunu ve bunun memnuniyetle karşılanacağını düşünüyorum. Geçmişte alüminyum ve gübre alanlarında gerçekleştirilen yatırım projeleri vardı. Yatırım yapılabilecek alanlar mevcut. Rus yatırımcıların yaptırım riskleri nedeniyle buna ne kadar hazır olduğunu kestirmek zor ancak genel olarak Trump yönetiminin Rusya’dan gelecek yeni yatırımları memnuniyetle karşılayacağını söyleyebilirim” değerlendirmesini yaptı.
Kısıtlamaların tamamen kaldırılmadığı ancak gevşetildiği bir senaryoda Amerikan şirketlerinin geri dönüşe hazır olduğunu belirten Agee, her şirketin kendi risk analizine göre hareket ettiğini aktardı.
Geri dönüşlerin aşamalı olacağını ve öncü şirketlerin başarısının diğer aktörleri de cesaretlendireceğini ifade eden AmCham Başkanı, teknik hazırlıkların şimdiden başladığını şu sözlerle duyurdu:
“Her şirketin kendine özgü bir karar alma mekanizması vardır. İlk fırsatta Rusya’ya dönmeye ve faaliyetlerini yeniden başlatmaya hazır birkaç şirket biliyorum. Buradaki en kritik husus, bu geri dönüşlerin başarılı bir şekilde gerçekleşmesidir. Çünkü dönecek ilk firmalar diğerlerine her şeyin yolunda gittiğini gösterecek ve böylece geri dönüş dalgası büyüyecektir. Tabii ki süreç bir günde başlamayacak; öncelikle teknik şartnamelerin ve yasal belgelerin hazırlanması gerekiyor. Bana ulaşan bilgilere göre, bu konuda şimdiden bazı görüşmeler yürütülüyor.”
Rusya’nın coğrafi ve beşeri avantajlarının yeni nesil teknoloji yatırımları için ideal zemin sunduğunu belirten Agee, veri merkezleri alanındaki fırsatları şu şekilde özetledi:
“Kişisel görüşüme göre en umut verici alanlardan biri veri merkezleridir. Bu tesisler için Rusya’da fazlasıyla bulunan ucuz elektrik enerjisine, soğuk bir iklime ve bilişim alanında yetkin yetişmiş insan gücüne ihtiyaç duyuluyor. Rusya bu imkanların hepsine sahip. Bu alanın çok ciddi bir gelecek vadettiğini düşünüyorum ancak bunun için öncelikle yaptırımların kaldırılması gerekiyor, sonrasında işler hızla yoluna girecektir.”
“Trump döneminde ticari diyalog kurmak çok daha kolaylaştı”
AmCham olarak hem Rus hem de Amerikan resmi makamlarıyla ilişkilerinin son derece dengeli ve verimli ilerlediğini kaydeden Agee, iki ülke arasındaki ticari diplomaside üstlendikleri köprü rolüne dikkat çekti.
Joe Biden dönemi ile Donald Trump dönemini kıyaslayan Agee, şu tespitlerde bulundu:
“Her iki tarafla da mükemmel ilişkilerimiz var. Rusya Doğrudan Yatırım Fonu Başkanı Kirill Dmitrieyv ile birlikte Rusya ve Amerika arasındaki yegane ticari köprü konumundayız. Biden yönetiminde bu köprüyü korumak çok daha zordu fakat Başkan Trump döneminde süreç çok daha kolaylaştı. Trump yönetiminin Rusya ile Amerika arasındaki ekonomik diyaloğu geliştirme yönünde güçlü bir iradesi olduğunu görüyoruz. Bugün hem kültürel hem de ticari alanda iki ayrı diyalog kanalının işlediğine şahit oluyoruz. İletişimi koparmamak en önemli unsurdur. Biden döneminde neredeyse hiçbir iletişim kanalı açık değildi. Şimdi ise doğru yönde ilerliyoruz ve Rusya hükümetiyle de son derece aktif bir işbirliği yürütüyoruz.”
Mevcut Washington yönetiminin ekonomik öncelikleri ile Amerikan iş dünyasının çıkarlarının örtüştüğünü dile getiren Agee, küresel jeopolitik gelişmelerin iki ülkeyi doğal birer ortak haline getirdiğini kaydetti.
Ortadoğu’daki istikrarsızlığın ve deniz ticaret yollarındaki risklerin bu ortaklığı kaçınılmaz kıldığını belirten Agee, konuyu şöyle detaylandırdı:
“Yönetimin öncelikleri ile iş dünyasının çıkarları tamamen örtüşüyor. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan son gelişmelerin, Washington yönetimini Rusya ve Amerika’nın doğal ortaklar olduğu konusunda bir kez daha ikna ettiğini düşünüyorum. Rusya’nın sahip olduğu her şeye Amerika’nın ihtiyacı var, aynı durum tersi için de geçerli. Amerika, Rusya’nın satın almak isteyeceği teknolojilere ve ürünlere sahip. Bu tam anlamıyla bir karşılıklı bağımlılık ilişkisidir. Tüm dünya Ortadoğu’daki gerilimin tırmanmasının sonuçlarını izlerken, Rusya ile ABD arasındaki ekonomik işbirliği perspektifinin çok daha ikna edici hale geldiği görülüyor.”
Son olarak iki ülke arasındaki vize işlemlerinin kolaylaştırılması ve diplomatik temsilciliklerin yeniden açılması hususuna değinen Robert Agee, bu konunun iş dünyası için taşıdığı hayati önemi vurguladı.
Ticari ilişkilerin canlanabilmesi için seyahat engellerinin aşılması gerektiğini belirten Agee, mülakatı şu sözlerle tamamladı:
“Bu bizim de sürekli gündeme getirdiğimiz son derece yerinde bir sorudur. Hatırlayacak olursanız, geçmiş dönemlerde en azından diplomatik vizelerden başlanması ve konsoloslukların yeniden faaliyete geçirilmesi konusunda ortak bir anlayış oluşmuştu. Hem Washington’da hem de Moskova’da bu konunun bir an önce çözüme kavuşturulması yönünde tavsiyelerde bulunmaya devam edeceğiz. Bu sorunun aşılması iş dünyasını fazlasıyla memnun edecektir. Gelişmeleri ümitle bekliyoruz.”
Rusya
Çin ve Rusya’dan 2030 hedefli yapay zeka adımı

Rusya ve Çin yüksek mahkemeleri, yargı süreçlerinde yapay zekanın ortaklaşa kullanılması ve adli işbirliğinin güçlendirilmesi için süresiz bir anlaşma imzaladı. Rusya’da mahkemelerin yüzde 95’ine 2030 yılına kadar yapay zeka sistemleri entegre edilecek; Çin’de ise yılda 45 milyon davanın görüldüğü yargı ağı algoritmalarla destekleniyor.
Rusya ve Çin, yargı sistemlerinde yapay zeka teknolojilerinin ortaklaşa kullanılması ve adli işbirliğinin genişletilmesi konusunda uzlaştı.
Rusya Yüksek Mahkemesi Başkanı İgor Krasnov, Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün’ün davetiyle Pekin’e giderek iki ülke yargısı arasındaki işbirliği anlaşmasını yeniledi.
Krasnov, çarşamba günü gerçekleşen görüşmede bu tür temasların taraflar arasında eşgüdüm sağladığını belirterek imzalanan belgenin ilişkileri niteliksel açıdan yeni bir aşamaya taşıdığını ifade etti.
Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün ise Moskova ile Pekin arasındaki bağların çalkantılı dünyada dengeleyici bir güç niteliği taşıdığını dile getirdi; suçla ortak mücadele ve adalet alanındaki deneyim paylaşımında önemli başarılar elde edildiğini kaydetti.
Süresiz olarak imzalanan yeni metin; 1998 ve 2006 yıllarındaki işbirliği anlaşmaları ile 2018 tarihli mutabakat zaptının yerini alıyor.
Belge uyarınca taraflar deneyim, analiz ve içtihat paylaşımına gidecek, yargı idaresi ile insan haklarının korunması başlıklarında ortak çalışmalar yürütecek ve Şanghay İşbirliği Örgütü, Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği ile BRICS gibi uluslararası platformlarda adımlarını koordine edecek.
Belge kapsamındaki talep ve temasların uluslararası adli yardım niteliği taşımadığı da kayda geçirildi.
Yargıda yapay zeka entegrasyonu hız kazanıyor
Görüşmelerde adalet sistemlerinin dijital dönüşümü öne çıkan başlık oldu. Ziyareti, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in belirlediği yakınlaşma çizgisinin doğal bir adımı olarak nitelendiren Krasnov, ticari, ekonomik ve teknolojik ilişkilerin zirveye ulaştığı bir ortamda yargı organlarının vatandaşların ve iş dünyasının haklarını hızlı ve adil biçimde koruma güvencesi sunması gerektiğini belirtti.
Krasnov, Çin Yüksek Halk Mahkemesinin eylül ayı başında yayımladığı yargıda yapay zeka kullanımına dair yasal düzenleme belgesine de değindi.
Rus yargısının başındaki isim, bu adımın üretken yapay zeka servislerinin denetimsiz gelişim dönemini sona erdirdiğini ve teknolojinin kişisel güvenlik üzerindeki sınırlarını çizdiğini savundu.
Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün, ülkesinde mahkemelerin yılda 45 milyon dosyaya baktığını ve yargıç başına yaklaşık 400 dosya düştüğünü bildirdi.
Cang, son iki yılda farklı kademelerdeki mahkemeleri yapay zeka destekli tek bir ağ altında toplamayı başardıklarını aktardı.
Rusya Yüksek Mahkemesinde ise Yargı Yetkinlikleri Merkezinin yürüttüğü Yargı Sürecinde Yapay Zekanın Uygulanması Konsepti uygulanıyor.
Karar alma süreçlerinde yargıcın belirleyici rolünün korunması dahil olmak üzere Rus belgesindeki temel ilkelerin Çin’in uygulamalarıyla büyük ölçüde örtüştüğünü dile getiren Krasnov, daha önce Rus yargı sisteminde beş ayrı yapay zeka modelinin devrede olduğunu açıklamıştı.
Rusya’nın hazırladığı plana göre 2030 yılına kadar mahkemelerin yüzde 95’inde karar taslaklarının hazırlanması ve risklerin tespiti amacıyla yapay zeka ağları devreye alınacak.
Nihai kararın yargıçta kalacağı bu sistemle adalete erişimin kolaylaştırılması, şeffaflığın artırılması, rutin süreçlerin otomatikleşmesiyle iş yükünün hafifletilmesi ve insan kaynaklı hataların azaltılması hedefleniyor.
Rus mahkemelerindeki algoritmalar gelen evrakın kaydı, belgelerin incelenmesi, dava kategorisi ile görevli mahkemenin tayini ve mevzuata uygunluğun denetlenmesi gibi görevleri üstlenecek.
Sistem ayrıca dosyaları karmaşıklık düzeyine göre sınıflandıracak, materyalleri indeksleyecek ve dosyaları iş yükü ile uzmanlık alanlarına göre yargıçlar arasında paylaştıracak.
Krasnov, Pekin temasları sırasında Çin Yüksek Halk Mahkemesi bünyesinde 2019 yılında kurulan Akıllı Mahkeme Laboratuvarını inceledi.
Bu birim, Yüksek Halk Mahkemesi, Çin Yargı Büyük Veri Araştırma Enstitüsü ve yazılımları geliştiren iFlytek, Tencent ve Alibaba gibi teknoloji şirketleri arasında koordinasyon sağlıyor.
Yüz milyonlarca hukuki belgeden oluşan bir veri tabanı üzerinde çalışan laboratuvar, dosyaların otomatik taranmasını, özet çıkarılmasını, mevzuat taramasını ve emsal kararların derlenmesini sağlayan yapay zeka platformunun işleyişini yürütüyor.
Sistemler aynı zamanda ses tanıma teknolojisiyle duruşma tutanaklarını hazırlıyor ve karar taslağı şablonları üretiyor.
Algoritmaların kendi başına hüküm kurması ya da yargıcın yerine geçmesi etik kurallar gereğince yasaklanmış durumda.
Ancak kurulan uçtan uca denetim sistemi nedeniyle yargıçlar algoritmanın tavsiyelerini gerekçesiz biçimde göz ardı edemiyor.
Büyük veri analizine dayanan sistem bir yargıcın vermeyi tasarladığı kararın ülke genelindeki yerleşik içtihattan belirgin biçimde saptığını belirlerse yargıç kendi kararında ısrar edebiliyor.
Fakat bu durumda yargıcın karara neden katılmadığına dair ayrıntılı yazılı gerekçesini dijital yargı yönetimi sistemine kaydetmesi zorunlu tutuluyor.
Rusya
Moskova’dan ABD’ye şartlı yeşil ışık: Taviz yok, teklife açığız

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD’li temsilcilerin getireceği teklifleri ekonomik açıdan faydalı olması halinde değerlendirebileceklerini ancak hiçbir siyasi taviz vermeyeceklerini açıkladı. Oslo’daki Ukrayna müzakerelerine katılan ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un 21 Ekim’de Petersburg’a geçmesi bekleniyor.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD Başkanı Donald Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ile Jared Kushner’dan gelecek ekonomik ve finansal teklifleri değerlendirmeye açık olduklarını, ancak bunun karşılığında herhangi bir siyasi taviz verilmeyeceğini açıkladı.
Diplomatik hizmete yeni başlayan üniversite mezunlarıyla bir araya geldiği toplantıda konuşan Lavrov, Rusya’nın temel yaklaşımını şu sözlerle dile getirdi:
“Ne teklif edeceklerini göreceğiz. Bize ekonomik ve finansal açıdan yarar sağlayan bir öneri getirirlerse neden olmasın? Ancak bu, bizim açımızdan hiçbir siyasi taviz verilmeden ve bizi tüm küresel meselelerde ‘kurtaracak’ bir siyasi yakınlık beklenmeden yapılmalı. Yalnızca kendimize güvenmeliyiz.”
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov da daha önce yaptığı açıklamada, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD’li müzakereciler arasında yakın zamanda bir görüşme organize edilmesini umduklarını kaydetmişti.
Amerikan tarafıyla temasları her seferinde çok önemsediklerini belirten Peskov, arabuluculuk çabalarını takdirle karşıladıklarını aktardı.
Witkoff Oslo müzakerelerinin ardından Rusya’ya geçiyor
Lavrov’un bu çıkışı, Ukrayna’daki savaşı sonlandırma amacıyla Norveç’in başkenti Oslo’da düzenlenen yeni müzakere turu sırasında geldi.
20 Ekim’de başlayan temaslara Witkoff’un yanı sıra Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre ve Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb katıldı.
The New York Times gazetesi, ABD heyetinin Oslo’daki temaslarda Ukrayna liderini Rusya ile bir uzlaşıya varmak adına toprak tavizlerini kabul etmeye ikna etmeye çalışacağını yazdı.
Müzakerelerin ardından basın toplantısı düzenleyen Norveç Başbakanı Støre ise Witkoff’un 21 Ekim Çarşamba günü Rusya’yı ziyaret edeceğini ve temaslarını Petersburg kentinde sürdüreceğini bildirdi.
Moskova yönetimi çatışmanın barışçıl çözümü konusunda müzakerelere hazır olduğunu yineliyor.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna ile görüşmelerin İstanbul mutabakatları temelinde yürütülebileceğini, ancak tarafların Moskova ile Washington arasında Anchorage’da varılan uzlaşıları, temas hattındaki askeri durumu ve Rusya’nın daha önce ilan ettiği koşulları dikkate alması gerektiğini ifade etmişti.
Trump: Ukrayna anlaşma istemek zorunda, yoksa sonuç kötü olacak
Donald Trump, Ukrayna ve Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin savaşı sonlandırmayı ve Putin ile bir anlaşmaya varmayı “istemek zorunda olduğunu” söyledi. Trump, bunun gerçekleşmemesi durumunda Ukrayna’daki tablonun çok daha kötüleşeceği uyarısını yaptı.
Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Trump, “Ukrayna bu savaşı bitirmeyi bizzat istemeli, Zelenskiy bunu bitirmek istemeli; eğer bu olmazsa, bence sonuçlar çok kötü olacak” dedi. Kiev yönetiminin bir barış anlaşmasına ilgi göstermesi gerektiğini savunan ABD Başkanı, ABD ile Avrupa’nın Kiev’e destek için “büyük bir servet harcadığını”, Avrupa’nın ise “bundan artık gerçekten yorulduğunu” dile getirdi.
Rusya’yı “dev bir ülke” olarak tanımlayan Trump, cephedeki ağır kayıplara rağmen Moskova’nın “sınırsız insan kaynağına” sahip olduğunu, bu durumun Rus birliklerinin taarruzunu sürdürmesini sağladığını söyledi. ABD Başkanı, Rus ordusunun şimdiden Ukrayna topraklarının önemli bir bölümünü kontrolü altında tuttuğunu belirtti.
Trump, Rusya’nın Ukrayna’daki sivil hedeflere yönelik şiddetlenen bombardımanlarına dair de konuştu. BM verilerine göre yalnızca eylül ayında 328 Ukraynalı sivilin yaşamını yitirdiği ve 2 bin 105 kişinin yaralandığı saldırılara değinen Trump, savaşta çoğunlukla askerlerin öldüğünü savundu. Trump, “Şehirlerde sivillerin vurulduğu yerler var ama ölenler çoğunlukla genç askerler” dedi.
ABD’nin Ukrayna’ya çok şey verdiğini yineleyen Trump, buna karşılık “pahalı dizel yakıt dışında” hiçbir şey elde edemediklerini sözlerine ekledi.
Rusya
Dört AEB ülkesinden rapor: Ermenistan’ın ayrılığı GSYİH’yi yüzde 15 eritebilir

Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan, AB ile yakınlaşan Ermenistan’ın Avrasya Ekonomik Birliği’nden ayrılması halinde karşılaşacağı ekonomik faturayı ortak bir raporla çıkardı. Değerlendirmede Ermenistan’ın gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 15,6 küçüleceği ve birlikle olan ticaretinin yüzde 55’ten fazla azalacağı hesaplandı.
Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan, Avrupa Birliği ile yakınlaşan Ermenistan’ın Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) üyeliğini askıya alması halinde karşılaşacağı ekonomik sonuçları inceleyen kapsamlı bir rapor hazırladı.
Rus hükümetinin paylaştığı belgede, Erivan yönetiminin Brüksel’e entegrasyon adımlarının yaratacağı ticari ve hukuki riskler ayrıntılı biçimde ele alınıyor.
Dört ülkenin 29 Mayıs 2026 tarihli ortak bildirisi doğrultusunda şekillenen çalışma, AEB üyesi devletlerin liderlerine sunulmak üzere Avrasya Ekonomik Komisyonu’na iletildi.
Milli gelir yüzde 15,6 eriyebilir
Raporda yer alan projeksiyonlara göre Ermenistan’ın birlikten ayrılması, ülke ekonomisinde sert bir sarsıntı yaratabilir.
Uzmanlar, ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYİH) yüzde 15,6, yani yaklaşık 4,6 milyar dolar küçüleceğini öngörüyor. Tüketimin yüzde 14,6 daralacağı hesaplanırken, enflasyonun baz seviyeye kıyasla 14,9 yüzde puan yükseleceği tahmin ediliyor.
Ticarete yönelik risklerin boyutu da raporda geniş yer tutuyor. Ermenistan’ın birlik ülkeleriyle yürüttüğü toplam ticaret hacminin yüzde 55’ten fazla gerileyeceği hesaplanıyor.
Özellikle ihracat cephesinde kaybın yüzde 65’i aşabileceği, ithalatın ise yarı yarıya düşebileceği belirtiliyor.
Gümrük kapıları ve kontroller geri dönüyor
Üyeliğin durdurulması halinde Ermenistan, AEB dışındaki üçüncü ülkelere uygulanan gümrük rejimine tabi tutulacak.
Bu durum, gümrük beyannamelerinin, fiziki kontrollerin, tarifelerin ve çeşitli kısıtlamaların yeniden devreye girmesi anlamına geliyor. Ayrıca Ermenistan tarafından düzenlenen ürün uygunluk belgelerinin geçerliliği sona erecek; ihracatçıların bu belgeleri diğer AEB ülkelerinden temin etmesi gerekecek.
Tarım ürünlerinde de sağlık, veterinerlik ve bitki sağlığı kontrolleri istisnasız uygulanacak.
Göçmen işçiler haklarını kaybedecek
Belgede Ermeni vatandaşlarının çalışma koşullarının ağırlaşacağı açıkça vurgulanıyor.
Ermenistan’dan gelen işçiler için kota sınırlamaları ile çalışma izni veya patent alma zorunluluğu geri getirilecek.
Birlik anlaşması kapsamında sağlanan sağlık hizmetleri ve sosyal güvenlik hakları, hem işçiler hem de aileleri için tamamen yürürlükten kalkacak.
Ayrıca Ermenistan, kamu ihalelerindeki ulusal muamele ayrıcalığını, ithalat gümrük vergilerinin ortak paylaşımındaki payını ve AEB’nin serbest ticaret anlaşması yaptığı pazarlara ayrıcalıklı erişim hakkını yitirecek.
Süreç Astana’daki zirvede başladı
Söz konusu raporu hazırlama kararı, Mayıs sonunda Astana’da düzenlenen AEB zirvesinde alındı.
Dört ülkenin liderleri, Erivan’ın AB rotasını birliğin ekonomik güvenliğine yönelik bir tehdit olarak değerlendirerek çalışmanın Aralık ayındaki Yüksek Avrasya Ekonomik Konseyi toplantısına yetiştirilmesini istemişti. Liderler o dönemde Ermenistan’a hızla referanduma gitme ve tercihini netleştirme çağrısı da yaptı.
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ise daha önce Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in de dile getirdiği gibi iki birliğe aynı anda üye olmanın imkansızlığını kabul etmişti.
Buna karşın Paşinyan, halk oylamasına gitmeden önce AB’ye resmi başvuru yapılmasını ve adaylık statüsü alınmasını savunuyordu. Paşinyan 24 Ağustos’ta resmi başvuru hazırlıklarının başladığını duyurmuş, gerekli reform takvimi belirlendikten sonra referandumun pratik bir anlam kazanacağını söylemişti.
Putin: “AB hakkınız ama AEB ile zorlaşır”
Putin, 1 Eylül’de Paşinyan ile gerçekleştirdiği görüşmede Ermenistan’ın AB’ye yönelme hakkı olduğunu teslim etti ancak bu adımın AEB içindeki işleyişi zorlaştıracağını belirtti.
Referandum çağrısını yineleyen ve çıkacak her sonuca saygı duyacağını söyleyen Putin, başka bir ekonomik birliğe katılım yasasını onaylamanın fiilen “AEB’den çıkış dilekçesi” vermek anlamına geldiğini ifade etti.
Paşinyan ise aynı temasta, Avrupa entegrasyonu yasasının kabul edilmesiyle birlikte referandum fikrinden fiilen vazgeçtiklerini aktardı.
Ermenistan Başbakanı, sivil toplum girişiminin parlamento tarafından reddedilmesi durumunda halk oylamasına ihtiyaç duyulacağını, ancak vekillerin tasarıyı doğrudan onayladığını dile getirdi.
Ermenistan Parlamentosu AB’ye katılım sürecini başlatan yasayı 26 Mart 2025’te kabul etmiş, Cumhurbaşkanı Vahagn Haçaturyan da düzenlemeyi 4 Nisan’da imzalamıştı.
Dünya Basını2 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika2 hafta önceBrezilya’da ikinci tur süreci nasıl işleyecek?
Asya2 hafta önceEndonezya’nın yeni iş yasası işçileri memnun etti, iş dünyasını endişelendirdi
Diplomasi2 hafta önceİtalyan gazeteci ve yazar Thomas Fazi: Avrupa, II. Dünya Savaşı’ndan beri ABD işgali altında
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Amerika3 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor











