Bizi Takip Edin

Rusya

Rusya Yüksek Ekonomi Okulu Rektörü Anisimov: Teknolojik liderlikte Çin’in gerisinde kalabiliriz

Yayınlanma

Rusya Ulusal Araştırma Üniversitesi Yüksek Ekonomi Okulu (HSE) Rektörü Nikita Anisimov, üniversite öğrencilerinin erken sınıflardan itibaren şirketlerde çalışmaya başlamasının akademik kariyer tercihini azalttığını belirtti. Anisimov, bu durumun ülkenin teknolojik liderlik hedeflerinin önünde bir engel oluşturduğunu ve genç bilim insanı sayısını yetersiz kıldığını ifade etti.

Rusya’nın teknolojik liderlik yarışında genç bilim insanı sayısının yetersizliği sebebiyle Çin’i geride bırakmakta zorlanacağı bildirildi. XXVI. Uluslararası “HRExpo Pro lyudey” Forumu’nda konuşan Rusya Ulusal Araştırma Üniversitesi Yüksek Ekonomi Okulu (HSE) Rektörü Nikita Anisimov, üniversite öğrencilerinin lisansüstü eğitime devam etmek yerine erken dönemde iş hayatına atılmasının akademik üretkenliği olumsuz etkilediğini belirtti.

Rektör Anisimov, şirketlerin birinci ve ikinci sınıftan itibaren öğrencileri desteklediğini ve mezuniyet sonrasında bu gençlerin akademik araştırmalar yapmak yerine özel sektörde çalışmayı tercih ettiğini dile getirdi.

En başarılı öğrencilerin yüksek gelir elde etmek amacıyla iş hayatına yöneldiğini vurgulayan Anisimov, lisansüstü eğitim kadrolarının daha ortalama düzeydeki öğrencilerle dolduğunu ifade etti.

Anisimov, “Öğrenciler ikinci ve üçüncü sınıftan itibaren iyi maaşlarla çalışıyor. Bu da en başarılı öğrencilerin doktora programlarına gitmemesine ve para kazanmayı tercih etmesine yol açıyor. Yeni teknolojiler üretemiyoruz çünkü doktora tezini savunması gerekenler ayda 500 bin ruble kazanıyor. Sonuç olarak doktora programlarında tez savunma oranı yüzde 15 seviyesinde kalıyor” dedi.

Anisimov, ülkenin bilimsel üretkenliğini dünyadaki diğer örneklerle karşılaştırmak için önde gelen 145 bilimsel dergideki yayın aktivitesini ölçen Nature Index verilerini paylaştı.

Çin’in ABD’yi geride bıraktığı bu endeksin ilk on sırasında dokuz Çin enstitüsü ve bir ABD üniversitesi olan Harvard yer alıyor. Rusya’dan listeye giren tek kurum olan Rusya Bilimler Akademisi ise 128. sırada bulunuyor.

Doktora kabullerinde ve tez savunmalarında yeni dönem

Rusya Federal Eğitim ve Bilim Denetim Servisi ile Rusya Eğitim ve Bilim Bakanlığı, 31 Mayıs tarihinde yayımlanan kararnameyle doktora programlarına kabul sürecinde değişikliğe gitti.

Yeni düzenlemeye göre başvurular elektronik ortamda yalnızca devlet hizmetleri portalı Gosuslugi (e-devlet) üzerinden kabul edilecek ve kontenjanlar belirli işveren ortakların taleplerine göre şekillenecek.

HSE İstatistiki Araştırmalar ve Bilgi Ekonomisi Enstitüsü tarafından yapılan bir araştırma, 2025 yılında doktora programlarından mezun olan 17 bin 700 kişiden sadece 2 bininin (yüzde 11,4) mezuniyet yılı içinde tezini savunarak adaylık derecesi aldığını ortaya koydu.

Bu oran bir önceki yıla göre artış gösterse de yüzde 28,5’lik başarı oranının kaydedildiği 2010 yılının gerisinde kaldı.

Araştırmacılar, mezuniyet yılında tez savunma oranının doktora eğitiminin verimliliğini ölçmede temel gösterge kabul edildiğini ancak bu yaklaşımın mezuniyet sonrasında yapılan savunmaları kapsamadığını belirtti.

Rusya

Rosneft Başkanı Seçin: Hürmüz krizi öngörülebilirliğin kalmadığını gösterdi

Yayınlanma

Rosneft Başkanı İgor Seçin, Hürmüz Boğazı’nda yaşanan krizin siyasi faktörlerin temel hale gelmesi nedeniyle en yakın gelecek için bile öngörülebilirlik imkanının kalmadığını gösterdiğini belirtti. Şirketin yıllık hissedarlar toplantısında konuşan Seçin, petrol sektörü üzerindeki baskıların ve küresel piyasadaki zorlukların sürdüğüne işaret etti.

Hürmüz Boğazı’nda yaşanan kriz, siyasi faktörlerin temel belirleyici haline gelmesi nedeniyle en yakın gelecek için bile öngörü yapmanın imkansız olduğunu gösterdi.

Rosneft şirketinin basın servisinin aktardığına göre, bu açıklama şirketin yıllık hissedarlar toplantısında konuşan Rosneft Başkanı İgor Seçin, çatışmanın sıcak fazının başlangıcında, planlama yaparken muhafazakar makroekonomik varsayımları kullanmaya devam ederek, fiyat artışının gelirler üzerindeki etkisinin abartılmaması yönünde çağrıda bulunduklarını belirtti.

Seçin, bu yaklaşımın haklı çıktığının görüldüğünü ifade etti.

Petrol sektörü için zorlu dönem

İgor Seçin, 2025 yılını petrol sektörü için “ciddi bir sınav dönemi” olarak nitelendirdi. Seçin’in aktardığına göre, küresel piyasadaki arz fazlası, katı makroekonomik koşullar, tarife artışları ve yaptırımlar şirketin faaliyet göstermesi için zorlu koşullar yarattı.

Seçin, savaşın ve bunların sonuçlarının, özellikle de Hürmüz Boğazı’ndaki deniz taşımacılığı kısıtlamalarının 2026 yılında sektör üzerinde ek baskı oluşturduğunu kaydetti.

Öte yandan Seçin, şirketin akaryakıt istasyonlarında araçlara yakıt satışında herhangi bir kısıtlama uygulanmadığını açıkladı.

Seçin, şirketin yıllık hissedarlar toplantısında yaptığı açıklamada, “Akaryakıt istasyonlarımızın neredeyse tamamında yakıt alımına yönelik herhangi bir sınırlama yok. Yalnızca bidon kullanımını tercih etmiyoruz, ancak araç depolarına normal şekilde yakıt veriyoruz” dedi.

TASS’ın aktardığına göre Seçin, Rosneft’in ürettiği petrol ürünlerinin neredeyse tamamını Rusya iç pazarına sunduğunu belirtti. Şirket istasyonlarının faaliyetlerini istikrarlı biçimde sürdüreceğini de söyledi.

Seçin ayrıca Rosneft’in sosyal açıdan kritik öneme sahip tesislerin, kamu kurumlarının, sanayi kuruluşlarının ve tarım şirketlerinin yakıt ihtiyacını karşılamayı garanti ettiğini ifade etti.

Moskova Belediyesi Konut ve Kamu Hizmetleri Dairesi de bir gün önce yaptığı açıklamada, başkentteki tüm akaryakıt istasyonlarının faaliyetlerinin ve petrol ürünü sevkiyatlarının normal şekilde sürdüğünü bildirdi.

Üç gün önce ise Gazprom Neft, Moskova’daki akaryakıt istasyonlarının istikrarlı çalıştığını açıklamıştı.

Öte yandan Tatneft 16 Haziran’da benzin ve motorin satışına geçici sınırlamalar getirdi. Şirketin çağrı merkezi, benzin satışını kişi başına 30 litreyle, motorin satışını 60 litreyle ve kamyonlar için motorin satışını 300 litreyle sınırlandırdığını duyurdu.

Tatneft, söz konusu sınırlamaları ertesi gün kaldırdı.

İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatması, hem ham petrol hem de işlenmiş petrol ürünlerinin fiyatlarında ani bir yükselişe yol açmıştı.

ABD Başkanı Donald Trump, 15 Haziran Pazartesi günü yaptığı açıklamada, İran ile bir anlaşma imzalandığını ve Hürmüz Boğazı’nda deniz taşımacılığının kısmen yeniden başladığını duyurdu.

Bu açıklamadan iki gün sonra CNBC televizyonu, analiz şirketi Kpler’in verilerine dayandırdığı haberinde, İran’ın boğaz üzerinden petrol ihracatına yeniden başladığını bildirdi.

Boğazın açıldığına yönelik haberlerin ardından, 16 Haziran günü Brent petrolün varil fiyatı mart ayından bu yana ilk kez 80 doların altına geriledi.

Okumaya Devam Et

Rusya

‘Amerikan iş dünyası barış anlaşması ve yaptırımların kalkmasını bekliyor’

Yayınlanma

Rusya’daki Amerikan Ticaret Odası (AmCham) Üst Yöneticisi Robert Agee, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin geleceğini ve Amerikan şirketlerinin geri dönüş planlarını değerlendirdi. Ukrayna’daki çatışmaların çözüme kavuşmasının yaptırımların gevşetilmesi için temel şart olduğunu belirten Agee, iş dünyasının mevcut riskler karşısında temkinli duruşunu koruduğunu aktardı.

Rusya’daki Amerikan Ticaret Odası (AmCham) Üst Yöneticisi Robert Agee, Rusya’nın önde gelen ekonomi gazetelerinden Vedomosti’ye verdiği mülakatta, iki ülke arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin yeniden tesis edilme süreçlerine dair değerlendirmelerde bulundu.

Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu kapsamında gerçekleştirilen mülakatta Agee, Şubat 2025’ten bu yana ABD’nin Ukrayna krizinin çözümünde üstlenebileceği olası ara buluculuk rolüyle birlikte, Amerikan iş dünyasının Rusya pazarına dönüş takviminin de sıkça tartışıldığını anlattı.

Müzakere süreçleri ile ikili ekonomik ilişkilerin canlandırılması çabalarının eş zamanlı yürütülebileceğine dair beklentilere değinen Agee, aradan geçen süreye rağmen iki alanda da radikal bir ilerleme kaydedilemediğini belirtti.

Bunun arkasında ABD’nin kendi iç ve dış siyasi dinamiklerinin yattığını ifade eden AmCham Başkanı, mevcut şartlarda Amerikan şirketlerinin yönünü tamamen sahadaki çatışmanın nihai çözümüne çevirdiğini kaydetti.

Ekonomik ilişkilerin onarılmasına yönelik adımların yavaş fakat kararlı bir şekilde ilerlediğini dile getiren Robert Agee, süreci yavaşlatan temel unsuru şu sözlerle açıkladı:

“En büyük sorun, şimdiye kadar Ukrayna’daki çatışmanın çözümüne yönelik bir anlaşmaya varılamamış olmasıdır. Bu durum, ABD’nin uyguladığı tüm yaptırım paketlerinin yürürlükte kalmasına neden oluyor. Bizler bazı yaptırımların kaldırılması yönünde defalarca girişimde bulunduk. Washington’daki yeni yönetimin, özellikle ticaret, ekonomi ve iş dünyası perspektifinden Rusya ile ilişkileri geliştirmek istediğini düşünsem de devam eden çatışmalar ilişkilerde ciddi bir atılım gerçekleştirilmesine izin vermedi.”

“Başkan Trump yaptırım baskısını hukuken mümkün olan her alanda hafifletmek istiyor”

Yaptırımların kalıcı olup olmayacağı ve bu iklimde ekonomik ilişkilerin nasıl bir seyir izleyeceği konusuna açıklık getiren Agee, yaptırımların hukuki niteliklerine göre farklılık gösterdiğini hatırlattı.

ABD Başkanı’nın kararnameleriyle yürürlüğe giren kısıtlamaların çok daha hızlı esnetilebileceğine işaret eden Agee, şu ifadeleri kullandı:

“Farklı yaptırım türleri bulunuyor. Bunların bir kısmı başkanlık kararnameleriyle yürürlüğe kondu. Bu tür yaptırımları yarın bile kaldırmak mümkündür. Örneğin, eski ABD Başkanı Joe Biden tarafından getirilen yatırım yasağı buna bir örnektir. Biz bu kararın özellikle Amerikan iş dünyası için tamamen yanlış bir adım olduğunu düşünüyoruz. Diğer taraftan, Kongre tarafından onaylanmış bazı yaptırımlar da var ki bunları kaldırmak çok daha zor olacaktır. Çatışma sona erdiğinde, Başkan Donald Trump ve yönetiminin, yaptırım baskısını hukuken mümkün olan tüm alanlarda azami ölçüde hafifletmek niyetinde olduğunu biliyoruz.”

Amerikan Ticaret Odasının, yaptırımların esnetilmesi veya kaldırılması yönündeki talepleri doğrudan Amerikan makamlarına ileten yegane kurum olduğunu belirten Agee, bu konudaki lobi faaliyetlerini sürdürdüklerini bildirdi.

AmCham Üst Yöneticisi, “Şirketler bu taleplerini sadece bizim üzerimizden, Amerikan Ticaret Odası aracılığıyla yürütüyor. Amerikan hükümetini bazı yaptırımları kaldırmaya ikna etmeye çalışan tek organizasyon biziz. Şu anki öncelikli hedefimiz yatırım yasağının kaldırılmasıdır. Kozmetik ve sivil havacılık gibi sektörlerle yakından ilgileniyoruz. Amerikan hükümetine, bu alanlardaki yaptırımların çatışma tamamen sona ermeden önce de gevşetilebileceğini ve kaldırılması gerektiğini anlatmaya çalışıyoruz” dedi.

“Rusya şirketlerimizin küresel zorlukları aşmasını sağlayacak muazzam bir potansiyele sahip”

Rusya pazarının ve bu ülkeyle yeniden ticari bağlar kurulmasının hangi sektörler için öncelik taşıdığına değinen Agee, Rusya’nın sunduğu ekonomik fırsatların Amerikan firmaları için kritik önemde olduğunu vurguladı.

Rusya’nın küresel tedarik zincirindeki rolüne işaret eden Agee, şöyle konuştu:

“Rusya, şirketlerimizin günümüzdeki birçok küresel zorluğu aşmasını sağlayacak muazzam bir potansiyele sahip. Bu durum hem yüksek enerji fiyatları hem de gübre sektörü için geçerlidir. Rusya, dünyanın en büyük gübre üreticilerinden biridir. Bu ve benzeri ürünler kolaylıkla Amerika’ya ihraç edilebilir. Bunun yanı sıra, birçok Amerikan bilişim ve havacılık şirketi de gelişmeleri yakından takip ediyor. Bunlar daha önce burada faaliyet gösteren ve ayrılmak zorunda kalan şirketlerdir. Buradan ayrılmayı kendileri istemedi. Bu nedenle şu an burada işlerine yeniden başlamak için fırsat kolluyorlar.”

İki ülke arasındaki geleceğe yönelik ekonomik ilişkilerin sadece ticaretin artırılmasıyla sınırlı kalmayacağını, büyük ölçekli ortak projeleri de kapsayacağını öngören Agee, tarihsel yatırım verilerine dikkat çekti.

Geçmiş yıllarda Amerikan şirketlerinin Rusya ekonomisine 100 milyar dolardan fazla doğrudan yatırım yaptığını hatırlatan Agee, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İlişkilerin hem ticaret hem de ortak projeler boyutunda gelişeceğini düşünüyorum. Ancak ABD’nin Rusya ile ekonomik ilişkiler kurmadaki temel yaklaşımı her zaman yatırımlara dayanmıştır. Şirketlerimiz uzun yıllar boyunca Rusya ekonomisine 100 milyar doların üzerinde yatırım yaptı. Amerikan şirketlerinin bir kısmı burada kalmayı tercih etti; şu anda da başarılı bir şekilde faaliyet gösteriyorlar, çok sayıda fabrikaları ve on binlerce çalışanları var. Rusya ekonomisine yeni yatırımlar yapma konusunda ilk sırada enerji şirketlerinin yer alacağını düşünüyorum. Potansiyel işbirliği ve yatırım açısından bir diğer önemli alan ise uzay sektörüdür. Bu alanda kelimenin tam anlamıyla trilyonlarca dolarlık devasa bir potansiyel olduğuna inanıyorum.”

“Başkan Trump Rusya’dan gelecek yeni yatırımları memnuniyetle karşılar”

ABD pazarının Rus sermayesine ve yatırımlarına açık olup olmadığı yönündeki soruyu yanıtlayan Robert Agee, Washington yönetiminin yabancı yatırımlara sıcak baktığını ifade etti.

Geçmişte alüminyum ve gübre sektörlerinde bu yönde projeler geliştirildiğini anımsatan Agee, “ABD pazarının Rus yatırımlarına açık olduğunu ve bunun memnuniyetle karşılanacağını düşünüyorum. Geçmişte alüminyum ve gübre alanlarında gerçekleştirilen yatırım projeleri vardı. Yatırım yapılabilecek alanlar mevcut. Rus yatırımcıların yaptırım riskleri nedeniyle buna ne kadar hazır olduğunu kestirmek zor ancak genel olarak Trump yönetiminin Rusya’dan gelecek yeni yatırımları memnuniyetle karşılayacağını söyleyebilirim” değerlendirmesini yaptı.

Kısıtlamaların tamamen kaldırılmadığı ancak gevşetildiği bir senaryoda Amerikan şirketlerinin geri dönüşe hazır olduğunu belirten Agee, her şirketin kendi risk analizine göre hareket ettiğini aktardı.

Geri dönüşlerin aşamalı olacağını ve öncü şirketlerin başarısının diğer aktörleri de cesaretlendireceğini ifade eden AmCham Başkanı, teknik hazırlıkların şimdiden başladığını şu sözlerle duyurdu:

“Her şirketin kendine özgü bir karar alma mekanizması vardır. İlk fırsatta Rusya’ya dönmeye ve faaliyetlerini yeniden başlatmaya hazır birkaç şirket biliyorum. Buradaki en kritik husus, bu geri dönüşlerin başarılı bir şekilde gerçekleşmesidir. Çünkü dönecek ilk firmalar diğerlerine her şeyin yolunda gittiğini gösterecek ve böylece geri dönüş dalgası büyüyecektir. Tabii ki süreç bir günde başlamayacak; öncelikle teknik şartnamelerin ve yasal belgelerin hazırlanması gerekiyor. Bana ulaşan bilgilere göre, bu konuda şimdiden bazı görüşmeler yürütülüyor.”

Rusya’nın coğrafi ve beşeri avantajlarının yeni nesil teknoloji yatırımları için ideal zemin sunduğunu belirten Agee, veri merkezleri alanındaki fırsatları şu şekilde özetledi:

“Kişisel görüşüme göre en umut verici alanlardan biri veri merkezleridir. Bu tesisler için Rusya’da fazlasıyla bulunan ucuz elektrik enerjisine, soğuk bir iklime ve bilişim alanında yetkin yetişmiş insan gücüne ihtiyaç duyuluyor. Rusya bu imkanların hepsine sahip. Bu alanın çok ciddi bir gelecek vadettiğini düşünüyorum ancak bunun için öncelikle yaptırımların kaldırılması gerekiyor, sonrasında işler hızla yoluna girecektir.”

“Trump döneminde ticari diyalog kurmak çok daha kolaylaştı”

AmCham olarak hem Rus hem de Amerikan resmi makamlarıyla ilişkilerinin son derece dengeli ve verimli ilerlediğini kaydeden Agee, iki ülke arasındaki ticari diplomaside üstlendikleri köprü rolüne dikkat çekti.

Joe Biden dönemi ile Donald Trump dönemini kıyaslayan Agee, şu tespitlerde bulundu:

“Her iki tarafla da mükemmel ilişkilerimiz var. Rusya Doğrudan Yatırım Fonu Başkanı Kirill Dmitrieyv ile birlikte Rusya ve Amerika arasındaki yegane ticari köprü konumundayız. Biden yönetiminde bu köprüyü korumak çok daha zordu fakat Başkan Trump döneminde süreç çok daha kolaylaştı. Trump yönetiminin Rusya ile Amerika arasındaki ekonomik diyaloğu geliştirme yönünde güçlü bir iradesi olduğunu görüyoruz. Bugün hem kültürel hem de ticari alanda iki ayrı diyalog kanalının işlediğine şahit oluyoruz. İletişimi koparmamak en önemli unsurdur. Biden döneminde neredeyse hiçbir iletişim kanalı açık değildi. Şimdi ise doğru yönde ilerliyoruz ve Rusya hükümetiyle de son derece aktif bir işbirliği yürütüyoruz.”

Mevcut Washington yönetiminin ekonomik öncelikleri ile Amerikan iş dünyasının çıkarlarının örtüştüğünü dile getiren Agee, küresel jeopolitik gelişmelerin iki ülkeyi doğal birer ortak haline getirdiğini kaydetti.

Ortadoğu’daki istikrarsızlığın ve deniz ticaret yollarındaki risklerin bu ortaklığı kaçınılmaz kıldığını belirten Agee, konuyu şöyle detaylandırdı:

“Yönetimin öncelikleri ile iş dünyasının çıkarları tamamen örtüşüyor. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan son gelişmelerin, Washington yönetimini Rusya ve Amerika’nın doğal ortaklar olduğu konusunda bir kez daha ikna ettiğini düşünüyorum. Rusya’nın sahip olduğu her şeye Amerika’nın ihtiyacı var, aynı durum tersi için de geçerli. Amerika, Rusya’nın satın almak isteyeceği teknolojilere ve ürünlere sahip. Bu tam anlamıyla bir karşılıklı bağımlılık ilişkisidir. Tüm dünya Ortadoğu’daki gerilimin tırmanmasının sonuçlarını izlerken, Rusya ile ABD arasındaki ekonomik işbirliği perspektifinin çok daha ikna edici hale geldiği görülüyor.”

Son olarak iki ülke arasındaki vize işlemlerinin kolaylaştırılması ve diplomatik temsilciliklerin yeniden açılması hususuna değinen Robert Agee, bu konunun iş dünyası için taşıdığı hayati önemi vurguladı.

Ticari ilişkilerin canlanabilmesi için seyahat engellerinin aşılması gerektiğini belirten Agee, mülakatı şu sözlerle tamamladı:

“Bu bizim de sürekli gündeme getirdiğimiz son derece yerinde bir sorudur. Hatırlayacak olursanız, geçmiş dönemlerde en azından diplomatik vizelerden başlanması ve konsoloslukların yeniden faaliyete geçirilmesi konusunda ortak bir anlayış oluşmuştu. Hem Washington’da hem de Moskova’da bu konunun bir an önce çözüme kavuşturulması yönünde tavsiyelerde bulunmaya devam edeceğiz. Bu sorunun aşılması iş dünyasını fazlasıyla memnun edecektir. Gelişmeleri ümitle bekliyoruz.”

Okumaya Devam Et

Rusya

Moskova’da akaryakıt tedariki aksaklığı kısmen çözüldü

Yayınlanma

Rus petrol şirketi Tatneft, Moskova ve civarındaki akaryakıt istasyonlarında benzin ile dizel tedarikinde herhangi bir sorun yaşanmadığını açıkladı. Şirket, daha önce uygulamaya koyduğu bazı yakıt sınırlandırmalarını esnetirken, AI-95 tipi benzin için belirlenen limitlerin geçerliliğini koruduğunu bildirdi.

Rusya merkezli petrol şirketi Tatneft, başkent Moskova ve Moskova Oblastı’ndaki akaryakıt istasyonlarında benzin ve dizel yakıt tedarikinde herhangi bir aksaklık bulunmadığını duyurdu.

Şirket yetkilileri, TASS haber ajansına yaptıkları açıklamada istasyonlarda yakıt bulunabilirliği konusunda bir sorun yaşanmadığını belirtti.

Konuyla ilgili olarak Tatneft yetkilileri, Moskova’ya yönelik benzin ve dizel sevkiyatının planlanan şekilde devam ettiğini ve başkentteki istasyonların tedarik süreçlerinde bir problem olmadığını doğruladı.

Tatneft tarafından yapılan açıklamada, “Moskova bölgesindeki Tatneft akaryakıt istasyonu ağında benzin ve dizel yakıt bulunabilirliği açısından bir sorun yoktur; daha önce AI-95 tipi benzin için getirilen 30 litrelik limit ise geçerliliğini korumaktadır” ifadesine yer verildi.

Kısıtlamalar kademeli olarak esnetildi

Tatneft, akaryakıt istasyonlarında benzin ve dizel satışı için geçici sınırlandırmalar getirildiğini ilk olarak 16 Haziran günü duyurmuştu.

O dönemde şirketin destek hattından yapılan bilgilendirmede, binek araçlar için benzin satışının 30 litre, dizel yakıt satışının 60 litre, kamyonlar için dizel satışının ise 300 litre ile sınırlandırıldığı aktarılmıştı.

Bu karardan bir gün sonra şirket, AI-92 tipi benzin ve dizel yakıt satışındaki sınırlandırmaların kaldırıldığını ve bu ürünlerin serbestçe satıldığını, ancak AI-95 tipi benzin için belirlenen limitlerin uygulanmasına devam edildiğini açıkladı.

Interfax ajansı, Tatneft istasyonlarının bir kısmında limitlerin yanı sıra ödemelerin yalnızca nakit olarak kabul edilmesi yönünde bir kısıtlama uygulandığını yazmıştı.

Buna karşılık Fontanka gazetesi, şirketin bu iddiayı doğrulamadığını aktardı. Şirketin destek hattından verilen bilgide ise bazı istasyonlarda banka terminalleri ve mobil uygulamaların çalışmasında geçici teknik aksaklıklar yaşandığı, bu nedenle yakıt kartlarının kullanımında zorluklar çıkabildiği ifade edildi.

Rusya’nın bazı bölgelerinde yakıt tedarikine ilişkin aksaklıklar mayıs ayının sonlarında gündeme gelmişti. Kırım ve Sivastopol yönetimlerinin yanı sıra Kuban ile Udmurtya yetkilileri de istasyonlarda yakıt sıkıntısı yaşandığını bildirmişti.

Benzer şekilde Donetsk ve Lugansk bölgelerindeki akaryakıt istasyonlarında da yetersizlikler kaydedilmiş ve buralarda da satışlara yönelik sınırlandırmalar getirilmişti.

Rusya Enerji Bakanlığı, iç yakıt piyasasındaki durumun istikrarlı ve kontrol altında olduğunu vurgulamıştı. Federal Tekelcilikle Mücadele Servisi (FAS) yetkilileri de iç piyasada arz güvenliğini sağlamak amacıyla gerekli tüm önlemlerin alınmakta olduğunu kaydetmişti.

Haziran ayının başlarında Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, ilgili kurumlara iç yakıt piyasasını istikrara kavuşturacak önlemler üzerinde çalışılması talimatını vermişti.

Bu kapsamda, tedarik hacmini artırmak amacıyla Belarus ile istişarelerin yürütülmesi de görevler arasında yer almıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English