Bizi Takip Edin

Diplomasi

Avrupa ile Asya arasında LNG rekabeti

Yayınlanma

Orta Doğu’daki savaşın Katar’daki tesisleri etkilemesi ve fiyatları yukarı çekmesi nedeniyle Avrupa, Asya’ya giden LNG sevkiyatlarını kaybediyor.

İtalya, Polonya ve Belçika, son derece rekabetçi pazarda alternatif tedarik kaynakları bulmak için çabalıyor.

Asyalı alıcıların sınırlı miktardaki yükler için daha yüksek teklifler vermesi nedeniyle Avrupa, küresel sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) pazarından dışlanıyor.

Gemi takip verileri, birçok tankerin seyir sırasında rotasını değiştirdiğini ve yaklaşık bir düzine Atlantik sevkiyatının yönlendirildiğini gösteriyor.

Küresel LNG arzının yaklaşık %20’sinden sorumlu hayati bir enerji ticaret noktası olan Hürmüz Boğazı, yaklaşık bir ay önce ABD ve İsrail’den gelen füze saldırılarına misilleme olarak İranlı yetkililer tarafından kapatılmaya devam ederken, LNG yarışı şiddetleniyor.

Tayvan 11 günlük gaz stoğu olduğunu söyledi

Dünyanın en büyük LNG üreticisi olan Katar’ın Ras Laffan tesisine yönelik saldırılar, Katarlı enerji üreticisini salı günü Belçika, İtalya ve Polonya ile olan sözleşmeler için mücbir sebep ilan etmeye zorladıktan sonra, arz kesintileri yoğunlaştı.

Avrupa, bu enerji darboğazından gelen arzın küçük bir payını oluşturuyor ve çoğunlukla fiyat artışlarıyla başa çıkmaya ve birkaç ülkede LNG arzını hafifletmeye çalışırken, Asya ülkeleri enerji arzının %80’ini Hürmüz’den karşılıyor.

Önemli bir çip üreticisi olan Tayvan, salı günü (24 Mart) yaptığı açıklamada 11 gün daha yetecek gaz stoğuna sahip olduğunu bildirdi.

İstihbarat şirketi Kpler’in verilerine göre, 28 Şubat’ta Orta Doğu’da savaşın patlak vermesinden bu yana, rotası değiştirilen LNG tankerlerinin sayısı artmaya devam etti ve Katar’dan gelen son yüklerin 27 Mart’a kadar İngiltere ve İtalya’ya ulaşması bekleniyor.

Kpler’in LNG ve Doğalgaz Müdürü Laura Page, Euronews’e verdiği demeçte şunları söyledi:

“Avrupa’dan Asya’ya yönlendirildiği teyit edilen 11 LNG yükümüz var, ayrıca Avrupa’dan Mısır’a yönlendirilen iki ve Avrupa’dan Türkiye’ye yönlendirilen bir yükümüz var.”

Bu durum, Avrupa’nın gaz depolama yenileme sezonuna girerken kritik bir anda, Atlantik’i geçen tüm LNG arzının daralacağına dair endişeler arasında küresel LNG fiyatlarını yukarı çekti.

Page, “Neyse ki kış ısıtma sezonu sona eriyor, bu nedenle gaz talebi düşecek, fakat kriz yaklaşan stok yenileme sezonu boyunca Avrupa için büyük riskler oluşturuyor ve depolama seviyeleri yeterli düzeye ulaşmazsa önümüzdeki kış Avrupa’yı zorlayabilir,” dedi.

Gaz referans fiyatı gün içinde 60 avronun üzerine çıktı

Avrupa’nın temel toptan satış fiyatı olan Hollanda TTF doğalgaz referans fiyatı, salı günü megavat-saat (MWh) başına 53-54 avro civarında kapandı; günün erken saatlerinde 60 avronun üzerine çıkmıştı.

Hafta ortasındaki en yüksek seviyelerden biraz düşük olsa da, fiyatlar çatışma öncesi seviyelerin çok üzerinde kalmaya devam ediyor.

Asyalı alıcılar şu anda JKM referans fiyatına göre ölçülen fiyatlarla, spot LNG için Avrupalı muadillerinden yaklaşık 1–3 dolar/MMBtu daha fazla ödüyorlar; bu, ticaret kalıplarını şekillendiren nispeten küçük ama önemli bir prim.

Daha yüksek getiriler, tüccarları nakliye maliyetlerinin daha cazip olduğu doğuya esnek yükleri yönlendirmeye teşvik ederken, Avrupa sınırlı LNG arzı için rekabet etmeye devam ediyor.

İtalya, tedarik çeşitliliği için Cezayir’in kapısını çaldı

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, çarşamba günü Cezayir’i ziyaret etti. Roma, ülkenin yıllık gaz ihtiyacının %30’unu karşılayan Katar’dan gelen ve kesintiye uğrayan gaz arzını telafi etmek için çabalıyor.

Düşünce kuruluşu ECCO tarafından salı günü yayınlanan bir çalışma, İtalya’nın bir yıl içinde Katar LNG’sini yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği ile ikame edebileceğini öne sürüyor.

ECCO, yılda 10 gigawattlık yeni yenilenebilir enerji kapasitesinin kurulmasının, Katar’ın ithalatının %40’ına denk gelen 2,5 milyar metreküp gaz tüketimini azaltacağını savunuyor.

Diğer önlemler arasında konut, ticari ve endüstriyel sektörlerde enerji verimliliğinin artırılması ve elektrifikasyon yer alıyor; ancak bu önlemler, açığı kapatmak için hala Cezayir gazına güveniyor.

Çalışmada, “Toplam 6,4 milyar metreküpün yıllık 1 milyar metreküpünü oluşturan kalan %15 için hükümet, mevcut gaz altyapısını, özellikle de İtalya’yı Cezayir’e bağlayan boru hatlarını kullanabilir,” deniyor.

Belçika ve Polonya, Katar kesintisinden hafif etkilenmeyi bekliyor

Belçika’da Katar’dan gelen arz kesintisi biraz daha hafif ve Zeebrugge terminalinden ithal edilen LNG’nin yaklaşık %8’ini etkiliyor.

Ülkenin enerji iletim ağı Fluxys, açığı kapatmak için aktif olarak alternatif kaynaklar aradığını ve ABD, Nijerya ve Rusya’dan LNG sevkiyatları beklediğini belirtti.

Yine de, Rusya’dan yapılan ithalatın 2027 yılına kadar tamamen sonlandırılması planlanıyor, bu da uzun vadeli seçenekleri sınırlıyor.

Polonya’nın petrol ve gaz şirketi Orlen, 2025’teki talebinin %10’undan azını karşılayan QatarEnergy’nin bazı LNG üretimini askıya almasının, ülkenin gaz arz güvenliği için bir tehdit oluşturmadığını belirtti.

Orlen, arz kayıplarını telafi etmek için olası çözümler olarak, LNG arzının alternatif tedarik rotalarıyla dengelenmesini sağlayan çeşitlendirilmiş tedarik portföyünü ve esnek ticaret araçlarını övdü.

ABD, AB’ye “ticaret anlaşması” ültimatomu vermişti

Bu arada, ABD, enerji fiyatlarındaki artış ve potansiyel tedarik sıkıntıları karşısında blokun zayıf noktasını yakalayarak Avrupa Birliği’ne bir kez daha ültimatom verdi.

ABD’nin Avrupa Büyükelçisi Andrew Puzder, AB milletvekilleri bugün oylanacak olan AB-ABD ticaret anlaşmasının şartlarını kabul etmezlerse, bloğun Atlantik’in diğer yakasından gelen LNG’ye “elverişli erişim”ini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabileceğini söyledi.

Puzder Financial Times’a verdiği demeçte şunları söyledi:

“Anlaşmayı kabul etmezlerse enerji konusunda ne olacağını bilmiyorum. Bence ABD, Avrupa ile iş yapmaya devam etmek isteyecek, ancak şartlar o kadar elverişli olmayabilir. Ortam kesinlikle o kadar elverişli olmayacak. Ve piyasada başka alıcılar da var.”

Yakında imzalanacak AB-ABD ticaret anlaşması kapsamında, AB27’nin 2028 yılına kadar yıllık yaklaşık 250 milyar dolar (yaklaşık 212 milyar avro) tutarında petrol, gaz ve nükleer enerji satın alması ve toplamda 750 milyar dolar (yaklaşık 700 milyar avro) tutarında alım yapması bekleniyor.

Diplomasi

Çin, AB’nin dış destek kurallarını sert bir şekilde eleştirdi

Yayınlanma

Çin, AB’nin yabancı sübvansiyon kurallarının Brüksel ile arasındaki daha geniş kapsamlı ticaret anlaşmazlığının parçası olduğu mesajını verdi.

Çin Adalet Bakanlığı, Çinli şirketlere, Yabancı Sübvansiyonlar Yönetmeliği (FSR) kapsamında yürütülen soruşturmalarda AB yetkililerine bilgi vermemeleri talimatını verdi.

Bu düzenleme, tek pazardaki aktörlerin yurt dışından haksız destek almamasını sağlamak için AB’nin kullandığı bir araç.

Bildirimde, Avrupa Komisyonu’nun, tüketici elektroniği perakendecisi MediaMarkt’ın ana şirketi olan Alman Ceconomy’yi 2 milyar avroluk bir anlaşma ile satın almaya çalışan Çinli e-ticaret devi JD.com’a yönelik derinlemesine soruşturmasından açıkça bahsedildi.

Bu hamle, AB ile Çin arasında yeniden başlayan ticaret diyaloğunun ortasında Brüksel’e baskı uygulamayı amaçlıyor gibi görünüyor.

Müzakereciler, AB’nin Çin ile olan günlük 1 milyar avroluk mal ticaret açığını nasıl azaltacakları konusunda yoğun kapalı kapı görüşmeleri yürütüyorlar.

Komisyon’un eylül ayında Çin Ticaret Bakanlığı ile bir video konferans düzenlemesi ve bu konferansın, Ticaret Sorumlusu Maroš Šefčovič’in ekim başında Pekin’e yapacağı ziyaretin önünü açması bekleniyor.

Komisyon, birkaç gün sonra düzenlenecek bir zirvede AB liderlerine durum değerlendirmesi sunacak.

Bu, blok için ticaret ilişkilerini yeniden dengelemek için yapıcı bir yaklaşımın yeterli olup olmadığına ya da Brüksel’in Avrupa’nın ticari çıkarlarını daha kararlı bir şekilde savunması gerekip gerekmediğine karar vermesi açısından bir dönüm noktası olabilir.

Çin Ticaret Bakanlığı sözcüsü perşembe günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Çin, AB’nin Çinli şirketleri baskı altına almak için Yabancı Sübvansiyonlar Yönetmeliği (FSR) gibi tek taraflı araçları kötüye kullanmasına sürekli olarak karşı çıkmıştır,” dedi.

Sözcü şöyle devam etti:

“Çin ve AB’nin bir Ticaret ve Yatırım Danışma (TIC) mekanizması kurduğunu ve farklılıkların diyalog ve danışma yoluyla yönetilmesi konusunda bir uzlaşmaya vardığını vurgulamak isterim. AB’nin, FSR soruşturmasındaki hatalı uygulamalarını derhal düzeltmek ve hükümetler arası diyalog yoluyla iletişimi güçlendirmek için Çin ile işbirliği yapmasını umuyoruz. Çin, AB’nin adımlarını yakından takip edecek ve ulusal güvenliği ile işletmelerin meşru hak ve çıkarlarını kararlılıkla korumak için gerekli önlemleri alacaktır.”

Komisyon, FSR’nin şirketlere merkezlerinin bulunduğu yere göre ayrımcılık yapmadığını savunuyor.

Sözcü Ricardo Cardoso perşembe günü Brüksel’de gazetecilere yaptığı açıklamada, “FSR, milliyetlerine bakılmaksızın tüm şirketlere uygulandığı için DTÖ kurallarına tamamen ve tam olarak uygundur; amacı, Çinli şirketler de dahil olmak üzere AB’de faaliyet gösteren tüm şirketlerin eşit muamele görmesini ve eşit şartlarda rekabet etmesini sağlamaktır,” dedi.

Pekin’e göre, AB, JD.com’un anlaşmasının Çin devlet desteği ile haksız bir şekilde desteklenip desteklenmediğini araştırırken çok fazla bilgi talep ediyor.

Ticaret Bakanlığı sözcüsü, “JD.com davasında AB, yine keyfi ve mantıksız bir şekilde, soruşturmayla ilgisi olmayan çok çeşitli bilgileri ilgili Çinli bankalardan talep etmiştir,” dedi.

Komisyon, JD.com’un Çin hükümeti tarafından sağlanan tercihli finansman, vergi teşvikleri ve hibeler şeklinde haksız avantajlardan yararlanıyor olabileceğinden endişe duyuyor.

Bu durum, işlem tamamlandığında şirkete AB pazarında rekabet avantajı sağlayabilir.

JD.com, bu hafta Komisyon’un endişelerini gidermek için düzeltici önlemler sundu. Bu durum genellikle görüşmelerin ileri bir aşamada olduğunun işareti olarak kabul edilir.

Konuyu yakından takip eden Hollandalı Avrupa Parlamentosu üyesi ve Avrupa Parlamentosu Uluslararası Ticaret Komitesi üyesi Dirk Gotink’e göre, Pekin’in müdahalesi satın almayı tehlikeye bile atabilir.

“Siyasi bir sürecin rehineleri haline geliyorlar,” diyen Gotink, Pekin’in hamlesini “tek taraflı bir tırmanış” olarak nitelendirdi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

ABD’nin yol açtığı istikrarsızlık ortamında Ürdün Kralı Abdullah, Çin’i ziyaret ediyor

Yayınlanma

İran savaşının sona ereceğine dair bir işaret bulunmaması ve İsrail’in bölge genelindeki politikasının denetimsiz biçimde sürmesi, Ürdün’ü gelecekteki belirsizliklere ve daha az öngörülebilir bir ABD politikasına karşı alternatiflerini artırmaya yöneltiyor. Ürdün Kralı bu atmosferde Çin’i ziyaret ediyor.

Orta Doğu, ABD-İsrail-İran savaşının devam eden sonuçlarıyla mücadele ederken, Çin’in cazibesi Washington’ın bölgedeki en yakın ortakları arasında bile giderek artıyor.

Bölge genelindeki hükümetler yatırım, teknoloji ve giderek daha fazla ölçüde güvenlik işbirliği için Pekin’e yöneliyor. Mısır, Çin ile savunma ilişkilerini genişletirken Körfez ülkeleri de Çin ile askeri ve ekonomik anlaşmalar peşinde.

Bu hafta Ürdün Kralı II. Abdullah da bu eğilime katılarak bir haftalık ziyaret için Çin’e gitti. Bu, Abdullah’ın on yıldan uzun bir süredir Çin’e gerçekleştirdiği ilk devlet ziyareti.

Ziyaret, Ürdün’ün ABD’den uzaklaşarak Çin’e yöneldiği anlamına gelmiyor. Daha ziyade bölge genelindeki daha kapsamlı bir yeniden dengeleme sürecini yansıtıyor. ABD’nin ortakları, giderek daha belirsiz hale gelen bölgesel ortamda daha fazla ekonomik seçenek ve daha geniş bir stratejik hareket alanı arıyor.

Çin’de bir hafta

Kral Abdullah’ın 18-24 Ağustos tarihleri arasındaki ziyareti Şanghay’da başladı ve Pekin ile Shenzhen’i de kapsıyor. Bu, 1999’da tahta çıkmasından bu yana Çin’e yaptığı dokuzuncu ziyaret ve Ürdün ile Çin’in stratejik ortaklık kurduğu 2015’ten bu yana gerçekleştirdiği ilk ziyaret.

Kraliyet Sarayı’nın açıklamasına göre Ürdün Kralı salı günü Şanghay’da ilaç, gıda, mühendislik, tarım ve havacılık sektörlerinde faaliyet gösteren Çinli şirketlerin yöneticileriyle bir araya geldi. Ayrıca Çin’in önde gelen robotik şirketlerinden AgiBot’u ziyaret etti ve burada imalat ve lojistikten konaklama ve güvenliğe kadar uzanan robotik uygulamalar hakkında bilgi aldı.

Xinhua’ya göre Ürdün Kralı Abdullah perşembe günü Pekin’e ulaştı. Burada Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve Başbakan Li Qiang ile görüşmesi bekleniyor. Ayrıca yasama organının başkanı Zhao Leji ile görüşme gerçekleştirdi. Ürdün’ün resmi haber ajansı Petra, iki tarafın çeşitli sektörlerde işbirliği anlaşmaları ve mutabakat zabıtları imzalamasının beklendiğini bildirdi. Çin’in teknoloji ve üretim merkezi Shenzhen’e gerçekleştireceği ziyaret ise gezinin ticari ağırlığını ortaya koyuyor.

İstihdam, enerji ve teknoloji

Amman’ın Çin’e yönelik en acil ilgisi ekonomik alanda. ABD-İsrail-İran savaşı Ürdün üzerindeki ekonomik baskıyı daha da artırarak yatırım çekme ve ekonomiyi çeşitlendirme ihtiyacını daha acil hale getirdi. GSYH’nin yüzde 10 ila 15’ini oluşturan turizm, bölgesel istikrarsızlıktan darbe alırken yükselen enerji maliyetleri ile ticaret ve hava ulaşımındaki aksamalar, ithalata büyük ölçüde bağımlı olan ekonomi üzerindeki baskıyı artırdı.

Kral Abdullah pazartesi günü Çin devlet haber ajansı Xinhua’ya verdiği röportajda ekonomik işbirliği fırsatlarını özellikle vurguladı. Abdullah, Ürdün’ün “bölgesel bir üretim ve ihracat merkezi olarak hizmet vermek için son derece elverişli bir konumda olduğunu” belirterek şöyle dedi:

“Çin’in imalat yatırımları, doğal kaynaklarımızdan, nitelikli iş gücümüzden, istikrarlı iş ortamımızdan, stratejik konumumuzdan ve geniş ticaret anlaşmaları ağımızdan yararlanarak bu konumu değerlendirebilir.”

Jordan Times’ın verilerine göre Ürdün ile Çin arasındaki ticaret 2025’te yaklaşık 6,7 milyar dolara ulaştı ancak ticaret ilişkisi büyük ölçüde Pekin’in lehine. Çin’in Ürdün’e ihracatı yaklaşık 6,29 milyar dolar olurken Ürdün’ün Çin’e ihracatı yalnızca 430 milyon dolar seviyesinde kaldı. Bu dengesizlik, Amman’ın yalnızca ticareti genişletmek yerine neden yatırım, teknoloji ve üretim kapasitesi çekmeye odaklandığını da açıklıyor.

Çin, Ürdün’ün uzun vadede büyümeyi hızlandırmayı ve 2033 yılına kadar en az 1 milyon yeni genç çalışanı iş gücü piyasasına dahil etmeyi amaçlayan Ekonomik Modernizasyon Vizyonu’nda daha büyük bir rol oynayabilir. Enerji, bu işbirliğinin halihazırda somutlaşmaya başladığı alanlardan biri.

Ürdün, Eylül 2025’te Çinli UEG Green Hydrogen Development Holding Limited şirketiyle 1,155 milyar dolarlık önerilen bir yeşil hidrojen projesini incelemek üzere anlaşma imzaladı. Projenin amacı, ihracat için yılda yaklaşık 200 bin ton yeşil amonyak üretmek.

Ancak Ürdün açısından Çin’in cazibesi yalnızca potansiyel yatırımlarla sınırlı değil. Üretim alanındaki uzmanlık, yenilenebilir enerji teknolojileri ve Çin tedarik zincirlerine erişim de Amman’ın yerli sanayi kapasitesini geliştirmesine ve özel sektörde istihdam yaratmasına yardımcı olabilir.

“Zamanlama her şeyi anlatıyor”

Uzun yıllardır Amman’da yaşayan gazeteci ve The Christian Science Monitor’ün kıdemli Orta Doğu muhabiri Taylor Luck, kralın ziyaretinin öneminin zamanlamasında yattığını söyledi.

Luck, Al-Monitor’a, “Kral Abdullah’ın Çin’e gitmesi tek başına haber değeri taşıyan bir gelişme değil ancak zamanlaması her şeyi anlatıyor” dedi.

Luck’a göre ziyaret, Amman’da tek bir ekonomik ve güvenlik ortağına aşırı bağımlı olmanın risk taşıdığı yönündeki farkındalığın giderek arttığını gösteriyor.

Luck, “Bu Washington’a yönelik bir tepki olmasa da derin bir bölgesel krizin yaşandığı bir dönemde Kral Abdullah’ın Çin’e bir haftalık ziyaret gerçekleştirmesi, Ürdün’de Amerika’ya aşırı bağımlılığın uzun vadede sürdürülebilir olmadığı ve giderek kısa vadede bile sürdürülemez hale geldiği yönündeki farkındalığa işaret ediyor” dedi.

Luck, Ürdün’deki Çin yatırımlarının yaklaşık 3,56 milyar dolar seviyesinde olduğunu tahmin ediyor. Bu önemli bir miktar olsa da Pekin’in Mısır ve Irak gibi bölgedeki daha büyük pazarlardaki ekonomik varlığının oldukça gerisinde kalıyor.

Uzman ayrıca Ürdün’ün daha geniş kapsamlı bir stratejik hesap yaptığını ve kendisini “krallığın ekonomik geleceğini mevcut savaştan doğabilecek tedarik zincirlerine ve Hürmüz’e alternatif koridorlara bağlayacak” şekilde konumlandırmaya çalıştığını düşünüyor. Yenilenebilir enerji bu konuda olası alanlardan biri.

Ürdün, güneş panellerinde kullanılan silikonun temel hammaddelerinden biri olan önemli silis yataklarına sahip. Çin, küresel güneş enerjisi üretim tedarik zincirinin büyük bölümüne hakim durumda ve sahip olduğu uzmanlık, Ürdün’ün bu sektörde daha büyük bir rol edinmesine potansiyel olarak yardımcı olabilir.

Çin, Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan paktından nasıl fayda sağlayabilir?

Okumaya Devam Et

Diplomasi

UEFA ve CONCACAF 96 takımlı ortak Uluslar Ligi için masaya oturdu

Yayınlanma

UEFA ve CONCACAF, 96 ülkenin mücadele edeceği ortak bir Uluslar Ligi turnuvası kurmak amacıyla resmi müzakereler yürütüyor. Yeni turnuvanın 2028 yılındaki bir sonraki Avrupa Şampiyonası’nın ardından başlaması ve iki yılda bir düzenlenmesi planlanıyor.

The Guardian gazetesinin haberine göre Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA) ile Kuzey, Orta Amerika ve Karayipler Futbol Konfederasyonu (CONCACAF), bünyelerindeki 96 ülkenin katılımıyla ortak bir Uluslar Ligi turnuvası düzenlemek üzere müzakereler yürütüyor.

İngiliz gazetesinin ulaştığı bilgilere göre yeni turnuvanın, bir sonraki Avrupa Futbol Şampiyonası’nın hemen ardından, en erken 2028 yılında hayata geçirilmesi ve iki yılda bir organize edilmesi öngörülüyor.

Turnuvanın formatı, UEFA ve CONCACAF’ın halihazırda uyguladığı Uluslar Ligi modellerini temel alacak. Şampiyonun belirlenmesi için eleme turlarının ardından dört takımlı bir final aşaması oynanması planlanıyor.

En üst lig kategorisinde İspanya, Fransa, İngiltere ve Almanya gibi Avrupa’nın en güçlü milli takımları ile Meksika, ABD ve Kanada gibi CONCACAF bölgesinin önde gelen ekipleri mücadele edecek.

Kendi bünyesinde bir Uluslar Ligi turnuvası bulunmayan Asya Futbol Konfederasyonu (AFC) da gelecekte bu küresel organizasyona dahil olma yönündeki ilgisini iletti.

Karşılaşmaların daha önceden takvime bağlanmış mevcut uluslararası milli maç pencerelerinde oynanacak olması sebebiyle, yeni turnuvanın Uluslararası Futbol Federasyonları Birliğinin (FIFA) onayına ihtiyaç duyup duymayacağı belirsizliğini koruyor.

The Guardian, FIFA Başkanı Gianni Infantino ve Dünya Kupası’nın bir hissesini dış yatırımcılara satma planı nedeniyle kurumun derin bir kriz içinde olduğunu, bu durumun onay meselesini ikincil plana itebileceğini aktardı.

FIFA, “FIFA Forward Enterprise” (FFE) adıyla bir iştirak şirketi kurmayı ve bu şirketin dörtte birini 4,2 milyar dolar karşılığında dış yatırımcılara satmayı planlıyordu.

Söz konusu girişim üzerine UEFA ve bünyesindeki 55 üye ülke federasyonunun tamamı, FIFA çatısı altındaki organizasyonları boykot edeceklerini duyurmuştu.

Infantino’ya yönelik tutumda ortak hareket eden UEFA, CONCACAF ve AFC, yayımladıkları ortak bildiride FIFA Başkanı’nın eylemlerine yönelik bağımsız bir inceleme başlatılması çağrısında bulunarak hazırlanan planı FIFA kurumlarına karşı “güvenin temelden sarsılması” olarak nitelendirdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English