Avrupa
Avrupa silah sanayisinde Çin rahatsızlığı

Avrupa’daki askeri uzmanlar, Avrupa savaş uçaklarının Çin modellerine göre yetersiz kalabileceği konusunda uyarıda bulunuyor.
Hindistan ve Pakistan arasındaki kısa çatışmanın analizlerinde, Pakistan Hava Kuvvetleri’nin Çin yapımı J-10C tipi bir jet ve PL-15 tipi bir füzeyle bir veya daha fazla Rafale tipi Hint jetini düşürdüğü belirtiliyor.
Rafale, Fransız yapımı. Manevralarda ise J-10C’nin daha önce Eurofighter jetlerine karşı çok net bir üstünlük sağladığı bildiriliyor.
Böylece Çin’in hızlı teknolojik atılımı, Çin silah üretiminde de bir atılım sağlıyor. Geçtiğimiz yıllarda, Çin Halk Cumhuriyeti ilk olarak güneş panelleri, elektrikli otomobil aküleri ve gemi üretiminde teknoloji alanında dünya liderliğine yükselmeyi başardı ve bu alanlarda dünya pazarını ele geçirdi. Şu anda Çinli şirketler, yapay zeka (AI) ve en modern yarı iletkenlerin üretiminde önde gelen Batılı şirketlere yetişmeye çalışıyor.
Bir Alman otomotiv tedarikçisi, Çin ile işbirliğinin güçlendirilmesi gerektiğini savunuyor ve inovasyon gücü açısından bu ülkeye ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor.
Batarya ve gemi yapımında dünya pazarları Çin’in egemenliğinde
German Foreign Policy’de yer alan analize göre Çin, son yirmi yılda giderek artan sayıda teknolojide sadece arayı kapatmakla kalmadı, aynı zamanda küresel liderlik konumuna da ulaştı.
Bunun ilk örneklerinden biri, Çinli şirketlerin Alman rakiplerini geride bıraktığı güneş pilleriydi. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), 2022 yılında Çin’in güneş paneli üretimi için tüm tedarik zincirlerinde dünya pazar payının yüzde 80’in üzerine çıktığını açıklamıştı.
Elektrikli otomobiller için batarya üretiminde de durum benzer. IEA’ya göre, şimdiye kadar üretilen tüm elektrikli otomobil bataryalarının yüzde 70’inden fazlası Çin’de üretildi; Çinli şirketler bu sayede muazzam bir know-how birikimi elde etti ve ayrıca güçlü entegre tedarik zincirlerinden faydalandı.
Çinli şirketlerin bu avantajları bugün Kuzey Amerika’daki üretim fiyatlarının yüzde 20, Avrupa’daki üretim fiyatlarının ise yüzde 30 altında fiyatlar elde etmelerini sağlıyor.
Bir başka örnek de gemi inşası. Washington Center for Strategic & International Studies’e göre, Çin Halk Cumhuriyeti bu alanda dünya pazarının yüzde 53,1’ine sahip ve Güney Kore (yüzde 29,1) ile Japonya’yı (yüzde 13,1) açık ara geride bırakmış durumda.
Peki, yapay zekada da atılım yapıyor
Çin’in zirveye doğru olan hızlı yükselişi, en gelişmiş yüksek teknoloji sektörlerine de ulaştı.
Ocak ayında, Çinli DeepSeek şirketinin, Batının lideri OpenAI’ın ChatGPT modeline eşdeğer, fakat çok daha düşük maliyetli bir yapay zeka modeli geliştirdiği açıklandı.
Eski Google CEO’su Eric Schmidt, kısa süre önce bu modelin en son sürümünün şu anda dünyadaki en iyisi olduğunu kabul etti.
Çin, endüstriyel robotların kurulumunda da uzun süredir önde. Uluslararası Robotik Federasyonu (IFR) verilerine göre, 2023 yılında Çin’de toplam 276.288 endüstriyel robot kuruldu ki bu, dünya toplamının yüzde 51’ini oluşturuyor ve bunların neredeyse yarısı Çin’de üretildi.
Japonya 46.106 adetle açık ara ikinci sırada yer alırken, onu ABD (37.587), Güney Kore (31.444) ve Almanya (28.355) izledi. Avrupa’nın tamamı bile 92.393 adetle Çin’in üçte birine bile ulaşamadı.
Pekin, şimdiye kadar en büyük zayıf noktası olarak görülen yarı iletkenlerde bile arayı kapatıyor. Huawei, daha önce rakipsiz olarak kabul edilen ABD’li Nvidia’nın yarı iletkenlerini değiştirebilecek AI çipleri geliştirdi. Bu çiplerin şimdi seri üretime geçmesi planlanıyor.
Almanya yeşil dönüşümde geride kalıyor
Benzer bir gelişme, enerji kaynağı olarak yeşil hidrojen kullanımına geçişte de görülmektedir.
Yenilenebilir enerjiden yeşil hidrojen üretmek için gerekli olan elektrolizörlerin üretiminde, ThyssenKrupp Nucera ve Sunfire gibi Alman şirketleri güçlü bir dünya pazarı konumu elde etmeyi umuyor.
Fakat son zamanlarda, yeşil hidrojenin kullanımı sadece Almanya’da değil, tüm AB’de neredeyse hiç ilerleme kaydetmemesi nedeniyle bu beklentiler kötüleşti; hatta Norveçli Statkraft gibi bazı enerji şirketleri ilgili projeleri şimdiden durdurdu.
Alman endüstrisi, kısa bir süre öncesine kadar Suudi Arabistan’ın 10 milyar dolarlık yeni hidrojen projelerinde lider konuma gelmeyi hedefliyordu. Riyad, petrol sonrası döneme yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapıyor ve bu kaynaklardan çok büyük miktarlarda sahip.
Fakat şimdi, hidrojen işinin büyük kısmının Çinli rakiplere gideceği anlaşılıyor. Pekin, hidrojen sektörünü hızlı bir şekilde geliştiriyor ve bu da yerli şirketlere ölçek avantajları sağlıyor
Bu nedenle, tekliflerinin “rakip firmalardan yüzde 15’e kadar daha ucuz” olduğu belirtiliyor; Alman firmalarının Suudi Arabistan’da “birkaç küçük sipariş” ile yetinmesi gerekecek gibi görünüyor.
Alman otomotiv sanayisinden Çin ile işbirliği çağrısı
Alman sanayi temsilcileri, Çin’in hızlı teknolojik gelişimi göz önüne alındığında, Çin ile işbirliğini sadece sürdürmekle kalmayıp, mümkünse daha da genişletmek gerektiğini savunuyor.
Otomotiv tedarikçisi ZF Friedrichshafen’in CEO’su Holger Klein, kısa süre önce yaptığı açıklamada, Çin’in sadece büyüklüğü nedeniyle değil, aynı zamanda “inovasyon gücü” nedeniyle de “önemli bir pazar” olduğunu belirtti.
Çin’in hızlı teknolojik gelişimi göz önüne alındığında Klein, pazarının “son derece rekabetçi ve zorlu” olduğunu, fakat aynı zamanda Almanya için bir “spor salonu” olduğunu belirtti ve orada “formu iyi” olanların “diğer pazarlarda da rekabetçi” olacağını söyledi.
Çin ile işbirliğinin kaçınılmaz olduğunu savunan CEO, AB’nin Çin elektrikli otomobillerine karşı kapılarını kapatsa bile, Çin’de yeni rakipler ortaya çıkacağını ve bunların dünyanın başka yerlerinde, belki Avrupa’da değil ama Brezilya, Meksika veya Tayland’da karşılarına çıkacağını savundu.
Bu nedenle ZF Friedrichshafen, Çin’de geri kalmamak, aksine büyümeye devam etmek için çaba gösteriyor. Şu anda Asya-Pasifik’in payı yaklaşık yüzde 23, Çin’in payı ise yüzde 20’nin biraz altında, fakat her ikisi de artış eğiliminde.
Klein, “Çin’deki payımızı çok bilinçli bir şekilde artırıyoruz,” dedi.
Çin silah sistemleri ilk kez Avrupa’nın önüne geçti
Çin’in teknolojik atılımı, Çin silah sistemlerinin ilk kez Avrupa ürünlerinden üstün hale gelmesine yol açtı.
Askeri uzmanların doğruladığı üzere, Hindistan ve Pakistan arasında son silahlı çatışmada Pakistan hava kuvvetleri en az iki, belki de daha fazla Hint savaş uçağını düşürdü.
Bu, uzmanlar tarafından önceden Pakistan silahlı kuvvetlerinin yetersiz olduğu değerlendirildiği için sürpriz oldu. Uçakları, Çin’de üretilen bir J-10C savaş uçağı düşürdü.
Bu uçak, yine Çin’de üretilen bir PL-15 füzesi ile en az bir, belki de birkaç Rafale tipi Hint savaş uçağını vurdu. Rafale, Fransız üretimi olup, Fransız Meteor füzeleriyle donatılıyor. Bu füzeler, Pakistan uçağını düşürmeyi başaramadı
t-online’da yer alan habere göre, J-10C, geçen yıl Pakistan pilotlarının Katar Hava Kuvvetlerine ait Eurofighter uçaklarıyla savaştığı bir manevrada, “hem yakın hem de uzak mesafeli savaşta” Avrupa uçağından üstün olduğunu kanıtlamıştı.
Avrupa ülkelerinden oluşan bir konsorsiyum tarafından üretilen Eurofighter, J-10C ile yapılan tatbikat savaşını “sıfır-dokuz” ile kaybetti. Bir uzman, “Çin daha iyi ve daha ucuz sistemler üretiyor,” diyor.
Endonezya, Rafale siparişlerini iptal etmeyi düşünüyor
Bu durum, Batılı şirketlerin sadece çok para kazanmakla kalmayıp, üçüncü ülkelerin silahlı kuvvetlerini Batı’ya belirli bir bağımlılık içine sokan silah ihracatını etkileyebilir.
SCMP’de yer alan habere göre Endonezya, Rafale siparişlerini iptal etmeyi şimdiden değerlendiriyor.
Fakat her şeyden önce, J-10C’nin Avrupa savaş uçaklarından üstün olduğu değerlendirmesi, Çin ile tırmanan çatışmanın silahlı bir çatışmaya dönüşmesi halinde Batının, yükselen büyük güce karşı savaşta üstün silah sistemleriyle değil, yetersiz silah sistemleriyle savaşacağı ihtimali ilk kez gündeme geliyor.
Avrupa
Üç Avrupa bankasından Rusya yaptırımları nedeniyle dava

Avrupa’nın önde gelen bankaları Deutsche Bank, UniCredit ve Commerzbank, Rusya’daki varlıklarına el konulması nedeniyle uğradıkları yaklaşık 1 milyar euro tutarındaki zararın tazmini için mühendislik grubu Linde firmasına dava açtı. Dava süreci, yaptırımların getirdiği mali yükümlülükleri hangi tarafın üstlenmesi gerektiğine dair emsal niteliği taşıyor.
Avrupa’nın önde gelen bankalarından Deutsche Bank, UniCredit ve Commerzbank, Rusya’ya yönelik Batı yaptırımlarının maliyetini kimin üstlenmesi gerektiğine ilişkin emsal niteliğindeki bir dava kapsamında, uluslararası kimya ve mühendislik şirketi Linde aleyhine dava açtı.
Financial Times gazetesinde yer alan habere göre finans kuruluşları, Rus mahkemeleri tarafından el konulan yüz milyonlarca euro değerindeki varlıklarını geri almayı hedefliyor.
Sürecin ilk duruşması, Linde firmasından yaklaşık 260 milyon euro tazminat talep eden Deutsche Bank’ın davasını incelemek üzere Frankfurt’ta gerçekleştirilecek.
Münih Bölge Mahkemesi de UniCredit tarafından açılan yaklaşık 450 milyon euro değerindeki davanın mahkeme öncesi hazırlık aşamasında olduğunu teyit ederken, Commerzbank’ın ise yaklaşık 100 milyon euro tutarında ayrı bir dava açtığı bildirildi.
Uyuşmazlığın kaynağı gaz işleme tesisi projesine dayanıyor
Taraflar arasındaki ihtilaf, Linde Engineering şirketinin de içinde bulunduğu bir konsorsiyum ile Ruskhimalliance firması arasında Ust-Luga bölgesinde inşa edilecek bir gaz işleme tesisi için 2021 yılında imzalanan sözleşmelerden kaynaklanıyor.
Gazprom ile RusGazDobycha ortaklığıyla kurulan ve Ust-Luga’daki entegre doğal gaz işleme ve sıvılaştırma tesisinin işletmecisi olan Ruskhimalliance, projenin başlatılması için Linde firmasına 1 milyar euronun üzerinde avans ödemesi gerçekleştirdi.
Avrupalı bankalar ise yükümlülüklerin yerine getirileceğini garanti etmek amacıyla Ruskhimalliance lehine avans iade ve sözleşme ifa teminat mektupları düzenledi.
Linde firması 2022 yılında Avrupa Birliği yaptırımları gerekçesiyle Rusya’daki faaliyetlerini askıya aldığında, Avrupalı bankalar uygulanan kısıtlamaları emsal göstererek bu teminat mektuplarının ödemesini yapmayı reddetti.
Yaşanan süreç sonucunda Rus mahkemeleri, bankaların Rusya’daki yaklaşık 1 milyar euro değerindeki varlıklarına el koyma kararı aldı.
Bu kapsamda Deutsche Bank yaklaşık 244 milyon euro, UniCredit yaklaşık 460 milyon euro, Commerzbank yaklaşık 90 milyon euro kayıp yaşarken, BayernLB ve LBBW ise sırasıyla yaklaşık 270 milyon euro ve 50 milyon euro tutarında varlık kaybına uğradı.
Ruskhimalliance ayrıca Linde firmasının Rusya’daki ortak girişimlerde bulunan hisselerine de el koyarak bu hisselerin yerel ortaklara satılmasını sağladı.
Yaklaşan mahkeme oturumu hakkında açıklama yapan Linde yetkilileri, duruşmanın, Avrupa Birliği yaptırımları sebebiyle feshedilen Rusya’daki sözleşmeye bağlı teminat anlaşmasıyla ilgili karmaşık hukuki konuları kapsadığını ifade etti.
Şirketin verilerine göre, iptal edilen projelerden kaynaklanan koşullu yükümlülüklerin toplam tutarı yaklaşık 1,2 milyar dolar seviyesinde bulunuyor.
İngiliz mahkemelerinden alınan ihtiyati tedbir kararları geri çekildi
Avrupalı bankaların başlangıçta İngiliz mahkemelerinden Ruskhimalliance firmasının Rusya’da dava açmasını engelleyen ihtiyati tedbir kararları aldığı, ancak Rus mahkemelerinin yüksek mali cezalar uygulama tehdidinin ardından geçen yıl bu kararları geri çektiği belirtildi.
Bu gelişmenin ardından Deutsche Bank, UniCredit ve Commerzbank, mühendislik grubunun sözleşme gereği zararlarını tazmin etmekle yükümlü olduğunu ileri sürerek Almanya’da Linde aleyhine yasal süreç başlattı.
Davacı kurumlar arasında yer almayan BayernLB firması, söz konusu uyuşmazlıktan kaynaklanabilecek olası mahkeme masrafları için yaklaşık 285 millyon euro karşılık ayırdığını duyurdu.
LBBW ise Linde firmasına dava açmadığını ve Rusya’daki yasal süreçlerden önemli bir mali kayıp beklemediği gerekçesiyle bütçesinde yalnızca avukatlık ve mahkeme giderleri için karşılık ayırdığını bildirdi.
Rusya’daki hukuki süreç ve varlık hacizleri devam ediyor
St. Petersburg ve Leningrad Bölgesi Tahkim Mahkemesi, Mayıs 2024 tarihinde Deutsche Bank’tan 238,126 milyon euronun tahsil edilerek Ruskhimalliance firmasına ödenmesine hükmetti.
Rus şirketi ayrıca iki Alman kuruluşuyla daha yasal süreç yürütüyor. Bu kapsamda Commerzbank AG aleyhine 8,726 milyar rublelik dava sürerken mahkeme bankanın yaklaşık 93,7 milyon euro değerindeki varlıklarına el koydu.
Linde aleyhine açılan davada ise mahkeme, 993 milyon euro ve 44 milyar rublenin tahsil edilmesi talebini kabul etti. Ruskhimalliance firmasının başvurusu doğrultusunda UniCredit varlıklarına yönelik de haciz kararı uygulandı.
Aynı yıl içerisinde Rus mahkemesi, Ruskhimalliance firmasının talebi üzerine diğer iki Alman bankası olan Landesbank Baden-Wurttemberg ve Bayerische Landesbank firmalarının mülk, para ve menkul kıymetlerine el konulmasına karar verdi.
Gazprom, 2025 yılının sonbaharında Linde firmasının Rusya’daki iştirakine yönelik yeni bir dava açtı.
Söz konusu davada, Linde firmasını Ruskhimalliance ile olan uyuşmazlığında temsil eden hukuk firması Pinsent Masons ile Alman Commercium Immobilien und Beteiligungs GmbH firması da davalılar arasında yer alıyor.
Avrupa
Louvre soygunu şüphelileri ayrıntıları anlattı

Paris’teki Louvre Müzesi’nden tarihi kraliyet mücevherlerini çaldıkları şüphesiyle tutuklanan iki kişi, aylarca süren sessizliğin ardından haziran ayında yapılan sorgularda soygunun ayrıntılarını itiraf etti. Şüpheliler, 19 Ekim 2025’te Apollon Galerisi’ne kendilerine vadedilen 15 bin ila 25 bin avro karşılığında girdiklerini ve eylemi mücevherleri satmak isteyen bir azmettirici adına gerçekleştirdiklerini açıkladı.
Paris’teki Louvre Müzesi’nin Apollon Galerisi’nde gerçekleştirilen ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran soygunun başşüphelileri, aylarca süren sessizliklerini bozdu.
Soruşturmayı yürüten iki sorgu hakimi tarafından 2 ve 22 Haziran tarihlerinde cezaevinden çıkarılarak sorgulanan iki şüpheli, eyleme nasıl katıldıklarını ayrıntılı şekilde anlattı.
Le Monde gazetesinin ulaştığı yaklaşık yirmişer sayfalık sorgu tutanakları, soygunun planlanma aşamasından kaçış sürecine kadar birçok bilinmeyeni ortaya koydu.
Soruşturma kapsamında tutuklu bulunan şüphelilerden 40 yaşındaki Abdoulaye N., 2000’li yıllarda internette motosiklet videolarıyla tanınan eski bir sosyal medya figürü ve kaçak taksi şoförü olarak biliniyor.
Diğer şüpheli olan 36 yaşındaki Cezayir vatandaşı Ghelamallah A.’nın ise işsiz olduğu ve istifçilik sendromundan muzdarip olduğu belirtiliyor.
Aubervilliers kökenli iki şüphelinin, 19 Ekim 2025 Pazar günü bir inşaat asansörü yardımıyla Louvre Müzesi’nin balkonuna tırmanıp spiral taşlama makineleriyle pencereleri keserek içeri giren kişiler olduğu değerlendiriliyor.
Olaydan bir hafta sonra yakalanan ve “organize çete halinde hırsızlık” suçlamasıyla tutuklu yargılanan iki zanlı, daha önce polis gözetiminde verdikleri kısa ifadelerin ardından mahkemede yaklaşık dokuz ay boyunca sessiz kalmayı tercih etmişti.
“Motosiklet sürücüsü olarak tanındığım için beni seçtiler”
Şüphelilerin ifadelerine göre operasyonu, kimliği henüz belirlenemeyen ve polisten kaçmayı başaran gizemli bir azmettirici yönetti.
Olaydan iki veya üç gün önce işe alındıklarını söyleyen şüpheliler, hazırlık amacıyla kendilerine Apollon Galerisi içindeki kraliyet mücevherlerini gösteren bir keşif videosu gönderildiğini belirtti.
Geçmişinin temiz olmadığını ve Aubervilliers’de iyi bir sürücü olarak tanındığını dile getiren Abdoulaye N., “Motosiklet kullanmamla tanınırım, atletik, dinamik ve becerikliyimdir” diyerek teklifi kabul ettiğini söyledi. Maddi olarak zor durumda olduğunu ifade eden zanlı, kendisine 15 bin ila 20 bin avro vadedildiğini, getirilecek parçalara göre bu miktarın artabileceğinin söylendiğini aktardı.
Abdoulaye N., “Louvre’u soyacağımı biliyordum” diyerek hedefi baştan beri bildiğini ilk kez kabul etti.
Diğer şüpheli Ghelamallah A. ise hedefin kendilerine Paris’te mücevher üretimi yapan sıradan bir imalathane olarak tanıtıldığını öne sürdü.
Müze olduğunu bilmediğini iddia eden Ghelamallah A., “Orasının Louvre olduğunu bilseydim asla gitmezdim” diyerek 20 bin ila 25 bin avro karşılığında anlaştığını savundu.
İşçi kılığına girip asansörle tırmandılar
İfadelere göre, soygun günü olan 19 Ekim sabahı şüpheliler, kimliklerini açıklamadıkları diğer iki suç ortağıyla Aubervilliers’de buluştu. Bir sepetli vinç kamyonu ve iki motosikletle yola çıkan grup, Seine Nehri kıyısındaki François-Mitterrand rıhtımına ulaştı.
Üzerine reflektörlü sarı yelek giyen Abdoulaye N., kamyonu ve vinç kolunu kendisinin yönlendirdiğini belirterek, “Sepete bindiğimizde aşağıda iki kişi vardı, bizi yukarı onlar gönderdi” dedi.
Ghelamallah A. ise kendilerine bu eylemin bir dış cephe tadilatı gibi gösterileceğinin söylendiğini iddia etti.
Apollon Galerisi’nin penceresini kırarak içeri giren ikili, yanlarında getirdikleri kesici aletlerle mücevher vitrinlerine yöneldi. Abdoulaye N., içeride kimsenin olmadığını, sadece vitrin ışıklarının yandığını ve uzakta güvenlik görevlilerinin hareketliliğini fark ettiğini anlattı.
Arkadaşının yavaşlığından rahatsız olduğunu belirten Abdoulaye N., “Alabildiğimiz kadar çok mücevher almalıydık. Üç dakikadan fazla kalırsak yakalanacağımızı biliyorduk” diye konuştu.
88 milyon avroluk ganimetten düşen taç
Soyguncular, aralarında kraliçe ve imparatoriçelere ait taçlar, broşlar, kolyeler ve küpelerin de bulunduğu sekiz parça tarihi eseri çantalarına doldurdu.
Üzerinde 8 bin 700’den fazla değerli taş bulunan bu parçaların maddi değeri en az 88 million avro olarak hesaplanırken, tarihi ve kültürel değerinin paha biçilemez olduğu vurgulanıyor.
Zanlılar kaçış esnasında İmparatoriçe Eugénie’ye ait tacı müzenin hemen dışındaki vincin yakınında yere düşürdü.
Hakimlerin hasar görmüş tacın fotoğrafını göstermesi üzerine Abdoulaye N., “Evet, onu ben düşürdüm. Yaptığımız şey çok kötü ve çok ciddi bir suç” dedi.
Zanlılar kaçmadan önce, parmak izlerini ve delilleri yok etmek amacıyla vinçli kamyonun üzerine benzin döktüklerini ancak aracı ateşe vermeyi planlamadıklarını iddia etti.
Polisin elinden saniyelerle kurtulan dört kişi, Ivry-sur-Seine rıhtımında kendilerini bekleyen beyaz renkli bir minibüse ulaştı.
Burada ikiye ayrılan gruptan Ghelamallah A. ve bir ortağı, polisi şaşırtmak amacıyla minibüsle Paris’in batısına doğru hedef gözetmeksizin sürdü. Mücevherlerin tamamını ise motosikletle ters istikamete giden Abdoulaye N. taşıdı.
Tarihi eserler otoparkta teslim edildi
Abdoulaye N., doğrudan Aubervilliers’deki bir kapalı otoparka gittiğini ve burada mücevherleri kendilerini yönlendiren azmettiriciye teslim ettiğini anlattı.
Otoparktaki güvenlik kameralarını inceleyen polis, soygun saatiyle uyumlu olarak kask takmış bir kişinin elindeki çantayı boşalttığını saptamıştı. Abdoulaye N. bu görüntüdeki kişinin kendisi olduğunu doğrulayarak, “Çantamdan yedi sekiz parça mücevher çıkardım. Azmettirici daha fazlasını alamadığımız için memnun değildi” ifadesini kullandı.
Zanlılar, otoparkın dışında başka kişilerin de beklediğini ve mücevherlerin o andan itibaren nereye götürüldüğünü bilmediklerini öne sürdü. Polis ekipleri, çalınan parçaların fiziki izini tam olarak bu otopark aşamasında kaybetmişti.
Her iki şüpheli de azmettiricinin kimliğini can güvenlikleri nedeniyle açıklamayı reddetti. Ghelamallah A., ailesini korumak zorunda olduğunu belirterek, “Onlar temiz insanlar değil” derken, Abdoulaye N. ise cezaevindeyken dışarıdan kendisiyle temas kurulduğunu ve sessiz kalması yönünde uyarıldığını iddia etti.
Zanlılar, polisin şu an tutuklu bulunan diğer iki şüpheli Slimane K. ve Rachid H. konusunda yanıldığını, asıl suç ortaklarının dışarıda olduğunu öne sürdü.
Soruşturmayı yürüten birimler ise bir azmettiricinin varlığı konusunda temkinli yaklaşıyor. Dosyada henüz bu yönde somut bir dijital iz bulunamadığı aktarılıyor.
Emniyet birimleri iki ihtimal üzerinde duruyor: Mücevherler ya hala Paris bölgesinde saklanıyor ya da soygun günü yurt dışına gönderilmek üzere aracılara teslim edildi.
Tarihi taşların sökülerek yeniden kesilmesi ve parça parça satılması ise en büyük endişe kaynağı olmaya devam ediyor.
Avrupa
Avrupa uzay yarışında füze krizi yaşıyor

Avrupa ülkelerinin askeri uydu sistemlerini geliştirmesini engelleyen ve yabancı şirketlere bağımlılığı artıran en büyük etkenin düzenli fırlatma yapabilecek füze eksikliği olduğu bildirildi. Bloomberg’de yayımlanan analizde, ABD, Çin ve Rusya’nın askeri uzay teknolojilerine son beş yılda 200 milyar dolardan fazla yatırım yaptığı kaydedildi.
Avrupa ülkeleri, uzay yörüngesine yeterli miktarda kendi füzelerini fırlatamadıkları için ABD, Çin ve Rusya’nın gerisinde kalıyor.
Bloomberg’de yayımlanan analizde, fırlatma kapasitesindeki bu yetersizliğin Avrupa’nın askeri uydu sistemlerini geliştirmesini zorlaştırdığı ve bölgeyi yabancı şirketlere bağımlı kıldığı aktarıldı.
Haberde, uyduların günümüzde askeri savunma sistemlerinin en kritik unsurlarından biri haline geldiği vurgulandı. Uydular; askeri birliklerin hareketlerini izleme, istihbarat toplama, seyrüsefer ve iletişim sağlama gibi kritik görevleri yerine getiriyor. Verilere göre, ABD, Çin ve Rusya son beş yılda askeri uzay teknolojilerinin geliştirilmesi süreçlerine 200 milyar dolardan fazla kaynak ayırdı.
Bloomberg analizinde, Avrupa’nın bu tablodaki konumuna ilişkin şu değerlendirme yer aldı:
“Giderek kızışan bu yarışta Avrupa; çıkar çatışmaları, sınırlı ulusal bütçeler ve uzay teknolojisinin en kritik unsuru olan, her yıl yörüngeye onlarca uçuş gerçekleştirebilecek yeterli sayıda ağır taşıyıcı füzeden yoksun olması sebebiyle yer almıyor.”
Avrupa’nın ana taşıyıcı füzesi konumundaki Ariane 6, yörüngeye 22 tona kadar yük taşıma kapasitesine sahip bulunuyor. Ancak sınırlı üretim kapasitesi nedeniyle yılda yalnızca yaklaşık 10 fırlatma gerçekleştirilebiliyor.
Buna karşın ABD’de 2025 yılında ayda ortalama 15’ten fazla fırlatma yapıldı ve bu uçuşların büyük bölümü SpaceX tarafından sağlandı.
Avrupa merkezli şirketler aradaki farkı kapatmak için çalışmalar yürütüyor fakat bu projeler henüz başlangıç aşamasında bulunuyor.
Örneğin Alman Isar Aerospace firması kendi füzesini yörüngeye başarılı şekilde fırlatmayı henüz başaramadı. Şirketin geliştirdiği füzenin taşıma kapasitesi Ariane 6’ya kıyasla yaklaşık 20 kat daha düşük seviyede kalıyor.
Avrupa ülkeleri, ABD’ye olan bağımlılıklarını azaltmak amacıyla kendi uzay programlarına yönelik yatırımlarını artırıyor.
Bu kapsamda Avrupa Birliği, Starlink sistemine alternatif olması planlanan IRIS 2 adlı uydu sistemini geliştiriyor.
Almanya ise 2030 yılına kadar uzay savunma kabiliyetlerini artırmak üzere 35 milyar avro kaynak tahsis etmeyi planlıyor.
Avrupa Birliği’nin savunma ve uzaydan sorumlu komiseri Andrius Kubilius, şubat ayında yaptığı açıklamada, Avrupa’nın uzay istihbaratı ve şu anda ağırlıklı olarak ABD tarafından sağlanan diğer savunma teknolojilerinde kendi imkanlarını geliştirmesi gerektiğini ifade etti.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de mayıs ayında yaptığı açıklamada, bilgi paylaşımını ve erken uyarı sistemlerini geliştirmek amacıyla ulusal hava savunma sistemlerinin Copernicus ve Galileo uydu sistemleriyle entegre edilmesinin planlandığını duyurdu.
Von der Leyen, yeni nesil Avrupa savunma teknolojilerinin artırılması ve bu alandaki endüstriyel kapasitenin genişletilmesi gerektiğini vurguladı.
Aynı dönemde ABD Uzay Kuvvetleri, askeri operasyonlar için güvenli bir uydu iletişim ağı kurulması amacıyla SpaceX ile 2,29 milyar dolarlık bir sözleşme imzaladı. Bu sistemin, dünya genelindeki uydular, tespit araçları ve silah sistemleri arasında neredeyse anlık veri aktarımı sağlaması hedefliyor.
Eş zamanlı olarak Elon Musk’ın şirketi, yabancı uydu operatörlerine yeni yükümlülükler getirmeyi öngören Avrupa Birliği Uzay Yasası taslağına karşı muhalefetini dile getirdi.
Rusya2 hafta önce“Planlarımızda Kiev rejimini kurtarmak yok”
Diplomasi5 gün önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Görüş1 hafta önceZirve Salonunda Konuşulmayacak Hikâye: NATO Üyeliğinin Gerçek Bedeli
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Ann Pettifor: Faiz sistemi ekolojiyi tahrip ediyor
Dünya Basını2 hafta önceFransız iktisatçı Sapir: Avrupa ekonomilerinde kimyasal şok etkisini gösterecek
Dünya Basını2 hafta önceABD’nin Japonya’daki füze hamleleri Çin’e net mesaj veriyor
Amerika5 gün önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Görüş5 gün önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor












