Avrupa
“Avrupalı NATO” inşası hız kazanıyor

ABD’nin ittifaktaki yerini yeniden tanımlaması ve varlıklarını geri çekmesi karşısında “Avrupalı NATO” kurma girişimleri hızlanıyor.
Bu kapsamda Avrupalılar NATO içinde daha fazla görev üstleniyor, kendi başlarına daha fazla tatbikat gerçekleştiriyor ve ABD silah sistemlerinin yerini giderek daha fazla alıyor.
Askeri ittifakın geleceği hakkındaki tartışmalarda uzun süredir “NATO’nun Avrupa ayağının” güçlendirilmesinden söz ediliyor. Özellikle ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk görev süresi boyunca, Avrupa üyelerinin ittifak faaliyetlerini genişletme planı Berlin’de de defalarca tartışıldı.
Geçen yıl Donald Trump’ın ikinci kez göreve başlama töreninin ardından bu plan yeniden gündeme geldi.
Wall Street Journal’ın nisan ayında, “Avrupalı NATO” başlığı altında Kıta’nın, Avrupa’nın daha fazla müdahil olması ihtimaline yönelik bir acil durum planı hazırladığını yazmıştı.
Bu kapsamda Avrupalı yetkililer, komuta yapılarına Avrupalı personel yerleştirmek veya ABD askeri teçhizatını Avrupalı alternatiflerle değiştirmek gibi somut adımlar planlamaya başladı.
Bu önlemlerin gayri resmi toplantılarda tartışıldığı ve mümkün olduğu ölçüde gayri resmi olarak uygulandığı bildirildi.
Bu durumu “muazzam bir zorluk” diye nitelendiren Wall Street Journal; NATO’nun tüm yapısının başlangıçta “hemen hemen her düzeyde” ABD liderliği etrafında inşa edildiğini ve bu liderliğin “verili ve değişmez bir unsur” olarak kabul edildiğini hatırlatmıştı.
En önemli adım Almanya’nın tutum değişikliği oldu
Wall Street Journal ayrıca, bu çabaların, Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’in geçen yılın sonlarına doğru, “Avrupalı NATO” planlarına yönelik Almanya’nın önceki tereddütlerini bir kenara bırakıp girişime katılma kararından güç aldığını bildirmişti.
Almanya’nın rotasındaki bu değişiklik, Birleşik Krallık, Fransa, Polonya, Kuzey Avrupa ülkeleri ve Kanada da dahil olmak üzere diğer katılımcılar arasında daha geniş bir konsensüsün yolunu açtı.
Bu ülkeler şu anda ittifak içinde, özellikle Ukrayna’ya destek kapsamında başlatılan “istekliler koalisyonu” olarak çalışarak acil durum planları hazırlıyorlar.
Berlin’in bu yön değişikliği, ABD’nin kısmi ya da hatta tam bir çekilme durumunda NATO’nun füze savunmasını kimin yöneteceği, Polonya ve Baltık ülkelerine giden ikmal koridorlarının nasıl korunacağı ya da bunlardan sorumlu ABD’li subayların görevden ayrılması halinde lojistik ağlarını kimin yöneteceği gibi çok somut değerlendirmeleri de tetikledi.
Aslında, o zamandan beri giderek daha fazla Avrupalı liderlik rollerine geldi fakat kritik yetenekler hâlâ eksikti ve bugüne kadar hiçbir Avrupalı NATO üye devleti, askeri liderlik konusunda ABD’nin yerini alabilecek konumda değildi.
NATO komuta kademesi kısmen Avrupalılaşmaya başladı
ABD, bu gelişmenin önünde açıkça bir engel oluşturmuyor. NATO liderlik pozisyonlarında yapılan en son büyük yeniden yapılanma şubat ayında duyuruldu.
Bundan sonra, Napoli’deki Müşterek Kuvvet Komutanlığı bir İtalyan tarafından, Norfolk’taki (Virginia) Müşterek Kuvvet Komutanlığı ise bir İngiliz tarafından yönetilecek.
Öte yandan, on yıllardır bir Alman, bir İngiliz veya bir İtalyan tarafından yönetilen (ve 2025 yılından bu yana Hava Kuvvetleri Generali Ingo Gerhartz’ın komutası altında bulunan) Brunssum’daki (Hollanda) Müşterek Kuvvet Komutanlığı’nın gelecekte bir Alman ile bir Polonyalı arasında dönüşümlü olarak yönetilmesi planlanıyor.
Bununla birlikte, ABD’nin, her zaman bir Amerikalı tarafından doldurulan ve Belçika’nın Mons kentinde bulunan NATO Avrupa Müttefik Kuvvetleri Yüksek Komutanlığı (SACEUR) görevinden vazgeçmeye niyetli olmadığı açık.
Ayrıca, şubat ayında alınan karara göre, ABD, Ramstein’daki NATO Hava Kuvvetleri Komutanlığı ve İzmir’deki NATO Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevlerine, Birleşik Krallık’ın Northwood kentindeki NATO Deniz Kuvvetleri Komutanlığı görevini de ekleyecek.
Böylelikle güçlü bir etki ve aynı derecede güçlü bir kontrol elinde tutuyorlar.
ABD’siz tatbikatların sayısı artıyor
Avrupalı subayları NATO’nun önde gelen görevlerine ve üst yönetimin altındaki hiyerarşideki kilit pozisyonlara yerleştirme çabalarına paralel olarak, Avrupa liderliğinde yürütülen, hatta ABD birliklerinin katılımı olmaksızın yalnızca Avrupalı ittifak üyeleri tarafından gerçekleştirilen NATO tatbikatlarının sayısı da artıyor.
Örneğin, sırasıyla Müttefik Tepki Gücü’nün (ARF) Güneydoğu Avrupa’ya konuşlandırılmasını (2025) ve Avrupa’daki Akdeniz üye devletlerinden gelen birliklerin Almanya’da toplanarak doğuya doğru ilerlemesini (2026) simüle eden Steadfast Dart 2025 ve Steadfast Dart 2026 tatbikatlarına yalnızca Avrupalı askeri personel katıldı; ABD silahlı kuvvetleri bu tatbikatlardan uzak durdu.
Yeni serideki her iki tatbikat da ancak Trump’ın ikinci görev süresinden sonra gerçekleştirilmiş olsa da, bunlar ABD Başkanı Joe Biden’ın görev süresi sırasında planlanmıştı.
Bu durum, bu daha kapsamlı Avrupa ittifak faaliyetlerinin yalnızca Trump’ın NATO’dan çekilme tehditlerine bir tepki olmadığını, aksine ABD birliklerinin yükünü hafifletmenin, yani onları Asya-Pasifik bölgesinde Çin’e karşı operasyonlara hazır hale getirmek amacıyla ABD’nin stratejik planlamasıyla uyumlu olduğunu gösteriyor.
Trump yönetimi süreci hızlandırıyor
Haziran başında Trump yönetimi bu gelişmeyi hızlandırdı. Haberlere göre, ABD, Belçika’nın Mons kentindeki NATO Avrupa Müttefik Kuvvetleri Yüksek Karargahı’nda (SHAPE) düzenlenen kuvvet kaynakları konferansından kısa bir süre önce, daha önce NATO’nun kullanımına sunmuş olduğu belirli yetenek ve birimleri geri çekti.
faz’ın bildirdiğine göre bunların arasında, diğerlerinin yanı sıra, iki ABD uçak gemisi saldırı grubundan biri, “tüm kruvazör ve muhrip filolarının yarısı”, tüm deniz uzun menzilli keşif uçaklarının neredeyse yarısı ve “Tomahawk gibi seyir füzeleri fırlatabilen tüm denizaltılar” yer aldığı söyleniyor.
Ayrıca, kesintilerin “iki uzun menzilli bombardıman biriminden biri, 153 avcı uçağından 54’ü, 79 ikmal uçağından 16’sı, tüm uzun menzilli keşif insansız hava araçları” ile Reaper insansız hava araçlarının neredeyse yarısını etkilediği bildiriliyor.
Avrupa’daki NATO çevrelerindeki kaynaklar, bu hamlenin önceden duyurulmamış olmasına rağmen aşılmaz bir sorun teşkil etmediğini belirtti.
Birincisi, NATO üye devletleri toplam kapasitelerinin ve askerlerinin ortalama olarak yüzde 50’sinden azını bildirmişlerdi; bu nedenle hâlâ yedek kapasite mevcut.
İkincisi, bildirilen ABD birimleri hiçbir şekilde her zaman Avrupa’da bulunmuyor, bazen dünyanın başka bölgelerinde de operasyonlar yürütüyorlar.
Yine faz’a konuşan Brüksel’deki kaynaklara göre, bu boşluklar dolayısıyla esasen doldurulabilir.
Berlin’in egemenliğinde bir Avrupa NATO’su
ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth’in dün Brüksel’de düzenlenen NATO savunma bakanları toplantısında, ABD’nin NATO katkılarını daha da azaltmayı ve Avrupa’dan askerlerini çekmeyi değerlendirdiğini açıklaması da önemli görünüyor.
Alman Savunma Bakanı Boris Pistorius, ABD’nin NATO’dan daha fazla çekilmesi için bir “yol haritası” talep etti.
Bakan, bazı yetenekler hızlı bir şekilde ikame edilebilse de, diğerleri için “ya geçici bir önlem ya da sadece daha fazla zaman” gerekeceğine dikkat çekti.
Öte yandan bunlar tamamen teknik meseleler ve Berlin’in temel bir itirazı yok. ABD’nin NATO yapılarından çekilmesi, kendi başına hareket edebilen bağımsız, fiili bir Avrupa askeri yapısının kurulması olasılığını ortaya çıkaracak.
Bu yapı daha sonra Almanya ve Avrupa’nın çıkarları doğrultusunda da devreye sokulabilir. “Avrupa NATO’su” böylece Berlin ve Brüksel’in egemenliği altında şekillenme potansiyeline sahip.
Avrupa
Bulgaristan, Patrik Kirill yaptırımlarını veto etmeye hazır

Bulgaristan Başbakanı Rumen Radev, Rusya Ortodoks Kilisesi Patriği Kirill’e yönelik yaptırımları veto etmeye hazır olduklarını açıkladı. Sofya yönetimi, ülke ekonomisine ve enerji güvenliğine zarar verecek önlemleri desteklemeyeceğini bildirdi.
Bulgaristan, Rusya Ortodoks Kilisesi Patriği Kirill’in Avrupa Birliği’nin yeni yaptırım paketine dahil edilmesine karşı çıkarak veto yetkisini kullanabileceğini duyurdu. AB zirvesine katılan Bulgaristan Başbakanı Rumen Radev, ülkesine zarar verecek yaptırımları desteklemeyeceklerini açıkladı.
Nova.bg ‘nin aktardığı açıklamasında Radev, “Beni ilgilendiren patriğin ne yaptığı değil, bizimle aynı Doğu Ortodoks Kilisesine mensup olan tüm Rus toplumudur. Biz tek bir aileyiz. Bu tür yaptırımlar tartışılırken Bulgaristan Ortodoks Kilisesinin de görüşü dikkate alınmalıdır” diyerek karar taslağını veto etmeye hazır olduklarını belirtti.
Bulgaristan Başbakanı, hükümetin ülke ekonomisini tehdit eden yaptırımlara da karşı olduğunu ifade etti. Radev, bu duruma örnek olarak Lukoil şirketinin faaliyetlerine yönelik riskleri, Sofya metrosu için yedek parça tedarikini ve gübre ithalatını gösterdi.
Radev, “Bunu daha sonra konuşacağız ancak Lukoil Neftohim Burgas tesisinin çalışması için ciddi bir risk oluşursa, bu tesisin de yaptırım listesinden çıkarılmasını talep edeceğiz” dedi.
Yaptırımların kapsamına yönelik eleştirilerini sürdüren Radev, “Yaptırımları uzatarak ve dine karşı savaş açarak nasıl bir mesaj gönderiyoruz? Bunun nereye varacağını anlıyor muyuz? Size daha önce de söylemiştim: Haçlı seferleri dönemi kapandı” ifadelerini kullandı.
Sembolik adımlara ve ekonomik etkisi olmayan önlemlere tepki
Bulgaristan Dışişleri Bakanı Velislava Petrova-Çamova da Sofya yönetiminin ekonomik etkisi olmayan ve ters tepebilecek yaptırımlara karşı olduğunu açıkladı.
Yaptırımların ekonomik baskı aracı olarak kullanılması gerektiğini savunan Petrova-Çamova, Rusya Ortodoks Kilisesi liderine yönelik kısıtlamaların çoğunlukla sembolik nitelik taşıdığını belirtti. Bakan, patriğin varlıklarının dondurulmasının Avrupa’nın kilise işlerine müdahale ettiği yönünde suçlamalara yol açabileceğini kaydetti.
Daha önce Politico gazetesinin diplomatik kaynaklara dayandırdığı haberinde, Bulgaristan’ın yeni yaptırım paketinin bir kısmını bloke ettiği belirtilmiş ancak detay verilmemişti.
Euronews ise yeni önlemler kapsamında Patrik Kirill’e yönelik kısıtlamaların da bulunduğunu yazmıştı. Benzer bir yaptırım kararı, 2022 yılında Macaristan’ın veto etmesi nedeniyle kabul edilmemişti.
Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas’ın aktardığına göre, 21. yaptırım paketi 170 gerçek ve tüzel kişiye yönelik kısıtlamaları öngörüyor.
Politico, yeni önlemlerin Rus bankalarını, gölge filoyu ve Rus Ortodoks Kilisesi ile ilişkili yapıları hedef alabileceğini yazdı.
Moskova yönetimi, uygulanan yaptırımların gayrimeşru ve etkisiz olduğunu savunuyor. Rusya Ortodoks Kilisesi Toplum ve Medya İlişkileri Bölümü Başkanı Vladimir Legoyda, Patrik Kirill’in yaptırım listesine dahil edilmesi ihtimalini anlamsız bir adım olarak nitelendirdi.
Avrupa
AB’ye “aşırı regülasyon” uyarıları

Bir çelik devi ve bir Körfez varlık fonu başkanı, AB’nin aşırı regülasyonlarının iş dünyasını kısıtladığı konusunda uyarıda bulundu.
2006 yılında Hindistan merkezli Mittal Steel tarafından satın alınan ArcelorMittal’ın yönetim kurulu başkanı Lakshmi Mittal Financial Times’ta, emisyon ticareti kurallarının enerji yoğun sektörlere zarar verdiğini yazdı.
Mittal, çelik ve diğer enerji yoğun sektörler için düşük maliyetli, düşük emisyonlu enerji kaynaklarının “hâlâ ulaşılamaz durumda” olduğunu savundu.
“Rekabetçi elektrik fiyatları, düşük maliyetli yeşil hidrojen, karbon fark sözleşmeleri, çelik için ‘yeşil primler’ ve karbon yakalama ve depolama gibi karbonsuzlaşmayı kolaylaştıran unsurlar henüz hayata geçirilmemiştir,” diyen Mittal, hiçbir şirketin, rekabet gücüne ulaşmak için inandırıcı bir yol olmadan yatırım yapma lüksüne sahip olmadığını vurguladı.
Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu’nun başkanı Yasir al-Rumayyan ise düzenleyici ortamın uluslararası yatırımcıların bloğa daha fazla sermaye aktarmasını engellediğini belirtti.
Al-Rumayyan, perşembe günü Roma’da düzenlenen bir zirvede, regülasyonlarla ilgili zorluklar ve yürürlüğe girmesi beklenen bazı yasaların kendileri gibi yatırımcıları, Aramco’yu, kimya grubu Sabic’i sadece daha fazla yatırım yapmaları açısından değil, “Avrupa’daki mevcut yatırımlarını sürdürmeleri açısından da ciddi şekilde olumsuz etkilediğini” belirtti.
Yeni AB yönetmeliği, Brüksel’e yabancı hükümetler tarafından sübvanse edilen şirketlerin kamu ihalelerine, birleşme ve devralmalara ve hatta tek pazara mal ve hizmet satmasına engel olma imkânı tanıyor.
Avrupa Komisyonu, bu aracı kullanarak Abu Dabi’nin devlet petrol şirketi tarafından Alman kimya devi Covestro’nun devralınmasına ilişkin derinlemesine bir soruşturma başlattı; söz konusu devralma işlemi nihayetinde onaylandı.
Rumayyan, Avrupa’daki hükümetlerin yatırımcıları caydıran bu zorluklara çözümler bulabileceğine dair umutlu olduğunu söyledi.
Bununla birlikte, Financial Times’a konuşan AB yetkilileri bu şikayetleri özel olarak sadece lobi faaliyetleri olarak değerlendiriyor ve Orta Doğu’dan gelen yatırımların yavaşladığına dair net bir işaret bulunmadığını savunuyorlar.
Bir AB yetkilisi, “Bölgedeki yatırımcılar daha temkinli davranıyorsa, bunun muhtemelen bizim düzenlemelerimizden ziyade [İran] savaşıyla ilgisi vardır,” dedi.
EY’nin analizine göre, AB’ye yapılan doğrudan yabancı yatırımlar 2025’te %7 düştü ve giderek artan sayıda şirket, aşırı regülasyonu iş dünyası için bir risk olarak görüyor.
Brüksel, düzenlemeleri kaldırmak yerine yeni katmanlar ekliyor gibi görünüyor. Mart ayında doğrudan yabancı yatırımların denetimini sıkılaştırdı.
Avrupa
Ukrayna’da askeri personele kumar yasağı

Ukrayna Bakanlar Kurulu, sıkıyönetim süresince askeri personelin çevrimiçi kumar sitelerine erişimini kısıtlayan kararı kabul etti. Yeni sistem entegrasyonu tamamlandığında, dijital kimlik sorgulamasıyla asker olduğu belirlenen kullanıcıların sisteme girişleri otomatik olarak engellenecek.
Ukrayna Bakanlar Kurulu, sıkıyönetim dönemi boyunca askeri personelin çevrimiçi kumar sitelerine ve dijital kumarhanelere erişimini kısıtlayan bir kararnameyi kabul etti. Dijital Dönüşüm Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, yeni kısıtlama mekanizmasının teknik detayları paylaşıldı.
Geliştirilen sistemin kurulum çalışmaları tamamlandıktan sonra, kullanıcılar çevrimiçi kumar platformlarına kaydolurken veya giriş yaparken kimlik bilgileri askeri personel veri tabanıyla otomatik olarak karşılaştırılacak.
Doğrulama sonucunda kişinin aktif askeri görevde olduğunun belirlenmesi durumunda, kullanıcının kişisel hesabına erişimi ve oyun oynaması engellenecek.
Uygulama kapsamında kumar platformları, kullanıcıya erişim engelinin gerekçesini göremeyecek. Şirketlere yalnızca ilgili kişinin şans oyunlarına katılımının kısıtlandığı bilgisi iletilecek.
Dijital Dönüşüm Bakan Yardımcısı Natalya Denikeyeva, kararın askeri personeli korumaya yönelik ek bir mekanizma sunduğunu belirtti.
Denikeyeva, “Bu karar, sorumlu oyun alanındaki sistemli çalışmalarımızın bir parçasıdır. Çözümün bürokrasiden uzak, otomatik olarak çalışması ve askeri statü bilgilerini açığa çıkarmadan uygulanması önem taşıyor” ifadesini kullandı.
Projenin teknik altyapısı Ukrayna Savunma Bakanlığı ile ortaklaşa yürütülüyor. Kamu kurumlarının veri tabanları arasındaki bilgi alışverişi, ülkede kullanılan Trembita adlı elektronik etkileşim sistemi üzerinden gerçekleştirilecek.
Ukrayna Parlamentosu Milletvekili Olga Vasilevskaya-Smaglyuk, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, bu girişimin, askeri personel Pavel Petriçenko tarafından 2024 yılında başlatılan ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran imza kampanyasının ardından Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi ile Bakanlar Kurulu tarafından alınan kararların devamı niteliğinde olduğunu kaydetti.
Ukrayna Silahlı Kuvvetleri mensubu Pavel Petriçenko, 2024 yılının ilkbahar aylarında askeri personelin çevrimiçi kumar sitelerine erişiminin sınırlandırılması talebiyle bir imza kampanyası başlatmıştı.
Petriçenko, cephe hattındaki yoğun stres altında görev yapan birçok askerin kumar bağımlısı haline geldiğini, maaşlarını bu platformlarda kaybettiklerini, borçlandıklarını ve bazı durumlarda askeri birliklerin ihtiyaç duyduğu teçhizatları dahi rehin verdiklerini belirtmişti.
Kampanya, resmi değerlendirme süreci için gerekli olan 25 bin imzaya bir günden kısa sürede ulaşmıştı. Petriçenko, imza kampanyasının başlatılmasından yaklaşık bir ay sonra cephede hayatını kaybetti.
Petriçenko’nun hayatını kaybetmesinin ardından Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyine dilekçede yer alan önerileri değerlendirme talimatı verdi.
Zelenskiy, 20 Nisan tarihinde sıkıyönetim süresince askerlerin çevrimiçi kumar oynamasını yasaklayan kararnameyi imzaladı ve hükümete kumar pazarındaki denetimleri artırma, reklamları kısıtlama ve yasa dışı siteleri engelleme talimatı verdi.
Amerika2 gün öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 3
Diplomasi2 hafta önceErmenistan ve ABD, Trump koridoru projesi için anlaşma imzaladı
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 2
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Michael Hudson: Mevcut savaşın tüm detayları elli yıl önce planlandı
Görüş2 hafta önceİran Krizi ve Bilinçli Anlamsal Kaosun Yükselişi
Görüş1 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Asya3 gün önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti









