Bizi Takip Edin

Asya

Avustralya, Çin’e karşı on yılların en büyük savunma değişimine gidiyor

Yayınlanma

Avustralya, Çin’in bölgede artan askeri etkisine karşı savunma stratejisini yeniledi. İkinci dünya savaşından bu yana askeri duruşundaki en büyük stratejik değişimi açıklayan Avustralya, kuzey üslerini ve uzun menzilli saldırı yeteneklerini güçlendirecek.

Avustralya’nın en önemli askeri stratejik vizyon belgesi olan Savunma Stratejik İncelemesi 2023 yayınlandı. Avustralya’nın önümüzdeki yıllarda izleyeceği savunma stratejisini ortaya koyan belgede, Hint-Pasifik’teki “büyük güç rekabetinin” ülkenin stratejik koşullarını değiştirdiği vurgulandı.

“İttifak ortağımız ABD artık Hint-Pasifik’in tek kutuplu lideri değil” denilen raporda, “yoğun Çin-ABD rekabeti, bölgemizin ve zamanımızın belirleyici özelliğidir” ifadesi kullanıldı.

Avustralya’nın eski savunma kuvvetleri başkanı Angus Houston ve eski savunma bakanı Stephen Smith tarafından yazılan raporda, ABD ile gelişmiş ve genişletilmiş bir ittifak hedefi vurgulanırken, Çin’in askeri yığınağı, “ikinci dünya savaşının sona ermesinden bu yana herhangi bir ülkenin en büyük ve en iddialı yığınağı” olarak nitelendirildi. ABD ile Çin arasındaki rekabetin, “çatışma potansiyeli de dahil olmak üzere” ülkenin çıkarlarını tehdit etme potansiyeline sahip olduğu” uyarısında bulunuldu.

‘Hint-Pasifik’te Çin tehdit, ABD denge ve istikrar merkezi’

“Çin’in Güney Çin Denizi’ndeki egemenlik iddiası, Hint-Pasifik’teki küresel kurallara dayalı düzeni tehdit ediyor” denilen metinde, bunun Avustralya’nın ulusal çıkarlarını da olumsuz yönde etkilediği belirtildi. “ABD ile yakın işbirliği” ise, “Hint-Pasifik’te denge ve istikrar sağlamanın merkezi” olarak tanımlandı.

Raporda, Avustralya’nın stratejik kültürünün uzun süredir “büyük güç ittifakı”na dayandığı vurgulanırken, yeni dönemde de bu ihtiyacın “merkeziliği”nin bir kez daha teyit edildiği ifade edilerek şöyle denildi: “Amerika Birleşik Devletleri ile olan ittifakımız, Avustralya’nın güvenliği ve stratejisi için merkezi olmaya devam edecek.”

“Kamuya açık bazı analizlerin aksine, ABD ile ittifakımız Avustralya için giderek daha da önem kazandı” denilen raporda, bu olgunun ABD ve diğer partnerlerle daha yakın çalışmayı da beraberinde getireceğine işaret edildi.

Ülkedeki ABD askeri güçlerinin artırılması hedefi

Yeni savunma stratejisinde, daha yetenekli bir orduya, tamamen birleşik ve entegre bir gücün geliştirilmesine, hükümet çapında risk yönetimine dair yeni bir yaklaşıma, savunma istihdamı ve iş gücünde temel değişiklikleri yönetmeye, kilit alanlarda geliştirilmiş bağımsız savunma sanayi kapasitesine, gelişmiş askeri teknoloji geliştirmeye yönelik yeni bir yaklaşıma ve savunma hazırlığı için ulusal planlamaya odaklanıldığı kaydedildi.

Ayrıca, bu kapsamda, Hint-Pasifik’te Japonya, Hindistan ve ABD ittifakını içeren QUAD da dahil olmak üzere, bölgesel, çoklu ve ikili ortaklıkları geliştirme, Avustralya’daki ABD kuvvetlerini, denizaltılar da dahil, artırma ve AUKUS aracılığıyla bölgesel askeri tatbikatların güçlendirilmesi hedefleri vurgulanıyor.

Belge, ABD ve İngiltere ile nükleer enerjili denizaltılara odaklanan üçlü savunma ortaklığı AUKUS’un yanı sıra, Avustralya hükümetinin askeri stratejisini ve yeteneklerini geliştirmeye yönelik yeni bir çabasını ortaya koyuyor.

Rapor, bir yıl önce seçilen ve son on yılda askeri harcamalara ve satın almalara yönelik yaklaşımı “verimsiz ve kopuk” diye eleştiren İşçi Partisi hükümeti tarafından hazırlatıldı.

Daha önceki raporlar 10 yıllık bir planlama çizerken, bu savunma planlaması için dönemler şöyle belirlendi: “2023-2025 üç yıllık dönem” (öncelik verilip acilen ele alınması gereken hususlar için); “2026-2030 beş yıllık dönem”; ve “2031 dönemi ve sonrası”.

‘Füze çağında tehdidin doğası değişti’

Metinde, uzun süredir doğal bir savunma unsuru olarak gördüğü coğrafi uzaklığına güvenen Avustralya’ya yönelik tehdidin doğasının, füze teknolojisinin geliştirildiği bu çağda değiştiği ortaya konuluyor:

“Uzun menzilli hassas vuruş silahlarının yaygınlaşmasıyla belirginleşen modern savaşta ‘füze çağı’nın yükselişi, Avustralya’nın coğrafi faydalarını, mesafe konforunu ve niteliksel bölgesel yetenek üstünlüğümüzü radikal bir şekilde azalttı.”

Avustralya Savunma Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Richard Marles, ülkenin savunma duruşunun “artık amaca uygun olmadığını” söyledi ve silahlı kuvvetlerin yaklaşımlarını yeniden şekillendirmesini istedi.

Canberra’da Başbakan Anthony Albanese ile birlikte konuşan Savunma Bakanı Richard Marles, incelemeyi savunma için bir “dönüm noktası” olarak nitelendirdi.

Marles açıklamasında, ülkenin kuzeyindeki üsleri güçlendirme ve “Avustralya’nın kıyı şeridini, ticaret yollarını ve bölgedeki çıkarlarını korumak için ölümcül projeksiyonunu ve uzun menzilli saldırı yeteneklerini geliştirme” planlarını detaylandırdı.

Ordunun öncelikleri

Avustralya savunma kuvvetlerinin yeni öncelikleri ise şöyle sıralandı: Avustralya’nın nükleer enerjili denizaltı kabiliyetini, daha uzun menzilli saldırı kapasitesini geliştirmek, yeni teknolojilerin orduya entegrasyonunu hızlandırmak, işgücünü elde tutma ve askere almayı sağlama ve Hint-Pasifik’te stratejik işbirliğini geliştirmek.

Rapora göre, Avustralya ordusu, “kuzey kara ve deniz sahalarında kıyısal operasyonlar için optimize edilmeli ve uzun menzilli saldırı kabiliyeti kazanmalıdır”. Bu, daha uzun menzilli ateş eden silahları (Himarlar) ve karaya dayalı deniz saldırısı yeteneklerini içermektedir. Buna göre, ordunun mermi mühimmatlarını ateşleme menzili, başlangıçta 40 km’den 300 km’ye çıkacak ve hassas vuruşlu füzenin satın alınmasıyla, menzil 500 km’yi aşacak.

Kuzey Avustralya’daki hava üslerinin, limanların ve kışlaların büyütülmesi de büyük bir öncelik olarak tanımlandı. İncelemede, “Bu üslerdeki çalışmaların kapsamlı bir şekilde yükseltilmesi derhal başlamalı ve yakıt depolama ve ikmal sorunları düzeltilmelidir” denildi.

İnceleme ayrıca, 2024’ün ikinci çeyreğine kadar sağlanacak bir yerli füze endüstrisi geliştirme seçenekleriyle birlikte, güdümlü silahların “yerli üretiminin hızla kurulması” çağrısında bulunuyor. Hükümet bunun bir öncelik olduğunu kabul etti.

Raporun amacı, Avustralya’nın uzay ve siber yetenekler de dahil olmak üzere “en ciddi ve  beklenmedik durumlara odaklanan daha entegre bir savunma gücüne sahip olması” olarak belirtildi.

Bütçe, 19 milyar Avustralya doları

Yeni Savunma yaklaşımının önümüzdeki dört yıl içinde 19 milyar Avustralya Doları’na (12,7 milyar ABD Doları) mal olması bekleniyor. Yeni planlar kapsamında Alman ve Güney Koreli müteahhitlerden 450 piyade aracı tedarik etmeye yönelik mevcut planların ve obüs siparişinin “derhal” azaltıldığı kaydedildi.

Askeri uzmanlar, bu iptallerin yeni savunma stratejisini yansıtan bir hamle olduğunu ve Çin’in bölgeye hakim olma yeteneğini reddetmeye odaklandığını vurguladığını söyledi.

Financial Times’a konuşan Lowy Enstitüsü düşünce kuruluşunun uluslararası güvenlik programı yöneticisi Sam Roggeveen, iptallerle ilgili, “Uzaklardaki askeri maceralarla daha az ilgilendiğimizin bir işareti” dedi.

İlk tebrik ABD savunma bakanından

ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, Twitter’dan yaptığı paylaşımda, “Avustralya’nın Savunma Stratejik İncelemesi’nin yayınlanmasını memnuniyetle karşılıyoruz – bu, AUKUS ve Quad’a katılım da dahil olmak üzere, Avustralya’nın özgür ve açık bir Hint-Pasifik’i korumada oynadığı önemli rolün son örneğidir” ifadelerini kullandı.

Asya

Çin yapay zekada yetenek sunumundan üretim altyapısını açmaya geçiyor

Yayınlanma

Çinli yapay zeka girişimi DeepSeek, büyük dil modellerinde bilgi işlem maliyetlerini ve güç tüketimini düşürmek amacıyla geliştirdiği DeepInfer çıkarım altyapısını açık kaynak olarak kullanıma sundu. Sistem çatısı altındaki tek bir küme günde 155 trilyon belirteç işlerken, hem NVIDIA hem de Huawei donanımlarında çalışabiliyor.

Çinli yapay zeka girişimi DeepSeek, geniş ölçekli çıkarım süreçlerinde işlem gücü maliyetlerini ve enerji tüketimini azaltmak amacıyla geliştirdiği kurum içi çıkarım altyapısı DeepInfer’ı açık kaynak olarak paylaştı.

Salı günü WeChat hesabı üzerinden yapılan açıklamaya göre bu adım, yazılım geliştiricilerin ve işletmelerin yüksek hacimli yapay zeka operasyonlarında veri işleme hızını artırmalarını ve gecikme sürelerini düşürmelerini hedefliyor.

İsmi belirtilmeyen Çinli bir uzman, Global Times gazetesine verdiği demeçte, açık kaynaklı modellerden açık kaynaklı çıkarım altyapılarına geçişin önemli bir dönüşüme işaret ettiğini söyledi.

Uzmana göre Çinli teknoloji şirketleri “yetenekleri erişime açma” aşamasından “üretkenliği erişime açma” evresine geçiyor; bu da kurulum maliyetlerini düşürerek öncü modellerin sağlık, eğitim ve üretim gibi alanlarda pratik uygulamalara dönüşmesini kolaylaştırıyor.

DeepSeek, model eğitiminin yapay zekanın öğrenme süreci, çıkarımın ise bu bilginin insanlar için somut bir faydaya dönüştüğü aşama olduğunu belirtti.

Günümüzde geleneksel sınırları aşan devasa kullanıcı talepleri karşısında çıkarım altyapıları geniş bilgi işlem kümelerini koordine edip yönetirken, bu sistemlerin verimliliği doğrudan yapay zeka hizmetlerinin elektrik tüketimini ve işlem maliyetini belirliyor.

DeepInfer, yüksek performanslı çekirdekleri derinlemesine optimize edilmiş çıkarım motoruyla bir araya getiriyor.

Dağıtık çıkarım, tahmine dayalı kod çözme ve yapılandırılmış çıktı gibi özellikleri destekleyen sistem, hem NVIDIA hem de Huawei Ascend donanımları üzerinde çalışıyor.

Girişim, DeepInfer üzerinde inşa ettiği mimariyle DeepSeek V4.1 Flash modeli için yüksek işlem hacmine sahip ve düşük gecikmeli çıkarım hizmetlerini devreye aldı. Sistemdeki tek bir küme şu anda günde 155 trilyon belirteç (token) işliyor.

Şirket ayrıca ana akım büyük dil modeli arayüz protokolleri ile model belirteç dizileri arasında hızlı ve hatasız dönüşüm sağlayan üretim sınıfı deepseek-recipe bileşenini de açık kaynak haline getirdi.

Bu bileşenin işlem mantığı doğrudan resmi DeepSeek API mimarisiyle bütünüyle uyumlu çalışıyor ve üçüncü taraf kurulumların resmi sistemle tamamen aynı biçimde işlemesini sağlıyor.

DeepSeek mühendisi: “Gelecek ya komünizm olacak ya Cyberpunk”

Teknoloji ve Strateji Araştırma Enstitüsü Başkan Yardımcısı Chen Jing, Global Times gazetesine yaptığı açıklamada, DeepSeek’in modelleri geniş ölçekte sunma konusundaki mühendislik deneyimini paylaştığını ifade etti. Chen, bu adımın diğer geliştiricilerin yetenekleri daha düşük maliyet, daha yüksek hız ve istikrarlı bir deneyimle sunmalarına katkı verdiğini belirtti.

Daha önce büyük dil modellerini de açık kaynak olarak paylaşan şirketin attığı adımı değerlendiren Chen, “Daha önce paylaşılan ‘beyin’di; bu kez paylaşılan ise ‘montaj hattı, güç kaynağı ve kullanım kılavuzu’ oldu” dedi.

Uzman, açık kaynaklı modellerin küresel çapta yeniden üretim ve araştırma yapma eşiğini düşürdüğünü, açık kaynaklı çıkarım altyapısının ise kurulum maliyetlerini, enerji kullanımını ve gecikmeyi azaltarak süreci bir adım ileri taşıdığını kaydetti.

Çin’in geliştirdiği açık kaynaklı modeller, küresel yapay zeka inovasyon ekosisteminde belirleyici bir yer ediniyor.

Hugging Face raporuna göre Çin merkezli Moonshot AI’ın Kimi, Zhipu’nun GLM ve Alibaba’nın Qwen serisi modelleri, zeka endeksinde dünya genelinde ilk yedi arasına girerken ABD’deki kapalı kaynaklı öncü sistemlerle aradaki farkı istikrarlı biçimde kapatıyor.

Raporda, Çin’de aylık olarak yayımlanan modellerin parametre tavanının 754 milyar ile 2,78 trilyon arasında değiştiği belirtiliyor.

Kimi K3, sahip olduğu 2,78 trilyon parametreyle dünyanın en büyük açık kaynaklı modeli haline gelirken hem zeka hem de kodlama endeksinde küresel düzeyde ilk sırada yer alıyor.

Çin yönetimi, teknolojik liderlik yarışının ötesinde, yapay zekanın sunduğu kalkınma kazanımlarını paylaşmayı ve teknolojinin daha geniş kitleler ile işletmeler tarafından yaşam standartlarını yükseltmek amacıyla kullanılmasını hedeflediğini vurguluyor.

DeepSeek de yayımladığı metnin sonunda hedeflerini özetlerken, “Tamamen açık kaynaklı modeller, operatör kütüphaneleri ve çıkarım altyapılarıyla, yakın gelecekte dünya çapındaki yapay zeka hizmetlerinin kapsam ve kalitesinde eşi görülmemiş bir genişleme görmeyi; bu hizmetlerin daha adil, şeffaf ve güvenilir hale gelmesini bekliyoruz” değerlendirmesini yaptı.

Yatırımcılar DeepSeek payı için yüksek komisyonları göze alıyor

Okumaya Devam Et

Asya

Japonya konut spekülasyonunu önlemek için kısa vadeli satışları kısıtlayacak

Yayınlanma

Japonya’da iktidardaki Liberal Demokrat Parti, büyük kentlerde artan konut fiyatlarını dizginlemek amacıyla mülklerin kısa vadeli alım satımına yönelik sınırlamaları gündemine aldı. Tokyo’da ortalama daire fiyatı yıllık yüzde 18,5 artışla 137,84 milyon yene çıkarken yıllık ortalama geliri 6,78 milyon yende kalan kent sakinleri için mülk edinmek zorlaştı.

Japonya’da iktidardaki Liberal Demokrat Parti (LDP), Tokyo başta olmak üzere büyük kentlerde hızla yükselen konut fiyatlarını dizginlemek için mülklerin kısa vadeli alım satımına sınırlama getirmeyi planlıyor.

Başbakan Sanae Takaichi liderliğindeki parti, önümüzdeki yılın nisan ayında yapılacak yerel seçimler öncesinde çalışan kesime yönelik desteği temel gündem maddesi yapmayı hedefliyor.

LDP’nin konut ve arsa politikaları araştırma komisyonu, konuyu ele almak üzere çarşamba günü toplandı.

Nikkei Asia gazetesinin haberine göre Komisyon Başkanı ve LDP Milletvekili Midori Matsushima, toplantının açılışında “Tokyo’nun 23 bölgesinde yeni inşa edilen dairelerin fiyatları son on yılda ikiye katlandı. Bu konutlarda oturmak isteyen insanların ev alabilmesini sağlayacak önlemler üzerinde çalışmalıyız” dedi.

Başkentte ev sahibi olmak geniş kesimler için neredeyse imkansız hale geldi. Gayrimenkul İktisat Enstitüsü verilerine göre, Tokyo’nun 23 bölgesinde yeni bir dairenin ortalama satış fiyatı 2025 mali yılında bir önceki yıla kıyasla yüzde 18,5 artarak 137,84 milyon yene (yaklaşık 872 bin dolar) ulaştı.

Çalışma Bakanlığı istatistikleri ise başkentte tam zamanlı çalışan bir kişinin ortalama yıllık gelirinin 2025 mali yılında 6,78 milyon yen seviyesinde kaldığını gösteriyor. Gelir ile konut fiyatları arasındaki bu uçurum, siyasetin önceliklerini de doğrudan etkiliyor.

LDP, şubat ayındaki Temsilciler Meclisi seçim kampanyasında Tokyo metropolü ve diğer bölgelerdeki spekülatif işlemleri dizginleme taahhüdü vermişti. Parti bünyesinde yabancılara yönelik politikalar üzerine çalışan bir proje ekibi de bu ayın başlarında hükümete konut fiyatlarındaki artışa karşı acil vergi düzenlemeleri getirilmesi çağrısı yapan bir tavsiye metni sundu.

Mevcut mevzuatta, satın alındıktan sonra beş yıl içinde elden çıkarılan konutlardan elde edilen kazançlar “kısa vadeli sermaye kazancı” sayılıyor. Bu gelirler, gelir vergisi ve yerel ikamet vergisi dahil olmak üzere yüzde 40’a yakın oranda vergilendiriliyor.

Beş yıldan uzun süre elde tutulan gayrimenkullere uygulanan yaklaşık yüzde 20’lik “uzun vadeli sermaye kazancı” vergisinin iki katı olan bu oran, bazı parti üyelerine göre spekülasyonu engellemeye yetmiyor. Düzenlemenin sertleştirilmesi talepleri, LDP’nin koalisyon ortağı Japonya İnovasyon Partisi ile aralık ayında hazırlayacağı yıllık vergi reformu çerçevesinde ele alınabilir.

İktidar kanadı, yerel meclis üyelerinin görev süresinin dolacağı Tokyo’nun 22 bölgesi dahil birçok kent merkezinde nisan ayında sandık başına gidecek seçmenlerin karşısına somut bir konut vaadiyle çıkmak istiyor.

Üst düzey bir LDP yetkilisi, “Genellikle ev alma aşamasına gelmiş çocuklu aileleri desteklememiz gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

Muhalefet partileri de yalnızca ev almayı planlayanları değil, artan konut fiyatları nedeniyle kiralık evlere yönelen ve kiraların tırmanmasından etkilenen kesimleri hedefleyen alternatif öneriler hazırlıyor.

Yabancı alıcı sınırlamaları yerine vergi adımları öne çıkıyor

Konut krizine çözüm arayan birçok ülke yabancı alıcılara doğrudan kısıtlamalar getirdi. Güney Kore’de Devlet Başkanı Lee Jae Myung’un gerileyen kamuoyu desteğinde gayrimenkul politikaları önemli rol oynadı.

Seul yönetimi, Ağustos 2025’te yabancıların başkent ve çevresinden konut almasını izne bağladı; ayrıca alıcılara bu evlerde en az iki yıl ikamet etme zorunluluğu getirdi.

Kanada ve Avustralya yabancıların konut alımına geçici yasaklar koyarken, Singapur yabancı alıcılardan yüzde 60 oranında ek damga vergisi tahsil ediyor.

Japonya’da da yabancı yatırımcıların gayrimenkul piyasasındaki rolü şubat seçimlerinde tartışma konusu oldu. Doğrudan yabancıları hedef alan kısıtlamaların uluslararası ticaret ve hizmet anlaşmalarıyla çelişebileceği değerlendiriliyor.

Hükümet bu nedenle alıcıların uyruğuna göre kısıtlama getirmek yerine, kısa vadeli el değiştirmeler gibi spekülatif gayrimenkul işlemlerine yönelik vergi tedbirlerini tartışıyor.

Sert piyasa tedbirlerinin bölgesel bankaları sarsmasından endişe ediliyor

Fiyatları aşağı çekmeye yönelik sert adımların ülke ekonomisine zarar verebileceğine dair kaygılar da dile getiriliyor.

LDP’nin kıdemli bir vergi yetkilisi, arsa fiyatlarındaki sert bir düşüşün yerel finans kuruluşlarını zayıflatabileceğini belirterek “Bölgesel bankalar üzerindeki etkileri değerlendirmeliyiz” uyarısı yaptı.

Gayrimenkul sektörü, Japon bankalarının toplam kredi hacminin yaklaşık yüzde 18’ini oluşturuyor. Bu oran, Japonya’nın 1980’lerin ortasından sonuna kadar yaşadığı balon ekonomisi dönemindeki yüzde 10’luk seviyenin oldukça üzerinde seyrediyor.

Bazı bölgesel bankaların toplam kredi dağıtımında gayrimenkulün payı neredeyse yarıya yaklaşıyor.

Finansal Hizmetler Kurumunun Mart 2025 verilerine göre, bölgesel bankaların gayrimenkul sektörüne verdiği kredilerin yaklaşık dörtte biri doğrudan Tokyo’nun beş merkez bölgesinde toplanmış durumda.

Takaichi hükümetinin yüksek kamuoyu desteğinde, borsa endekslerindeki artışın da katkısıyla yükselen varlık değerleri etkili oldu. Piyasayı soğutacak gayrimenkul adımlarının hisse senedi fiyatlarını gerileterek hükümetin desteğini zedeleyebileceği öne sürülüyor.

LDP araştırma komisyonunun kıdemli bir yetkilisi, fiyat artışlarını kontrol altına almaya dönük adımların kapsamı ve zamanlaması konusunda karar vericilerin dikkatli davranması gerektiğini vurguladı.

Okumaya Devam Et

Asya

“Öldü” demişlerdi: Kore lideri Kim Jong-un, ailesiyle sergide görüntülendi

Yayınlanma

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, komaya girdiği ve Çin’de tedavi gördüğü yönündeki iddiaların ardından eşi ve kızıyla bir sergide görüntülendi. Devlet medyası fotoğrafları paylaşırken, Pyongyang yönetimi Seul’ün tıbbi yardım teklifini siyasi provokasyon olarak nitelendirerek geri çevirdi.

Kuzey Kore devlet medyası, ülke lideri Kim Jong-un’un sağlık sorunları yaşadığı yönündeki haberlerin ardından yeni fotoğraflarını yayımladı.

Kore Merkezi Haber Ajansı’nın aktardığına göre Kim Jong-un, 19 Ekim’de hafif sanayi işletmelerinin düzenlediği giyim ve ayakkabı sergisini gezdi.

Yayımlanan fotoğraflarda Kuzey Kore lideri, sergilenen ürünleri eşi Ri Sol-ju ve kızı Kim Ju-ae ile birlikte inceliyor.

İngiliz basını koma ve tedavi iddialarını gündeme getirdi

Fotoğrafların paylaşılması öncesinde, yalan haberleriyle malul İngiliz tabloid gazetesi The Sun, doğrulanmamış bilgilere dayandırarak Kim Jong-un’un beyin kanaması geçirdiğini öne sürdü.

Gazete, liderin komaya girdiğini ve tedavi amacıyla Çin’e götürüldüğünü yazdı.

Haberde ayrıca Kim Jong-un’un ölümü halinde iktidarın, 13 yaşındaki kızı Kim Ju-ae ülkeyi yönetecek yaşa gelene kadar geçici olarak kız kardeşi Kim Yo-jong’a geçebileceği savunuldu.

Füze denemeleri ve insani yardım gerilimi sürüyor

Fotoğrafların paylaşıldığı dönemde Pyongyang yönetiminin askeri faaliyetleri de devam ediyor. Kuzey Kore, 14 Ekim’de Japon Denizi sularında denizaltıdan fırlatılan iki tip stratejik seyir füzesini test etti.

Diğer yandan Kore İşçi Partisi Merkez Komitesi Daire Başkanı Kim Yo-jong, Seul yönetiminin insani yardım kapsamında göndermeyi planladığı tıbbi malzemeleri kabul etmeyeceklerini açıkladı.

Kim Yo-jong, Seul’ün insani yardım planlarını siyasi provokasyon ve egemenlik ihlali olarak nitelendirdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English