Asya
Avustralya, Çin’e karşı on yılların en büyük savunma değişimine gidiyor

Avustralya, Çin’in bölgede artan askeri etkisine karşı savunma stratejisini yeniledi. İkinci dünya savaşından bu yana askeri duruşundaki en büyük stratejik değişimi açıklayan Avustralya, kuzey üslerini ve uzun menzilli saldırı yeteneklerini güçlendirecek.
Avustralya’nın en önemli askeri stratejik vizyon belgesi olan Savunma Stratejik İncelemesi 2023 yayınlandı. Avustralya’nın önümüzdeki yıllarda izleyeceği savunma stratejisini ortaya koyan belgede, Hint-Pasifik’teki “büyük güç rekabetinin” ülkenin stratejik koşullarını değiştirdiği vurgulandı.
“İttifak ortağımız ABD artık Hint-Pasifik’in tek kutuplu lideri değil” denilen raporda, “yoğun Çin-ABD rekabeti, bölgemizin ve zamanımızın belirleyici özelliğidir” ifadesi kullanıldı.
Avustralya’nın eski savunma kuvvetleri başkanı Angus Houston ve eski savunma bakanı Stephen Smith tarafından yazılan raporda, ABD ile gelişmiş ve genişletilmiş bir ittifak hedefi vurgulanırken, Çin’in askeri yığınağı, “ikinci dünya savaşının sona ermesinden bu yana herhangi bir ülkenin en büyük ve en iddialı yığınağı” olarak nitelendirildi. ABD ile Çin arasındaki rekabetin, “çatışma potansiyeli de dahil olmak üzere” ülkenin çıkarlarını tehdit etme potansiyeline sahip olduğu” uyarısında bulunuldu.
‘Hint-Pasifik’te Çin tehdit, ABD denge ve istikrar merkezi’
“Çin’in Güney Çin Denizi’ndeki egemenlik iddiası, Hint-Pasifik’teki küresel kurallara dayalı düzeni tehdit ediyor” denilen metinde, bunun Avustralya’nın ulusal çıkarlarını da olumsuz yönde etkilediği belirtildi. “ABD ile yakın işbirliği” ise, “Hint-Pasifik’te denge ve istikrar sağlamanın merkezi” olarak tanımlandı.
Raporda, Avustralya’nın stratejik kültürünün uzun süredir “büyük güç ittifakı”na dayandığı vurgulanırken, yeni dönemde de bu ihtiyacın “merkeziliği”nin bir kez daha teyit edildiği ifade edilerek şöyle denildi: “Amerika Birleşik Devletleri ile olan ittifakımız, Avustralya’nın güvenliği ve stratejisi için merkezi olmaya devam edecek.”
“Kamuya açık bazı analizlerin aksine, ABD ile ittifakımız Avustralya için giderek daha da önem kazandı” denilen raporda, bu olgunun ABD ve diğer partnerlerle daha yakın çalışmayı da beraberinde getireceğine işaret edildi.
Ülkedeki ABD askeri güçlerinin artırılması hedefi
Yeni savunma stratejisinde, daha yetenekli bir orduya, tamamen birleşik ve entegre bir gücün geliştirilmesine, hükümet çapında risk yönetimine dair yeni bir yaklaşıma, savunma istihdamı ve iş gücünde temel değişiklikleri yönetmeye, kilit alanlarda geliştirilmiş bağımsız savunma sanayi kapasitesine, gelişmiş askeri teknoloji geliştirmeye yönelik yeni bir yaklaşıma ve savunma hazırlığı için ulusal planlamaya odaklanıldığı kaydedildi.
Ayrıca, bu kapsamda, Hint-Pasifik’te Japonya, Hindistan ve ABD ittifakını içeren QUAD da dahil olmak üzere, bölgesel, çoklu ve ikili ortaklıkları geliştirme, Avustralya’daki ABD kuvvetlerini, denizaltılar da dahil, artırma ve AUKUS aracılığıyla bölgesel askeri tatbikatların güçlendirilmesi hedefleri vurgulanıyor.
Belge, ABD ve İngiltere ile nükleer enerjili denizaltılara odaklanan üçlü savunma ortaklığı AUKUS’un yanı sıra, Avustralya hükümetinin askeri stratejisini ve yeteneklerini geliştirmeye yönelik yeni bir çabasını ortaya koyuyor.
Rapor, bir yıl önce seçilen ve son on yılda askeri harcamalara ve satın almalara yönelik yaklaşımı “verimsiz ve kopuk” diye eleştiren İşçi Partisi hükümeti tarafından hazırlatıldı.
Daha önceki raporlar 10 yıllık bir planlama çizerken, bu savunma planlaması için dönemler şöyle belirlendi: “2023-2025 üç yıllık dönem” (öncelik verilip acilen ele alınması gereken hususlar için); “2026-2030 beş yıllık dönem”; ve “2031 dönemi ve sonrası”.
‘Füze çağında tehdidin doğası değişti’
Metinde, uzun süredir doğal bir savunma unsuru olarak gördüğü coğrafi uzaklığına güvenen Avustralya’ya yönelik tehdidin doğasının, füze teknolojisinin geliştirildiği bu çağda değiştiği ortaya konuluyor:
“Uzun menzilli hassas vuruş silahlarının yaygınlaşmasıyla belirginleşen modern savaşta ‘füze çağı’nın yükselişi, Avustralya’nın coğrafi faydalarını, mesafe konforunu ve niteliksel bölgesel yetenek üstünlüğümüzü radikal bir şekilde azalttı.”
Avustralya Savunma Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Richard Marles, ülkenin savunma duruşunun “artık amaca uygun olmadığını” söyledi ve silahlı kuvvetlerin yaklaşımlarını yeniden şekillendirmesini istedi.
Canberra’da Başbakan Anthony Albanese ile birlikte konuşan Savunma Bakanı Richard Marles, incelemeyi savunma için bir “dönüm noktası” olarak nitelendirdi.
Marles açıklamasında, ülkenin kuzeyindeki üsleri güçlendirme ve “Avustralya’nın kıyı şeridini, ticaret yollarını ve bölgedeki çıkarlarını korumak için ölümcül projeksiyonunu ve uzun menzilli saldırı yeteneklerini geliştirme” planlarını detaylandırdı.
Ordunun öncelikleri
Avustralya savunma kuvvetlerinin yeni öncelikleri ise şöyle sıralandı: Avustralya’nın nükleer enerjili denizaltı kabiliyetini, daha uzun menzilli saldırı kapasitesini geliştirmek, yeni teknolojilerin orduya entegrasyonunu hızlandırmak, işgücünü elde tutma ve askere almayı sağlama ve Hint-Pasifik’te stratejik işbirliğini geliştirmek.
Rapora göre, Avustralya ordusu, “kuzey kara ve deniz sahalarında kıyısal operasyonlar için optimize edilmeli ve uzun menzilli saldırı kabiliyeti kazanmalıdır”. Bu, daha uzun menzilli ateş eden silahları (Himarlar) ve karaya dayalı deniz saldırısı yeteneklerini içermektedir. Buna göre, ordunun mermi mühimmatlarını ateşleme menzili, başlangıçta 40 km’den 300 km’ye çıkacak ve hassas vuruşlu füzenin satın alınmasıyla, menzil 500 km’yi aşacak.
Kuzey Avustralya’daki hava üslerinin, limanların ve kışlaların büyütülmesi de büyük bir öncelik olarak tanımlandı. İncelemede, “Bu üslerdeki çalışmaların kapsamlı bir şekilde yükseltilmesi derhal başlamalı ve yakıt depolama ve ikmal sorunları düzeltilmelidir” denildi.
İnceleme ayrıca, 2024’ün ikinci çeyreğine kadar sağlanacak bir yerli füze endüstrisi geliştirme seçenekleriyle birlikte, güdümlü silahların “yerli üretiminin hızla kurulması” çağrısında bulunuyor. Hükümet bunun bir öncelik olduğunu kabul etti.
Raporun amacı, Avustralya’nın uzay ve siber yetenekler de dahil olmak üzere “en ciddi ve beklenmedik durumlara odaklanan daha entegre bir savunma gücüne sahip olması” olarak belirtildi.
Bütçe, 19 milyar Avustralya doları
Yeni Savunma yaklaşımının önümüzdeki dört yıl içinde 19 milyar Avustralya Doları’na (12,7 milyar ABD Doları) mal olması bekleniyor. Yeni planlar kapsamında Alman ve Güney Koreli müteahhitlerden 450 piyade aracı tedarik etmeye yönelik mevcut planların ve obüs siparişinin “derhal” azaltıldığı kaydedildi.
Askeri uzmanlar, bu iptallerin yeni savunma stratejisini yansıtan bir hamle olduğunu ve Çin’in bölgeye hakim olma yeteneğini reddetmeye odaklandığını vurguladığını söyledi.
Financial Times’a konuşan Lowy Enstitüsü düşünce kuruluşunun uluslararası güvenlik programı yöneticisi Sam Roggeveen, iptallerle ilgili, “Uzaklardaki askeri maceralarla daha az ilgilendiğimizin bir işareti” dedi.
İlk tebrik ABD savunma bakanından
ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, Twitter’dan yaptığı paylaşımda, “Avustralya’nın Savunma Stratejik İncelemesi’nin yayınlanmasını memnuniyetle karşılıyoruz – bu, AUKUS ve Quad’a katılım da dahil olmak üzere, Avustralya’nın özgür ve açık bir Hint-Pasifik’i korumada oynadığı önemli rolün son örneğidir” ifadelerini kullandı.
We welcome the release of Australia’s Defence Strategic Review — it’s the latest example of the pivotal role Australia plays in preserving a free and open Indo-Pacific, including through participation in AUKUS and the Quad. https://t.co/A5zTzP1Dn2
— Secretary of Defense Lloyd J. Austin III (@SecDef) April 24, 2023
Asya
Hindistan, ABD ile ticaret görüşmelerinde daha iyi koşullar için direniyor

Yetkililer ve analistlere göre Hindistan, ABD ile son görüşmelerde hızlı bir ticaret anlaşmasını reddetti ve Başbakan Narendra Modi’nin yeni ticaret ortakları, azalan ekonomik riskler ve iç siyasette elde ettiği kazanımlardan aldığı güvenle daha iyi koşullar için beklemeyi tercih etti.
Aylar süren müzakerelerin ardından iki ülke, ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer’ın geçen ay Yeni Delhi’ye yaptığı ziyaret sırasında geçici bir ticaret anlaşmasını sonuçlandıramadı. Oysa her iki taraf da sınırlı kapsamlı bir anlaşmaya varılmasının yakın olduğunu düşünüyordu.
Görüşmeler hakkında bilgi sahibi bir Hindistan hükümeti yetkilisi, Reuters’a, Washington’ın Yeni Delhi’nin temel talepleri konusunda güvence vermemesi nedeniyle uzlaşma sağlanamadığını söyledi. Bu talepler arasında Hindistan’a Çin gibi rakipleri karşısında tarife avantajı tanınması ve anlaşma sonrasında ABD tarafından yeni vergiler getirilmemesi bulunuyordu.
Yetkili, “Tutumumuz açık. Olumlu koşullar içermeyen bir anlaşmaya alelacele imza atmayı ya da tarım konusunda taviz vermek gibi kırmızı çizgilerimizden ödün vermeyi düşünmüyoruz” dedi.
Yetkililer ve analistlere göre Washington, Başkan Donald Trump’ın bu ayın ilerleyen günlerinde yürürlüğe girmesi beklenen yeni gümrük vergilerine hazırlandığı bir dönemde, stratejik ortağı Hindistan’dan hızlı ticari tavizler almayı umuyordu. Ancak Hindistan’ın direnmesi, ihracatına daha yüksek vergiler uygulanması ve şirketler açısından belirsizliğin uzaması riskini beraberinde getiriyor.
Greer ile yapılan görüşmelerin ertesi günü Hindistan Ticaret Bakanı Piyush Goyal, Hindistan’a avantaj sağlamadığı sürece ABD ile anlaşmanın uygulamaya konulmayacağını söyledi. Bu açıklama, daha yüksek tarife ihtimaline rağmen Yeni Delhi’nin tutumunu sertleştirdiğini ve anlaşma konusunda acele etmediğini gösterdi.
Diğer birçok ülkede olduğu gibi Hindistan’dan gelen malların büyük bölümü şu anda ABD’de yüzde 10 gümrük vergisine tabi. Ancak Trump yönetiminin, aşırı sanayi kapasitesine ilişkin yürütülen soruşturmalar kapsamında bu ay daha yüksek tarifeler getirmesi bekleniyor. Hindistan ise ABD’nin kapasite fazlasına ilişkin suçlamalarını reddediyor.
Washington, zorla çalıştırılarak üretilen malların ticaretini engellemekte başarısız oldukları iddiasıyla aralarında Hindistan’ın da bulunduğu onlarca ülkeye yüzde 12,5’e varan yeni tarifeler uygulanmasını daha önce teklif etmişti.
Görüşmeler hakkında bilgi sahibi bir ABD kaynağının Reuters’a aktardığına göre Washington’ın tutumu, Hindistan’ın talep ettiği tercihli ticaret hükümlerinden yararlanabilmek için kendi tavizlerini vermesi gerektiği yönünde.
Müzakerelerin gizli olması nedeniyle Hindistanlı yetkili ile ABD’li kaynak isimlerinin açıklanmasını istemedi. Hindistan Ticaret Bakanlığı ile ABD Ticaret Temsilciliği, e-posta yoluyla gönderilen yorum taleplerine yanıt vermedi.
İsminin açıklanmaması koşuluyla konuşan bir ABD’li yetkili, Washington’ın Hindistan ile görüşmeleri sürdürdüğünü ve hâlâ bir anlaşmaya varılmasını beklediğini söyledi ancak herhangi bir takvim paylaşmadı.
Yetkili, bununla birlikte Hindistan’ın müzakerelerde zaman zaman yavaş, bürokratik ve zorlu bir tutum sergilediğini belirterek hızlı bir anlaşma ihtimalinin düşük olduğu sinyalini verdi.
Beyaz Saray Sözcüsü Kush Desai, görüşmelerdeki tıkanıklığa ilişkin soruya şu yanıtı verdi:
“Trump yönetimi, Amerikalıları ve ‘Önce Amerika’ yaklaşımını merkeze alan tarihi bir ticaret anlaşmasını sonuçlandırmak için Hindistanlı yetkililerle verimli temaslarını sürdürüyor.”
Modi’nin üst düzey danışmanı: Hindistan yüzde 8 büyümeye çok yakın
Hindistan’ın ihracatı artıyor, ekonomik riskler azalıyor
Ticaret analistlerine göre ihracattaki artış, diğer ülkeler ve bloklarla imzalanan yeni ticaret anlaşmaları ve ekonomik risklerin azalması, Hindistan’ın elini güçlendirdi.
Yetkililerin verdiği bilgiye göre Hindistan’ın toplam mal ihracatı, İran’daki savaşın yol açtığı aksamalara rağmen nisan-haziran döneminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yaklaşık yüzde 15 arttı. Bu artışta, fiyatı yükselen petrol ürünleri sevkiyatları etkili oldu.
Tüccarların alternatif nakliye güzergâhlarına yönelmesinin ardından Körfez ülkelerine ihracat savaş öncesi seviyelere geri döndü. Mart ayında 2,62 milyar dolar olan ihracat mayısta 5,3 milyar dolara yükselirken, ABD’ye ihracat nisan ve mayıs aylarında 17,29 milyar dolara çıktı.
Hindistan ayrıca diğer gelişmiş pazarlara erişimini genişletiyor. İngiltere ile imzalanan serbest ticaret anlaşmasının bu ay yürürlüğe girmesi, Avrupa Birliği ile yapılacak anlaşmanın ise gelecek yılın başlarında tamamlanması bekleniyor.
Washington merkezli Asia Society Policy Institute’un kıdemli başkan yardımcısı ve eski ABD ticaret yetkilisi Wendy Cutler, “Hindistanlı müzakereciler, ülkenin güçlü ekonomisi, diğer ortaklarla yürüttüğü çeşitlendirme girişimleri ve dünyadaki stratejik konumu sayesinde görüşmelerde belirli bir manevra alanı kazandı” dedi.
Goldman Sachs ekonomisti Santanu Sengupta bir raporunda, ABD ile İran arasındaki geçici barış anlaşmasının petrol fiyatlarını düşürerek Hindistan’ın ekonomik görünümünü iyileştirdiğini belirtti.
Banka, Hindistan için 2026 büyüme tahminini yüzde 6,8’e yükseltirken, enflasyon ve cari açık tahminlerini düşürdü. Bu da Yeni Delhi’nin daha iyi koşullar elde etmek amacıyla beklemek için ekonomik açıdan daha geniş bir hareket alanına sahip olduğunu gösteriyor.
Rupinin değer kaybetmesi de ihracatçıların rekabet gücünü artırdı.
Washington’ı bekleme stratejisi
Bir başka Hindistanlı yetkiliye göre Yeni Delhi ayrıca ABD’nin bazı ticaret önlemlerinin hukuki ya da siyasi engellerle karşılaşabileceğini hesaplıyor.
Demokrat Parti’den 22 eyalet başsavcısından oluşan bir grup, Trump yönetiminin zorla çalıştırmaya ilişkin soruşturmalar kapsamında önerdiği tarifelere karşı şimdiden itirazda bulundu.
Ticaret analistlerine göre ABD tarifelerine ilişkin hukuki belirsizlikler ile Modi’nin son eyalet seçimlerindeki zaferleri, Hindistan’ın aceleye getirilmiş bir anlaşmaya direnmesine yardımcı oldu.
Modi’nin Bharatiya Janata Partisi’nin üst düzey yöneticileri, ticaret anlaşmalarının Hindistanlı çiftçileri ve küçük işletmeleri koruması gerektiğini kamuoyu önünde savundu. Yeni Delhi, siyasi açıdan etkili olan bu iki kesimi ticaret müzakerelerinde uzun süredir koruyor.
Eski ticaret müzakerecisi ve Global Trade Research Initiative’in kurucusu Ajay Srivastava, “Hindistan, aceleye getirilmiş bir anlaşmayı geciktirmenin, hatta tamamen terk etmenin; maliyeti geçici tarife avantajlarının çok ötesine geçebilecek yükümlülüklerin altına girmekten daha ihtiyatlı olabileceğinin farkında” dedi.
Asya
Çin küresel kaz ciğeri üretiminin yeni merkezi oldu

Fransız mutfağının simge gıdası kaz ciğeri üretiminde Çin, devlet destekli yatırımlarla küresel pazarın yüzde 45’ini ele geçirdi. Ülkede yılda 11 bin ton üretilen de lüks gıda maddesi, Fransız rakiplerine kıyasla yarı fiyatına alıcı buluyor.
Fransız mutfağının ve kültürünün dünya çapındaki en önemli simgelerinden biri olan kaz ciğeri (foie gras) üretiminde dengeler değişiyor.
The Wall Street Journal gazetesinin haberine göre Çin, gerçekleştirdiği büyük atılımla bu lüks gıda maddesinin küresel üretim merkezi haline geldi. Devlet kontrolündeki yatırım kuruluşu China International Capital tarafından haziran ayında yayımlanan rapora göre, Çin sınırları içinde her yıl 11 bin ton kaz ciğeri üretiliyor.
Bu hacim, Çinli üreticilerin şu anda küresel kaz ciğeri üretiminin yüzde 45 gibi büyük bir oranını tek başına karşıladığı anlamına geliyor.
The Wall Street Journal gazetesine değerlendirmelerde bulunan Çin tarım sektörü uzmanı Even Pei, Batı dünyasındaki algının dönüştüğünü vurguladı. Pei, konuya ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“On yıllar boyunca Batılı tüketicilerin gözünde ‘Çin Malı’ ibaresi ucuz, kalitesiz ve basit ürünlerle özdeşleşti. Ancak son on yılda, Çin’de üretilen ve yüksek kaliteyi daha düşük fiyata sunan çok sayıda yerli markanın yükselişine şahit oluyoruz.”
Kırsal kalkınma hamlesi sektörü büyüttü
Kaz ciğeri üretimindeki bu olağanüstü büyüme, Pekin yönetiminin kırsal bölgeleri kalkındırma stratejisinin bir sonucu olarak ortaya çıktı.
Kentlere göç eden iş gücü nedeniyle boşalan kırsal yerleşim birimlerinde sürdürülebilir sanayi kolları yaratmak isteyen Çin hükümeti, bu sektörü hedef seçti.
Tarım uzmanı Even Pei, devletin üreticilere düşük faizli krediler sağlayarak ve pazarlama faaliyetlerine doğrudan destek vererek sektörün büyümesini hızlandırdığını ifade etti.
Günümüzde Çinli çiftçiler, ördek ve kazları ciğerlerini büyütecek şekilde özel besleme yöntemlerine tabi tutarak binlerce ton kaz ciğeri işleme kapasitesine sahip durumda.
Ülkedeki restoranlar ve gıda üreticileri de tüketimi artırmak amacıyla yaratıcı sunumlar geliştiriyor. Habere göre, piyasada kaz ciğerli dondurma, yaban mersini aromalı kaz ciğeri ve bu lezzeti barındıran suşi roll gibi alternatif ürünler yer alıyor.
Lüks tüketim sınıfındaki bu gıda maddesi Çin içinde halen ağırlıklı olarak büyük şehirlerde yaşayan varlıklı kesime hitap ediyor.
Bununla birlikte, Çin’de üretilen kaz ciğerinin satış fiyatı, Fransa’da üretilen muadillerine kıyasla neredeyse yarı yarıya daha düşük seviyede seyrediyor.
Avrupa pazarında rekabet endişesi
The Wall Street Journal gazetesinin dikkat çektiği bir diğer husus ise Avrupa Birliği’nin ithal ürünlere yönelik tedbirleri oldu. Avrupa Birliği, kaz ciğeri etiketleme kurallarını sıkılaştırarak yabancı üreticilerin ürünlerinde Fransa menşeini çağrıştıracak ibareler kullanmasını yasakladı.
Çin dışında üretilen kaz ciğerinin uluslararası satışı şu an için yalnızca birkaç küçük pazarla sınırlı kalıyor.
Öte yandan Fransa’daki sektör temsilcileri, Çin menşeli kaz ciğerinin Avrupa pazarına doğrudan girmesi durumunda, düşük fiyat avantajının tüketiciler nezdinde belirleyici unsur haline gelmesinden endişe ediyor.
Dünya gastronomi kültüründe kaz ciğeri, Fransa’nın en önemli marka değerleri arasında kabul ediliyor. Fransa, bu özel yemeğe yasal koruma altında olan kültürel ve gastronomik miras statüsü tanımış durumda.
Asya
Çin, Japonya Dışişleri Bakanı’nın Güney Çin Denizi tahkim kararını gündeme taşımasını protesto etti

Çin, Japonya Dışişleri Bakanı’nın Güney Çin Denizi tahkim kararını gündeme taşıması ve bazı ülkelerle yayımladığı ortak bildiri nedeniyle sert girişimde bulundu.
Çin Dışişleri Bakanlığı Asya İşleri Dairesi’nden sorumlu bir yetkili, pazar günü Japonya’nın Çin Büyükelçiliği Maslahatgüzarı’nı bakanlığa çağırdı. Görüşmede, Japonya Dışişleri Bakanı’nın, sözde “Güney Çin Denizi Tahkim Kararı”nı yayımlanmasının 10. yılında yeniden gündeme taşıması ve Japonya’nın bazı ülkelerle işbirliği içinde ortak bir bildiri yayımlaması nedeniyle sert girişimde bulunuldu; Çin’in güçlü memnuniyetsizliği ve protestosu iletildi.
Yetkili, Çin’in Japonya’nın “provokasyonlarına kararlı ve güçlü biçimde karşılık vereceğini”, toprak egemenliğini ve denizlerdeki hak ve çıkarlarını “kesin biçimde koruyacağını” belirtti.
Çin Dışişleri Bakanlığına göre Çin tarafı, Japonya’nın Güney Çin Denizi ile bağlantılı tarihsel suçlarının hesabını açık biçimde vermediğini ve bu nedenle konu hakkında sorumsuzca açıklamalar yapma hakkına sahip olmadığını ifade etti.
Çin tarafı, Japonya’nın “bu çirkin söz ve eylemlerinin savaş sonrası uluslararası düzene ve uluslararası ilişkilerde hukukun üstünlüğüne meydan okuduğunu, çifte standart uyguladığını, ülkeler arasında ayrılık yaratmaya çalıştığını ve Güney Çin Denizi’ndeki barış ve istikrarı baltaladığını” bildirdi. Bu tutumun, bölge ülkelerinin ortak çıkarları ve beklentileriyle de çeliştiği kaydedildi.
Bakanlık, bu tür adımların Çin dahil uluslararası toplumda, Japonya’nın modern tarihteki saldırganlık eylemleri ve sömürgeci vahşeti konusunda tarihsel kaygıları yeniden canlandırdığını ve güçlü öfkeye yol açtığını açıkladı.
Açıklamada, Çin’in Japonya’nın provokasyonlarına kararlı ve güçlü biçimde karşılık vereceği, toprak egemenliğini ve denizlerdeki hak ve çıkarlarını kesin biçimde koruyacağı yinelendi.
Bakanlık ayrıca Çin tarafının, Japonya’yla bağlantılı çeşitli olumsuz gelişmeler konusunda da sert girişimlerde bulunduğunu bildirdi. Bunlar arasında, “Tayvan meselesi, Japonya’nın Çin’de bıraktığı terk edilmiş kimyasal silahlar, Japon parlamento üyelerinin Çin’in etnik politikalarına ilişkin uygunsuz açıklamaları ve Japonya’nın askeri ve güvenlik alanındaki olumsuz adımları” yer aldı.
Rusya2 hafta önce“Planlarımızda Kiev rejimini kurtarmak yok”
Diplomasi6 gün önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Görüş1 hafta önceZirve Salonunda Konuşulmayacak Hikâye: NATO Üyeliğinin Gerçek Bedeli
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Ann Pettifor: Faiz sistemi ekolojiyi tahrip ediyor
Dünya Basını2 hafta önceABD’nin Japonya’daki füze hamleleri Çin’e net mesaj veriyor
Dünya Basını2 hafta önceFransız iktisatçı Sapir: Avrupa ekonomilerinde kimyasal şok etkisini gösterecek
Amerika6 gün önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Görüş6 gün önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor












