Bizi Takip Edin

RUSYA

Batılı şirketler Rusya’ya geri dönecek mi?

Yayınlanma

Moskova ile Washington arasındaki Ukrayna ihtilafını çözme görüşmeleri sürerken, yatırımcılar 2022’de Rusya’dan ayrılan Batılı şirketlerin geri dönüp dönemeyeceğini merak ediyor. Batılı ülkelerin Rusya’ya uyguladığı yaptırımlar devam ederken bu pek mümkün görünmese de, ABD yönetiminin yaptırımları hafifletmesi durumunda bazı şirketler için bu olasılık doğabilir. Ancak, Rusya piyasasının değişen yapısı ve bazı şirketlerin ‘itibar kaygıları’ dönüşü zorlaştırabilir.

Moskova ile Washington arasındaki Ukrayna ihtilafını çözme görüşmeleri sürerken, yatırımcıların en çok merak ettiği konulardan biri, Şubat 2022’de Ukrayna’daki askeri müdahalesinin başlamasına tepki olarak Rusya’dan toplu hâlde ayrılan şirketlerin geri dönüp dönemeyeceği.

Moskova’ya yönelik geniş kapsamlı Batı yaptırımları devam ettiği sürece bu pek mümkün görünmüyor.

Fakat ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin kısıtlamaları hafifletmeye çalışması hâlinde, bazı şirketler için bir zamanlar hızla büyüyen bu pazara geri dönme fırsatı doğabilir.

Hangi şirketler, nasıl ayrıldı?

McDonald’s’tan Mercedes-Benz’e kadar binden fazla şirket, son üç yılda satış, ülke içindeki yöneticilere devir veya varlıklardan vazgeçme yoluyla Rusya’dan ayrıldı.

Danone ve Carlsberg gibi diğer firmaların ise varlıklarına el konuldu ve satış zorla gerçekleştirildi.

Batılı şirketler, değer düşüklüğü ve kaybedilen gelirler şeklinde toplam 107 milyar dolarlık zarar açıkladı.

Rusya Doğrudan Yatırım Fonu Başkanı Kirill Dmitriyev ise Amerikan şirketlerinin Rusya’dan ayrılmaları nedeniyle 324 milyar dolar kaybettiğini belirtiyor.

McDonald’s, Renault ve Henkel gibi firmalar, ülkeden ayrılırken geri satın alma olasılığını görüşmüştü.

Fransız Renault, Mayıs 2022’de Rus otomobil üreticisi AvtoVAZ’daki hisselerinin çoğunu görünüşte sadece 1 rubleye —altı yıl içinde geri satın alma opsiyonuyla— sattı.

Procter & Gamble, PepsiCo ve Mondelez dahil olmak üzere gıda ve sağlık sektörlerindeki bazı şirketler, Rusya halkına temel ürünleri sağlamaya devam etmek için insani nedenlerle Rusya’da kaldıklarını söylüyor.

İlk hangi şirketler dönmek istiyor?

Dmitriyev, ABD ve Rusya heyetlerinin bu hafta yaptığı görüşmenin ardından, bazı Amerikan şirketlerinin ikinci çeyrekte geri dönmesini beklediğini söyledi, ancak ayrıntı vermedi.

Yaptırımlar dışında faaliyet gösteren firmaların, örneğin perakendeciler ve gıda üreticilerinin, enerji ve finans gibi sektörlerdeki oyunculara kıyasla geri dönme olasılığı daha yüksek.

Dmitriyev, Rusya’da başarılı olan büyük Amerikan petrol şirketlerinin bir noktada geri döneceğine işaret eti.

Rusya parlamentosunun alt kanadı Duma’daki Finansal Piyasalar Komisyonu Başkanı Anatoliy Aksakov bu hafta, Visa ve Mastercard ödeme sistemlerinin yakın gelecekte Rusya’ya geri döneceğini ve hizmetlerini sunacağını söyledi. Fakat bu iki şirket, Rusya’daki operasyonlarının askıya alınmasının devam ettiğini bildirdi.

Hangileri ‘asla’ geri dönmeyecek?

Carlsberg ve Unilever dahil olmak üzere yüzlerce Batılı şirket, Rusya’nın Ukrayna’daki askeri müdahalesi başladıktan sonraki birkaç gün ve hafta içinde kınadı ve Rusya pazarından ayrılmalarını veya operasyonlarını askıya almalarını ahlaki gerekçelerle açıkladı.

Rusya’nın Ukrayna topraklarını alacağı bir anlaşmaya varılması hâlinde, Moskova’yı eleştiren şirketler geri dönmeleri nedeniyle “itibar kaybı” yaşama riskiyle karşı karşıya kalabilir.

Hem sivil hem de askeri amaçlarla kullanılabilecek malların tedarikinde uzmanlaşmış firmalar, Batı’nın kısıtlamalarına tabi.

Örneğin Boeing ve Airbus, uçak ve yedek parça tedarikini durdurdu. Bu tür mallara diğer örnekler arasında çipler, telekomünikasyon ekipmanları ve elektronik yer alıyor.

ABD ve Rusya arasındaki görüşmelerin yaptırımların hafifletilmesine yol açıp açmayacağına dair spekülasyonlar var, ancak henüz somut bir teklif yapılmadı.

Bu arada, Avrupa Birliği çarşamba günü birincil alüminyum ithalatına yasak getirilmesini de içeren Rusya’ya yönelik 16’ncı yaptırım turunu onayladı.

Yaptırımlar kapsamında, Rusya’ya finansal ve enerjiyle ilgili hizmetler sunmak yasak. Rus yetkililerin Batılı şirketlerin geri dönüşünü beklediklerine dair açıklamaları şimdilik temenni gibi görünüyor.

Rusya pazarında dönüşüm

Starbucks veya IKEA gibi dünyanın en popüler markalarından bazılarının yerini, onların yerli benzerleri aldı.

Rusya’daki 800’den fazla eski McDonald’s restoranı artık girişimci Aleksandr Govor’a ait olan marka altında faaliyet gösteriyor.

Starbucks, işini restoran işletmecisi Anton Pinskiy ve rapçi-iş adamı Timati’ye sattı ve burası artık Stars Coffee kahve dükkanları.

Pazardaki etkinin yeniden kazanılması özellikle otomobil üreticileri için zor olabilir: Çinli rakiplerin Rusya’daki pazar payı artık üç yıl öncesine göre yüzde 10’dan azken yüzde 50’nin üzerinde.

Rusya’nın, özellikle Moskova ile Pekin arasındaki sınırsız ortaklık göz önüne alındığında, Avrupalı otomobil üreticilerinin Çinlilere zarar verecek şekilde geri dönüşünü ne kadar istekli destekleyebileceği belirsiz.

Zira bu ortaklık kapsamında iki ülke arasındaki ticaret hacmi keskin bir şekilde arttı.

Batı, şirketlerin dönüşüne nasıl tepki verecek?

Moskova uzun zamandır, yurt dışındaki varlıklarının gasp edilmesine misilleme yapma sözü verdi ve başkanlık kararnameleri ve mahkeme kararları yoluyla Rusya’daki şirketlerin kontrolünü ele geçirdi.

Rusya, şu anda bir dizi Batılı şirkete kayyum atadı. 2025’te yabancı sahiplerle bir şekilde bağlantılı olan şirketlerin varlıklarına el konulması hızı arttı.

Rusya’dan ayrılan şirketlerin çoğu, işlerini büyük indirimlerle satmak zorunda kaldı. Yatırımcıları Rusya pazarına temkinli bir şekilde geri dönmeye ikna etmek zaman alabilir.

RUSYA

Riyad görüşmeleri: Yeni tahıl anlaşması gündemde

Yayınlanma

Rusya, tahıl anlaşmasının yenilenmesinden yana olduğunu belirtti. Karadeniz’de güvenli seyrüsefer konusu, Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da ABD heyetiyle yapılan görüşmelerde ele alındı.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, görüşmelerin sona ermesinin ertesi günü, 25 Mart öğleden sonra, Pervıy Kanal‘a yaptığı açıklamada, “(Rusya Devlet Başkanı Vladimir) Putin’in de belirttiği gibi, Karadeniz girişiminin (Ukrayna’dan tahıl ihracatını sağlayan 2022-2023 tahıl anlaşmasının resmi adı) bir şekilde, herkes için daha kabul edilebilir bir biçimde yenilenmesinden yanayız,” dedi.

Lavrov, bu konunun daha önce 18 Mart’ta Putin ile ABD Başkanı Donald Trump arasında da görüşüldüğünü belirtti.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ise Riyad’daki görüşmelerin sonuçlarının “başkentlere rapor edildiğini” ve “şu anda analiz edildiğini” kaydetti.

Suudi Arabistan’da 23-24 Mart tarihlerinde sırasıyla ABD-Ukrayna, ABD-Rusya ve tekrar ABD-Ukrayna görüşmeleri yapıldı.

25 Mart akşamına doğru önce Beyaz Saray, ardından Kremlin, Suudi Arabistan’daki toplantıların sonuçlarına ilişkin açıklamalar yayınladı.

Kremlin’in açıklamasına göre, Moskova ve Washington, Karadeniz’de seyrüsefer güvenliğini sağlama ve güç kullanmama konusunda anlaştı.

Açıklamada ayrıca, ABD’nin “Rusya’nın tarım ürünleri ve gübre ihracatının dünya pazarına yeniden erişimini kolaylaştıracağı, deniz taşımacılığı sigorta maliyetlerini düşüreceği ve bu tür işlemlerin gerçekleştirilmesi için limanlara ve ödeme sistemlerine erişimi genişleteceği” belirtildi.

Ancak bu anlaşmalar, 2022-2023 tahıl anlaşmasının Rusya ile ilgili kısmının yerine getirilmesinden sonra yürürlüğe girecek.

Bu kısım, Rosselhozbank (Rusya Ziraat Bankası) ve Rus üreticilere yönelik yaptırımların kaldırılmasını, gıda taşıyan Rus gemilerine limanlarda hizmet verilmesine ilişkin yasakların kaldırılmasını ve Rusya’ya tarım makineleri ile tarımsal üretim için gerekli diğer malların satışına izin verilmesini içeriyor.

Karadeniz girişiminin yeni bir versiyonu için Temmuz 2022’den Temmuz 2023’e kadar geçerli olan önceki anlaşmalar şeklinde bir temel halihazırda mevcut.

Amerikalıların şu anki ‘ev ödevi’ Avrupalıları bu yönde adım atmaya ikna etmek’

Ülkenin önde gelen düşünce kuruluşlarından Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi Araştırma Direktörü Andrey Kortunov, Vedomosti gazetesine verdiği demeçte, o dönemde Rus tahıl ve gübrelerinin dünya pazarlarına erişimini kolaylaştırmayı amaçlayan anlaşmanın Rusya ile ilgili kısmının yerine getirilmediğini anımsattı.

Kortunov, “Ancak tüm bu ürünler ABD’ye değil, Avrupa’ya veya Avrupa limanları üzerinden tedarik ediliyordu. Bu limanlar şimdi AB yaptırımları nedeniyle Rus gemilerine kapalı. Bu nedenle, Amerikalıların şu anki ‘ev ödevi’ Avrupalıları bu yönde adım atmaya ikna etmek,” değerlendirmesinde bulundu.

Moskova Uluslararası İlişkiler Üniversitesi (MGIMO) Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü’nden araştırmacı Artyom Sokolov da ABD’nin Rusya’ya yönelik yaptırım tedbirlerinde yapacağı herhangi bir değişikliğin AB tarafından destekleyici kararlar gerektireceği ve bu nedenle Amerikalıların Avrupalılar üzerindeki etkisinin kaçınılmaz olacağı konusunda hemfikir.

Bunun yanı sıra Valday Tartışma Kulübü Program Direktörü İvan Timofeyev, bu alandaki işlemler için yasal imkanların uzun zamandır mevcut olduğu görüşünde.

ABD yönetiminin yumuşak hukuk yöntemlerinden daha fazlasına başvurması pek mümkün değil’

Timofeyev’e göre, söz konusu olan ABD Hazine Bakanlığı’nın gıda ve ilaç işlemlerine izin veren 6D sayılı genel lisansı.

Timofeyev, ABD yönetiminin, piyasa aktörlerine aşırı uyumu azaltmaları yönünde açıklamalar yaparak “yumuşak hukuk” yöntemlerinden daha fazlasına başvurmasının pek mümkün olmadığını belirtti.

Bununla birlikte Kortunov, enerji santralleri ve genel olarak altyapıya yönelik saldırıların durdurulması konusunun, daha az gündeme gelmesine ve Kiev’in bu tür saldırıları durdurma sorumluluğunu üstlenmemesine rağmen, müzakere gündeminden “çıkamayacağını” düşünüyor.

Uzman, “Zira Ukrayna bu konuda anlaşmaya yanaşmazsa, Karadeniz girişimi ve diğer tüm konularda da anlaşmaya yanaşmaz olarak kabul edilecektir,” diye ekledi.

Kortunov ayrıca, anlaşmanın uygulanmasını izleme mekanizmaları hakkındaki tartışmaların devam ettiğini de kaydetti.

Kortunov, Karadeniz anlaşmasının “öncü” olabileceğini ve altyapıya yönelik saldırıların durdurulması ile izleme konularının bu anlaşmaya bağlanacağını dile getirdi.

Rusya Parlamentosunun üst kanadı Federasyon Konseyi Savunma ve Güvenlik Komisyonu Birinci Başkan Yardımcısı Vladimir Çijov, Rossiya-24‘e yaptığı açıklamada, NBC ve diğer medya kuruluşlarının kaynaklarının 25 Mart’ta beklediği ABD ve Rusya heyetlerinin ortak açıklamasının Ukrayna’nın tutumu nedeniyle yapılamadığını söyledi.

Çijov’a göre, Kiev’in oluşturduğu engel “oldukça semptomatik” idi. Fakat Çijov, ABD ve Rusya arasında Riyad’da somut görüşmeler yapılmasını olumlu olarak değerlendirdi.

Rus ve Amerikan heyetlerinin 24 Mart’ta Riyad’daki görüşmeleri aralıklarla 12 saatten fazla sürdü.

Rus heyetine FSB Direktörü Danışmanı Sergey Beseda ve senatör ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Grigoriy Karasin başkanlık etti.

Amerikan tarafında ise görüşmeleri Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Kıdemli Direktörü Andrew Peek ve Dışişleri Bakanlığı Planlama Direktörü Michael Anton yürüttü.

Kortunov, Riyad’daki ABD-Rusya görüşmelerinin ardından Ukrayna nedeniyle ortak bir açıklama yapılmamasını, Amerikalıların, ABD-Rusya anlaşmaları da dahil olmak üzere her türlü anlaşmanın en azından sembolik olarak Ukrayna tarafından onaylanması konusunda ısrar eden Kiev’i “rahatsız etmek” istememesine bağlıyor.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, şimdilik “üst düzey bir görüşme planı olmadığını, ancak gerektiğinde bu tür görüşmelerin oldukça hızlı ve etkin bir şekilde ortaya çıktığını” belirtti.

Peskov, “Temasların devam edeceği yönünde bir anlayış var. Ancak henüz net bir durum yok ve bu durum üzerinde mutabık kalınacak,” diye ekledi.

Diğer yandan Rusya’nın önde gelen diplomasi yayınlarından Vzglyad‘a konuşan uzmanlar, gerçek bir ateşkese ulaşılmasındaki temel sorunun Ukrayna ordusu ve Ukrayna makamlarının eylemlerinin kontrol edilmesi olacağını düşünüyor.

‘Ukrayna’yı çöküşten kurtaran tek şey, hane halkı tüketicilerinin sayısındaki keskin düşüş’

Zelenskiy yönetiminin ana denetleyicisi olarak ABD öne çıkabilir, ancak Washington’un bile bu konuda yeterli nüfuz kaldıracı bulunmuyor. Bu durum, Ukrayna makamlarının enerji açığının en azından kısmen giderilmesiyle ilgilenmesi gerektiği gerçeğine rağmen geçerliliğini koruyor.

Osnovaniye Bilimsel Araştırmaları Destekleme ve Sivil Girişimleri Geliştirme Vakfı Başkanı Aleksey Anpilogov, Vzglyad‘a yaptığı açıklamada “Ukrayna enerjisinin mevcut durumu içler acısı olarak tanımlanabilir. Son bir yılda ülke net elektrik ithalatçısı haline geldi. Ülkeyi çöküşten kurtaran tek şey, hane halkı tüketicilerinin sayısındaki keskin düşüş,” dedi.

Anpilogov, “Şu anda Ukrayna’da termik üretim segmenti neredeyse tamamen yok edilmiş durumda. Harkov enerji merkezi devre dışı bırakıldı. Tripilska ve Pridniprovska Termik Santralleri ciddi hasar gördü. Ayrıca, ülkenin batısındaki santrallerin çalışması önemli ölçüde zorlaştı,” diye ekledi.

Anpilogov, “Bununla birlikte, Ukrayna’nın enerji sistemine yönelik saldırılarımız şimdiye kadar insani boyutunu korudu. Örneğin, hidroelektrik santrallerinin (HES) barajlarına vurmadık, sadece makine dairelerini devre dışı bırakmaya odaklandık. Yani, barış görüşmelerinin başlaması durumunda düşmana altyapıyı hızla yeniden inşa etme imkanı bıraktık,” vurgusunu yaptı.

Uzman, “Ayrıca, Ukrayna enerjisinin nükleer sektörü de dokunulmadan kaldı. Aslında, ülke şu anda kalan HES’ler ve nükleer santraller sayesinde ayakta duruyor. Bu yaklaşım, Ukrayna vatandaşlarının evlerinde elektriğin kesilmemesini garanti etti,” diye belirtti.

Varılan anlaşmalara uyulup uyulmadığını nasıl kontrol edebiliriz?’

Anpilogov, “Enerji alanında ateşkese gelince, öncelikle şu soruya cevap vermemiz gerekiyor: Varılan anlaşmalara uyulup uyulmadığını nasıl kontrol edebiliriz? Teorik olarak, kararlaştırılan rejimin ihlallerini tespit etme işini her iki taraf da yapabilir: Rusya ve Ukrayna. Bunu yapmak oldukça basit, üstelik saldırılara ait tüm fotoğraf ve video materyalleri hızla internete sızıyor,” değerlendirmesinde bulundu.

Anpilogov, “Yani, ihlal edenin sorumluluğunu kanıtlama gerekliliğini haklı çıkarmak zor olmayacaktır. Ancak kim ‘hakem’ rolünü üstlenebilir? Teoride, ABD bu role talip olabilir. Bu görevi yerine getirip getiremeyecekleri yakın zamanda anlaşılacak,” yorumunu yaptı

Bunun yanı sıra uzman, “Zelenskiy, Krasnodar Krayı’ndaki petrol deposuna yapılan saldırıyla ateşkesle ilgilenmediğini zaten gösterdi. Siyasi nedenlerle bundan vazgeçemez, bu yüzden karar yürürlüğe girmeden önce saldırmaya karar verdi. ABD bu durumda bazı cezai tedbirler uygulamayı deneyebilir. Örneğin, askeri sevkiyatları sınırlayabilir veya yakın zamanda olduğu gibi Kiev’e istihbarat verilerinin aktarılmasını reddedebilir,” dedi.

Anpilogov, “Ancak bu, Zelenskiy yönetimi üzerindeki neredeyse tek baskı aracı. Eğer ABD bunu kullanırsa, Beyaz Saray’ın Ukrayna üzerinde etki kurma yöntemi kalmayacak. Yüksek ihtimalle Amerikalılar, Zelenskiy yönetimini sıkı kontrol altına almak için Kiev’i sürekli tehditlerle kontrol altında tutmaya çalışacaklar,” görüşünü paylaştı.

Moskova, Ukrayna’yı tamamen elektriksiz bırakma hedefi gütmedi’

Öte yandan iktisatçı İvan Lizan, genel olarak Rusya’nın son aylarda Ukrayna’nın enerji sistemine yönelik büyük çaplı saldırılara başvurmadığını hatırlattı.

Lizan, “Yani Moskova, Ukrayna’yı tamamen elektriksiz bırakma hedefi gütmedi. Ancak ülkedeki durum karmaşık. Bu nedenle hükümet, Avrupa Birliği’nden ek kapasite satın almak zorunda kaldı. Özel askeri harekat başlamadan önce Ukrayna yaklaşık 55 GW elektrik üretebiliyordu. Şu an itibarıyla bu gösterge 19 GW’a düştü. Üstelik 5-6 GW’lık kısım yalnızca AB tarafından sağlanan akışlardan oluşuyor. Dolayısıyla, ülkenin bu alandaki kendi kendine yeterlilik seviyesi neredeyse üç kat azaldı,” diye belirtti.

Lizan, “Ayrıca Ukrayna manevra kapasitesini neredeyse tamamen kaybetti, rüzgar ve güneş enerjisi üretim göstergeleri ciddi şekilde düştü. Bu bağlamda hükümet, sanayi elektrik tüketimini sınırlamaya başladı. Prensip olarak Rusya, ulaşmak istediği tüm hedefleri vurdu,” dedi.

Lizan, “Elbette Kiev misilleme saldırıları yapmaya çalıştı. Zelenskiy yönetimi, bizim petrol rafinerisi altyapımıza kısmi zararlar vermeyi başardı, fakat birçok veri gizli tutulduğu için verilen zararı şu anda tam olarak değerlendirmek mümkün değil. Dolaylı göstergelere göre hasarın nispeten küçük olduğu söylenebilir,” diye açıkladı.

Eğer Rusya’nın bu sektörde ciddi sorunları başlasaydı, Moskova’nın Belarus’tan ek benzin hacimleri talep etmek zorunda kalacağını kaydeden Lizan, “Ancak böyle bir durum yaşanmadı. Ukrayna’nın, kararlaştırılan ateşkesi ihlal ederek tesislerimize saldırmaya devam etmeye çalışması muhtemel,” diye ekledi.

Zelenskiy yönetimini dizginlemeyi başarırlarsa iyi’

Lizan, “Fakat bizim için bu durum daha çok diplomatik öneme sahip. ABD önlem almaya çalışmadan Zelenskiy yönetiminin eylemlerine tepki vermek anlamsız. Fakat biz niyetimizin ciddiyetini gösterdik: Hedefi düşmanın üretim tesisleri olan kendi İHA’larımızı durdurduk,” dedi.

Lizan sözlerini şöyle tamamladı: “Şimdi sıra ABD’de. Eğer askeri sevkiyatları durdurma tehdidiyle Zelenskiy yönetimini dizginlemeyi başarırlarsa iyi. Aksi takdirde Washington, çözümle ilgilenmeyenin Moskova değil, Kiev olduğundan kesin olarak emin olacaktır.”

Okumaya Devam Et

RUSYA

Kremlin: Karadeniz anlaşması belirli şartlar yerine getirildikten sonra başlayabilir

Yayınlanma

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Karadeniz Tahıl Girişimi’nin ancak Rusya’ya yönelik belirli şartlar yerine getirildiğinde yeniden başlayabileceğini belirtti. Peskov, ABD ile yapılan görüşmeler sonucunda enerji altyapısına yönelik saldırılara 30 günlük ara verilmesi konusunda anlaşıldığını ve Arktik bölgesinde uluslararası işbirliğini desteklediklerini ifade etti.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Karadeniz Tahıl Girişimi’nin ancak bir dizi şartın yerine getirilmesinin ardından yeniden etkinleştirilebileceğini bildirdi.

Rusya ve ABD heyetlerinin önceki gün Riyad’da gerçekleştirdiği görüşmelerde, Karadeniz’de seyrüsefer güvenliğinin sağlanmasını içeren Karadeniz Girişimi’nin uygulanması konusunda anlaştığı ve ayrıca Rusya ile Ukrayna tarafından gerçekleştirilen saldırılara ara verilmesi için enerji altyapısı tesislerinin bir listesi üzerinde mutabık kaldığı belirtilmişti.

Peskov, Karadeniz anlaşmasının yürürlüğe girmesi için Rosselhozbank (Rusya Ziraat Bankası) ve diğer finans kuruluşları, tarım üreticileri, gübre üreticileri ve ihracatçıları ile gıda ve gübre ticaretinde yer alan Rus bayraklı gemilere yönelik yaptırım kısıtlamalarının kaldırılması gerektiğini vurguladı.

Kremlin Sözcüsü, “Aslında bunlar, Sayın (BM Genel Sekreteri Antonio) Guterres’in garantileri altında belirli bir süre işleyen Karadeniz Girişimi’nin içerdiği şartlarla aynı, Rus tarafıyla ilgili olanlar hariç tüm şartlar yerine getiriliyordu. Dolayısıyla, elbette bu kez adaletin yerini bulması gerekiyor ve Amerikalılarla çalışmalarımıza devam edeceğiz,” diye konuştu.

Peskov, Amerikan tarafıyla temasların “oldukça yoğun” bir şekilde devam ettiğini ve bu sayede Rusya ile ABD’nin 18 Mart’tan itibaren geçerli olan enerji tesislerine yönelik saldırılara 30 günlük moratoryum konusunda anlaşabildiğini ekledi.

Sözcü, “Bu moratoryuma koşulsuz uyulması gerektiğine inanıyoruz. Bu, Amerikan tarafıyla temaslarımız sırasında oluşan yapıcı ilişkiler sayesinde ileriye doğru atılmış iyi bir adımdır ve bu yolda ilerlemeye devam etmeliyiz,” dedi.

‘Arktik’in potansiyeli büyük, Rusya bölgede uluslararası işbirliğini destekliyor’

Diğer yandan Peskov, Rusya’nın Arktik bölgesinin uluslararası işbirliği, karşılıklı güven ve güçlerin birleştirildiği bir alan olmasından yana olduğunu söyledi.

Peskov, “Arktik gerçekten uluslararası işbirliği gerektiriyor ve bu acil bir ihtiyaçtır. Rusya Federasyonu, Arktik topraklarının işbirliği, karşılıklı güven ve güçlerin birleştirildiği bir bölge olmasını savunuyor,” ifadelerini kullandı.

Sözcü, “Arktik’in potansiyeli çok büyük, kısmen ilgili ülkelerin halklarının çıkarları doğrultusunda, bizim için öncelikle Rusların çıkarları doğrultusunda zaten kullanılıyor: Kuzey Deniz Yolu vb. bunların hepsi çalışıyor, Arktik bölgesinde yeraltı kaynaklarının geliştirilmesi devam ediyor, bu yüzden burada uluslararası işbirliğini destekliyoruz. Gerçekten de şu anda Arktik ülkelerinden karşılık görmüyoruz, ancak ilgimiz devam ediyor,” diye ekledi.

Okumaya Devam Et

RUSYA

Kremlin, saldırılardan muaf olacak enerji tesislerinin listesini açıkladı

Yayınlanma

Kremlin, enerji altyapısına yönelik saldırılara ilişkin geçici moratoryum kapsamına giren Rus ve Ukrayna tesislerinin üzerinde anlaşılan listesini yayımladı.

Listede petrol rafinerileri, boru hatları, petrol depolama tesisleri, pompa istasyonlarının yanı sıra elektrik santralleri, trafo merkezleri, transformatörler, dağıtım merkezleri, nükleer santraller ve hidroelektrik santrali barajları gibi elektrik üretim ve iletim tesisleri bulunuyor.

Kremlin’den yapılan açıklamaya göre, moratoryum 18 Mart 2025’ten itibaren 30 gün süreyle geçerli olacak ve karşılıklı mutabakatla uzatılabilecek.

Fakat taraflardan birinin şartları ihlal etmesi durumunda, diğer tarafın anlaşmaya bağlı kalma zorunluluğu ortadan kalkacak.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 18 Mart’ta ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesinde, Rusya ve Ukrayna’nın enerji altyapısına yönelik saldırıların geçici olarak durdurulması önerisini desteklemişti.

Ertesi gün Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy de Rus enerji tesislerine yönelik saldırıların durdurulmasına onay vermişti.

Zelenskiy, varılan mutabakata rağmen Putin-Trump görüşmesinden kısa süre sonra Rusya’nın 150 İHA kullanarak Ukrayna topraklarına yoğun bir saldırı düzenlediğini iddia etti. Zelenskiy’e göre, saldırılar sivil altyapıda yıkıma neden oldu; Sumi’de bir hastane, demiryolu hattı, tarım işletmeleri ve 21 konut hasar gördü.

Zelenskiy, sonraki günlerde de saldırıların sürdüğünü, bunun da yeni sivil kayıplara ve büyük çaplı yıkıma yol açtığını öne sürdü.

Bu gelişmeler yaşanırken Rusya Savunma Bakanlığı, Moskova ve Kiev’in 23-24 Mart tarihlerinde Suudi Arabistan’da savaşı sona erdirmek üzere Washington ile ayrı ayrı görüştüğü sırada, Ukrayna ordusunun üç Rus enerji tesisini vurduğunu açıkladı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English