Ortadoğu
Blinken’ın ziyaretine “füze saldırısı” rötarı

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Orta Doğu turu kapsamında geldiği Tel Aviv’de İsrail yönetimine “esir takası mutabakatına varılması ve Gazze Şeridi’ne saldırıların sonlandırılması” çağrısı yaptı.
ABD Dışişleri Bakanı Blinken 7 Ekim 2023’ten bu yana 11. Kez ziyaret ettiği İsrail’de temaslarını tamamladı. Suudi Arabistan’a hareket etmek üzere olan Blinken’ın programında kentte çalan sirenler nedeniyle kısa süreli bir gecikme yaşandığı bildirildi.
CNN’nin aktardığına göre Tel Aviv’de füze saldırıları nedeniyle sirenler çaldığı için Blinken’ın ülkeden ayrılması kısa bir süre gecikti. İsrail ordusu, sirenlerin Lübnan’dan atılan 2 uzun menzilli roket nedeniyle çaldığını ve bunların havada imha edildiğini açıkladı.
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Matthew Miller, Blinken’in Suudi Arabistan ziyaretinden sonra yarın Katar’a gideceğini Cuma günü ise Londra’da Arap dışişleri bakanlarıyla bir araya geleceğini açıkladı.
Blinken, Suudi Arabistan’a hareketinden önce beraberindeki gazetecilere yaptığı açıklamada İsrail’in Hamas’a karşı “taktiksel başarılar” elde ettiğini ileri sürdü. Blinken, “Şimdi bu başarıları kalıcı bir stratejik başarıya dönüştürme zamanı. Yapılacak iki şey kaldı, rehineleri (İsrailli esirleri) eve getirmek ve savaşı (İsrail’in Gazze’ye saldırılarını) sona erdirmek” ifadelerini kullandı.
Gazze’ye insani yardımların artırıldığını iddia eden Blinken, ama daha fazlasının yapılması gerektiğini belirtti.
“İran’a yanıt gerginliği tırmandırmasın” uyarısı
Blinken, İsrail’in İran’a olası saldırısına da değinerek, “İsrail’in daha büyük bir gerilim yaratmayacak şekilde (İsrail’in İran’a olası saldırısı) yanıt vermesi de çok önemli” dedi.
İsrail basınında dün çıkan haberde, ABD’nin İsrail’den İran’a vereceği yanıtı “yumuşatmasını istediği” iddia edilmişti.
“ABD desteği önemli”
İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant ise dün akşam Blinken ile yaptığı görüşmede, “İsrail’in İran’a saldırmasının ardından ABD’nin desteğinin son derece önemli” olduğunu söyledi.
İsrail Savunma Bakanlığından yapılan açıklamaya göre Gallant görüşmede, ülkesinin “İran’a saldırmasının ardından ABD ile İsrail’in ortak tutum sergilemesinin son derece önemli olduğunu ve bölgesel caydırıcılığı güçlendireceğini” savundu.
Gallant, Gazze’de esir tutulan İsraillilerin geri getirilmesi ve Gazze’de Hamas yönetiminin “diğer bölgesel ve yerel kuruluşlarla” değiştirilmesi gerektiğini ileri sürdü.
İsrail Savunma Bakanı, “İsrail’in kuzeyinden tahliye edilenler geri dönene ve Hizbullah Lübnan’ın güneyinden çekilene kadar, Lübnan’ın güneyindeki kara saldırıları sona erse bile sistematik bir şekilde Hizbullah’ın altyapısına yönelik saldırıların” sürdürüleceğine değindi.
Generallerin Planı’na karşı olduğu açıklamayı reddetti
Öte yandan Blinken’ın Netanyahu’dan Gazze’nin kuzeyini izole etmeye amaçlayan plana karşı olduğunu kamuoyu önünde açıklamasını istediği ancak Netanyahu’nun bunu kabul etmediği belirtildi.
Times of Israel gazetesinde yer alan haberde, Blinken’ın dün Netanyahu ile yaptıkları görüşmede, Gazze’nin kuzeyinin izole edilmesini ve bölgedeki halkın tehcir edilmesini amaçlayan planın gündeme geldiği belirtildi.
Adı açıklanmayan ABD’li bir yetkiliye dayandırılan haberde, Blinken’ın daha önce İsrail basınına yansıyan ve Filistinlilerin Gazze Şeridi’nin kuzeyinden tehcir edilmesinin ardından bölgenin kuşatılmasıyla gıda, yakıt ve temiz su girmesine izin verilmemesini öngören “generallerin planını” sorguladığı ifade edildi.
Netanyahu’nun görüşmede “generallerin planını” uygulamadıklarını savunduğu kaydedildi. Bunun üzerine Blinken’ın Netanyahu’dan “generallerin planını” uygulamadıklarını kamuoyu önünde açıklamasını istediği belirtildi. Netanyahu’nun ABD Dışişleri Bakanı’nın isteğine olumlu yanıt vermediği aktarıldı.
İsrail ordusu, 6 Ekim’de başta Cibaliya Mülteci Kampı olmak üzere Gazze’nin kuzeyine kara saldırısı başlattı. Saldırılar nedeniyle Cibaliya Mülteci Kampı başta olmak üzere Gazze’nin kuzeyindeki bölgelerde kalan Filistinliler zorla yerlerinden ediliyor.
Bu adımın, daha önce İsrail basınına yansıyan ve “generallerin planı” olarak bilinen, İsrailliler için yerleşim yeri hazırlığı yapmak amacıyla Filistinlilerin Gazze’nin kuzeyinden tahliye edilmesi adına atıldığı düşünülüyor.
“Generallerin Planı”nın mimarı: Ya teslim olacak ya açlıktan ölecekler
Ortadoğu
İsrail medyasına göre “Türkiye mesajı anladı”
İsrail medyası, Ebu Zuhur Hava Üssü’ne düzenlenen saldırının ardından Ankara’nın Suriye’deki askeri varlığını genişletme planlarını askıya aldığını savundu.
Ynet’te yer alan habere göre, üst düzey bir İsrailli yetkili, İsrail’in üsse düzenlediği saldırının ardından Ankara’nın Suriye’deki askeri varlığını genişletme planlarını askıya aldığını, Tel Aviv’in aynı zamanda Şam ile gizli diplomatik temaslar sürdürdüğünü ve hareket özgürlüğünü koruduğunu belirtti.
Üst düzey bir İsrailli yetkili Pazartesi günü yaptığı açıklamada, “Türkiye mesajı anladı ve bu hamleyi durdurdu fakat bunun ne kadar süreceği belirsiz,” dedi.
Yetkiliye göre, İsrail’in “kırmızı çizgi” olarak nitelendirdiği bölgede Türkiye’nin varlık kurma girişimini engellemek için yapılan diplomatik çabalar sonuçsuz kalınca, ordunun tam desteğiyle saldırı kararı alındı.
Yetkili, “Bu, alınabilecek en sert tutumdu,” dedi.
Yetkili, Türkiye’nin Ebu Zuhur bölgesine sistemler konuşlandırmayı planladığına dair haberlere de değindi.
Ankara’nın buraya tam olarak ne yerleştirmeyi amaçladığını belirtmekten kaçınan İsrailli, bunların “orada olmaması gereken gerçek ve önemli unsurlar” olduğunu söyledi.
Yetkiliye göre bu unsurlar İsrail’in hareket özgürlüğünü kısıtlayabilir ve Suriye’de bu tür bir “Türk varlığı” için bir emsal teşkil edebilirdi.
Yetkili, Türkiye’nin uzun vadede bir tehdit haline gelebileceğini ileri sürdü fakat “Yarın sabah Türkiye ile bir savaş çıkacağını sanmıyorum,” diye vurguladı.
Suriye cephesine gelindiğinde ise söz konusu yetkili, İsrail’in ülkenin güneyinde önemli ölçüde bir askeri güç yığılmasını ve Suriye hava sahasında İsrail Hava Kuvvetleri’nin hareket özgürlüğüne yönelik herhangi bir engel oluşmasını önlemeye çalıştığını belirtti.
Aynı zamanda İsrail, Suveyde bölgesindeki Dürzilerle işbirliğini sürdürmek ve eylemlerinin uluslararası meşruiyetini korumak istiyor.
Yetkili, yeni Suriye’nin İsrail’i tehlikeye atabilecek askeri kapasiteler geliştirmesine izin veremeyeceklerini vurguladı.
İsrailli, “Bir düşmanımız var. Bunun orta ve uzun vadede bir düşman olduğu bizim için açık. Bu düşmanın kapasite geliştirmesini engellemeliyiz,” dedi.
Yetkiliye göre, Tel Aviv diplomatik kanallar aracılığıyla Şam ile temas halinde ama aynı zamanda gerektiğinde askeri güç kullanmaktan da çekinmiyor.
İsrailli bu politikayı, ABD Başkanı Donald Trump’tan esinlenerek “kuantum diplomasisi” olarak nitelendirdi ve şöyle konuştu:
“Bu, ya sıfır ya da bir meselesi değil. Dünya her zaman ‘benimle misin, yoksa bana karşı mısın’ şeklinde ikiye bölünmüştü fakat Trump tüm sahada oynuyor. Herkesle işbirliği yapıyor ve herkesle savaşıyor.”
“Esad rejimi düştü ama öte yandan şimdi El Kaide var,” diyen yetkiliye göre asıl zorluk, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın uluslararası sahnede, özellikle de ABD Başkanı Donald Trump nezdinde bir konum elde etmeyi başarması.
Yetkili ayrıca, “kendisi [Şara] için çok çaba sarf eden ve bize ciddi zarar veren” ABD Büyükelçisi Tom Barrack’ı eleştirdi.
Yetkiliye göre, Avrupa, kısmen Suriyeli mültecilerin geri dönüşünü sağlamak isteği nedeniyle, Şara’yı “meşrulaştırma süreci”nden geçiriyor.
Şara’nın Türkiye ile ilişkilerine gelince, kamuoyundaki desteğe rağmen, “çelişen bölgesel hırslar” nedeniyle bu ilişkinin derin bir güvene dayanmadığını savundu.
Yetkili, “[Recep Tayyip] Erdoğan Selahaddin olmak istiyor, Colani de Selahaddin olmak istiyor,” diye konuştu.
Ortadoğu
Barrack, Golan Tepeleri açıklamasından çark etti

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi ve Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack, İsrail’in BM kararlarını ihlal ederek Golan Tepeleri’ni hâlâ işgal ettiği yönündeki açıklamalarından geri adım attı.
Barrack, Golan üzerindeki İsrail egemenliğini tanıyan ABD politikasının değişmediğini belirterek, yaptığı açıklamaların söz konusu bölgenin tarihsel durumunu yansıttığını ve BM’nin tutumunu desteklemek amacıyla yapılmadığını savundu
İsrail, 1967 Savaşı’nda Golan Tepeleri’ni Suriye’den ele geçirdi ve 1981’de burayı ilhak etti. Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplumun büyük çoğunluğu, bu bölgeyi işgal altındaki Suriye toprağı olarak kabul ediyor ve İsrail’in ilhakını tanımıyor.
2019 yılında Trump, on yıllardır süren ABD politikasını tersine çevirerek, İsrail’in bu bölge üzerindeki egemenliğini tanımıştı.
Büyükelçi, cuma günü Lübnan asıllı Avustralyalı girişimci Mario Nawfal’a verdiği mülakatta, İsrail’in söz konusu bölgeyi “hâlâ” işgal ettiğini söylemişti.
Barrack daha sonra bunun, Golan konusunda “Birleşmiş Milletler’in tutumuna bir destek değil”, bölgenin tarihsel statüsüne ilişkin bir açıklama olduğunu söyledi.
Pazar günü Associated Press’e yaptığı açıklamada, “Golan’a ilişkin ABD politikası 2019 yılında Başkan Trump tarafından belirlenmiştir ve bu politika değişmemiştir,” dedi.
Barrack, son İsrail-Hizbullah savaşının ardından İsrail güçlerinin güneyin bazı bölgelerini işgal ettiği Lübnan’da neden ilhakın gerçekleşmeyeceğini öngördüğünü açıklamayı amaçladığını ve toprak haritaları yerine müzakere yoluyla varılan anlaşmaların daha kalıcı olduğunu savunmak istediğini belirtti.
Ayrıca Golan’ı, “zorla ele geçirilen toprakların nesiller boyu ihtilaf konusu olmaya devam ettiği”ne dair bir örnek olarak gösterdiğini de ekledi.
Cuma günkü röportajda Barrack, geçen hafta başında İsrail’in Suriye’nin kuzeyindeki Ebu Zuhur hava üssüne düzenlediği saldırıları da eleştirmişti. İsrailli yetkililer, saldırıların Türkiye’nin üste varlık kurmasını engellemeyi amaçladığını belirtmişti.
Barrack’ın Golan ile ilgili açıklamaları Washington’da da tepkilere yol açtı.
Floridalı Cumhuriyetçi Senatör Rick Scott, X platformunda, büyükelçinin Trump’ın bu bölge üzerindeki İsrail egemenliğini tanıdığını “unutmuş” gibi göründüğünü yazdı.
Öte yandan Barrack, İsrail’in geri çekilmesi ve Hizbullah’ın silahsızlandırılması konusunda İsrail ile Lübnan arasında devam eden müzakerelere ilişkin değerlendirmesine yöneltilen eleştirilere yanıt verdi.
Barrack, “(Müzakere) masasında iki kişinin –Hizbullah ve İran’ın– eksik olduğunu” söylemişti.
Bu sözler, Barrack’ın Tahran ve Hizbullah’ın ABD destekli müzakerelere katılması gerektiğini kastettiği yönünde spekülasyonlara yol açtı.
Pazar günü Barrack, ABD’nin Hizbullah ile müzakere etmediğini vurguladı fakat “söz konusu silahların İran tarafından tedarik edildiğini ve finanse edildiğini” belirttiğini, bunun da bu silahların akıbetine ilişkin müzakereleri zorlaştırdığını ifade etti.
Barrack, AP’ye verdiği demeçte şunları söyledi:
“Sorunun zorluğunu anlatıyordum, yeni bir müzakere masası önermiyordum. Hizbullah, yabancı terör örgütü olarak tanımlanmıştır. Biz onunla müzakere etmiyoruz ve söylediklerimin hiçbir kısmı aksini ima etmiyor.”
Ayrıca, Lübnan’ın güneyindeki Şii topluluklara Tahran’ın sağladığı mali desteğin yerini kimin alacağını sorgulayan açıklamalarını da savundu ve bu tür soruları gündeme getirmenin “kimseye bir hak tanımak anlamına gelmediğini” belirtti.
Ortadoğu
İran askeri doktrinini savunmadan taarruza kaydırdı

İran ordusu, ülkenin askeri doktrininin savunma odaklı yapıdan taarruz niteliğine kaydığını duyurdu. Tuğgeneral Muhammed Ekreminiya, yeni yaklaşım çerçevesinde Tahran’ın her türlü saldırgan eyleme derhal ve daha geniş çaplı yanıt vereceğini açıkladı.
İran ordusu, ülkenin askeri doktrininin savunma esaslı yaklaşımdan taarruz doktrinine doğru kaydığını bildirdi. İran Ordusu Sözcüsü Tuğgeneral Muhammed Ekreminiya, Donya-e Eqtesad gazetesine konuştu.
Söz konusu değişimin ABD ve İsrail ile yaşanan son çatışmalar sırasında görünür hale geldiğini belirten Ekreminiya, İran’ın gelen saldırılara çok daha hızlı tepki vermeye ve daha kapsamlı karşı saldırılar düzenlemeye başladığını kaydetti.
Ekreminiya, “Ülkenin askeri doktrini savunmadan taarruza doğru ilerliyor” değerlendirmesini yaptı.
Taarruz odaklı yeni yaklaşımın mutlaka önleyici operasyonlar icra edileceği anlamına gelmediğini vurgulayan Ekreminiya, buna karşılık son çatışma sırasında İran’ın, düşman kanadından gelecek saldırı henüz başlamadan önce Ürdün’deki bir ABD üssünü vurduğunu ifade etti.
Ordu sözcüsü, İran’ın benimsediği yeni yaklaşımın ülkeye yönelik her türlü saldırgan eyleme anında karşılık verilmesini öngördüğünü, verilecek yanıtın ise bizzat saldırının kendisinden çok daha kapsamlı olabileceğini dile getirdi.
ABD, İsrail ile birlikte şubat ayı sonunda İran’a yönelik savaş başlattı. Saldırılar 28 Şubat’ta başlarken, Tahran yönetimi de buna karşılık bölgedeki İsrail hedefleri ile ABD askeri tesislerine misilleme darbeleri indirdi.
Taraflar nisan ayında geçici bir ateşkes mutabakatına vardı. Ateşkesin ardından taraflar, diğer ülkelerin arabuluculuğunda müzakereleri sürdürdü.
Tahran ve Washington 18 Haziran’da bir mutabakat zaptı imzaladı ancak kısa süre sonra çatışmalar yeniden başladı. Ateşkesin bozulmasının ardından İran, Hürmüz Boğazı’nı yeniden kapattığını duyurdu.
ABD Başkanı Donald Trump ise bu karara karşılık olarak boğazı Amerikan toprağı ilan etti ve Truth Social isimli sosyal medya platformundaki hesabından buna dair bir görsel paylaştı.
Donald Trump, 20 Ağustos’ta İran’a karşı eşi benzeri görülmemiş bir tecrit tehdidinde bulunarak en yıkıcı ekonomik operasyonun başlatıldığını açıkladı. Trump paylaşımında, “İran İslam Cumhuriyeti’ne bir anlaşmaya varabilmesi için benden daha büyük bir fırsat sunan hiç kimse olmadı. Kendileri açısından bir trajedi olarak, bu fırsatı değerlendirmediler” ifadelerine yer verdi.
Dünya Basını2 hafta önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Amerika4 gün önceSteve Jobs’ı iflastan kurtaran gizli CIA anlaşması gün yüzüne çıktı
Diplomasi2 hafta önce‘İslami NATO’ mu? Yeni savunma paktı Hindistan’ı neden tedirgin ediyor?
Dünya Basını1 hafta önceThe Economist, Daron Acemoğlu’nu yerden yere vurdu: “Sığ ve inandırıcılıktan uzak”
Dünya Basını2 hafta önceÇin, Buz İpek Yolu yarışını kazanıyor
Rusya1 hafta önceDört AB ülkesi daha Rus pasaportlarına kısıtlama getiriyor
Görüş1 hafta önceBüyük Oyun III: Enerji ve Dolar Açlığıyla Şekillenen Yeni Dünya
Dünya Basını2 hafta önceNikkei Asia: ABD-Japonya yen müdahalesi Tokyo için bir başka yenilgi









