Asya
Çin-Japonya gerginliği yeni yıla tırmanarak giriyor

Japonya’nın yeni ulusal güvenlik stratejisinde Çin’i “en büyük stratejik tehdit” ilan etmesinin ardından başlayan gerginlik devam ediyor. Yeni yıla günler kala, Tokyo’dan Pekin’i kızdıracak bir adım daha geldi.
İktidardaki Liberal Demokrat Parti’nin (LDP) Meclis Genel Sekreteri Seko Hiroşige öncülüğündeki heyeti, Çin’in “kırmızı çizgi” olarak kabul ettiği Tayvan’ı ziyaret etti ve bölgenin yöneticisi Tsai Ing-wen ile görüştü.
Görüşmede, Çin’i işaret eden Japon heyeti, yeni savunma stratejisini vurgulayarak, “Tayvan Boğazı’ndaki statükoyu değiştirmeye yönelik tek taraflı girişimlere tolerans göstermeyeceklerini” söyledi. Japonya’nın Tayvan’ı “son derece önemli ortak” olarak tanımladığını ifade eden Seko Hiroşige, Çin’e karşı “Japonya ve Tayvan’ın, bölgesel barışı korumak için el ele çalışması gerektiğini” savundu.
Tokyo’nun savunma stratejisi bölgeyi kızıştırdı
Tokyo yönetiminin “dönüm noktası” diye nitelendirdiği yeni savunma stratejisi ile 60 yıllık savunma doktrininden “karşı saldırı” pozisyonuna geçmek için üst düzey silahlanma kararı alması ve savunma bütçesini iki katına artırması Asya-Pasifik’te gerginliği had safhaya çıkardı. Güney Kore, Japonya’nın yeni savunma stratejisi belgesini şiddetle kınarken, Çin ve Rusya bölgede “barış ve istikrarı korumak” gerekçesiyle Doğu Çin Denizi’nde askeri tatbikat başlatmıştı. Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (KDHC) ise ilk tepki olarak füzen atışı yapmış ve ardından güçlü bir protesto açıklaması yayınlamıştı.
Karşılıklı gerilim sonrası bölgede askeri tatbikatlar ve hareketlilik artış gösterdi. Geçen hafta Güney Kore, Japonya’nın yeni savunma belgesinde hak iddia ettiği adacıkların etrafında askeri tatbikat düzenledi. Çin ve Rusya donanmalarının Doğu Çin Denizi’nde düzenlediği 2022 Ortak Deniz Tatbikatı ise dün sona erdi. Diğer yandan, ABD’de, “Çin’in çok boyutlu tehditlerine” dair hükümlerin yanı sıra Tayvan’ın kendi savunmasını güçlendirmesine destek için 5 yılda 10 milyar dolara kadar askeri yardım sağlanmasını öngören düzenlemelerin de yer aldığı 2023 Ulusal Savunma Yetki Yasası’nın yürürlüğe girmesinin ardından, Pekin yönetimi Tayvan etrafındaki askeri hareketliliğini artırdı. Çin Halk Kurtuluş Ordusu Batı Cephesi Komutanlığı, “ABD ile Tayvan adası arasında artan gizli yakınlaşmaya yanıt olarak” 71 askeri hava aracı ve 7 gemi ile tatbikat yürüttüklerini açıkladı.
Pazar günü ise, Japonya’nın 11. Bölgesel Sahil Güvenlik Karargahı, Çin Sahil Güvenlik gemilerinin Japonya karasularında 72 saatten uzun bir süre kaldığını ve bunun 2012’den bu yana Japon karasularındaki en uzun kesintisiz “izinsiz giriş” olduğunu açıkladı. Çin gemilerinin, Senkaku adalarının çevresinde olduğu bildirildi.
Diplomatik süreç yavaşladı
Normalde, Japonya, Güney Kore ve Çin liderleri her yıl üçlü müzakere için bir araya gelme konusunda anlaşmıştı. Ancak son 2 yıldır yapılamayan zirve bu yıl da gerçekleştirilemedi. Üç Doğu Asya ülkesinden liderlerin son toplantısı Aralık 2019’da Çin’in güneybatısındaki Chengdu şehrinde yapılmıştı. 2023’de üçlü zirvenin yapılacağına dair henüz bir işaret yok.
Geçen ay ise Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve Japonya Başbakanı Fumio Kişida, Bangkok’taki APEC Liderler Zirvesinde yaklaşık üç yıl sonra ilk resmi yüz yüze görüşmeyi gerçekleştirmişti. İki lider görüşmede, denizcilik diyaloglarını derinleştirme, Tayvan ve toprak anlaşmazlıkları konusundaki farklılıkları yönetme ve bir askeri yardım hattı açma konusunda anlaşmıştı. Bu görüşmeden hemen birkaç gün sonra ise iki ülke, video konferans üzerinden denizcilik işleri konusunda istişare başlatmış ve yetkililer, iki ülke liderlerinin vardıkları anlaşmayı “ciddiyetle uygulama” sözü vermişti.
Ancak ilişkiler söz verilen seyirde ilerlemedi. Savunma stratejisini ABD ile tamamen uyumlu hale getiren ve Washington’ın bölgede Çin’i çevreleme politikasında öncü rol üstlenen Japonya, Çin’i “en büyük tehdit” ilan ederken, Pekin ise Tokyo’nun silahlanma kapasitesini ve savunma bütçesini artırmasını kendisine tehdit olarak görerek bölgedeki askeri tatbikatlarını yoğunlaştırdı.
Öte yandan bu yıl, Çin-Japonya diplomatik ilişkilerinin normalleştirilmesinin 50. yıldönümü idi. İki ülke yeni yıla aralarındaki bu krizle girerken, Japonya Dışişleri Bakanı Yoshimasa Hayashi önümüzdeki hafta Pekin’i ziyaret edecekti. Ancak artan Kovid-19 vakaları sebebiyle ziyaretin Ocak ayının sonuna ertelendiği bildirildi. Bu ziyaretin iki ülke liderinin Bangkok’taki görüşmesi sırasında kararlaştırıldığı kaydedilmişti. Ancak Japonya’nın İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en büyük askeri yığınak stratejisini açıklaması ve Çin’i de mücadele edilecek baş tehdit olarak ilan etmesi sonrası bu ziyaretin ve iki ülke ilişkilerinin yeni yılda umut vadedeceği düşünülmüyor. Nitekim Pekin, Japonya’nın, kendisini de hedef alan, üst düzey silahlanma planına şiddetle itiraz ediyor ve Hayashi’nin ziyareti bu itirazları yumuşatmak için yeterli olmayacaktır.
Japonya planlarını ABD ile uyumlulaştırıyor
Çin, diğer yandan Washington’ı Japonya’yı kendisine karşı kışkırtmakla suçluyor. ABD’nin, Çin’i komşuları aracılığıyla kuşatma stratejisinde Japonya en ön safta yer alıyor. Öyle ki, Japonya’nın yeni ulusal savunma strateji belgesinde, ABD-Japonya ittifakını daha da güçlendirmek temel hedeflerin başında yazılırken, Amerika Birleşik Devletleri ile ittifak, Japonya’nın güvenlik politikasının “mihenk taşı” olarak tanımlanıyor. ABD ulusal güvenlik danışmanı Jake Sullivan da Tokyo’nun bu kararını “cesur ve tarihi” olarak nitelendirerek, “ABD-Japonya ittifakını güçlendireceğini ve modernize edeceğini” açıklamıştı.
Ayrıca ABD, İngiltere ve Avustralya ile Asya-Pasifik’te Çin’i baskılamak için geçen yıl Eylül ayında kurduğu AUKUS ittifakına Japonya’yı da dahil etme arayışı içerisinde. Tokyo geçen ay, bölgede güvenlik işbirliği amacıyla İngiltere ile askeri anlaşma imzalayacağını duyurmuştu. Bu anlaşmanın bir yandan Pasifik’te İngiltere’nin önünü açarken, diğer yandan da AUKUS’u genişletebilecek bir adım olduğu yorumları yapılıyor. ABD’nin gelecekte Çin’e karşı Japonya’yı ve hatta Kanada’yı AUKUS’a dahil etme planları yaptığı biliniyor.
Washington, Tayvan’ı silahlandırmaya devam ederken, Japonya’nın “tek Çin” ilkesini ihlal eden Tayvan ziyareti de aslında Tokyo’nun Pekin ile “ilişkileri düzeltme” niyetinin olmadığını bir kez daha ortaya koydu. Japon istatistiklerine göre Çin, 2007’den beri Japonya’nın en büyük ticaret ortağı olsa da, Tokyo yönetimi Çin’e olan ekonomik bağımlılığı azaltmanın yollarını arıyor.
Asya-Pasifik gündemi ise yeni yılda sıcaklığını korumaya ve hatta artırmaya devam edecek gibi görünüyor.
Asya
Denizaltı kablolarını tahrip eden süper akıntılar sanıldığından daha yaygın

Tsinghua Üniversitesi’nin liderliğindeki uluslararası bir ekip, devasa denizaltı akıntılarının daha önce sanıldığından daha yaygın olduğunu ortaya çıkardı.
Çinli bilim insanları bu akıntıların daha önce bu tür akıntıların oluşmasının imkânsız olduğu düşünülen baraj gölleri ve göller gibi sakin ortamlarda da oluştuğunu da tespit etti.
Bilim insanları, “turbidite akıntıları” olarak adlandırılan devasa denizaltı akıntılarının okyanus tabanlarını yeniden şekillendirebileceğini ve dünyanın internet trafiğini taşıyan hayati öneme sahip kablolara zarar verebileceğini on yıllardır biliyorlardı.
Fakat bu akıntıların nasıl oluştuğu ve nasıl davrandığına dair bir anlayış, şimdiye kadar tam olarak anlaşılamamıştı.
Bu bulgular, araştırmacıların bulanıklık akıntılarının oluşumunu anlamak için geliştirdikleri çerçeveyle birlikte, bu güçlü akıntıları daha iyi tahmin etmeye ve yönetmeye yardımcı olarak su altı altyapısını korumaya ve baraj göllerini yönetmeye katkıda bulunabilir.
SCMP’nin aktardığına göre 26 Mayıs’ta Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayınlanan makalede şunlar yazıyor:
“Kendi kendine hızlanan bulanıklık akıntıları, kıtalararası telekomünikasyon kablolarını koparan ve su altı manzaralarını yeniden şekillendiren güçlü, aşındırıcı yerçekimi alt akıntılarıdır. Küçük ölçekli deneylerdeki başarıya rağmen, hızlanan bulanıklık akıntılarına ilişkin saha gözlemleri nadir olmuştur; bu gözlemler çoğunlukla denizaltı ortamlarında gerçekleşen birkaç vakayla sınırlıdır.”
Ekipte, Sarı Nehir Hidrolik Araştırma Enstitüsü, Wyoming Üniversitesi, Illinois Üniversitesi, Texas Tech Üniversitesi, Hokkaido Üniversitesi ve Durham Üniversitesi’nden araştırmacılar yer aldı.
ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (NOAA), bulanıklık akıntılarını, depremler dahil jeolojik bozulmaların neden olabileceği, aktıkları yerlere büyük miktarda tortu biriktiren hızlı, yokuş aşağı su akışları olarak tanımlıyor.
Bu akıntılar, mikroplastikler gibi parçacıkların okyanusa taşınması da dahil olmak üzere, uzun mesafeli tortu taşınmasının başlıca mekanizmalarından biri.
Bu parçacıklar, dünyadaki kıtalararası dijital trafiğin yüzde 99’una kadarını taşıyan denizaltı kabloları için bir risk oluşturuyor.
Denizaltı fiber optik kabloların küresel ağında her yıl yüzlerce arıza meydana geliyor. Kazara yaşanan hasarların ardından, bilinen bir risk faktörü olan bulanıklık akıntıları da dahil olmak üzere doğal afetler bu arızalara neden oluyor.
Örneğin 1929’da, Kanada’nın Newfoundland kıyıları açıklarındaki Grand Banks’ta meydana gelen büyük bir deprem, bir sualtı heyelanını ve birkaç yüz kilometre yol alan bir bulanıklık akıntısını tetikleyerek 12 transatlantik iletişim kablosuna zarar vermişti.
Amerika Birleşik Devletleri Jeoloji Araştırmaları Kurumu’na göre, o zamandan bu yana geçen neredeyse bir asırlık araştırma sürecine rağmen, bilim insanları bu akıntıların oluşumunu tam olarak anlamakta hâlâ zorlanıyor.
Bu akıntılar, hem denizaltı altyapısı hem de tortu taşınımı açısından büyük önem taşımasına rağmen, su altında meydana gelmeleri, öngörülemez olmaları ve araştırma ekipmanlarına zarar verebilmeleri nedeniyle doğal ortamlarda incelenmesi zor.
Çin liderliğindeki ekip, Çin’in en uzun ikinci ve en fazla tortu taşıyan su yolu olan Sarı Nehir üzerindeki Xiaolangdi Baraj Gölü’nü, 2018 ile 2020 yılları arasında ve 2023’te gerçekleştirilen dört yıllık saha araştırması için doğal bir laboratuvar olarak kullandı.
Kendi kendine hızlanan bulanıklık akıntılarının –aşağı doğru ilerledikçe tetiklenen veya şiddeti artan akıntılar– büyük miktarlarda sedimanın derin okyanusa taşınmasında kilit bir mekanizma olduğu düşünülüyor.
Illinois Üniversitesi’ne göre, bu fenomen 60 yıldır bilinmesine rağmen, daha önce laboratuvar dışında gözlemlenmemişti.
Çinli araştırmacılar, rezervuarı inceleyerek kendiliğinden hızlanan bulanıklık akıntılarının sık sık meydana geldiğine dair “net kanıtlar” buldu.
Araştırmacılar, aşındırıcı bulanıklık akıntılarının düşük eğimli ortamlarda bile gelişip kendiliğinden hızlanabileceğini göstererek, bu akıntıların hızlanması için dik eğimlerin veya yüksek su hızlarının gerekli olduğu yönündeki önceki inanışları sorguladılar.
Akıntıları tespit ettikten sonra ekip, oluşum koşullarını analiz etti ve bu verileri kullanarak, ortamdan bağımsız olarak bu akıntıların ne zaman başlayıp hızlanabileceğini belirleyen, akış, eğim, hız ve çökelme hızına dayalı evrensel bir eşik değeri oluşturdu.
Araştırmacılar, bu eşiğin bu tür bulanıklık akıntılarının oluşumunu tahmin etmek ve rezervuar yönetimi için mühendislik stratejileri geliştirmek amacıyla kullanılabileceğini belirtti:
“Bu bulgular, bu akıntıları kullanarak rezervuar sedimanlarını aşmak ve aşındırmak, sediman bağlantısını yeniden sağlamak ve şu anda küresel depolama kapasitesini yıllık yaklaşık yüzde 1 oranında azaltan küresel rezervuar sedimantasyon krizini hafifletmek için fiziksel bir temel oluşturmaktadır.”
Asya
Çin, nadir toprak elementleri ihracat kontrollerinin ihlalini bildirenlere ödül verecek

Açıklama, iki Japon vatandaşının kaçakçılık iddiasıyla tutuklanmasının ardından ve Pekin’in nadir toprak elementleri üzerindeki denetimini sıkılaştırdığı bir dönemde geldi.
Pekin, nadir toprak elementleri ve diğer stratejik minerallerin ihracatını denetlemek için kullandığı araçları güçlendiriyor. Çin, şüpheli ihlalleri bildiren şirket ve kişilere ödül verileceğini öngören yeni önlemler açıkladı.
Açıklama, Tokyo’nun iki vatandaşının nadir toprak elementleriyle bağlantılı ürünleri Çin dışına kaçırmaya çalıştıkları iddiasıyla ülkede gözaltına alındığını doğruladığı gün, çarşamba günü yapıldı.
Ticaret Bakanlığı, “Herhangi bir kuruluş ya da birey, çift kullanımlı stratejik mineral kalemlerinin ihracatında ilgili yasa ve düzenlemelerin ihlal edildiğinden şüphelenilen davranışları bildirme hakkına sahiptir” dedi.
Bakanlık, 1 Temmuz’da yürürlüğe girecek yeni önlemlerin amacının, Pekin’in ihlal ve usulsüzlüklerle “mücadele” çabaları kapsamında denetimi güçlendirmek olduğunu belirtti.
Bakanlık, doğru olduğu teyit edilen ihbarlar için ödül verileceğini duyurdu ve ihracat yapan kuruluşları herhangi bir ihlalden şüphelenmeleri halinde inisiyatif almaya çağırdı. Açıklamada, “Kendiliğinden bildirimde bulunulması, ilgili ihlal veya usulsüzlükler için daha hafif ya da indirilmiş ceza verilmesinde dikkate alınacak bir unsur olacaktır” denildi.
Açıklamada, gerekli lisanslar olmaksızın ihracat yapılması, kısıtlamaları aşmaya yönelik girişimler ve stratejik minerallerle bağlantılı teknolojilerin fikri mülkiyet lisanslaması, yatırım ve diğer kanallar yoluyla yasa dışı biçimde yurt dışına aktarılması dahil olmak üzere bir düzineden fazla ihlal türü sıralandı.
Önlemler, kontrollü mineralleri hukuka aykırı biçimde ihraç eden kişi veya firmalara bilerek hizmet sağlayanları da kapsayacak.
Bakanlık, stratejik mineraller kapsamındaki çift kullanımlı kalemlere ilişkin ihracat kontrolleriyle bağlantılı olarak yabancı hükümetlerin talep ettiği ziyaretleri önceden izin almadan kabul etmenin ya da kabul edeceğini taahhüt etmenin de ihlal sayıldığını ve bildirilmesi gerektiğini belirtti. Bakanlık, olası kötü niyetli ihbarlara karşı sıkı inceleme yapacağını da taahhüt etti.
Ticaret Bakanlığı ayrı bir açıklamada, “İhracat kontrolü ihlallerine karşı kamu ihbarlarının denetleyici rolünden yararlanmak yaygın bir uluslararası uygulamadır ve dünyadaki pek çok ülkede buna ilişkin düzenlemeler bulunmaktadır” dedi.
Açıklamada, “Çin’in stratejik mineral çift kullanımlı kalemlerine yönelik ihracat kontrolü ihbar sistemini geliştirmek için uluslararası deneyimlerden yararlanmak, bu kalemlerin yasa dışı amaçlarla kullanılmasını etkili biçimde önleyebilir” ifadeleri kullanıldı.
Bakanlık, Pekin’in bu tür ihbarları ele alma konusunda deneyim kazandığını ve ihbar kanallarının netleştirilmesinin, gelen bilgilerin daha iyi işlenmesi için gerekli olduğunu ekledi.
Açıklama, Japonya’nın iki vatandaşının mayıs ayında gözaltına alındığını ve her ikisinin de kısıtlı malların ithalat ve ihracatını düzenleyen Çin yasalarını ihlal etmekle suçlandığını duyurmasının ardından geldi. Çin Dışişleri Bakanlığı çarşamba günü gözaltıları doğruladı. Bakanlık Sözcüsü Guo Jiakun, Tokyo’ya “Çin’deki Japon vatandaşlarını ve şirketlerini Çin yasa ve düzenlemelerine uymaları konusunda eğitme ve hatırlatmada bulunma” çağrısı yaptı.
Aynı gün Ticaret Bakanlığı, sanayi ve tedarik zinciri güvenliğini sağlamak amacıyla internet sitesinde yeni önlemler yayımladı. Bu önlemler, bakanlığa, ayrımcı yasaklar, ticaret kesintileri veya benzeri eylemleri Çin’in sanayi tedarik zincirlerine zarar verdiği ya da zarar verme tehdidi oluşturduğu değerlendirilen yabancı hükümetler, kuruluşlar ve bireyler hakkında soruşturma başlatma yetkisi veriyor.
Bakanlık, soruşturmaların herhangi bir ihlali doğrulaması halinde kişi veya şirketlerin ticaret ve yatırımlarını yasaklayabileceğini ya da kısıtlayabileceğini belirtti.
Asya
Çin Başbakanı Yaz Davos’unda Avrupa’nın sübvansiyon iddialarını reddetti

Çin Başbakanı Li Qiang, Dünya Ekonomik Forumu’nun “Yaz Davos’u” toplantısında Avrupalı ticaret ortaklarının sübvansyion şikâyetlerini reddetti.
Çin Başbakanı Li Qiang, Dünya Ekonomik Forumu (WEF) konferansında ülkesinin rekabet gücünü teknolojik yeniliğe bağladı ve devlet sübvansiyonlarına ilişkin uluslararası şikâyetleri reddetti.
Çarşamba günü kuzeydeki liman kenti Dalian’da düzenlenen WEF’in “Yaz Davos’u” etkinliğinde konuşan Li, Çinli şirketlerin araştırma-geliştirme harcamalarını ve bataryalardan iletişim teknolojilerine kadar uzanan sektörlerde elde edilen başarıları öne çıkardı.
“Çin ürünlerinin rekabet gücünün anahtarı, bazılarının iddia ettiği gibi hükümet sübvansiyonlarına dayanması değildir” diyen Li, “Çin hükümeti o kadar zengin değil, bunu karşılayabilecek durumda da değil” ifadelerini kullandı.
Li’nin yorumları, Çin’in Avrupalı ticaret ortaklarının ülkenin ekonomik modeline yönelik eleştirilerinin ardından geldi. Bu eleştirilerde, Pekin’in öncelikli sektörlerde sanayi politikalarını kullanmasının aşırı kapasiteyi körüklediği savunuluyor. Çin’in ticaret fazlası, mal ihracatının gücüyle geçen yıl 1,2 trilyon dolarla rekor seviyeye ulaştı.
Yıllardır artan ticaret gerilimleri geçen yıl Washington ile Pekin arasında patlak veren sert tarife savaşıyla zirveye çıkarken, Avrupa Birliği’nin (AB) en büyük dört ekonomisi de “haksız ticaret uygulamalarının yükselişi” olarak niteledikleri duruma karşı Avrupa sanayisini savunmak için daha sert önlemler alınması yönünde baskı yapıyor.
IMF bu yıl Çin’e sübvansiyonlarını yarıya indirme çağrısında bulundu. Kurum, bu sübvansiyonların GSYİH’nin yüzde 4’üne denk geldiğini tahmin etmiş ve bunların “uluslararası taşma etkilerine ve baskılara yol açtığını” belirtmişti.
WEF’in “Yeni Şampiyonlar Yıllık Toplantısı” —Dalian ve Tianjin arasında dönüşümlü olarak düzenlenen ve Çin’in İsviçre’deki kış buluşmasına verdiği karşılık olarak görülen etkinlik— geçmişte uluslararası yöneticileri kendine çekmiş ve Pekin’in üst düzey politika yapıcılarının başlıca ekonomik eğilimlere dair açıklamaları nedeniyle yakından izlenmişti.
Son yıllarda Pekin’in iki numaralı yetkilisi olan Li, bu etkinliği Çin’i küresel ticaret sisteminin bir dayanağı olarak göstermek ve ülkenin hızla artan ihracatına ilişkin Batı’daki kaygıları yatıştırmak için kullandı.
Bu yılki açılış konuşmasını çarşamba günü yapan Li, “maliyetli Ar-Ge harcamaları” yapan ve “haksız dış baskılarla” karşı karşıya kalan yerli şirketleri övdü.
Li, ABD’nin ihracat kontrolleri nedeniyle en ileri çip üretim teknolojilerine erişimi kısıtlanan Huawei örneğini öne çıkardı.
Huawei’nin “uzun süredir mali ve teknolojik ablukalardan muzdarip olduğunu” ancak “direnç gösterdiğini” söyleyen Li, şirketin on yılda Ar-Ge’ye 1 trilyon RMB’den —147 milyar dolar— fazla yatırım yaptığını ve “öncü teknolojilerde bir dizi atılım gerçekleştirdiğini” belirtti.
Li, “ikinci Çin şoku” uyarıları gibi “dostane olmayan anlatıları” eleştirdi. Bu ifade, Çin’in 2001’de Dünya Ticaret Örgütü’ne katılmasının ardından yaşanan ilk ihracat patlamasının bugünkü yankılarına gönderme yapıyor.
“Geçmişte Çin’in büyük pazarı ve düşük maliyetli üretim faktörleri dünyaya pazar getirileri sağlamıştı” diyen Li, şöyle devam etti:
“Bugün Çin, daha da büyük pazar getirileri sunmayı sürdürürken, teknolojik ilerlemesi ve sanayi modernizasyonuyla giderek daha fazla inovasyon getirisi de sağlıyor.”
Li, Batılı ticaret ortakları ve iş dünyası odalarının sıkça dile getirdiği bir şikâyet konusu olan pazara erişimi genişletme taahhüdünde bulunmasının yanı sıra, yapay zekânın taşıdığı riskler ve uluslararası düzenleyici işbirliği ihtiyacı konusunda da uyarıda bulundu.
Riskleri kontrol altına alacak “uygun bir yönetişim” olmaması halinde, “sonuçların ağır olabileceğini” söyledi.
Li ayrıca, perakende satışların mayısta 2022’den bu yana ilk kez gerilediği ve yılbaşından bu yana yatırımlardaki düşüşün derinleştiği iç ekonominin durumu konusunda da dinleyicilere güven vermeye çalıştı.
Çin ekonomisinin ikinci çeyrekte “sağlam ivmesini koruduğunu” söyledi.
Amerika1 hafta öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4
Dünya Basını7 gün önceİngiliz iktisatçı Pettifor: Yapay zeka çöküşü kaçınılmaz bir krize yol açacak










