Diplomasi
Çin ve Rusya, Trump’ın ‘Altın Kubbe’ planlarını kınadı

Çin ve Rusya, çarşamba günü düzenlenen zirvede ABD Başkanı Donald Trump’ın Altın Kubbe füze savunma kalkanı planlarını ve Washington’ın “sorumsuz” nükleer politikasını kınadı. Zirve, Başkan Xi Jinping’in Trump’ı Pekin’de ağırlamasından bir hafta sonra gerçekleşti.
Xi’nin Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı zirvenin ardından yayımlanan ortak açıklama, Çin liderinin Trump ile istikrarlı ve yapıcı ilişkiler arayışında olmasına karşın, Çin’in tutumunun Rusya ile yakından örtüştüğü kilit konularda Trump ile temel ayrılıklar yaşadığını ortaya koydu.
Açıklamada, Trump’ın karada ve uzayda konuşlandırılacak füze önleme sistemine yönelik planının küresel stratejik istikrarı tehdit ettiği belirtildi ve Washington, ABD ile Rusya’nın nükleer cephaneliklerini sınırlayan bir antlaşmanın süresinin dolmasına izin verdiği için eleştirildi.
Söz konusu antlaşmanın süresi şubat ayında doldu ve Trump, Moskova’nın füze ve savaş başlığı sınırlarını bir yıl uzatma önerisine yanıt vermedi. Bazı ABD’li siyasetçiler ise böyle bir uzatmanın, ABD’nin Çin’in nükleer kapasite artışına karşılık vermesini zorlaştıracağını savunmuştu.
Ancak iki lider küresel güvenlik meselelerinde aynı çizgide konuşurken, Moskova’nın uzun süredir elde etmeye çalıştığı bir konuda, Çin’e sattığı doğal gaz miktarını iki kattan fazla artırmasını sağlayacak yeni bir boru hattı için sözleşme imzalanmasında ilerleme sağlanamadı.
Xi’nin arka arkaya zirveleri
Xi, Çin’in en güçlü stratejik rakibinin ve en yakın ortaklarından birinin liderleriyle görüştüğü dikkat çekici bir diplomasi haftasını tamamladı.
Trump İran’la savaştan çıkış ararken, Putin’in Ukrayna’da büyük ölçüde çıkmaza saplanmış durumdayken, bu zirveler Çin liderine Pekin’i küresel istikrarın bir dayanağı ve vazgeçilmez bir diplomatik aktör olarak gösterme fırsatı sundu.
Washington merkezli Brookings Enstitüsü’nde dış politika uzmanı olan Patricia Kim, “Xi, hem Putin hem de Trump karşısında daha güçlü bir konumda görünüyor. Her iki lider de kendi yarattıkları ve çözülmesi başlangıçta öngördüklerinden çok daha zor hale gelen çatışmalarla boğuşuyor,” dedi.
“Xi ise bu arada daha doğrudan Çin’i içeride güçlendirmeye odaklanabildi ve küresel sahnede istikrarlı, kendinden emin bir büyük güç görüntüsü yansıttı” diye ekledi.
Trump ile yapılan zirve büyük ölçüde gerilimleri yönetmeye yönelikken, Putin ile görüşme farklı bir meydan okuma içeriyordu: İki tarafın zaten “sınır tanımayan” olarak ilan ettiği bir ilişkide ilerlemenin nasıl gösterileceği.
Xi ve Putin, bugüne kadar 40’tan fazla kez bir araya geldi. Son zirve, 2022’de imzaladıkları stratejik ortaklık antlaşmasıyla pekiştirdikleri Rusya-Çin bağlarının yakınlığını vurguladı.
Moskova, ziyaret öncesinde Rus petrolünün en büyük alıcısı olan Çin ile boru hattı tedarikleri ve deniz yoluyla sevkiyatlar da dahil olmak üzere ilave enerji anlaşmaları aradığının sinyalini vermişti.
Rusya Başbakan Yardımcısı Alexander Novak, Çin’in uzun vadeli Rus petrolü tedarikiyle ve hacimlerin artırılmasıyla ilgilendiğini söyledi. Novak, bu hacimlerin dört ayda yüzde 10 arttığını belirtti.
Ulaşılamayan gaz anlaşması
Putin’in Eylül 2025’teki son ziyareti sırasında Rus gaz devi Gazprom, iki tarafın, Rusya’dan Moğolistan üzerinden Çin’e yılda 50 milyar metreküp gaz taşıyacak 2.600 kilometrelik potansiyel bir boru hattı olan Power of Siberia 2 konusunda ilerleme sağlama hususunda anlaştığını açıklamıştı.
Çin ise proje hakkında kamuoyuna çok az şey söyledi. Xi, çarşamba günü enerji ve kaynak bağlantılılığı alanındaki işbirliğinin Çin-Rusya ilişkilerinde “safra taşı” olması gerektiğini söylemekle birlikte boru hattından söz etmedi.
Gaz fiyatlandırması gibi kilit konular çözümsüz kalmaya devam ediyor ve analistler müzakerelerin yıllar sürebileceğini öngörüyor.
Kremlin, iki tarafın projenin “parametreleri konusunda genel bir anlayışa” vardığını söyledi; ancak herhangi bir ayrıntı ya da net takvim üzerinde mutabakat sağlanmadı. Novak ise Rusya ve Çin’in boru hattı üzerinden yapılacak tedariklere ilişkin sözleşmeleri nihai hale getirmekte olduğunu belirtti.
Tony Blair Institute for Global Change’te kıdemli politika danışmanı olan Daniel Sleat, “Fiyatlandırma, finansman ve sözleşme şartlarına ilişkin temel anlaşmazlıklar çözülmüş görünmüyor,” dedi.
“Rusya, Avrupa gaz pazarının büyük bölümünü kaybettikten sonra bu anlaşmaya Çin’den daha acil biçimde ihtiyaç duyuyor; Pekin ise gelecekteki enerji arz seçenekleri konusunda esnekliğini koruyarak yavaş ilerlemekten hâlâ memnun görünüyor” diye ekledi.
Xi ve Putin ‘çok kutuplu bir dünya ve yeni tip uluslararası ilişkiler’ çağrısı yaptı
Diplomasi
Macron ile Trump, enerji alanında ateşkes önerilerini görüştü

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ABD Başkanı Donald Trump ile Ukrayna ve Rusya arasında enerji sektörüne yönelik saldırılara ilişkin bir ateşkes sağlanmasını amaçlayan girişimleri görüştüğünü söyledi.
Görüşmenin ardından gazetecilere konuşan Macron, iki liderin çatışma konusunda “çok iyi” ve “çok yapıcı” bir görüşme yaptıklarını ve Kiev’in savunmasını güçlendirmesine yardım edilmesi gerektiği konusunda mutabık kaldıklarını belirtti.
Macron şöyle konuştu:
“Ukrayna ve Rusya konusunda uzun bir görüşme yaptık; savunma açısından kilit öneme sahip bir konu olduğu için, Ukraynalı dostlarımıza önleme füzeleri konusunda daha hızlı ve daha güçlü bir şekilde yardım etmemiz gerektiği üzerinde durduk.”
Ayrıntılara girmeden Macron, ikilinin enerji sektörüne yönelik saldırıların durdurulması fikrine de odaklandığını belirtti.
Fransız lider bu konuyu pazartesi günü ilerleyen saatlerde Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy ile yapacağı görüşmede gündeme getireceğini de eklemişti.
Fransız lider, savaşın Avrupa genelinde güvenliği etkilemeye devam etmesi nedeniyle Ukrayna’nın enerji sistemine yardım etmenin bir öncelik olmaya devam ettiğini ve Birleşmiş Milletler’de düzenlenecek yıllık liderler toplantısı sırasında bu konuda ilerleme kaydedilmesini umduğunu belirtti.
Zelenskiy de Macron ile bir görüşme yaptığını bildirdi ve görüşmelerin güvenlik konusuna ve Ukrayna için bir “kış destek paketi” hazırlıklarına odaklandığını belirtti.
Zelenskiy’e göre, Ukrayna, AB kredisi kapsamında sağlanan finansmanla ek SAMP/T hava savunma sistemleri ve bunlara ait füzeleri temin etmeye hazır.
Ayrıca, Ukrayna ve ortaklarının bu sistemlerin ve mühimmatlarının Ukrayna’da üretilmesi olasılığı üzerinde çalıştıklarını ve ortak FREYJA anti-balistik füze programı üzerinde de çalıştıklarını belirtti.
Zelenskiy, bu çalışmaların ilk sonuçlarını bu yıl içinde almayı beklediğini söyledi.
Macron, “Rusya’nın Ukrayna’nın enerji altyapısına yönelik saldırıları, milyonlarca ailenin ısınma ve elektrikten mahrum kalmasına yol açma tehlikesi taşıyor. Fransa, kış boyunca Ukrayna’ya destek verecek ve G7 ülkeleri de enerji sektöründe destek sağlayacak,” dedi.
Macron’a göre Fransa, radar ve önleme füzeleri tedarikine yönelik bir sözleşme de dahil olmak üzere Ukrayna’nın hava savunmasını güçlendiriyor.
Diplomasi
G7, İran’ı “Husilere silah sağlamayı durdurmaya” çağırdı

G7 dışişleri bakanları İran’a, Yemen’deki Ensarullah milislerine (Husiler) sağladığı silah ve desteği sonlandırması çağrısında bulundular.
Bakanlar, bu durumun uluslararası ticareti baltalama ve küresel istikrarsızlığa yol açma riski taşıyan tehlikeli bir tırmanma eğilimi oluşturduğunu belirttiler.
ABD, Almanya, Birleşik Krallık, Fransa, İtalya, Japonya ve Kanada dışişleri bakanları, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun yan etkinlikleri kapsamında düzenlenen toplantının ardından açıklama yaptılar.
G7 ülkeleri yaptıkları açıklamada, “Yemen’de ve Suudi Arabistan Krallığı’na karşı Husi milisleri tarafından gerçekleştirilen kabul edilemez saldırıları en şiddetli şekilde kınıyoruz,” dediler.
Açıklama şöyle devam etti:
“Husileri, tüm askeri eylemleri, sivil gemilere yönelik tüm tehdit ve saldırıları derhal durdurmaya ve iyi niyetle siyasi sürece geri dönmeye çağırıyoruz.”
Bakanlar, “Gelecekte de Yemen’in meşru hükümetine desteğimizi sürdürecek ve Yemen’in birliği, egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğüne olan güçlü bağlılığımızı yeniden teyit edeceğiz,” dediler.
İran, daha önce Ensarullah’a silah sağladığını reddetmiş ve onlara yalnızca siyasi destek verdiğini belirtmişti.
Bu arada, AFP haber ajansı, Yemen direnişi yanlısı medya kaynaklarına atıfta bulunarak, Suudi Arabistan’ın Yemen’in stratejik Kızıldeniz liman kenti Muha’ya düzenlediği hava saldırılarında en az altı kişinin öldüğünü bildirdi.
Ensarullah’ın bu ayın başlarında Suudi yanlısı güçlerden ele geçirdiği şehre düzenlenen saldırıda ölenler arasında iki çocuk ve bir kadın da bulunurken, sekiz kişi yaralandı.
Yemen hükümetini destekleyen Suudi Arabistan, bildirilen hava saldırıları hakkında henüz bir açıklama yapmadı.
BM, Yemen’in Kızıldeniz kıyılarında çatışmaların aniden şiddetlenmesi nedeniyle toplamda 120.000’den fazla Yemenlinin yerinden edildiğini tahmin ediyor.
Bu ayın başlarında, Yemen’in yoğun nüfuslu bölgelerinin çoğunu zaten ele geçirmiş olan Ensarullah milisleri, Kızıldeniz’in güney kısmının Aden Körfezi’ne ve daha geniş Hint Okyanusu’na aktığı dar bir deniz geçidi olan Bab el-Mendeb’in kontrolünü ele geçirdi.
İngiltere Başbakanı Andy Burnham, Birleşik Krallık’ın Suudi Arabistan’a, Kıbrıs’taki RAF Akrotiri üssünde konuşlanmış tek bir İngiliz uçağı olan Voyager’ın da dahil olacağı “savunma amaçlı havada yakıt ikmali” desteği sağlayacağını açıkladı.
Bir diplomatik kaynak AFP’ye, Fransa’nın da destek sözü verdiğini ve “tamamen savunma amaçlı bir yaklaşım” yoluyla Suudi enerji altyapısının “güvenliğini sağlama” konusunda çalışmaya hazır olduğunu belirtti.
Diplomasi
ABD, Grönland’da iki yeni askeri üs açacak

ABD, Grönland’ın güneyinde Soğuk Savaş döneminden kalma bir askeri üssü yeniden faaliyete geçirmeyi ve şu anda Danimarka köpek kızağı devriyesi tarafından kullanılan doğu kıyısında bir başka üs kurmayı planlıyor.
Reuters’a bilgi veren kaynaklara göre, söz konusu yerler, 1950’lerde ABD’nin Bluie West One askeri üssünü kapatmasından bu yana nüfusu hayli azalan Narsarsuaq ile Danimarka özel kuvvetleri birimi olan Sirius Köpek Kızak Devriyesi tarafından kullanılan bir askeri karakol olan Mestersvig.
Danimarka, Grönland ve ABD’nin, salı günü (22 Eylül) New York’ta düzenlenecek Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yeni anlaşmalarını imzalamaları bekleniyor.
Anlaşmanın metni henüz kamuoyuna açıklanmadı. Anlaşma hakkında bilgi sahibi olan ve isimsiz kalmak koşuluyla konuşan üç kişi, ayrıntıların anlaşma imzalanana kadar kesinleşmeyeceğini belirtti.
Bir Beyaz Saray sözcüsü, anlaşmanın ayrıntıları hakkında yorum yapmaktan kaçındı ve salı günü imzalanacak olan anlaşmanın “Grönland ve Amerika Birleşik Devletleri’nin güvenliğini sağlayacağı ve koruyacağı” yönündeki daha önceki açıklamayı yineledi.
Danimarka, bu anlaşmanın Arktik güvenliğini yalnızca ABD ve Danimarka’ya bırakmak yerine, NATO’nun denetimi altına aldığını belirtiyor.
Anlaşma, uzun süredir ABD’nin Grönland’ı kontrol etmesini istediğini belirten ve zaman zaman bu yarı özerk Danimarka toprağını ele geçirmek için askeri veya iktisadi güç kullanma olasılığını da masaya koyan ABD Başkanı Donald Trump’ın aylar süren baskısının ardından geldi.
Ocak ayında zirveye ulaşan Trump’ın tehditleri, NATO içinde bir diplomatik krize yol açmış ve Danimarka ile Grönland’ı, bu baskıyı hafifletmek amacıyla Washington ile müzakerelere itmişti.
Soğuk Savaş döneminde ABD, Grönland’da 17 askeri üs ve 10.000’den fazla personel bulunduruyordu.
Günümüzde ise sadece Pituffik Uzay Üssü kalmış durumda ve burada yaklaşık 150 ABD askeri personeli görev yapıyor.
Avrupa2 hafta önceKoçbaşı olarak AfD
Ortadoğu2 hafta önceİsrail Deniz Kuvvetleri Komutanı, Türkiye’yi tehdit etti
Asya2 hafta önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Asya1 hafta önceDeepSeek mühendisi: “Gelecek ya komünizm olacak ya Cyberpunk”
Dünya Basını2 hafta önceProf. Hanke: Washington’dan gelen hiçbir açıklamaya güvenemezsiniz
Dünya Basını1 hafta önceİktisatçı Milanovic: Küresel neoliberalizm bitti, yeni bir evreye geçtik
Asya2 hafta önceİran ile Çin arasında milyarlarca dolarlık gizli ticaret ağı
Asya2 hafta önceYatırımcılar DeepSeek payı için yüksek komisyonları göze alıyor










