Bizi Takip Edin

Diplomasi

Çin’den Trump’ın yeni tarifelerine misilleme

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin mallarına yönelik %10’luk ek gümrük vergisinin yürürlüğe girmesinden birkaç dakika sonra Çin, salı günü ABD’li tıbbi ekipman üreticisi Illumina’dan genetik dizileme cihazlarının ithalatını yasakladığını duyurdu.

Yasak, Çin’in ABD’nin ek gümrük vergilerine cevaben açıkladığı bir dizi önlemin bir parçası ve Pekin’in şubat ayında Illumina’yı “güvenilmez kuruluş” listesine almasının ardından geldi.

Çin, Illumina’nın satışlarının yaklaşık %7’sini oluşturuyor. Gen dizileme cihazları DNA veya RNA diziliminin belirlenmesine yardımcı olarak bilim insanlarının hastalıklarla ilişkili genetik varyasyonları incelemesine ve nadir genetik durumları teşhis etmesine olanak sağlıyor.

Yasak 4 Mart’tan itibaren yürürlüğe giriyor.

Çin Ticaret Bakanlığı yaptığı açıklamada Illumina’nın Çinli işletmelerle normal işlemleri askıya aldığını ve Çinli işletmelere karşı ayrımcı önlemler aldığını söyledi.

Şubat ayında Çin ayrıca Calvin Klein ve Tommy Hilfiger gibi markaların holding şirketi PVH Corp’u güvenilmez kuruluşlar listesine almış ve ABD’li işletmeleri hedef alan geniş kapsamlı tedbirlerin bir parçası olarak Google hakkında bir soruşturma başlattığını duyurmuştu.

Listeye eklenen şirketler para cezalarına ve ticaretin dondurulması ve yabancı personelin çalışma izinlerinin iptali de dahil olmak üzere çok çeşitli diğer yaptırımlara tabi tutulabilir.

Tarım ürünlerine vergi

Çin ayrıca salı günü bir dizi Amerikan tarım ve gıda ürününü kapsayan ithalat vergilerine %10-%15 oranında zam yaptığını duyurdu.

Pekin ayrıca ulusal güvenlik gerekçesiyle yirmi beş ABD firmasını ihracat ve yatırım kısıtlamaları altına aldı, ancak Trump yönetiminin 4 Şubat’taki gümrük vergilerine misilleme yaparken yaptığı gibi herhangi bir tanınmış ismi cezalandırmaktan kaçındı.

Bu 25 ABD firmasından 10’u, Tayvan’a silah sattıkları için Çin tarafından hedef alınmıştı.

Çin’in son misilleme gümrük vergileri, ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen hafta Çin’i tehdit ettiği ekstra %10’luk gümrük vergisinin 4 Mart günü TSİ 0501’de yürürlüğe girmesi ve kümülatif olarak %20’lik bir gümrük vergisine yol açmasıyla geldi. Trump yönetimi bu son vergilerde Çin’i yasadışı fentanil konusunda önlem almamakla suçladı.

Topyekün ticaret savaşı tehdidi

Analistler Pekin’in hala Trump yönetimiyle ateşkes görüşmeleri yapmayı umduğunu, ancak kısasa kısas misilleme tarifelerinin iki ekonomik dev arasında topyekûn bir ticaret savaşına dönüşme tehdidi taşıdığını söyledi.

ABD’nin yeni gümrük vergileri, binlerce Çin malına yönelik önceden var olan vergilere ek bir zam anlamına geliyor.

Bu ürünlerden bazıları, geçen yıl eski başkan Joe Biden döneminde, Çin yarı iletkenlerine uygulanan vergilerin iki katına çıkarılarak %50’ye ve Çin elektrikli araçlarına uygulanan vergilerin dört katına çıkarılarak %100’ün üzerine çıkarılması da dahil olmak üzere, keskin bir şekilde artırılan ABD tarifelerinin yükünü çekti.

20’lik gümrük vergisi, ABD’nin Çin’den ithal ettiği ve daha önce dokunulmamış olan akıllı telefonlar, dizüstü bilgisayarlar, video oyun konsolları, akıllı saatler ve hoparlörler ve Bluetooth cihazları da dâhil olmak üzere birçok önemli tüketici elektroniği ürününe uygulanacak.

Çin son tarihin hemen ardından harekete geçerek mart ayından itibaren ABD’den ithal edilen tavuk, buğday, mısır ve pamuğa %15, soya fasulyesi, sorgum, domuz eti, sığır eti, su ürünleri, meyve ve sebze ile süt ürünlerine ise %10 ek gümrük vergisi uygulayacağını duyurdu.

Çin Ticaret Bakanlığı’ndan yapılan ayrı bir açıklamada “ABD’nin tek taraflı gümrük vergisi önlemleri Dünya Ticaret Örgütü kurallarını ciddi şekilde ihlal etmekte ve Çin ile ABD arasındaki ekonomik ve ticari işbirliğinin temelini baltalamaktadır” denildi.

Açıklamada, “Çin meşru hak ve menfaatlerini kararlılıkla koruyacaktır” ifadeleri kullanıldı.

Diplomasi

Ukrayna yardım grubunda ABD dönemi bitiyor: Komuta devredilecek

Yayınlanma

ABD, Ukrayna’ya silah sevkiyatını ve Ukrayna askerlerinin eğitimini koordine eden güvenlik yardım grubunun liderliğinden çekilme kararı aldı. Almanya’nın Wiesbaden kentinde konuşlu grubun komutası başka bir NATO üyesi ülkeye devredilecek. Devir sürecinin bir yıla kadar sürebileceği açıklanırken yetkililer Ukrayna’ya verilen desteğin kesintisiz süreceğini vurguladı.

ABD, Ukrayna’ya silah sevkiyatını ve Ukrayna askerlerinin eğitimini koordine eden Ukrayna Güvenlik Yardım Grubunun (SAG-U) liderliğini bırakma kararı aldı.

Politico gazetesi, ABD’li bir yetkiliye ve ABD Savunma Bakanlığının planlarına vakıf üç kişiye dayandırdığı haberinde, gruba başka bir NATO üyesi ülkenin liderlik edeceğini duyurdu.

Liderliği hangi ülkenin üstleneceği henüz açıklanmadı.

Yönetim değişiminin bir yıla kadar sürebileceği belirtilirken, kaynaklar Ukrayna’ya desteğin birinci öncelik olmayı sürdürdüğünü ve grubun çalışmalarının kesintiye uğramayacağını vurguladı.

Pentagon yetkilileri, SAG-U’nun en başından beri geçici bir yapı olarak tasarlandığını açıkladı. Bakanlık, liderlik devrinin ittifak içinde yükün yeniden paylaşılması hedefinin bir parçası olduğunu ve ABD’nin yeni savunma stratejisiyle uyum taşıdığını belirtti.

Bir NATO yetkilisi de konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Komutanlığın Avrupalı veya Kanadalı bir subaya devredilmesi, müttefiklerin daha fazla sorumluluk üstlendiğinin bir başka kanıtı olacaktır” dedi.

Komuta devredildikten sonra ABD Avrupa Komutanlığı, gruptaki varlığını Amerikalı bir komutan yardımcısı üzerinden sürdürecek.

2024 yazında Washington’da düzenlenen NATO Zirvesi’nde kurulan SAG-U’nun karargahı Almanya’nın Wiesbaden kentinde bulunuyor.

Gruba 2024 yılının ortasından bu yana liderlik eden Korgeneral Curtis Buzzard pazartesi günü görevinden ayrılıyor.

Buzzard’ın yerine geçecek olan Korgeneral Guillaume Beaurpere, ABD’nin gruptaki doğrudan rolünü kademeli olarak küçültme sürecini yönetecek.

NATO müttefikleri komuta devrini genel olarak destekledi ve Avrupa’nın rolünün artmasının mantıklı bir adım olduğunu kaydetti.

Ukraynalı yetkililer de bu kararın “ABD’deki siyasi dalgalanmalardan kaynaklanabilecek riskleri azalttığını ve Ukrayna’nın çıkarına olacak şekilde askeri lojistiği kolaylaştırdığını” savundu.

Buna karşın Politico’ya konuşan kaynaklar, NATO’nun karmaşık bürokratik yapısı nedeniyle cephe hattına yapılan sevkiyatların yavaşlamasından endişe duyulduğunu bildirdi.

Ukraynalı bir yetkili de müttefiklerden hiçbirinin “ABD’nin uydu istihbaratı, hedef gösterme ve ağır nakliye havacılığı alanındaki lojistik kabiliyetlerinin yerini dolduramayacağını” vurguladı.

Alınan karar, Beyaz Saray’ın Avrupa’daki askeri varlığını kademeli olarak azaltma ve NATO bünyesindeki liderlik makamlarını müttefiklere devretme politikasıyla örtüşüyor.

ABD, şubat ayında yaptığı açıklamayla Norfolk’taki Müttefik Müşterek Kuvvet Komutanlığının denetimini İngiltere’ye, Napoli’deki komutanlığı İtalya’ya, Hollanda’daki Brunssum Müşterek Kuvvet Komutanlığını ise Almanya ve Polonya’ya devredeceğini duyurmuştu.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Financial Times: İran, ABD karşısında inisiyatifi ele geçirdi

Yayınlanma

İngiliz Financial Times gazetesinde yer alan analizde İran’ın, ABD hedeflerine yönelik önleyici saldırılar düzenleyerek ve çatışmayı Mısır dahil yeni bölgelere yayarak savaştaki inisiyatifi ele geçirdiği belirtildi. Analistler, altı aydır süren gerilimin ardından Washington’ın artık Tahran’ın belirlediği tempoda savaşmak zorunda kaldığını vurguluyor.

ABD ile Donald Trump yönetimi altında altı aydır süren savaşın ardından İran sahada üstünlüğü ele geçirdi. Financial Times (FT) gazetesinin haberine göre göre Washington, giderek daha fazla oranda Tahran’ın dikte ettiği tempoda savaşmak zorunda kalıyor.

İran ve bölgedeki müttefikleri, Kızıldeniz’deki deniz taşımacılığını aksatarak, Suriye’ye darbeler indirerek ve Mısır’a insansız hava araçlarıyla saldırı düzenlediği şüphesiyle çatışma alanını genişletti.

Avrupa Dış İlişkiler Konseyi analisti Ellie Geranmayeh, Tahran’ın bu saldırıları Amerikalılara bir mesaj olarak kullandığını belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Bu savaşı ABD ve İsrail başlatmış olsa da, nasıl biteceğine karar veren taraf onlar olmayacak.”

Geranmayeh, İran’ın İsrail ve ABD ile tam ölçekli çatışmalara dönülmesini giderek daha kaçınılmaz gördüğünü söyledi.

Eski İsrail askeri istihbarat analisti Danny Citrinowicz de bu görüşe katılarak şunları kaydetti: “İran’da Amerikalılarla müzakerelerin faydasız olduğuna dair bir uzlaşı var. Teslim olmaya niyetleri yok ve kendilerine saldırılması halinde herkesin ödeyeceği bedeli gösteriyorlar.”

Johns Hopkins Üniversitesi’nden İran stratejik düşünce uzmanı Vali Nasr, Tahran’ın gerilimi tırmandırmadaki nihai amacının “Amerika’nın davranışlarını kontrol etmek ve ABD’yi seçeneklerini yeniden hesaplamaya zorlamak” olduğunu ekledi.

Nasr, “Bu bölgesel bir savaş olacak ve ABD’nin savaş alanlarını seçme lüksü bulunmayacak” dedi.

Eski üst düzey Pentagon görevlisi Dana Stroul da benzer bir düşünceyi dile getirerek, “İranlılar, bölgeyi ya boyun eğip ABD ile bağlarını koparmaya ya da Washington’a baskı yapmaya zorlamak amacıyla çatışmayı seçici bir şekilde büyütüyor” diye konuştu.

İran, savaşın devam etmesinin ABD ve tüm Ortadoğu için maliyetli olacağını vurgulamak amacıyla taarruza geçme kararı aldı.

Saldırılarını Kuveyt ve Bahreyn’e kadar genişleten İran, ABD’yi Basra Körfezi’ndeki savunmasız üslerden Ürdün, İsrail ve diğer ülkelere asker kaydırmaya mecbur bıraktı. Ürdün’de yüzlerce aktivist, Amerikan birliklerinin çekilmesini talep eden açık bir mektuba imza attı.

Analistler, Tahran’ın, rakiplerinin uzun bir mücadele için yeterli siyasi iradeye sahip olmadığını düşünerek uzun süreli bir savaşa oynadığına dikkat çekiyor. Ancak uzmanlara göre, ülkedeki ekonomik durumun kötüleşmesiyle birlikte Tahran’ın bu özgüveni zayıflayabilir.

Haziran ayında ABD, İran ve İsrail bir ateşkes memorandumu imzaladı ancak sadece birkaç hafta sonra çatışmalar yeniden başladı.

ABD Başkanı Donald Trump, 1 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, anlaşmanın ana parametreleri üzerinde uzlaşmaya varılması ve diğer Ortadoğu ülkelerinin talebi üzerine İran’a yönelik yeni saldırılardan kaçınma kararı aldığını duyurdu.

Trump, ABD ile İran arasındaki barış anlaşmasının Hürmüz Boğazı ve nükleer programı kapsayacağını ifade etti. Daha önce CBS News kanalı, ABD ve İsrail’in İran’ın enerji altyapısına yönelik geniş çaplı saldırılar planladığını bildirmişti.

Axios’un kaynakları da bu bilgiyi doğrulayarak, bu saldırılarda haftalar sonra ilk kez İsrail ordusunun görev alabileceğini detaylandırdı.

Ayrıca The Wall Street Journal gazetesi de daha önce Trump’ın devasa bir saldırı hazırlanması yönünde emir verdiğini yazmıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

UEFA, FIFA’nın özelleştirilmesi halinde Dünya Kupası’nı boykot edecek

Yayınlanma

Avrupa futbolunun yönetim organı olan UEFA, FIFA’nın ticari faaliyetlerinin bir kısmını özelleştirmeye yönelik öneriyi kabul etmesi halinde, oybirliğiyle Dünya Kupası’nı boykot etme kararı aldı.

FIFA salı günü, ticari faaliyetlerini özel bir kuruluşa devretmeyi öngören bir öneri yayınladı.

Bu öneride, ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’ın kardeşi Josh Kushner’ın CEO’su olduğu Thrive Capital’in baş yatırımcı olarak adı geçti.

UEFA, yaptığı açıklamada, “Dünya Kupası bir yatırım ürünü olarak değerlendirilemez. Hiçbir kısmı asla özel yatırımcılara devredilmemelidir. Dünya Kupası satılık değildir,” demişti.

Teklifin kabul edilmesi için FIFA’nın 211 üye federasyonunun çoğunluğunun desteği gerekiyor.

Fakat teklif Avrupa genelinde yoğun eleştirilere maruz kaldı. UEFA, yalnızca 55 üye federasyondan oluşuyor.

Açıklamada, “FIFA Dünya Kupası futbola aittir. Her zaman da öyle kalacaktır. Avrupa’nın söz hakkı olduğu sürece, Dünya Kupası asla satılık olmayacaktır,” denildi.

Avrupa Birliği Spor Komiseri Glenn Micallef, X’te yaptığı açıklamada, “UEFA’nın bu açıklamasını memnuniyetle karşılıyorum ve tutumunu tam olarak destekliyorum,” dedi ve “Avrupa futbol federasyonlarının yönetişim konusunda öncülük etmesinden gurur duyduğunu” ekledi.

Çarşamba günü komisyon üyesi, “rekabet hukuku hususları” gerekçesiyle FIFA’nın önerisini soruşturma tehdidinde bulunmuştu.

Kadınlar U-20 Dünya Kupası eylül ayında düzenlenecek ve FIFA planlarından vazgeçmezse, bu turnuva Avrupa futbol federasyonlarının boykotu sonuna kadar sürdürme kararlılığının ilk sınavı olabilir.

Kadınlar ve erkekler U-17 Dünya Kupaları da 2026’nın ilerleyen aylarında düzenlenecek.

En son 2023’te İspanya’nın kazandığı tam kadro Kadınlar Dünya Kupası ise 2027’de Brezilya’da gerçekleştirilecek.

POLITICO Çarşamba günü yayınladığı haberde, Avrupa futbolunun yönetim organındaki bir dizi üst düzey yetkilinin, mevcut görev süresi gelecek yıl sona erecek olan FIFA Başkanı Gianni Infantino’ya karşı Katarlı Nasır el-Halifi’yi aday çıkarmayı planladığını bildirmişti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English