Bizi Takip Edin

Asya

Çin’in diplomatik cazibe atağı

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump’ın gümrük vergisi politikası, Pekin’e “cazibe atağı” için alan açarak diplomatik girişimlerini artırmasını sağladı.

Çin geçen hafta Avrupa Parlamentosu’nun bazı üyelerine yönelik Sincan bölgesiyle ilgili iddiaları sebebiyle uyguladığı yaptırımları tek taraflı olarak kaldırdı, ancak asıl niyetinin ticari işbirliği olduğunu vurguladı.

Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Guo Jiakun, “Çok taraflı ticaret sistemini korumak ve ticaretin serbestleşmesini teşvik etmek için göstereceğimiz ortak çaba … dünya ekonomisine çok ihtiyaç duyulan istikrarı ve kesinliği getirecektir” dedi.

Pekin’in Avrupa Birliği ile yakınlaşma girişimi, ABD Başkanı Donald Trump’ın 2 Nisan’da “kurtuluş günü” gümrük vergilerini açıklamasından bu yana Çin’in başlattığı “küresel diplomatik cazibe” atağının bir parçası olarak görülüyor.

Başkan Xi Jinping geçtiğimiz ay içinde önemli bölgesel ticaret ortakları Vietnam, Kamboçya ve Malezya’yı ziyaret etti. Bu hafta Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Zafer Günü kutlamaları için Moskova’da birkaç devlet başkanıyla daha görüşecek. Birkaç gün sonra Xi’nin Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva ve diğer bölge liderlerini Çin-Latin Amerika ve Karayip Devletleri Topluluğu bakanlar toplantısı sırasında Pekin’de kabul etmesi bekleniyor.

Diplomatik kampanya, Trump’ın son ticaret savaşının Çin için kritik bir an olduğunun altını çiziyor. Çin dünyanın toplam üretim kapasitesinin yaklaşık üçte birini oluştururken, küresel pazarları kendi mallarına açık tutmak hem Çin hem de diğer ülkeler için hayati bir ekonomik önem taşıyor.

ABD’nin yoksul ekonomileri bile cezalandırıcı “karşılıklı” gümrük vergileri uygulamakla tehdit ettiği bir ortamda, pek çok dünya lideri çok taraflı ticaret sistemini canlı tutmak için çırpınıyor.

Asia Society Policy Institute’un Çin Analiz Merkezi’nde çalışan Neil Thomas, “Çin, ABD’nin dış politikasında gelinen noktayı dost kazanmak ve dünyanın dört bir yanındaki insanları etkilemek için altın bir fırsat olarak görüyor” dedi.

Financial Times’a konuşan Thomas, “Pekin, Washington bu gündemi reddettiği için kendisini ekonomik küreselleşmenin yeni şampiyonu olarak konumlandırıyor” diye ekledi.

Çin’den Japonya, Güney Kore ve ASEAN ile işbirliğini derinleştirme çağrısı

Ancak Pekin’in küresel desteği toplarken karşılaştığı temel zorluk, ABD dışındaki ülkelerle olan ticari ilişkilerinin sorunlu olması.

Geçen yıl yaklaşık 1 trilyon dolarlık rekor bir ticaret fazlası veren Çin, bir dizi sektörde öylesine ezici bir üstünlük kurdu ki, ticaret ortaklarının çoğu, Çin malları tarafından kuşatılmaktan endişe ediyordu.

Çin’in AB’ye ihracatı son on yılda değer olarak iki kattan fazla arttı ve bu da Çin’in blokla rekor düzeyde fazla vermesine neden oldu. Geçen yıl aradaki fark 304.5 milyar Avro idi. Avrupa Komisyonu, Çin’in elektrikli araçlarına yönelik gümrük vergilerinin yanı sıra çelik silindirlerden dekoratif kağıtlara kadar çeşitli Çin ürünlerine yönelik çok sayıda ticari savunma soruşturmasıyla karşılık verdi.

Ancak Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, “kurtuluş günü ”nün ardından Çin Başbakanı Li Qiang ile yaptığı telefon görüşmesinde ticari ilişkilerde bir çözülme sinyali verdi. İkili, ABD gümrük tarifeleri karşısında küresel ekonomiye “istikrar ve öngörülebilirlik” sağlamak için “müzakere edilmiş bir çözüm” çağrısında bulundu. Von der Leyen ve Avrupa Konseyi Başkanı António Costa şimdi Xi ile görüşmek üzere temmuz ayında Pekin’e gitmeyi planlıyor.

Von der Leyen: Bildiğimiz Batı artık yok, yeni bir dünya düzeni geliyor

Trump’ın ticaret savaşının son aşamasını başlatmasından bu yana Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Nijerya’dan İsviçre’ye, Japonya’dan Özbekistan’a kadar dünyanın hemen her köşesinden çok sayıda dışişleri bakanı ve devlet başkanıyla bir araya geldi.

Washington’un Çin’i küresel piyasalarda izole etme çabalarına karşı destek toplamak için her fırsatı değerledirdi.

Nijerya Dışişleri Bakanı Yusuf Tuggar’a 29 Nisan’da Rio de Janeiro’da, gelişmekte olan ülkelerden oluşan Brics grubunun bir toplantısında “Çin, korumacılığı reddetmek, hegemonya ve zorbalığa karşı çıkmak için Nijerya dahil Afrika ülkeleriyle birlikte çalışmaya isteklidir” dedi.

Wang’ın son gezileri, Çin’in 2023’ten bu yana pandemi sırasında zarar gören ticari ortaklarıyla ilişkilerini canlandırma çabalarına dayanıyor. Bunlar, Çin’in bazı ihracatları engellediği Avustralya’dan, 2020’de iki ülkenin Himalaya sınırındaki askeri çatışmaların ardından Çin yatırımlarını durduran Hindistan’a kadar uzanıyor. Pekin ayrıca Washington’un kuzeydoğu Asya’daki yakın müttefikleri Japonya ve Güney Kore ile üçlü toplantılara yeniden başladı.

Stimson Center Çin Programı Direktörü Yun Sun, bu çabaların Trump’ın geçen ay sadece Çin’e değil dünyanın geri kalanına da ezici “karşılıklı” gümrük vergileri ilan etme kararıyla desteklendiğini söylüyor.

Çin gümrük vergileriyle en çok hedef alınan ülke olurken, Trump ABD’nin bazı yakın müttefikleri de dahil olmak üzere diğer ülkelere de yüksek vergiler uyguladı ve nihayetinde müzakereler için 90 gün süreyle bunları durdurdu.

FT’ye konuşan Sun, “Onlar [Pekin] zihinsel olarak kendilerini ABD-Çin ilişkileri açısından pek çok fırtınaya hazırlıyorlardı, ancak ABD’nin bunu dünyanın geri kalanından çıkaracağını beklediklerini sanmıyorum” dedi.

Sun’a göre Pekin, Çin’i “dünyadaki daha istikrarlı güç” olarak sunarak, vergi savaşından etkilenen ülkeleri “yanına çekmeye” çalışıyor.

Pekin’in ilk önceliği ise Güneydoğu Asya’daki yakın komşularının desteğini sağlamak oldu. Analistlere göre Xi’nin Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) üyesi Vietnam, Malezya ve Kamboçya’yı kapsayan turu, Çin’in en büyük ticaret ortağı olan bu blokla ticari bağları güçlendirmeyi amaçlıyordu. Bu ülkelerin birçoğu aynı zamanda ABD’ye yapılan sevkiyatlarda gümrük vergisinden kaçınan Çinli üreticiler için yeniden ihracat merkezleri olarak da işlev görüyor.

Xi sıcak bir şekilde karşılandı. Ülkesi bu yıl ASEAN’a başkanlık eden Malezya Başbakanı Enver İbrahim, Xi ile ASEAN ve Çin arasında bir serbest ticaret anlaşmasının en son versiyonunun “erken” imzalanması için bastırma konusunda anlaştı.

Xi Jinping Vietnam, Malezya ve Kamboçya’ya gidiyor

Buna karşın Gavekal analisti Tom Miller’a göre Trump, Pekin ile ticari ilişkileri göz önünde bulundurulduğunda Güneydoğu Asya ülkelerini Çin mallarının aktarımını önemli ölçüde azaltmaya ikna etmekle uğraşacak.

Miller, Güneydoğu Asya ülkelerinin “ABD pazarına erişimlerini korumak için sıkı pazarlık yapacaklarını, ancak bunu yanı başlarındaki güçlü ejderhayı kızdırmak pahasına yapmayacaklarını” sözlerine ekledi.

Gelişmekte olan dünyanın geri kalanı için Çin, ABD’nin ticaret konusundaki lobi çabalarını dengelemek için derin ekonomik bağlarına güvenebilir.

Çin hükümeti 1 trilyon dolarlık devasa altyapı programı Kuşak ve Yol Girişimi aracılığıyla gelişmekte olan ülkelerde etkisini artırırken, Çinli şirketler de ABD’nin Çin’deki doğrudan üretime uyguladığı gümrük vergilerine karşı koymak için bu ülkelerde üretime büyük yatırımlar yapıyor.

Çin’in denizaşırı doğrudan yatırımları geçen yıl yüzde 10 artarak 162 milyar dolara yükseldi ve pandemi öncesi 2019’daki 117 milyar dolarlık seviyesinden keskin bir artış gösterdi.

Tsinghua Üniversitesi Ulusal Strateji Enstitüsü’nde kıdemli araştırma görevlisi olan Qian Feng, “Son yıllarda Çin, Kuşak ve Yol Girişimi aracılığıyla, aralarında küresel güneyin çoğunun da bulunduğu yaklaşık 150 ülkeyle işbirliği yaparak limanlara, demiryollarına ve altyapıya yatırım yaptı” dedi ve “Artık [Çin] ister Afrika’da ister Latin Amerika’da olsun, küresel güneyin en büyük ticaret ortağı” diye ekledi.

Çin bu büyüyen ticaret ve yatırım ilişkisini kendi jeopolitik öncelikleriyle örtüştürmeye çalışarak güvenlik, kalkınma ve başka bir ülkenin işlerine karışmamayı savunan uluslararası ilişkiler ilkelerini kapsayan bir dizi girişim de başlattı.

Çin uzun zamandır çok kutupluluğu savunuyor – akademisyenlere göre bu duruş şimdiye kadar çoğunlukla Pekin’in ABD hegemonyası olarak adlandırdığı şeyi kırmayı amaçlıyordu.

Ancak uzmanlara göre, Trump’ın ticaret savaşı Pekin’e, ABD’nin yerine mevcut küresel ticaret düzeninin koruyucusu rolünü üstlenerek nüfuzunu genişletme fırsatı vermiş olabilir.

Pekin Üniversitesi Ulusal Kalkınma Okulu Dekanı Huang Yiping, mart ayında Pekin’in önde gelen uluslararası konferanslarından biri olan Boao Asya Forumu’nda yaptığı konuşmada, mevcut durumun “iyi tarafının” BM, IMF, Dünya Bankası ve diğer kurumlar da dahil olmak üzere mevcut küresel ekonomik düzenin zaten yürürlükte olması olduğunu söyledi.

Huang, “ABD’nin etkisi azalıyor olsa da, geri kalanımız hala birlikte çalışmalı ve en azından bu düzeni sürdürmeliyiz” dedi.

Asya

Samsung, Kore tarihinin en büyük hissedar ödeme planını açıkladı

Yayınlanma

Elektronik, akıllı telefon ve yarı iletken üreticisi Samsung Electronics, 2026 yılında hissedarlarına 90 trilyon ile 110 trilyon won (65-80 milyar dolar) arasında ödeme yapmayı planladığını duyurdu. Bloomberg verilerine göre bu adım Kore şirketleri tarihindeki en yüksek ödeme hacmi olma niteliği taşırken, rakip SK Hynix’in hisse geri alımı sonrasında devreye alındı.

Elektronik, akıllı telefon ve yarı iletken üreticisi Samsung Electronics, 2026 yılında hissedarlarına 90 trilyon ile 110 trilyon won (65-80 milyar dolar) arasında kaynak aktarmayı planladığını bildirdi.

Bloomberg verilerine göre bu tutar, Kore şirketleri tarihindeki en yüksek ödeme hacmi olma özelliği taşıyor.

Samsung’un duyurduğu bu plan, dünya genelinde bugüne kadar açıklanan en büyük sermaye getirisi programları arasında da yer alıyor.

ABD tarihinde ise Apple, 2024 yılında 110 milyar dolarlık hisse geri alımını onaylamış ve bu işlem ülkenin en büyük hisse geri alımı olarak kayda geçmişti.

Samsung, serbest nakit akışının yaklaşık yarısını hissedarlara yönlendireceğini açıkladı. Şirket, bu tutarın yaklaşık 30 trilyon wonluk (yaklaşık 21,4 milyar dolar) kısmını üçüncü çeyrek temettüsü olarak ödeyecek.

Şirket ayrıca çalışan tazminatlarını karşılamak amacıyla yaklaşık 15 trilyon won (10,73 milyar dolar) tutarında hisse geri alımı gerçekleştirmeyi hedefliyor.

Buna karşılık Samsung, yaptığı açıklamada hedeflenen toplam tutarın kalan kısmının tam olarak nasıl ödeneceğini belirtmedi.

Şirket, kalan ödeme miktarının ve dağıtım şeklinin ocak ayındaki yönetim kurulu toplantısında kesinleştirileceğini kaydetti.

Samsung, rakibi SK Hynix gibi, yapay zeka alanındaki yükselişin etkisiyle rekor seviyeye ulaşan çip satışlarından elde edilen kârın bir bölümünü geri almak isteyen hissedarların baskısı altında.

SK Hynix, daha önce 40 trilyon won (28,5 trilyon dolar) tutarında kendi hisselerini geri alacağını duyurmuştu.

Financial Times’ın aktardığına göre, JPMorgan analistleri SK Hynix’in hissedarlarına en az 130 milyar dolar tutarında ek ödeme açıklamasını bekliyor.

Hissedarlara yönelik sermaye getirisi programını 2024 yılında başlatan Samsung, bu kapsamda yıllık 9,8 trilyon wonluk (7 milyar dolar) düzenli temettü ödemelerini korurken, 2024-2026 döneminde oluşacak serbest nakit akışının yüzde 50’sini hissedarlara aktarmayı taahhüt etmişti.

Samsung’un mart ayında yayımladığı kurumsal değer artırma planına göre şirket, 2024 ve 2025 yıllarında 20,9 trilyon won (14,9 milyar dolar) nakit temettü ödedi ve ardından iptal edilmek üzere hisse geri alımlarına 8,4 trilyon won (6 milyar dolar) harcadı.

Okumaya Devam Et

Asya

Kuzey Kore’de lüks tüketim ve inşaat patlaması yaşanıyor

Yayınlanma

Kuzey Kore’nin başkenti Pyongyang’da Rusya ile derinleşen ilişkilerin ve ekonomik büyümenin etkisiyle lüks tüketime talep arttı. Ülke genelinde inşaat hamlesi hız kazanırken mağazalarda Batılı lüks markalar ve kayıt dışı IKEA ürünleri satılıyor. Ancak Financial Times gazetesine konuşan analistler, gelir artışına rağmen yapısal sorunların ve gıda yetersizliğinin sürdüğüne dikkat çekiyor.

Financial Times’ın haberine göre Kuzey Kore, analistlerin öncelikle Rusya ile derinleşen işbirliğine bağladığı belirgin bir inşaat ve tüketim patlaması yaşıyor.

Başkent Pyongyang’da son yıllarda yeni yerleşim bölgeleri, mağazalar ve eğlence merkezleri kuruldu. Büyük mağazalarda Omega marka saatler ve Chanel kozmetik ürünleri dahil olmak üzere lüks markalar satılırken alışveriş merkezlerinden birinde resmi olmayan bir IKEA mağazası faaliyet gösteriyor.

Şehirde ayrıca taksi çağırma ve QR kodla ödeme yapma imkanı sunan yaklaşık 500 dolar değerinde akıllı telefonlar bulunuyor.

Pyongyang’da altyapı alanında da gelişmeler yaşanıyor. Taksi çağırma hizmetleri, yeni mağazalar ve QR kodlu ödeme sistemlerinin yanı sıra internet kafeler ile BMW marka araçların da satın alınabildiği otomobil galerileri açıldı.

Güney Kore merkezli Kore Bankası (Bank of Korea), 1965 yılından bu yana düzenli resmi ekonomik veri açıklamayan Kuzey Kore’nin reel gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYH) 2025 yılında yüzde 3,5 büyüdüğünü tahmin etti. Bu veriyle birlikte ülke ekonomisi üst üste üçüncü yılı da yüzde 3’ün üzerinde büyümeyle tamamladı.

Dış ticaret verileri de toparlanmaya işaret ediyor. Kore Bankası verilerine göre 2025 yılında ülkenin ithalatı yüzde 14 artışla 2,66 milyar dolara, ihracatı ise yüzde 30 yükselişle 470 milyon dolara ulaştı.

Stimson Center düşünce kuruluşunun verileri de ocak-mayıs döneminde Çin’e yapılan ihracatın yüzde 68 artarak 287 milyon dolara çıktığını gösterdi. Bu artıştaki temel payı volfram sevkiyatı oluşturdu.

Ülkenin bir diğer gelir kaynağı ise kripto para hırsızlıkları oldu. TRM Labs’in değerlendirmesine göre Kuzey Kore yönetimiyle bağlantılı korsanlar, 2026 yılının ilk yarısında 643 milyon dolarlık kripto para çaldı.

Buna karşın analistler, yaşanan ekonomik büyümenin Kuzey Kore ekonomisinde henüz köklü ve yapısal bir dönüşüm anlamına gelmediğini savunuyor.

Güney Kore Ulusal Güvenlik Stratejisi Enstitüsü’nün tahminlerine göre ülke, Rusya ile yürüttüğü işbirliği kapsamında Ağustos 2023 ile Aralık 2025 döneminde nakit para ve mal olarak 7,7 milyar dolar ile 14,4 milyar dolar arasında kaynak elde etti.

Ekonomik hareketlilik sürerken Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, ekonomi üzerindeki devlet denetimini artırıyor. Salgın sonrasında devlet dağıtım sistemini güçlendirmeyi hedefleyen yönetim, kayıt dışı piyasalar ile özel ticaret üzerindeki kontrolleri genişletti.

Wall Street Journal haziran ayı başında yayımladığı haberde, uluslararası yaptırımlara rağmen yönetici elit tabakanın zenginleşmesini “dünyanın en şaşırtıcı ekonomik başarı hikayesi” olarak nitelendirmişti.

Gazete, ekonomik büyümeyi Pyongyang’ın enerji ve malzeme ithalatını artırmasını ve yaptırımların bir kısmını aşmasını sağlayan Rusya ve Çin desteğiyle ilişkilendirmişti.

Kuzey Kore’nin 2006 yılındaki ilk nükleer denemesinin ardından Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından uygulamaya konulan ve sonrasında defalarca genişletilen yaptırımlar; finansal varlıkları, ülkeye takım tezgahı, mineral, çelik ve demir sevkiyatını ve bazı malların ihracatını kısıtlıyor.

Kuzey Kore, uygulanan yaptırımları paravan şirketler, dost ülkelerdeki aracılar, korsanlar ve kripto paralar vasıtasıyla aşmayı öğrendi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı 2023 yılında, yaptırımların farklı bir jeopolitik ortamda alındığını belirterek Moskova ve Pekin’in Kuzey Kore’ye yönelik yaptırımlardan vazgeçeceğini açıklamıştı.

Devlet Başkanı Vladimir Putin ise Rus tarafının Pyongyang ile askeri-teknik işbirliğine ilişkin yürürlükteki BM kısıtlamalarına uymayı sürdüreceğini ifade etmişti.

Bloomberg, 2025 yılındaki haberinde Kuzey Kore ekonomisinin 2024 yılında ağır sanayi, kimya sanayisi ve inşaat sektöründeki üretim artışının etkisiyle yüzde 3,7 büyüyerek 2016’dan bu yana en yüksek büyüme hızına ulaştığını bildirmişti.

Bununla birlikte Bloomberg, Kuzey Kore’nin yoksul bir ülke olmayı sürdürdüğünü vurgulamıştı. Ülkenin 2024 yılı gayrisafi milli geliri (GSMG) Güney Kore’nin yüzde 1,7’sine denk gelerek yaklaşık 33,3 milyar dolar, kişi başına düşen geliri ise Güney Kore seviyesinin yüzde 3,4’ü düzeyinde kalarak yaklaşık 1,24 bin dolar oldu.

Birleşmiş Milletler verilerine göre ise 26 milyonluk nüfusa sahip ülkenin yaklaşık yarısı yetersiz beslenme sorunu yaşıyor.

Okumaya Devam Et

Asya

Çin ve Endonezya savunma ilişkilerini derinleştirme konusunda anlaştı

Yayınlanma

Çin ve Endonezya, üst düzey görüşmelerde ikili savunma bağlarını derinleştirme konusunda anlaştı.

Çin ve Endonezya, cuma günü Cakarta’da gerçekleştirilen üst düzey görüşmelerde askeri, denizcilik ve teknoloji alanlarındaki işbirliğini derinleştirme konusunda anlaşmaya vardı. Bu gelişme, ABD’nin Asya’daki güvenlik taahhütlerine ilişkin belirsizliğin yeniden arttığı bir dönemde Pekin’in bölgedeki etkisinin arttığına işaret ediyor.

Endonezya Savunma Bakanı Sjafrie Sjamsoeddin, Çinli mevkidaşı Dong Jun ile yaptığı görüşmenin ardından, iki ülkenin askeri kabiliyetlerini güçlendirmek amacıyla personel değişimlerini ve savunma sanayii işbirliğini artıracağını söyledi. Saatler sonra Dışişleri Bakanı Sugiono ile Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Endonezya’nın önemli ihraç ürünleri için pazara erişimin genişletilmesi olanaklarını araştırma ve yapay zekâ, haberleşme uyduları, enerji ve mineraller alanındaki işbirliğini derinleştirme konusunda mutabık kaldı.

Wang, iki ülkenin balıkçılık alanındaki işbirliğini yeniden başlatacağını, Güney Çin Denizi’nde ortak kalkınmayı teşvik edeceğini ve bölgesel bir davranış kurallarına ilişkin müzakerelerin sonuçlandırılması için çalışacağını söyledi. Sugiono ise tarafların, sürdürülebilir finansman yöntemlerinden yararlanarak ve yolcu sayısını artırmaya yönelik çalışmalar yürüterek Cakarta-Bandung yüksek hızlı demiryolu projesini sürdürme konusunda da anlaştığını belirtti.

Görüşmeler, cuma günü ilerleyen saatlerde yapılması planlanan ikinci dışişleri ve savunma bakanları toplantısı, yani “2+2” diyaloğu öncesinde gerçekleşti. Bu temaslar, geçen yıl yaklaşık 155 milyar dolarlık ikili ticarete dayanan ilişkilere yeni bir stratejik boyut kazandırıyor. Aynı zamanda, Devlet Başkanı Prabowo Subianto’nun bölgede nüfuz için rekabet eden hem Pekin hem de Washington ile ilişkileri derinleştirme çabasını da ortaya koyuyor.

Endonezya ile ABD, nisan ayında askeri modernizasyon, eğitim, tatbikatlar ve operasyonel işbirliğini kapsayan “Büyük Savunma İşbirliği Ortaklığı”nı kurmuştu. Buna rağmen Asya’da birçok kişi, özellikle ABD Başkanı Donald Trump’ın Güney Kore ile yapılan tatbikatları ani bir kararla kısıtlamasının ardından Washington’ın bölgeye bağlılığını sorguluyor.

Endonezya’nın Çin ile yakınlaşması, Cakarta ile Pekin’in güvenlik ve denizcilik işbirliğini derinleştirme konusunda anlaştığı Nisan 2025’te Pekin’de gerçekleştirilen ilk 2+2 diyaloğunun da devamı niteliğinde. O görüşmelerde istihbarat paylaşımı, koordineli operasyonlar ve sahil güvenlik güçleri arasındaki bağların güçlendirilmesi de dahil olmak üzere çeşitli alanlarda anlaşmaya varılmıştı.

Dışişleri bakanları cuma günü ayrıca ilk Endonezya-Çin Kapsamlı Stratejik Diyaloğu’nu başlattı ve 2027-2031 dönemini kapsayacak beş yıllık bir eylem planına ilişkin görüşmeleri memnuniyetle karşıladı.

Çin, iki ülke arasındaki ortaklığın daha geniş bir stratejik rol üstlenmesini istiyor. Dong, ülkelerin Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) çerçeveleri üzerinden güvenlik işbirliğini derinleştirmesi ve Küresel Güney ülkeleri arasındaki savunma ilişkilerine örnek teşkil etmesi gerektiğini söyledi. Eş zamanlı çeviriye göre Dong ayrıca taraflara “dış güçlerin kötü niyetlerini” boşa çıkarma çağrısında bulundu.

Çin ve Endonezya Tayvan’ın doğusunda deniz tatbikatı gerçekleştirecek

Güvenlik alanındaki yakınlaşma, Güney Çin Denizi konusunda iki ülke arasında uzun süredir devam eden görüş ayrılıklarına rağmen ilerliyor. Prabowo ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping arasında 2024 yılında yayımlanan ortak bildiride “örtüşen hak iddialarının bulunduğu bölgelerde ortak kalkınma” ifadesine yer verilmesi, Cakarta’nın Pekin’in geniş kapsamlı deniz yetki alanı iddialarına yönelik muhalefetini yumuşattığı yönünde yorumlanmıştı.

Savunma ilişkileri, silah tedariki alanına da daha fazla yayılabilir. Endonezya, Çin yapımı Chengdu J-10 savaş uçaklarını satın almayı değerlendiriyor ancak henüz herhangi bir sözleşme sonuçlandırılmış değil.

Ekonomik işbirliği ise ilişkilerin merkezindeki yerini koruyor. Sugiono, iki ülkenin yerel para birimleriyle yapılan işlemleri ve finansal işbirliğini güçlendirme konusunda anlaştığını söyledi. Wang ise Endonezya’nın Çinli şirketler için adil, şeffaf ve elverişli bir iş ortamı sağlamayı taahhüt ettiğini belirtti.

Bununla birlikte şirketler düzeyinde bazı gerilimler de yaşanıyor. Çinli şirketler, Endonezya’nın nikel sektöründeki daha sıkı politikalarının maliyetleri artırdığından ve yatırımları tehdit ettiğinden şikâyet ederken, Çin Büyükelçiliği söz konusu politika değişikliklerinin mevcut ve planlanan yaklaşık 50 milyar dolarlık yatırımı riske atabileceği uyarısında bulundu.

Malezya, ABD destekli Filipin askeri üssü konusunda endişeli

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English