Asya
Çin’in yeni Dışişleri Bakanı dünyayı nasıl gördüklerini yazdı

Çin’in Washington Büyükelçiliği görevinden Çin Dışişleri Bakanlığı görevine getirilen Qin Gang, ABD Dışişleri Bakanı Blinken’a veda etti.
Called @SecBlinken to say goodbye. I appreciate several candid, in-depth and constructive meetings with him during my tenure. I look forward to continuing close working relations with him for a better China-US relationship.
— Qin Gang 秦刚 (@AmbQinGang) January 1, 2023
ABD’de büyükelçi olarak görev yaptığı süre boyunca Blinken ile samimi, derinlemesine ve yapıcı görüşmeler yaptığını hatırlatan Qin, Blinken’la yakın çalışma ilişkisini sürdürmeyi ve Çin-ABD ilişkilerinin iyileşmesini ve gelişmesini teşvik etmeyi sabırsızlıkla beklediğini ifade etti.
Blinken da mevkidaşı ile görüşme sırasında açık iletişim kanallarını ele aldıklarını söyledi. Bu arada Blinken’ın, Endonezya’da düzenlenen G20 zirvesinde Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile ABD Başkanı Joe Biden arasında varılan anlaşma doğrultusunda Ocak ya da Şubat ayında Çin’i ziyaret etmesi bekleniyor.
Spoke by phone this morning with incoming People's Republic of China Foreign Minister Qin Gang as he departs Washington for his new role. We discussed U.S.-PRC relationship and maintaining open lines of communication.
— Secretary Antony Blinken (@SecBlinken) January 1, 2023
Ekim ayında alınan kararla Çin Komünist Partisi (ÇKP) Politbüro üyeliğine getirilen 69 yaşındaki eski Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin ise Pekin’in dış politikasında daha da önemli bir rol oynaması bekleniyor.
Genç ancak tecrübeli bir diplomat
Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’e yakınlığı ile bilinen yeni Dışişleri Bakanı Qin Gang, genç (56) ancak tecrübeli bir diplomat olarak 1988’den bu yana Çin Dışişleri Bakanlığı’nda görev yapıyor. Qin’in yıldızı Xi Jinping’e birçok yurt dışı gezisinde eşlik etmesi ile yükselmişti. 2018’den beri Çin Dışişleri Bakanlığı’nda Avrupa ilişkilerinden sorumlu bakan olarak görev yapan Qin, 2021’de Çin’in Washington Büyükelçiliğine atanmıştı.
Qin’in atanması ABD-Çin ilişkilerinin gergin olduğu bir döneme denk gelmişti. Global Times ise, Qin’in ağır baskı koşulları altında iyi çalışma kabiliyeti olan bir diplomat olduğunu yazmıştı. Qin özellikle Batı medyasında, Çin’e karşı yürütülen ideolojik kampanyalara verdiği keskin ve sert tepkilerle tanınıyor.
‘Statükoyu tehdit eden biz değiliz’
26 Aralık’ta The National Interest dergisinde “Çin dünyayı nasıl görüyor” başlıklı bir makale kaleme alan Qin Gang, Çin’in mevcut uluslararası düzeni tehdit ettiğine yönelik tezlere şöyle yanıt verdi:
“Dünyaya ortak bir geleceğe sahip bir topluluk olarak bakmak, doğal olarak barışçıl kalkınma yoluna götürür. Çin’in gelişimi, bazılarının dediği gibi “statükoyu kırmaya hazır büyüyen bir güç” değil, barış için daha kuvvetli bir güç anlamına geliyor. Taiwan Boğazı’ndaki gerilim, Çin anakarasının statükoyu kırmasıyla değil, ‘Taiwan’ın bağımsızlığı’ yanlısı ayrılıkçılar ve ‘tek Çin’in statükosuna sürekli meydan okuyan dış güçler tarafından yaratıldı. Doğu Çin Denizi söz konusu olduğunda, on yıl önce Diaoyu Dao’yu ‘millileştirmeye’ teşebbüs eden, Çin ile Japonya arasındaki farklılıkları bir kenara bırakmaya dayalı ‘statüko’yu değiştiren Japonya’ydı. Güney Çin Denizi’nde statüko, bölge ülkelerinin bölge için anlamlı ve etkili kuralları birlikte danışarak yönetebilmeleridir. Çin ve Hindistan arasındaki sınır sorunlarına gelince, statüko, her iki tarafın da durumu hafifletmeye ve sınırları boyunca barışı ortaklaşa korumaya istekli olmasıdır.”
Qin, Batı’yı işaret ederek, eğer dünyayı “demokrasiye karşı otoriterlik” perspektifinden okurlarsa bunun büyük olasılıkla bir bölünme, çatışma ve rekabete yol açacağını; ancak insanların dünyayı “ortak geleceği paylaşan bir topluluk” olarak gördüğü takdirde samimiyet, işbirliği ve kazan-kazan ilkelerinin işler olacağı yorumunu yapıyor.
Qin yazısının sonunda ise, ABD ve Çin’in farklılıkları bir kenara bırakarak, karşılıklı saygı ve barış içinde bir arada yaşamaya odaklanması gerektiğini vurguluyor.
Asya
Çin Pasifik’e füze denemesi yaptı, bölge ülkelerini alarma geçirdi

Çin ordusunun pazartesi günü nükleer enerjili bir denizaltıdan Pasifik’e füze denemesi yaptığı duyuruldu. Deneme Japonya, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan eleştiri ve endişe açıklamalarına yol açtı.
Resmi Xinhua haber ajansının bildirdiğine göre, Çin Halk Kurtuluş Ordusu Donanması’na ait nükleer bir denizaltı, saat 12.01’de (04.01 GMT) Pasifik’teki uluslararası sulara doğru sahte savaş başlığı taşıyan bir füze fırlattı.
Ajans, füzenin “belirlenen sulara” düştüğünü belirtti ancak konuma ilişkin daha fazla ayrıntı vermedi.
Xinhua, fırlatmayı Çin’in yıllık askerî eğitim programının “rutin bir düzenlemesi” olarak tanımladı ve denemenin herhangi bir ülkeye ya da hedefe yönelik olmadığını bildirdi.
Avustralya Dışişleri Bakanı Penny Wong, Çin’in planlanan deneme hakkında Avustralya hükümetini bilgilendirdiğini söyledi ancak fırlatmayı bölge açısından “istikrar bozucu” olarak nitelendirdi.
Wong, Fiji’nin başkenti Suva’da düzenlediği basın toplantısında, denemenin “Çin’in hızlı askerî yığınak yaptığı, ancak bölgenin beklediği şeffaflık ve niyete ilişkin güvenceyi sunmadığı bir bağlamda” gerçekleştiğini savundu.
Füze denemesi, Avustralya ile Fiji’nin pazartesi günü büyük bir savunma ittifakı imzalamasından yalnızca saatler sonra geldi. Anlaşma, taraflardan birinin saldırıya uğraması halinde diğerinin yardıma gelmesini öngörüyor.
Pekin ile başını ABD ve Avustralya’nın çektiği Batılı güçler, stratejik konumdaki ada ülkelerinde nüfuz için yıllardır rekabet ediyor. Çin de Güney Pasifik genelinde ekonomik ve güvenlik alanındaki etkisini artırmaya çalışıyor.
Savunma paktı sorulduğunda Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning, Çin’in ilgili ülkelerden ada devletlerinin bağımsızlığına ve özerkliğine saygı göstermelerini, üçüncü tarafları hedef almaktan ya da onların çıkarlarına zarar vermekten kaçınmalarını umduğunu söyledi.
Deneme, bildirimden saatler sonra yapıldı
Yeni Zelanda Dışişleri Bakanı Winston Peters, ülkesinin denemeden derin endişe duyduğunu açıkladı.
Peters yaptığı yazılı açıklamada, “Bu tür faaliyetlere ilişkin uzun süredir devam eden kaygılarımıza rağmen Çin’in, bizi bilgilendirdikten sadece saatler sonra denemeyi gerçekleştirdiği görülüyor,” dedi.
“Yeni Zelanda bunu istenmeyen ve kaygı verici bir gelişme olarak görüyor. Bizim de diğer Pasifik ülkelerindeki komşularımız gibi Çin’in Güney Pasifik’i füze kabiliyeti için bir test sahası olarak kullanmasına ilgimiz yok,” ifadelerini kullandı.
Japonya hükümeti, füze fırlatması konusunda bilgilendirildiğini ve Çin’e bu kararı yeniden değerlendirme çağrısı yaptığını açıkladı.
Tokyo, “Çin ordusunun artan faaliyetleri konusunda ciddi endişemizi dile getirdik,” açıklamasında bulundu. Japon yetkililer ayrıca Çin makamlarının pazar günü Japonya Sahil Güvenliği’ni, Japonya’nın münhasır ekonomik bölgesine düşebilecek uzay enkazı konusunda bilgilendirdiğini belirtti.
Kyodo haber ajansı, pazartesi günü Japon hükümetinden bir kaynağa dayandırdığı haberinde, füzenin Japonya’nın münhasır ekonomik bölgesinin dışına düştüğünü bildirdi.
Japonya Kabine Başsekreteri Minoru Kihara, düzenlediği basın toplantısında, denemenin Japon hava araçlarına ya da gemilerine zarar verdiğine dair herhangi bir ihbar alınmadığını söyledi.
Bölgeden gelen eleştirilere yanıt veren Mao, fırlatmanın “baştan sona güvenli, standartlara uygun ve profesyonel bir şekilde” gerçekleştirildiğini söyledi.
Pekin’de düzenlediği basın toplantısında Mao, “İlgili ülkelerin meseleyi aşırı yorumlamamasını umuyoruz,” dedi.
Çin’in denize uzun menzilli füze fırlatması nadir görülen bir durum. Çin, kıtalararası balistik füze denemesini en son 2024’te yapmıştı; bu fırlatma ülkenin artan askerî kabiliyetlerini gözler önüne sermişti.
Son deneme, ABD ve müttefiklerinin bölgede Çin’e karşı askeri faaliyetlerini artırdığı bir dönemde gerçekleşti. Bu askeri tatbikatlara yanıt olarak Çin de, Rusya ile ortak tatbikatlar da dahil olmak üzere bölgedeki askeri faaliyetlerini artırıyor.
Asya
Çin bilimsel yayınların yurt dışına çıkışını sınırlamayı planlıyor

Financial Times gazetesinin kaynaklarına dayandırdığı haberine göre Pekin yönetimi, teknoloji sızıntısı endişeleri ve ulusal güvenlik gereksinimleri doğrultusunda Çinli bilim insanlarının yabancı yayın organlarında yer alan çalışmalarını azaltmaya yönelik önlemleri tartışıyor. Ülkede akademik üretkenliğin değerlendirilmesinde uluslararası yayınların rolünün azaltılması ve teşviklerin yerel dergilere kaydırılması planlanıyor.
Pekin yönetiminin, teknoloji sızıntısı endişeleri ve ulusal güvenlik denetimlerinin sıkılaştırılması gerekçesiyle Çinli akademisyenlerin yabancı bilimsel dergilerde yayımlanan makalelerini azaltmaya yönelik adımları tartıştığı bildiriliyor.
Financial Times gazetesinin konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre planlanan tedbirler, akademik kariyer değerlendirmelerinde uluslararası yayınların ağırlığının düşürülmesini içeriyor.
Bunun yerine teşviklerin yerel dergiler ile ulusal akademik değerlendirme sistemine kaydırılması üzerinde duruluyor.
Elde edilen verilere göre Çinli yazarlar, önde gelen uluslararası bilimsel dergileri kapsayan ve akademik üretkenlik ölçümünde temel alınan Science Citation Index (SCI) veri tabanındaki küresel yayınların 2024 yılında yaklaşık üçte birini sağladı. Çin’in bu alandaki payı yirmi yıl önce yüzde 5 seviyesinde yer alıyordu.
Quincy Enstitüsü Kıdemli Uzmanı Denis Simon gelişmeye ilişkin değerlendirmesinde, konunun artık Çin’in sadece bilgi biriktiren bir ülke olmasıyla sınırlı kalmadığına işaret etti.
Simon, sürecin Çin’in kendi bilgisini nasıl yönettiği, ulusal güvenliğini korurken aynı zamanda bilimsel prestijini ve başarılarını nasıl ileriye taşıdığı sorusuyla ilişkili olduğunu ifade etti.
Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Güvenliği Bakanlığı, haziran ayında yaptığı bir hatırlatmayla yurt dışındaki yayınların, konferans başvurularının ve ortak yürütülen araştırmaların yabancı yayın organlarında yer almadan önce mutlaka inceleme ve onay sürecinden geçmesi gerektiğini bildirmişti.
Bakanlık daha önce de “önemli teknik ayrıntıların” sızdırıldığı bir vakayı kamuoyuyla paylaşmıştı.
Habere göre Pekin, Ağustos 2023 döneminden bu yana yurt dışı yayınlar üzerindeki kontrolünü aşamalı olarak artırıyor ve çalışmaların Çin menşeli dergilerde yayımlanmasını teşvik ediyor.
ABD’den Çin’e araştırmacı geçişi sürüyor
CNN televizyonunun kendi hesaplamalarına dayandırdığı ve 2025 yılının sonbaharında yayımladığı verilere göre, daha önce ABD’de faaliyet gösteren en az 85 bilim insanı, 2024 yılının başından itibaren Çin’deki araştırma enstitülerinde tam zamanlı olarak çalışmaya başladı.
Bu geçişlerin yarıdan fazlasının 2025 yılı içinde gerçekleştiği kaydediliyor.
Çin’e dönen araştırmacılar arasında Princeton Üniversitesinden bir nükleer fizikçi, NASA bünyesinden bir mühendis, ABD Ulusal Sağlık Enstitülerinde görev yapmış bir nörolog ve yapay zeka alanında uzmanlaşmış ondan fazla bilim insanı bulunuyor.
Uzmanlar, yaşanan bu yönelimi ABD’nin bilim politikasındaki değişimlerin yanı sıra Çin’in araştırma ve geliştirme alanına yönelik artan yatırımlarıyla ilişkilendiriyor.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) verilerine göre Çin, 2023 yılında bilimsel araştırma ve geliştirme faaliyetlerine 780 milyar dolardan fazla kaynak ayırdı.
Asya
Tokyo’dan Rusya açılımı

Japonya federal hükümeti, Rusya’ya yönelik G7 yaptırımlarını desteklemeyi sürdürürken, ulusal çıkarları doğrultusunda Moskova ile ikili ilişkileri korumanın gerekli olduğunu açıkladı.
Japonya federal hükümeti, Rusya’ya yönelik uygulanan uluslararası yaptırımlara bağlı kalırken, ulusal çıkarlarını korumak adına Moskova ile ikili ilişkileri sürdürmeyi hedefliyor.
Japonya Kabine Başsekreteri Minoru Kihara, düzenlediği basın toplantısında Tokyo’nun Rusya politikasındaki bu hassas dengeye dikkat çekti. Kihara, konuya ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Rusya’ya yönelik adımlarımız bağlamında, yaptırımların uygulanması hususunda G7 dahil uluslararası toplumla işbirliği içindeyiz. Diğer yandan Rusya komşu bir ülkedir ve ikili ilişkilerin sürdürülmesi önem taşımaktadır. Ülkemizin ulusal çıkarlarına uygun olan esaslar çerçevesinde, dış politikamız doğrultusunda gereken adımları atmaya devam edeceğiz.”
Japonya, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik askeri operasyonunun başlamasının ardından uluslararası yaptırım kararlarına katılım sağlamıştı.
Moskova ise bu yaptırımlara, Tokyo’nun kısıtlamalarının “dostane olmayan niteliğini” gerekçe göstererek Güney Kuril Adaları’na ilişkin barış antlaşması müzakerelerini tek taraflı olarak sonlandırarak yanıt vermişti.
Görüşmelerin geleceğine dair Rusya cephesinden de ihtiyatlı açıklamalar geliyor. Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, Nisan 2025’te yaptığı açıklamada, Tokyo’nun mevcut tutumu sebebiyle Japonya ile müzakerelerin yürütülmesinin ve bir barış antlaşması imzalanmasının şu aşamada pek olası görünmediğini ifade etmişti.
Şirket varlıklarını koruma çabası
Diplomatik ilişkilerdeki tıkanıklığa rağmen iki ülke arasında teknik düzeydeki temaslar sürüyor. Japon hükümet yetkilileri, Mayıs 2026’da gerçekleştirdikleri Rusya ziyareti kapsamında Rusya Ekonomik Kalkınma Bakanlığı ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığı temsilcileriyle bir araya geldi.
Bu resmi ziyaretin amacının, Rusya’da faaliyet gösteren Japon şirketlerinin ticari varlıklarının korunması için Rus makamlarıyla koordinasyon sağlamak olduğu bildirildi.
Japonya’da yayımlanan Sankei Shimbun gazetesi, hükümet heyetinin Moskova’ya gerçekleştirdiği bu ziyaretin hazırlık aşamasında Japon kamuoyunda farklı tepkilere yol açtığını aktardı.
Yükselen eleştiriler üzerine Japonya Ekonomi Bakanlığı tarafından yayımlanan açıklamada, heyet gönderilmesinin Rusya’ya yönelik yaptırım politikasının esnetildiği anlamına gelmediği vurgulandı.
Bakanlık açıklamasında, “Ülkemiz, G7 ile koordinasyon halinde Rusya karşıtı yaptırımları uygulamaya devam etme kararlılığını sürdürmektedir; şu aşamada Rusya ile yeni bir işbirliği geliştirilmesi için uygun koşullar oluşmamıştır” denildi.
Avrupa2 hafta önceKuzey Akım sabotajında ‘porno filmi kılıfı’ iddiası
Rusya1 hafta önce“Planlarımızda Kiev rejimini kurtarmak yok”
Söyleşi1 hafta önce“Kapitalizmin özgürlükçü bir toplumsal düzene ihtiyacı yoktur”
Dünya Basını2 hafta önceVaroufakis: Avrupa Birliği liderleri kesik başlı tavuk gibi
Dünya Basını2 hafta önceProf. Diesen: ABD sadece zaman kazanıyor, İran’ı yok etme hedefi değişmedi
Dünya Basını2 hafta önceCSIS: Ankara Zirvesi ‘NATO 3.0’ın Sahadaki Yansıması
Dünya Basını2 hafta önce‘İran küresel ekonominin boğaz noktalarını silaha dönüştürdü’
Dünya Basını2 hafta önceFT: Müttefikleri ABD’den bağımsızlaşmaya çalışıyor








