Bizi Takip Edin

Amerika

Cumhuriyetçi senatörler arasında ‘son şans’ bütçesi kavgası

Yayınlanma

ABD’de Senato’daki Cumhuriyetçi senatörler, Başkan Trump’ın yasama ajandasını hayata geçirmek için “son şans” olarak nitelendirilen bütçe uzlaşma tasarısının kapsamı ve boyutu üzerinde görüş ayrılığı yaşıyor. Çoğunluk Lideri John Thune, tasarıyı sınır güvenliğiyle sınırlı tutmak isterken, Ted Cruz liderliğindeki muhafazakâr kanat ekonomik reformları da kapsayan daha geniş bir paket için baskı yapıyor.

ABD’de Senato’daki Cumhuriyetçi senatörler, bazı parti üyelerinin Demokratların Temsilciler Meclisi ve muhtemelen Senato kontrolünü geri almasından önce Başkan Donald Trump’ın yasama ajandasını uygulamaya koymak için “son şans” olduğunu ileri sürdüğü bütçe uzlaşma tasarısının boyutu ve kapsamı üzerine kendi aralarında bir mücadele yürütüyor.

Senato Çoğunluk Lideri John Thune, meslektaşlarına Demokratların engelini aşarak (filibuster) Senato’dan geçebilecek olan bütçe uzlaşma paketinin yalnızca Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) ile Sınır Devriyesi birimlerinin finansmanına odaklanmasını istediğini bildirdi.

Thune, 14 Şubat’tan bu yana kapalı olan İç Güvenlik Bakanlığı’nın yeniden açılmasının yolunu temizlemek amacıyla bütçe uzlaşma paketinin Senato ve Temsilciler Meclisi’nden hızla geçebilmesi için “dar kapsamlı” tutulmasını amaçlıyor.

Cumhuriyetçi danışmanlar, paketin önümüzdeki üç buçuk yıl boyunca ICE ve Sınır Devriyesi’ne 65 milyar dolar ile 70 milyar dolar arasında fon sağlayacağını tahmin ediyor.

Ancak Thune’un tasarıya yönelik bu vizyonu, Teksas Senatörü Ted Cruz ve diğer Senato muhafazakârları tarafından sorgulanıyor.

Bu grup, savunma finansmanındaki artışları, sermaye kazançları vergisinin enflasyona göre ayarlanması önerisini ve ICE ile Sınır Devriyesi’nin önümüzdeki on yılını kapsayacak finansmanı içeren iddialı ve geniş kapsamlı bir uzlaşma tasarısını geçirmek istiyor.

Senatör Ted Cruz, bu hafta kapalı kapılar ardında düzenlenen bir öğle yemeği toplantısında Cumhuriyetçi senatörlere, Kasım ayındaki ara seçimlerde Demokratların Kongre’nin bir veya her iki kanadının kontrolünü ele geçirmesinden önce Trump’ın ajandasını uygulamak için bütçe uzlaşma sürecini “büyük oynamak” amacıyla kullanmaları uyarısında bulundu.

Cruz, kendi podcast programı “Verdict with Ted Cruz”da yaptığı açıklamada, “Büyük oynayıp zaferler mi kazanacağız, kampanya yapıp Kasım’da seçim kazandıracak ekonomik zaferler mi elde edeceğiz? Yoksa küçük mü oynayacağız?” ifadelerini kullandı.

Çok daha kapsamlı bir uzlaşma tasarısı hazırlamaları gerektiğini belirten Cruz, meslektaşlarına şu argümanı sunduğunu aktardı:

“Bu, Cumhuriyetçi öncelikleri yasalaştırmak için sahip olduğumuz son anlamlı şanstır. Şu anda Kasım ayında en azından Temsilciler Meclisi’ni kaybetme ihtimalimiz, kazanma ihtimalimizden çok daha yüksek. Senato’yu da kaybedebiliriz.”

Cruz, 2018 yılındaki ara seçimlerde Temsilciler Meclisi’nin kontrolünü kaybetmeden önce iddialı bir uzlaşma paketi yürütmeyerek yaptıkları hatayı tekrarlamamaları konusunda Cumhuriyetçi meslektaşlarını uyarıyor. Hatayı tekrarlamaktan korktuğunu belirten Cruz, “Niyetim, bu konuyu doğrudan Başkan Trump’a iletmektir” dedi.

Teksas Senatörü, Cumhuriyetçi liderlerin Demokratların engelini aşmak amacıyla bütçe sürecini kullanarak seçim öncesinde önemli ekonomik girişimleri geçirmesini talep ediyor.

Bunlar arasında, bir varlığın enflasyon kaynaklı değer artışını vergiden muaf tutacak olan sermaye kazançlarının enflasyona endekslenmesi önerisi de bulunuyor.

Cruz, bunun ekonomi üzerinde devasa bir teşvik etkisi yaratacağını ve seçmenler için konut fiyatları dahil olmak üzere geçim sıkıntısı konularında büyük bir etkisi olacağını vurguladı.

Cruz’un toplantıda dile getirdiği bu öneriler Çoğunluk Lideri Thune tarafından hızla reddedildi.

Toplantıya katılan bir Cumhuriyetçi senatör, “Thune bunu yapmak istemediği konusunda oldukça netti” bilgisini paylaştı. Thune, pazartesi günü gazetecilere yaptığı açıklamada uzlaşma paketini “çok ama çok dar kapsamlı” tutmak istediğini yineledi.

Buna rağmen bazı Cumhuriyetçi senatörler paketin kapsamının genişletilmesi için baskı yapmayı sürdürüyor. Bu talepler arasında savunma bütçesinin artırılması, hükümetin kapalı olduğu dönemlerde çalışan federal personele ödeme yapılması ve Planned Parenthood kuruluşuna yönelik federal ödemelerin durdurulması kararının (moratoryum) uzatılması yer alıyor.

Indiana Senatörü Jim Banks, elden gelen en fazla şeyi yapmak istediğini ve bunun için çeşitli değişiklik önergeleri fırsatlarının doğacağını belirtti.

İsmini vermek istemeyen bir başka Cumhuriyetçi senatör ise The Hill gazetesine yaptığı açıklamada, Pentagon bütçesinin artırılması ve sosyal harcamaların kesilmesinin de masada olması gerektiğini ifade ederek, “Savunma harcamaları, harcama kesintileri; sınır yok. Şu anda iç tartışmalarda konuşulanlar bunlar” dedi.

Wisconsin Senatörü Ron Johnson, hükümetin kapalı olduğu dönemlerde temel görevlerdeki federal çalışanlara ödeme yapılmasını zorunlu kılan “Kapanma Hakkaniyet Yasası”nın (Shutdown Fairness Act) öncülüğünü yapıyor.

Senatör Josh Hawley ise Planned Parenthood’a yapılan federal ödemelerin durdurulması yönündeki moratoryumun uzatılması için parti liderlerine baskı yapıyor.

4 Temmuz’da sona erecek olan bu moratoryuma değinen Hawley, “Temmuz ayından önce ele alınması gereken çok önemli bir konu, federal vergi mükelleflerinin parasının Planned Parenthood’a gitmesidir. Bunun uzlaşma tasarısına konulmasından yanayım. Küçük ama çok önemli bir hüküm. Eğer bunu yapmıyorlarsa, başka bir çözüm bulsalar iyi olur” dedi.

Bazı Cumhuriyetçiler ayrıca, “Amerika’ya Oy Verme Yardımı” (Help America Vote) hibelerini seçim reformlarına bağlayan ifadeler gibi “seçim dürüstlüğü hükümleri”nin de tasarıya eklenmesini istiyor.

Uzlaşma paketini farklı yasama öncelikleriyle doldurma çabası, paketi aşırı yüklemenin süreci geciktirebileceğinden veya engelleyebileceğinden endişe eden diğer Cumhuriyetçi senatörlerin tepkisiyle karşılaşıyor.

Senato Bütçe Komisyonu Başkanı Lindsey Graham tarafından hazırlanan dar kapsamlı paketin Başkan Trump tarafından halihazırda onaylandığına dikkat çeken Kuzey Karolina Senatörü Thom Tillis, “Başkan, Lindsey’in hazırladığı ve önerdiği şeyi onayladığını zaten söyledi. Başkanın desteklediğini bildiğimiz ve Cumhuriyetçilerin çoğunluğu tarafından desteklenecek bir şeyi neden daha zor hale getirmeye çalışıyoruz?” dedi.

Tillis, “Eğer gerçekten harika fikirleriniz varsa, Senatör Graham’ı başka bir uzlaşma aracı oluşturmaya ikna edin ve elimizdeki meseleyi hallettikten sonra bunu yapalım” diye ekledi.

Thune ve liderlik ekibi, bu yılın ilerleyen dönemlerinde İran’daki askeri çatışmanın finansmanı ve diğer öncelikler için başka bir uzlaşma paketi hazırlayabileceklerini meslektaşlarına iletti.

Ancak Cruz ve müttefikleri, ICE ve Sınır Devriyesi finansmanı gibi tüm Cumhuriyetçilerin evrensel desteğine sahip bir “çatı unsur” içermediği takdirde, partinin yılın ilerleyen dönemlerinde ikinci bir uzlaşma paketini geçirecek siyasi motivasyonu toplayabileceği konusunda şüphe duyuyor.

Cruz, “Liderliğin söylediği şeylerden biri ‘Hayır, hayır; bundan sonra başka bir uzlaşma daha yapacağız’ şeklinde. Ancak biliyor musunuz? Bir sonraki uzlaşma başarısız olacak. Çünkü ICE ve CBP finansmanı gibi bir dayanak noktası olmadan Senato’da 50, Meclis’te 218 oyu alamazsınız” ifadelerini kullanarak tasarıyı geçirmek için gereken çoğunluk sayılarına atıfta bulundu.

Amerika

Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

Yayınlanma

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.

ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.

ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.

Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.

Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.

Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.

Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.

Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.

Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.

Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.

Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.

Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.

Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.

Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.

Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.

Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.

Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.

Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.

Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.

Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

Yayınlanma

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.

Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.

Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.

NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.

Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.

Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.

Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.

NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”

Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.

Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.

ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.

ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.

Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.

Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Amerika

Pentagon’dan Boeing’e 20 milyar dolarlık yeni nesil savaş uçağı sözleşmesi

Yayınlanma

ABD Donanması, uçak gemisi filosunun yeni nesil muharip uçağı F/A-XX için Boeing ile 20 milyar doları aşan bir geliştirme sözleşmesi imzaladı. 2030’lu yıllarda envantere girmesi hedeflenen sistem, Super Hornet uçaklarının yerini alacak ve insansız hava araçlarıyla koordineli görev yapacak.

ABD Donanması, uçak gemisi filosunda görev yapacak altıncı nesil F/A-XX savaş uçağının kapsamlı geliştirme süreci için havacılık şirketi Boeing ile 20 milyar doları aşan bir sözleşme imzaladı.

29 Eylül’de duyurulan anlaşma uyarınca üretici firma, donanmanın gelecek nesil hava muharebe filosunu şekillendirecek.

Pentagon yetkilileri, geliştirilecek uçağın çekişmeli hava sahalarında üstünlük sağlama ve uçak gemisi görev gruplarının operasyon menzilini artırma hedefi taşıdığını bildirdi.

Pentagon’un tedarik ve idame işlerinden sorumlu müsteşarı Michael P. Duffey, askeri personelin caydırıcılık, güç gösterisi ve hava hakimiyeti için yüksek ateş gücüne sahip ağ bağlantılı sistemlerle donatılacağını belirtti.

Duffey, programı ABD’nin ulusal güvenliği ve hava muharebe kabiliyeti açısından vazgeçilmez bir yatırım olarak tanımladı.

Donanma Bakan Vekili Hung Cao ise işbirliğinden duyulan memnuniyeti dile getirerek hedeflerinin hava sahasındaki hakimiyeti sürdürmek olduğunu kaydetti.

Yeni Nesil Hava Üstünlüğü programı çerçevesinde imzalanan sözleşme; yer testleri, uçuşa elverişlilik denetimleri ile silah ve sistem entegrasyonunda kullanılacak birden fazla test platformunu kapsıyor.

F/A-XX modelinin 2030’lu yıllardan başlayarak hizmetteki F/A-18E/F Super Hornet ve EA-18G Growler filolarını desteklemesi, sonraki aşamada ise bu uçakların yerini alması öngörülüyor.

Uçak, mevcut F-35C filolarıyla ortak görev icra edecek; insanlı ve insansız hava araçlarının birlikte kullanıldığı müşterek harekâtlarda görev üstlenecek.

Bu anlaşma, Boeing’in üstlendiği ikinci altıncı nesil muharip uçak projesi oldu. ABD Hava Kuvvetleri, 2025 yılındaki F-47 projesi için de aynı üreticiyi tercih etmişti.

Şirket, ulusal güvenlik ve ihracat mevzuatı gerekçesiyle F/A-XX’in teknik verilerinin gizli tutulduğunu açıkladı.

Gelişmenin ardından şirketin New York borsasındaki hisseleri yaklaşık yüzde 2 değer kazandı.

Boeing, aynı süreçte İsrail ordusunun hava unsurlarına yönelik tedarik faaliyetlerini de sürdürüyor.

İsrail Savunma Bakanlığı, 3 Mayıs’ta Boeing yapımı F-15IA modellerinden oluşan ikinci bir filonun yanı sıra Lockheed Martin üretimi F-35’lerden oluşan dördüncü filonun alımına onay verdi.

Toplam 119 milyar dolarlık savunma planı kapsamında konuşan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, adımın hava sahasındaki operasyonel üstünlüğü pekiştireceğini ifade etti.

Ekim 2023’ten bu yana İsrail ordusu Gazze Şeridi, Lübnan, Suriye ve İran’da geniş kapsamlı hava saldırıları düzenliyor.

Gazze’de büyük bir yıkıma ve çoğunluğunu kadın ile çocukların oluşturduğu on binlerce sivilin ölümüne yol açan saldırılarda ABD menşeli savaş uçaklarının yanı sıra Boeing üretimi güdümlü mühimmatın okul binaları ve çadır kampları hedef alan operasyonlarda kullanıldığı kaydedildi.

Washington yönetimi, çatışma sürecinde İsrail’e aralarında F-15 uçakları ve hassas güdümlü bombaların da yer aldığı milyarlarca dolarlık askeri sevkiyat anlaşmalarını onaylamayı sürdürdü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English