Diplomasi
Cumhuriyetçiler bölündü: Trump’ın İran çıkışı parti içinde tartışma yarattı

ABD Başkanı Donald Trump, İran’da hükümet karşıtı protestocuların şiddet görmesi halinde askeri müdahalede bulunacaklarını belirterek “Silahlarımız dolu ve ateşe hazırız” mesajını paylaştı. Bu açıklama, Tahran’dan sert tepkiler alırken, Cumhuriyetçi Parti içinde “Önce Amerika” ideolojisine ters düştüğü gerekçesiyle derin görüş ayrılıklarına neden oldu.
ABD Başkanı Donald Trump, İran para biriminin değer kaybetmesiyle başlayan ve hükümet karşıtı gösterilere dönüşen olaylarda protestocuların hedef alınması durumunda Amerikan ordusunun devreye gireceğini duyurdu.
Trump, pazartesi günü sabaha karşı Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda, “Eğer İran, her zaman yaptığı gibi barışçıl protestocuları vurur ve şiddet kullanarak öldürürse, Amerika Birleşik Devletleri onların yardımına koşacaktır. Silahlarımız dolu ve ateşe hazırız” ifadelerini kullandı.
Cumhuriyetçiler arasında İran çatlağı büyüyor
Başkanın bu sert çıkışı, Cumhuriyetçi Parti içinde görüş ayrılıklarına yol açtı. Bazı isimler Trump’ın sert tonunu desteklerken, diğerleri bu yaklaşımın Trump’ın seçim kampanyasının merkezinde yer alan “Önce Amerika” ideolojisine aykırı olduğunu savundu.
Trump’ın parti içindeki önde gelen muhaliflerinden Kentucky Temsilcisi Thomas Massie, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, “Bu tehdit İran’daki ifade özgürlüğüyle ilgili değil; dolar, petrol ve İsrail ile ilgili” değerlendirmesinde bulundu.
Massie ayrıca, ABD’nin askeri müdahale tehdidini Amerikan kaynaklarının başka bir ülkenin iç işleri için israf edilmesi olarak niteledi ve olası saldırıların Kongre onayı gerektireceğini vurguladı.
Trump’a sadakatiyle bilinen ancak son dönemde eleştirel bir tutum takınan Georgia Temsilcisi Marjorie Taylor Greene ise Trump’ın İran’a asker gönderme tehditlerinin “2024’te karşı oy kullandıkları her şeyi temsil ettiğini” belirtti.
Trump’ın eski danışmanı ve MAGA hareketinin etkili isimlerinden Steve Bannon da ABD’nin “daha büyük ve uzun süreli bir karmaşaya” sürüklenmemesi konusunda uyardı. Bannon, War Room adlı podcast yayınında Trump’ın mesajını eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın geçmişteki tehditlerine benzeterek şunları söyledi:
“Bırakın bu işi Pers halkı halletsin. Bu meseleye müdahil olamazsınız. Siz ne kadar müdahil olursanız, Mollalar o kadar siper kazıp ‘Bunu yapan Büyük Şeytan’dır’ diyecekler ve baş edemeyeceğinizden daha büyük ve uzun bir karmaşayla karşı karşıya kalacaksınız.”
Trump’a tam destek mesajları
Parti içindeki itirazlara rağmen bazı Cumhuriyetçiler Trump’ın şahin politikasına destek verdi.
Arkansas Senatörü Tom Cotton, X hesabından yaptığı paylaşımda, “Başkan Trump’ın, 47 yıldır Amerikalıları öldürdükleri gibi kendi halkına da eziyet eden Ayetullahlara karşı sergilediği güçlü duruşu destekliyorum” ifadelerini kullandı.
Trump’ın eski Dışişleri Bakanı Mike Pompeo da Başkanın tehdidini memnuniyetle karşıladı. Pompeo, X paylaşımında “Başkan Trump’tan çok ihtiyaç duyulan ahlaki ve stratejik netlik. Amerika, İran halkının yanında ve onların özgürlük taleplerini destekliyor” dedi.
İran’dan karşı tehdit: Bölge istikrarsızlaşır
Üst düzey İranlı yetkililer, Trump’ın açıklamalarına Orta Doğu’daki Amerikan askerlerini ve varlıklarını hedef alma tehdidiyle yanıt verdi.
İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Ali Laricani, X üzerinden yaptığı açıklamada, “Trump, ABD’nin bu iç meseleye müdahalesinin tüm bölgeyi istikrarsızlaştıracağını ve Amerikan çıkarlarını yok edeceğini anlamalıdır” uyarısında bulundu.
Laricani ayrıca, “Amerikan halkı, bu macerayı başlatanın Trump olduğunu bilmeli ve askerlerinin güvenliğine dikkat etmelidir” dedi.
İran’dan Trump’ın müdahale tehdidine sert yanıt: ‘Uzanan el kesilir’
Netanyahu ile görüşme
Trump’ın tehditleri, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile pazartesi günü Florida’daki Mar-a-Lago malikanesinde gerçekleştirdiği görüşmenin hemen ardından geldi. Her iki lider de İran’ı balistik füze programına geri dönmemesi ve nükleer faaliyetleri yeniden başlatmaması konusunda kamuoyu önünde uyardı.
Protestolar bu görüşmeden bir gün önce başlamış olmasına rağmen, iki liderin halka açık açıklamalarında bu konuya değinilmemesi dikkat çekti.
Trump, Netanyahu ile birlikte yaptığı açıklamada, “Umarım yeniden bir yapılanma içine girmeye çalışmıyorlardır, çünkü eğer öylelerse, bu yapılanmayı çok hızlı bir şekilde yok etmekten başka çaremiz kalmayacak” dedi.
Pentagon, haziran ayında İsrail ile İran arasındaki 12 günlük savaşın bir parçası olarak İran nükleer tesislerine düzenlenen ABD saldırılarının, Tahran’ın nükleer silah kapasitesini en az iki yıl gerilettiğini açıklamıştı. Ancak Netanyahu, İran’ın yeniden yapılanmaya çalıştığı yönündeki uyarılarını artırdı.
Netanyahu, salı günü Fox News’a verdiği röportajda, “Üretime [balistik füzeler] geri dönüyorlar. Nükleer programa gelince, bunu yapmaya çalıştıklarını düşünüyorum” dedi. İsrail Başbakanı sözlerine şöyle devam etti:
“Çizgiyi geçmeye karar verdiklerinden emin değilim çünkü Başkan Trump’ın uyarılarını dikkate aldıklarını ve bir yıldan kısa bir süre önce bir şeyler yaşadıklarını düşünüyorum. Bunun neye mal olduğunu gördüler ve bir seçim yapmak zorundalar.”
Batı taraftarı muhaliflerden Trump’a destek
Batı taraftarı İran muhalefetinin önde gelen isimlerinden Mesih Alinejad, sosyal medyada yaptığı paylaşımda, Trump’ın açıklamalarının, ilk döneminde İranlı general Kasım Süleymani’yi hedef alma kararıyla benzerlik gösterdiğini belirtti. Yönetim o dönemde Süleymani’nin ABD güçlerine yönelik yakın bir saldırı planladığına dair istihbarat aldığını açıklamıştı.
Alinejad, İran’daki protestocuların Süleymani’nin heykelini yaktığını iddia eden bir videoyla birlikte paylaştığı mesajında, “Teröristlere karşı hedefe yönelik eylemleri açıkça ve defalarca destekledim. Cevap ne oldu? Karalamalar. ‘Savaş kışkırtıcısı’. Tekrar söyleyelim: Teröristleri ortadan kaldırmak hayat kurtarır” dedi.
İran’ın sürgündeki veliaht prensi Rıza Pehlevi de hükümetin devrilmesi durumunda devreye girip İran’a liderlik etme teklifini yineledi.
Babası, 1979 devrimiyle devrilen İran’ın son şahı olan Pehlevi, Trump’a hitaben yazdığı açık mesajda, “İran için istikrarlı bir geçiş planım ve bunu başarmak için halkımın desteği var. Hür dünyanın liderliğinizle, kalıcı bir barış mirası bırakabiliriz” ifadelerini kullandı.
Uzmanlar askeri müdahale ihtimalini sorguluyor
Öte yanan Amerika Ulusal Güvenliği Yahudi Enstitüsü (JINSA) Başkanı ve CEO’su Michael Makovsky, Başkanın göstericiler lehine “bir şeyler söylemesini” takdir etti ancak Trump’ın protestocular adına İran’ı vurma tehditlerinin çok inandırıcı olmadığını belirtti.
Makovsky, “İsrailliler rejimin çöktüğünü görmeyi çok ister, ABD de istemeli, politikamız bu olmalı… Ancak Trump’ın tweetinde yazdığı şekliyle değil; ABD güçlerinin burada nasıl bir rolü olacağını göremiyorum” değerlendirmesinde bulundu.
Makovsky, Trump’ın bunun yerine İran’ın petrol ihracatına yönelik yaptırımları uygulaması gerektiğini savundu. İran’ın petrol ihracatı, Trump’ın ilk döneminin sonunda günlük 400 bin varille tarihi düşük seviyeye gerilemişti.
Ancak bu rakamlar, ABD merkezli politika kuruluşu Nükleer İran’a Karşı Birlik’in analizine göre, Biden yönetimi sırasındaki diplomatik girişimler nedeniyle arttı ve Trump ikinci döneminde henüz anlamlı bir baskı uygulamadı. Kasım ayında İran günlük 2,2 milyon varil petrol ihraç etti.
Diplomasi
NATO yeni bir ‘Baltık Muharebesi’ne hazırlanıyor

The Telegraph, ABD ve NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir Rusya çatışmasına karşı lojistik hazırlıklarını yoğunlaştırdığını yazdı. Gazeteye göre BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD birlikleri hızlı üs konuşlandırma ve ikmal altyapısı kurma kabiliyetlerini test etti.
The Telegraph gazetesi, ABD ve diğer NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir çatışmaya yönelik lojistik hazırlıklar yürüttüğünü ve bölgenin Rusya ile yaşanabilecek yeni bir küresel karşılaşmanın merkezlerinden biri olarak değerlendirildiğini yazdı.
Gazetenin aktardığına göre, 4-19 Haziran tarihleri arasında düzenlenen BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD Deniz Kuvvetleri’nin mühendis birlikleri Seabees, Baltık kıyısında tekne rampaları ve çeşitli yapılar inşa ederek üslerin hızlı şekilde konuşlandırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirdi.
ABD’li Teğmen Cody Robertson, “Belirlenen bir bölgeye ulaşma, kamp kurma ve bu merkezi savaş gücümüzü yansıtabileceğimiz bir nokta olarak kullanma kabiliyetimizi test ediyoruz” dedi.
The Telegraph, 1942 yılında kurulan Seabees birliğinin, eski ABD Başkanı ve General Dwight Eisenhower’ın “Muharebeler, harekatlar ve hatta savaşlar öncelikle lojistik nedeniyle kazanıldı ya da kaybedildi” sözüyle özetlenen anlayış doğrultusunda faaliyet gösterdiğini belirtti.
Haberde, Baltık Denizi’nin sekiz NATO ülkesi ile Rusya tarafından çevrelendiği ve İsveç’e bağlı Gotland ile Danimarka’ya bağlı Bornholm gibi stratejik öneme sahip adalarla çevrili olduğu kaydedildi.
Gazeteye göre NATO, bu adaları olası bir saldırının püskürtülmesinde ve karşı harekatlar için ileri üs olarak kullanmayı planlıyor.
Baltık’ın doğu kıyısında ise Rusya Baltık Filosu’nun konuşlu bulunduğu Kaliningrad bölgesi yer alıyor.
The Telegraph, Finlandiya ve İsveç’in 2023 ve 2024 yıllarında NATO’ya katılmasının ardından bölgenin kolektif savunmasının daha da öncelikli hale geldiğini yazdı.
Robertson da gazeteye yaptığı açıklamada, “Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılması, buradaki koşulları iyi tanımamızı daha da önemli hale getiriyor” ifadelerini kullandı.
Bununla birlikte gazetenin aktardığına göre, Letonya Güvenlik Kurumu’nun (SAB) eski başkanı Janis Kazocins, Rusya ile NATO arasında tam ölçekli bir çatışma yaşanma ihtimaline kuşkuyla yaklaştı.
Kazocins, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının henüz sona ermediğine işaret etti ancak Baltık ülkelerinin enerji altyapısına yönelik olası sabotajlara karşı kırılgan olmaya devam ettiği uyarısında bulundu.
Baltık Denizi’nde Kasım 2024 ile Şubat 2026 arasında bir dizi denizaltı kablosu arızası ve hasarı meydana geldi. Finlandiya ile Almanya arasındaki C-Lion1 kablosu Kasım 2024, Aralık 2024 ve Şubat 2026’da olmak üzere üç kez koptu. EstLink 2 enerji kablosu Ocak ve Aralık 2025’te devre dışı kaldı.
Litvanya ile İsveç arasındaki BCS East-West Interlink Kasım 2024’te, Letonya ile İsveç arasındaki fiber optik kablo Ocak 2025’te ve Rusya’ya ait Baltika kablosu ise Şubat 2026’da zarar gördü. Avrupa’daki bazı yetkililer bu olaylarda Rusya’dan şüphelendiklerini açıklamıştı.
Rus yetkililer ise kablo kopmaları ve NATO ülkelerindeki diğer sabotaj eylemleriyle bağlantılı oldukları yönündeki tüm suçlamaları reddediyor. Kremlin, Rusya’nın başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmediğini belirtiyor.
Washington Post, 19 Ocak’ta yayımladığı haberinde ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin istihbarat servislerinin, Moskova’nın söz konusu olaylarla bağlantılı olmadığı yönündeki değerlendirmeye eğilim gösterdiğini yazmıştı.
Letonya Dışişleri Bakanı Bayba Braze de gazeteye yaptığı açıklamada, Baltık’taki tatbikatların ABD’nin müttefiklerine bağlılığını ortaya koyduğunu belirterek, “BALTOPS-26’nın ölçeği her şeyi anlatıyor. Güçlü transatlantik işbirliği NATO’nun kolektif savunmasının temelini oluşturuyor ve mevcut güvenlik ortamında her zamankinden daha önemli” dedi.
Daha önce The Economist de Baltık Denizi’nin Rusya ile NATO arasında yaşanabilecek olası bir karşılaşmanın kilit alanlarından biri haline geldiğini yazmış, denizaltı altyapısının kırılganlığına ve bunun korunmasının ittifak açısından yarattığı zorluklara dikkat çekmişti.
Politico ise İsveç’in Gotland Adası’nı güçlendirerek adayı bir savunma merkezine dönüştürmeye çalıştığını aktarmıştı.
Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu Başkanı Nikolay Patruşev, Baltık bölgesinde çok uluslu NATO grubunun ortaya çıkmasının ardından bölgede “karmaşık bir durum” oluştuğunu söylemişti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise birçok kez Rusya’nın NATO ile savaşmak için herhangi bir nedeni ya da çıkarı bulunmadığını ifade etti.
Putin, “Rusya’nın NATO’ya saldırmak istediğini uydurdular. Aklınızı mı kaçırdınız? Şu masa kadar bile akıllı değil misiniz?” sözlerini kullanmıştı.
Diplomasi
Hindistan, Rusya’dan petrol alımında rekor kırdı

Kpler verilerine göre Hindistan’ın Rusya’dan petrol ve kömür ithalatı, Ortadoğu’daki savaş ve sevkiyat aksaklıkları nedeniyle haziran ayında rekor seviyelere ulaştı. Rusya’dan yapılan günlük petrol sevkiyatının haziranda 2,55 milyon varile çıkması beklenirken, Moskova Avustralya’yı geride bırakarak Hindistan’ın ikinci en büyük kömür tedarikçisi konumuna yükseliyor.
Hindistan, İran’da yaşanan gerilim nedeniyle tedarik zincirinde meydana gelen aksamalar ve yükselen fiyatlar karşısında Rusya’dan petrol ve kömür ithalatını artırıyor.
Reuters haber ajansının uluslararası analiz şirketi Kpler verilerine dayandırdığı habere göre, Rusya’dan Hindistan’a yapılan sevkiyatlar haziran ayında rekor düzeylere ulaştı.
Kpler tahminlerine göre, Rusya’nın Hindistan’a petrol sevkiyatı haziran ayında günlük 2,55 milyon varille rekor düzeye yükselecek.
Bu miktar, mayıs ayındaki günlük 2,13 milyon varillik sevkiyatı ve Mayıs 2023’teki günlük 2,16 milyon varillik düzeyi geride bırakıyor.
Rusya’nın Hindistan’ın haziran ayındaki toplam ithalatı içindeki payı ise yüzde 50’nin hemen altında gerçekleşecek. Bu oran, Ortadoğu’daki çatışmanın başladığı 28 Şubat öncesindeki üç aylık dönemde ortalama yüzde 23 seviyesindeydi.
Hindistan’ın Rus petrolüne yönelmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasının ardından piyasadaki arzı artırmak amacıyla ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin alımlara yönelik yaptırımları geçici olarak kaldırmasını izledi.
Ancak yaptırımlardan muafiyet süresi 17 Haziran’da sona erdi ve ABD Hazine Bakanlığı tarafından uzatılmadı.
Reuters, bu durumun Rus petrolü alımlarında azalmaya yol açabileceğini, ancak sürecin gidişatının Hindistan rafinerilerinin ve yetkililerinin Ortadoğu ülkelerinden sevkiyatlara dönme konusundaki istekliliğine bağlı olacağını belirtiyor.
Kpler öngörülerine göre, Suudi Arabistan’dan yapılan ithalatın haziran ayında günlük 349 bin varil seviyesinde kalması bekleniyor. Bu miktar, savaş öncesindeki üç aylık dönemde günlük ortalama 832 bin varil düzeyindeydi.
İthalat artışı Rus kömüründe de gözleniyor. Haziran ayında tüm kalitelerde Rus kömürü ithalatının, mayıs ayındaki 3,27 milyon tona kıyasla 3,16 milyon ton olarak gerçekleşmesi bekleniyor.
Her iki ay da geçen yılın mayıs ayında kaydedilen 3,76 milyon tonluk zirvenin ardından sırasıyla tarihin en yüksek ikinci ve üçüncü değerleri olarak kayda geçecek.
Rusya’nın haziran ayında Avustralya’yı geride bırakarak, Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci kömür ithalatçısı olan Hindistan’a en çok kömür sağlayan ikinci ülke konumuna geleceği tahmin ediliyor.
Ajansın değerlendirmesine göre Rusya, Hindistan’ın temel kömür tedarikçisi olma rolünü korumaya devam edecek; ancak Rus petrolünün gelecekteki alımları, ABD’nin Moskova’ya yönelik yaptırım politikasını olası sıkılaştırma adımlarına bağlı olacak.
Yeni Delhi petrol sevkiyatının yaptırımlardan etkilenmeyeceğini açıkladı
Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, haziran ayı ortasında yaptığı açıklamada, ülkesinin 2022 yılından bu yana küresel fiyatları dizginlemek amacıyla ABD’nin talebi doğrultusunda Rus petrolü alımlarını artırdığını belirtmişti.
Jaishankar, Rus hammaddesine yönelik Amerikan kısıtlamalarını eleştirerek, bu önlemlere büyük ilkeler süsü verilmemesi çağrısında bulunmuştu.
Hindistan Petrol ve Doğalgaz Bakanlığı Temsilcisi Sujata Sharma da mayıs ayında yaptığı açıklamada, Rusya’dan sevkiyatların devam ettiğini ve ABD’nin yaptırım muafiyetlerine ilişkin kararlarından bağımsız olarak süreceğini kaydetmişti.
Hindistan rafinerileri, 2025 yılında ABD baskısı ve Hindistan mallarına yönelik yüzde 25’lik gümrük tarifesi tehdidi nedeniyle Rusya’dan yaptıkları ithalatı azaltarak Suudi Arabistan ve Irak’a yönelmişti.
Ancak Reuters’ın verilerine göre, Ortadoğu’daki savaşın ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın ardından Hindistan firmaları mart ayı başında Rus petrolü alımlarını yeniden artırdı.
Rusya’nın Yeni Delhi Büyükelçisi Denis Alipov nisan ayı sonunda yaptığı açıklamada, Hindistan’ın kabul etmeye hazır olduğu miktarda hammaddeyi tedarik etmeye hazır olduklarını duyurmuştu.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da daha sonra yaptığı açıklamada, Moskova’nın Hindistan’a enerji taşıyıcıları sevkiyatına ilişkin anlaşmalara bağlı kaldığını doğrulamıştı.
Diplomasi
Honduras uyuşturucu çeteleriyle mücadele için Ukrayna’dan İHA alacak

Honduras Devlet Başkanı Nasry Asfura, organize suçla mücadele ve sınır güvenliğini sağlamak amacıyla Ukrayna’dan insansız hava araçları satın almayı planladıklarını açıkladı. Geçen hafta Kiev’i ziyaret eden Asfura, Ukrayna’nın yüksek teknolojik ekipmanlarıyla uyuşturucu kaçakçılığına karşı destek sağlayabileceğini belirtti.
Honduras Devlet Başkanı Nasry Asfura, AFP’ye verdiği mülakatta, ülkesinin sınırlarını korumak ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele etmek amacıyla Ukrayna’dan insansız hava araçları satın almayı planladığını duyurdu.
Asfura, yüksek teknolojik ekipmanlar aracılığıyla organize suçla daha etkin mücadele etmeyi hedeflediklerini belirterek, “Sınırlarımızı korumak, sınırlarımızda etkin güvenliği sağlamak ve yüksek teknolojik ekipmanlarla organize suçla mücadele etmek için insansız hava araçlarından bahsediyoruz” ifadesini kullandı.
Honduras lideri, Ukrayna’nın sınırların daha da güçlendirilmesi ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele süreçlerinde ülkesine yardımcı olabileceğini kaydetti.
Geçen hafta Ukrayna’nın başkenti Kiev’e resmi bir ziyarette bulunan Asfura ile bir araya gelen Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Honduraslı mevkidaşına Ukrayna’nın bu alandaki deneyimlerinden yararlanmayı teklif etti.
Ukrayna lideri Zelenskiy, haziran ayında Baltık ülkeleri üzerindeki insansız hava aracı sorununa çözüm olarak “drone anlaşması” önerisinde bulunmuş ve Ukrayna’nın İHA koruması konusundaki uzman ekiplerini her an bu bölgeye göndermeye hazır olduğunu ifade etmişti.
Rusya Güvenlik Konseyi Sekreter Yardımcısı Aleksey Şevtsov ise ilkbahar aylarında yaptığı açıklamada, Ukrayna’ya ait insansız hava araçlarının Polonya ve Baltık ülkelerinin hava sahasından engelsiz şekilde geçtiğini ifade etmişti.
Uyuşturucu kartelleri Ukrayna’yı drone okulu olarak kullanıyor
Amerika6 gün öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Asya7 gün önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Dünya Basını2 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4










