Bizi Takip Edin

Ortadoğu

İran’dan Trump’ın müdahale tehdidine sert yanıt: ‘Uzanan el kesilir’

Yayınlanma

ABD Başkanı Trump’ın İran’daki protestolara “koruma” gerekçesiyle müdahale edebileceği yönündeki açıklamaları Tahran’da sert tepkiyle karşılandı. İranlı üst düzey yetkililer, ülkenin güvenliğinin kırmızı çizgileri olduğunu vurgulayarak, dışarıdan gelecek her türlü müdahalenin en ağır şekilde karşılık bulacağını belirtti.

İran, ABD ve İsrail’in ülkede devam eden protestolara “göstericileri koruma” iddiasıyla müdahale etme tehditlerine sert bir dille karşılık verdi.

Tahran yönetimi, ülkenin güvenliğini ve istikrarını hedef alacak her türlü saldırıya karşı uyarıda bulundu.

Laricani: Trump’ın müdahaleleri bölge güvenliğini sarsıyor

İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Ali Laricani, X platformundan yaptığı paylaşımda, Trump ve İsrailli yetkililerin açıklamalarıyla “perde arkasındaki niyetlerin” açığa çıktığını belirtti.

Protestocuların haklı talepleri ile yıkıcı unsurlar arasında ayrım yaptıklarını vurgulayan Laricani, “Trump şunu anlamalıdır ki; ABD’nin iç meselelere müdahalesi, tüm bölgenin istikrarını bozmak ve Amerikan çıkarlarını baltalamak anlamına gelir” diye konuştu.

Laricani, Amerikan halkına da seslenerek şu uyarıda bulundu:

“Amerikan halkı bilmeli ki bu macerayı başlatan Trump’tır; askerleri konusunda dikkatli olmalılar.”

Şemhani: Güvenlik bahanesiyle uzanan el kesilir

İran Devrim Lideri ve Cumhurbaşkanı Siyasi Danışmanı Ali Şemhani de X hesabından yaptığı açıklamada, İran halkının ABD’nin Irak, Afganistan ve Gazze’deki “kurtarma tecrübesini” yakından bildiğini ifade etti.

Şemhani, “İran’ın güvenliği bahanesiyle müdahale etmeye ve yaklaşmaya çalışan her el, hedefine ulaşmadan kesilecektir ve saldırgan pişman edilecektir” uyarısında bulundu.

İranlı yetkili, “İran’ın ulusal güvenliği kırmızı çizgidir ve pervasız tweetlerin malzemesi değildir” diye konuştu.

Bekai: Amerika’nın sicili niyetini ortaya koyuyor

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekai ise ABD’nin İran halkına duyduğu sözde “sempatinin” derinliğini anlamak için Amerikalı siyasetçilerin geçmişteki icraatlarına bakmanın yeterli olacağını belirtti.

Bekai, X platformundaki paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

“Muhammed Musaddık liderliğindeki seçilmiş hükümete darbe düzenlemekten, isyancıları finanse edip silahlandırmaya; 1988 yılında İran yolcu uçağını düşürüp Basra Körfezi üzerinde masum kadın ve çocukları öldürmekten, sekiz yıllık savaşta Saddam’a tam destek vermeye; İranlıların katledilmesinde İsrail rejimiyle işbirliği yapmaktan, 2025 yılında İran’ın altyapısına saldırılmasına ve insanlık tarihinin en ağır yaptırımlarına kadar uzanan bir sicil… Şimdi de İranlıları koruma bahanesiyle İran’a saldırma tehdidinde bulunuyorlar.”

Bu yaklaşımın uluslararası hukukun en temel ilkelerinin “açık bir ihlali” olduğunu vurgulayan Bekai, “İranlılar sorunlarını kendi aralarında diyalog ve etkileşimle çözecek, dış müdahalenin hiçbir türüne izin vermeyecektir” dedi.

Muhbir: ABD halkımıza düşmanlık ediyor

Devrim Lideri Danışmanı Muhammed Muhbir de Trump’ın yeni bir şey söylemediğini belirterek, “Onlar 1953’ten beri İran’da kargaşa çıkarmaya çalışıyor” diye konuştu.

ABD’yi “suçlu” olarak nitelendiren Muhbir, Washington’ın zalim yaptırımlarla İran halkına karşı en üst düzeyde düşmanlık sergilediğini ifade etti. İran halkının geçim sıkıntısıyla ilgili gerçek protestolar ile diğer hareketleri ayırt ettiğini belirten Muhbir, halkın kritik anlarda her zaman bilinçli hareket ettiğini kanıtladığını vurguladı.

Azizi: Trump önce kendi ülkesindeki sorunları çözsün

ABD’nin tehditlerine bir tepki de İslami Şûra Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi’den geldi.

Azizi, “Eğer ABD kendi iç sorunlarını çözebilecek kapasitedeyse, İran’ın iç işlerine karışmadan önce kendi ülkesindeki evsizlik ve yoksulluk gibi ciddi sorunları halletsin” dedi.

Azizi, mevcut meselelerin İran’ın iç konusu olduğunu ve kendi çerçevesi içinde çözülmesi gerektiğini belirtti.

Trump ve İsrail’den müdahale tehdidi

ABD Başkanı Donald Trump, bugün yaptığı açıklamada İran’daki olaylara müdahale tehdidinde bulunarak, amacın “protestocuları korumak” olduğunu iddia etmişti.

Trump, “Eğer İran barışçıl göstericilere ateş açar ve onları öldürürse, ABD onları kurtarmak için müdahale edecektir” ifadelerini kullanmıştı.

Truth Social platformunda bir paylaşım yapan Trump, “Biz hazırız ve harekete geçmeye hazırız” demişti.

Bu açıklamanın ardından İsrail Evimiz Partisi lideri Avigdor Lieberman da Trump’ın sözlerine destek vererek, “Böyle bir durumda İsrail’in de bu adıma katılacağından eminim” diye konuştu.

Söz konusu tehditlerin, İran’da ekonomik durum nedeniyle başlayan protestoların ardından gelmesi dikkat çekti. ABD yönetimi ve İsrail’in, son savaştaki ve rejimi devirme konusundaki başarısızlıklarının ardından bu durumu kendi çıkarları için kullanmaya çalıştığı yorumları yapılıyor.

Trump’tan İran’a müdahale tehdidi: ‘Barışçıl göstericiler öldürülürse yardıma geliriz’

Batı ve İsrail kaynaklı medya manipülasyonu iddiası

Öte yandan Lübnan merkezli el-Meyadin televizyonu, Trump’ın paylaşımından önce protestoların boyutuyla ilgili büyük bir medya kampanyası yürütüldüğünü ve sahte haberlerin yayıldığını bildirdi.

Kanal, yapay zeka ile üretilen sahte bilgilerin ve geçmiş yıllara ait videoların dolaşıma sokulduğunu aktardı.

Batılı ve İsrailli kaynakların “öldürüldüğünü” iddia ettiği bazı İranlı göstericilerin hayatta olduğu ortaya çıktı.

Sosyal medyada öldüğü iddia edilen Rıza Niknam adlı vatandaş, yayınladığı videoda “Sağlığım yerinde, hakkımda çıkan haberlerin aslı yok. Medyada ve sosyal platformlarda yayılanlar gerçeği yansıtmıyor” ifadelerini kullandı.

Ayrıca İsrail Dışişleri Bakanlığının Farsça yayın yapan resmi sosyal medya hesabı “IsraelPersian”ın, İranlı göstericileri sokağa çıkmaya teşvik eden ve hükümete karşı kışkırtan paylaşımlar yaptığı belirtildi.

İran’ın birçok kenti geçtiğimiz günlerde zorlu ekonomik koşullar, hayat pahalılığı ve para biriminin dolar karşısında değer kaybetmesi nedeniyle gösterilere sahne oldu. Bazı gösterilerde şiddet olayları yaşandı.

Bu gelişmelerin gölgesinde İran Merkez Bankası Başkanı Muhammed Rıza Farzin pazartesi günü istifa etti ve yerine Abdunnasır Himmeti atandı.

İslam Devrimi’nden bu yana Batı’nın ambargolarına ve yaptırımlarına maruz kalan İran’da halk geçim sıkıntısı yaşıyor.

Buna rağmen İran hükümetleri, nükleer program, savunma sanayii ve gıda güvenliğinde kendi kendine yetme gibi alanlarda ilerleme kaydetmeye çalışıyor.

Fars ve Hemedan’da “müdahaleye hayır” yürüyüşleri

Öte yandan Cuma günü İran’ın Fars ve Hemedan vilayetlerinde, kamu güvenliğini tehdit edenlere karşı güvenlik güçlerinin kararlı adımlar atmasını talep eden kitlesel yürüyüşler düzenlendi.

Göstericiler, “barışçıl protestoları istismar ederek ülkede sabotaj eylemleri gerçekleştiren unsurları” kınadı. Şiddet ve vandalizmin her türlüsünü reddettiklerini belirten kalabalıklar, meşru taleplerin yasal ve barışçıl yollarla ifade edilmesi gerektiğine vurgu yaptı.

Gösterilerde ABD’nin İran’ın iç işlerine müdahalesini kınayan sloganlar atıldı.

Bunun yanı sıra İran televizyonu, bu sabah Luristan vilayeti Başsavcısı Said Şehvari’ye dayandırdığı haberinde, ülkenin batısındaki Azna ve Delfan kentlerinde “kamu güvenliğini bozan çok sayıda kişinin” tespit edilerek gözaltına alındığını duyurdu.

Yetkililer, bazı provokatörlerin barışçıl protestoları fırsat bilerek kamu binalarına, genel tesislere ve hatta askeri kurumlara saldırıp halk arasında korku ve kaos yaratmaya çalıştığını belirtti.

2025’ten 2026’ya İran: Güvenlik Öncelikli Devlet Aklı

Ortadoğu

ABD ve İsrail, ara seçimlerin ardından İran’ı vurmayı planlıyor

Yayınlanma

New York Times gazetesinin haberine göre ABD ve İsrail savunma bakanlıkları, İran’daki nükleer tesisleri, enerji altyapısını ve cephanelikleri hedef alan yeni bir askeri harekat planı hazırladı. Kongre ara seçimlerinin ardından başlatılması gündemde olan operasyon için ABD üç uçak gemisi dahil geniş bir askeri gücü bölgeye sevk ediyor.

ABD ve İsrail savunma bakanlıkları, İran’a yönelik yeni bir saldırı planı hazırladı. Planlanan harekatın ABD’de 3 Kasım’da yapılacak Kongre ara seçimlerinin ardından başlaması gündemde yer alıyor.

The New York Times gazetesinin kaynaklara dayandırdığı habere göre, hazırlıkları yapılan plan kısa süreli ancak yoğun bir operasyonu öngörüyor.

Askeri birimlerin tatbikatlarını artırdığı bu süreçte, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth olası saldırı senaryolarını İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile ele aldı.

Hedef listesinde İran’ın nükleer tesisleri, enerji altyapısı ile füze ve insansız hava aracı cephanelikleri var.

Gazeteye konuşan bazı yetkililer, yeni saldırı dalgasının İran ekonomisine ağır zarar verebileceğini ve Tahran yönetimini taviz vermeye zorlayabileceğini öne sürüyor.

Buna karşılık bazı kaynaklar, çatışmaların yeniden başlamasının şubat ile nisan ayları arasındaki önceki harekattan daha başarılı olacağından şüphe duyuyor.

Söz konusu önceki harekat, enerji fiyatlarının yükselmesine ve ABD’nin önleme füzeleri stoklarının tükenmesine yol açmıştı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın bu operasyonu onaylayıp onaylamayacağı henüz netlik kazanmadı.

Planların seyrinde İsrail’deki iç siyasi durumun da etkili olabileceği değerlendiriliyor; zira ülkede genel seçimler 27 Ekim’de yapılacak.

Gazeteye görüş veren bazı uzmanlar, Netanyahu’nun savaş tehdidini ulusal birlik hükümeti kurmak amacıyla kullanabileceğini savunurken, diğerleri muhalefetin başbakana yönelik güvensizliğine dikkat çekiyor.

Washington bölgesel yayılmadan çekiniyor

Washington yönetimi, çatışmaların bölge geneline yayılma ihtimalinden de endişe duyuyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, İran destekli Husilerin saldırıları nedeniyle Çarşamba günü Suudi Arabistan’daki zorunlu olmayan kamu personelinin ve ailelerinin ülkeden ayrılması talimatını verdi.

Üç uçak gemisi, savaş uçakları ve özel kuvvet birliklerini kapsayan ABD askeri gücünün kasım ayı başına kadar bölgeye tamamen konuşlandırılması planlanıyor.

Masadaki hedefler arasında “Pickaxe” adlı yer altı nükleer tesisi de yer alıyor. Trump bu tesise karşı “tüm bombaların anası” olarak bilinen yüksek tahrip gücüne sahip GBU-43/B bombasının kullanılabileceğini dile getirdi; ancak uzmanlar bu mühimmatın yerin derinliklerindeki kompleksi imha edebileceğinden şüphe ediyor.

Tahran yönetimi ise gerilimin olası tırmanışına karşı kendi hazırlıklarını yürütüyor ve hedef listesini genişletme tehdidinde bulunuyor. İran’ın olası karşı saldırılarında gemiler ve enerji altyapısının yanı sıra veri merkezleri ile deniz altı internet kablolarının da hedef alınabileceği belirtiliyor.

İranlı müzakerecinin danışmanı Mehdi Muhammedi, ABD’nin yeni harekatı 72 saat içinde bitirme hesabını “hayal” olarak nitelendirdi. Muhammedi, Tahran’ın vereceği yanıtın daha şiddetli ve beklenmedik olacağını kaydetti.

Financial Times ise daha önce İsrail’in 10 Ekim için planladığı İran operasyonunun, ABD Başkanı’nın Kongre ara seçimleri öncesinde geniş çaplı çatışmalara dönmek istememesi nedeniyle iptal edildiğini aktarmıştı.

Habere göre ordu, Netanyahu’nun talimatıyla nükleer tesislere, İran yönetimine, elektrik santrallerine ve sivil altyapıya yönelik çok günlük bir saldırı hazırlamıştı. Bu harekatın şubatta başlayan operasyondan daha yoğun olması tasarlanmıştı.

Washington yönetimi Tahran’dan Hürmüz Boğazı ve nükleer program konularında bir anlaşma koparmayı hedefliyor.

Financial Times‘a konuşan bir kaynak, “Ya bir anlaşma olacak ya da bir saldırı” diyerek önümüzdeki haftalarda operasyonun başlayabileceğini ifade etti.

Aynı gazeteye konuşan bir başka yetkili, İsrail’in hazırlıklarının müzakerelerde İran üzerinde baskı kurma amacı taşıyabileceğini dile getirdi.

Axios da Pentagon’un saldırıların yeniden başlatılması için hazırlık emri verdiğini, ancak belgede belirli bir tarihin yer almadığını ve Trump’ın nihai kararı henüz vermediğini bildirmişti.

ABD ve İsrail, İran’a karşı operasyonu 28 Şubat’ta başlatmıştı. İran bu hamleye bölgedeki ABD ve İsrail tesislerine saldırarak ve Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişlerini kısıtlayarak karşılık vermişti.

Taraflar haziran ayında ateşkesi ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın kaldırılmasına yönelik müzakereleri öngören bir mutabakat zaptı imzalamış, ancak ABD ile İran arasındaki karşılıklı saldırılar devam etmişti.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

İsrail’in İran bombardımanı Trump’ın Kongre seçimi hesabına takıldı

Yayınlanma

Financial Times gazetesinin haberine göre İsrail ordusunun 10 Ekim için hazırladığı çok günlük İran bombardımanı, ABD Başkanı Trump’ın 3 Kasım’daki Kongre ara seçimleri öncesinde çatışmayı büyütmek istememesi nedeniyle rafa kalktı. Güncellenen hedef listesinde nükleer tesislerin yanı sıra elektrik santralleri gibi sivil yapılar da yer aldı.

İsrail ordusunun 10 Ekim için planladığı kapsamlı İran operasyonu, ABD Başkanı Donald Trump’ın 3 Kasım’daki Kongre ara seçimleri öncesinde geniş çaplı savaştan kaçınma kararı nedeniyle gerçekleşmedi.

Financial Times gazetesinin konuya aşina kaynaklara dayandırdığı habere göre, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun talimatıyla günlerce sürecek bir bombardıman hazırlığı yapılmıştı.

Hedef listesinde nükleer tesisler ve İran liderliğine ait noktaların yanı sıra elektrik santralleri ile diğer sivil altyapı tesisleri de yer aldı.

Planlanan saldırıların yoğunluk bakımından ABD ve İsrail’in şubat ayında başlattığı ortak harekatı geride bırakması öngörülüyordu.

Beyaz Saray Sözcü Vekili Anna Kelly, gazeteye yaptığı açıklamada, “Birleşik Devletler ara seçimlerden önceki herhangi bir tarihte İran’a saldırmayacak” ifadesini kullandı.

Kelly, Tahran yönetiminin hem ekonomik hem de askeri açıdan zor durumda olduğunu, İran limanlarına uygulanan abluka ile ABD’nin Hürmüz Boğazı üzerinden petrol sevkiyatını güvenceye alma çabalarının sonuç verdiğini savundu.

Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, saldırıların önümüzdeki haftalarda yeniden başlama ihtimaline değinerek “Ya bir anlaşma olacak ya da saldırı” değerlendirmesinde bulundu.

Aynı kaynak, Washington’ın Hürmüz Boğazı ve nükleer program başlıklarında çatışmayı tamamen bitirecek bir uzlaşma hedeflediğini aktardı; iptal edilen operasyona ABD’nin doğrudan katılıp katılmayacağı ise netleşmedi.

Bir diğer kaynak ise operasyon hazırlığının müzakerelerde Tahran üzerinde baskı kurma aracı olarak kullanılmış olabileceğini, yeni bir askeri adımda nihai kararın ABD Başkanına ait olduğunu ifade etti.

Hegseth İsrail’de güncellenen hedef listesini görüştü

İsrailli bir yetkili, ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth’in 19 Ekim’de İsrail’i ziyaret ederek Netanyahu ve üst düzey temsilcilerle bir araya geldiğini aktardı.

Bir başka kaynak, İsrail tarafının yeni istihbarat verileriyle hazırladığı ve bu yıl daha önce vurulmamış sivil altyapı unsurlarını da içeren güncel hedef listesini Amerikalı muhataplarına sunduğunu belirtti.

Söz konusu temaslara ilişkin soruları Pentagon yanıtlamadı; Netanyahu’nun ofisi ve İsrail ordusu da açıklama yapmaktan kaçındı.

Operasyonun ertelenmesine rağmen Trump ve Netanyahu kamuoyu önünde İran’a yönelik askeri uyarılarda bulunmayı sürdürdü.

Netanyahu 19 Ekim’de yayımlanan videoda Trump’a hitaben “Donald, bu işi bitirmemiz gerektiğini söyledin ve bunu birlikte bitireceğiz” dedi; Trump ise hoparlör üzerinden “Sen büyük bir savaşçısın ve bunu çok yakında kanıtlayacağız” karşılığını verdi.

Liderlerin bu temasları iki ülkedeki kritik seçim süreçleriyle kesişiyor.

İsrail’de parlamento seçimleri ABD’deki oylamadan bir hafta önce, 27 Ekim’de düzenlenecek.

Ülkedeki kamuoyu yoklamalarının büyük kısmı muhalefet bloğunu Netanyahu koalisyonunun az farkla önünde gösterse de tarafların net bir çoğunluğu bulunmuyor.

ABD merkezli yayın organı Axios da Pentagon’un İran’a dönük saldırı hazırlıklarını tamamlama talimatı verdiğini, ancak direktifte belirli bir tarihin yer almadığını ve Trump’ın kesin kararını vermediğini aktarmıştı.

15 Ekim’de CNN kanalı, “tüm bombaların anası” olarak bilinen GBU-43/B tipi mühimmatın İran nükleer tesislerine karşı kullanım planını haberleştirdi; yayına konuşan Amerikalı yetkililer bombanın derindeki sığınakları imha kapasitesine şüpheyle yaklaştı.

Tahran yönetimi diplomatik çözüme açık olduğunu duyururken olası bir operasyona sert karşılık verileceğini bildirdi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, rakiplerinin askeri çatışmayı seçmesi halinde yanıtın “öncekinden çok daha sert” olacağını vurguladı.

ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı operasyona karşılık İran bölgedeki hedefleri vurmuş, Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişlerini sınırlandırmıştı.

Taraflar haziran ayında ateşkesi ve boğazdaki ablukanın kaldırılmasına dönük müzakereleri içeren bir mutabakata varsa da ABD ile İran arasındaki karşılıklı saldırılar kesilmedi.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Trump desteği yetmedi: Netanyahu muhalefet lideri Eisenkot’un gerisinde

Yayınlanma

İsrail’de 27 Ekim seçimleri öncesinde yayımlanan anketler, eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalefetin Başbakan Binyamin Netanyahu’nun önünde olduğunu gösteriyor. Ancak iki blok da 120 sandalyeli Knesset’te hükümet kurmak için şart olan 61 vekile ulaşamıyor.

İsrail’de 27 Ekim’de yapılması planlanan genel seçimler yaklaşırken eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalefet cephesi, kamuoyu yoklamalarında Başbakan Binyamin Netanyahu’nun önünde yer almayı sürdürüyor.

İsrail basınında 19 ve 20 Ekim tarihlerinde yayımlanan anket verileri, ABD Başkanı Donald Trump’ın açık desteğine rağmen iktidar koalisyonunun muhalefeti yakalayamadığını ortaya koyuyor.

Ancak mevcut oy dağılımı, iki kanadın da tek başına hükümet kurma çoğunluğuna erişemediğini belgeliyor.

Hiçbir blok hükümet kurmak için gereken 61 sandalyeye ulaşamıyor

Kanal 13 tarafından yapılan ankete göre sandık bugün kurulsa Eisenkot’un bloku 51, Netanyahu koalisyonu ise 50 sandalye kazanıyor.

Kanal 12 araştırması ise farkın biraz daha açıldığına işaret ediyor; bu yoklamada Eisenkot ittifakı 55, iktidar bloku 51 milletvekiline ulaşıyor. Toplam 120 sandalyeli İsrail parlamentosu Knesset’te hükümet kurabilmek için asgari 61 sandalye gerekiyor.

Siyasi aritmetiği kilitleyen temel etkenlerden biri, her iki kanadın da İsrail vatandaşı Filistinlilerin partileriyle koalisyon kurmayı reddetmesi oluyor. Bu yaklaşım, seçim sonrasında meclis çoğunluğunun sağlanmasının önündeki en somut engel olarak duruyor.

Kanal 12 verilerine göre genel seçmen katılımının yüzde 72 seviyesinde kalması bekleniyor. Sandığa gitme eğilimi muhalefet seçmeninde yüzde 81’e kadar tırmanırken Netanyahu destekçilerinde bu oran yüzde 74 olarak ölçülüyor.

Aynı yoklama, başbakanlık tercihlerinde Eisenkot’un Netanyahu karşısındaki puan farkını iki puan daha açtığını kayda geçiriyor.

Gantz’ın çekilmesiyle Yashar Partisi yükselişe geçti

Walla sitesinde yer alan anket ise Benny Gantz’ın Mavi Beyaz partisini yarıştan çekme kararının ardından dengelerin değiştiğini gösteriyor. Bu kararla birlikte Eisenkot’un Yashar Partisi sandalye sayısını 23’e çıkarırken Netanyahu’nun Likud Partisi bir kayıpla 19 sandalyeye indi.

Eisenkot’un partisi ve çatısı altında yer aldığı “Siyonist Muhalefet” bloku birkaç aydır yoklamaların zirvesinde kalmayı sürdürüyor.

Trump, daha önceki destek mesajında Netanyahu’yu “harika bir savaşçı başbakan ve barış için daha da büyük bir ortak” sözleriyle övmüştü. Kamuoyu yoklamaları, bu diplomatik ve siyasi desteğin İsrail seçmeninin tercihini iktidar lehine çevirmeye yetmediğini belgeliyor.

Genç seçmenler arasında Ben Gvir’in desteği yükseliyor

Netanyahu’nun ittifakı toplam güç bazında geride kalsa da koalisyon ortağı aşırı sağcı aktörlerin tabanlarını genişlettiği görülüyor. Özellikle genç seçmenler arasında İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir’in Yahudi Gücü Partisine ilginin arttığı ölçülüyor.

Kudüs’teki İbrani Üniversitesine bağlı Agam Labs tarafından yürütülen araştırmada konuşan 18 yaşındaki bir öğrenci tercihindeki değişimi, “Eskiden biraz deli olduğunu düşünüyordum ama sonra söylediklerine gerçekten baktım ve hepsi anlamlı geldi” sözleriyle aktardı.

Bir diğer İsrail vatandaşı ise Ben Gvir’in Batı Şeria’daki yerleşimcileri silahlandırma hamlesinin kendisine “nefes aldırdığını” ifade etti.

Ben Gvir, yerleşimcilerin Mescid-i Aksa’ya yönelik baskınlarına öncülük etmesi ve 7 Ekim 2023’ten bu yana on binlerce yerleşimciye askeri nitelikli tüfek dağıtmasıyla biliniyor.

Filistinlilere yönelik şiddeti tırmandırmakla eleştirilen Ben Gvir; Gazze’nin aç bırakılması, Lübnan’daki askeri harekatın sürmesi ve Beyrut’un bombalanması çağrıları yapıyor. Aşırı sağcı bakanın bu askeri yaklaşımları İsrail’deki birçok muhalefet partisinde de siyasi taban buluyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English