Amerika
Cumhuriyetçiler İran savaşı bütçesine mesafe koydu

Cumhuriyetçi senatörler, ABD Başkanı Trump’ın İran savaşı için Kongre’den talep etmesi beklenen on milyarlarca dolarlık ek bütçenin Senato’dan geçmesinin zor olacağı uyarısında bulundu. Bazı Cumhuriyetçiler, Trump yönetiminin savaşı sona erdirmeye yönelik açık plan ortaya koymadığını belirtirken, savaşın uzaması ve enerji fiyatlarındaki artışın seçmen tepkisini büyüttüğünü söyledi.
ABD’de Cumhuriyetçi senatörler, Başkan Donald Trump’ın İran savaşı için Kongre’den talep etmesi beklenen on milyarlarca dolarlık ek bütçenin Senato’dan geçmesinin zor olacağı uyarısında bulundu.
Senatörler, Trump yönetiminin çatışmayı sona erdirmeye yönelik net plan ortaya koymadığını ve savaşın uzamasına yönelik kaygıların arttığını belirtti.
Cumhuriyetçi senatörler, Trump’ın Kongre’den resmi savaş yetkisi istememesi ya da savaşı kısa süre içinde sona erdirmeye yönelik açık plan sunmaması halinde ilave finansmanın yeterli desteği bulamayabileceğini söyledi.
Senatörlere göre temel sorunlardan biri, İran’ın küresel petrol arzının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı üzerindeki etkisini sürdürmesi nedeniyle Trump’ın savaşı kolay biçimde sona erdirecek çıkış yolu bulamaması.
İsminin açıklanmaması koşuluyla The Hill gazetesine konuşan Cumhuriyetçi bir senatör, “Ek bütçenin ciddi sorun yaşayacağını düşünüyorum. Resmi bir ek bütçe talebi görmememizin nedenlerinden biri de bu olabilir. Bunun geçmesi çok zor olacak” dedi.
Senato’da çarşamba günü üç Cumhuriyetçi senatör, Trump’ın İran’a yönelik askeri faaliyetlerden ABD güçlerini çekmesini öngören ve Demokratlar tarafından hazırlanan 1973 tarihli Savaş Yetkileri Yasası kapsamındaki karar tasarısının ilerletilmesi yönünde oy kullandı. Senato’daki Cumhuriyetçi liderlik ise üyelerden tasarıya karşı oy vermelerini istemişti.
Daha önce Trump’a çatışmayı sona erdirme çağrısı yapan girişimlere karşı oy veren Alaska Senatörü Lisa Murkowski, tutum değiştirerek Maine Senatörü Susan Collins ve Kentucky Senatörü Rand Paul ile birlikte Trump’ın savaş yetkilerini sınırlandırmayı amaçlayan girişime destek verdi.
Murkowski yayımladığı açıklamada, “Kongre yetkisi olmadan sürdürülen çatışmalar için öngörülen 60 günlük süreyi artık geride bıraktık. Yönetim çatışmaların sona erdiğini söylüyor ancak abluka sürüyor ve ABD Silahlı Kuvvetleri mensuplarıyla varlıklarımız, müttefiklerimiz ve ortaklarımıza yönelik saldırılar devam ediyor. Yönetimin kendi tutumu, Kongre yetkisi olmadan askerlerimizi risk altında tutmanın gerekçesini ortadan kaldırıyor” ifadelerini kullandı.
Cumhuriyetçi senatörler, çatışmanın uzaması ve yakıt fiyatları üzerindeki etkisine yönelik kaygıların Senato’daki Cumhuriyetçi grup içinde, son oylamanın gösterdiğinden daha yaygın olduğunu söyledi.
İsmini vermeden konuşan başka bir Cumhuriyetçi senatör, “Sabır tükeniyor. Asıl mesele kamuoyu baskısı. Senatörler eyaletlerine her döndüğünde savaşa karşı seçmen tepkisiyle karşılaşıyor. Bağımsız seçmenler bundan kesinlikle hoşlanmıyor ve enerji fiyatları gerçekten can yakmaya başladı” dedi.
Trump, savaşın başlangıcında çatışmaların dört ila beş hafta süreceğini söylemişti. Çatışmalar çarşamba günü itibarıyla 75’inci gününe ulaştı.
Başka bir Cumhuriyetçi senatör ise savaş için acil ek bütçe geçirilmesinin “zor olacağını” belirtti. Aynı senatör, bütçe talebinin Cumhuriyetçilere, Savaş Yetkileri Yasası üzerinden rahat biçimde yapamadıkları baskıyı kurma fırsatı vereceğini söyledi.
Aynı senatör, “Savaş Yetkileri Yasası belirsiz bir alan. Ancak Kongre’nin bütçe yetkisi net” dedi ve Cumhuriyetçi senatörlerin Beyaz Saray’dan gelecek olası ek bütçe talebini savaşın nasıl sona erdirileceğine ilişkin yanıt istemek için kullanacağını kaydetti.
Kaynak, “Yönetimin bugüne kadar vermediği yanıtları almadan bu fırsatın geçip gitmesine izin vermeyeceğiz” dedi.
Cumhuriyetçi senatörlerin çoğu, Demokratların hazırladığı karar tasarısına destek vererek Trump’ın başkomutanlık yetkisini zayıflatmak istemiyor. Bununla birlikte bazı senatörler, Trump resmi savaş yetkisi talep etmezse çatışmanın uzatılması için finansman sağlamayacakları uyarısında bulunuyor.
Trump, 1 Mayıs tarihli Kongre mektubunda, 28 Şubat’ta başlayan çatışmaların “sona erdiğini” savunmuş ve İran ile ilan edilen ateşkesin Savaş Yetkileri Yasası kapsamında öngörülen 60 günlük süreyi durdurduğunu belirtmişti. Söz konusu yasa, başkana Kongre yetkisi olmadan asker konuşlandırma imkanı tanıyor.
Utah Senatörü John Curtis ise çarşamba günü yaptığı açıklamada bu değerlendirmeye katılmadığını söyledi.
Curtis, “Benim açımdan sürenin dolduğuna dair hiçbir şüphe yok” dedi.
Curtis, Demokratların hazırladığı savaş yetkileri karar tasarısına bunu sembolik oylama olarak gördüğü için karşı çıktığını belirtti. Ancak Trump’ın Senato ve Temsilciler Meclisi’nden resmi yetki istememesi halinde ilave finansmanı desteklemeyeceği uyarısında bulundu.
The Hill’e konuşan Curtis, “60 gün sonrasında savaşı finanse etmeme imkanım var ve bu konuda ciddiyim” dedi.
Curtis’in Murkowski, Collins ve Paul ile birlikte ek bütçeye karşı oy kullanması halinde, böyle bir tasarının Senato’da yenilgi riskiyle karşı karşıya kalabileceği belirtiliyor.
Paul ise “60 günlük sürenin dolmasının bazı şeyleri değiştirdiğini düşünüyorum” diyerek Murkowski’nin son tavrına işaret etti.
Paul, Trump’ın İran’a yönelik bombardımanı yeniden yoğunlaştırması halinde daha fazla Cumhuriyetçi senatörün savaşa karşı çıkabileceğini söyledi.
“Şu anda faaliyetlerde durgunluk var” diyen Paul, “Savaş yeniden yoğunlaşırsa daha fazla kişi karşı çıkabilir” ifadelerini kullandı.
Senato Çoğunluk Lideri John Thune ise çarşamba günü gazetecilere yaptığı açıklamada, Beyaz Saray’ın savaş için acil finansman talebini ne zaman ileteceğine ilişkin yönetimden bilgi almadığını söyledi.
Thune, “Bilmiyorum. Hâlâ bekliyoruz. Basında birkaç haber çıktı ama henüz resmi bir şey görmedik” dedi.
Basında nisan ayı başında çıkan haberlerde, yönetimin savaş için 80 milyar ila 100 milyar dolar arasında değişebilecek ilave bütçe talebi hazırladığı belirtilmişti. Ancak bu talebin o tarihte henüz kesinleşmediği aktarılmıştı.
O tarihten bu yana Beyaz Saray’ın ne kadar ek kaynağa ihtiyaç duyulduğu ve bunun ne zaman talep edileceği konusunda kamuoyuna fazla bilgi vermediği belirtiliyor.
Pentagon Muhasebe Yetkilisi Jules Hurst, salı günü Temsilciler Meclisi üyelerine savaşın maliyetinin 29 milyar dolara yükseldiğini söyledi. Ancak Senato’da hem Demokrat hem Cumhuriyetçi üyeler çatışmanın vergi mükelleflerine daha yüksek maliyet getirdiğinden şüphe ediyor.
Savunma yetkilileri mart ayında Kongre üyelerine yaptıkları bilgilendirmede, savaşın ilk haftasının maliyetinin 11 milyar doları aştığını belirtmişti.
Bu hafta Kongre’de ifade veren Savunma Bakanı Pete Hegseth ise Beyaz Saray’ın ek bütçe talebini tam olarak ne zaman sunacağını söylemekten kaçındı. Hegseth ayrıca Pentagon’un mühimmat stoklarının azaldığı yönündeki kaygıları da reddetti.
Temsilciler Meclisi Savunma Ödenekleri Alt Komisyonu Başkanı Kaliforniya Temsilcisi Ken Calvert’in, ek bütçe talebinin “gecikmeden” gönderilmesinin faydalı olacağını söylemesi üzerine Hegseth, “Mühimmat meselesi gereksiz ve yanlış biçimde abartıldı” dedi.
Hegseth, “Elimizde ne olduğunu tam olarak biliyoruz. İhtiyacımız olan her şeye sahibiz” ifadelerini kullandı.
Savunma Bakanı ayrıca, “Neye ihtiyaç duyduğumuzu düşünürsek onu talep edeceğiz” dedi.
Amerika
Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.
Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.
Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.
Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.
Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.
Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.
Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.
Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.
Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.
Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.
Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.
Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.
Amerika
“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.
ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.
Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.
Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.
The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.
Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.
Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:
“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”
Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.
Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”
Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.
Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.
Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.
İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.
Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.
Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.
Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.
Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.
Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.
Amerika
ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.
Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.
“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.
Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.
Bessent şöyle konuştu:
“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. Ama peşinize düşeceğiz.”
ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı
ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.
Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.
ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.
Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.
İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.
Avrupa5 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa4 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Dünya Basını2 hafta önce“Yapay zeka devasa bir aldatmaca”
Avrupa5 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya3 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek











