Amerika
JPMorgan’dan Hürmüz Boğazı için 150 dolarlık petrol uyarısı

JPMorgan, Hürmüz Boğazı’ndaki kesintilerin sürmesi halinde Brent petrolün varil fiyatının kısa vadede 120 ila 130 dolara, daha ağır senaryoda ise 150 dolara yaklaşabileceği uyarısında bulundu. Banka, OECD petrol stoklarının haziran başında “operasyonel stres” seviyelerine, eylül ayında ise “operasyonel minimum” eşiğine gerileyebileceğini aktardı.
Uluslararası yatırım bankası JPMorgan, Hürmüz Boğazı ve petrol fiyatlarına ilişkin değerlendirmelerinde stokların son yıllarda görülmemiş bir hızla tükendiğini kaydetti.
Banka, mevcut fiyat hareketleri ile arz durumu arasındaki farkın bir güvence değil, uyarı işareti olduğunu belirtti.
JPMorgan analistleri, dünyanın bir hesaplaşma anına, yüzeydeki fiyat hareketlerinin ima ettiğinden daha yakın olduğunu gösteren üç farklı enflasyon senaryosu hazırladı.
OilPrice.com sitesinin aktardığına göre JPMorgan, Brent petrolün kısa vadede varil başına 120 ila 130 dolar bandına yükselebileceği, Hürmüz Boğazı’ndaki aksamaların sürmesi halinde ise fiyatların 150 dolara doğru sıçrama yapabileceği uyarısını yaptı.
JPMorgan Küresel Ekonomi Başkanı Bruce Kasman, bir ay daha sürecek fiili bir ablukanın Brent petrolün 150 dolara tırmanmasıyla uyumlu olacağını ifade etti. Kasman, böyle bir senaryonun endüstriyel enerji kullanıcılarını kısıtlamalara zorlayacağını ekledi.
Bankanın temel senaryosu, aksamanın bir arz baskısı ve stok erimesi döneminden sonra müzakereler yoluyla çözülmesini öngörüyor.
Ancak Whalesbook’un haberine göre JPMorgan emtia analistleri, Boğaz’ın kapalı kalması durumunda OECD stoklarının haziran ayı başında “operasyonel stres seviyelerine” ulaşabileceği, eylül ayına kadar ise “operasyonel asgari” sınıra gerileyebileceği konusunda ayrı bir uyarı yayımladı.
Küresel arz kesintileri, nisan 2026’da günlük 13,7 milyon varile ulaşarak toplam dünya talebinin yaklaşık yüzde 14’üne tekabül etti. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin atıl kapasitesi, Hürmüz Boğazı’nın kapalı olması nedeniyle fiilen devre dışı kaldı.
Dünya bu durumu dengelemek için stoklara yönelirken nisan ayında stoklardan günlük 7,1 milyon varil çekildi. Bu olağanüstü erimeye rağmen piyasanın hala günlük yaklaşık iki milyon varil açık verdiği tahmin ediliyor.
JPMorgan piyasanın dengelenmesi gerektiğini vurguladı. Üretimin talebin gerisinde kalması durumunda bu boşluğun süresiz olarak devam edemeyeceği; düzeltmenin ya talebi yok eden yüksek fiyatlar ya acil durum rezervlerinin serbest bırakılması ya da arzı yeniden tesis edecek diplomatik bir çözümle gerçekleşeceği kaydedildi.
Banka, bu mekanizmaların hiçbirinin yeterince hızlı hareket etmediğini bildirdi.
Brent petrol, çatışmanın başladığı şubat ayı sonundan bu yana yüzde 50’den fazla değer kazanarak kısa süreliğine 120 doların üzerine çıktı.
Rafinerilerin vadeli sözleşmeler yerine fiziki varillere yönelmesiyle Dubai gibi fiziksel göstergeler daha keskin yükselişler kaydetti.
ABD’de benzin fiyatları nisan sonu itibarıyla galon başına ortalama 4,05 dolara ulaşarak çatışmanın başlangıcından bu yana yüzde 40’tan fazla artış gösterdi.
JPMorgan’ın dikkatini çeken ekonomik sonuç petrol fiyatlarının kendisi değil, bu fiyatların enflasyon ve merkez bankası politikaları üzerindeki etkisi oldu.
Banka, enerji şokunun ne kadar süreceğine bağlı olarak üç senaryo kurguladı. En kötü senaryoda, çatışmanın yeniden tırmanması ve ham petrolün yaz boyunca 120 doların üzerinde kalması durumunda TÜFE enflasyonunun yüzde 5’in üzerine çıkabileceği ve orada kalabileceği öngörüldü.
Rusya’nın 2022’deki Ukrayna’daki askeri müdahalesine dayalı orta senaryoda ise enflasyonun yüzde 4 civarında zirve yaptıktan sonra gerilemesi bekleniyor.
JPMorgan, her üç senaryoda da Federal Rezerv’in faizleri 2027 yılına kadar sabit tutacağını öngördü. Bu durumun piyasalar için kritik olduğu, zira 2027’ye uzanan bir faiz indirim takviminin hisse senetlerinden konut kredisi faizlerine kadar tüm fiyatlamaları değiştirdiği belirtildi.
Enerji kaynaklı enflasyonun merkez bankaları için zorlayıcı olduğu, çünkü bu durumun yerel ekonominin dışından kaynaklandığı ve faiz oranlarıyla kontrol edilemediği ifade edildi.
Hürmüz’deki aksamanın piyasa kolları için farklı anlamları bulunuyor. Enerji hisseleri yüksek ham petrol fiyatlarından en çok fayda sağlayanlar arasında yer alırken havayolları, lojistik operatörleri ve tüketici odaklı işletmeler yüksek yakıt maliyetleri nedeniyle marj baskısıyla karşı karşıya kaldı.
Gelişmekte olan piyasalar ise ek bir kırılganlık düzeyiyle karşılaştı. Cari açık veren ancak yoğun petrol ithal eden ülkelerin politika araçlarının daraldığı, döviz baskısının enflasyon etkisini bir geri besleme döngüsüne dönüştürebileceği kaydedildi.
Diplomatik belirsizlik en önemli bilinmeyen olmayı sürdürüyor. Energy News Beat’in haberine göre Başkan Donald Trump’ın Pekin’de Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile görüşmesi planlanıyor ve gündemin ilk maddelerini ticaret ile Tayvan’ın yanı sıra Hürmüz Boğazı oluşturuyor.
Beyaz Saray’ın, Boğaz’ın yeniden açılması için Çin’e İran üzerindeki nüfuzunu kullanması yönünde baskı yaptığı bildirildi. Petrol piyasasının, stoklar JPMorgan’ın stres eşiğine ulaşmadan bu kanalın bir sonuç verip vermeyeceğini fiyatladığı belirtildi.
Energy News Beat, Morgan Stanley’nin de Hürmüz açılmadan petrol tamponlarının tükenebileceği ve aksamanın temmuz ayına sarkması halinde Brent petrolün 150 dolara ulaşabileceği yönündeki benzer uyarısını aktardı.
Amerika
Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.
Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.
Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.
Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.
Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.
Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.
Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.
Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.
Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.
Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.
Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.
Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.
Amerika
“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.
ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.
Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.
Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.
The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.
Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.
Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:
“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”
Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.
Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”
Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.
Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.
Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.
İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.
Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.
Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.
Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.
Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.
Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.
Amerika
ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.
Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.
“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.
Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.
Bessent şöyle konuştu:
“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. Ama peşinize düşeceğiz.”
ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı
ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.
Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.
ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.
Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.
İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.
Avrupa5 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa4 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Dünya Basını2 hafta önce“Yapay zeka devasa bir aldatmaca”
Avrupa5 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya3 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek










