Bizi Takip Edin

Amerika

Demokratlar Kanada tarifelerini Michigan’da seçim kozuna çeviriyor

Yayınlanma

ABD ile Kanada arasındaki ticaret gerilimi, sınır ticaretine büyük ölçüde bağlı Michigan’da seçim kampanyalarının ekonomi eksenini yeniden şekillendirebilir. Kanada’dan yılda 43,5 milyar doları aşan ithalat yapan eyalette Demokratlar, yeni tarifelerin hane halkı maliyetlerini artıracağını savunuyor.

BD ile Kanada arasında tırmanan ticaret geriliminin, yoğun sınır ticaretine sahip Michigan’da Demokratların ara seçim kampanyalarında ekonomi başlığını öne çıkarmasına imkan tanıyabileceği değerlendiriliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, geçen hafta Kanada’yı “ayrımcı” ticaret uygulamaları izlemekle suçlayarak ülkeye uygulanan tarifelere ilave yüzde 50 vergi getirdi. Trump ayrıca, geçen ay çok sayıda ABD eyaletini etkileyen yoğun dumanın kaynağı olan orman yangınları nedeniyle Kanada’ya yeni tarifeler uygulamayı da değerlendirdiğini açıkladı.

Trump pazartesi günü Michigan’daki seçim etkinliğinde ticaret politikalarını savunsa da, bu tartışmanın eyalette valilik, Senato ve Temsilciler Meclisi için yarışan Cumhuriyetçi adayları siyasi açıdan zorlayabileceği belirtiliyor.

Grassroots Midwest şirketinde görev yapan Michigan merkezli siyasi danışman Adrian Hemond, “Cumhuriyetçiler açısından zaten zorlu geçen seçim dönemindeki bir başka ters rüzgar. Ancak bunun ne kadar güçlü hissedileceği, Demokratların bu tarifelerin seçmen üzerindeki doğrudan etkisini ne ölçüde görünür kılacağına bağlı” dedi.

Hemond, “Tarifelerin ekonomik açıdan olumsuz olduğunu onlarca yıldır biliyoruz. Başkan buna rağmen yoluna devam etmeyi seçti. Demokratların görevi, bunun seçmenlerin günlük yaşamındaki etkisini açık biçimde ortaya koymak” ifadelerini kullandı.

Michigan ekonomisi Kanada ile ticarete büyük ölçüde bağlı. Kanada’nın Detroit Başkonsolosluğu verilerine göre eyalet, Kanada’dan her yıl 43,5 milyar dolardan fazla mal ithal ediyor.

Gordie Howe Köprüsü ABD ve Kanada arasındaki gelir anlaşmazlığıyla açıldı

Bunun içinde 934 milyon dolarlık doğalgaz ve diğer gazlar, 637 milyon dolarlık plastik ve plastik ürünleri ile 638 milyon dolarlık alüminyum ve alüminyum ürünleri yer alıyor.

Eyalet ayrıca Kanada’ya yılda 21,2 milyar dolarlık ihracat yapıyor. İhracat kalemleri arasında 726 milyon dolarlık motor ve türbin, 559 milyon dolarlık ham petrol ile 346 milyon dolarlık uçak ve uçak parçaları öne çıkıyor.

Michigan merkezli Cumhuriyetçi stratejist Jason Cabel Roe, “Kanada tarifeleri özellikle Michigan’a özgü bir mesele. Ekonomiyle ilgili saldırılarda bunun mutlaka gündeme geleceğini düşünüyorum” dedi.

ABD halen çelik ve alüminyum ürünlerine yüzde 25, Kanada’dan ithal edilen yumuşak kereste ürünlerine ise yüzde 10 tarife uyguluyor. Buna ek olarak Kanada, geçen ay yürürlüğe giren zorla çalıştırma gerekçeli yüzde 12,5’lik tarifeye de tabi tutuluyor.

Bazı değerlendirmelere göre Trump’ın Kanada mallarına ilave yüzde 50 tarife kararı, iki ülke arasındaki ticaret görüşmelerinde pazarlık aracı niteliği taşıyor.

Kanada Başbakanı Mark Carney, geçen hafta tarifelerin gelecek ay yürürlüğe girmesinden önce anlaşma sağlanamazsa “masadaki tüm seçeneklerin değerlendirileceğini” söyledi.

Detroit ile Kanada’nın Ontario eyaletindeki Windsor kentini birbirine bağlayan Gordie Howe Köprüsü de iki ülke arasındaki hassas ticaret ilişkisinin son simgelerinden biri haline geldi. ABD, cuma günkü resmi açılış törenine davet edilmedi. Trump da pazartesi günü Michigan ziyaretinde köprüye uğramadı.

Trump, ABD’nin törenden dışlanmasına ilişkin, “ABD’ye önemli tarifeler ödedikleri düşünülürse bunda sorun görmüyorum” açıklamasını yaptı.

Trump, pazartesi günü Michigan’ın Milford kentindeki General Motors Deneme Merkezi’nde yaptığı konuşmada Kanada ile yaşanan ticaret gerilimine değinmedi. Buna karşılık tarifelerin Amerikan işçisini koruduğunu savundu.

Trump, “Otomobillerde yıllık ticaret açığı 300 milyar doların üzerindeydi” dedi.

Sözlerini, “Ancak artık bunların hepsi değişiyor. Çünkü yabancı üretici ve imalatçılara, yabancı otomobiller dahil olmak üzere yüzde 25 tarihi tarife uyguladım. Bunu benden önce hiçbir başkan yapacak cesareti gösteremedi” ifadeleriyle sürdürdü.

Michigan’da kasım ayında sandığın her kademesinde çekişmeli yarışlar bekleniyor.

Cumhuriyetçi Senato ön seçiminde rakipsiz olan eski Temsilciler Meclisi üyesi Mike Rogers, Demokrat ön seçimin ardından Temsilciler Meclisi üyesi Haley Stevens veya Abdul El-Sayed ile karşı karşıya gelecek.

Cumhuriyetçiler, parti içinde “komünizm” uyarılarına yol açan sol kanadın önde gelen isimlerinden biri olarak görülen El-Sayed’in genel seçimde Rogers’ın rakibi olmasını tercih ediyor. Trump ise pazartesi günkü konuşmasında Demokrat adaylardan hiçbirinin adını anmadı.

Valilik yarışında Trump’ın desteklediği Temsilciler Meclisi üyesi John James, iş insanı Perry Johnson ile mücadele ediyor. Ön seçimin galibi, Demokrat tarafta Michigan Dışişleri Bakanı Jocelyn Benson ile Genesee County Şerifi Chris Swanson arasındaki yarışın kazananıyla karşılaşacak.

Temsilciler Meclisi seçimlerinde ise görevdeki Cumhuriyetçi Tom Barrett zorlu bir yeniden seçilme mücadelesi veriyor. Tarafsız Cook Political Report, Barrett’ın yarışını “başa baş” olarak değerlendiriyor.

4 Ağustos’taki ön seçimler yaklaşırken Demokratların önemli bölümü henüz Cumhuriyetçilere yönelik kapsamlı eleştirilerine başlamış değil.

Roe, “Şu ana kadar tarifeler konusunda yoğun bir söylem duymadım. Ancak bu, ileride kullanmayacakları anlamına gelmiyor” dedi.

Haley Stevens ise geçen hafta, milletvekili sıfatıyla yaptığı açıklamada Trump’ın Kanada mallarına getirdiği ilave yüzde 50 tarifeyi eleştirdi ve bunun Michigan ailelerinin maliyetlerini artıracağını savundu.

Stevens, X platformundaki paylaşımında, “Trump, Michigan ailelerinden çok güç gösterileriyle ilgileniyor” ifadelerini kullandı.

Geçen hafta yayımlanan ve Midwest Economic Policy Institute ile Illinois Üniversitesi Urbana-Champaign bünyesindeki Project for Middle Class Renewal tarafından hazırlanan tarafsız araştırma, Trump’ın geçen yıl uyguladığı tarifelerin Ortabatı’daki hanelerin maliyetlerini ulusal ortalamanın yüzde 55 üzerine kadar çıkardığını ortaya koydu.

Araştırmaya göre Michigan’da tarifelerin hane başına maliyeti 3 bin 200 dolara kadar ulaştı. Çalışma Illinois, Indiana, Ohio, Minnesota ve Wisconsin’i de kapsadı.

Roe, “Fiyatlar yüksek kalır ve seçmen enflasyona odaklanırsa tarifeler etkili bir saldırı hattına dönüşebilir” değerlendirmesini yaptı.

Bununla birlikte seçim kampanyalarında hayat pahalılığı tartışmalarına şu ana kadar İran ile yaşanan savaşın damga vurduğu belirtiliyor.

Demokratlar, çatışmanın mevcut enflasyon ile yükselen enerji fiyatları üzerindeki etkisini gündeme taşıyor.

Roe, “Açıkçası İran’daki savaş, Demokratların bu söylemini bir miktar karmaşık hale getirmiş olabilir. Çünkü birçok seçmen açısından İran konusu tarifelerin önüne geçiyor” dedi.

Amerika

ABD’de Kongre üyelerinin yapay zekayla yazdığı yasa taslakları hatalı çıktı

Yayınlanma

ABD Temsilciler Meclisi üyeleri ve danışmanlarının yasa tasarılarını yapay zekayla hazırlamaya başlaması, metinlerde ciddi hukuki hatalara ve yanlış yasa atıflarına yol açtı. Taslakları denetleyen hukukçular, yapay zekanın ürettiği metinleri düzeltmenin sıfırdan yasa yazmaktan daha fazla zaman aldığını belirtiyor.

ABD Temsilciler Meclisi üyeleri yasa tasarılarının metinlerini oluştururken yapay zekaya başvurmaya başladı.

Politico’nun milletvekilleri ve uzmanlara dayandırdığı haberine göre, bu şekilde hazırlanan çok sayıda taslak hata, özensiz ifade ve yürürlükteki kanunlara yapılmış yanlış atıflarla dolu.

Yasa hazırlık süreçlerinde yer alan dört Kongre personeli, Temsilciler Meclisinde yapay zeka kullanımının giderek yaygınlaştığını ifade etti.

Personelin ve sivil toplum ile hak savunucusu örgütlerin, yasaları inceleme ve hazırlama dahil günlük işlerinde bu teknolojiye güvendiği kaydedildi.

Temsilciler Meclisinde görevli bir personel durumu, “Bu tamamen ürkütücü ve şimdilik kimse bu konuda kafa yormuyor” sözleriyle değerlendirdi.

Yasama süreçlerini denetleyen Temsilciler Meclisi Yasama Danışmanlığı Ofisi (OLC) personeli ise yapay zekayla yazılmış taslakları inceleyip yeniden yazmanın, bir metni sıfırdan kaleme almaktan daha uzun sürdüğünü vurguladı.

Kongre personeline bu teknoloji konusunda danışmanlık yapan bir yetkili, “İnsanlar doğrudan yasa metnini yazdırmak için Claude veya ChatGPT’ye başvuruyor” dedi.

American Governance Institute İcra Direktörü Daniel Schuman, “Yapay zeka birçok iş için harika, ancak kanunlaştırmak isteyeceğiniz yasa metinlerini oluşturma kabiliyetine sahip değil” değerlendirmesinde bulundu.

OLC’nin eski başkanı Wade Ballou da yapay zekanın kritik hukuki nüansları gözden kaçırdığına dikkat çekti.

Ballou, sistemin örneğin vergi indirimi, vergi matrahından düşme ve hibe arasındaki farkı ayırt edemediğini, yasalardaki bu tür hataların ise davalara yol açabileceğini ve yasalaşma sürecini uzatabileceğini belirtti.

Politico’nun aktardığına göre, bir önceki Kongre döneminde personel 30 binden fazla yasa tasarısı hazırladı.

Mevcut Kongre döneminin ilk 60 gününde ise OLC çalışanlarına 5 bin 623’ten fazla talep ulaştı. Bu sayı, iki yıl öncesinin aynı dönemine kıyasla yüzde 72’lik bir artışa işaret ediyor.

Bu iş yükü karşısında OLC, bir yasa tasarısının ABD Kodu üzerinde nasıl bir değişiklik yaratacağını gösteren doğal dil işleme tabanlı ‘Comparative Print Suite’ gibi kendi teknolojik çözümlerini devreye sokmaya çalışıyor.

Geliştiriciler, ticari yapay zeka modellerinin aksine bu aracın “halüsinasyon görmediğini” vurguluyor.

Buna karşın, ticari kullanıma açık yapay zeka araçları Yasama Danışmanlığı Ofisinin bünyesinde kullanılmıyor.

Uzmanlar bu tablonun “tam bir uyumsuzluk” yarattığına işaret ediyor: Siyasiler ve dış gruplar taslak metinleri yapay zekayla yazabilirken, OLC bünyesindeki hukukçular bu metinleri elle düzeltmek zorunda kalıyor.

Daha önce The New York Times, ABD’deki yapay zeka patlamasının ülkenin ulusal güvenlik alanında “büyük bir sarsıntı tsunamisine” yol açtığını yazmıştı.

Gazetenin haberinde, kabiliyetleri çok hızlı artan ileri düzey yapay zeka modellerine Pentagon’un yetişmeye çalıştığı, ancak askeri birimlerde yapay zeka şirketlerinin ürünlerinin kullanımına getirilen yasakların bu gelişimi daha da yavaşlattığı aktarılmıştı.

Okumaya Devam Et

Amerika

Beyaz Saray’da biyogüvenlik kadroları tasfiye edildi

Yayınlanma

ABD’de Donald Trump yönetiminin Beyaz Saray’da yaptığı tensikat, yapay zekanın ölümcül patojen üretimini kolaylaştırabileceği endişeleri sürerken biyogüvenlik uzmanı açığı yarattı. Joe Biden dönemindeki 30 kişilik özel birimin dağıtılması nedeniyle kurumda bir süre hiç uzman kalmadığı belirtilirken yönetim risklerle mücadele kararlılığının sürdüğünü savundu.

The Washington Post’un (WP) eski ABD’li yetkililere dayandırdığı haberine göre Beyaz Saray, yapay zekanın ölümcül patojenlerin üretimini kolaylaştırabileceğine yönelik endişelerin arttığı bir dönemde biyolojik tehditlere karşı savunmayı güçlendirmeye çalıştı; ancak Donald Trump yönetiminde yapılan kitlesel işten çıkarmaların ardından hükümette neredeyse hiç uzman personel kalmadı.

Joe Biden’ın başkanlık döneminin sonuna doğru Beyaz Saray’da yalnızca biyogüvenlik konularına odaklanan 30 kişilik bir ekip görev yapıyordu.

Kimliklerinin gizli kalmasını isteyen dört eski yetkili, Trump’ın göreve dönmesiyle birlikte bu ekibin hızla dağıtıldığını ve bir dönem Beyaz Saray’da tek bir uzman çalışanın dahi bulunmadığını aktardı.

Eski uzmanlardan biri durumu şu sözlerle değerlendirdi: “Trump yönetimi, sürdürülebilir herhangi bir politika geliştirme kabiliyetinde kendi ayağına sıktı. Risk de tam burada yatıyor: Uzun vadeli oynamıyorlar.”

Gazete, Trump yönetiminin Biden’ın 2023 yılında çıkardığı ve biyolojik savunmanın güçlendirilmesini öngören yapay zeka kararnamesini yürürlükten kaldırdığını yazdı.

Trump, bu düzenlemenin güncellenmiş bir versiyonunun Ağustos 2025’e kadar hazırlanması talimatını vermişti; fakat WP, ilgili belgenin halen yayımlanmadığına dikkat çekti.

Buna karşılık bir Beyaz Saray sözcüsü WP’ye yaptığı açıklamada, “Yönetimin yapay zeka ve biyogüvenlik risklerini ele alma konusundaki kararlılığı açık ve nettir” dedi.

Tüm bu gelişmeler yaşanırken Anthropic’in geliştirdiği “Mythos” ve OpenAI’ın hazırladığı “GPT 5.6” gibi son nesil yapay zeka modelleri biyolojik araştırmalar alanında yetkinliklerini artırmayı sürdürüyor.

OpenAI araştırmacıları geçen yaz, “ciddi zarar doğurabilecek mevcut riskleri önemli ölçüde artıran” kabiliyetler olarak tanımlanan “yüksek” düzeyde biyolojik yetkinlik seviyesine ulaşmaya çok yaklaştıklarını duyurmuştu. WP’nin aktardığına göre şirket, 50’den fazla hükümet uzmanının katılımıyla bir zirve düzenledi ve yönetimle temaslarını sürdürüyor.

The Wall Street Journal, uzman görüşlerine yer verdiği haberinde ChatGPT’nin geçen yaz yapılan güncellemenin ardından dünyanın dört bir yanındaki yüzlerce kullanıcıya biyolojik silahların ve zehirlerin üretimi ile kullanımına ilişkin talimatlar sağladığını yazmıştı.

Şirketin modellerinin kullanıcıların tüm sorularına “sabırla” yanıt verdiği ve OpenAI çalışanlarının ortaöğretim düzeyinde biyoloji öğrenimi gören bir öğrencinin dahi uygulayabileceği basitlikte olduğunu belirttiği adım adım kılavuzlar sunduğu kaydedildi.

Yapay zekanın yanıtlarını inceleyen biyologlar ise bu içerikleri “ölümcül derecede kusursuz” olarak nitelendirdi.

Eski ABD Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard, mayıs ayında yaptığı açıklamada kurumun yurt dışındaki 120’den fazla biyolojik laboratuvara yönelik bir soruşturma başlattığını duyurmuştu.

Gabbard, bu soruşturmanın Trump’ın imzaladığı kararname doğrultusunda virüslerle yapılan potansiyel olarak tehlikeli deneyleri durdurma çabalarının bir parçası olduğunu ve söz konusu tesislerin on yıllar boyunca Amerikan vergi mükelleflerinin sağladığı fonlarla varlığını sürdürdüğünü ifade etmişti.

Trump ise geçen yıl BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada nükleer ve biyolojik silahları yeryüzü için en büyük tehlike olarak nitelendirmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

Infantino’yu eleştiren FIFA yöneticisi kovuldu

Yayınlanma

FIFA Operasyon Direktörü Kevin Lamour, Gianni Infantino’nun Dünya Kupası’nın bazı kısımlarını özel yatırımcılara satma yönündeki planını açıkça eleştirdikten sonra görevinden alındı.

Lamour, UEFA’daki görevinden ayrılıp FIFA’ya katıldığından bu yana iki yıl bile geçmedi.

Lamour, Infantino’nun FFE planı ortaya çıktıktan sonra bu plana şiddetle karşı çıkmış ve FIFA yönetiminin “aldatıldığını”, başkanın ise “FIFA’yı temsil ettiğini sandığını, oysa onun görevi FIFA’ya hizmet etmek olması gerektiğini” söylemişti.

Lamour, 31 Temmuz’da yaptığı açıklamadan birkaç saat sonra rafa kaldırılan plana karşı çıkmasının sonucunda işini kaybetmeyi göze alacağını da açıkça belirtmişti.

Lamour şöyle konuşmuştu:

“Eğer bu, işimi kaybetmem anlamına geliyorsa, öyle olsun. Bu kararı anlayacağım ve saygı duyacağım. En azından bu gece rahat uyuyacağım.”

FIFA, Dünya Kupası’nın ticari haklarını özel yatırımcılara satmayı planlıyor

Görevden alınmasının tam olarak nasıl gerçekleştiği belirsiz olsa da, FIFA Genel Sekreteri Mattias Grafström, personele gönderdiği bir e-postada Lamour’un kuruluştan ayrılacağını bildirdi.

Bir FIFA sözcüsü şunları söyledi:

“FIFA, FIFA ile Kevin Lamour arasındaki, Lamour’un FIFA Operasyon Direktörü olarak görev yaptığı iş ilişkisinin 17 Ağustos 2026 tarihinde sona erdiğini teyit edebilir. FIFA, Kevin’a iki yıllık hizmetinden dolayı teşekkür eder ve kendisine gelecekte başarılar diler. Konuyla ilgili başka bir açıklama yapılmayacaktır.”

Lamour, ayrılışını hızlandırmış gibi görünen açıklamasında, meslektaşlarının “hor görülmek ve sindirilmekten daha iyisini hak ettiklerini” de belirtmişti.

Lamour, “Hepimizin FIFA için çalışmaktan gurur duymak istediğimizi düşünüyorum; fakat bugün ne yazık ki çoğumuz için durum artık böyle değil gibi görünüyor,” diye eklemişti.

Aynı gün, Infantino’nun kıdemli danışmanlarından Carlos Cordeiro da Infantino’nun önerilerini protesto etmek amacıyla istifa etti.

FIFA krizi sürüyor: Trump, Infantino’ya sahip çıktı

Lamour, FIFA’ya katılmadan önce UEFA’nın genel sekreter yardımcısıydı ve bu Avrupa kuruluşuna ilk olarak 2007 yılında katılmıştı.

Infantino ile UEFA’da da birlikte çalıştığı ve aralarında uzun süredir devam eden iş ilişkisi nedeniyle, Lamour’un ayrılışı daha da dikkat çekici.

Infantino, planının başarısız olmasının ardından hâlâ büyük bir baskı altında ve görevden alınmasına yönelik çabalar devam ediyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English