Rusya
‘Donbass’ta Gazze senaryosu çizdiler’

Ukrayna’da savaş ne zaman başladı ve ne zaman bitecek?
Moskova, 2013 sonu ve 2014 yılı başındaki Meydan olayları ve Yanukoviç’in devrildiği zaman dilimini “devlet darbesi” olarak adlandırıyor. Rusya’ya göre savaş bu darbeyle başladı.
2022 yılı 24 Şubat’ında Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin “bu savaşı bitirmek için” Özel Askeri Operasyon düğmesine bastı. Rusya’nın inşa ettiği bu söylem giriştikleri askeri harekatın ABD’nin Irak’ta yaptığı türden bir işgal olmadığı, Donabass’taki sivillerin korunmasına dayanan hukuki bir alt yapısı olduğu ve “savaşı bitiren savaş” anlamına geldiği gibi tezlerle destekleniyor.
Savaşın üçüncü yılında girerken Rusya’nın askeri sahada inisiyatifi ele geçirdiğini ve Ukrayna güçlerini adeta erittiğini söylemek mümkün. Ukrayna tarafı ise Batı desteği olmasa Amerikalıların sevdiği tabirle “failed state” durumune geldi. Buna karşın ne Rusya’da rejim değişti ne de Rus ekonomisi çöktü. Elbette savaşın Rusya’ya ağır maliyetleri oldu ancak Ukrayna devleti Batı finanasmanı olmadığı bir durumda ayakta durabilecek kapasitesini tümden yitirdi.
Cephedeki kilitlenmeyi ise Rusya sağlam savunma mevzilerinde bekleyerek geçiriyor. Rus yetkilere göre Kiev’i finansmanın ağır ekonomik maliyeti, Batı kamuoyunun limitleri , ABD seçimleri gibi parametreler savaşın bitimini belirleyecek, Rusya’nın taleplerini Batı’nın görmesini sağlayacak.
Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanlığı Özel Yetkili Büyükelçisi Rodion Miroşnik’e Ankara’da sorularımızı yönetme imkanı bulduk. Sık sık Donbass’ı ziyaret eden ve Kiev’in sivilleri hedef aldığı saldırıları kayıt almakla görevli olan Miroşnik, Moskova’nın yaklaşımını, “Donbass’ın Gazze olmasına müsade edemezdik” sözleriyle özetliyor. Rus Evi Ankara’nın “Bitmeyen Trajedi’nin 10. Yılı” etkinliğinde açılış konuşması yapan Miroşnik, “Ukrayna’nın doğusunda Gazze senaryosunu gerçekleştirmek istediler. Rusya’nın bunu izleyeceği düşüncesi vardı” diyor.
Mehmet Kıvanç: 10 yıldır çalkantılı ve kanlı bir süreç yaşanıyor Ukrayna’da. Herkesin aklında olan soru şu: Bu savaş ne zaman bitebilir? Ya da bir çeşit Afganistan’daki gibi “sonsuz savaş” denilen bir sürecin içinde miyiz?
Rodion Miroşnik: Bu savaşın hangi tarihte biteceği konusunda size maalesef net bir yanıt vermem mümkün değil. Belki nasıl biteceğini size söyleyebilirim. Mevzubahis çatışma Rusya’nın haklı ve hukuka dayalı zaferi ile sonuçlanacaktır. Eğer uluslararası manada bazı örnekler isterseniz çünkü siz Afganistan örneğinden bahsettiniz ben size başka örnekler verebilirim.
İki yıl önce Hırvatistan senaryosu adı verilen bir versiyon uygulamaya koymaya çalıştırlar. Günümüzde ise gördüğümüz şey özellikle Gazze Şeridi’nde Orta Doğu’da yaşananların realizasyonu gibi görülüyor. Herhalde sürecin başlangıcında Kiev rejiminin şöyle bir beklentisi vardı: “Biz istediğimiz gibi taarruz edeceğiz. Rusya bunu sadece izleyecek ve bakacak.” Bir mesele de şu: Batı tarafından donatılan Ukrayna ordusunun anlaşmazlığa konu olan Donbass bölgesindeki nüfusa göre üstün olması ve sayılarının kat be kat fazla olması. Bu durum sanırım onlara hızlı bir zafer kazanacakları illüzyonunu yarattı.
İki yıl önce Donbass halkının Donbass bölgesinin bir umudu yeşerdi. Ayakları yere basan bir beklenti. “Biz kurtulacağız.” Bu vesile ile Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Sayın Vladimir Putin’in de bir ifadesi var bu konuyla ilgili. Operasyon başladığı zaman şunu ifade etti: “Biz bu savaşı başlatmadık. Bu savaşı bitirmeye geldik.” Bunu özellikle ifade etmek istiyorum.
Afganistan savaşı tabi çok uzun sürdü. Ancak savaşın bitişine bakıldığında bir felaket görüyorsunuz orada. ABD’nin ciddi bir finansmanı var bu savaşın devam etmesi için. Benzer bir senaryo mevzubahis olabilir ama bu savaşın bu kadar uzun süreceğini ben düşünmüyorum.
Mehmet Kıvanç: Moskova’nın Rus ordusundan askeri sahadaki şu anki beklentisi tam olarak nedir? Savaşta bazı gel gitler de yaşandı. Bundan sonrasına ilişkin Moskova hangi hedefleri istiyor Rus ordusundan. Sahada bir kilitlenme durumu da görüyoruz bir taraftan.
Rodion Miroşnik: Hedef aslında net. Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin bu hedefi net bir şekilde ortaya koydu. Nedir bu? Ukrayna’daki siyasi rejimin rehabilitasyona girmesi bu birincisi. İkincisi de ülkenin silahtan arınması yani demilitarizasyon süreci. Bu gerekli. Bu hedef gerçekleştirilene kadar bu süreç devam edecek. Ne zaman biter bu konuda net bir şey söylemek mümkün değil.
Şu an için net bir bilgi vermek gerekirse çatışma bölgesinde Rus ordusunun inisiyatifi eline aldığını söylemek mümkün. Biliyorsunuz bu çok geniş bir cephe hattı ve birçok hücum yönü var. Harkov hattı çok stratejik öneme sahip. Bu hattaki bütün stratejik hedefler ele geçirilmiş durumda. Bu hedeflere ulaşmak için Rus ordusu hızlı bir şekilde ilerliyor. Yakın vadeli hedef Rusya anayasasına göre Rusya Federasyonu’nun unsuru olan toprağı olan bölgeyi tamamen kurtarmak ve özgürleştirmek.
Çok geniş bir cephe hattından bahsediyoruz. Donetks hattı yine çok stratejik öneme haiz. Bu hatta da ciddi ilerlemeler var ve oradaki bütün hedefler tek tek alınıyor. Halihazırda önümüzdeki stratejik önemdeki hedeflerin geçmişte alınan hedeflere nazaran çok daha zayıf olduğunu da ifade etmek isterim.
Mehmet Kıvanç: Kiev’in politikasını söylem düzeyinde değiştirmediğini görüyoruz. “Kiev uzun vade savaşa hazırlanıyor” görüşü hakim. Moskova’nın uzun vade hazırlığı var mı?
Rodion Miroşnik: Kiev rejimi bağımsız olarak hiçbir şeyi planlayamaz. Büyük oranda Batı’nın belli aktörlerinin silahlandırmasına ve finansmanına ihtiyacı var. Artı Batı’da faaliyet gösteren özel askeri şirketlere ihtiyacı var. Bunlar olmadan herhangi bir şey planlamaları mümkün değil.
Ukrayna devletinden ya da Ukrayna devlet yapısından arta kalan yapı, bunu nasıl adlandırırsanız adlandırın bunu bağımsız olarak yaşamını idame ettirmesi var olması teknik olarak mümkün değil artık. Periyodik olarak bu süreci devam ettirebilmeleri için, savaşabilmeleri ayakta kalabilmeleri için her ay 40 milyar dolar civarı bir finansmana ihtiyaç duyuyorlar.
Uluslararası aktörlerin bu konuyla ilgili verecekleri karara ve yapacakları plana bağlı Ukrayna’daki rejimin silahlı mücadeleyi devam ettirip ettirmeme potansiyeli ve kararlılığı. Batılılar gerçekten silah verecekler mi kendilerine? Para sağlayacaklar mı? Mühimmat verecekler mi? Askeri danışmanlık ve müsteşarlık hizmetlerine devam edecekler mi? Bunlar olmadan mümkün değil.
Mehmet Kıvanç: NATO – Rusya Konseyi, AGİT şu anda işlevsiz. Çalışmadığı görülüyor. Barış ve uzlaşı olacaksa bu hangi mekanizma üzerinden gerçekleşecek. Barış sürecinin nasıl başlayacağı aklımızda şekillenmiyor.
Rodion Miroşnik: Evet Bu NATO- Rusya Konseyi çalışmıyor dediniz doğrudur. NATO’nun şöyle bir pozisyonu var. Siz Ukrayna ile oturun bu sorunu müzakere yoluyla çözün diyor ama Rusya’nın karşısında müzakere edebileceği hukuki anlamda bir makam yok. Böyle bir makam olmadan böyle bir uzlaşıyı gerçekleştirmek mümkün değil. 2014’ten bu yana 7 ayrı diyalog mekanizmasına biz aktif olarak iştirak ettik. Bu mekanizmaların tamamı mevcut bölgelerdeki uzlaşmazlığı çözüm üzerine kuruluydu. Hepsinde vardık. Buralarda alınan kararların tamamı Ukrayna tarafından reddedildi ve uyulmadı bu kararlara.
Rusya her türlü iletişim kanalına ve diyaloğa açık. Önümüze koymuş olduğumuz hedeflerimiz var. Ukrayna’nın Nazi ideolojisinden arındırılması, silahsızlandırılması bunlar gerçekleştirilene kadar bu durum devam edecek. Ancak biz bu sorunu askeri harekat yoluyla ya da savaş yoluyla çözme meraklısı değiliz. Üstelik Ukraynalılar bizim kardeş halkımız. Kardeş halkın kanını dökme gibi bir arzumuz da yok. Dolayısıyla bize gelecek olan her türlü mantıklı öneriye açığız. Bütün iletişim kanallarımız açık.
Peki, Batı bize nasıl yanıt veriyor? Kısa bir zaman önce ABD Başkanı Biden 500 civarı yeni yaptırımı hayata geçiriyoruz dedi. Avrupa Birliği (AB) kısa süre önce 13 yeni yaptırım paketini hayata geçirdi.
Batı’da burada bir anlaşmazlık var ve bunu biz müzakere masasında çözmek istiyoruz gibi bir öneri ya da gündem maddesi yok. Ukrayna topraklarındaki milli güvenlik tehditlerinin tasfiye edilmesine kadar bu süreç devam edecektir kanaatindeyim.
Mehmet Kıvanç: “Rusya, Batı’nın uzun süreli yıpratma savaşı tuzağına düştü…” Bu görüşe ilişkin yorumunuz nedir?
Rodion Miroşnik: Bunu tuzak olarak adlandırıp adlandırmamaları kendi problemleri. Ben böyle düşünmüyorum. Sahadaki duruma bakarsanız eğer bugün savunma sanayisi modernize etmiş, sahada inisiyatifi ele geçirmiş bir Rusya’dan bahsediyoruz. Ele geçirilen bölgeleri elinde tutan bir Rusya’dan bahsediyoruz. Dolayısıyla bu bir tuzaksa nasıl bir tuzak onu da anlamak mümkün değil.
Mehmet Kıvanç: Rusya’ya bu kadar yakın bir halk içerisinden nasıl Rusya’ya karşı böylesine güçlü bir direnç gelişebildi. Moskova’nın bu noktada bazı hatalar yaptığını düşünüyor musunuz? Batı’nın etkisi dışında.
Rodion Miroşnik: 1991’den sonra özellikle biz tam da dediğiniz gibi kardeş iki milletin karşı karşıya gelmesi gibi bir durumun mevzu bahis olmayacağını düşünüyorduk. Bunu tahayyül dahi edemiyorduk. Ukrayna’nın toplumsal ve siyasi yeniden yapılanma süreci var SSCB’den sonra. Gelinen noktada biz Batılı kuruluşların Batılı resmi organların, STK’ların ya da istihbarat örgütlerinin buradaki toplumsal ve devlet yapısı üzerindeki faaliyetlerini, eğitim sistemi üzerindeki çalışmalarını anladığım kadarıyla küçümsedik, önemsiz gördük bunları…
Maalesef bugün bunun tepe noktasına ulaştık. Tepe noktası ne savaş… Bu durumda şu soruları biz de sorup gündeme getirmek Ukraynalı muhataplarımızla bunları istişare etmek isteriz. Bu sorunun cevabını biz de çok merak ediyoruz. Ancak an itibariyle bunu yapmamız mümkün değil. Çünkü Ukrayna’da ciddi bir Batı etkisi var. Batı’nın yönetimiyle ülke ayakları üzerinde duruyor. Ne zamanki o Batı etkisini bu savaşın devamı konusunda yapılan Batı finansmanını alırız ülkenin üzerinden o takdirde oturup da bunların cevabını alabiliriz.
Mehmet Kıvanç: Mart ayında İstanbul’da yürütülen Dolmabahçe süreci var. Bütün kanallar tıkalı mı oraya dönüş için?
Rodion Miroşnik: Bunun olması için kaba tabirle Batı’nın yanlış ata oynadığını anlaması gerekiyor. Ukrayna şu anda sahada kaybediyor. Kaybetmeye devam edeceğini ve bu işi devam ettirmenin kendi çıkarlarına olmadığını anladıkları anda yeni bir görüşme süreci olacaktır. Bundan emin olabilirsiniz.
Mehmet Kıvanç: Avrupa’nın etkisi nedir? Rusya – Avrupa diyaloğu tamamen koptu mu?
Avrupa bu süreçte muazzam etkindir. ABD bu savaşta Avrupa’yı ödemeleri yapması ve finanse etmesi konusunda zorluyor ve bu ödemeleri yaptırıyor. Ukrayna’ya yapılacak yardımlar konusunda ABD kongresinde yapılan görüşmeler altı ay boyunca bir ileri bir geri devam ederken o aradaki süreci Avrupalı devletlerin ödemeleriyle kapatıyorlar. Ukrayna’daki süreç Batı ve Avrupa için çok çok pahalı. Dolasıyla ABD’deki iç siyasi mücadelenin de bu işi belirleyecek nitelikte sonuçlar ortaya koyacağını diye düşünüyorum. Her daim aklıselime ve barışçıl yollarla meselenin çözümüne ilişkin bir şans veriyoruz. Buna açığız ancak bize bunu çözmek için başka bir şans bırakmıyorlar. Bu nedenle hedefler gerçekleşene kadar devam etmek durumdayız.
Rusya
Rusya Merkez Bankası faiz indirimlerine ara verdi

Rusya Merkez Bankası, bir buçuk yıldır devam eden parasal gevşeme adımlarını durdurarak politika faizini yüzde 14 seviyesinde sabit tuttu. Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, 2027 yılındaki yüzde 4 enflasyon hedefine bağlı kalabilmek adına para politikasındaki sıkı duruşun korunacağını açıkladı.
Rusya Merkez Bankası, bugünkü yönetim kurulu toplantısında politika faizini yıllık yüzde 14 seviyesinde sabit bıraktı. Bu adım, bankanın bir buçuk yıldır sürdürdüğü parasal gevşeme döngüsündeki ilk duraklama oldu.
Vedomosti gazetesinin anketine katılan 30 ekonomistin 23’ü faizin sabit tutulacağını öngörmüştü. Geriye kalan uzmanların yedisi 25 baz puanlık indirimle faizin yüzde 13,75’e çekilmesini beklerken, bir analist 50 baz puanlık daha sert bir indirim olasılığına işaret etmişti.
Merkez Bankası yayımladığı karar metninde, ülke ekonomisinin üçüncü çeyrek genelinde ılımlı bir hızla büyüdüğünü ancak son aylarda fiyat baskılarının hissedilir derecede arttığını belirtti.
Yıllıklandırılmış baz enflasyon artışının yüzde 5 ila 6 bandına tırmandığını hesaplayan regülatör, bu gelişmede bazı sektörlerdeki üretim kapasitelerinin geçici kaybı ile motorin, benzin ve sebze-meyve fiyatlarındaki sert dalgalanmaların belirleyici olduğunu bildirdi. Kurumun verilerine göre yıllık enflasyon 7 Eylül itibarıyla yüzde 6,3 düzeyine ulaştı.
Karar metninde, orta vadeli projeksiyonlarda enflasyonu yukarı çeken unsurların dezenflasyonist etkilere ağır bastığı kaydedildi.
İç talebin beklenenden güçlü seyretmesi durumunda arz-talep dengesizliğinin büyüyeceğini vurgulayan banka, ücret artışlarının emek verimliliğini aşması, jeopolitik gerginlikler ve küresel ekonomideki zayıflamanın maliyetleri artırdığına dikkat çekti.
Tüketici, iş dünyası ve piyasa aktörlerinin enflasyon beklentilerinin yüksek kalmaya devam ettiği, bu durumun da maliyetlerin etiketlere doğrudan yansımasını hızlandırabileceği ifade edildi.
Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, kararın ardından düzenlediği basın toplantısında yaz aylarında fiyat artışlarının hız kazandığını söyledi.
Haziran ayında akaryakıt fiyatlarının doğrudan yarattığı etkinin daha sonra şirket maliyetleri üzerinden dolaylı bir baskıya dönüştüğünü belirten Nabiullina, “Para politikasının tek seferlik etkenleri kontrol etme gücü yok; ancak bu faktörlerin kalıcı hale gelmesini engellemek için ılımlı sıkı parasal koşulları sürdürmek zorundayız” dedi.
Nabiullina, faiz indirimlerinin otomatik gerçekleşmeyeceğini, atılacak adımların enflasyon beklentileri ile risk dengelerine bağlı kalacağını ve nihai hedefin 2027’de yüzde 4 enflasyona ulaşmak olduğunu dile getirdi.
Merkez Bankası, bütçe politikasının geleceğine dair riskleri de hatırlattı.
Temmuz ayındaki temel senaryo, faiz dışı yapısal bütçe açığının 2029 yılına kadar kademeli biçimde sıfırlanmasını öngörüyordu.
Hükümetin parlamentonun alt kanadı Devlet Duması’na sunacağı yeni orta vadeli bütçe taslaklarında daha yüksek bir açık öngörülmesi halinde, temel senaryodan daha sıkı bir para politikası uygulanabileceği kaydedildi.
Rusya Federal İstatistik Servisi (Rosstat) verileri, 1-7 Eylül haftasında tüketici fiyatlarının yüzde 0,05 arttığını gösterdi. Fiyatlar 25-31 Ağustos haftasında yüzde 0,01 gerilemiş, 18-24 Ağustos haftasında ise yüzde 0,01 yükselmişti.
Yılbaşından 7 Eylül’e kadar olan dönemde kümülatif fiyat artışı yüzde 4,72 olarak kaydedildi; bu oran geçen yılın aynı döneminde yüzde 4,03 seviyesindeydi.
Ağustos ayında halkın enflasyon beklentisi yüzde 14,7’den yüzde 13,7’ye inse de geçmiş yılların yüksek seyrini korudu. İş dünyasının önümüzdeki üç aya ilişkin fiyat artışı beklentisi ise yüzde 5,8’den yüzde 6,2’ye çıktı.
Piyasa uzmanları, faiz indirimine verilen aranın regülatöre lojistik ve yakıt altyapısındaki aksaklıkların enflasyonist etkilerini tartma fırsatı sunacağı görüşünde birleşiyor.
Vedomosti gazetesine konuşan İK Region Analiz Departmanı Direktörü Valeriy Vaysberg, bütçe kuralı belirsizliği, akaryakıt piyasasındaki hassas denge ve 1 Ekim’de yürürlüğe girecek kamu hizmeti tarife zamlarının karar üzerinde etkili olduğunu belirtti.
Sberbank Makroekonomik Araştırmalar Merkezi ile VTB analistleri, yıl sonuna kadar politika faizinin yüzde 13,5 ila 13,75 seviyelerine çekilebileceğini tahmin ediyor.
Sovcombank Başanalisti Mihail Vasilyev ise jeopolitik risklerin sürmesi ve rubledeki değer kaybının devamı halinde bankanın yılı yüzde 14 faizle kapatabileceğini savundu.
Rusya
Bir komplonun anatomisi

Rus istihbaratının İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik hazırlanan suikast girişimini engellemesi, Londra’nın kurguladığı Ukrayna politikasının kontrol edilemez bir aşamaya sürüklendiğini gösteriyor. Geçmişin imparatorluk refleksleriyle şekillenen bu hamle, İngiliz dış politikasında bugüne dek az maliyetle yüksek etki üretme aracı olarak görülüyordu. Moskovskiy Komsomolets gazetesinin genel yayın yönetmeni ve başyazarı Mihail Rostovskiy, Rusya ile Batı arasında doğrudan savaş zemini arayan Ukraynalı odakların provokasyonlarının, Londra’yı kendi planladığı stratejinin kurbanı olma ihtimaliyle karşı karşıya bıraktığına dikkat çekiyor. Rostovskiy’e göre diplomatik misyona dönük bu son tertip, söz konusu bölgesel politikanın artık İngiltere açısından denetlenemez güvenlik riskleri taşıdığının somut bir işareti.
Bir komplonun anatomisi: İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik suikast girişimi neye işaret ediyor?
Mihail Rostovskiy
Moskovskiy Komsomolets
10 Eylül 2026
Londra’dan bakıldığında dünya şöyle görünür: Birinci evren kuralı; Ukrayna iyidir, Rusya kötü. İkinci evren kuralı; Moskova daima yalan söyler, Kiev daima doğruyu. Üçüncü evren kuralı; şayet gerçekler birinci ve ikinci kuralla uyuşmuyorsa, kuralları bir kez daha oku ve gerçeğe bakışını bu kurallara göre yeniden şekillendir.
Hayır, bu bir “felsefe yapma” çabası değil. FSB’nin, Ukraynalı bir blog yazarının Moskova’daki İngiliz Büyükelçiliği bünyesinde devşirdiği bir güvenlik görevlisi aracılığıyla misyon şefini ve beraberindeki bazı elçilik çalışanlarını öldürmeyi planladığı yönündeki açıklamasına, İngiliz siyasi zümresinin nasıl bir tepki vereceğini önceden kestirme denemesidir.
Şayet olgular belirlenmiş “doğru” ideolojiyle örtüşmüyorsa, vay olguların haline… Onları derhal yalan, provokasyon, dezenformasyon ve benzeri yaftalarla geçiştirirler. Yine de Londra’da karar verici konumda bulunanların zihninde bir çentik, bir tortu kalacağını umut ediyorum. Zira işin doğrusu, Britanya’da “bilmesi gerekenler”, ellerinin altındaki Ukraynalı himayelilerinin ne mal olduğunu gayet iyi bilir.
Bunların neye muktedir olduklarını bilmemek ya da bu konuda samimi bir yanılgıya düşmek için İngilizlerin elinde türlü “mini imparatorluklar” kurma, entrikalar çevirme ve “etki operasyonları” yürütme hususunda fazlasıyla tecrübe birikimi var. Emekli ABD Dışişleri Bakanı Dean Acheson, 1962 yılında Amerikan ordusunun subay ocağı West Point’te yaptığı konuşmada, “Büyük Britanya bir imparatorluk kaybetti, fakat henüz kendine uygun yeni bir rol bulamadı” demişti.
Resmi Londra’nın en geç bu yüzyılın başlarında, hatta belki çok daha evvel başlattığı Ukrayna projesi, İngiliz dış politika seçkinlerinin kendilerine o “uygun yeni rolü” bulma arayışlarının bir parçası. Ada’nın siyaset sınıfı penceresinden bakıldığında bu projenin bir hayli cazip yönü var (ya da vardı).
İngilizler devamlılığı, gelenekleri ve “üzerinde güneş batmayan imparatorluk” günlerine yapılan atıfları sever. Ukrayna’yı Rusya’dan koparmayı hedefleyen bir proje; Lord Palmerston, Benjamin Disraeli ya da Lord Salisbury gibi 19. yüzyılın önde gelen Londralı devlet adamlarınca da gayet iyi anlaşılırdı.
Bu yüzyılın önemli bir kesitinde Sisli Albion tahtında oturan Kraliçe Victoria, Rus imparatorluk ailesinin yakın bir akrabası olmasına karşın iflah olmaz bir Rus karşıtıydı. Bu gelenekler ölmedi; İngiliz siyaset sınıfının bilinçaltında pusuda bekliyor ve nispeten elverişli ilk fırsatta gün yüzüne çıkıyor.
Dışişleri, ordu ve benzeri kurumların bütçelerinde sürekli kısıntıya giden bugünün Londrası için “nispeten elverişli fırsat”, çoğunlukla dış politikada çok az masrafla son derece mühim işler başarma imkânı anlamına gelir. İngilizler de Ukrayna projelerini işte böyle, “az maliyetli ama son derece etkili” bir hamle olarak görüyordu. Acaba hâlâ öyle mi görüyorlar, yoksa durum geçmişte mi kaldı? Asıl can alıcı soru burada düğümleniyor.
2022’de, askeri harekâtın öncesinde ve sonrasında, hem emekli hem muvazzaf bir dizi İngiliz generali, Londra ile Moskova arasında doğrudan bir askeri çatışma ihtimaline dair peş peşe karanlık kehanetlerde bulundu. Sözgelimi o yılın haziran ayında Genelkurmay Başkanı Sır Patrick Sanders, “Avrupa’da yeniden savaşmaya” hazır olmaları gerektiğini söyleyerek İngiliz askerlerinin “içini kararttı”.
Sanders’a göre, “müttefiklerle omuz omuza savaşabilecek ve Rusya’yı muharebede mağlup edebilecek bir orduyu gecikmeksizin inşa etme zarureti” vardı. Bu tür sert çıkışları tamamen mutlak gerçek saymak gerekmez. Britanya silahlı kuvvetlerinin mevcudu bugünlerde 140 bin sınırında geziniyor.
Eski dönemlerle kıyaslandığında bu rakam devede kulak kalır. Haliyle İngiliz ordu lobicileri, en azından bu mütevazı sayının daha da erimesini önlemek, hatta mümkünse savunma harcamalarındaki kısıntı eğilimini tersine çevirmek için “Rus tehdidi” söylemini sürekli devreye sokuyor.
Ne var ki belirli bir gaye uğruna başlatılan siyasi süreçler, bir noktadan sonra denetimden çıkarak kendi iç dinamiklerini üretme eğilimi taşır. İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik engellenen suikast planı, Londra’nın yürüttüğü Ukrayna projesinde tam olarak bu kırılmanın yaşandığına dair bir başka işarettir.
İngiliz çıkarları zaviyesinden bakıldığında bu proje, şimdiye dek çoğunlukla “her kazancı elde edelim ama hiçbir bedel ödemeyelim” mantığıyla sürdürüldü. Ancak mevcut dönemin ayırt edici vasfı, Rusya ile Batılı devletler arasındaki kontrolsüz gerilim riskinin giderek tırmanmasıdır.
Bu devletlerin arasında yalnızca Büyük Britanya yok; fakat Londra’nın listenin en tepelerinde yer aldığı kesin. Bu durum da onu, Rusya ile Batı arasındaki doğrudan askeri çatışma ihtimalini bir emrivakiye dönüştürmek isteyen Ukraynalı çevreler için cazip bir hedef haline getiriyor.
İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik önlenen suikast girişimini bir uyarı levhası olarak okumak gerekir. Londra’nın Ukrayna projesi artık “ucuza kapatılmış verimli bir yatırım” olmaktan çıkmıştır. Projenin o pek övülen “ucuzluğu”, her an etraftaki her şeyi havaya uçurabilecek bir tehlike barındırıyor.
Rusya
FSB: Ukrayna İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine saldırı planladı

Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), İngiltere’nin Moskova Büyükelçisi Nigel Casey ve diğer diplomatlara saldırı hazırlığı yaptığı gerekçesiyle bir güvenlik görevlisini gözaltına aldı. Şüphelinin Ukrayna istihbaratı adına hareket eden bir yayıncıya bilgi sızdırdığı ve vatana ihanet suçlamasıyla soruşturulduğu açıklandı.
Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), Ukrayna’nın İngiltere’nin Moskova Büyükelçisi Nigel Casey’ye yönelik bir saldırı hazırlığı içinde olduğunu açıkladı.
Kurum, başkent Moskova’daki İngiltere Büyükelçiliğini koruyan güvenlik şirketinde görev yapan 45 yaşındaki bir Rus vatandaşını gözaltına aldığını açıkladı.
FSB, şüphelinin Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU) ile işbirliği yaptığını savunuyor. Rus istihbaratının iddiasına göre zanlı, Büyükelçi Nigel Casey ve elçilik bünyesindeki diğer diplomatik temsilcilere yönelik saldırılarda kullanılmak üzere bilgi topladı.
FSB, gözaltına alınan şahsın diplomatların ikametgah adreslerini, büyükelçiliğin güvenlik sistemine ilişkin verileri ve burada düzenlenen etkinliklere dair detayları karşı tarafa aktardığını bildirdi.
Açıklamada, şüphelinin talimatları SBU adına hareket eden ve “Apostol Dmitriy” takma adıyla bilinen Ukraynalı internet yayıncısı Dmitriy Karpenko üzerinden aldığı kaydedildi.
Rus istihbaratı, planlanan eylemlerin ardından suçun Moskova yönetimine yıkılmasının hedeflendiğini kaydetti. FSB’ye göre amaç; İngiltere’yi Rusya ile doğrudan silahlı bir çatışmaya çekmek, Kiev’e yönelik silah sevkiyatını artırmak ve Rusya’ya karşı yaptırımları sertleştirmekti.
Zanlı hakkında Rusya Ceza Kanunu’nun vatana ihanet suçunu düzenleyen 275. maddesi kapsamında ceza davası açıldı ve ön soruşturma süreci başlatıldı.
Rus istihbarat servisi, güvenlik görevlisi ile Karpenko arasında geçtiği iddia edilen yazışmaların ekran görüntülerini de kamuoyuyla paylaştı.
Söz konusu kayıtlarda elçilik korumasının; büyükelçilik konutunda yaşayanların listesini, telefon numaralarını, misyon şefinin programını, geliş-gidiş saatlerini ve aralarında İsrail ile İsveç büyükelçileriyle yapılan görüşmelerin de yer aldığı etkinlik planlarını ilettiği görülüyor. FSB ayrıca zanlının istihbaratın öne sürdüğü iddiaları yinelediği bir video kaydı da yayımladı.
Açıklamasının sonunda Rus vatandaşlarına uyarıda bulunan FSB, Karpenko ve diğer Ukrayna yanlısı yayıncılarla her türlü temasın kesilmesini istedi.
Servis, bu kişilerin Rusya vatandaşlarını müebbet hapis cezası gerektiren vatana ihanet ve diğer ağır suçlara alet ettiğini savundu.
Avrupa4 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa4 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Dünya Basını2 hafta önce“Yapay zeka devasa bir aldatmaca”
Avrupa4 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya2 hafta önceÇin insansı robot pazarında liderliği hedefliyor








