Bizi Takip Edin

Rusya

‘Donbass’ta Gazze senaryosu çizdiler’

Yayınlanma

Ukrayna’da savaş ne zaman başladı ve ne zaman bitecek?

Moskova, 2013 sonu ve 2014 yılı başındaki Meydan olayları ve Yanukoviç’in devrildiği zaman dilimini “devlet darbesi” olarak adlandırıyor. Rusya’ya göre savaş bu darbeyle başladı.

2022 yılı 24 Şubat’ında Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin “bu savaşı bitirmek için” Özel Askeri Operasyon düğmesine bastı. Rusya’nın inşa ettiği bu söylem giriştikleri askeri harekatın ABD’nin Irak’ta yaptığı türden bir işgal olmadığı, Donabass’taki sivillerin korunmasına dayanan hukuki bir alt yapısı olduğu ve “savaşı bitiren savaş” anlamına geldiği gibi tezlerle destekleniyor.

Savaşın üçüncü yılında girerken Rusya’nın askeri sahada inisiyatifi ele geçirdiğini ve Ukrayna güçlerini adeta erittiğini söylemek mümkün. Ukrayna tarafı ise Batı desteği olmasa Amerikalıların sevdiği tabirle “failed state” durumune geldi. Buna karşın ne Rusya’da rejim değişti ne de Rus ekonomisi çöktü. Elbette savaşın Rusya’ya ağır maliyetleri oldu ancak Ukrayna devleti Batı finanasmanı olmadığı bir durumda ayakta durabilecek kapasitesini tümden yitirdi.

Cephedeki kilitlenmeyi ise Rusya sağlam savunma mevzilerinde bekleyerek geçiriyor. Rus yetkilere göre Kiev’i finansmanın ağır ekonomik maliyeti, Batı kamuoyunun limitleri , ABD seçimleri gibi parametreler savaşın bitimini belirleyecek, Rusya’nın taleplerini Batı’nın görmesini sağlayacak.

Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanlığı Özel Yetkili Büyükelçisi Rodion Miroşnik’e Ankara’da sorularımızı yönetme imkanı bulduk. Sık sık Donbass’ı ziyaret eden ve Kiev’in sivilleri hedef aldığı saldırıları kayıt almakla görevli olan Miroşnik, Moskova’nın yaklaşımını, “Donbass’ın Gazze olmasına müsade edemezdik” sözleriyle özetliyor. Rus Evi Ankara’nın “Bitmeyen Trajedi’nin 10. Yılı” etkinliğinde açılış konuşması yapan Miroşnik, “Ukrayna’nın doğusunda Gazze senaryosunu gerçekleştirmek istediler. Rusya’nın bunu izleyeceği düşüncesi vardı” diyor.

Mehmet Kıvanç: 10 yıldır çalkantılı ve kanlı bir süreç yaşanıyor Ukrayna’da. Herkesin aklında olan soru şu: Bu savaş ne zaman bitebilir? Ya da bir çeşit Afganistan’daki gibi “sonsuz savaş” denilen bir sürecin içinde miyiz?

Rodion Miroşnik: Bu savaşın hangi tarihte biteceği konusunda size maalesef net bir yanıt vermem mümkün değil. Belki nasıl biteceğini size söyleyebilirim. Mevzubahis çatışma Rusya’nın haklı ve hukuka dayalı zaferi ile sonuçlanacaktır. Eğer uluslararası manada bazı örnekler isterseniz çünkü siz Afganistan örneğinden bahsettiniz ben size başka örnekler verebilirim.

İki yıl önce Hırvatistan senaryosu adı verilen bir versiyon uygulamaya koymaya çalıştırlar. Günümüzde ise gördüğümüz şey özellikle Gazze Şeridi’nde Orta Doğu’da yaşananların realizasyonu gibi görülüyor. Herhalde sürecin başlangıcında Kiev rejiminin şöyle bir beklentisi vardı: “Biz istediğimiz gibi taarruz edeceğiz. Rusya bunu sadece izleyecek ve bakacak.” Bir mesele de şu: Batı tarafından donatılan Ukrayna ordusunun anlaşmazlığa konu olan Donbass bölgesindeki nüfusa göre üstün olması ve sayılarının kat be kat fazla olması. Bu durum sanırım onlara hızlı bir zafer kazanacakları illüzyonunu yarattı.

İki yıl önce Donbass halkının Donbass bölgesinin bir umudu yeşerdi. Ayakları yere basan bir beklenti. “Biz kurtulacağız.” Bu vesile ile Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Sayın Vladimir Putin’in de bir ifadesi var bu konuyla ilgili. Operasyon başladığı zaman şunu ifade etti: “Biz bu savaşı başlatmadık. Bu savaşı bitirmeye geldik.” Bunu özellikle ifade etmek istiyorum.

Afganistan savaşı tabi çok uzun sürdü. Ancak savaşın bitişine bakıldığında bir felaket görüyorsunuz orada. ABD’nin ciddi bir finansmanı var bu savaşın devam etmesi için. Benzer bir senaryo mevzubahis olabilir ama bu savaşın bu kadar uzun süreceğini ben düşünmüyorum.

Mehmet Kıvanç: Moskova’nın Rus ordusundan askeri sahadaki şu anki beklentisi tam olarak nedir? Savaşta bazı gel gitler de yaşandı. Bundan sonrasına ilişkin Moskova hangi hedefleri istiyor Rus ordusundan. Sahada bir kilitlenme durumu da görüyoruz bir taraftan.

Rodion Miroşnik: Hedef aslında net. Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin bu hedefi net bir şekilde ortaya koydu. Nedir bu? Ukrayna’daki siyasi rejimin rehabilitasyona girmesi bu birincisi. İkincisi de ülkenin silahtan arınması yani demilitarizasyon süreci. Bu gerekli. Bu hedef gerçekleştirilene kadar bu süreç devam edecek. Ne zaman biter bu konuda net bir şey söylemek mümkün değil.

Şu an için net bir bilgi vermek gerekirse çatışma bölgesinde Rus ordusunun inisiyatifi eline aldığını söylemek mümkün. Biliyorsunuz bu çok geniş bir cephe hattı ve birçok hücum yönü var. Harkov hattı çok stratejik öneme sahip. Bu hattaki bütün stratejik hedefler ele geçirilmiş durumda. Bu hedeflere ulaşmak için Rus ordusu hızlı bir şekilde ilerliyor. Yakın vadeli hedef Rusya anayasasına göre Rusya Federasyonu’nun unsuru olan toprağı olan bölgeyi tamamen kurtarmak ve özgürleştirmek.

Çok geniş bir cephe hattından bahsediyoruz. Donetks hattı yine çok stratejik öneme haiz. Bu hatta da ciddi ilerlemeler var ve oradaki bütün hedefler tek tek alınıyor. Halihazırda önümüzdeki stratejik önemdeki hedeflerin geçmişte alınan hedeflere nazaran çok daha zayıf olduğunu da ifade etmek isterim.

Mehmet Kıvanç: Kiev’in politikasını söylem düzeyinde değiştirmediğini görüyoruz. “Kiev uzun vade savaşa hazırlanıyor” görüşü hakim. Moskova’nın uzun vade hazırlığı var mı?

Rodion Miroşnik: Kiev rejimi bağımsız olarak hiçbir şeyi planlayamaz. Büyük oranda Batı’nın belli aktörlerinin silahlandırmasına ve finansmanına ihtiyacı var. Artı Batı’da faaliyet gösteren özel askeri şirketlere ihtiyacı var. Bunlar olmadan herhangi bir şey planlamaları mümkün değil.

Ukrayna devletinden ya da Ukrayna devlet yapısından arta kalan yapı, bunu nasıl adlandırırsanız adlandırın bunu bağımsız olarak yaşamını idame ettirmesi var olması teknik olarak mümkün değil artık. Periyodik olarak bu süreci devam ettirebilmeleri için, savaşabilmeleri ayakta kalabilmeleri için her ay 40 milyar dolar civarı bir finansmana ihtiyaç duyuyorlar.

Uluslararası aktörlerin bu konuyla ilgili verecekleri karara ve yapacakları plana bağlı Ukrayna’daki rejimin silahlı mücadeleyi devam ettirip ettirmeme potansiyeli ve kararlılığı. Batılılar gerçekten silah verecekler mi kendilerine? Para sağlayacaklar mı? Mühimmat verecekler mi? Askeri danışmanlık ve müsteşarlık hizmetlerine devam edecekler mi? Bunlar olmadan mümkün değil.

Mehmet Kıvanç: NATO – Rusya Konseyi, AGİT şu anda işlevsiz. Çalışmadığı görülüyor. Barış ve uzlaşı olacaksa bu hangi mekanizma üzerinden gerçekleşecek. Barış sürecinin nasıl başlayacağı aklımızda şekillenmiyor.

Rodion Miroşnik: Evet Bu NATO- Rusya Konseyi çalışmıyor dediniz doğrudur. NATO’nun şöyle bir pozisyonu var. Siz Ukrayna ile oturun bu sorunu müzakere yoluyla çözün diyor ama Rusya’nın karşısında müzakere edebileceği hukuki anlamda bir makam yok. Böyle bir makam olmadan böyle bir uzlaşıyı gerçekleştirmek mümkün değil. 2014’ten bu yana 7 ayrı diyalog mekanizmasına biz aktif olarak iştirak ettik. Bu mekanizmaların tamamı mevcut bölgelerdeki uzlaşmazlığı çözüm üzerine kuruluydu. Hepsinde vardık. Buralarda alınan kararların tamamı Ukrayna tarafından reddedildi ve uyulmadı bu kararlara.

Rusya her türlü iletişim kanalına ve diyaloğa açık. Önümüze koymuş olduğumuz hedeflerimiz var. Ukrayna’nın Nazi ideolojisinden arındırılması, silahsızlandırılması bunlar gerçekleştirilene kadar bu durum devam edecek. Ancak biz bu sorunu askeri harekat yoluyla ya da savaş yoluyla çözme meraklısı değiliz. Üstelik Ukraynalılar bizim kardeş halkımız. Kardeş halkın kanını dökme gibi bir arzumuz da yok. Dolayısıyla bize gelecek olan her türlü mantıklı öneriye açığız. Bütün iletişim kanallarımız açık.

Peki, Batı bize nasıl yanıt veriyor? Kısa bir zaman önce ABD Başkanı Biden 500 civarı yeni yaptırımı hayata geçiriyoruz dedi. Avrupa Birliği (AB) kısa süre önce 13 yeni yaptırım paketini hayata geçirdi.

Batı’da burada bir anlaşmazlık var ve bunu biz müzakere masasında çözmek istiyoruz gibi bir öneri ya da gündem maddesi yok. Ukrayna topraklarındaki milli güvenlik tehditlerinin tasfiye edilmesine kadar bu süreç devam edecektir kanaatindeyim.

Mehmet Kıvanç: “Rusya, Batı’nın uzun süreli yıpratma savaşı tuzağına düştü…” Bu görüşe ilişkin yorumunuz nedir?

Rodion Miroşnik:  Bunu tuzak olarak adlandırıp adlandırmamaları kendi problemleri. Ben böyle düşünmüyorum. Sahadaki duruma bakarsanız eğer bugün savunma sanayisi modernize etmiş, sahada inisiyatifi ele geçirmiş bir Rusya’dan bahsediyoruz. Ele geçirilen bölgeleri elinde tutan bir Rusya’dan bahsediyoruz. Dolayısıyla bu bir tuzaksa nasıl bir tuzak onu da anlamak mümkün değil.

Mehmet Kıvanç: Rusya’ya bu kadar yakın bir halk içerisinden nasıl Rusya’ya karşı böylesine güçlü bir direnç gelişebildi. Moskova’nın bu noktada bazı hatalar yaptığını düşünüyor musunuz? Batı’nın etkisi dışında.

Rodion Miroşnik: 1991’den sonra özellikle biz tam da dediğiniz gibi kardeş iki milletin karşı karşıya gelmesi gibi bir durumun mevzu bahis olmayacağını düşünüyorduk. Bunu tahayyül dahi edemiyorduk. Ukrayna’nın toplumsal ve siyasi yeniden yapılanma süreci var SSCB’den sonra. Gelinen noktada biz Batılı kuruluşların Batılı resmi organların, STK’ların ya da istihbarat örgütlerinin buradaki toplumsal ve devlet yapısı üzerindeki faaliyetlerini, eğitim sistemi üzerindeki çalışmalarını anladığım kadarıyla küçümsedik, önemsiz gördük bunları…

Maalesef bugün bunun tepe noktasına ulaştık. Tepe noktası ne savaş… Bu durumda şu soruları biz de sorup gündeme getirmek Ukraynalı muhataplarımızla bunları istişare etmek isteriz. Bu sorunun cevabını biz de çok merak ediyoruz. Ancak an itibariyle bunu yapmamız mümkün değil. Çünkü Ukrayna’da ciddi bir Batı etkisi var. Batı’nın yönetimiyle ülke ayakları üzerinde duruyor. Ne zamanki o Batı etkisini bu savaşın devamı konusunda yapılan Batı finansmanını alırız ülkenin üzerinden o takdirde oturup da bunların cevabını alabiliriz.

Mehmet Kıvanç: Mart ayında İstanbul’da yürütülen Dolmabahçe süreci var. Bütün kanallar tıkalı mı oraya dönüş için?

Rodion Miroşnik: Bunun olması için kaba tabirle Batı’nın yanlış ata oynadığını anlaması gerekiyor. Ukrayna şu anda sahada kaybediyor. Kaybetmeye devam edeceğini ve bu işi devam ettirmenin kendi çıkarlarına olmadığını anladıkları anda yeni bir görüşme süreci olacaktır. Bundan emin olabilirsiniz.

Mehmet Kıvanç: Avrupa’nın etkisi nedir? Rusya – Avrupa diyaloğu tamamen koptu mu?

Avrupa bu süreçte muazzam etkindir. ABD bu savaşta Avrupa’yı ödemeleri yapması ve finanse etmesi konusunda zorluyor ve bu ödemeleri yaptırıyor. Ukrayna’ya yapılacak yardımlar konusunda ABD kongresinde yapılan görüşmeler altı ay boyunca bir ileri bir geri devam ederken o aradaki süreci Avrupalı devletlerin ödemeleriyle kapatıyorlar. Ukrayna’daki süreç Batı ve Avrupa için çok çok pahalı. Dolasıyla ABD’deki iç siyasi mücadelenin de bu işi belirleyecek nitelikte sonuçlar ortaya koyacağını diye düşünüyorum. Her daim aklıselime ve barışçıl yollarla meselenin çözümüne ilişkin bir şans veriyoruz. Buna açığız ancak bize bunu çözmek için başka bir şans bırakmıyorlar. Bu nedenle hedefler gerçekleşene kadar devam etmek durumdayız.

Rusya

Milyarder Melniçenko, The Economist’e konuştu: Rusya için sessiz kalma dönemi sona erdi

Yayınlanma

Rus sanayici Andrey Melniçenko, Ukrayna savaşı ve Batı yaptırımlarının ardından Kremlin’le yürüttüğü özel temasları ve ülkenin geleceğine dair The Economist dergisine özel mülakat verdi. Nükleer çatışma uyarısı yapan Melniçenko, Rusya’nın Çin uydusu olmasını veya Kuzey Koreleşmesini önleyecek yeni bir elitler egemenliği modeli önerdi.

Rus sanayi sektörünün en önemli aktörlerinden, mineral gübre üreticisi EuroChem ile kömür ve enerji devi SUEK şirketlerinin kurucusu Andrey Melniçenko, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Kremlin’de gerçekleştirdiği teke tek görüşmenin ardından, ülkenin jeopolitik konumu ve ekonomik geleceğine dair analizlerini paylaştı.

The Economist dergisine mülakat vererek, Rusya gayri safi yurtiçi hasılasının yaklaşık yüzde 1’ini üreten bir sanayi imparatorluğunun kurucusu olan Melniçenko, son yıllarda yaşanan jeopolitik kırılmaların ardından Rus iş dünyasının ve devlet aygıtının yeni bir rasyonel zemine oturması gerektiğini belirtti.

Sanayici, Kremlin’de gerçekleşen ve bir saatten fazla süren kabulde, Rusya’nın küresel pazarlardaki rolünü ve Batı yaptırımlarının iş dünyasındaki etkilerini doğrudan Rusya Devlet Başkanı Putin’e aktardı.

Görüşmede elitlerin tarihi hatalarına dikkat çeken Melniçenko, iş dünyasının kendi geleceğini Rusya’nın kaderinden ayıramayacağını ifade etti.

“Para kazanmak için ayrı, güvenlik için ayrı ülke olamaz”

Kremlin’deki üst düzey kabulde Rusya Devlet Başkanı Putin ile yaptığı görüşmenin ayrıntılarını paylaşan sanayici Melniçenko, Batı dünyasının mülkiyet haklarına dair sunduğu garantilerin yanıltıcı olduğunun son yaptırımlarla kanıtlandığını vurguladı.

Rus elitlerinin uzun yıllar boyunca servetlerini yurt dışında tutarak güvenlik arayışına girmesini eleştiren iş insanı, Rusya Devlet Başkanı Putin’e hitaben şu ifadeleri kullandı:

“Yıllarca Batı’nın mülkiyet haklarını koruyacağına inandık ancak bu durum neredeyse tüm servetimize mal oluyordu. Artık net bir gerçeği kabul etmek zorundayız: Para kazanmak için ayrı bir ülkeye, güvenlik, ailenizin geleceği ve gerçek hayat için başka bir ülkeye sahip olamazsınız.”

Melniçenko, Ukrayna savaşıyla başlayan sürecin küresel ticaret kurallarını tamamen ortadan kaldırdığını kaydetti. Kendi inşa ettiği küresel sanayi yapısının bu süreçten nasıl etkilendiğini anlatan iş insanı, “Bizler uluslararası kurallara dayalı küresel bir dünya olduğuna inanıyorduk. Ancak dünya bizim düşündüğümüz gibi bir yer çıkmadı. Küresel bir dünya yok, küresel kurallar yok. Siz devlet yönetimi olarak bunu bizden çok daha önce anladınız” dedi.

Savaşın ilk günlerinde Avrupa Birliği ve ABD tarafından yaptırım listesine alınan Melniçenko, hukuki zorunluluklar nedeniyle dünyanın en büyük ikinci gübre üreticisi konumundaki EuroChem şirketinin mülkiyet haklarını devretmek zorunda kaldığını anımsattı.

Batı yargısının tarafsızlığını yitirdiğini ifade eden sanayici, Avrupa Adalet Divanı nezdinde başlattığı yasal girişimlerin tamamen siyasi gerekçelerle reddedildiğini kaydetti.

“Sessizce boyun eğmenin dışındaki her adım risk taşır”

Rusya’nın güvenlik bürokrasisinin bağımsız hareket eden aktörleri bir tehdit olarak algıladığına değinen Melniçenko, bir iş insanı olarak kamusal alanda inisiyatif almanın taşıdığı risklerin farkında olduğunu belirtti.

Sanayici, güvenlik elitlerinin kurduğu baskı ortamına rağmen ülkenin geleceği için fikir üretmenin kaçınılmaz bir sorumluluk olduğunu şu sözlerle açıkladı:

“Mevcut sistemde sessizce boyun eğmenin dışındaki her adım doğal olarak büyük risk taşır. Tabii ki kafayı öne eğip beklemek en kolay yoldur. Ancak şu an Rusya için ortaya konan bahisler çok yüksek. Eğer bu süreçte ülkenin geleceğini şekillendirmek için sorumluluk almaz ve katılım sağlamazsanız, kendinizi kendi geleceğinizden tamamen dışlamış olursunuz.”

Uzun yıllar İsviçre’de yaşayan ve küresel teknoloji liderleriyle yakın ilişkiler geliştiren Melniçenko, Rusya ile olan bağını bir dış yatırımcı mantığıyla sürdürdüğü dönemin kapandığını ilan etti.

“Hayatımda ilk kez Rusya’dan başka bir ülkem olmadığını derinden hissediyorum” diyen iş insanı, Rus elitlerinin sermayeleriyle birlikte hırslarını ve entelektüel enerjilerini de ülkelerine geri getirmesi gerektiğinin altını çizdi.

Mevcut güç yapısına doğrudan meydan okumak gibi bir niyetinin olmadığını dile getiren sanayici, amacının devlete rasyonel bir dönüşüm mimarisi sunmak olduğunu ifade etti. Melniçenko, ideolojilerden arınmış, fiziksel gerçekliğe ve ekonomik verilere dayanan bir yönetim yaklaşımının Rusya’yı mevcut çıkmazdan kurtarabileceğini savundu.

“Savaşın diğer ülkelere sıçrama riski endişe verici derecede yüksek”

Rusya topraklarının uzun bir aradan sonra doğrudan askeri saldırılara maruz kaldığına dikkat çeken sanayici, Ukrayna’nın Rus rafinerilerine yönelik drone operasyonlarının sanayide ve enerji tedarikinde ciddi aksamalara yol açtığını kaydetti.

Ekonominin büyük bir baskı altında olduğunu ve elitler arasında ülkenin bir çıkmaza girdiğine dair ortak bir kanaatin oluştuğunu belirten Melniçenko, askeri çatışmanın küresel bir savaşa evrilme ihtimaline karşı uyardı:

“Ukrayna’daki savaş artık tartışmasız bir şekilde Rusya ile Batı dünyası arasında topyekun bir çatışma olarak görülüyor. Bu savaşın diğer ülkelere sıçrama riski endişe verici derecede yüksek. Nükleer silahların kullanılması ihtimalini bile dışlayamayız. Bizleri bu noktaya getiren nedenler her ne olursa olsun, kimin haklı ya da kimin haksız olduğunu tartışmayı bir kenara bırakıp mevcut gerçekliği kabul etmek zorundayız: Şu an tamamen haritalandırılmamış, belirsiz ve tehlikeli bir bölgedeyiz.”

Kaos dönemlerinin aynı zamanda yeni sistemler kurmak için bir laboratuvar işlevi gördüğünü dile getiren iş insanı, modern Rusya’nın Sovyetler Birliği’nin yıkılış sürecindeki büyük dönüşümden doğduğunu hatırlattı.

Toplumun ve iş dünyasının şu an en çok düzen, öngörülebilirlik ve net bir gelecek vizyonuna ihtiyaç duyduğunu söyleyen Melniçenko, “İnsanlar özgürlükten korkmaz, insanlar kaostan korkar” değerlendirmesini yaptı.

“Kuantum dünyasında hiçbir şey kesin değildir ve her şey ihtimal dahilindedir”

Eğitimini aldığı kuantum istatistiği ve alan teorisinin dünyaya bakışını şekillendirdiğini belirten Melniçenko, fiziksel dünyanın akışkan yapısının kendisine dogmatik olmayan bir düşünce esnekliği kazandırdığını kaydetti.

Sanayici, bu felsefeyi iş dünyasına ve ülke yönetimine nasıl uyarladığını şu sözlerle anlattı:

“Kuantum dünyasında hiçbir şey kesin değildir ve her şey ihtimal dahilindedir. Gerçeklik akışkandır. Eğer bir gelişme, bir olay ya da bir olgu sizin hayata dair yerleşik görüşlerinizi çürütüyorsa, bu bir trajedi değil, aksine yeni bir fırsattır. Ben katı kuralları olan bir insan değilim. Bugün, dünden daha farklı bir stratejiye inanabilirim ve bu durum değişen koşullara uyum sağlamanın tek yoludur.”

Bu esnek vizyon sayesinde 2000’li yılların başında Çin’in ekonomik büyümesini önceden analiz ederek kömür ve gübre sektöründe devasa yatırımlar yaptığını belirten Melniçenko, Rusya’nın özelleştirme döneminde atıl kalan demiryolu hatlarını ve limanlarını küresel ticaret rotalarına entegre ettiğini anımsattı.

Dönemin Rusya Elektrik Monopolü RAO UES Başkanı Anatoliy Çubays ile gerçekleştirdiği hisse alım ortaklığını örnek göstererek, devlet kurumlarıyla kavga etmeden, pazar reformlarına inanarak büyük sanayi entegrasyonları gerçekleştirdiğini ifade etti.

“Rusya kalıcı bir kale zihniyetine hapsolursa dış çatışmayı iç politika aracı yapar”

Makalesinde Rusya’nın önündeki dört olası gelecek senaryosunu analiz eden Melniçenko, bu yollardan ilk üçünün ülke için yıkıcı sonuçlar doğuracağını savundu.

İlk senaryoda Rusya’nın Batı sistemine çevre bir ülke olarak yeniden entegre edilmesini “vasallık” olarak nitelendiren iş insanı, gururu kırılmış ve yenilmiş bir Rusya’nın kaçınılmaz olarak daha saldırgan bir rövanşizm üreteceğini belirtti.

İkinci senaryo olan Çin’in yörüngesine tamamen girme ihtimalini de değerlendiren sanayici, Pekin’in Rusya’yı sadece bir hammadde deposu ve tampon bölge olarak kullanmak isteyeceğini, ancak Rusya’nın iç sorunlarının sorumluluğunu üstlenmeyeceğini yazdı. Melniçenko, bu iki senaryo arasındaki tek farkın “derebeyinin kimliği” olacağını vurguladı.

Üçüncü tehlikenin, ülkenin nükleer silahların kontrolsüz dağıldığı bir iç çatışma ve bölünme sürecine girmesi olduğunu belirten sanayici, dördüncü ve en olası tehlikeye karşı ise şu uyarıyı yaptı:

“Güvenlik servislerinin desteklediği ve Kremlin’de ciddi şekilde tartışılan Kuzey Kore tarzı bir içe kapanma modeli, hem elitler hem de halk için büyük bir tehdittir. Rusya eğer kalıcı bir kale zihniyetine hapsolursa, dış çatışmayı kalıcı bir iç politika aracı haline getirir. Bu model askeri baskıyı, ekonomik rasyonelleşmeden uzaklaşmayı, karne uygulamasını ve istikrarsızlık ihracını beraberinde getirir.”

Melniçenko, bu karanlık senaryolardan çıkışın tek yolunun, devletin mülkiyet haklarını bir lütuf olarak değil, anayasal bir yükümlülük olarak koruduğu “gerçek egemenlik” modeli olduğunu kaydetti.

“Amacımız Rusya’yı insanların gitmek istemeyeceği kadar cazip bir yer yapmak olmalı”

Önerdiği egemen devlet modelinin sadece siyasi bir söylemden ibaret olmadığını, ekonomik rasyonaliteye dayanması gerektiğini belirten Melniçenko, Rusya’nın eski Sovyet cumhuriyetlerinden nitelikli iş gücünü çekebilmesi ve ülkeden kaçan eğitimli nüfusu geri kazanabilmesi için yaşam standartlarının yükseltilmesinin zorunlu olduğunu ifade etti.

Sanayici, tarihi referanslarla desteklediği vizyonunu şu şekilde özetledi:

“Bizim temel amacımız Rusya’yı insanların gitmek istemeyeceği, yaşamak için can atacağı kadar cazip, güvenli, öngörülebilir ve müreffeh bir yer yapmak olmalıdır. Ancak o zaman insanların ülkeden kaçması için bir neden kalmaz. Bu Rusya, ne Batı ne de Çin için dikte edilebilir bir ortak olmak zorundadır. Kendi vatandaşlarının konforunu ve güvenliğini öncelikli kılan, dış dünya için ise öngörülebilir ve rasyonel hareket eden bir devlet yapısı inşa edilmelidir. Batı için zor bir ortak olabiliriz ama en azından bir kara delik olmayız. Çin için bir uydu devletten daha az kullanışlı olabiliriz ama büyük ve istikrarsız bir vasaldan çok daha güvenli bir komşu oluruz.”

Tarihsel dönüşümlerin her zaman elitlerin uzlaşısıyla yukarıdan aşağıya doğru gerçekleştiğini belirten Melniçenko, Rusya’nın geleceğini inşa edecek kadroların sanayiciler, teknokratlar ve sivil toplum liderlerinden oluşması gerektiğini savundu.

Egemenlik ve katılım hakkı verilen elitlerin, kendi çıkarlarını korumak adına devlet mekanizmasını rasyonel bir çizgide tutacağını ifade etti.

Sanayici, değişimin zamanını tahmin etmenin imkansız olduğunu ancak o an geldiğinde hazırlıklı olmak gerektiğini belirterek sözlerini tamamladı:

“Kuantum fiziğinde olduğu gibi, sadece bir gözlemcinin ortaya çıkışı bile dünyaya ve sisteme yeni bir anlam kazandırmaya yeterlidir.”

Okumaya Devam Et

Rusya

Şohin’den Rusya Merkez Bankasına faiz uyarısı

Yayınlanma

Rusya Sanayici ve Girişimciler Birliği Başkanı Aleksandr Şohin, akaryakıt fiyatlarındaki artışın Rusya Merkez Bankasının 24 Temmuz’daki toplantısında politika faizini artırması için bir gerekçe oluşturmaması gerektiğini belirtti. Şohin, Merkez Bankasının bu duruma doğrudan faiz artışıyla yanıt vermemesini beklediklerini ifade etti.

Rusya Sanayici ve Girişimciler Birliği (RSPP) Başkanı Aleksandr Şohin, Uzak Doğu Federal Bölgesi’ndeki Bölgesel İşveren Dernekleri Koordinasyon Konseyi toplantısında yaptığı konuşmada, yakıt piyasasındaki fiyat artışlarının Rusya Merkez Bankasının (CBR) 24 Temmuz’da yapacağı toplantıda politika faizini artırması için bir gerekçe teşkil etmemesi gerektiğini ifade etti.

Şohin, yakıt piyasasında gözlenen durumun iş dünyası için ek zorluklar yarattığını kabul etmekle birlikte, olası bir enflasyon ivmelenmesine karşı para politikasını sıkılaştırarak mücadele etmenin yanlış bir yaklaşım olacağını dile getirdi.

Konuya dair değerlendirmesinde Şohin, “Merkez Bankasından, diğer sektörlerde de fiyat artışlarını tetikleme potansiyeli taşıyan yakıt fiyatlarındaki yükselişe karşı politika faizini artırarak doğrudan ve sert bir tepki vermesini beklemek kuşkusuz doğru olmaz” dedi.

RSPP Başkanı, iş dünyasının, faiz kararı alınırken ekonomi yönetiminin “sağduyulu” hareket edeceğine güvendiğini sözlerine ekledi.

Rusya Merkez Bankası ucuz krediyle büyüme tezini reddetti

Merkez Bankası enflasyonist risklere dikkat çekmişti

Rusya Merkez Bankası, 19 Haziran’daki son toplantısında politika faizini 25 baz puan düşürerek yıllık yüzde 14,25 seviyesine çekmişti.

Bununla birlikte kurum, enflasyonist risklerin ağırlığını koruduğu yönünde uyarı yapmıştı. Merkez Bankası yetkilileri, motorlu taşıt yakıtı üretiminde yaşanan geçici düşüşün risk unsurlarından biri olduğunu vurgulayarak, yakıt piyasasında haziran ayında ortaya çıkan tablonun mevcut fiyat artış hızını destekleyebileceğine ve daha önce öngörülenden daha yüksek bir faiz patikasına ihtiyaç duyulabileceğine işaret etmişti.

Rusya Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, haziran ayındaki toplantının ardından yaptığı açıklamada, yönetim kurulunun üç seçeneği değerlendirdiğini bildirmişti.

Bu seçeneklerin faizi yüzde 14,50 seviyesinde sabit tutmak, yüzde 14,25’e veya yüzde 14’e düşürmek olduğunu belirten Nabiullina, faiz indirimleri için hareket alanının daraldığını kaydetmişti.

Karar sürecinde beklentiler izlenecek

Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Aleksey Zabotkin ise 29 Haziran’da yaptığı açıklamada, 24 Temmuz’daki toplantı için güncellenecek makroekonomik öngörüler hazırlanırken yakıt piyasasındaki durumun dikkate alınacağını belirtmişti.

Zabotkin, kurum için sadece benzin ve dizel fiyatlarındaki değişimin değil, bu değişimin hanehalkı ile iş dünyasının enflasyon beklentilerine olan etkisinin de önem taşıyacağını ifade etmişti.

Merkez Bankası tarafından 1 Temmuz’da yayımlanan haziran ayı toplantı özetinde de enflasyonist risklerin belirginleşmesi sebebiyle, enflasyonu hedef seviyeye geri döndürmek amacıyla nisan öngörülerine kıyasla daha yüksek bir politika faizi patikasının gerekebileceği aktarılmıştı.

Daha sonra konuya değinen Nabiullina, faiz indirimi yönünde alanın halen var olduğunu, ancak gevşeme adımlarının zamanlaması ile hızının yakıt piyasasındaki gelişmelerin ikincil etkilerine bağlı şekilleneceğini açıklamıştı.

Rus milyarder Melniçenko: Küresel güvenlik için öngörülebilir bir Rusya gerekli

Okumaya Devam Et

Rusya

AB’den Rusya krizi nedeniyle Venedik Bienali’ne ceza

Yayınlanma

Avrupa Komisyonu, Rusya pavyonunun yeniden açılmasına izin veren Venedik Bienali’ne yönelik 2 milyon avroluk hibe desteğini kesme kararı aldı. Karar, katılımcıların pavyonun açılışını savunmak amacıyla sundukları gerekçelerin incelenmesinin ardından verildi.

Avrupa Komisyonu, Avrupa Eğitim ve Kültür Yürütme Ajansına (EACEA) bir tavsiyede bulunarak Venedik Bienali’ne sağlanan 2 milyon avro tutarındaki hibenin durdurulmasını talep etti.

Karar, Avrupa Komisyonu Kıdemli Başkan Yardımcısı Henna Virkkunen tarafından sosyal medya platformu X üzerinden yapılan açıklamayla duyuruldu.

Virkkunen yaptığı paylaşımda, “Bu karar, bienal katılımcılarının Rus pavyonunun yeniden açılmasını haklı göstermek amacıyla gönderdikleri yanıtların titizlikle değerlendirilmesinin ardından alındı. Avrupa’da vergi mükelleflerinin parasıyla finanse edilen kültür, demokratik değerleri teşvik etmeli ve korumalıdır” ifadelerini kullandı.

Rusya’ya, serginin düzenlendiği Venedik’teki Giardini Bahçeleri’nde kendi pavyonunu açma izni 2022 yılından bu yana ilk kez verildi. Bu karar, hem İtalya Hükümeti hem de Avrupa Birliği kanadında ciddi tartışmalara ve eleştirilere yol açtı.

Brüksel, nisan ayında bienale yönelik 2 milyon avroluk sübvansiyonu askıya alırken, İtalya makamları durumu incelemek üzere Venedik’e müfettişler gönderdi.

Financial Times gazetesinin haberine göre Avrupa Komisyonu, Rus pavyonunun bienale kabul edilmesinin AB yaptırımlarının ihlali anlamına geleceği konusunda İtalya Hükümetini önceden uyardı.

Tartışmaların odağındaki Venedik Bienali’nin Başkanı Pietrangelo Buttafuoco ise savunmasında, bienalin bir “mahkeme” değil, aksine bir “barış bahçesi” olduğunu dile getirdi.

Buttafuoco, Fransız Devrimi, Aydınlanma ve sekülerizmle şekillenen modern dünyanın, günümüzde adeta bir “hoşgörüsüzlük laboratuvarına” dönüştüğünü; sansür, kapatma ve dışlama taleplerinin merkez haline geldiğini ifade etti.

Öte yandan AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas da konuya ilişkin değerlendirmede bulundu.

Kallas, Avrupa Komisyonunun uyguladığı baskılara rağmen, Rusya’nın spor müsabakaları ve Venedik Bienali gibi etkinliklere katılımı sayesinde Avrupa ülkelerindeki nüfuzunu giderek artırdığını kaydetti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English