Bizi Takip Edin

Rusya

RFKP Lideri Zyuganov: Rusya’da sol dönüş kaçınılmaz

Yayınlanma

Rusya Federasyonu Komünist Partisi Merkez Komitesi Başkanı Gennadiy Zyuganov, Rusya’nın sosyo-ekonomik gidişatını ve ülkenin geleceğini değerlendirdi. Rusya’da kapitalist sistemin çıkmaza girdiğini belirten Zyuganov, adalet ve emekçiye saygı ilkelerine dayalı bir sol dönüşün kaçınılmaz olduğunu vurguladı.

Rusya’nın önde gelen ekonomi yayınlarından Vedomosti gazetesi muhabirleri Maksim İvanov ve Yuliya Maleva, Rusya Federasyonu Komünist Partisi Merkez Komitesi Başkanı Gennadiy Zyuganov ile kapsamlı bir mülakat gerçekleştirdi.

Komünizmin halen geçen yüzyılın ideolojisi olarak görülmesi ve bu durumun partinin rakipleri tarafından kullanılması hakkındaki soruya yanıt veren RFKP Merkez Komitesi Başkanı Gennadiy Zyuganov, “Sözcüğün kökenine bakarsak komünizm, toplumsal çıkarın kişisel bencilliğe karşı önceliğidir. Bu fikir bana çok yakın” dedi.

İncil, Kuran ve Tevrat’ı incelediğinde buradaki ahlaki ilkeler ile Dağdaki Vaaz’da yer alan değerlerin, komünizmi inşa edenlerin ahlaki kodundaki değerlerle ne kadar benzeştiğini görerek şaşırdığını belirten Zyuganov, “Burada adalet, yardımlaşma ve emekçiye saygıdan bahsediliyor. Bu değerler sadece önemli olmakla kalmadı, toplum için kurtarıcı oldu” ifadelerini kullandı.

İnsanlığın hayatta kalmasını sağlayan yönelimleri uzun zaman önce geliştirdiğini belirten Zyuganov, “Eğer toplumsal çıkarlar kişisel çıkarların üzerinde tutulursa, toplum daha istikrarlı hale gelir. Tüketim, hırs ve kişisel kazanç ön plana çıktığında ise devlet çökmeye başlar” şeklinde konuştu.

Rusya’nın bu seçimin bedelini çok iyi bildiğini vurgulayan Zyuganov, “Halkımız birkaç kahramanlık gösterdi. Ancak bunlardan en dâhice olanı, merkezi bir devlet kurmayı, dillerini, geleneklerini ve inançlarını koruyarak birçok halkı ve kültürü birleştirmeyi başarmış olmasıdır. Sadece bunun için bile bir anıt dikilebilir, bu benzersiz bir tarihi deneyimdir. Ancak devlet yırtıcı bir tüketim kapitalizmi inşa etmeye başladığı anda buna dayanamadı. Yetkililer ceplerini ve karınlarını doldurmayı ve herkesi başından savmayı amaç edindi” dedi.

Rusya’daki kapitalizmin geleceğine değinen Zyuganov, “Öncelikle nasıl bir kapitalizm inşa ettiğimizi anlamamız gerekiyor. Ben bunun tamamen Latin Amerika tarzı bir kapitalizm olduğunu düşünüyorum: oligarşik, hammaddeye dayalı ve üretken olmayan” değerlendirmesinde bulundu.

Gazetecinin elindeki iPhone marka telefonu işaret eden Zyuganov, kendisinde de üç adet telefon olduğunu belirterek, “Amerikalıların beni dinlediğini biliyorum. Bir cebimde Amerikalılar, diğerinde Çinliler, üçüncüsünde ise Vietnamlı bir gerilla var” ifadelerini kullandı.

Yirminci yüzyılın başındaki tarihi incelediğinde Lenin’in gelişmeler hakkındaki öngörülerine hayran kaldığını ifade eden Zyuganov, “Lenin, Birinci Dünya Savaşı’ndan çok önce Rus kapitalizminin bağımlı bir karaktere sahip olduğu sonucuna varmıştı. Nihayetinde ülke hazır olmadığı bir çatışmanın içine çekildi ve imparatorluk çöktü” dedi.

Lenin’in buna alternatif olarak oligarşi ve sermayenin iktidarını değil; adalet, barış ve emekçiye saygı ilkelerine dayalı bir toplum önerdiğini hatırlatan Zyuganov, “Onun sadece bu fikri formüle etmekle kalmayıp, pratikte de hayata geçirmeyi başarmış olması önemlidir. Ben sosyalizmin ve komünist fikrin kesin bir taraftarıyım” şeklinde konuştu.

Lenin ve Stalin’in en büyük başarıları hakkında konuşan RFKP lideri, “Lenin, aslında fiilen parçalanmış olan bir ülkeyi bir araya getirmeyi başardı. Üstelik bunu silah zoruyla değil, yeni bir siyasi sistem ve yeni bir toplumsal sözleşme yaratarak yaptı” dedi.

Stalin’in en büyük hizmetinin ise sanayileşme olduğunu kaydeden Zyuganov, “Sovyetler Birliği, 20 yılda sanayi potansiyelini 70 kat artırarak muazzam bir atılım gerçekleştirdi” ifadelerini kullandı.

Süreçteki baskı dönemlerine yönelik soruya ise Zyuganov, “Baskılar yaşandı ve bunlar kınandı. Sizin için her şey sadece baskılardan mı ibaret? Devlet adamları bu şekilde yargılanmaz; onlar bir bütün olarak değerlendirilir. Stalin güçlü, kudretli bir ülke yarattı. Bu olmasaydı İkinci Dünya Savaşı’nın sonucu tamamen farklı olabilirdi. Siz şu an benimle oturup bu konuyu tartışıyor olamazdınız” yanıtını verdi.

Genç seçmenlerin neden RFKP’ye oy vermesi gerektiği sorusunu yanıtlayan Zyuganov, gençlerle yaptığı sohbetleri aktararak, “Gençler bana geliyor, onlara seçime gidip gitmeyeceklerini soruyorum. Gitmeyeceklerini söylüyorlar. Okumanın imkansız olduğunu, her şey için ödeme yapmak gerektiğini, gece çalışınca derste uyuduklarını belirtiyorlar. Konut kredisinin tamamen kölelik olduğunu, o tek odalı daireyi alsalar bile çocuk yatağı koyacak yer olmadığını ve her şeylerinin ellerinden alındığını ifade ediyorlar” şeklinde konuştu.

RFKP’nin bu sorunlara yönelik çözüm önerilerini sunan Zyuganov, “Biz tam olarak şu programı öneriyoruz: Sosyal güvencelerin geri getirilmesi, genç ailelerin desteklenmesi, erişilebilir eğitim ve emekçiye saygı. Ülkenin geleceğine dair konuşma buradan başlar. Sovyetler Birliği’nde geliştirdiğimiz her şey harikuladedir. Dolayısıyla sosyalizmin avantajlarını ve neden bize, yani adaletsiz ve özünde çıkmaza girmiş olan sosyo-ekonomik gidişatın değiştirilmesine oy verilmesi gerektiğini açıklamak zor değil. İktidarın neden hareketsiz kaldığını anlamıyorum, onları sık sık anlamakta zorlanıyorum” dedi.

Devletin son dönemde bazı varlıkların özelleştirme sonuçlarını gözden geçirmesini değerlendiren Zyuganov, “Mülkü birilerinden alıp aynı durumdaki diğerlerine dağıtıyorlar” eleştirisinde bulundu.

Devam eden savaşı bir potansiyeller savaşı olarak nitelendiren Zyuganov, “Eğer potansiyeliniz düşmanınkinden az olursa, uzun süreli bir savaşı asla kazanamazsınız. Şu anda büyük sorunlarımız var. Bu nedenle özelleştirme işlemlerinin yeniden gözden geçirilmesi, en önemli sektörlerin gelirlerinin ülkenin potansiyelini güçlendirmek, devlet hazinesini desteklemek ve toplum çıkarlarına hizmet etmek için çalışmasını sağlamalıdır. Eğer bu sadece mülkiyetin bir oligarşik klandan diğerine devredilmesi ise, bu operasyon ülkeye ve vatandaşlara hiçbir fayda sağlamaz. Fiilen de bir devletleştirme değildir. Sadece aynı çorbayı daha sulu servis etmektir” ifadelerini kullandı.

1990’lı yıllarda gerçek anlamda bir özelleştirme yapılmadığını, Anatoliy Çubays yönetiminde suç teşkil eden bir yağmalama gerçekleştiğini belirten Zyuganov, “Büyükannelerinizin, babalarınızın, annelerinizin mülklerini alıp kendi elleriyle satılsın yazdılar. Binlerce insanın çalıştığı fabrikaları üç yabancı araba fiyatına sattılar” dedi.

Bugün temel meselenin ülkenin kalkınmasını sağlamak, nüfusun azalmasını durdurmak, genç nesli desteklemek ve teknolojik atılım için koşullar yaratmak olduğunu belirten Zyuganov, “Basit bir ilke öneriyoruz: Doğal kaynaklar, madenler ve stratejik hammadde tabanı tüm halka ait olmalıdır. Ulusal zenginliğin dağıtımına yönelik yaklaşım değiştirilmelidir. İkinci alan tarımın desteklenmesidir; toprak çalışmalıdır. Üçüncüsü ise konut ve toplumsal hizmetlerdir. Altyapının yıpranma oranı tehlikeli bir seviyeye ulaştı. Bir hizmet bombasının üzerinde oturuyoruz ve bu bomba mutlaka patlayacak. Özellikle şiddetli donlar ciddi bir sınav olacak” uyarısında bulundu.

Konut ve kamu hizmetlerinin vatandaşlar için en sancılı konulardan biri olduğunu belirten Zyuganov, kendisine de yaklaşık 30 bin rublelik bir fatura geldiğini söyleyerek, “Benim için bile bunu ödemek zor. Bu kesinlikle normal değil!” dedi.

Emekliler, öğretmenler ve gazilerin kendisine sürekli başvurduğunu ifade eden RFKP lideri, “İnsanlar aynı hikayeyi anlatıyor: 20 bin rublelik emekli maaşından faturalar ödendikten sonra geriye yarısı kalıyor, bunun 5 bin rublesi ilaçlara, diğer 5 bin rublesi de yiyeceğe gidiyor. Ağlayarak, ömürlerinin son döneminde neden boyunlarına ilmek geçirildiğini soruyorlar” şeklinde konuştu.

RFKP’nin çözüm önerisini paylaşan Zyuganov, “Bir ailenin konut ve kamu hizmetleri giderlerinin toplam gelirinin yüzde 10’unu aşmaması gerektiği ilkesini yasal olarak sabitlemeyi uzun zamandır öneriyoruz. Bu, hem vatandaşları koruyacak hem de sektörün sürdürülebilir finansmanını sağlayacaktır” ifadelerini kullandı.

Yönetim şirketlerine de çekidüzen verilmesi gerektiğini vurgulayan Zyuganov, “Yönetim şirketlerinin yarısı hırsız ve dolandırıcıdır! İnsanları niteliksiz, bilgisiz ve vicdansız çalışanlerin eline bıraktılar. Faturaların neden tekrar yükseldiğini, bina girişi, araba veya hiç gübrelenmemiş bir çiçeklik için neden sürekli daha fazla para talep edildiğini anlamak ve muhatap bulmak imkansız” eleştirisinde bulundu.

“Mevcut olayların birçoğundan kaçınılabilirdi”

Demografik durumun kendisinde büyük endişe yarattığını belirten Zyuganov, “Bu, ülkenin en büyük sorunlarından biridir. Acilen önlem alınmalıdır. Eğer bir beş yıllık planı daha kaybedersek, bizi parça parça edecekler. Geniş toprakları olan Rusya için bu sadece sosyal değil, aynı zamanda stratejik bir meseledir” uyarısında bulundu.

Ukrayna’daki özel askeri operasyonun demografiyi de etkilediğini ve Ukrayna ile bir ateşkesin ne zaman ve hangi biçimde mümkün olabileceği sorusuna yanıt veren RFKP lideri, “Mevcut olayların birçoğundan kaçınılabileceğine inanıyorum. Eğer benim başkanlık programımı takip ettiyseniz, birinci maddem Ruslar, Belaruslular ve Ukraynalılardan oluşan Slav çekirdeğinin yeniden kurulmasıydı. Bunu 1994 yılında, ilk kez seçimlere girmeye karar verdiğinde Aleksandr Lukaşenko’ya da söylemiştim: sizi destekleyeceğiz ancak sert şartlarımız var, bizi birleştirmek için irade gösterin dedim. Kendisi de daha sonra bunu kararlılıkla yaptı” ifadelerini kullandı.

Ukrayna’da yumuşak bir güç oluşturduklarını ve 25 bölgenin tamamında komünist partinin örgütlü olduğunu belirten Zyuganov, “Eğer bizi dinlemiş olsalardı, Nazizm Lviv bölgesinde lokalize kalır ve bunların hiçbiri yaşanmazdı. Tüm bunları durdurmak mümkündü” dedi.

Bugün durumun çok daha karmaşık olduğunu ifade eden Zyuganov, “Eğer Nazilerden arındırma ve askeri güçten arındırma sorununu çözemezsek, tüm bu süreç çürümeye devam edecek ve kaçınılmaz olarak yeniden patlak verecektir” şeklinde konuştu.

Rusya’nın şu anda başta BRICS ve Şanghay İşbirliği Örgütü bünyesinde olmak üzere yeterli güce ve müttefike sahip olduğunu belirten Zyuganov, “Örneğin, bazıları ABD’ye bağımlı olmasına rağmen hiçbir Afrika ülkesi bize yönelik yaptırımları desteklemedi. Batı’nın oligarşik sermayesinden artık bıktılar” dedi.

Afrika’nın desteğinin arkasındaki nedenleri açıklayan RFKP lideri, Sovyetler Birliği’nin bu konudaki deneyimini dâhice olarak nitelendirdi ve şunları kaydetti:

“SSCB döneminde Asya, Afrika ve Latin Amerika ülkeleri için yaklaşık 600 bin uzman yetiştirdik. Gittiğim hemen her yerde, Sovyetler Birliği’nde eğitim görmüş ve ülkemize karşı sıcak duygular besleyen insanlarla karşılaştım.”

Vietnam Devlet Başkanı ile birlikte okuduklarını ve tezlerini birlikte savunduklarını anlatan Zyuganov, “Vladimir Putin’e oraya gitmesini, hayran kalacağını söylemiştim. Kendisi de hayran kaldı. Orada çok önemli bir anlaşma paketi imzaladık. Bugün Vietnam, Asya’nın en dinamik gelişen ülkelerinden biridir ve nüfusu 100 milyonu aşmıştır. İlişkilerimiz on yıllar boyunca inşa edildi” diye ekledi.

Devlet Başkanlığı İdaresinin doğru adımlar atıp atmadığı sorusuna ise Zyuganov, “Bu yönde çaba gösteren biziz. Partimiz, SSCB’nin ilişki kurduğu hiç kimseyi yarı yolda bırakmadı; aksine bu ilişkileri koruduk, güçlendirdik ve büyüttük” yanıtını verdi.

Afrika ülkeleriyle ilişkilerin korunmasında kendi başyardımcısının doğrudan Nelson Mandela ile çalıştığını belirten Zyuganov, “Mandela hapisten çıkıp Moskova’ya geldiğinde Yeltsin’e şu şartları koştu: Mozoleye çiçek bırakmak, kahramanlarımızı saygıyla anmak ve benimle bir araya gelmek. Beni buldular, kendisiyle Kremlin’de oturduk. Bize teşekkür etti” dedi.

Kısa süre önce düzenledikleri uluslararası antifaşist forumuna onlarca ülkeden 185 delegasyonun katıldığını aktaran Zyuganov, “Hepsi adil bir dünya düzeni için, faşizme, terörizme ve her türlü neo-Nazizme karşı bir bildiri imzaladı. Çalışmalara NATO ülkeleri de dahil olmak üzere çok farklı devletlerin temsilcileri katıldı. Onlarla çok yakın çalışıyoruz. Bana gelmeyeceklerini söylediklerinde, bizim destekçilerimizin tamamının, Batılı ülkelerin temsilcileri dahil olmak üzere geleceğini belirttim. Bana olamayacağını söylediklerinde, sizinkilerin ya satın alınacağını ya da korkacağını ancak bizimkilerin geleceğini söyledim. Ve hepsi geldi” ifadelerini kullandı.

Latin Amerika’da da çok çalıştığını, Sao Paulo’da kıtanın dört bir yanından sol güçlerin temsilcilerini toplayarak sosyalist partilerin kurulmasına yardımcı olduğunu söyleyen Zyuganov, Meksika’ya gittiğinde yoldaşlarının henüz yeraltından yeni çıktığını ve gece yarısı parti toplantılarında rapor sunduğunu anlattı.

Küba hakkında ise uzun süre konuşabileceğini belirten Zyuganov, “Fidel Castro ile çok yakın arkadaştım. Küba, cesaret ve vicdan açısından bir fenerdir. Bize boş rafları gösteriyorlar. Oysa Amerikan köpekbalığı onları her yönden sıkıştırdı! Herkesi boğmaya ve kendi şartlarını dikte etmeye karar vermiş bir çete bu! Kendi arkadaşlarıma her zaman şunu söyledim: Eğer Küba’yı teslim ederseniz, sonra sizinle de hesaplaşırlar ve tüm dostlarınızı kaybedersiniz” şeklinde konuştu.

Küba’daki zor duruma değinilmesi üzerine Zyuganov, “Putin’in en dâhice icadının BRICS ve Şanghay İşbirliği Örgütü’nü kurmak olduğunu düşünüyorum. Bu birlikler, ülkelere daha bağımsız politikalar yürütme fırsatı veriyor. Eğer şimdi hep birlikte irade ve karakter göstermezlerse, Amerika’daki o çılgın ekip ne isterse onu yapacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

“Trump mı yoksa Biden mı daha kötü?” sorusuna ise Zyuganov, “Soruyu bu şekilde sormamak gerekir. Her şeyi belirli isimlere indirgemem. Amerika’yı oldukça iyi tanıyorum, orada bulundum ve üniversitelerde konuşmalar yaptım. ABD güçlü ama çok yırtıcı bir ülke. Trump ile ancak bir sonraki basın toplantısına kadar anlaşabilirsiniz” yanıtını verdi.

Kendi çalışma arkadaşlarına ABD’yi hafife almamaları gerektiği konusunda uyardığını belirten Zyuganov, “Şu anda askeri bütçeleri 900 milyar dolar, gelecek yıl için ise 1,5 trilyon dolar talep ettiler. Ayrıca NATO ülkeleri askeri harcamalarını 2035 yılına kadar gayri safi yurt içi hasılalarının yüzde 5’ine çıkarmayı taahhüt ettiler. Toplamda bu, sizi boğmak için tasarlanmış askeri-stratejik bir avantajdır” dedi.

Avrupa’nın mevcut durumunu da değerlendiren Zyuganov, “Avrupa yaklaşık 600 milyon nüfusa sahip. Kilerleri boş, petrol ve doğalgaz rezervleri yok, hiçbir doğal kaynakları kalmadı. Kontrolsüz göç dalgası nedeniyle şimdiden her beş kişiden biri yabancı. Yemek yemeleri, tüketmeleri ve istikrarı sağlamaları gerekiyor. Orada kalan elitler bunu yapabilecek durumda değil. Tek çıkış yolları var: Bizimle kavga çıkarmak, ülkemizde karışıklık yaratmak ve kaynaklarımızı ele geçirmek” şeklinde konuştu.

Savaşın bir potansiyeller savaşı olduğu ve gerilimi tırmandırmamak adına bu konuya bir nokta koyulmasıyla ilgilenip ilgilenmedikleri sorusu üzerine Zyuganov, “Bu soruyu soracağınızı biliyordum. Duma’da yaptığım konuşmada, eğer tarihi mantığımıza geri dönülmezse başarının sağlanamayacağını ve cephedeki zaferin pekiştirilemeyeceğini söyledim” ifadelerini kullandı.

Lenin ve Stalin’in nasıl kazandığının analiz edilmesi gerektiğini söyleyen Zyuganov, “Lenin’in tüm rakiplerinin potansiyeli ondan kat kat daha yüksekti. O, sosyalizmin ancak üzerinde inşa edilebileceği bir gemi varsa kurulabileceğini biliyordu. Kendisine Brest-Litovsk Barış Antlaşması’nın utanç verici olduğu söylendiğinde, bunun utanç verici olduğunu kabul etmiş ancak aksi takdirde sosyalizmi inşa edecek bir yer kalmayacağını, bunu imzalayıp düzeni sağlayarak Sovyet devletini yeniden canlandıracaklarını belirtmişti” dedi.

Lenin’in 4 milyonluk bir ordu toplayarak kaynakları merkezileştirdiğini ve herkesi püskürttüğünü belirten Zyuganov, “Almanya ve Macaristan’daki işçiler Sovyet iktidarını destekledi. Bu arada, Lenin ilhaksız ve tazminatsız bir barış imzalayalım diye ilan ettiğinde, Norveçli öğrenciler kendisine Nobel Ödülü verilmesini teklif etmişti. Çünkü o, korkunç ve kanlı bir savaş ortamında dünyada ilk kez barış teklif eden ve bunun için net şartlar formüle eden kişi oldu. Bu teklif karşısında şaşkına dönmüşlerdi. Bu tarihi deneyimi inceleyin ve çalışın! Kim size engel oluyor? BRICS ve Şanghay İşbirliği Örgütü’nün potansiyeline bakarsak, bizden çok daha güçlüler ve büyüme hızları daha yüksek. Kazanmak için her şeye sahibiz” şeklinde konuştu.

“Ülkenin mekansal gelişim politikasını yürütmekle yükümlüyüz”

Küçük işletmeler ve onların vergi sorunları konusundaki tartışmaların seçimlerden sonra hareketlenip hareketlenmeyeceği yönündeki soruyu yanıtlayan Zyuganov, bu alandaki birçok kararı hatalı bulduğunu belirterek, “Ekonomide kan yok, para yok. Neden kredi almak imkansız? Küçük ve orta ölçekli işletmeleri neden boğdunuz? Size Maşenka fırınını gösterdiler mi? Harika bir fırın olan Maşenka ayda 500 bin ila 600 bin ruble ciro yapıyordu. Şimdi ise 150 bin ruble kazanıyor. Çok önemli ve gerekli olan bu üretimi durdurmak zorunda kalacak. Ve tüm ülkede bu durumda olan on binlerce Maşenka var” dedi.

Ekonomi çevrelerindeki tartışmaları yakından izlediğini kaydeden Zyuganov, “Finans ve ekonomi blokunun bir kısmının yüksek politika faizini sorunları çözmek için evrensel bir araç olarak görmesinden endişe duyuyorum. Bu tehlikeli bir yanılgıdır” ifadelerini kullandı.

Vergiler, emeklilik yaşı ve banka mevduatları gibi halkı doğrudan ilgilendiren konulara değinen Zyuganov, “Bu konulardaki duruşumuz uzun süredir nettir. Emeklilik yaşının yükseltilmesini yanlış bir karar olarak görüyoruz ve bunun gözden geçirilmesi için mücadele edeceğiz” dedi.

Vergiler konusunda genç ailelerin destekten yoksun kaldığını belirten Zyuganov, “Eskiden yanlarında çocuklarına bakabilecek büyükanne ve büyükbabalar vardı. Şimdi bu destek sistemi büyük ölçüde çöktü. Eğer devlet gerçekten doğum oranlarının artmasını istiyorsa, aileler için uygun koşullar yaratmalıdır. Her genç aileye toprak üzerinde güzel bir ev inşa etme fırsatı verilmelidir” şeklinde konuştu.

Rusya’nın devasa topraklarına dikkat çeken RFKP lideri, “Ülkenin mekansal gelişim politikasını yürütmekle yükümlüyüz. İnsanları sürekli olarak en büyük metropollere yığarak aynı zamanda demografik sorunlara şaşırmak olmaz. Ayrıca devlet, bireyin geleceğe güvenle bakmasını sağlayacak bir gelir düzeyini garanti etmelidir” ifadelerini kullandı.

Yakın zamanda gerçek bir ekonomik kriz yaşanma ihtimali olup olmadığı sorusuna ise Zyuganov, “Kriz zaten başladı ve herkes bunu hissetti. Bunu dile getirmekten neden korktuklarını anlıyorum. Rotayı düzeltmeden krizden kaçınmanın mümkün olmadığını itiraf etmek istemiyorlar. Bugün toplumda rekor düzeyde bir kaygı var. Bu çok kötü bir sosyal belirtidir. Başınızın üzerinde her gece sizi öldürmek için gelen insansız hava araçları düşürülürken, her normal insan neler olduğunu düşünür” yanıtını verdi.

Kendisinin de kaldığı Snegiri dinlenme tesisinde İHA’ların uçup uçmadığı sorusu üzerine Zyuganov, “Mesele Snegiri değil. Mesele vatandaşların ve en başta da çocukların güvenliğidir. Orada benim yanımda çocuklar var; yeni bölgelerden 25 bin çocuğu ağırladım. İyi çocuklar, ancak zihinleri Soros’un ders kitaplarıyla çarpıtılmış. O kitapları müfredata sokanları parça parça ederdim. Onlar ders kitabı değil, anlıyor musunuz? Rusya’nın insandışılaştırılması, o kitaplara konulan temel fikirdi. İngilizler de 15. yüzyıldan beri Rus ayısını böyle çiziyorlar” şeklinde konuştu.

“Sol dönüş kaçınılmazdır”

Parti kongresinin ne zaman toplanacağı sorusuna yanıt veren Zyuganov, “Geçen sefer seçimler haziran ortasında ilan edilmişti. Muhtemelen bu kez de öyle olacak. Devlet Başkanı’nın Devlet Duması milletvekili seçimlerinin tarihini belirleyen kararı imzalamasına kadar yaklaşık 10 günlük bir süre kalacak. Biz de bir hafta içinde kongreyi toplayacağız” bilgisini paylaştı.

Seçim kampanyasının fiilen başlayıp başlamadığı ve diğer partilerde bir gecikme olup olmadığı yönündeki soruyu yanıtlayan Zyuganov, “Programımız hazır. Bu, üzerinde en ince ayrıntısına kadar çalışılmış üçüncü versiyondur. Vatandaşlarla, sivil toplum kuruluşlarıyla, halkçı ve yurtsever güçlerden müttefiklerimizle çok sayıda toplantı gerçekleştirdik. Tüm faaliyetler artık yeni programın ve sorunların barışçıl çözümünün bayrağı altında yürütülüyor” dedi.

Halkın ruh halindeki değişime dikkat çeken RFKP lideri, “Ruh hali sadece değişmiyor, zaten değişti. Sol dönüş kaçınılmazdır” ifadelerini kullandı.

Rakiplerinin durumunu değerlendiren Zyuganov, “Bizim tek rakibimiz Birleşik Rusya partisidir. Diğer iki destekçi unsur, yani Yeni İnsanlar ve Rusya Liberal Demokrat Partisi, yine Birleşik Rusya tarafından uydurulmuştur” iddiasında bulundu.

Adil Rusya partisinin rakip olup olmadığı yönündeki soruya ise Zyuganov, “Mesele bu değil. Adil Rusya’nın çoktan bizimle daha yakın çalışması gerekirdi. Bu sayede bir dizi sorun çözülebilirdi. Ancak onlar daha ziyade büyük sponsorlarının talimatlarını yerine getirdiler” eleştirisinde bulundu.

“Biz gömülmeye alıştık”

Seçmenlerin iktidar partisi Birleşik Rusya’dan diğer partilere kayma ihtimalini değerlendiren Zyuganov, “Düşünen, eğitimli insanların özünde iktidar partisinden hiçbir farkı olmayan yapılara kaymasını istemem. Bilinçli bir şekilde gelip bizi, Zafer Programımızı ve ekibimizi desteklemelerini isterim. Şu anda böyle bir fırsat var. İnsanların ruh halinden, içsel olarak buna hazır olduklarını görüyorum. Her gün onlarla buluşuyorum. Eskiden benimle tartışanlar bile haklı çıktığımı söylediler. Elbette iktidar uzaktan oylamaya ve üç günlük seçim sistemine güveniyor. Ancak her yerel idare başkanının yanına bir manga asker dikip yirmi dört saat nöbet tutturamazsınız. Vatandaşların memnuniyetsizliği en başta yerel yöneticilere yönelecektir. Bu seçimlerde onların daha temkinli ve öngörülü olacaklarını düşünüyorum” dedi.

Bu arada, Vedomosti gazetesinin parti kaynaklarına dayandırdığı bilgilere göre RFKP, eski milletvekili Valeriy Raşkin’in Devlet Duması adaylığını onaylamadı.

Ayrıca seçim sürecinde, en az altı RFKP milletvekilinin karşısına özel askeri operasyon gazilerinin rakip olarak çıkabileceği öngörülüyor.

Parti yönetiminin yenilenmesi ve Çin Komünist Partisi’ndeki gibi her 10 yılda bir kolektif liderliğin güncellenmesi ilkesinin Rusya’da geçerli olup olmadığı yönündeki soruya esprili bir dille kendisinin kastedilip kastedilmediğini sorarak yanıt veren Zyuganov, kendi hayatından örnekler verdi.

1944 yılında Oryol oblastındaki Mımrino köyünde doğan, Oryol Devlet Pedagoji Enstitüsü Fizik ve Matematik Fakültesi’ni üstün başarıyla bitiren ve felsefe doktoru olan Zyuganov, annesinin kendisini ilkokulda eğittiğini belirterek şunları anlattı:

“Derslerimde çok başarılıydım. Yanımdaki arkadaşıma beş verirken bana dört verirdi. Bir gün buna itiraz ettim. Bana sert bir şekilde baktı ve çalışmayı, insanları ve yaşayan her şeyi sevmeyi öğretmenin kendi görevi olduğunu, beşinci sınıftan itibaren takdirname alacağımı söyledi. Öyle de oldu, okulu madalyayla bitirdim.”

Babasının kendisine her zaman Sovyet iktidarından daha dürüst ve aydınlık hiçbir şey olmadığını söylediğini aktaran Zyuganov, dedesinin sekiz çocuklu bir kilise okulu öğretmeni olduğunu ve Sovyet iktidarı olmasaydı sadece en büyük amcası Aleksandr’ın eğitim alabileceğini, babasının ise okuyamayacağını kaydetti.

Askerlik görevini 1963-1966 yılları arasında Almanya’daki Sovyet Kuvvetleri Grubunun özel istihbarat biriminde yapan Zyuganov, 1974-1978 yıllarında Komünist Partisi Oryol Şehir Komitesi İkinci Sekreterliği, 1980-1983 yıllarında Oryol Bölge Komitesi Propaganda Departmanı Başkanlığı ve 1989-1990 yıllarında Komünist Partisi Merkez Komitesi İdeoloji Departmanı Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulundu.

1990’da Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti Komünist Partisi’nin kurulmasının öncülerinden biri olan Zyuganov, 1993’ten bu yana Devlet Duması’nın tüm sekiz döneminde de milletvekilliği yaptı.

1996, 2000, 2008 ve 2012 yıllarında Rusya Federasyonu başkanlık seçimlerine katılan Zyuganov, 1996 seçimlerinin ilk turunda yüzde 32,03, ikinci turunda ise yüzde 40,31 oy alırken dönemin devlet başkanı Boris Yeltsin sırasıyla yüzde 35,28 ve yüzde 53,82 oy oranlarına ulaşmıştı.

Üniversitedeki mentörü ve eski rektör Georgiy Mihalev’in kendisine verdiği tavsiyeyi paylaşan Zyuganov, “Siyasete girdiğimde bana, siyasette bir şey yapmak isteniyorsa Rus meselesinin özünün ve Lenin-Stalin modernizasyonunun kavranması gerektiğini söylemişti. O zaman bu nasihatin derinliğini tam olarak anlamamıştım, şimdi ise çok iyi anlıyorum” ifadelerini kullandı.

Öğretmenlerinin bir sonuç elde etmek isteniyorsa yardımcıların kendi alanlarında yöneticiden daha güçlü ve bilgili olması gerektiği yönündeki vasiyetini aktaran RFKP lideri, ekibindeki güçlü isimleri tanıttı.

Rusya parlamentosunun alt kanadı Duma’da, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Bilim ve Teknoloji Komisyonu Başkanlığı ile Bilim ve Eğitim Komisyonu Başkanlığı yapmış olan ve Moskova Devlet Üniversitesi’nde yüksek matematik dersleri veren Akademisyen İvan Melnikov’un okulunun 200 bilim doktoru yetiştirdiğini belirten Zyuganov, Akademisyen Vladimir Kaşin’in ise uzun süre Tüm Rusya Bahçecilik Enstitüsü’nün başkanlığını yürüttüğünü ve tarım-sanayi gelişim programlarını hazırladığını aktardı.

Nikolay Kolomeysev’in dev sanayi kuruluşu Rostselmaş’ta 20 yıl boyunca üretim direktörlüğü yaptığını ve şu anda partinin meclis grubunu koordine ettiğini bildiren Zyuganov; ekibinde ayrıca Yuriy Afonin, Dmitriy Novikov, Leonid Kalaşnikov, Kazbek Taysayev, Mariya Drobot ve devlet başkanı adayı olmuş Nikolay Haritonov gibi çok deneyimli ve sadık isimlerin bulunduğunu vurguladı.

Bir kolektif yapının ancak bilge insanlar, hem işte hem de savaş meydanında her türlü görevin üstesinden gelebilecek kadrolar ve en yüksek değerlere sadık yeni bir neslin bir arada bulunmasıyla başarıya ulaşacağını belirten Zyuganov, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e de ülkede sözü dinlenen 3-5 kişinin bulunması gerektiğini söylediğini aktardı.

Birlik ve beraberliğin güçlendirilmesi gerektiğini ancak adalet ve emekçiye saygı olmadan Rusya’da güçlü bir merkezi iktidarın olamayacağını vurgulayan RFKP lideri Gennadiy Zyuganov, bin yıllık devletin güçlü merkezi devlet, yüksek maneviyat, kolektif ruh ile bilim ve eğitimden oluşan dört sütun üzerinde durduğunu belirterek, “Halkımız ise çalışkan, sabırlı, onurlu ve cesurdur” sözleriyle mülakatı tamamladı.

Rusya

Çin ve Rusya’dan 2030 hedefli yapay zeka adımı

Yayınlanma

Rusya ve Çin yüksek mahkemeleri, yargı süreçlerinde yapay zekanın ortaklaşa kullanılması ve adli işbirliğinin güçlendirilmesi için süresiz bir anlaşma imzaladı. Rusya’da mahkemelerin yüzde 95’ine 2030 yılına kadar yapay zeka sistemleri entegre edilecek; Çin’de ise yılda 45 milyon davanın görüldüğü yargı ağı algoritmalarla destekleniyor.

Rusya ve Çin, yargı sistemlerinde yapay zeka teknolojilerinin ortaklaşa kullanılması ve adli işbirliğinin genişletilmesi konusunda uzlaştı.

Rusya Yüksek Mahkemesi Başkanı İgor Krasnov, Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün’ün davetiyle Pekin’e giderek iki ülke yargısı arasındaki işbirliği anlaşmasını yeniledi.

Krasnov, çarşamba günü gerçekleşen görüşmede bu tür temasların taraflar arasında eşgüdüm sağladığını belirterek imzalanan belgenin ilişkileri niteliksel açıdan yeni bir aşamaya taşıdığını ifade etti.

Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün ise Moskova ile Pekin arasındaki bağların çalkantılı dünyada dengeleyici bir güç niteliği taşıdığını dile getirdi; suçla ortak mücadele ve adalet alanındaki deneyim paylaşımında önemli başarılar elde edildiğini kaydetti.

Süresiz olarak imzalanan yeni metin; 1998 ve 2006 yıllarındaki işbirliği anlaşmaları ile 2018 tarihli mutabakat zaptının yerini alıyor.

Belge uyarınca taraflar deneyim, analiz ve içtihat paylaşımına gidecek, yargı idaresi ile insan haklarının korunması başlıklarında ortak çalışmalar yürütecek ve Şanghay İşbirliği Örgütü, Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği ile BRICS gibi uluslararası platformlarda adımlarını koordine edecek.

Belge kapsamındaki talep ve temasların uluslararası adli yardım niteliği taşımadığı da kayda geçirildi.

Yargıda yapay zeka entegrasyonu hız kazanıyor

Görüşmelerde adalet sistemlerinin dijital dönüşümü öne çıkan başlık oldu. Ziyareti, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in belirlediği yakınlaşma çizgisinin doğal bir adımı olarak nitelendiren Krasnov, ticari, ekonomik ve teknolojik ilişkilerin zirveye ulaştığı bir ortamda yargı organlarının vatandaşların ve iş dünyasının haklarını hızlı ve adil biçimde koruma güvencesi sunması gerektiğini belirtti.

Krasnov, Çin Yüksek Halk Mahkemesinin eylül ayı başında yayımladığı yargıda yapay zeka kullanımına dair yasal düzenleme belgesine de değindi.

Rus yargısının başındaki isim, bu adımın üretken yapay zeka servislerinin denetimsiz gelişim dönemini sona erdirdiğini ve teknolojinin kişisel güvenlik üzerindeki sınırlarını çizdiğini savundu.

Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün, ülkesinde mahkemelerin yılda 45 milyon dosyaya baktığını ve yargıç başına yaklaşık 400 dosya düştüğünü bildirdi.

Cang, son iki yılda farklı kademelerdeki mahkemeleri yapay zeka destekli tek bir ağ altında toplamayı başardıklarını aktardı.

Rusya Yüksek Mahkemesinde ise Yargı Yetkinlikleri Merkezinin yürüttüğü Yargı Sürecinde Yapay Zekanın Uygulanması Konsepti uygulanıyor.

Karar alma süreçlerinde yargıcın belirleyici rolünün korunması dahil olmak üzere Rus belgesindeki temel ilkelerin Çin’in uygulamalarıyla büyük ölçüde örtüştüğünü dile getiren Krasnov, daha önce Rus yargı sisteminde beş ayrı yapay zeka modelinin devrede olduğunu açıklamıştı.

Rusya’nın hazırladığı plana göre 2030 yılına kadar mahkemelerin yüzde 95’inde karar taslaklarının hazırlanması ve risklerin tespiti amacıyla yapay zeka ağları devreye alınacak.

Nihai kararın yargıçta kalacağı bu sistemle adalete erişimin kolaylaştırılması, şeffaflığın artırılması, rutin süreçlerin otomatikleşmesiyle iş yükünün hafifletilmesi ve insan kaynaklı hataların azaltılması hedefleniyor.

Rus mahkemelerindeki algoritmalar gelen evrakın kaydı, belgelerin incelenmesi, dava kategorisi ile görevli mahkemenin tayini ve mevzuata uygunluğun denetlenmesi gibi görevleri üstlenecek.

Sistem ayrıca dosyaları karmaşıklık düzeyine göre sınıflandıracak, materyalleri indeksleyecek ve dosyaları iş yükü ile uzmanlık alanlarına göre yargıçlar arasında paylaştıracak.

Krasnov, Pekin temasları sırasında Çin Yüksek Halk Mahkemesi bünyesinde 2019 yılında kurulan Akıllı Mahkeme Laboratuvarını inceledi.

Bu birim, Yüksek Halk Mahkemesi, Çin Yargı Büyük Veri Araştırma Enstitüsü ve yazılımları geliştiren iFlytek, Tencent ve Alibaba gibi teknoloji şirketleri arasında koordinasyon sağlıyor.

Yüz milyonlarca hukuki belgeden oluşan bir veri tabanı üzerinde çalışan laboratuvar, dosyaların otomatik taranmasını, özet çıkarılmasını, mevzuat taramasını ve emsal kararların derlenmesini sağlayan yapay zeka platformunun işleyişini yürütüyor.

Sistemler aynı zamanda ses tanıma teknolojisiyle duruşma tutanaklarını hazırlıyor ve karar taslağı şablonları üretiyor.

Algoritmaların kendi başına hüküm kurması ya da yargıcın yerine geçmesi etik kurallar gereğince yasaklanmış durumda.

Ancak kurulan uçtan uca denetim sistemi nedeniyle yargıçlar algoritmanın tavsiyelerini gerekçesiz biçimde göz ardı edemiyor.

Büyük veri analizine dayanan sistem bir yargıcın vermeyi tasarladığı kararın ülke genelindeki yerleşik içtihattan belirgin biçimde saptığını belirlerse yargıç kendi kararında ısrar edebiliyor.

Fakat bu durumda yargıcın karara neden katılmadığına dair ayrıntılı yazılı gerekçesini dijital yargı yönetimi sistemine kaydetmesi zorunlu tutuluyor.

Okumaya Devam Et

Rusya

Moskova’dan ABD’ye şartlı yeşil ışık: Taviz yok, teklife açığız

Yayınlanma

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD’li temsilcilerin getireceği teklifleri ekonomik açıdan faydalı olması halinde değerlendirebileceklerini ancak hiçbir siyasi taviz vermeyeceklerini açıkladı. Oslo’daki Ukrayna müzakerelerine katılan ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un 21 Ekim’de Petersburg’a geçmesi bekleniyor.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD Başkanı Donald Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ile Jared Kushner’dan gelecek ekonomik ve finansal teklifleri değerlendirmeye açık olduklarını, ancak bunun karşılığında herhangi bir siyasi taviz verilmeyeceğini açıkladı.

Diplomatik hizmete yeni başlayan üniversite mezunlarıyla bir araya geldiği toplantıda konuşan Lavrov, Rusya’nın temel yaklaşımını şu sözlerle dile getirdi:

“Ne teklif edeceklerini göreceğiz. Bize ekonomik ve finansal açıdan yarar sağlayan bir öneri getirirlerse neden olmasın? Ancak bu, bizim açımızdan hiçbir siyasi taviz verilmeden ve bizi tüm küresel meselelerde ‘kurtaracak’ bir siyasi yakınlık beklenmeden yapılmalı. Yalnızca kendimize güvenmeliyiz.”

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov da daha önce yaptığı açıklamada, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD’li müzakereciler arasında yakın zamanda bir görüşme organize edilmesini umduklarını kaydetmişti.

Amerikan tarafıyla temasları her seferinde çok önemsediklerini belirten Peskov, arabuluculuk çabalarını takdirle karşıladıklarını aktardı.

Witkoff Oslo müzakerelerinin ardından Rusya’ya geçiyor

Lavrov’un bu çıkışı, Ukrayna’daki savaşı sonlandırma amacıyla Norveç’in başkenti Oslo’da düzenlenen yeni müzakere turu sırasında geldi.

20 Ekim’de başlayan temaslara Witkoff’un yanı sıra Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre ve Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb katıldı.

The New York Times gazetesi, ABD heyetinin Oslo’daki temaslarda Ukrayna liderini Rusya ile bir uzlaşıya varmak adına toprak tavizlerini kabul etmeye ikna etmeye çalışacağını yazdı.

Müzakerelerin ardından basın toplantısı düzenleyen Norveç Başbakanı Støre ise Witkoff’un 21 Ekim Çarşamba günü Rusya’yı ziyaret edeceğini ve temaslarını Petersburg kentinde sürdüreceğini bildirdi.

Moskova yönetimi çatışmanın barışçıl çözümü konusunda müzakerelere hazır olduğunu yineliyor.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna ile görüşmelerin İstanbul mutabakatları temelinde yürütülebileceğini, ancak tarafların Moskova ile Washington arasında Anchorage’da varılan uzlaşıları, temas hattındaki askeri durumu ve Rusya’nın daha önce ilan ettiği koşulları dikkate alması gerektiğini ifade etmişti.

Trump: Ukrayna anlaşma istemek zorunda, yoksa sonuç kötü olacak

Donald Trump, Ukrayna ve Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin savaşı sonlandırmayı ve Putin ile bir anlaşmaya varmayı “istemek zorunda olduğunu” söyledi. Trump, bunun gerçekleşmemesi durumunda Ukrayna’daki tablonun çok daha kötüleşeceği uyarısını yaptı.

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Trump, “Ukrayna bu savaşı bitirmeyi bizzat istemeli, Zelenskiy bunu bitirmek istemeli; eğer bu olmazsa, bence sonuçlar çok kötü olacak” dedi. Kiev yönetiminin bir barış anlaşmasına ilgi göstermesi gerektiğini savunan ABD Başkanı, ABD ile Avrupa’nın Kiev’e destek için “büyük bir servet harcadığını”, Avrupa’nın ise “bundan artık gerçekten yorulduğunu” dile getirdi.

Rusya’yı “dev bir ülke” olarak tanımlayan Trump, cephedeki ağır kayıplara rağmen Moskova’nın “sınırsız insan kaynağına” sahip olduğunu, bu durumun Rus birliklerinin taarruzunu sürdürmesini sağladığını söyledi. ABD Başkanı, Rus ordusunun şimdiden Ukrayna topraklarının önemli bir bölümünü kontrolü altında tuttuğunu belirtti.

Trump, Rusya’nın Ukrayna’daki sivil hedeflere yönelik şiddetlenen bombardımanlarına dair de konuştu. BM verilerine göre yalnızca eylül ayında 328 Ukraynalı sivilin yaşamını yitirdiği ve 2 bin 105 kişinin yaralandığı saldırılara değinen Trump, savaşta çoğunlukla askerlerin öldüğünü savundu. Trump, “Şehirlerde sivillerin vurulduğu yerler var ama ölenler çoğunlukla genç askerler” dedi.

ABD’nin Ukrayna’ya çok şey verdiğini yineleyen Trump, buna karşılık “pahalı dizel yakıt dışında” hiçbir şey elde edemediklerini sözlerine ekledi.

Okumaya Devam Et

Rusya

Dört AEB ülkesinden rapor: Ermenistan’ın ayrılığı GSYİH’yi yüzde 15 eritebilir

Yayınlanma

Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan, AB ile yakınlaşan Ermenistan’ın Avrasya Ekonomik Birliği’nden ayrılması halinde karşılaşacağı ekonomik faturayı ortak bir raporla çıkardı. Değerlendirmede Ermenistan’ın gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 15,6 küçüleceği ve birlikle olan ticaretinin yüzde 55’ten fazla azalacağı hesaplandı.

Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan, Avrupa Birliği ile yakınlaşan Ermenistan’ın Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) üyeliğini askıya alması halinde karşılaşacağı ekonomik sonuçları inceleyen kapsamlı bir rapor hazırladı.

Rus hükümetinin paylaştığı belgede, Erivan yönetiminin Brüksel’e entegrasyon adımlarının yaratacağı ticari ve hukuki riskler ayrıntılı biçimde ele alınıyor.

Dört ülkenin 29 Mayıs 2026 tarihli ortak bildirisi doğrultusunda şekillenen çalışma, AEB üyesi devletlerin liderlerine sunulmak üzere Avrasya Ekonomik Komisyonu’na iletildi.

Milli gelir yüzde 15,6 eriyebilir

Raporda yer alan projeksiyonlara göre Ermenistan’ın birlikten ayrılması, ülke ekonomisinde sert bir sarsıntı yaratabilir.

Uzmanlar, ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYİH) yüzde 15,6, yani yaklaşık 4,6 milyar dolar küçüleceğini öngörüyor. Tüketimin yüzde 14,6 daralacağı hesaplanırken, enflasyonun baz seviyeye kıyasla 14,9 yüzde puan yükseleceği tahmin ediliyor.

Ticarete yönelik risklerin boyutu da raporda geniş yer tutuyor. Ermenistan’ın birlik ülkeleriyle yürüttüğü toplam ticaret hacminin yüzde 55’ten fazla gerileyeceği hesaplanıyor.

Özellikle ihracat cephesinde kaybın yüzde 65’i aşabileceği, ithalatın ise yarı yarıya düşebileceği belirtiliyor.

Gümrük kapıları ve kontroller geri dönüyor

Üyeliğin durdurulması halinde Ermenistan, AEB dışındaki üçüncü ülkelere uygulanan gümrük rejimine tabi tutulacak.

Bu durum, gümrük beyannamelerinin, fiziki kontrollerin, tarifelerin ve çeşitli kısıtlamaların yeniden devreye girmesi anlamına geliyor. Ayrıca Ermenistan tarafından düzenlenen ürün uygunluk belgelerinin geçerliliği sona erecek; ihracatçıların bu belgeleri diğer AEB ülkelerinden temin etmesi gerekecek.

Tarım ürünlerinde de sağlık, veterinerlik ve bitki sağlığı kontrolleri istisnasız uygulanacak.

Göçmen işçiler haklarını kaybedecek

Belgede Ermeni vatandaşlarının çalışma koşullarının ağırlaşacağı açıkça vurgulanıyor.

Ermenistan’dan gelen işçiler için kota sınırlamaları ile çalışma izni veya patent alma zorunluluğu geri getirilecek.

Birlik anlaşması kapsamında sağlanan sağlık hizmetleri ve sosyal güvenlik hakları, hem işçiler hem de aileleri için tamamen yürürlükten kalkacak.

Ayrıca Ermenistan, kamu ihalelerindeki ulusal muamele ayrıcalığını, ithalat gümrük vergilerinin ortak paylaşımındaki payını ve AEB’nin serbest ticaret anlaşması yaptığı pazarlara ayrıcalıklı erişim hakkını yitirecek.

Süreç Astana’daki zirvede başladı

Söz konusu raporu hazırlama kararı, Mayıs sonunda Astana’da düzenlenen AEB zirvesinde alındı.

Dört ülkenin liderleri, Erivan’ın AB rotasını birliğin ekonomik güvenliğine yönelik bir tehdit olarak değerlendirerek çalışmanın Aralık ayındaki Yüksek Avrasya Ekonomik Konseyi toplantısına yetiştirilmesini istemişti. Liderler o dönemde Ermenistan’a hızla referanduma gitme ve tercihini netleştirme çağrısı da yaptı.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ise daha önce Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in de dile getirdiği gibi iki birliğe aynı anda üye olmanın imkansızlığını kabul etmişti.

Buna karşın Paşinyan, halk oylamasına gitmeden önce AB’ye resmi başvuru yapılmasını ve adaylık statüsü alınmasını savunuyordu. Paşinyan 24 Ağustos’ta resmi başvuru hazırlıklarının başladığını duyurmuş, gerekli reform takvimi belirlendikten sonra referandumun pratik bir anlam kazanacağını söylemişti.

Putin: “AB hakkınız ama AEB ile zorlaşır”

Putin, 1 Eylül’de Paşinyan ile gerçekleştirdiği görüşmede Ermenistan’ın AB’ye yönelme hakkı olduğunu teslim etti ancak bu adımın AEB içindeki işleyişi zorlaştıracağını belirtti.

Referandum çağrısını yineleyen ve çıkacak her sonuca saygı duyacağını söyleyen Putin, başka bir ekonomik birliğe katılım yasasını onaylamanın fiilen “AEB’den çıkış dilekçesi” vermek anlamına geldiğini ifade etti.

Paşinyan ise aynı temasta, Avrupa entegrasyonu yasasının kabul edilmesiyle birlikte referandum fikrinden fiilen vazgeçtiklerini aktardı.

Ermenistan Başbakanı, sivil toplum girişiminin parlamento tarafından reddedilmesi durumunda halk oylamasına ihtiyaç duyulacağını, ancak vekillerin tasarıyı doğrudan onayladığını dile getirdi.

Ermenistan Parlamentosu AB’ye katılım sürecini başlatan yasayı 26 Mart 2025’te kabul etmiş, Cumhurbaşkanı Vahagn Haçaturyan da düzenlemeyi 4 Nisan’da imzalamıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English