Amerika
Elon Musk Twitter’ın yeni sahibi oldu

ABD basınına yansıyan haberlere göre, Tesla ve SpaceX’in Üst Yöneticisi Elon Musk, sosyal medya şirketi Twitter’ı satın alma işlemlerini tamamladı. Musk’ın Twitter’ı 44 milyar dolara satın aldığı bildirildi.
Satın almanın tamamladığı ile ilgili haberler basına yansırken Elon Musk da Twitter hesabındaki biyografisini “Chief Twit” (Twitter şefi) olarak değiştirdi ve kendi hesabından Twitter’ın logosuna referans vererek “the bird is freed” (Kuş, özgür kaldı) paylaşımını yaptı.
the bird is freed
— Elon Musk (@elonmusk) October 28, 2022
Musk satın alma işlemleri devam ederken çarşamba günü, elinde tuvalet lavabosu ile Twitter’ın San Francisco’daki genel merkez binasına giriş yapmış ve sosyal medyada gündem olmuştu.
Entering Twitter HQ – let that sink in! pic.twitter.com/D68z4K2wq7
— Elon Musk (@elonmusk) October 26, 2022
Trump’ın hesabını kapatan isim kovuldu
Amerikan basınında Musk’ın ilk iş olarak, Twitter Üst Yöneticisi (CEO) Parag Agrawal, Mali İşler Direktörü (CFO) Ned Segal, üst düzey hukuk ve politika yöneticisi Vijaya Gadde ile genel danışman Sean Edgett’i görevden aldığı kaydedildi.
Kovulan isimlerden Vijaya Gadde eski ABD Başkanı Donald Trump’ın hesabını kapatma kararının ardındaki kişi olarak biliniyor. Vijaya Gadde Twitter’da hukuk işleri ve politika şefi görevini üstleniyordu.
Elon Musk daha önceki açıklamalarında Twitter’ı satın aldıktan sonra Donald Trump’ın hesabı üzerindeki yasağı kaldıracağını söylemişti.
Ancak yatırımcılar, Musk yeni gelir kaynakları bulana kadar, Twitter’ın gelirinin yüzde 90’ına katkıda bulunan bir grubun (liberal eğilimliler) tepkisini çekmeyi göze alamayacağı görüşünü savunuyor.
Reklam platformu vurgusu
Musk, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Twitter’ı satın alma gerekçesini şöyle açıkladı:
“Twitter’ı neden satın aldığım ve reklamcılık hakkında ne düşündüğüm hakkında çok fazla spekülasyon yapıldı. Çoğu yanlış çıktı. Twitter’ı satın almamın nedeni, geniş bir inanç yelpazesinin şiddete başvurmadan sağlıklı bir şekilde tartışılabileceği ortak bir dijital kent meydanına sahip olmanın, uygarlığın geleceği için önemli olmasıdır.”
Musk, ayrıca Twitter’ı dünyanın en saygın reklam platformu yapmayı hedeflediğini kaydetti.
Dear Twitter Advertisers pic.twitter.com/GMwHmInPAS
— Elon Musk (@elonmusk) October 27, 2022
İfade özgürlüğü tartışması
Kendisini “ifade özgürlüğü mutlakçısı” olarak tanımlayan Musk, Twitter’ı da farklı yorumların yer aldığı daha serbest bir yer haline getirmek istediğini söylüyor.
Yaklaşan Brezilya başkanlık seçimlerinin ve ABD ara seçimlerinin ise Musk’ın bu iddiasını test etmek için uygun bir zaman dilimi olduğu yorumları yapılıyor.
Musk’ın Twitter’da yapmayı planladığı yeniliklerle ilgili The New York Times’a konuşan California Irvine Üniversitesinde hukuk profesörü olan David Kaye, bu durumun “gerçek hayatta bazı sonuçları olabileceğini” söyledi.
Kaye, “Dünya liderleri, bu alana sahip olduklarını ve buranın denetlenmediğini gördükleri ölçüde ne kadar ileri gidebileceklerini test edebilir” dedi.
Twitter’da muhafazakarlara yönelik sansür uygulandığını savunan bazı Cumhuriyetçiler ise Musk’ı tebrik etti. Cumhuriyetçilerin ilk beklentisi Trump’ın üzerindeki yasağın kaldırılması.
Peki ya Rus medyası
Musk’ın ifade özgürlüğü vurgusuna çarpıcı bir yanıt Ukrayna savaşı nedeniyle hesapları kısıtlanan, askıya alınan ve kapatılan Sputnik ve Russia Today (RT) Genel Yayın Yönetmeni Margarita Simonyan’dan geldi.
Twitter hesabından yaptığı paylaşımda Musk’ı etiketleyen Simonyan, “Elon, hepiniz ifade özgürlüğünden yana olduğunuza göre belki RT ve Sputnik hesapları üzerindeki yasağı ve bana yönelik karartmayı da kaldırırsınız?” sorusunu sordu.
Elon @elonmusk, since you’re all for free speech, maybe unban RT and Sputnik accounts and take the shadow ban off mine as well?
— Маргарита Симоньян (@M_Simonyan) October 27, 2022
Dava süreci
Twitter’ın en aktif kullanıcılarından biri olan ve 109 milyonu aşkın takipçisi bulunan Musk, bu yıl şirkette hisse biriktirmeye başladı. Nisan ayında şirketi 44 milyar dolara satın almak için anlaşmaya vardı ve nisan ayında yaptığı açıklamada, “Twitter’ın muazzam bir potansiyeli var – bunun kilidini açmak için şirket ve kullanıcı topluluğuyla birlikte çalışmayı dört gözle bekliyorum” dedi.
13 Mayıs’ta ise Musk, Twitter’ı yaklaşık 44 milyar dolara satın alma anlaşmasının geçici olarak askıya alındığını duyurdu. Musk, platformdaki spam miktarı konusunda yanlış yönlendirildiğini savunarak artık Twitter’a sahip olmak istemediğini söyledi ve satın almayı durdurma niyetini açıkladı.
Twitter Musk’ı anlaşmaya uymaya zorlamak için dava açtı. Şirket, Musk’ı, kişisel servetinde bir düşüşe neden olduğu için anlaşmadan çekilmeye çalışmakla suçladı. Musk, 44 milyar dolarlık anlaşmanın yaklaşık 33 milyar dolarını şahsen sağlamayı kabul etmişti.
Mahkeme, davanın görülmesi için Ekim ayı ortasında beş günlük bir duruşma belirlemişti. Ancak günlerce süren ifadeler ile karşı karşıya kalan Musk, süreci yeniden düşündüğünü açıklamıştı. Musk, anlaşma fiyatında indirim yapmaya çalışsa da bu çabalar sonuçsuz kaldı.
Bu ay ise Musk, Twitter kendisine karşı “yasal savaşını” durdurursa satın almaya orijinal fiyattan devam edeceğini söylemişti. Twitter’ın davasını denetleyen yargıç, davayı 28 Ekim’e kadar askıya almayı kabul etmiş ve Musk’a anlaşmayı tamamlaması için üç hafta vermişti.
Amerika
Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.
ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.
Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.
Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.
Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.
Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.
Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.
Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.
ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.
Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.
The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.
Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.
Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.
Amerika
Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.
ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.
ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.
Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.
Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.
Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.
Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.
Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.
Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.
Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.
Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.
Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.
Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.
Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.
Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.
Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.
Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.
Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.
Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.
Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.
Amerika
ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.
ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.
Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.
Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.
NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.
Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.
Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.
Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.
NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”
Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.
Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.
ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.
ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.
Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.
Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi5 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’
Asya2 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya2 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak












