Bizi Takip Edin

DİPLOMASİ

30 kilometre mesajı

Yayınlanma

Cumhurbaşkanı Erdoğan YPG harekâtına karşı çıkan ülkeleri riyakâr olmakla suçladı, bu ülkeleri dikkate almadıklarını söyledi ve “tüm dünyaya ilân etti”: “Sınırlarımızı 30 kilometre derinliğinde bir koridorla güvenceye alana kadar mücadelemiz bitmeyecek.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Malazgirt Zaferi’nin 951’inci yıl dönümü dolayısıyla Ahlat’ta düzenlenen törende konuştu. Erdoğan, konuşmasında YPG’ye düzenlenecek yeni askeri harekâta karşı çıkan ülkeleri eleştirdi, kararlılık mesajı verdi: “Güney sınırlarımızı bir uçtan diğer uca 30 kilometre derinliğinde bir koridorla güvence altına alana kadar mücadelemizin bitmeyeceğini tüm dünyaya bir kez daha ilan ediyorum. Kendileri diledikleri zaman, diledikleri yere harekat düzenleyip bize ‘Sakın ha!’ diyerek parmak sallayanların riyakarlıklarının farkındayız, bu samimiyetsiz ifadeleri asla dikkate almıyoruz. Ülkemizin güvenlik önceliklerine göre, kendi planlamamıza göre bu operasyonları sürdüreceğiz. Hep söylediğimiz gibi bir gece ansızın gelebiliriz hem de her yere gelebiliriz.”

“Bizim diğerlerinden farkımız; kimsenin toprağında, birliğinde, beraberliğinde gözümüz yoktur. Biz sadece kendi güvenliğimiz ve dostlarımızın huzuru için çalışıyoruz. Geçmişi sömürge ve katliam lekeleriyle dolu olan hiçbir ülkenin, toplumun, Türkiye’nin bu haysiyetli, ilkeli ve adil mücadelesine söz söylemeye hakkı yoktur. Türkiye’nin önünü iki asırdır kullandıkları yöntemlerle artık kesemediklerini görenlerin 2023 yaklaştıkça yeni oyunlar, yeni sinsilikler peşinde koşmaları boşuna değildir. Ne yaparlarsa yapsınlar, başaramayacaklar.”

Ne olmuştu?

Erdoğan’ın Mayıs ayında verdiği yeni harekât sinyalinden sonra hem Rusya ve İran hem de ABD ve Avrupa ülkeleri Türkiye’nin olası harekâtına karşı açıklamalar yaptı. Bunun üzerine Astana görüşmeleri çerçevesinde Tahran’da İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşen Erdoğan, 5 Ağustos’ta Soçi’de Putin ile ikinci kez bir araya geldi. Erdoğan, Soçi dönüşü uçaktaki gazetecilere yaptığı açıklamada Putin’in kendisine “Suriye’deki sorunları Şam ile çözün” telkininde bulunduğunu söyledi. Bu açıklamadan sonra Ankara’dan peş peşe Suriye yönetimi ile normalleşme sinyalleri gelmeye başladı. Hem Ankara hem Şam görüşmek için “ön koşulları” bulunmadığını açıkladı. Ancak iki gün önce Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdat’ı ağırlayan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, görüşme sonrası yaptığı açıklamada, “Önemli olan, yeni askeri faaliyetlere izin verilmemesi, daha önce Suriye ile Türkiye arasındaki ilişkilerde bulunan siyasi ilkeler temelinde diplomatik kanallar üzerinden anlaşma sağlanması” dedi.

Çavşoğlu muhaliflerle görüştü

Öte yandan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu “Bizim Suriye muhalefetiyle Şam’ı anlaştırmamız lazım” açıklamasından sonra dün Suriye muhalefet liderleriyle görüştü.
Görüşmeyle ilgili sosyal medya hesabından açıklama yapan Çavuşoğlu Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) Başkanı Salim el-Muslat, Müzakere Komisyonu Başkanı Bedir Camus ve Suriye Geçici Hükümet Başkanı Abdurrahman Mustafa ile biraraya geldiğini kaydetti. Bakan Çavuşoğlu, “Muhalefetin, BM Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 2254 sayılı kararı çerçevesinde, siyasi sürece katkısını takdir ediyor ve destekliyoruz” ifadesini kullandı.

BMGK’nın Aralık 2015’te oy birliğiyle onayladığı 2254 sayılı karar, Suriye genelinde acil bir ateşkesin sağlanması ve buna paralel olarak siyasi müzakerelerin başlaması, iki yıl içerisinde bir “birlik hükümeti” kurulması ve ardından seçimlerin gerçekleştirilmesine çağrı yapıyor.

DİPLOMASİ

ABD Kongre heyetinin Tayvan ziyareti başladı, Pekin ‘tek Çin’ ilkesini hatırlattı

Yayınlanma

ABD Temsilciler Meclisi Çin Komitesi Başkanı Mike Gallagher liderliğindeki milletvekillerinden oluşan partiler üstü bir heyet perşembe günü Tayvan’a giderek Pekin ve Taipei arasındaki gerilimin arttığı bir ortamda ABD’nin adaya verdiği desteği teyit etti.

Cumhuriyetçi Çin şahinlerinden Gallagher, ABD’nin Tayvan ile ortaklığının her zamankinden daha güçlü ve “kaya gibi sağlam” olduğunu ve kasım ayındaki seçimlerin sonucu ne olursa olsun böyle kalacağını söyledi.

Yeni seçilen Lai Ching-te 20 Mayıs’ta göreve başlayana kadar görevine devam eden Tsai Ing-wen’in liderliğini de öven Gallagher, “Bugün özgürlük otoriter saldırganlığın saldırısı altında ve bize verilen bu özgürlük hediyesini gelecek nesillere aktarmak istiyorsak her zamankinden daha uyanık olmamız gerekiyor” dedi.

Tsai, ziyaretin “ABD’nin Tayvan demokrasisine somut eylemlerle verdiği kararlı desteği” temsil ettiğini ve “Tayvan ile ABD arasındaki yakın ortaklığı vurguladığını” söyledi.

Gallagher ve komitenin diğer dört üyesi Hint-Pasifik bölgesini kapsayan bir ziyaret kapsamında Tayvan’da üç gün geçirecek.

Tayvan’daki Amerikan Enstitüsü’ne göre, grubun aralarında seçilmiş başkan William Lai Ching-te’nin de bulunduğu üst düzey Tayvanlı liderler ve sivil toplum temsilcileriyle bir araya gelerek ABD ile ilişkiler, bölgesel güvenlik ve ticari ilişkileri ele alması bekleniyor.

Pekin, kendi egemenliği altındaki Tayvan’la ‘gerekirse güç kullanarak’ birleşeceğini söylerken, Washington resmi olarak adanın bağımsızlığını tanımasa da, Çin’in ‘yeniden birleşme’ girişimlerine karşı çıkıyor ve adaya silah ve maddi destek sağlıyor.

‘Tek Çin ilkesine uyma çağrısı’

Ziyarete yanıt veren Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Mao Ning, ABD’yi “Tayvan meselesinin aşırı karmaşıklığını ve hassasiyetini kabul etmeye” ve “tek Çin ilkesine uymaya” çağırdı.

Açıklamada, “Çin, ABD ile Tayvan makamları arasında her türlü resmi alışverişe her zaman kesin bir şekilde karşı çıkmış ve ABD’nin Tayvan işlerine herhangi bir şekilde ve herhangi bir bahaneyle müdahale etmesine kesin bir şekilde karşı çıkmıştır” denildi.

Grubun ziyareti, Ukrayna ve İsrail’in yanı sıra Tayvan’a da destek verilmesini öngören ABD mali yardım paketinin Temsilciler Meclisi’nde bloke edilme riskiyle karşı karşıya olduğu Kongre’de tıkandığı bir döneme denk geldi.

Ocak ayındaki başkanlık seçimlerinden bu yana ABD’li milletvekillerinin Tayvan’a yaptığı ikinci ziyaret olan bu ziyaret, son birkaç gün içinde boğazlar arası gerilimin tırmanmasının ardından gerçekleşti.

Geçtiğimiz hafta iki Çinli balıkçı, Tayvan sahil güvenliği tarafından takip edilirken teknelerinin alabora olması sonucu hayatını kaybetti. Buna karşılık Pekin, bölgedeki devriyeleri artıracağını söylerken, Çin sahil güvenlik yetkilileri pazartesi günü aynı bölgede Tayvan’a ait bir yolcu gemisini kısa süreliğine karaya çıkardı.

Çin, ABD’li milletvekillerinin daha önce Tayvan’a yaptıkları ziyaretlere şiddetle karşı çıkmıştı. Dönemin ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi Ağustos 2022’de Tayvan’ı ziyaret ettiğinde Pekin ada çevresinde bir dizi büyük çaplı askeri tatbikat gerçekleştirmiş ve ABD ile çeşitli alanlarda işbirliğini kesmişti.

Okumaya Devam Et

DİPLOMASİ

Politico: Batı, Ukrayna savaşından sonra Rusya ile ilişkileri sürdürmekten yana

Yayınlanma

Politico gazetesinin Avrupa baskısı, Batılı ülkelerin Ukrayna’daki çatışmaların sona ermesinin ardından Rusya ile işbirliğini yeniden başlatmayı planladıklarını yazdı.

Gazeteye konuşan kaynaklara göre, ‘Batı’da bazıları’ çatışmalar yatıştıktan sonra ‘Rusya ile iş yapmaya devam etmeyi umuyor’.

Kaynaklar, bu tutumun Moskova’nın aynısını yaparak ‘Avrupalı şirketlerin Rusya’daki yüz milyonlarca avro değerindeki varlıklarına kendi lehine el koyabileceği’ korkusuyla ‘dondurulmuş Rus varlıklarına el koyma konusundaki isteksizliği’ de açıkladığını belirtti.

Ayrıca gazete, Avrupalı diplomatların ‘çatışmanın istikrara kavuşturulmasını’ Ukrayna için en makul çıkış yolu olarak gördüklerini vurguladı. Bu da Kiev’in Batı’dan güvenlik garantileri ve olası AB üyeliği karşılığında Moskova ile müzakere etmeye zorlanacağı anlamına geliyor.

Euroclear: Dondurulan Rus varlıklarından elde edilen gelirin kullanılması Avrupa’nın mali istikrarı için risk yaratabilir

Avrupa Konseyi 12 Şubat’ta, Ukrayna için dondurulmuş Rus varlıklarından elde edilen kârların elde tutulmasını ve kullanılmasını yasallaştıran bir düzenlemeyi onayladı.

Karara göre ‘Konsey, özellikle Rusya Merkez Bankası’nın 1 milyon avrodan fazla değerdeki varlıklarını elinde bulunduran merkezi mevduat sahiplerinin, AB’nin kısıtlayıcı tedbirleri sonucunda biriken ek nakit bakiyelerini ayrı olarak muhasebeleştirmelerine ve ilgili karları ayrı olarak tutmalarına karar verdi’. Buna ek olarak mevduat sahiplerinin elde ettikleri net karları elden çıkarmaları yasaklandı.

Belgede bunun ‘Konsey’e, daha sonraki bir aşamada Ukrayna’yı ve yeniden inşasını desteklemek üzere bu net kârdan AB bütçesine toplanacak bir mali katkının oluşturulması konusunda karar verme fırsatı verdiği’ vurgulandı. Konsey ayrıca, “Bu mali katkı AB bütçesi aracılığıyla, Konsey ve Avrupa Parlamentosu’nun 6 Şubat 2024 tarihinde üzerinde ön anlaşmaya vardığı Ukrayna fonuna aktarılabilir” açıklamasını yaptı.

Daha önce Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, Batı’nın Rus varlıklarına el koyma tehditlerinin gerçekleşmesi halinde Moskova’nın misilleme tedbirleri alacağını söylemişti.

Ryabkov, aynı zamanda Moskova’nın ‘Batılı hasımlarından, bu konunun tartışılmasının ne kadar zararlı ve ters tepici olduğunu en azından asgari düzeyde anladıklarını gösterecek mantıklı adımlar beklemediklerini’ belirtmişti.

Rusya Federasyon Konseyi, Maliye Bakanlığı’na dondurulan yabancı varlıkların faizine el konulmasını önerdi

Okumaya Devam Et

DİPLOMASİ

Stoltenberg: Ukrayna’nın, Ukrayna dışındaki Rus hedeflerini vurmaya hakkı var

Yayınlanma

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Ukrayna’nın ‘uluslararası hukuka’ uygun olarak Ukrayna dışındaki Rus askeri hedeflerini vurma hakkına sahip olduğunu söylerken, Kiev’in batılı silah tedarikçilerinin bu konuda farklı tutumları olduğunu kabul etti.

Stoltenberg, Radio Free Europe’a verdiği röportajda, “Farklı müttefiklerin bu konuda biraz farklı politikaları var. [Ama] Ukrayna’nın kendini savunma hakkı var. Ve bu aynı zamanda meşru askeri hedefleri vurmayı da içeriyor: Ukrayna dışındaki Rus askeri hedefleri. Bu uluslararası hukuktur,” dedi.

Ukrayna’nın Rusya içindeki hedefleri vurmak için batı silahlarını kullanıp kullanamayacağı sorusu, Rusya’nın NATO üyelerine yönelik misillemeleri de dahil olmak üzere savaşın potansiyel tırmanışından endişe duyan bazı batılı müttefikler arasında tartışmalı bir konu oldu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English