Bizi Takip Edin

Diplomasi

Eski İngiliz diplomat Proud: Mandelson krizi Starmer yönetimini zora soktu ama hükümet düşmeyebilir

Yayınlanma

Eski İngiliz diplomat Ian Proud, Başbakan Keir Starmer’ın Washington Büyükelçisi Peter Mandelson’ın Epstein ile bağlantılarının ortaya çıkmasıyla patlak veren krizin hükümeti sarstığını ancak parlamentodaki çoğunluk nedeniyle ani bir çöküş beklemediğini belirtti.

Eski İngiliz diplomat Ian Proud, Yargıç Andrew Napolitano’ya verdiği mülakatta, İngiltere Başbakanı Keir Starmer’ın siyasi geleceğinin Peter Mandelson’ın Washington Büyükelçisi olarak atanmasıyla başlayan kriz nedeniyle tehlikede olduğunu değerlendirdi.

Proud, hükümetin parlamentoda sahip olduğu büyük çoğunluk nedeniyle teknik olarak bir çöküşün beklenmediğini, ancak Başbakan Starmer’ın kişisel kariyerinin “bıçak sırtında” olduğunu belirtti.

Proud, “Hükümetin kendisi çökemeyecek kadar büyük bir parlamento çoğunluğuna sahip, ancak asıl soru Starmer’ın hayatta kalıp kalamayacağıdır” ifadelerini kullandı.

Mandelson ve Epstein ilişkisinin güvenlik boyutları

Proud, Peter Mandelson’ın Jeffrey Epstein ile olan geçmiş ilişkisinin, İngiltere’nin ulusal güvenliği ve istihbarat paylaşımı açısından ciddi riskler barındırdığını vurguladı.

Mandelson’ın Epstein ile olan dostluğunun, Epstein’in ölmüş olmasına rağmen, Mandelson’ın Washington Büyükelçisi olarak atanmasıyla yeniden gündeme geldiğini hatırlatan Proud, bu atamanın “kronik bir muhakeme hatası” olduğunu savundu.

Proud, Epstein’in bir Mossad varlığı (asset) olma ihtimali üzerinden güvenlik ihlali olasılıklarını şu sözlerle değerlendirdi:

“Eğer Epstein bir Mossad varlığı idiyse, İngiliz sırlarının Epstein’e aktarılması ve onun da bunları Mossad’a iletmesi kesinlikle imkansız değil, hatta muhtemeldir. Bu durum çok büyük olasılıkla bir tür suç teşkil edebilir. İngiliz Resmi Sırlar Yasası (Official Secrets Act) kapsamında, bir büyükelçi bildiği her şeyi, bu bilgileri gizli tutma yükümlülüğü olmayan bir kişiye açıklayamaz. Bu, yasanın ihlali anlamına gelir.”

Proud, tüm diplomatların ve özellikle büyükelçilerin istihbarat materyallerine erişimleri ve MI6 ile yabancı istihbarat ajanslarından aldıkları brifingler nedeniyle bu yasayla bağlı olduklarını hatırlattı.

Mandelson’ın geçmişte iki kez istifaya zorlanmış bir kabine bakanı olduğunu belirten Proud, “Bu güvenilir bir adam değil” değerlendirmesinde bulundu.

Başbakan Starmer’ın Mandelson ataması ve yaşanan süreçle ilgili kamuoyuna yaptığı özür açıklamasını değerlendiren Proud, bu hamlenin İngiliz halkı nezdinde karşılık bulmadığını ve İşçi Partisi içinde de yankı uyandırmadığını kaydetti.

İskoç İşçi Partisi liderinin Starmer’ı istifaya çağıran bir konuşma yaptığını aktaran Proud, Mandelson’ın Epstein ile olan ilişkisinin bilinmesine rağmen bu atamanın yapılmasının kamuoyunda şok etkisi yarattığını ifade etti.

Proud, Starmer’ın Özel Kalem Müdürü’nü görevden alarak durumu kurtarmaya çalıştığını ancak bunun yeterli olup olmayacağının belirsiz olduğunu şu sözlerle anlattı:

“Starmer, bugün Özel Kalem Müdürü’nden vahşice kurtuldu ve bunun yeterli bir ‘kırmızı et’ (kamuoyunu yatıştırma hamlesi) olacağını umuyor. Ancak bunun işe yarayıp yaramayacağını göreceğiz. İşçi Partisi içindeki hava hızla değişiyor gibi görünüyor.”

‘Mandelson skandalının temelinde para hırsı ve siyasi yozlaşma yatıyor’

Olası liderlik senaryoları

Starmer’ın istifa etmesi durumunda yerine geçebilecek isimleri değerlendiren Proud, Greater Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham ve Başbakan Yardımcısı Angela Rayner’ı işaret etti.

Proud, Burnham’ın şu anda milletvekili olmadığını ve Starmer tarafından engellendiğini, ancak bu durumun aşılamaz bir sorun olmadığını belirtti.

Rayner hakkında ise “Partinin sol kanadında yer alıyor ve tabanda oldukça popüler, ancak kendi vergi meseleleriyle ilgili bir skandal nedeniyle istifa etmek zorunda kalmıştı” ifadelerini kullandı.

Muhafazakar Parti’nin bu krizden fayda sağlayıp sağlayamayacağı sorusuna ise Proud, asıl kazananın Nigel Farage liderliğindeki Reform Partisi olabileceğini öngördü.

İngiltere’de Muhafazakar Parti, İşçi Partisi ve Liberal Demokratlar’dan oluşan bir “blok parti” yapısı olduğunu savunan Proud, dış politika ve “liberal küreselci gündem” konusunda bu partilerin birbirinden ayırt edilemez hale geldiğini iddia etti.

ABD Kongre Üyesi Ro Khanna’nın Epstein dosyalarının açıklanması konusundaki çabalarına ve İngiliz Kraliyet Ailesi’ne yönelik eleştirilerine değinen Proud, Kral Charles’ın bu süreçteki konumunu değerlendirdi.

Proud, Kral Charles’ın kardeşi Prens Andrew’un Epstein ile olan ilişkilerinden haberdar olmasının muhtemel olduğunu ancak detaylara vakıf olduğunun iddia edilmesinin zorlama bir yorum olacağını belirtti.

Proud, Kraliyet Ailesi’nin anayasal dokunulmazlığı ve Prens Andrew’a yönelik yaptırımlar hakkında şunları kaydetti:

“Kral’ın bu olaya herhangi bir şekilde dahil olduğuna dair kesinlikle hiçbir emare yok. Açıkçası, küçük kardeşinin bir playboy olduğunu biliyordu. Ancak Epstein ile olan ilişkilerinin kapsamından haberdar olduğunu öne sürmek bence abartılı olur. Baskı arttıkça Andrew’un yetkilerinin, ayrıcalıklarının ve Windsor’daki ücretsiz konut hakkının elinden alındığını gördük. Kral’ın tepkisi şu ana kadar yerindeydi.”

Proud ayrıca, Ro Khanna’nın “Kral ve Kraliçe sorgulanmalı” yönündeki görüşünün İngiliz anayasal sistemiyle örtüşmediğini, parlamentonun monarşinin yetkilerini sınırlamasına rağmen Kral’ı doğrudan sorguya çekmek gibi bir yetkisinin bulunmadığını ifade etti.

“Kincora”: İngiliz istihbaratı çocuk istismarı şebekesini mi yönetti?

Ukrayna savaşı ve Batı’nın stratejik başarısızlığı

Mülakatın dış politika bölümünde Ukrayna savaşını ve İngiltere’nin tutumunu sert bir dille eleştiren Proud, Batı’nın Ukrayna’yı “yüzüstü bıraktığını” savundu.

İngiliz hükümetinin Ukrayna politikasını “batmakta olan bir gemiye” benzeten Proud, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bayrağımızı bu batan geminin direğine çiviledik ve Titanik’in kaptanı gibi Starmer da bu gemiyle birlikte batıyor. Ukrayna, onları başarısızlığa uğrattığımızı hissedecektir. Savaşın başında ‘gerektiği sürece’ yardım etmeyi teklif ettik ancak bu çok uzun sürdü ve yeterince yardım sağlamadık. NATO üyeliği konusundaki heveslerini körükleyerek onların savaşa girmesine en başta izin vermemeliydik.”

Proud, Rusya’nın herhangi bir barış anlaşmasından stratejik olarak daha güçlü bir konumda çıkacağını ve Ukrayna’nın “memnuniyetsiz, küskün ve milliyetçi” bir ülke olarak kalacağını öngördü.

Proud ayrıca, İngiltere’de Kral Charles’ın Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile görüştürülmesini eleştirerek, “Bu, hükümdarın zamanının kaba ve uygunsuz bir kullanımıdır ve onu dış politikamızdaki mutlak başarısızlığın içine çekmektedir” ifadelerini kullandı.

Polonya Başbakanı Tusk’ın iddiaları

Polonya Başbakanı Donald Tusk’ın, Epstein skandalının Rus istihbaratı (KGB) tarafından organize edilmiş bir “bal tuzağı” olduğu yönündeki iddialarını değerlendiren Proud, bu açıklamaları ciddiyetsiz bulduğunu belirtti.

Proud, “Donald Tusk’ın söylediği hiçbir şeyi dinlememelisiniz. Onun zihninde her şey bir tür Rus komplosudur” diyerek iddiaları reddetti.

Savaş sonrası Ukrayna’da NATO birliklerinin konuşlanması ihtimalini de değerlendiren Proud, Rusya’nın böyle bir durumu asla kabul etmeyeceğini vurguladı. Proud sözlerini şöyle tamamladı:

“Rusya bu savaşı NATO’nun batı sınırına genişlemesini önlemek için verdi. Savaşı stratejik olarak üstün bir konumda bitirmeyi kabul etmişken, neden İngiliz ve Fransız askerlerinin Ukrayna’ya girmesine izin versinler? Rusların geri adım atacağı fantezileriyle kendimizi kandırmaya devam ediyoruz. 12 yıl oldu ve geri adım atmadılar, atmayacaklar.”

Diplomasi

UEFA, FIFA’nın özelleştirilmesi halinde Dünya Kupası’nı boykot edecek

Yayınlanma

Avrupa futbolunun yönetim organı olan UEFA, FIFA’nın ticari faaliyetlerinin bir kısmını özelleştirmeye yönelik öneriyi kabul etmesi halinde, oybirliğiyle Dünya Kupası’nı boykot etme kararı aldı.

FIFA salı günü, ticari faaliyetlerini özel bir kuruluşa devretmeyi öngören bir öneri yayınladı.

Bu öneride, ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’ın kardeşi Josh Kushner’ın CEO’su olduğu Thrive Capital’in baş yatırımcı olarak adı geçti.

UEFA, yaptığı açıklamada, “Dünya Kupası bir yatırım ürünü olarak değerlendirilemez. Hiçbir kısmı asla özel yatırımcılara devredilmemelidir. Dünya Kupası satılık değildir,” demişti.

Teklifin kabul edilmesi için FIFA’nın 211 üye federasyonunun çoğunluğunun desteği gerekiyor.

Fakat teklif Avrupa genelinde yoğun eleştirilere maruz kaldı. UEFA, yalnızca 55 üye federasyondan oluşuyor.

Açıklamada, “FIFA Dünya Kupası futbola aittir. Her zaman da öyle kalacaktır. Avrupa’nın söz hakkı olduğu sürece, Dünya Kupası asla satılık olmayacaktır,” denildi.

Avrupa Birliği Spor Komiseri Glenn Micallef, X’te yaptığı açıklamada, “UEFA’nın bu açıklamasını memnuniyetle karşılıyorum ve tutumunu tam olarak destekliyorum,” dedi ve “Avrupa futbol federasyonlarının yönetişim konusunda öncülük etmesinden gurur duyduğunu” ekledi.

Çarşamba günü komisyon üyesi, “rekabet hukuku hususları” gerekçesiyle FIFA’nın önerisini soruşturma tehdidinde bulunmuştu.

Kadınlar U-20 Dünya Kupası eylül ayında düzenlenecek ve FIFA planlarından vazgeçmezse, bu turnuva Avrupa futbol federasyonlarının boykotu sonuna kadar sürdürme kararlılığının ilk sınavı olabilir.

Kadınlar ve erkekler U-17 Dünya Kupaları da 2026’nın ilerleyen aylarında düzenlenecek.

En son 2023’te İspanya’nın kazandığı tam kadro Kadınlar Dünya Kupası ise 2027’de Brezilya’da gerçekleştirilecek.

POLITICO Çarşamba günü yayınladığı haberde, Avrupa futbolunun yönetim organındaki bir dizi üst düzey yetkilinin, mevcut görev süresi gelecek yıl sona erecek olan FIFA Başkanı Gianni Infantino’ya karşı Katarlı Nasır el-Halifi’yi aday çıkarmayı planladığını bildirmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

ABD, BAE destekli çip üreticisi GlobalFoundries’e fon sağlayacak

Yayınlanma

GlobalFoundries, ABD hükümetinin daha verimli yapay zeka veri merkezlerini desteklemek amacıyla silikon fotonik teknolojisinin araştırma ve geliştirme çalışmalarını güçlendirmek üzere çip üreticisine 300 milyon dolarlık bir hibe vereceğini duyurdu.

Bu hibe, Washington’un Çin ile arasındaki küresel rekabette konumunu güçlendirmeye çalıştığı bir dönemde, ABD Başkanı Donald Trump’ın CHIPS Yasası kapsamındaki araştırma fonlarını kritik yarı iletken teknolojilerine yöneltme çabasının bir parçası.

Yönetim daha önce yarı iletken üretim ekipmanları için 150 milyon dolar ve kuantum bilişim için 2 milyar dolar tahsis etmişti.

Silikon fotonik, çipler arasında veri aktarımı için elektrik sinyalleri yerine ışığı kullanır ve bu sayede yapay zeka sistemleri için daha yüksek bant genişliği ve daha düşük güç tüketimi sağlar.

ABD Ticaret Bakanlığı’ndan sağlanan bu fon, veri aktarım hızlarını ve enerji verimliliğini daha da artırmak amacıyla silikon fotoniği yapay zeka işlemcileriyle doğrudan entegre eden bir teknoloji olan “ortak paketlenmiş optik” alanındaki gelişmeleri desteklemeyi de amaçlıyor.

Silikon fotoniği ve gelişmiş optik paketleme tedarik zincirinin büyük bir kısmı şu anda ABD dışında yoğunlaşmış durumda.

Bu alandaki başlıca üreticiler arasında Tayvanlı TSMC ve İsrailli Tower Semiconductor yer alıyor.

Çarşamba günü açıklanan 300 milyon dolarlık fon, GlobalFoundries’e 2024 yılında Malta (New York) ve Burlington’da (Vermont) fabrikalar kurması için tahsis edilen 1,5 milyar dolarlık önceki fonu tamamlayacak.

Teknoloji Direktörü Gregg Bartlett, Reuters’a verdiği demeçte yeni fonun, GlobalFoundries’in halihazırda ürettiği çiplerin yanı sıra optik bileşenlerin üretimi ve paketlenmesi için bu tesislerde kullanılacak yeni malzemeler ve teknikler üzerine yapılacak araştırmalara destek olacağını söyledi.

Bartlett, “Çıplak silikon yonga plakasından başlayarak, ABD’de kalitesi kanıtlanmış ve test edilmiş bir optik modül sevk edebilme yeteneğine sahip, uçtan uca hizmet sunan tek bir şirketin olması, bizim için benzersiz bir yetkinlik olduğunu düşünüyoruz,” dedi.

GlobalFoundries, veri aktarım hızlarını saniyede 400 gigabite çıkarmayı ve mevcut nesil uygulamalara kıyasla enerji verimliliğini beş katına çıkarmayı hedeflediğini açıkladı.

Abu Dabi varlık fonu Mubadala, GlobalFoundries’in yaklaşık %73’üne sahip. ABD Ticaret Bakanlığı ise ayrı bir anlaşma kapsamında bu çip üreticisinin yaklaşık %1’lik hissesini alacak.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Kiev’de vurulan İHA fabrikasının ABD’li şirkete ait olduğu bildirildi

Yayınlanma

Rusya’nın Kiev’de imha ettiğini açıkladığı insansız hava aracı fabrikasının ABD’nin Delaware eyaletinde kayıtlı bir şirkete ait olduğu bildirildi. The Guardian gazetesi, Terminal Autonomy adlı firmanın Rusya topraklarının derinliklerine saldırı düzenlemek amacıyla yüksek hassasiyetli İHA’lar ürettiğini aktardı. Şirket, yapay zeka kontrollü mühimmatların cephede aktif olarak kullanıldığını belirtiyor.

Rusya ordusunun Ukrayna’nın başkenti Kiev’de düzenlediği hava saldırılarında imha edilen insansız hava aracı (İHA) fabrikasının, ABD’nin Delaware eyaletinde kayıtlı bir Amerikan şirketine ait olduğu bildirildi.

The Guardian gazetesinin kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Terminal Autonomy adlı şirket, yönlendirme sistemleri parazit ve sinyal kesicilere karşı korumalı olan ve Rusya topraklarının derinliklerine saldırı düzenlemek amacıyla tasarlanan yüksek hassasiyetli İHA’lar üretiyor.

ABD’de 2023 yılında tescil edilen Terminal Autonomy şirketinin internet sitesinde, firmanın yapay zeka ile kontrol edilen dolanan mühimmatlar ve yüksek hassasiyetli mühimmatlar kullandığı, bunların “ön cephede düşman kuvvetlerine karşı halihazırda aktif biçimde uygulandığı” bilgisi yer alıyor.

Rusya Savunma Bakanlığı tesisin hedef alındığını duyurmuştu

Rusya Savunma Bakanlığı, 26 Temmuz’a bağlanan gece Kiev’in güneybatısında İHA montaj ve depolama alanının vurulduğunu açıklamıştı. Bakanlık, Ukraynalı ve Amerikalı uzmanların katılımıyla bu tesiste aylık bin adede kadar İHA üretimi yapıldığını bildirdi.

Bakanlığın açıklamasında, bu tesiste AQ-400 Scythe (“Kosa”) ve AQ-100 Bayonet (“Ştık”) tipi saldırı İHA’ları ile RQ-100 Scout (“Skaut”) tipi keşif İHA’larının üretildiği kaydedildi.

Aynı gece Kiev’de İHA ve yedek parça üretimi yapan “Smart Intelligent Systems” (“Smart intellidjent sistem”) işletmesinin de vurulduğu aktarıldı. Rusya Savunma Bakanlığı, Ukrayna başkenti ile Odessa bölgesindeki Çernomorsk liman altyapı tesislerine grup saldırısı düzenlendiğini duyurdu.

Rusya Savunma Bakanlığı, saldırıların yalnızca Ukrayna’nın askeri ve enerji tesisleri ile bunlarla bağlantılı altyapıya yönelik gerçekleştirildiğini vurguluyor.

Öte yandan Financial Times gazetesi, Ukraynalı yetkililere dayandırdığı haberinde, ABD ve Fransa’nın Rusya topraklarına yönelik İHA saldırılarının planlanmasında Ukrayna’ya istihbarat sağladığını yazmıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English