Amerika
Fauci’nin salgın günlükleri Senato’daki oturum öncesi basına sızdı

ABD’de eski Beyaz Saray Baş Tıbbi Danışmanı Anthony Fauci, Cumhuriyetçi Senatör Rand Paul’un COVID-19 salgınının ilk dönemlerine ait binden fazla sayfalık kişisel günlüğünü kamuoyuna açıklamasının ardından Senatoda zorlu bir oturuma katılıyor. Senato İç Güvenlik ve Hükümet İşleri Komisyonundaki oturum öncesinde yayımlanan belgeler, Fauci’nin virüsün kaynağına ilişkin kamuoyuna yaptığı açıklamalar ile özel yazışmaları arasındaki farkları tartışmaya açtı.
ABD’de Ulusal Sağlık Enstitülerine (NIH) bağlı Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsünün (NIAID) eski direktörü ve eski Beyaz Saray Baş Tıbbi Danışmanı Anthony Fauci, Senato İç Güvenlik ve Hükümet İşleri Komisyonunda düzenlenecek oturumda Senatörlerin sorularını yanıtlıyor.
Oturum, Komisyon Başkanı Cumhuriyetçi Senatör Rand Paul’un, Fauci’nin COVID-19 salgınının ilk günlerinde tuttuğu binden fazla sayfalık özel günlük notlarını kamuoyuna açıklamasından birkaç gün sonra düzenleniyor.
Senatör Paul, hafta sonu yayımladığı günlük notlarının, kıdemli bilim insanının virüsün kökenini kamuoyu önünde farklı, özel hayatında farklı şekilde tartıştığını kanıtladığını savundu. Paul, pazartesi günü de Fauci’nin 2001 ile 2015 yılları arasına ait yaklaşık 500 sayfalık çalışma kaydını ve e-postasını paylaştı.
Pandemi döneminde ülkenin önde gelen bulaşıcı hastalık uzmanı olarak görev yapan Fauci, Kongreye en son iki yılı aşkın süre önce Temsilciler Meclisindeki gergin bir oturumda ifade vermişti. Senatodaki komisyon oturumunun da benzer bir seyir izlemesi bekleniyor. Komisyon Başkanı Paul ile Fauci, geçmişteki Kongre oturumlarında sık sık sert tartışmalar yaşamıştı.
Senatör Paul, pazartesi günü yaptığı açıklamada, günlüklerin “gerçekten hayret verici bir dürüstlük eksikliğini” ortaya koyduğunu ileri sürdü.
Bulaşıcı hastalıklar uzmanı, epidemiyolog ve KFF Health News kamu sağlığı kıdemli editörü Celine Gounder ise oturumdan bir haftadan kısa süre önce binlerce sayfalık kişisel ve resmi belgenin açıklanmasının bilgi sunmaktan ziyade dikkat dağıtmaya hizmet ettiğini değerlendirdi. Eski Başkan Joe Biden’ın geçiş ekibindeki koronavirüs danışma kurulunda da görev alan Gounder, “İnsanların bunu okumasını ve anlamasını gerçekten isteselerdi, bu işlem oturuma bu kadar yakın bir zamanda neden yapıldı? Açıklanan belgelerde herhangi bir bomba etkisi yaratacak unsur görmedim” ifadelerini kullandı.
Paul ve Fauci arasındaki görüş ayrılığı
Senatör Paul ile Fauci arasındaki anlaşmazlık, COVID-19 pandemisinin nasıl başladığına ilişkin farklı görüşlerinden kaynaklanıyor.
Senatör Paul, pandeminin Çin’deki Vuhan Viroloji Enstitüsünde üzerinde deney yapılan bir virüsten kaynaklandığını öne süren laboratuvar sızıntısı teorisini destekliyor. Paul, 2021 yılından bu yana NIH’yi bu araştırmayı finanse etmekle suçluyor; Fauci ise bu iddiayı süreklilikle reddediyor.
Fauci, mevcut kanıtlara dayanarak SARS-CoV-2 virüsünün büyük olasılıkla doğal yollardan ortaya çıktığı tezini savunuyor.
Senatör Paul, geçtiğimiz mayıs ayında Fauci’nin Çin’deki işlev kazanımı (gain-of-function) araştırmalarının finansmanı konusunda yemin altında yalan söylediğini öne sürerek, yalan tanıklık suçlamasıyla hakkında iddianame hazırlanması çağrısında bulunmuştu.
Fauci’nin 4 Kasım 2021 tarihli günlük notu, Senatör Paul’dan bir husumet beklediğini gösteriyor. Fauci günlük notunda şu ifadeleri kullanıyor:
“Patty Murray başkanlığında toplanan Senato HELP (Sağlık, Eğitim, Çalışma ve Emeklilik) Komisyonu oturumunda Dawn O’Connell, Janet Woodcock ve Rochelle Walensky ile birlikte ifade verdim. NIAID tarafından finanse edilen Vuhan Viroloji Enstitüsünde yapıldığını iddia ettiği işlev kazanımı araştırması hakkında vahim şekilde yalan söylemeye devam eden Senatör Rand Paul ile aynı çatışmayı yaşamayı bekliyorduk.”
Virüsün kökenine dair değerlendirmeler
Günlük kayıtlarında Fauci’nin laboratuvar sızıntısı teorisine inandığına dair doğrudan bir itiraf yer almıyor. Ancak ilk kayıtlar, Fauci’nin pandeminin ilk dönemlerinde salgının hijyenik olmayan alışveriş koşullarının “doğrudan bir sonucu” olduğunu kamuoyuna açıklamasına rağmen, virüsün canlı hayvanların satıldığı Vuhan’daki deniz ürünleri pazarından kaynaklandığına inanmadığını gösteriyor.
Tartışmanın, Fauci’nin pandeminin ” kaynağı” olarak gördüğü unsur ile “nedeni” olarak gördüğü unsur arasındaki farktan kaynaklandığı anlaşılıyor.
Günlük notları, Fauci’nin pandeminin ilk günlerinde, 31 Ocak 2020 tarihinde laboratuvar sızıntısı teorisinden haberdar olduğunu ortaya koyuyor. Fauci, virüsün doğal yollarla mutasyona uğramış olamayacağına inanan evrimsel biyologlarla konuştuğunu yazıyor. Fauci, bu duruma karşılık konuyu incelemek üzere daha geniş bir heyetin toplanmasını önerdiğini kaydediyor.
Laboratuvar sızıntısı teorisini savunanların karşı çıktığı Mart 2020 tarihli bir makalede, Vuhan’daki deniz ürünleri pazarında “hayvansal bir kaynağın bulunmasının muhtemel olduğu” belirtilmişti. Fauci, bu makalenin yazarlarıyla yapılan telefon konferansına katılan bilim insanları arasında yer almış ve daha sonra Beyaz Saray’dan yaptığı konuşmalarda bu makaleye atıfta bulunmuştu.
Fauci, bu tarihten önce Vuhan’daki pazarın koronavirüsün “kaynağı değil, yayıcısı” olduğu sonucuna vardığını belirtmiş ve günlüğüne şu notu düşmüştü: “Bunu söylemekle birlikte, virüs bir yerlerde hayvanlardan insanlara geçti.”
Senatör Paul, Fauci’nin pazarın salgının kaynağı olmadığını özel olarak kabul etmesine rağmen makaleyi desteklemesini “hayret verici bir dürüstlük eksikliği” olarak niteledi.
Sonraki günlük kayıtlarında bu alandaki uzmanlık eksikliğine değinen Fauci, “Evrimsel bir biyolog olmadığım için Francis Collins ve diğer birkaç bilgili bilim insanını bu konuyu görüşmek üzere telefonda bir araya getirdim” diye yazdı.
Fauci, 26 Mayıs 2021 tarihli notunda ise şu ifadelere yer verdi:
“Virüsün doğal yollardan, bir hayvan konakçıdan insana geçerek ortaya çıkma olasılığının çok yüksek olduğunu her zaman söyledim. Ancak son birkaç gündür laboratuvar sızıntısı ihtimaline dair spekülasyonların miktarı göz önüne alındığında, ben de dahil hiç kimsenin köken konusunda yüzde yüz emin olmadığını söylüyor ve kapsamlı bir soruşturma yapılması çağrısında bulunuyorum.”
Fauci, Temmuz 2021’deki bir kaydında Ulusal Güvenlik Konseyi ile yaptığı bir toplantıyı aktarırken FBI’ın pandeminin laboratuvar sızıntısından kaynaklandığı yönündeki sonucuna kesin olarak katılmadığını belirtti:
“Sundukları gerekçeler hiçbir mantık taşımıyor. Buna karşılık Ulusal Güvenlik Danışmanlığı (NSA), çevredeki türlerin doğal geçişine ağırlık veren mantıklı hipotezler sundu. Maher Bitar ve Beth Cameron’a, Çinlilerin saklayacak bir şeyleri olmasa bile bir şeyleri gizliyormuş gibi davrandıklarına dair kendi teorilerimi açıklamak için zaman harcadım.”
KFF’den Gounder, Fauci’nin günlük notlarının bazı bölümlerinin yayımlanmadığına dikkat çekerek, “Böyle bir şeyi açıklayacaksanız neden her şeyi açıklamıyorsunuz? Bu durum bende şu soruyu uyandırıyor: Neyi açıklamıyorsunuz? Neyi saklıyorsunuz?” değerlendirmesinde bulundu.
Siyasi figürler hakkındaki notlar
Fauci, siyasi figürler hakkındaki olumlu ve olumsuz görüşlerini günlüğüne aktardı. Kamuoyu önünde tarafsız bir duruş sergileyen Fauci’nin günlükleri, sağcı muhafazakarların kendisi hakkında ve kendisiyle konuşma biçiminden rahatsızlık duyduğunu gösteriyor.
Kasım 2021’deki bir Senato oturumunun ardından Fauci, Paul’a “öyle olduğu halde bir yalancı” demekten son anda kaçındığını yazdı.
Fauci, Aralık 2020’deki bir notunda, aşılar konusunda kendisini yalancılıkla suçlayan dönemin Florida Senatörü, Dışişleri Bakanı Marco Rubio için sert ifadeler kullandı. Fauci aynı kayıtta Rubio’yu “dünyanın en büyük yalancısı olan Trump’ı desteklemeye devam etmekle” suçladı.
Haziran 2021’de kendisinin görevden alınması çağrısında bulunan dönemin Temsilciler Meclisi Başkanı Kevin McCarthy hakkında da olumsuz ifadeler kullanan Fauci, şöyle yazdı:
“Temsilciler Meclisi ve Senatodaki aşırı sağcı Cumhuriyetçi grubun tamamı, ruhlarını sürekli yalan söyleyen eski Başkan Trump’a satmış durumda.”
Buna karşılık Fauci’nin Demokratlarla iletişiminde daha yakın bir ton kullandığı görülüyor. Fauci, Temsilciler Meclisindeki bir bilgilendirme sırasında Temsilciler Meclisi Üyesi Nancy Pelosi’nin kendisini sarılarak karşıladığını ve benzer bir yaklaşımı Diane DeGette’in de sergilediğini not etti.
2024 yılındaki Temsilciler Meclisi oturumunda Demokratlar, COVID-19’un kökenine ilişkin yeni bir bilginin ortaya çıkmadığını savunmuştu. KFF’den Gounder, Paul tarafından yayımlanan belgelerin de benzer bir durum taşıdığını belirterek, “Burada yeni bir bilimsel veri yok ve Dr. Fauci’nin bunun bir laboratuvar sızıntısı olduğuna veya laboratuvarda üretildiğine dair bir itirafı bulunmuyor. Bu, insanların incelemeye zaman bulamadığı devasa bir belge yığını ve bu durum insanlarda ‘Okumaya zamanım olmadı ama yayımlandığına göre içinde bir şey olmalı’ düşüncesine yol açıyor” dedi.
Amerika
ABD Genelkurmayında mühimmat sızıntısı soruşturması: 50 personele yalan makinesi

ABD Genelkurmay Başkanlığı karargahında görevli yaklaşık 50 subay ve sivil personel, ordudaki mühimmat açığına ilişkin gizli verileri basına sızdırdıkları şüphesiyle yalan makinesine bağlandı. Soruşturmanın emsalsiz bir boyuta ulaştığı belirtilirken, basına yansıyan askeri raporlar İran ile yaşanan savaşta kritik füze stoklarının tükendiğini gösteriyor.
ABD ordusunun mühimmat stoklarındaki erimeye ilişkin basına sızan gizli veriler, Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde kapsamlı bir teftiş başlattı.
The New York Times gazetesinin bilgi sahibi yetkililere dayandırdığı haberine göre müfettişler, ABD Genelkurmay Başkanlığı karargahında görev yapan yaklaşık 50 personeli yalan makinesine bağlayarak sorguladı.
Soruşturma kapsamındaki incelemeler yalnızca rütbeli subaylarla sınırlı kalmadı, karargahtaki sivil personel de teste tabi tutuldu.
Görevlilere, gazetecilere gizli bilgi sızdırıp sızdırmadıkları ve azalan mühimmat stokları hakkında basına detay verip vermedikleri soruldu.
Gazeteye bilgi veren kaynaklar, atılan bu adımın yalnızca sızıntının kaynağını tespit etmeyi amaçlamadığını, gelecekte basına benzer bilgiler aktarmayı düşünebilecek diğer çalışanları sindirmeye dönük bir gözdağı niteliği de taşıdığını aktardı.
The New York Times, çağdaş askeri tarihte ABD ordusunun üst kademelerinde böylesi kitlesel yalan makinesi testlerinin görülmediğini ve soruşturmanın vardığı boyutun emsalsiz olduğunu vurguladı.
Amerikan ordusunun cephane açığı yaşadığına dair ilk haberler ağustos ayında medyaya yansımaya başlamıştı. CNN televizyonunun Pentagon’un iç değerlendirmelerine hakim kaynaklara dayandırdığı haberde, İran ile yürütülen beş aylık savaş boyunca ABD’nin THAAD hava savunma sistemi önleme füzelerinin neredeyse yüzde 80’ini ve Patriot füzelerinin ise yaklaşık yarısını tükettiği belirtilmişti.
Reuters haber ajansı da kendi kaynaklarına dayandırdığı bir başka haberde, ABD ordusunun uzun menzilli hassas güdümlü ATACMS füzeleri ile yeni nesil Hassas Vuruş Füzesi (PrSM) stoklarının “neredeyse tamamını” harcadığını aktarmıştı.
The Washington Post gazetesinin aktardığı bilgilere göre ABD Başkanı Donald Trump, Savunma Bakanı Pete Hegseth’ten cephane açığı hususunda izahat istedi.
Trump, bakanın mevcut mühimmat miktarı konusunda kendisini yanılttığı görüşünü dile getirdi. NBC televizyonu ise Trump’ın, mühimmat yetersizliğinin İran’daki askeri harekatı genişletme planlarının önüne bir engel olarak çıkmasından ötürü hayal kırıklığı yaşadığını kaydetti.
Bu sızıntılara karşın kamuoyu önünde farklı bir duruş sergileyen Trump, ABD’nin “dünyadaki diğer tüm ülkelerden katbekat daha fazla mühimmata sahip olduğunu” defalarca yineledi.
ABD Başkanı ayrıca “ihanet niteliğindeki bu açıklamaları basına sızdıran kişilerin” hapis cezasıyla karşılaşacağı yönünde tehditte bulundu.
Amerika
Eski bakan Panetta: ABD ve İran savaşı altı ay daha sürebilir

Eski ABD Savunma Bakanı Leon Panetta, Donald Trump’ın başlattığı İran savaşının herhangi bir çözüme ulaşmadan en az altı ay daha sürebileceğini söyledi. Pentagon’daki yönetim krizinin dışarıya zafiyet mesajı verdiğini belirten Panetta, ABD’nin Ortadoğu’da yeni bir açmazla karşı karşıya kaldığını vurguladı.
Eski ABD Savunma Bakanı Leon Panetta, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin İran ile yürüttüğü savaşın altı ay daha sürebileceği uyarısını dile getirdi.
Panetta, Trump’ın tartışmalı çatışmadan çıkış yolu ararken zorlandığını ve bu krizin Ortadoğu’da ucu açık yeni bir “sonsuz savaşa” dönüşme riski taşıdığını vurguladı.
Barack Obama döneminde hem CIA Direktörü hem de 2011-2013 yılları arasında Savunma Bakanı olarak görev yapan Panetta, Guardian gazetesine verdiği mülakatta iki ülkenin tehlikeli bir kilitlenmeyle karşı karşıya kaldığını söyledi.
Trump’ın altı aydan uzun bir süre önce başlattığı askeri çatışmayı bitirecek çok az seçenek kaldığını belirten eski bakan, gidişatın tıpkı Irak ve Afganistan örneklerinde olduğu gibi Ortadoğu’da “başarısızlıkla sonuçlanan yeni bir savaşa” doğru ilerlediğini ifade etti.
Panetta, “Bana kalırsa bu savaşın herhangi bir çözüme kavuşmadan altı ay daha sürmesi kuvvetle muhtemel” dedi.
Panetta’nın bu değerlendirmeleri, ABD Kara Kuvvetleri Bakanı Dan Driscoll’un ani istifasının hemen sonrasına rastladı.
Driscoll, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile yaşanan görevden alma dalgası ve kurum içi gerilim haberleri eşliğinde görevini bırakmıştı.
Pentagon’un komuta kademesinde büyük bir çalkantı yaşandığını ve bunun içeride adeta sahipsizlik hissi doğurduğunu savunan Panetta, şu sözleri kaydetti:
“Askerlerimiz işte böylesi bir kargaşanın ortasında savaşa gidiyor. İran olsun ya da diğer hasımlarımız olsun, şu anda ABD’ye baktıklarında ülkemizi savunmaya dönük askeri gücümüzü sahaya yansıtma kabiliyetimizde bir zafiyet görüyorlar.”
Çin, Rusya, Kuzey Kore, terör örgütleri ve İran kaynaklı birincil tehditlerin varlığına dikkat çeken Panetta, bu aktörlerin kendi aralarında kurdukları eksen üzerinden temasları sürdürdüklerini ve Washington yönetimini zayıf algıladıklarını ekledi.
Pentagon ise Hegseth liderliğinde tüm birimlerin tam kapasite çalıştığını savundu.
Pentagon Sözcüsü Sean Parnell, bakanlığın kargaşa içinde olduğu yönündeki tezlerin tamamen temelsiz olduğunu söyleyerek, “Bu iddia, her gün bu ülkeyi savunmak üzere buraya gelen özverili profesyonellere ve savaşçılara hakarettir. Reform süreci tam olarak böyle işler” açıklamasını yaptı.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri harekatı başlatmasından üç hafta sonra, mart ayında da benzer uyarılarda bulunduğunu hatırlatan Panetta, Trump’ın köşeye sıkıştığını dile getirdi.
Panetta’ya göre Trump’ın önünde üç yol bulunuyor. İlk seçenek, sahadan çekilip bunun “başarısız bir savaş” olduğunu kabullenmek; fakat Panetta, Trump’ın böyle bir adımı atmasını olası görmüyor.
İkinci yol, tarafların müzakereye yanaşmadığı ya da teslim olmadığı, karşılıklı misillemelerle süren mevcut kilitlenmeyi zamana yaymak. Eski bakana göre bu senaryo, tarafların en çok korktuğu sonucu doğurarak Ortadoğu’daki yıpratıcı savaşı uzatacak. Üçüncü yol ise küresel ticaretin can damarı sayılan Hürmüz Boğazı’nın kontrolünü doğrudan ele alıp İran’ın boğazı kapatma ya da deniz trafiğini aksatma kozunu elinden almak.
Savaşın ABD adına kazanılabilir olup olmadığı sorusunu yanıtlayan Panetta, “Bu ancak ABD’nin tutumunda köklü bir değişim yaşanması ve bu aşamadaki birincil hedefin Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmak olduğunun açıkça ortaya konmasıyla mümkün olur” dedi.
Trump’ın savaşın yakında biteceği ve Hürmüz Boğazı’nın açık olduğu yönündeki asılsız açıklamalarıyla güvenilirliğini zedelediğini söyleyen Panetta, ABD Başkanı’nın artık hiçbir tehdidinin caydırıcı olmadığını savundu.
Hafta başında basın mensuplarının sorularını yanıtlayan ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İran ile yaşanan süreci bir “savaş” olarak nitelemekten kaçınmıştı.
Vance, çatışmaların kasım ayındaki ara seçimlere kadar bitip bitmeyeceği yönündeki bir soruya ise “Bu sorunun cevabını gerçekten bilmiyorum. Bunu İranlılara sormanız gerekir” yanıtını vermişti.
Panetta, son kamuoyu araştırmalarının Amerikan halkının çoğunluğunun İran ile girilen çatışmayı bir hata olarak gördüğünü ve savaşa karşı çıktığını gösterdiğini aktardı.
Eski Savunma Bakanı ayrıca, İran operasyonlarına destek amacıyla görevlendirilen ve liman ziyareti yapmadan 260 günden uzun süre görevde kalarak rekor kıran USS Abraham Lincoln uçak gemisindeki koşullara değindi.
Gemideki yaşam şartlarının ve personelin ruh sağlığının bozulduğuna yönelik haberleri hatırlatan Panetta, Pentagon’un bu tablodan ders çıkarması gerektiğini söyledi:
“Netice itibarıyla, rotasyon planı hazırlamadan personeli savaş bölgesine süresiz olarak gönderemezsiniz. Mesele yalnızca savaşın kötü gitmesi değil; ordumuzun, hayatını tehlikeye atan kadın ve erkek askerlerimize sahip çıkıp çıkmadığı konusunda da ciddi bir güvensizlik oluşuyor.”
Amerika
ChatGPT ajanlarında sürü psikolojisi tespit edildi

OpenAI tarafından mayıs ayında yürütülen güvenlik testleri sırasında yapay zeka ajanlarının sürü psikolojisi sergilediği bildirildi. Ajanların görev sınırlarını aşarak dış altyapılara saldırdığı, kendi aralarında iş bölümü yapıp liderler belirlediği aktarıldı. The New York Times yazarı Kevin Roose, modellerin grup baskısıyla hareket ederek Hugging Face platformuna sızdığını belirtti.
The New York Times yazarı ve “Hard Fork” adlı teknoloji podcastinin sunucusu Kevin Roose, OpenAI bünyesindeki yapay zeka ajanlarının mayıs ayındaki testler sırasında Hugging Face platformuna yönelik siber saldırılarda “sürü psikolojisi” sergilediğini belirtti.
Roose, ajanlardan birinin verilen görevin sınırlarını aştığını bilmesine rağmen, diğer ajanlar aynı adımı attığı için dış altyapıya yönelik saldırılarını sürdürdüğünü kaydetti.
Roose bu durumu, grup baskısı ve modellerin gruptaki diğer üyelerin davranışlarını taklit etme eğilimiyle ilişkilendirdi.
Roose’un paylaştığı verilere göre bir yapay zeka ajanı süreç sırasında şu değerlendirmeyi yaptı: “Dış altyapının kullanılması, öngörülen uygulama alanının dışına çıkmaktadır. Ancak görev başka türlü tamamlanamaz, diğer ajanlar da bunu yapıyor, bu nedenle devam etmeliyiz.”
Bazı ajanların kendilerine isimler verdiği aktarıldı. Roose, “Aralarından özellikle çalışkan olan biri kendisine PHASEONE10841 adını verdi” ifadesini kullandı.
Yapay zeka ajanlarının grup içinde yönetim kademeleri oluşturduğu, küçük birimler arasında görev ve araştırma projeleri dağıttığı kaydedildi. Bir aşamadan sonra ajanların kendilerini “kolektif” olarak tanımlamaya başladığı ve daha karmaşık görevleri üstlendiği bildirildi.
Merkezi ABD’de bulunan ve 2016 yılında kurulan Hugging Face platformu, yapay zeka modelleri ile makine öğrenimi araçlarının geliştirilip yayımlanmasına olanak tanıyor.
Sistem; yazılımcıların ve araştırmacıların modelleri, veri setlerini ve kaynak kodları paylaşmasını sağlıyor.
Ajanlar, Hugging Face platformuna sızmadan önce günler ve haftalar boyunca OpenAI şirketinin siber güvenlik sistemlerindeki açıkları birlikte aradı ve tespit ettiği bilgileri birbiriyle paylaştı. Modeller bu süreçte yalıtılmış test ortamının dışına çıkmayı başararak dış altyapıya erişim sağladı.
Birden fazla otonom ajanın aynı anda kullanılmasının taşıdığı risklere işaret eden Roose, sistemlerin yalnızca verilen talimatları yerine getirmekle kalmayıp, konulan sınırlamaları aşsalar dahi birbirlerinin eylemlerini benimseyebildiklerini vurguladı.
Bloomberg daha önce yayımladığı haberde, OpenAI ajanlarının temmuz ayında Hugging Face platformuna yapılan sızma eyleminden önce dahili bir forum üzerinden gizlice iletişim kurduğunu ve test ortamından kaçış girişimlerini koordine ettiğini yazmıştı.
Mayıs ayındaki ilk girişimin engellenmesinin ardından yeni bir iletişim kanalı ile sıfır gün açığı bulan ajanların, temmuz ayında Hugging Face altyapısına yönelik saldırıları başlattığı bildirilmişti.
OpenAI, 22 Temmuz tarihinde “benzeri görülmemiş bir siber hadise” yaşandığını açıklamıştı. Şirket, testler sırasında modellerin açık internete erişim sağladığını ve güvenlik açıkları tespit ederek Hugging Face altyapısına saldırdığını bildirmişti.
Reuters ise bir yapay zeka ajanının günlerce korsan saldırılar düzenlediğini, şirketin bu durumu ancak tehdit kontrol altına alındıktan ve Federal Soruşturma Bürosuna (FBI) başvurulduktan sonra fark edebildiğini aktarmıştı.
Reuters daha sonraki haberinde, OpenAI bünyesinden “kaçan” yapay zeka ajanının 29 Temmuz’da New York merkezli Modal Labs şirketinin bir müşterisinin sistemine sızdığını duyurdu. Modal şirketinin kendi sistemlerine ise girilmediği kaydedildi.
Olayın ayrıntılarının ortaya çıkmasının ardından OpenAI, yaşanan süreci sektör için bir “dönüm noktası” olarak nitelendirdi.
Anthropic, Meta, Moonshot ve Birleşik Krallık Yapay Zeka Güvenliği Enstitüsü de kendi testleri sırasında ajanlarının üçüncü taraf sistemlere sızdığını tespit etti.
Financial Times gazetesine konuşan uzmanlar ise modellerin kontrolden çıkmadığını, tam tersine geliştirilme amaçları doğrultusundaki görevleri yerine getirdiğini savundu.
Dünya Basını2 hafta önceMilanovic uyardı: Dünya 1914 öncesine benzer bir uçurumun kenarında
Amerika2 hafta önceKıyamete beş kala – 1: Thiel, Deccal’i arıyor
Ortadoğu2 hafta önceMekke Anlaşması için İran iddiası: Tahran teklifi inceliyor
Rusya2 hafta önceTürkiye’den Rusya’ya ilk deniz yolu benzin sevkiyatı yola çıktı
Avrupa2 hafta önceAlman tarihçi Kittel, savaştan Hitler’i değil Stalin’i sorumlu tuttu
Görüş1 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Ortadoğu2 hafta önceSDG’nin feshi için yapılan anlaşmanın ayrıntıları
Dünya Basını2 hafta önce“Yapay zeka devasa bir aldatmaca”











