Avrupa
Filistinli gazeteciyi gözaltına aldıran İsviçreli polis şefi İsrail şirketinde yönetici

İsviçre parlamentosunun ocak ayında gazeteci Ali Abunimah’ın gözaltına alınması ve sınır dışı edilmesiyle ilgili soruşturması, bir dizi usulsüzlük ve siyasi müdahale kanıtı olduğu sonucuna vardı.
Yeni federal rapor, İsrail ile mali bağları olan üst düzey bir İsviçreli yetkilinin görevi kötüye kullandığını gösteriyor.
Rapor, İsviçre federal kurumlarını denetleyen parlamento organı olan Eyaletler Konseyi Kontrol Komisyonu tarafından yayınlandı.
Electronic Intifada’nın (EI) aktardığı raporda, yasağın “standart uygulamadan saptığı” ve “tatmin edici olmadığı” sonucuna varılıyor.
EI Genel Yayın Yönetmeni Abunimah, bu hafta X’te yayınlanan bir açıklamada, raporu önemli bir gelişme olarak nitelendirdi.
Filistin asıllı ABD’li gazeteci, “Bu ciddi demokrasi ve insan hakları ihlalleri, İsrail’in Gazze’deki soykırımına son verilmesini talep eden, İsviçre vatandaşları ve sakinleri tarafından düzenlenen yasal kamu etkinliklerinde konuşmamı engellemek için gerçekleştirildi,” diye yazdı.
Salı günü yayınlanan rapor, o dönem federal polis teşkilatı Fedpol’un direktörü olan Nicoletta della Valle’nin bu olaya doğrudan karıştığını ilk kez doğruluyor ve onun eylemlerini “özellikle sorunlu” olarak nitelendiriyor.
Della Valle kısa süre sonra emekli oldu ve İsrailli yatırım şirketi Champel Capital’de makam sahibi oldu.
Abunimah, İsrail’in Gazze’deki soykırımını kınamak için bir dizi halka açık etkinliğe katılmak amacıyla ülkeye yasal olarak giriş yapmıştı fakat sivil giyimli İsviçre polisi tarafından hiçbir uyarı yapılmadan sokaktan zorla kaçırıldı. Sınır dışı edilmeden önce üç gün boyunca gözaltında tutuldu, ailesiyle görüşme talepleri reddedildi ve avukatıyla çok az iletişim kurabildi.
BM özel raportörleri Irene Khan ve Francesca Albanese, bu gözaltını kınadılar. Albanese, “Avrupa’da ifade özgürlüğünü çevreleyen ortam giderek zehirli hale geliyor ve hepimiz endişelenmeliyiz,” demişti.
“Fanatik İsrail yanlısı aktivist” ve Zürih kanton polis bakanı Mario Fehr’in ilk yasağı talep eden kişi olduğu söyleniyor.
Fedpol’un ilk etapta gözaltıyı reddetmesine rağmen, Zürih kanton polisi ertesi gün Abunimah’ın girişini yasaklamak için aynı talebi tekrar sundu ve bu kez, Abunimah ülkeye giriş yaptıktan sonra, talep kabul edildi.
Yeni rapor, kendi polis teşkilatının yasal ve düşünülmüş kararını reddedip yasağı uygulayan kişinin, İsrail yanlısı Fedpol direktörü della Valle olduğunu ortaya koyuyor. Rapor ayrıca, della Valle’nin bunu yeni bir kanıt olmaksızın ve standart prosedürleri ihlal ederek yaptığını belirtiyor.
Raporda, “Zürih kanton polisi komutanının telefonunun ardından” della Valle’nin “sonuçta giriş yasağı çıkarmaya karar verdiği ve yetkili bölüm başkanına sözlü olarak bu yönde talimat verdiği” belirtiliyor.
Raporda, della Valle’nin herhangi bir yeni bilgi sunmadığı, bunun yerine yetkili bölüm başkanının “genel durumu göremediğini” iddia ettiği özetleniyor.
Raporda yer alan beş resmi tavsiyeden biri, bu tür davranışların bir daha tekrarlanmaması gerektiğini belirtiyor.
Raporda, bu tür bir kararın “sadece önceden bilinmeyen gerçeklere dayalı olarak gerekli görüldüğü takdirde yeniden değerlendirilmesi gerektiği” belirtiliyor.
Komisyon, “[della Valle’nin] müdahalesinin zamanlaması ve niteliği özellikle sorunlu” sonucuna varıyor.
Raporda, giriş yasağının “ilgili kişinin belirli bir olasılıkla İsviçre’nin güvenliğine tehdit oluşturabileceğine (örneğin şiddet içeren aşırılık veya terörizm yoluyla) dair somut ve güncel kanıtların varlığı” gerektiğini açıklıyor.
Abunimah, raporun, kendisine karşı alınan önlemlerde ciddi usulsüzlükler ve yetki suistimalleri olduğunu gösterdiğini söyledi.
Nicoletta della Valle’nin, “İsrail’e olan sadık desteği ile tanındığını” savunan gazeteci, eski polis şefinin İsrail yatırım şirketindeki rolünün de “çıkar çatışması ve uygunluk konusunda sorular” doğurduğuna işaret etti.
Abunimah şu anda Zürih kanton mahkemesi ve İsviçre federal mahkemelerinde gözaltına alınmasına itiraz ediyor ve avukatlarının rapora dayanarak ek önlemler aldığını söyledi.
Della Valle’nin İsrail yatırım şirketi Champel Capital’deki polislik sonrası rolü, İsviçre basınında da son zamanlarda inceleme konusu oldu.
Champel’in web sitesine göre, şirket “savunma ve güvenlik” sektörlerine yatırım yapmaya öncelik veriyor gibi görünüyor.
Şirketin üst düzey ortakları arasında, Gazze’deki sivillere yönelik toplu cezalandırma ve aç bırakma uygulamalarını defalarca savunan emekli İsrail tuğgenerali Giora Eiland da bulunuyor.
Champel’in kurucu ortağı Amir Weitmann da Doğu Kudüs’te yasadışı bir Yahudi yerleşiminde yaşıyor. Weitmann, Gazze’nin tüm nüfusunu “pislik” olarak görüyor ve “sürmek” istiyor. Ayrıca İsrail’den “Gazze Şeridini yerle bir etmesini” talep ediyor.
İsviçre’deki Almanca yayın organı Die Wochenzeitung’un yorum yapmasını istediği Weitmann, bu soykırımcı açıklamalarını daha da sertleştirerek Gazze Şeridinin tamamının “meşru bir askeri hedef” olduğunu iddia etti.
Binyamin Netanyahu’nun iktidardaki Likud partisinin üyesi olan Weitmann, geçen ayki ateşkes öncesinde Gazze’de tutulan İsrailli esirlerin öldürülmesini bile talep etti: “Rehineler görmezden gelinip rasyonel bir savaş yürütülseydi, bu olay çoktan sona ermiş olurdu.”
Avrupa
Macaristan Başbakanı Magyar: Rusya ile ilişkilerde 20 yıl önceki zemine dönüşmeli

Macaristan Başbakanı Peter Magyar, Rusya ile ekonomik ilişkilerin normalleşmesi ve 20 yıl önceki işbirliği zeminine dönülmesi gerektiğini belirtti. Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile bir araya gelen Magyar, Rusya’nın Avrupa için güvenlik tehdidi oluşturduğunu iddia ederken enerji bağımlılığı ve Ukrayna’nın Avrupa Birliği üyeliği konularında ülkesinin şartlarını açıkladı.
Macaristan Başbakanı Peter Magyar, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Paris’te gerçekleştirdiği görüşmenin ardından yaptığı açıklamalarda, Avrupa ile Rusya arasındaki ekonomik ilişkilerin normalleştirilmesi gerektiğini söyledi.
Le Monde gazetesine mülakat veren Magyar, “Uzun vadede, Rusya ile ekonomik açıdan oldukça başarılı bir şekilde işbirliği yapılabildiği yirmi yıl önceki duruma geri dönmeye çalışmak önemlidir” ifadesini kullandı.
Macar Başbakan, bu beklentisine karşın mevcut durumda Rusya’nın Avrupa için bir güvenlik tehdidi oluşturduğunu da iddia etti.
Üç hafta önce Viktor Orban’ın yerine hükümet başkanlığı görevini devralan Magyar, Batı Avrupalı ortaklarla ilişkileri güçlendirmek amacıyla 3 Haziran günü Paris’i ziyaret etti. Ziyaretinin amacına değinen Magyar, “Viktor Orban’ın on altı yıllık iktidarının ardından Macaristan-Fransa ilişkilerinde yeni bir sayfa açma zamanı geldi. Paris’e gelişimin amacı tam olarak budur” dedi.
Macaristan Başbakanı, Fransa Cumhurbaşkanı Macron’u, 1956 Macar Devrimi’nin 70’inci yıl dönümünün anılacağı 23 Ekim tarihinde Budapeşte’ye davet ettiğini açıkladı.
Vladimir Putin iktidardayken Rusya ile ilişkilerin normalleşmesinin mümkün olup olmadığı yönündeki soruyu yanıtlayan Magyar, “Bu gerçekleştiğinde belki ne ben ne de Sayın Putin görevlerimizde olacağız” dedi.
Macaristan’ın Rusya’ya olan enerji bağımlılığına da değinen Başbakan, “Coğrafyayı değiştirmek çok zordur” diyerek ülkenin tedarik yollarını çeşitlendirmeye çalışacağını ancak Rus enerji kaynaklarından tamamen vazgeçmenin mümkün olmadığını belirtti.
Magyar, “Barış geldiğinde, özellikle enerji alanında hiç kimse yeni bir soğuk savaşla ilgilenmeyecektir. Bu durum ne Avrupa’nın ne de Moskova’nın çıkarınadır” diye ekledi.
Magyar ayrıca, Macaristan’ın Ukrayna’nın Avrupa Birliği’ne katılım müzakerelerinin başlamasını ancak bu ülkedeki Macar azınlığın haklarının iade edilmesinden sonra destekleyeceğini açıkladı.
Macaristan Başbakanı, “Tek bir şartın yerine getirilmesi gerekiyor: Ukrayna’daki Macar azınlık temel haklarına yeniden kavuşmalıdır. Ukrayna bunu taahhüt ettiği an Macaristan müzakerelerin başlamasına engel olmayacaktır” dedi ve tarafların uzmanlar düzeyinde bir anlaşmaya yakın olduğunu sözlerine ekledi.
Magyar, Avrupa Birliği fonlarından dondurulan 16 milyar avronun alınabilmesi için reformları içeren yeni eylem planının önümüzdeki iki hafta içinde sunulacağını da bildirdi.
Avrupa
Polonya doğu sınırında uçuş kısıtlaması getirdi

Polonya Hava Seyrüsefer Hizmetleri Ajansı, ülkenin doğu sınırında 10 Haziran ile 9 Eylül tarihleri arasında uçuş kısıtlamaları uygulanacağını duyurdu. Belarus ve Ukrayna sınırındaki özel bir bölgeyi kapsayan kısıtlamalar, yaklaşık 3 kilometre yüksekliğe kadar olan uçuşlar için geçerli olacak.
Polonya Hava Seyrüsefer Hizmetleri Ajansı, ülkenin doğu sınırındaki hava sahasında 10 Haziran ile 9 Eylül tarihleri arasında uçuş kısıtlamaları uygulanacağını açıkladı.
Alınan karara göre kısıtlamalar, Belarus ve Ukrayna sınırına yakın özel bir bölgede yürürlükte olacak. Belirlenen kısıtlamaların yaklaşık 3 kilometre yüksekliğe kadar olan uçuşları kapsayacağı, bu irtifanın üzerinde seyreden yolcu uçaklarının ise yeni düzenlemeden etkilenmeyeceği belirtildi.
Uygulama kapsamında, kısıtlama getirilen bölgede gece saatlerinde uçuşlar tamamen yasaklanacak. Bu yasağın dışındaki istisnaların yalnızca askeri havacılık unsurları ile önceden koordine edilmiş belirli uçuşlar için geçerli olacağı aktarıldı. Gündüz saatlerinde ise askeri uçaklar, ambulans uçaklar, arama kurtarma ekipleri ve bazı insansız hava araçlarının uçuş yapmasına izin verilecek.
Polonya Hava Seyrüsefer Hizmetleri Ajansı yetkilileri, söz konusu tedbirlerin devlet güvenliğini sağlamak amacıyla alındığını bildirdi. Kısıtlama bölgesinin, Polonya’nın doğu sınırından yaklaşık 20 ila 50 kilometre mesafedeki alanı kapsayacağı kaydedildi.
Ajans ayrıca, kuralların ihlal edilmesi durumunda bu durumun ülkenin havacılık kanunlarının ihlali olarak kabul edileceği uyarısında bulundu.
Polonya, Ukrayna topraklarındaki patlamalar nedeniyle son bir ay içinde birkaç kez savaş uçaklarını havaya kaldırmıştı.
Bununla birlikte Polonya Silahlı Kuvvetleri Komutanlığı tarafından yapılan açıklamada, gerçekleştirilen son önleme uçuşundan önce Polonya hava sahasına yönelik herhangi bir ihlalin tespit edilmediği bilgisi verilmişti.
Rusya Savunma Bakanlığı ise 2 Haziran tarihinde bir açıklama yaparak, Ukrayna’nın savunma sanayisi tesislerine, yakıt altyapısına ve askeri havaalanlarına yönelik kitlesel bir saldırı düzenlendiğini bildirmişti.
Avrupa
Almanya, Fransa ve İngiltere, Rusya ile müzakere planı üzerinde çalışıyor

Bloomberg’in kaynaklarına göre Almanya, Fransa ve İngiltere, Ukrayna ile birlikte Rusya’nın da katılacağı barış görüşmelerinin organizasyonu için bir plan hazırlıyor. Avrupa ülkeleri çatışmanın bir kış daha uzamasını önlemeyi hedeflerken, görüşmelere ilişkin nihai kararın Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy’e ait olacağını ve Kiev’e baskı yapılmayacağını belirtiyor.
Bloomberg’in kaynaklara dayandırdığı haberine göre Almanya, Fransa ve İngiltere, Ukrayna ile birlikte Rusya’nın da katılacağı barış görüşmelerinin organizasyonuna yönelik bir plan üzerinde çalışıyor.
Ajansa konuşan kaynaklar, Avrupa ülkelerinin çatışmanın bir kış daha devam etmesini önlemek istediğini belirtti. Aynı kaynaklar, görüşmeler konusunda nihai kararın Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’e ait olacağını ve Avrupa’nın bu konuda kendisine baskı yapmayı planlamadığını aktardı.
Kaynaklara göre İngiltere Başbakanı Keir Starmer, önümüzdeki günlerde bu konuyu Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile görüşecek.
Alman televizyon kanalı NTV, 2 Haziran’da Almanya’nın eski Başbakanı Gerhard Schröder’in Moskova’ya geldiğini bildirmişti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin daha önce Schröder’i Avrupa tarafından tercih edilebilecek bir müzakereci olarak nitelendirmişti.
Rusya Devlet Başkanı Sözcüsü Dmitriy Peskov, mayıs ayının sonunda yaptığı açıklamada Avrupa’nın Rusya ile diyalog kurulmasının gerekliliğini anladığını, ancak müzakere süreci konusunda “ancak şimdi olgunlaşmaya başladığını” ifade etmişti.
Peskov ayrıca Moskova’nın, Avrupa Birliği’nden Rusya ile temas kurabilecek olası müzakerecilere ilişkin gelen sinyalleri ciddiyetle değerlendirdiğini söylemişti.
Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide ise Avrupa’nın Ukrayna konusundaki görüşmelere tarafsız bir arabulucu olarak değil, çatışmadan etkilenen çıkarlara sahip bir taraf olarak katılması gerektiğini belirtti.
Eide, Avrupa Birliği ve ABD’nin Kiev’e desteğini sürdürmesi gerektiğini de vurguladı.
Putin ise Kiev’in çatışmayı barışçıl yollarla çözmeye hazır olduğuna inanmadığını dile getirmişti. Rus lider, çatışmanın temel nedenlerinin ortadan kaldırılması ve 2024 yılında açıkladığı koşullar temelinde barışçıl bir çözüme hazır olduğunu söylemişti.
Putin’in sıraladığı koşullar arasında Ukrayna birliklerinin Donetsk ve Lugansk halk cumhuriyetleri ile Zaporojye ve Herson bölgelerinden çekilmesi, bu bölgeler ile Kırım’ın Rusya’nın parçası olarak tanınması, Ukrayna’nın tarafsız, askeri bloklara katılmayan ve nükleer silahlardan arındırılmış bir statü benimsemesi, Ukrayna’nın silahsızlandırılması ve “Nazizmden arındırılması” ile Rusya’ya yönelik tüm yaptırımların kaldırılması yer alıyordu.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise geçen yıl eylül ayında Avrupa’ya Ukrayna konusundaki müzakere masasında yer olmadığını söylemişti.
Lavrov, Avrupa Birliği ülkelerinin Rusya karşıtı tutumları nedeniyle bu süreçte yer alamayacağını belirtmiş ve Batı tarafından sunulan güvenlik garantilerinin “Rusya’ya karşı kurgulandığını” ifade etmişti.
Dünya Basını2 hafta önceİktisat tarihçisi Chance: Batı, Çin’i kendi sistemine entegre ederek liberal bir demokrasiye dönüştüreceğini sandı
Diplomasi2 hafta önceXi ve Putin ‘çok kutuplu bir dünya ve yeni tip uluslararası ilişkiler’ çağrısı yaptı
Amerika2 hafta önceBolivyalı işçi ve köylüler başkent La Paz’ı kuşattı
Asya2 hafta önceRusya ve Çin arasındaki ticaret hacmi 240 milyar dolara ulaştı
Asya2 hafta önceİran’daki savaş yuan için küresel ticarette fırsat penceresi açtı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran yetenekleri sınırlı olduğu için değil, stratejik sebeplerle kendini dizginliyor
Asya2 hafta önceJaponya hükümeti, enerji fiyat artışlarına karşı bütçe ayırıyor
Görüş2 gün önceXi liderliğinde yükselen Çin diplomasisi: Bütün yollar Pekin’e çıkıyor












