Avrupa
Alman sermayesi tüm kolları ile askeri sanayiye akıyor

Almanya’nın geleneksel sanayi sektörleri büyük bir krizin içerisindeyken, Alman sermayesi tüm kolları ile Alman Silahlı Kuvvetleri’nin beklenen büyük siparişlerine odaklanıyor.
Bu durum, Alman Güvenlik ve Savunma Sanayii Federasyonu (BDSV) örneğinde de görülüyor: Federasyonun kendi verilerine göre, Kasım 2024’ten bu yana üye sayısı 243’ten 440’a neredeyse iki katına çıktı ve üyelerin üçte ikisi “Mittelstand” adı verilen, genel olarak KOBİ’lere benzetilen amaonlardan çok daha geniş, tarihi aile şirketlerinden oluşan işletmelerden geliyor.
BDSV’nin Mittelstand sorumlusu Cathrin Wilhelm, Handelsblatt gazetesine verdiği demeçte, “İlgilenenler bizi adeta istila ediyor. Birçok şirket, otomotiv ve makine endüstrisinin tedarikçileri ve kapasite kullanım oranı için mücadele ediyor. Savunma sektöründe artık büyüme fırsatı görüyorlar,” dedi.
Aile işletmelerine personel danışmanlığı hizmeti veren Fabian Kienbaum da böyle bir fırsatın olduğuna inanıyor. Kienbaum, “Teknoloji, üretim yetkinliği ve kalite standartlarına sahip olanlar, savunma sanayii veya savunma siparişleri için tedarikçi olarak konumlanıp konumlanamayacaklarını daha yakından inceliyorlar,” ifadelerini kullanıyor.
Burada özellikle mekanik bileşenler, montaj veya kaplamalar söz konusu. Kienbaum, “Bu dönüşümleri gerçekleştirmek için nitelikli personel ihtiyacı çok büyük,” diyor.
Handelsblatt, uzmanların potansiyeli ne kadar yüksek değerlendirdiğini üç Mittelstand şirketine odaklanarak inceliyor.
Sadece Almanya’nın savunma bütçesi, bugünkü 80 milyar avrodan 170 milyar avroya çıkacak. Danışmanlık ajansı McKinsey ayrıca, o zamana kadar Avrupa’daki savunma sanayi pazarının yıllık hacminin 335 milyar avroya çıkacağını tahmin ediyor ki bu, bugünkü hacmin neredeyse üç katı.
Bunun büyük bir kısmı, Dax grubu Rheinmetall, tank üreticisi KNDS veya Airbus’ın askeri bölümü gibi büyük şirketlere ait. Bu şirketler ise siparişlerin yüzde 80’ini alt yüklenicilere aktarıyor.
Sektör lideri Rheinmetall’in kendi verilerine göre, yaklaşık 23 bin tedarikçisi var ve bunların çoğu orta ölçekli işletmeler. Bu arada, birçok otomotiv tedarikçisi siparişlere çok ihtiyaç duyuyor.
Öte yandan mesele sadece üretim kapasitelerinin daha iyi kullanılması değil. Ukrayna savaşı, birçok aile şirketinde bir düşünce değişikliğine yol açtı. Ayrıca, Donald Trump’ın göreve başlaması ve ABD’nin sınırlı yardım vaadi, birçok Mittelstand’ı bu sektöre aktif olarak girmeye itiyor.
Almanya’da ‘sanayisizleşme’ ile ‘sanayinin askerileşmesi’ el ele
İsmini vermek istemeyen Sauerland’dan bir makine üreticisinin yönetici ortağı, “Savunma sanayi şirketleri için çalışmaya karar vermek bir şey, kendi teknolojisiyle silah üretilmesine karar vermek ise başka bir şey,” diyor.
Şubat ayında, başka bir makine üreticisi, bir savunma projesi ihalesine birlikte katılmak isteyip istemediklerini sordu. İhale, topçu mermileri üretimi için makineler arıyordu.
Fakat ilgili aile şirketi, kurulduğu günden itibaren savunma sanayii için üretim yapmama kararı almıştı. Bu karar 2025 yılında hâlâ geçerli miydi?
Girişimci, ortaklarıyla konuştu. Trump’ın yılın başında NATO ittifakını sorguladığı an belirleyici oldu: “Barış ve özgürlük için değerlerimizin hiç sorgulanmadığını ama bugün eskisinden farklı kararlar alınması gerektiğini anladık.” Bu “farkındalık”, Handelsblatt’a göre, aileyi birleştirdi.
Witten Aile İşletmeleri Enstitüsü Vakfı’nın genel müdürü Tom Rüsen, “Birçok aile, Soğuk Savaş döneminde ortaya çıkan tüzüklerini ve inançlarını bir kenara atıp atmamak konusunda bölünmüş durumda,” diyor.
Ona göre “Z kuşağı” silahlanma konusunda bir sorun görmüyor, fakat II. Dünya Savaşı sonrası “baby boomer” kuşağı ve X kuşağı daha çok sorun görüyor.
Nitekim aile, çalışanları da sürece dahil etmeye karar verdi ve girişimci, “Herkese karar verme sürecimizi ve mücadelemizi anlamaları için bir fırsat vermek istedik,” diyor.
Sonuçta, “demokrasi ve özgürlük olmadan sürdürülebilirlik mümkün değil” sonucuna varıldı ve “çalışanlar da bunu anladı.”
“Herkes aynı kararı vermezdi” diyor girişimci, “ama bizim samimi bir tutum sergilediğimizi ve sadece fırsat uygun olduğu için bu işi kabul etmediğimizi anlıyorlar. Bu bizim için önemliydi.”
Aynı zamanda, ortaklar bu kararın her yıl gözden geçirilmesi gerektiğini tespit ettiler ve savunma sanayisinden alınan yıllık maksimum sipariş miktarını sınırladılar: “Yıllık olarak yeniden karar verebilenler, bağımlı hale gelmeyenlerdir.” Bu arada şirket siparişi aldı ve başka talepler de var.
Sektörde yeni olan bir başka şirket de Stuttgart yakınlarındaki Weinstadt’ta bulunan Grüninger Electronics. Yönetici ortak Thomas Hagen, savunma ve güvenlik endüstrisi hakkında şimdiye kadar çok az şey bildiğini ve bu nedenle BDSV’ye katıldığını açıkça itiraf ediyor.
Grüninger, 3D baskılı devre kartları konusunda uzman. Şirket, devre kartlarını üretiyor ve “tersine mühendislik” yoluyla bunları yeniden basıyor, onarıyor ve yeniden donatıyor.
Devre kartları her modern otomobilde bulunuyor ve artık savunma sanayisinde de kullanılıyor.
Ne var ki, devre kartlarının büyük bir kısmı Tayvan ve Çin’de üretiliyor, Avrupa dünya pazarının sadece yüzde ikisini elinde tutuyor.
Würth kısa süre önce devre kartı üretimini durdurdu. Hagen, “Veri egemenliği ve dayanıklılığa önem verenler, bilgiyi ülkede tutmalıdır,” diyor. 3D baskılı devre kartları tedarik zincirlerinden bağımsız ve veriler şirket içinde kalıyor.
Hagen, geliştirme aşamasında olası müşterilerle görüşmelerini sürdürüyor. Sadece bunun için gerekli izinlerin alınması dokuz hafta sürdü.
Almanya’da “Mittelstand”lar 2025’te krizin derinleşmesini bekliyor
Fakat Grüninger tedarikçi olarak başvurmak isterse, sertifikasyon süreci çok daha karmaşık ve uzun olacak. Hagen ise büyük bir potansiyel görüyor. “Eski devre kartları” bile yeniden basılabilir, donatılabilir ve test edilebilir, böylece mevcut kartlar için yedek parçalar üretilebilir. Böylece, örneğin denizaltıların veya tankların kullanım kullanılabilirliği önemli ölçüde artırılabilir.
Birçoğu, sektöre yöneltilen yüksek talepleri ancak şimdi fark ediyor. Alman Silahlı Kuvvetleri’nin Askeri Güvenlik Servisi (MAD), orduyla doğrudan çalışan herkesi kontrol ediyor. Böyle bir güvenlik kontrolü şu anda 18 ay sürüyor.
Grüninger, şu ana kadar Almanya’da makine ve tesisat mühendisliği, havacılık ve uzay teknolojisi ve elektrik mühendisliği alanlarında faaliyet gösteren şirketlere tedarik sağlıyordu. Hagen, savunma sanayisinin tedarikçisi olarak şirketini önemli ölçüde büyütmeyi planlıyor.
Üçüncü örnek şirket, küçük seri zırhlı arazi araçlarını üreten, Augsburg yakınlarındaki Friedberg’de bulunan Gruma Grubu’nun bir parçası olan Armoured Car Systems (ACS).
ACS, Mercedes G-Serisi gibi arazi araçlarını kendi üst yapılarıyla zırhlama işini yapıyor. Şimdiye kadar ACS, aile şirketinin daha küçük bir parçasıydı; beş yıl önce sadece 35 çalışanı vardı, bugün ise 135 çalışanı var. Bu Alman Mittelstand şirketi, savunma sanayisinin özelliklerini iyi biliyor.
Sigorta şirketi, 2022 yılında, işin o zamanki taksonomi kurallarıyla uyumsuzluğu nedeniyle sözleşmeyi feshedeceğini açıklamıştı. Sigorta kapsamının feshi, 1400 çalışanı olan tüm şirket grubunu etkileyecekti.
Genel müdür Sebastian Schaubeck, bunun nedeninin, güvenlik ve savunma teknolojisi alanında faaliyet gösteren ACS iştiraki olduğunu açıkladı.
O dönemde AB, savunma sanayi şirketlerinin finansmanını Birliğin sürdürülebilirlik hedefleriyle uyumsuz olarak değerlendiriyordu. Schaubeck, “Bu sektöre değer verilmiyordu, aksine kimse sektörün faydalarını görmüyordu,” diye şikayet ediyor.
Ukrayna savaşı ACS için de bir dönüm noktası geldi. 2022’nin sonunda sigorta şirketi de tüm gruba yeşil ışık yakmış ama kamuoyuna açıklama yapmak istememişti.
Schaubeck, Ukrayna savaşının şokunu değerlendirirken geriye dönüp bakarak, “[Sektördeki] İtibar tamamen değişti,” diyor. Bu, siyasi destek için de geçerli. Örneğin SPD’li Alman Savunma Bakanı Boris Pistorius, uzun zamandır BDSV’ye katılan ilk savunma bakanı oldu.
ACS’nin şimdiden bir patlamadan yararlanıyor olması, şirketin 2019 yılında kendi araç sınıfına yatırım yapmaya başlamış olmasıyla büyük ölçüde ilgili ve bu, şirketin zarar ettiği bir dönemde gerçekleşti.
ACS, Mercedes’in G sınıfını temel alarak modüler bir araç geliştirdi ve patentini aldı. ACS genel müdürü, “Bu, girişimci ailenin tamamen kendi kaynaklarıyla gerçekleştirdiği bir şeydi,” diyor. Hissedarların uzun vadede güvenliğe yatırım yapma konusunda ikna oldukları da belirtiliyor.
BDSV’den Wilhelm’e göre, savunma alanında birçok Mittelstand için sermaye temini hâlâ büyük bir engel.
Birçok banka ve fon, geçmişte silahlanmayı etik olmayan bir yatırım olarak reddeden tüzüklerini değiştirmiş olsa da, finansman hâlâ zayıf bir noktada.
Avrupa
Finlandiya savaşa karşı elitlerini askeri kampta eğitiyor

Finlandiya, aralarında üst düzey bürokratlar, akademisyenler ve iş dünyası temsilcilerinin de bulunduğu sivil elitleri, Rusya ile olası bir çatışma senaryosuna karşı askeri kamplarda eğitiyor. Üç ila dört hafta süren eğitimler kapsamında katılımcılar, normal şartlarda halka kapalı tutulan stratejik tesisleri, hükümet binalarını ziyaret ediyor ve gizli brifinglere katılıyor.
Finlandiya, bürokratlar, akademisyenler, müze müdürleri ve askeri komutanlara yönelik ulusal savunma kurslarıyla sivil ve askeri kanat arasında güçlü bağlar kuruyor.
Bloomberg’in mercek altına aldığı program, 65 yıldır yürürlükte olmasına rağmen mevcut güvenlik ortamında her zamankinden daha güncel ve hayati kabul ediliyor.
Ajansa değerlendirmelerde bulunan emekli Finlandiyalı General Arto Raty, Ukrayna’daki çatışmaların bu tür eğitimlerin önemini bir kez daha ortaya koyduğunu belirtti.
Raty, bir ülkenin ısınma, elektrik, su ve lojistik altyapısını koruyamaması halinde cephe hattının da ayakta kalamayacağını vurgulayarak, “Sorumluluk tek bir sektörün üzerinde toplanamaz” ifadesini kullandı.
Üç ila dört hafta süren eğitimler kapsamında katılımcılar, normal şartlarda halka kapalı tutulan stratejik tesisleri, hükümet binalarını ziyaret ediyor ve gizli brifinglere katılıyor.
Eğitim süresince askeri üniforma giyen, kışlalarda uyuyan ve kumanyalarla beslenen sivil yetkililer, savaş uçaklarıyla uçuşlar da dahil olmak üzere doğrudan ordu tatbikatlarında görev alıyor.
Eğitimin detaylarını paylaşması yasak olan mezunlar, özel bir derneğe üye olarak gümüş bir rozet satın alabiliyor. Defne yaprağı ve iki kılıç tasviri içeren bu rozet, ülkede bir statü sembolü olarak kabul ediliyor ve katılımcıların birbirini tanımasını sağlıyor.
Adaylar çok aşamalı seçim sürecinden geçiyor
Yılda dört kez düzenlenen bu programa davetiyeler, ülkenin en nüfuzlu isimlerine gönderiliyor. Kurumlar tarafından önerilen adaylar, çok aşamalı bir elemeye tabi tutuluyor.
Bloomberg, son dönemde sosyal medya fenomenlerinin ve blog yazarlarının da bu eğitimlere davet edilmeye başlandığını aktardı.
Programın mezunları arasında Finlandiya Başbakanı Petteri Orpo da yer alıyor. Kursu tamamladığını gösteren rozeti 2020 yılından bu yana vatanseverlik etkinliklerinde ve savunma toplantılarında takan Orpo, bu simgenin “dış politika ve güvenlik politikasındaki değişimlerin, karar alıcıları her gün nasıl sınadığını hatırlatan bir unsur” olduğunu ifade etti.
Sınır hattında artan askeri hareketlilik
Finlandiya, mayıs ayında Finlandiya Körfezi’nde “Narrow Waters 26-1” deniz tatbikatını ve ABD ile İngiltere kuvvetlerinin de katıldığı “Karelian Sword 26” (Karelian Kılıcı-26) kara tatbikatını düzenledi. Ülkede ayrıca “Northern Strike 26” adlı bir topçu tatbikatı da gerçekleştirildi.
Rusya Güvenlik Konseyi ise mayıs ayında yaptığı açıklamada, Finlandiya’nın NATO’ya üye olmasının ardından, özellikle Rusya sınırına yakın bölgelerde yürütülen askeri tatbikatların ölçeğinin ciddi biçimde genişlediğine dikkat çekmişti.
Avrupa
Alman drone girişimi Stark, Thiel’in desteklediği şirketten yeni bir yatırım aldı

ABD’li milyarder Peter Thiel tarafından kurulan bir risk sermayesi şirketi, Alman drone girişimi Stark’ın kısa süre önce tamamlanan 500 milyon avroluk finansman turunda başlıca yatırımcılar arasında yer aldı.
Bu durum, şirketin söz konusu finansçı ile olan bağlantıları nedeniyle daha önce eleştirilere maruz kalmasına rağmen gerçekleşti.
Salı günü duyurulan yeni finansman turunun destekçilerinden biri de Thiel’in Founders Fund şirketiydi.
Anlaşmaya yakın kaynaklara göre, fon bu finansman turunda önemli bir rol oynarken, Kaliforniya merkezli Sequoia Capital de önemli bir yatırımcı oldu.
Yeni anlaşma ile şirketin değeri 3,5 milyar avro olarak belirlendi.
Hem Sequoia hem de Thiel’in kurucu ortağı olduğu Founders Fund, daha önce Stark’a yatırım yapmıştı.
Thiel, Alman savunma startup’ı Stark’a yaptığı yatırım nedeniyle gündemde
Stark, bu yıl Alman silahlı kuvvetlerine “kamikaze” saldırı drone’ları tedarik etmek üzere bir anlaşma imzalamıştı.
Stark, pazartesi günü FT’nin elde ettiği bir mektupta Alman Federal Meclisi (Bundestag) üyelerine, “Peter Thiel’in kendisinin” Stark hisselerinin “yüzde 10’undan önemli ölçüde daha azına” sahip olmaya devam ettiğini bildirdi.
Şirket, Thiel’in hisselerinin “bu tur sonucunda önemli ölçüde daha da azaldığını” belirterek, Thiel’in hiçbir özel hakka, denetim kurulu görevine, özel oy hakkına sahip olmadığını ve güvenlik açısından kritik teknik bilgilere ya da fikri mülkiyete erişimi bulunmadığını ekledi.
Stark, FT’ye yaptığı açıklamada, Thiel’in şirketteki toplam hisse oranının, tüm doğrudan ve dolaylı yatırımlar dahil, bu finansman turu sonucunda azalacağını belirtti.
Drone üreticisi yaptığı açıklamada, “Avrupa’da kurulmuş ve genel merkezi Avrupa’da bulunan, denetim kurulu tamamen Avrupalılardan oluşan bir Avrupa şirketi” olduğunu belirtti ve “Şirketin tüm liderlik, operasyon ve karar alma süreçleri Avrupa’da yürütülmektedir,” dedi.
Açıklamada ayrıca şunlar yer aldı:
“Peter Thiel, yatırımıyla tek haneli bir hisseye sahiptir. Kendisi denetim kurulu üyesi değildir ve hiçbir özel hakka sahip değildir. Hiçbir bireysel hissedarın hassas bilgilere erişimi yoktur . . . bu bilgiler, yürürlükteki yasal ve düzenleyici gerekliliklere sıkı sıkıya tabidir.”
Berlin merkezli Stark’ın, Thiel’in fonlarından birinden daha fazla fon alma kararı, bu yıl ABD Başkanı Donald Trump ile yakın bağları olan liberter milyarderin rolü konusunda bir siyasi tepkiyle karşı karşıya kalmasının ardından geldi.
Thiel destekli drone startup’ı Stark, testlerde başarısız oldu
Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius daha önce Thiel’in katılımından endişe duyduğunu belirtmiş ve şubat ayında “Bay Thiel’in gerçekte ne kadar etkisi olduğunu netleştirmemiz gerekiyor,” demişti.
Daha önce Thiel’in Stark ile olan bağlantılarını eleştiren Yeşiller milletvekili Sebastian Schäfer, Founders Fund’ın son yatırım turundaki rolünden endişe duyduğunu belirtmişti:
“Stark gibi şirketlerden duyduğum kadarıyla, Avrupa’da finansman bulmak hâlâ çok zor. Ama alternatifler var. Büyümek ve başarılı olmak için onun parasına ihtiyaç duymayan başka şirketler de görüyoruz.”
Stark, çarpma anında hedefi havaya uçurmak üzere tasarlanmış silahlı insansız hava araçları üretiyor ve şubat ayında, Almanya silahlı kuvvetlerine bu ölümcül silahları tedarik etmek üzere her biri yaklaşık 300 milyon avro değerinde bir anlaşma kazanan üç şirketten biri oldu.
Şirket, geçen yıl İngiltere’nin Swindon kasabasında bir fabrika açtı.
FT’nin yorum almak üzere kendileriyle iletişime geçmesinin ardından fon toplama turunu duyuran ve milletvekillerine bildirimde bulunan Stark, kıtadaki hükümetlerin ordularına yönelik harcamalarını artırdığı bir dönemde, Avrupa’nın savunma teknolojisi sektörünün en öne çıkan oyuncularından biri haline geldi.
Almanya’nın Helsing ve Quantum Systems gibi diğer tanınmış gruplar da, değerlemelerin artırılmasını da içeren büyük çaplı fon toplama girişimleri hakkında görüşüyor.
Bu anlaşmalar, halka açık savunma şirketlerinin hisse fiyatlarının düşüş eğiliminde olduğu bir ortamda müzakere ediliyor; zira risk sermayedarları, yeni nesil savunma teknolojisi şirketlerinin hızla büyüyeceği ve gelecekteki sözleşmeleri garantileyeceği yönünde bahis oynuyor.
ABD’li yatırımcılar, savunma teknolojisi şirketlerinin en hevesli destekçileri arasında yer alıyor.
Founders Fund, 61 milyar dolar değerindeki savunma teknolojisi girişimi Anduril Industries’in de kilit yatırımcılarından biri.
Stark’ın son fon toplama turuna katılan diğer yatırımcılar arasında NATO İnovasyon Fonu, Project A ve Axel Springer CEO’su Mathias Döpfner’in oğlu tarafından yönetilen risk sermayesi şirketi Döpfner Capital de yer aldı.
Stark’ın kurucusu ve CEO’su Uwe Horstmann, “Bu finansman, Avrupa’nın savunma sanayi tabanına yönelik 500 milyon avroluk bir taahhüttür — Avrupa’nın şu anda ihtiyaç duyduğu mühendislere, fabrikalara ve teknolojilere fon sağlıyor” dedi.
Avrupa
Almanya, İkinci Dünya Savaşı sonrası en büyük savaş gemisi projesini iptal ediyor

Almanya hükümetinin, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana ülkenin en büyük savaş gemileri olması planlanan altı adet F126 firkateyninin inşasını durdurmaya hazırlandığı bildirildi. Savunma Bakanı Boris Pistorius ve üst düzey yetkililerin, sanayi temsilcileri ile Federal Meclis (Bundestag) milletvekillerini projeden vazgeçme kararı hakkında bilgilendirdiği belirtildi.
Almanya hükümeti, deniz kuvvetleri için planlanan ve İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana ülkenin en büyük askeri gemileri olması öngörülen F126 firkateyni programını sonlandırmaya hazırlanıyor.
Financial Times (FT) gazetesinin konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius ve diğer üst düzey yetkililer, salı günü sanayi temsilcilerine ve bazı Federal Meclis milletvekillerine projeden vazgeçme niyetlerini iletti.
Kaynaklar, hükümetin bu proje yerine daha küçük boyutlardaki sekiz adet Meko A-200 firkateynini satın almayı planladığını bildirdi.
Kararın kesinleşmesi durumunda, F126 programı kapsamında halihazırda harcanmış olan yaklaşık 2 milyar avro değerindeki parça, bileşen ve diğer ürünlerin büyük olasılıkla kayıttan düşülerek ıskartaya çıkartılacağı ifade edildi.
Rheinmetall için büyük kayıp
Toplam sözleşme bedeli 12,8 milyar avro olan F126 projesinin iptali, programın ana yüklenicisi olmayı hedefleyen Alman savunma sanayi devi Rheinmetall için ciddi bir darbe olarak değerlendiriliyor.
166 metre uzunluğa ve 10 bin ton deplasmana sahip çok amaçlı F126 firkateynleri, uzun süre denizde kalabilecek ve özellikle denizaltı savunma harbinde etkin rol oynayacak şekilde tasarlanmıştı.
Dört adet F126 firkateyninin inşasına yönelik ihaleyi ilk olarak 2020 yılında Hollandalı tersane Damen Naval kazanmış, daha sonra anlaşma iki gemiyi daha kapsayacak şekilde genişletilmişti.
Ancak proje, yazılım sorunları ile Damen ve Almanya Federal Savunma Tedarik Dairesi arasındaki iletişim aksaklıkları nedeniyle bütçe aşımları ve takvim gecikmeleriyle karşılaştı.
Damen ile Alman makamları arasında tırmanan gerilim, tarafların Hollandalı gemi yapımcısını ana yüklenicilik rolünden çıkarma ve bu görevi Rheinmetall’e devretme konusunda anlaşmasıyla sonuçlandı.
Nihai sözleşme taslağı hazırlanarak Federal Meclis Bütçe Komisyonunun onayına sunulma aşamasına getirilmişti.
Buna karşılık milletvekillerinin, F126 firkateynlerinin yüksek maliyeti ve teslimat süreleri konusundaki endişelerinin giderek arttığı kaydedildi.
Konuya ilişkin olarak Rheinmetall, Financial Times’ın yorum talebini yanıtsız bırakırken, Almanya Savunma Bakanlığından da bir açıklama yapılmadı.
Şirketin denizcilik alanındaki büyüme stratejisi
Rheinmetall Üst Yöneticisi (CEO) Armin Papperger, ocak ayı sonunda yaptığı açıklamada, Luerssen şirketinin savaş gemisi inşa birimini 1,35 milyar avro karşılığında satın alma anlaşmasının ardından, deniz kuvvetlerine yönelik üretim alanında yeni satın alma fırsatlarını değerlendirdiklerini belirtmişti.
Papperger, uygun koşulların oluşması durumunda birleşme ve satın almalar yoluyla askeri denizcilik sektöründeki varlıklarını artırmayı hedeflediklerini dile getirmişti.
Rheinmetall, aralık ayında sivil üretim birimlerini satarak tamamen savunma sanayisine odaklanma kararı aldığını duyurmuştu.
Şirket, nisan ayından bu yana otomotiv bileşenleri ve enerji ekipmanları üreten savunma dışı varlıklarının satışı için potansiyel alıcılarla görüşmeler yürütüyor.
Amerika1 hafta öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Dünya Basını2 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4








