Avrupa
Alman sermayesi tüm kolları ile askeri sanayiye akıyor

Almanya’nın geleneksel sanayi sektörleri büyük bir krizin içerisindeyken, Alman sermayesi tüm kolları ile Alman Silahlı Kuvvetleri’nin beklenen büyük siparişlerine odaklanıyor.
Bu durum, Alman Güvenlik ve Savunma Sanayii Federasyonu (BDSV) örneğinde de görülüyor: Federasyonun kendi verilerine göre, Kasım 2024’ten bu yana üye sayısı 243’ten 440’a neredeyse iki katına çıktı ve üyelerin üçte ikisi “Mittelstand” adı verilen, genel olarak KOBİ’lere benzetilen amaonlardan çok daha geniş, tarihi aile şirketlerinden oluşan işletmelerden geliyor.
BDSV’nin Mittelstand sorumlusu Cathrin Wilhelm, Handelsblatt gazetesine verdiği demeçte, “İlgilenenler bizi adeta istila ediyor. Birçok şirket, otomotiv ve makine endüstrisinin tedarikçileri ve kapasite kullanım oranı için mücadele ediyor. Savunma sektöründe artık büyüme fırsatı görüyorlar,” dedi.
Aile işletmelerine personel danışmanlığı hizmeti veren Fabian Kienbaum da böyle bir fırsatın olduğuna inanıyor. Kienbaum, “Teknoloji, üretim yetkinliği ve kalite standartlarına sahip olanlar, savunma sanayii veya savunma siparişleri için tedarikçi olarak konumlanıp konumlanamayacaklarını daha yakından inceliyorlar,” ifadelerini kullanıyor.
Burada özellikle mekanik bileşenler, montaj veya kaplamalar söz konusu. Kienbaum, “Bu dönüşümleri gerçekleştirmek için nitelikli personel ihtiyacı çok büyük,” diyor.
Handelsblatt, uzmanların potansiyeli ne kadar yüksek değerlendirdiğini üç Mittelstand şirketine odaklanarak inceliyor.
Sadece Almanya’nın savunma bütçesi, bugünkü 80 milyar avrodan 170 milyar avroya çıkacak. Danışmanlık ajansı McKinsey ayrıca, o zamana kadar Avrupa’daki savunma sanayi pazarının yıllık hacminin 335 milyar avroya çıkacağını tahmin ediyor ki bu, bugünkü hacmin neredeyse üç katı.
Bunun büyük bir kısmı, Dax grubu Rheinmetall, tank üreticisi KNDS veya Airbus’ın askeri bölümü gibi büyük şirketlere ait. Bu şirketler ise siparişlerin yüzde 80’ini alt yüklenicilere aktarıyor.
Sektör lideri Rheinmetall’in kendi verilerine göre, yaklaşık 23 bin tedarikçisi var ve bunların çoğu orta ölçekli işletmeler. Bu arada, birçok otomotiv tedarikçisi siparişlere çok ihtiyaç duyuyor.
Öte yandan mesele sadece üretim kapasitelerinin daha iyi kullanılması değil. Ukrayna savaşı, birçok aile şirketinde bir düşünce değişikliğine yol açtı. Ayrıca, Donald Trump’ın göreve başlaması ve ABD’nin sınırlı yardım vaadi, birçok Mittelstand’ı bu sektöre aktif olarak girmeye itiyor.
Almanya’da ‘sanayisizleşme’ ile ‘sanayinin askerileşmesi’ el ele
İsmini vermek istemeyen Sauerland’dan bir makine üreticisinin yönetici ortağı, “Savunma sanayi şirketleri için çalışmaya karar vermek bir şey, kendi teknolojisiyle silah üretilmesine karar vermek ise başka bir şey,” diyor.
Şubat ayında, başka bir makine üreticisi, bir savunma projesi ihalesine birlikte katılmak isteyip istemediklerini sordu. İhale, topçu mermileri üretimi için makineler arıyordu.
Fakat ilgili aile şirketi, kurulduğu günden itibaren savunma sanayii için üretim yapmama kararı almıştı. Bu karar 2025 yılında hâlâ geçerli miydi?
Girişimci, ortaklarıyla konuştu. Trump’ın yılın başında NATO ittifakını sorguladığı an belirleyici oldu: “Barış ve özgürlük için değerlerimizin hiç sorgulanmadığını ama bugün eskisinden farklı kararlar alınması gerektiğini anladık.” Bu “farkındalık”, Handelsblatt’a göre, aileyi birleştirdi.
Witten Aile İşletmeleri Enstitüsü Vakfı’nın genel müdürü Tom Rüsen, “Birçok aile, Soğuk Savaş döneminde ortaya çıkan tüzüklerini ve inançlarını bir kenara atıp atmamak konusunda bölünmüş durumda,” diyor.
Ona göre “Z kuşağı” silahlanma konusunda bir sorun görmüyor, fakat II. Dünya Savaşı sonrası “baby boomer” kuşağı ve X kuşağı daha çok sorun görüyor.
Nitekim aile, çalışanları da sürece dahil etmeye karar verdi ve girişimci, “Herkese karar verme sürecimizi ve mücadelemizi anlamaları için bir fırsat vermek istedik,” diyor.
Sonuçta, “demokrasi ve özgürlük olmadan sürdürülebilirlik mümkün değil” sonucuna varıldı ve “çalışanlar da bunu anladı.”
“Herkes aynı kararı vermezdi” diyor girişimci, “ama bizim samimi bir tutum sergilediğimizi ve sadece fırsat uygun olduğu için bu işi kabul etmediğimizi anlıyorlar. Bu bizim için önemliydi.”
Aynı zamanda, ortaklar bu kararın her yıl gözden geçirilmesi gerektiğini tespit ettiler ve savunma sanayisinden alınan yıllık maksimum sipariş miktarını sınırladılar: “Yıllık olarak yeniden karar verebilenler, bağımlı hale gelmeyenlerdir.” Bu arada şirket siparişi aldı ve başka talepler de var.
Sektörde yeni olan bir başka şirket de Stuttgart yakınlarındaki Weinstadt’ta bulunan Grüninger Electronics. Yönetici ortak Thomas Hagen, savunma ve güvenlik endüstrisi hakkında şimdiye kadar çok az şey bildiğini ve bu nedenle BDSV’ye katıldığını açıkça itiraf ediyor.
Grüninger, 3D baskılı devre kartları konusunda uzman. Şirket, devre kartlarını üretiyor ve “tersine mühendislik” yoluyla bunları yeniden basıyor, onarıyor ve yeniden donatıyor.
Devre kartları her modern otomobilde bulunuyor ve artık savunma sanayisinde de kullanılıyor.
Ne var ki, devre kartlarının büyük bir kısmı Tayvan ve Çin’de üretiliyor, Avrupa dünya pazarının sadece yüzde ikisini elinde tutuyor.
Würth kısa süre önce devre kartı üretimini durdurdu. Hagen, “Veri egemenliği ve dayanıklılığa önem verenler, bilgiyi ülkede tutmalıdır,” diyor. 3D baskılı devre kartları tedarik zincirlerinden bağımsız ve veriler şirket içinde kalıyor.
Hagen, geliştirme aşamasında olası müşterilerle görüşmelerini sürdürüyor. Sadece bunun için gerekli izinlerin alınması dokuz hafta sürdü.
Almanya’da “Mittelstand”lar 2025’te krizin derinleşmesini bekliyor
Fakat Grüninger tedarikçi olarak başvurmak isterse, sertifikasyon süreci çok daha karmaşık ve uzun olacak. Hagen ise büyük bir potansiyel görüyor. “Eski devre kartları” bile yeniden basılabilir, donatılabilir ve test edilebilir, böylece mevcut kartlar için yedek parçalar üretilebilir. Böylece, örneğin denizaltıların veya tankların kullanım kullanılabilirliği önemli ölçüde artırılabilir.
Birçoğu, sektöre yöneltilen yüksek talepleri ancak şimdi fark ediyor. Alman Silahlı Kuvvetleri’nin Askeri Güvenlik Servisi (MAD), orduyla doğrudan çalışan herkesi kontrol ediyor. Böyle bir güvenlik kontrolü şu anda 18 ay sürüyor.
Grüninger, şu ana kadar Almanya’da makine ve tesisat mühendisliği, havacılık ve uzay teknolojisi ve elektrik mühendisliği alanlarında faaliyet gösteren şirketlere tedarik sağlıyordu. Hagen, savunma sanayisinin tedarikçisi olarak şirketini önemli ölçüde büyütmeyi planlıyor.
Üçüncü örnek şirket, küçük seri zırhlı arazi araçlarını üreten, Augsburg yakınlarındaki Friedberg’de bulunan Gruma Grubu’nun bir parçası olan Armoured Car Systems (ACS).
ACS, Mercedes G-Serisi gibi arazi araçlarını kendi üst yapılarıyla zırhlama işini yapıyor. Şimdiye kadar ACS, aile şirketinin daha küçük bir parçasıydı; beş yıl önce sadece 35 çalışanı vardı, bugün ise 135 çalışanı var. Bu Alman Mittelstand şirketi, savunma sanayisinin özelliklerini iyi biliyor.
Sigorta şirketi, 2022 yılında, işin o zamanki taksonomi kurallarıyla uyumsuzluğu nedeniyle sözleşmeyi feshedeceğini açıklamıştı. Sigorta kapsamının feshi, 1400 çalışanı olan tüm şirket grubunu etkileyecekti.
Genel müdür Sebastian Schaubeck, bunun nedeninin, güvenlik ve savunma teknolojisi alanında faaliyet gösteren ACS iştiraki olduğunu açıkladı.
O dönemde AB, savunma sanayi şirketlerinin finansmanını Birliğin sürdürülebilirlik hedefleriyle uyumsuz olarak değerlendiriyordu. Schaubeck, “Bu sektöre değer verilmiyordu, aksine kimse sektörün faydalarını görmüyordu,” diye şikayet ediyor.
Ukrayna savaşı ACS için de bir dönüm noktası geldi. 2022’nin sonunda sigorta şirketi de tüm gruba yeşil ışık yakmış ama kamuoyuna açıklama yapmak istememişti.
Schaubeck, Ukrayna savaşının şokunu değerlendirirken geriye dönüp bakarak, “[Sektördeki] İtibar tamamen değişti,” diyor. Bu, siyasi destek için de geçerli. Örneğin SPD’li Alman Savunma Bakanı Boris Pistorius, uzun zamandır BDSV’ye katılan ilk savunma bakanı oldu.
ACS’nin şimdiden bir patlamadan yararlanıyor olması, şirketin 2019 yılında kendi araç sınıfına yatırım yapmaya başlamış olmasıyla büyük ölçüde ilgili ve bu, şirketin zarar ettiği bir dönemde gerçekleşti.
ACS, Mercedes’in G sınıfını temel alarak modüler bir araç geliştirdi ve patentini aldı. ACS genel müdürü, “Bu, girişimci ailenin tamamen kendi kaynaklarıyla gerçekleştirdiği bir şeydi,” diyor. Hissedarların uzun vadede güvenliğe yatırım yapma konusunda ikna oldukları da belirtiliyor.
BDSV’den Wilhelm’e göre, savunma alanında birçok Mittelstand için sermaye temini hâlâ büyük bir engel.
Birçok banka ve fon, geçmişte silahlanmayı etik olmayan bir yatırım olarak reddeden tüzüklerini değiştirmiş olsa da, finansman hâlâ zayıf bir noktada.
Avrupa
Deutsche Bank’ın Frankfurt ofisinde polis araması

Almanya’nın Frankfurt kentindeki Deutsche Bank ofisinde savcılık talimatıyla polis tarafından arama gerçekleştirildi. Arama işlemi, yerel mahkemenin geçen ay düzenlediği arama kararı doğrultusunda bankanın Taunusanlage bölgesindeki şubesinde yapıldı. Frankfurt Başsavcılığı, soruşturmanın selameti gerekçesiyle operasyonun içeriğine dair detaylı bilgi paylaşmadı.
Almanya’nın Frankfurt kentindeki Deutsche Bank ofisinde polis tarafından arama gerçekleştirildi.
N-tv televizyon kanalının savcılık yetkililerine dayandırdığı haberine göre operasyon, yerel mahkemenin geçen ay çıkardığı arama kararı doğrultusunda bankanın Taunusanlage bölgesindeki şubesinde yapıldı.
Savcılık yetkilileri, soruşturmanın gidişatını korumak amacıyla şu aşamada olaya ilişkin daha fazla ayrıntı açıklanamayacağını bildirdi.
Ocak ayındaki kara para aklama aramaları
Almanya Federal Kriminal Dairesi (BKA) ekipleri, bu yılın ocak ayında da Deutsche Bank’ın Frankfurt’taki genel merkezinde ve Berlin’deki şubesinde aramalar yapmıştı.
Savcılık o dönemde yapılan aramaları, kara para aklama şüphesiyle bankanın bazı çalışanları ile kimliği henüz belirlenemeyen kişilere yönelik yürütülen bir soruşturmayla gerekçelendirmişti.
Der Spiegel gazetesinin haberine göre savcılık, bankanın geçmişte kara para aklama amacıyla kullanıldığından şüphelenilen yabancı şirketlerle ticari ilişkiler yürüttüğünü kaydetmişti.
Frankfurt Bölge Mahkemesinin kararıyla yapılan bu operasyonun, Süddeutsche Zeitung gazetesine göre 2013 ile 2018 yılları arasında gerçekleştirilen para transferlerini kapsadığı belirtilmişti.
Aramaların ardından açıklama yapan Deutsche Bank sözcüsü, bankanın savcılıkla tam bir işbirliği içinde olduğunu duyurmuştu.
Bu gelişmelerin ardından Deutsche Bank hisseleri yaklaşık yüzde 3 değer kaybetmişti.
Deutsche Bank, şüpheli kara para aklama vakalarını yetkililere geç bildirdiği gerekçesiyle son yıllarda defalarca para cezasına çarptırıldı.
Bu gecikmeler sebebiyle Almanya Federal Finansal Denetim Otoritesi (BaFin), soruşturma süreçlerini izlemek üzere 2018 yılından 2024 yılının sonuna kadar bankaya özel bir temsilci atamıştı.
Banka yakın dönemde, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın amcasının dahil olduğu iddia edilen para transferlerinde muhabir banka olarak rol oynadığı gerekçesiyle 7 milyon avro para cezası ödemek zorunda kalmıştı.
Süddeutsche Zeitung gazetesinin haberine göre banka yönetimi, Esad’ın amcasının hiçbir zaman doğrudan kendi müşterileri olmadığını savunmuştu.
CumCum soruşturmasının arka planı
Köln Savcılığına bağlı ekipler, polis ve vergi müfettişleriyle birlikte Ekim 2022’de de Deutsche Bank genel merkezine operasyon düzenlemişti.
Yetkililer, yabancı yatırımcıların bankalar aracılığıyla temettü vergisinden kaçınmasını sağlayan “CumCum” sistemi dahil olmak üzere kamu bütçesine zarar veren şüpheli işlemlerle ilgili delil aramıştı.
Banka temsilcileri o dönemde de yetkililerle işbirliği yaptıklarını açıklamış ancak detay vermekten kaçınmıştı.
WDR ve Süddeutsche Zeitung gazetelerinin kendi araştırmalarına dayandırdığı mart ayı haberlerine göre adli makamlar, Almanya’nın bu en büyük bankasının 2009 ile 2015 yılları arasında CumCum işlemleri vasıtasıyla devlet kasasından haksız yere yaklaşık 600 milyon avro elde edip etmediğini incelemeyi sürdürüyor.
Avrupa
Ukraynalı askerlik yükümlülerine AB korumasında yeni şart

Avrupa Birliği üyesi ülkeler, savaştan kaçan Ukraynalılar için uygulanan geçici koruma statüsünün süresini 4 Mart 2028 tarihine kadar uzatma kararı aldı. Alınan yeni kararla birlikte, Ukrayna’nın savunma ihtiyaçları gözetilerek askerlik yükümlülüğünü yerine getirmeyen yeni başvuru sahiplerine geçici koruma statüsü verilmeyecek.
Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkeler, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik askeri müdahalesi nedeniyle ülkelerinden ayrılmak zorunda kalan Ukraynalılara sağlanan geçici koruma statüsünün 4 Mart 2028 tarihine kadar uzatılması konusunda mutabakata vardı.
AB Konseyi tarafından yapılan açıklamada, söz konusu kararın AB’nin Ukrayna’ya ve halkına gerektiği sürece destek verme taahhüdünün bir parçası olduğu kaydedildi.
Koruma statüsünün bir yıl daha uzatılmasının, savaştan kaçan tüm Ukraynalılara netlik ve öngörülebilirlik sağlayacağı belirtildi.
Bununla birlikte üye ülkeler, yerinden edilmiş kişilerin korunması ihtiyacı ile Ukrayna’nın “Rusya’ya karşı kendisini savunma ihtiyacı” arasındaki dengeyi gözeterek yeni bir düzenlemeye gitti.
Buna göre geçici koruma statüsü, yalnızca Ukrayna’daki askeri yükümlülüklerine uyan kişilere verilecek.
“Ukrayna’nın meşru ihtiyaçlarına saygı duyuyoruz”
Karara ilişkin değerlendirmelerde bulunan İrlanda Adalet, İçişleri ve Göç Bakanı Jim O’Callaghan, “Ukrayna’ya yönelik desteklerinin sarsılmaz” olduğunu vurguladı. O’Callaghan, şu ifadeleri kullandı:
“Savaştan kaçan kişilere sunduğumuz koruma statüsünü bir yıl daha uzatarak Mart 2028’e kadar geçerli kılma kararı aldık. Bu adım, AB içinde güvenli bir sığınak bulan kişilere istikrar sağlayacaktır. Verdiğimiz mesaj net: Ukrayna’nın yanında durmaya devam ediyoruz. Bu desteğin bir parçası olarak, Ukrayna’nın kendisini savunabilmesini de güvence altına almak istiyoruz. Bu nedenle geçici koruma mekanizmamız, Ukrayna’nın meşru savunma ihtiyaçlarına saygı duymaktadır.”
Ukrayna’nın değişen savunma ihtiyaçlarının dikkate alındığı vurgulanan açıklamada, gelecekte geçici koruma hakkının yalnızca Ukrayna’daki askeri yükümlülüklerini yerine getiren kişilere tanınacağı belirtildi.
Bu sınırlamanın yalnızca geçici koruma için yeni başvuruda bulunacak kişileri kapsayacağı, AB ülkelerinde halihazırda bu statüden yararlanan Ukraynalıları etkilemeyeceği bildirildi.
Askerlik yükümlülüğü nasıl belgelenecek?
Uygulamada, Ukrayna’dan gelen ve geçici koruma talep eden kişilerin askeri yükümlülüklerini yerine getirdiklerini kanıtlamaları gerekecek.
Bu kanıt, Ukrayna makamları tarafından pasaporta vurulan ve ülkeden yasal yollarla çıkış yapıldığını, dolayısıyla askeri yükümlülüklerin yerine getirildiğini gösteren çıkış damgasıyla sağlanabilecek.
Başvuru sahipleri ayrıca, askeri yükümlülüklerden muaf tutulduklarını veya bu yükümlülüklere uyduklarını gösteren basılı ya da elektronik bir belgeyi de yetkililere sunabilecek.
Mart 2022’den bu yana uygulanan ve son olarak 4 Mart 2027 tarihine kadar uzatılan geçici koruma mekanizmasından, AB genelinde 4 milyondan fazla Ukraynalı sığınmacı yararlanıyor.
31 Mayıs 2026 itibarıyla AB genelinde geçici koruma kapsamında bulunan Ukraynalıların sayısı 4,38 milyon olarak kayıtlara geçti.
Geçici koruma statüsü, ülkelerine dönemeyen ve AB’ye toplu halde gelen yerinden edilmiş kişilere acil ve kolektif koruma sağlıyor.
Bu statüden yararlanan kişiler, AB genelinde oturum izni, iş gücü piyasasına ve konut imkanlarına erişim, tıbbi yardım, sosyal refah yardımları ve çocukların eğitime erişimi gibi haklardan eşit şekilde faydalanabiliyor.
AB Konseyi, geçici koruma statüsünün uzatılmasına ilişkin kararı önümüzdeki haftalarda resmi olarak kabul edecek. Karar, AB Resmi Gazetesi’nde yayımlanmasının ertesi günü yürürlüğe girecek.
AB’nin olağanüstü durumlarda devreye soktuğu bir acil durum mekanizması olan geçici koruma yönergesi ilk olarak 2001 yılında, Batı Balkanlar’daki silahlı çatışmalar nedeniyle yaşanan büyük göç dalgasının ardından kabul edilmiş, ancak ilk kez Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik askeri müdahalesi üzerine etkinleştirilmişti.
AB Konseyi, Ukrayna’daki koşulların geçici koruma statüsünün kademeli olarak sonlandırılmasına uygun hale geleceği dönem için hazırlık amacıyla Eylül 2025’te koordineli bir geçiş yaklaşımı üzerinde anlaşmıştı.
Bu yaklaşım, uygun koşulları taşıyan kişilerin istihdam, eğitim veya aile birleşimi gibi gerekçelerle daha uzun vadeli yasal oturum statülerine geçmesini öngörüyor.
Plan ayrıca, koşulların elverdiği durumlarda Ukrayna’ya sürdürülebilir bir geri dönüş ve yeniden entegrasyonun sağlanmasına yönelik tedbirleri içeriyor.
Avrupa
AB genelinde çocuklara sosyal medya yasağı planı

Avrupa Birliği, çocukların sosyal medya platformlarına erişimini kısıtlamak amacıyla kapsamlı bir yasak getirmeyi değerlendiriyor. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’e sunulan 156 sayfalık raporda, 13 yaş altındaki çocukların ebeveyn veya öğretmen gözetimi olmaksızın sosyal medyaya erişiminin engellenmesi öneriliyor.
Avrupa Birliği, Birleşik Krallık ve Avustralya’da çocukların sosyal medya platformlarına erişimini kısıtlamaya yönelik yürütülen girişimleri takip ederek, benzer bir yasaklama kararını gündemine aldı.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’e sunulan 156 sayfalık raporda, 13 yaşın altındaki çocukların yanlarında bir ebeveyn ya da öğretmen olmadığı sürece sosyal medyaya erişiminin kısıtlanması önerildi.
Çocuk psikiyatristi Profesör Jörg Fegert ile epidemiyolog Dr. Maria Mechior tarafından hazırlanan raporda, 13 ile 18 yaş arasındaki çocukların ise yalnızca sürekli kaydırma özelliğini sınırlayan güvenlik önlemlerine sahip platformlara erişebilmesi gerektiği kaydedildi.
Avrupa Parlamentosu raportörü Sandro Ruotolo yaptığı açıklamada, üreticilerin ürünlerinin güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğunu belirtti.
Ruotolo, “Aynı ilke dijital platformlar için de geçerli olmalı. Avrupa Parlamentosu raportörü olarak bu yaklaşımı tamamen destekliyorum. Platformlar bağımlılığı, manipülasyonu, zararlı içeriklere ya da kişilere maruz kalmayı teşvik eden özellikleri ortadan kaldırmalı. Güvenlik, hizmetlerin tasarım aşamasına dahil edilmeli” ifadelerini kullandı.
Söz konusu raporda ayrıca etkileyiciler için bir “AB influencer davranış kuralları” oluşturulması, bağımlılık yapıcı özelliklerin yasaklanması, hedefli reklamları kapatacak bir “gençlik modu” geliştirilmesi ve yapay zeka “arkadaşları” için etik standartlar getirilmesi çağrısı yapıldı.
Rapordaki öneriler doğrultusunda, 3 yaşından küçük çocukların ise ekranlara hiçbir şekilde erişiminin olmaması gerektiği vurgulandı.
Avrupa Komisyonu Başkanı von der Leyen’in, Avrupalı çocukların sosyal medya kullanımını kısıtlayacak yeni yasal düzenlemeleri eylül ayında yapacağı geleneksel “Birliğin Durumu” konuşmasında duyurması bekleniyor.
AB’nin bu hamlesi, Birleşik Krallık hükümetinin 16 yaşından küçük çocuklara yönelik sosyal medya yasağının ardından geldi.
Birleşik Krallık; Avustralya, Endonezya, Brezilya ve Kanada’da benzer yasakların uygulanmaya başlamasıyla, topyekun bir kısıtlamaya giden beşinci ülke oldu.
Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, geçen ay yasağı duyururken yaptığı açıklamada, “Bu adımı kolayca atmıyorum. Bunu, sosyal medyanın gençlere hiçbir fayda sağlamadığı yönünde tamamen yanlış bir iddiayla, tamamen bedelsiz bir süreç gibi de sunmayacağım. Ancak yönetim her zaman tercihlerle ilgilidir” dedi.
Birleşik Krallık’taki yasak X, Facebook, Instagram, Snapchat ve YouTube gibi sosyal platformların yanı sıra oyun servislerini ve canlı yayın platformlarını da kapsıyor.
Başbakan Starmer, bu yasağın Avustralya’daki uygulamadan daha ileri gidebileceğini kaydetti.
Avustralya e-Güvenlik Komiseri Julie Inman Grant tarafından mart ayında yayımlanan raporda, Meta, TikTok, Snapchat ve YouTube bünyesindeki sosyal medya platformlarının ülkedeki yasak kararına uymamaları halinde mahkeme yaptırımlarıyla karşı karşıya kalabileceği bildirilmişti.
Reddit, Threads, Twitch ve X gibi platformlar, 16 yaş altındaki kullanıcılara ait hesapları kapatmak için gerekli adımları atmamaları durumunda 49,5 milyon Avustralya dolarına (yaklaşık 32,99 milyon ABD doları) kadar para cezası yaptırımıyla karşı karşıya yer alıyor.
Görüş2 hafta önceZirve Salonunda Konuşulmayacak Hikâye: NATO Üyeliğinin Gerçek Bedeli
Diplomasi1 hafta önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Ann Pettifor: Faiz sistemi ekolojiyi tahrip ediyor
Görüş1 hafta önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Amerika1 hafta önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Dünya Basını2 hafta önceİran Ali Hamaney’e veda ediyor: Yas, hafıza ve sessizlik
Asya7 gün önceXi, bilim ve teknoloji inovasyonuyla Çin modernleşmesinin ilerletilmesi çağrısı yaptı
Diplomasi7 gün önceNATO liderleri Ankara Deklarasyonu’nu kabul etti








