Bizi Takip Edin

Diplomasi

Fransa’dan Cezayir’e karşı ‘vize savaşı’ planı

Yayınlanma

Fransa ile Cezayir arasındaki diplomatik ilişkilerin “tarihi düşük seviyelere” inmesiyle birlikte, Fransa İçişleri Bakanı Bruno Retailleau’nun Kuzey Afrika ülkesi vatandaşlarına verilen vizeleri azaltma tehdidi AB desteği olmadan işe yaramayabilir.

Diplomatik bir çatışmaya girmeye hazır olduğunun sinyallerini veren Retailleau, bu hafta Cezayir sınır dışı kararlarına tabi olan vatandaşlarını geri almayı kabul edene kadar Cezayir vatandaşlarına verilen kısa süreli Schengen vizelerinin sayısını (2023’te yaklaşık 274.000) radikal bir şekilde sınırlamakla tehdit etti.

Bakan ayrıca Cezayir vatandaşlarının vize erişimini kolaylaştıran ve 1968 yılında imzalanan ikili anlaşmayı da gözden geçirmeyi hedefliyor.

Retailleau, “İlişkileri yeniden rayına oturtmak için elimizdeki tüm imkânları değerlendirmemiz gerekiyor,” dedi.

AB desteği olmadan Fransa’nın planı ‘tamamen şov ve demagoji’

Öte yandan AB bir bütün olarak Cezayir’e Schengen vizesi verilmesini sınırlandırmadığı sürece, tek taraflı bir “vize savaşı” belirtilen tüm hedeflere ulaşamama riski taşıyor.

Göç politikası üzerine çalışan üst düzey bir Fransız diplomat, Euractiv’e yaptığı açıklamada, “Her şey Brüksel’de olup bitiyor,” dedi.

Kaynak, Fransa’nın tek başına hareket etmesinin “tamamen şov ve demagoji” olduğunu ve son anketlerin de gösterdiği gibi, AB’ye erişimi gerçekten sınırlayamayarak Cezayirlilere karşı artan kızgınlığı körüklemekten başka bir işe yaramayacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un geçen yaz sonlarında, stratejik metaller ve ham petrol açısından zengin ve çok tartışılan Batı Sahra üzerinde Fas’ın egemenliğini teyit etme kararı, bağımsızlıkçı hareket Polisario Front’u uzun süredir destekleyen Cezayir’de öfkeye neden olmuştu.

Cezayir-Fransa ilişkileri dip seviyelerde

O zamandan beri, Fransız-Cezayirli yazar Boualem Sansal’ın Cezayir’de sahte suçlamalarla tutuklanıp gözaltına alınması da dahil olmak üzere diplomatik gerilim çoğaldı.

Son olarak Cezayir, cinayet ve nefreti teşvik eden videolar yayınlamakla suçlandıktan sonra Fransa’dan sınır dışı edilen Montpellier merkezli TikTok fenomeni “Doualemn” takma adlı kendi vatandaşını geri almayı reddetti.

Bu olay bardağı taşıran son damla oldu. Euractiv’e konuşan Fransa-Cezayir uzmanı ve Emlyon İşletme Okulunda siyaset bilimi alanında yardımcı doçent olan Farida Souiah, “Bu iki ülke arasında tarihi bir düşüş,” dedi.

Göçmenlik uzun zamandır iki başkent arasındaki kızgınlığı körüklüyor. Savaşın izleri ve Fransa’daki çok sayıdaki Cezayirli (Fransız istatistik kurumu INSEE’ye göre 2023 yılında yaklaşık 892.000) tekrarlanan çatışmalara ve diplomatik sürtüşmelere neden oldu.

2021 yılında Fransız yetkililer Tunus, Fas ve Tunus için vize onaylarını geçici olarak yarıya indirmişti. Fakat Fransız Sayıştayı tarafından hazırlanan 2024 tarihli bir rapor, bu uygulamanın belirtilen hedeflere ulaşmada başarısız olduğunu ortaya koydu.

Rapora göre, “Bu üç ülke, vatandaşlarının daha fazlasını geri kabul etmeyi kabul etmeden ilişkileri kötüleştirdi.”

Cezayirli sosyal medya kullanıcıları tartışmanın odağında

Öte yandan POLITICO’ya göre, Cezayir’den Fransa’ya giden “aşırı milliyetçi” sosyal medya fenomenleri, bir zamanlar ülkeyi yöneten Fransa’ya “nefret saçıyor.”

Bu eğilim Paris hükümetinde bir tedirginlik dalgasını tetikledi ve son birkaç hafta içinde yüksek profilli birkaç tutuklama gerçekleşti.

Bu online influencerların geniş bir kitle oluşturduğu, “şiddeti ve terörist faaliyetleri” kışkırttığı ve bazı durumlarda Cezayir yönetiminin Fransa merkezli muhaliflerini hedef aldığı iddia ediliyor.

İçişleri Bakanı Retailleau haftalık L’Express gazetesine verdiği demeçte bu kişilerin “Fransa ve Cezayir arasındaki gerilimin arttığı bir ortamdan kazanç elde ettiklerini” ileri sürdü.

Ocak ayı başından bu yana en az yedi kişi, “bireylere karşı şiddeti teşvik etmek” ve bazı durumlarda “Fransa’ya karşı terörist saldırı çağrısında bulunmak” ile suçlandıkları çevrimiçi paylaşımları nedeniyle tutuklandı.

En yüksek profilli vakalardan birinde, batıdaki Brest şehrinde yaşayan ve “zazouyoucef” adını kullanan bir Cezayirli, hesabının 400.000 takipçisinin bulunduğu TikTok’ta birkaç kışkırtıcı video klip yayınladıktan sonra “terörü yüceltmek” ile suçlanıyor.

Fransız hükümeti bu kullanıcıların Cezayir hükümeti tarafından yönlendirildiği iddiasına dile getirmekten kaçındı. Retailleau, “Bu aşamada bunun koordineli bir kampanya olduğuna dair elimizde hiçbir kanıt yok,” dedi.

Hassas bir konuyu görüşmek üzere adının açıklanmasını istemeyen bir Fransız güvenlik yetkilisi de POLITICO’ya verdiği demeçte, “Yapay bir güçlendirme ya da koordinasyon görmedik. Genel olarak konuşmak gerekirse, Cezayir ekosistemi [çevrimiçi etki söz konusu olduğunda] gerçekten yapılandırılmış ya da deneyimli değil,” diye ekledi.

Diplomasi

FIFA, özelleştirme planlarından şimdilik vazgeçti

Yayınlanma

FIFA ve Gianni Infantino, ticari ve etkinlik faaliyetlerindeki hisselerini satma planına yönelik yaygın tepkilerin ardından geri adım attı.

Cuma gecesi geç saatlerde yaptığı açıklamada, eleştirilerin hedefindeki FIFA başkanı şunları söyledi:

“Tüm görüşleri dikkatle dinledikten sonra, bu projenin, destek düzeyinden bağımsız olarak, başlangıçta belirlenen hedefin çıkarlarına artık aykırı nitelikte bölünmelere yol açtığı ortaya çıktı. Amacımız her zaman birleştirmek ve iyileştirmek olmuştur ve her zaman da öyle olacaktır. Sonuç olarak, bu teklif hayata geçirilmeyecektir.”

Infantino’nun teklifi, UEFA, CONCACAF ve Asya Konfederasyonu’ndan (AFC) büyük bir muhalefetle karşılaştı.

UEFA, planlar masada kalırsa 55 üyesinin tamamının Dünya Kupaları da dahil olmak üzere FIFA müsabakalarını boykot edeceğini belirtti.

FIFA, açıklamada “kimse futbolu satmıyor” dedi ve “kamuoyunda dile getirilen geri bildirimleri ve endişeleri kabul edip saygı duyduğunu” belirtmekle birlikte, önerileri uygulamaya devam edeceği vurgulandı.

Ayrıca “açık ve demokratik bir istişare sürecine olan bağlılığını yeniden teyit ettiği” de eklendi.

FIFA, Dünya Kupası’nın ticari haklarını özel yatırımcılara satmayı planlıyor

Öte yandan FIFA’nın bu açıklamasını yayınlamasından kısa bir süre sonra AFC, UEFA ve Kuzey ve Orta Amerika Konfederasyonu (CONCACAF) ile dayanışma içinde olduğunu belirten kendi açıklamasını yayınladı.

Ardından Infantino, iki büyük iç darbe aldı.

İlk olarak, danışmanı Carlos Cordeiro görevinden istifa etti ve yaptığı açıklamada planı “FIFA üye federasyonları için kötü bir anlaşma, futbol için kötü bir anlaşma ve oyunun uzun vadeli geleceği için kötü bir anlaşma” olarak nitelendirerek sert bir şekilde eleştirdi.

Ardından FIFA’nın operasyon direktörü Kevin Lamour, Associated Press’e yaptığı açıklamada, personelin Infantino tarafından “aldatıldığını” ve bu konuyu dile getirdikten sonra, “işini kaybetme pahasına olsa bile daha rahat uyuyacağını” söyledi.

Lamour şunları söyledi:

“Bu, tek bir kişinin projesi. Bu projenin devam etmemesi gerektiği bir yana… artık futbol dünyasının siyasi liderlerinin kendilerine doğru soruları sormaları ve doğru kararları almaları zamanı geldi.”

Bu gelişmeler Infantino’yu köşeye sıkıştırdı ve cuma öğleden sonraya gelindiğinde, işlerini korumak için isimsiz kalmak koşuluyla The Athletic’e konuşan organizasyon içindeki pek çok kişi, meselenin artık bağın “koparılıp koparılmayacağı” değil, “ne zaman koparılacağı” meselesi olduğuna inanıyordu.

Joshua Kushner’ın risk sermayesi şirketi Thrive, cuma gecesi itibarıyla anlaşmadan çekilmemişti ama FIFA yönetimi nihayetinde bir açıklama yoluyla projeyi sonlandırmaya karar verince bu durum önemsiz hale geldi.

UEFA, FIFA’nın özelleştirilmesi halinde Dünya Kupası’nı boykot edecek

Joshua Kushner, Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’in kardeşi.

Dünya futbolunun yönetim organı salı günü, Dünya Kupaları ve Kulüpler Dünya Kupası gibi ana etkinliklerini yönetecek yeni bir özel kuruluş olan FIFA Forward Enterprises’ı (FFE) kurmak istediğini ve FFE’deki yüzde 21’lik azınlık hissesini dış yatırımcılara satmayı planladığını duyurmuştu.

Bu satışın 4,2 milyar dolar (3,2 milyar sterlin) gelir sağlaması hedefleniyordu. FIFA, bu tutarın “FIFA Fast-Forward Programı” (FFFP) adı verilen yeni bir finansman akışı kapsamında 211 üye federasyona derhal dağıtılabileceğini belirtmişti.

Plana göre, FIFA’nın toplam kalkınma fonu önümüzdeki dört yıl içinde 10 milyar doları aşacaktı.

Günler geçtikçe artan eleştirilere rağmen, FIFA, üye federasyonların FFE planına karşı çıkması ama teklifin kabul edilmesi durumunda, FFE’deki hisselerin özel yatırımcılara satılıp satılmamasına bakılmaksızın, karşı çıkan federasyonların 2027-30 döneminde her birine 20 milyon dolar (14,9 milyon sterlin) alacağını doğruladı (bunu 2031-34 döneminde 22 milyon dolar ve 2035-38 döneminde 24 milyon dolar izleyecekti).

Ne var ki söz konusu üye federasyon FFE önerisini kabul etmiş olsaydı, 2027-30 döneminde 40 milyon dolar alacaktı ve sonraki ödemeler de aynı kalacaktı.

FIFA’nın planına karşı açıkça tavır alan üç federasyon, 211 FIFA üye federasyonunun 137’sini temsil ediyor.

FIFA, teklifin ilerleyebilmesi için 211 üye federasyonun çoğunluğunun ve Infantino ile sekiz FIFA başkan yardımcısından oluşan 37 kişilik FIFA Konseyi’nin onayı gerektiğini belirtmişti.

Avrupalıların FIFA başkanlığına adayı Katarlı el-Halifi

Güney Amerika futbol konfederasyonu CONMEBOL, cuma günü yaptığı açıklamada planları reddetmedi fakat mali ve ticari kararların “her zaman futbolun çıkarlarına hizmet etmesi ve asla futbolun özünden öncelikli olmaması gerektiğini” belirtti.

The Athletic’in haberine göre, perşembe günü düzenlenen UEFA ve CONCACAF toplantılarında Infantino’nun FIFA’daki gelecekteki liderliği sorgulandı.

Infantino, Şubat 2016’da Sepp Blatter’in yerine geçerek FIFA başkanlığı görevini üstlenmişti ve Mart 2027’de yapılacak bir sonraki seçimde rakipsiz olarak aday olması bekleniyordu.

Avrupalıların, Infantino’nun karşısına beIN Media’nın Katarlı CEO’su Nasır el-Halifi’yi çıkaracakları da konuşuluyor.

Norveç Futbol Federasyonu Başkanı Lise Klaveness, VG’ye verdiği demeçte, “Şu anda edindiğim net izlenim, onun büyük ölçüde güven kaybettiği yönünde. Geçen sefer ona oy vermemiştik ve bu konuda şüpheciydik. FIFA’nın pek çok iyi yanı var fakat yönetim ilkeleri ve kurallarına gevşek bir yaklaşım sergilerseniz, güveni hızla kaybedersiniz,” dedi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

ABD, Londra’daki Çin elçilik arazisine göz dikti

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi yetkilileri Londra’daki Royal Mint Court kompleksinde bulunan araziyi yeni elçilik binası için satın alma fikrini görüştü. Fikir, Çin’in dev diplomatik tesis inşaat izninin iptal edilmesi olasılığı üzerine gündeme geldi. Washington temsilcileri konuyu aylardır ABD Dışişleri Bakanlığı ile Londra elçiliği bünyesinde üst düzeyde değerlendiriyor.

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi temsilcileri, İngiltere’nin başkenti Londra’daki Royal Mint Court kompleksi sınırları içinde yer alan araziyi yeni Amerikan büyükelçiliği için satın alma ihtimalini masaya yatırdı.

Sürdürülen değerlendirmelerin, Pekin yönetiminin söz konusu alanda kurmayı planladığı dev diplomatik tesis için verilen inşaat izninin iptal edilmesi ihtimaline dayandığı bildirildi.

i Paper gazetesinde yer alan habere göre Kraliyet Darphanesi’nin eski genel merkezi olan Royal Mint Court kompleksi, Londra Kulesi ile finans ve iş merkezi olan Londra Şehri’nin (City of London) yakınında konumlanıyor.

Plan aylardır ABD Dışişleri Bakanlığı bünyesindeki üst düzey yetkililer ile Londra’daki Amerikan Büyükelçiliği personeli arasında ele alınıyor. Bazı Amerikalı yetkililer Londra Kulesi yakınındaki bu alanın, ABD diplomatik misyonunun Nine Elms bölgesinde bulunan mevcut binasına kıyasla stratejik açıdan çok daha avantajlı olduğunu savunuyor.

Projeyi destekleyen yetkililer, olası bir satın almayı Washington’ın Pekin karşısında elde edeceği jeopolitik bir zafer olarak nitelendiriyor. Taraflar arasında resmi müzakerelerin henüz başlamadığı kaydedildi.

Gazeteye konuşan kaynaklar, görüşmelerin Washington’ın Royal Mint Court’taki araziyi devralması karşılığında Nine Elms’teki mevcut Amerikan büyükelçiliği kompleksini Çin’e teklif etme şakasına kadar vardığını belirtti. Böyle bir takasın gerçekleşmesi için birden fazla hükümetin onay vermesi gerekiyor.

Londra Mahkemesi 31 Temmuz günü İngiliz makamlarının Royal Mint Court arazisinde Çin büyükelçiliği kurulmasına onay veren kararını hukuka uygun buldu ve bölge sakinleri derneğinin açtığı davayı reddetti.

The Guardian gazetesi, mahalle sakinlerinin kararı temyize götürmeyi planladığını bildirdi.

İngiltere yönetimi, sekiz yıldır süren değerlendirme sürecinin ardından ocak ayında Çin’in Avrupa’daki en büyük büyükelçilik kompleksini inşa etmesine izin vermişti.

Pekin yönetimi eski Kraliyet Darphanesi arazisini 2018 yılında satın almıştı.

Washington yönetimi, tesisin finans merkezine ve iletişim kablolarına yakınlığının güvenlik riski yaratacağı konusunda Londra’yı uyarmıştı.

İngiliz yetkililer istihbarat servislerinin giderilemeyecek bir risk tespit etmediğini duyurmuş, ancak yerel halk projeyi yargıya taşımıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Washington ile Kiev arasında Patriot teknolojisi pazarlığı sürüyor

Yayınlanma

ABD ile Ukrayna arasında Patriot hava savunma sistemlerinin üretim teknolojilerinin Kiev’e devredilmesi konusunda zorlu müzakereler yürütülüyor. ABD Temsilciler Meclisi Üyesi Mike Turner, iki ülkenin teknoloji transferi ve yerel üretim için temasları sürdürdüğünü bildirdi.

ABD ile Ukrayna, Kiev’in Patriot hava savunma sistemlerini kendi topraklarında üretmesini sağlayacak teknoloji transferi konusunda zorlu müzakereler yürütüyor.

Açıklama, ABD Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçi Parti Üyesi Mike Turner tarafından yapıldı.

2023-2025 yıllarında Temsilciler Meclisi İstihbarat Komisyonu Başkanlığı görevini yürüten Turner, CBS News kanalına verdiği mülakatta iki ülkenin istişareleri sürdürdüğünü doğruladı. Turner, “Savunma amaçlı olan Patriot füzeleriyle ilgili durum çok karmaşık” ifadelerini kullandı.

Kongre üyesi, müzakerelerin Ukrayna’ya Patriot teknolojilerine daha geniş erişim sağlanmasını kapsadığını ve bu sayede ülkede söz konusu hava savunma sistemlerinin üretiminin organize edilebileceğini kaydetti.

Turner, Trump yönetimi ile Pentagon’un müzakereleri olabildiğince hızlı bir şekilde tamamlayarak ilgili kararı almasını umduğunu dile getirdi.

Trump teknoloji hırsızlığı endişesini dile getirdi

Turner’ın çıkışı, ABD Başkanı Donald Trump’ın Ukrayna’ya Patriot füzelerini üretme izni verme vaadinden şüphe duymaya başladığına ilişkin haberlerin ardından geldi.

The New York Times gazetesi, Trump’ın teknolojinin Washington’a karşı kullanılabileceği endişesiyle Ukrayna’nın Patriot füzelerini üretmesine izin verme sözünden vazgeçtiğini yazdı.

ABD Başkanı Trump daha önce Patriot sistemlerinin sırlarını teknoloji devi Nvidia’nın çiplerine benzetmiş ve bu teknolojilerin dışarı sızmasına izin verilemeyeceğini savunmuştu.

Trump, 31 Temmuz’da Camp David’deki başkanlık rezidansında bakanlar kurulu toplantısının ardından CNBC kanalına yaptığı açıklamada, ABD’nin Patriot üretim teknolojisini hiçbir ülkeye devretmediğini, böyle bir şeyin neredeyse imkansız olduğunu fakat bu yönde görüşmelerin yapıldığını söyledi.

Patriot füzelerinin yerel olarak üretilmesi konusu, Kiev yönetiminin hava savunma araçlarındaki yetersizlik beyanlarının gölgesinde aylardır tartışılıyor.

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, nisan ayında yaptığı açıklamada ülkesinin çatışmaların başlangıcından bu yana en büyük önleyici füze kıtlığıyla karşı karşıya kaldığını duyurmuştu.

Zelenskiy, mayıs ayı sonunda Washington’a başvurarak Patriot üretimi için lisans verilmesini talep etmişti. ABD Başkanı Donald Trump ise temmuz ayı başında ABD’nin Ukrayna’ya söz konusu lisansı vermeye hazır olduğunu açıklamıştı.

Trump o dönemde Patriot füzelerinin üretiminin “çok karmaşık” olduğunu vurgulamış, ancak Kiev’in bu teknolojide uzmanlaşabileceğine inandığını ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English