Bizi Takip Edin

Diplomasi

FT yazarı uyardı: Küresel pazarda yeni bir Çin şoku yaşanabilir

Yayınlanma

Financial Times yazarı Ryan Avent, Çin’in hızla artan ticaret fazlasının gelişmiş ülkeler için yeni bir ekonomik şok yaratabileceğini savundu. İç talepteki daralma ve Pekin’in sanayi yatırımları üretimi körüklerken, süreç Çin’deki fabrikalarda otomasyonu ve işten çıkarmaları hızlandırıyor.

Financial Times yazarı Ryan Avent, Çin’in dış ticaret fazlasındaki yeni ve hızlı artışın yeni bir “Çin şoku” dalgasına işaret edebileceğini yazdı.

İktisatçılar, Çin’in küresel pazarlara yönelik ihracatındaki sıçramanın gelişmiş ülkelerdeki üreticiler açısından rekabeti sertleştirmesini ve bazı sektörlerde istihdamı daraltmasını “Çin şoku” olarak tanımlıyor.

Bu terim, Çin’in 2001 yılında Dünya Ticaret Örgütüne girmesiyle ABD ve diğer ülkelere ucuz Çin mallarının akışının hızlanması sonucu yaygınlık kazandı.

İlk şok dalgasından en ağır etkilenen ülke ABD oldu. Ülkedeki üreticilerin rekabete dayanamaması sebebiyle 1999 ile 2011 yılları arasında 2 milyondan fazla istihdam kaybı yaşandı.

Avent, dünyanın beklediği dengelenmeyi Çin’in gerçekleştirmemesi nedeniyle ilk dalganın etkilerinin Amerikan ekonomisinde halen hissedildiğini savundu.

Çin’in gayrisafi yurt içi hasılası içinde net ihracatın payı 2007-2019 döneminde geriledi ve Batılı ülkeler bu sayede ulusal güvenlik ve diğer meselelere odaklanabildi.

Avent, bugün ise dış ticaret fazlasının yeniden hızla tırmandığını ve zengin ülkelerin ekonomileri için tehdit oluşturduğunu aktardı.

Yazar, bu fazlalığın nedenlerinden biri olarak emlak piyasasında altı yıl önce yaşanan çöküşün ardından iç talebin duraklamasını gösterdi. Bir diğer olası gerekçe ise Pekin yönetiminin kendi kendine yetebilmek adına sanayiye devasa kaynaklar aktarması olarak öne çıkıyor.

Değer kaybeden yuanın rolüne de dikkat çekildi. Para biriminin değer kazanması, Çin’in kur müdahalelerini değiştirmesini, yabancı para ile varlık alımını azaltmasını ve bu varlıkları satmasını gerektirebilir. Bu senaryo, diğer ülkelerde yerel para birimlerinin zayıflamasına ve faiz oranlarının yükselmesine yol açabilir.

Wall Street Journal gazetesi de 2024 ilkbaharında iktisatçıların olası bir ikinci dalgaya ilişkin endişelerini aktarmıştı.

Uzmanlar, Çin’in ekonomik sıkıntıları aşmak amacıyla iç talebin çok üzerinde mal ürettiğini belirterek küresel pazarın yeniden ucuz ürün akınına uğrayacağı tahmininde bulundu.

Üstelik Çin’in artık otomobil, bilgisayar çipleri ve karmaşık makine sanayisi gibi yüksek teknoloji alanlarında rekabet ettiği vurgulandı.

Öte yandan Moskova Yüksek Ekonomi Okulu (VŞE) Üniversitesi Kapsamlı Avrupa ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi Direktörü Vasiliy Kaşin, Rus medya kuruluşu RBK’ya verdiği demeçte, ABD’nin ilk şok döneminden bu yana Çin ekonomisine yaptırımlar uyguladığını ve yeni bir ihracat dalgasında bu önlemlerin büyük olasılıkla sertleşeceğini kaydetti.

Financial Times gazetesinin aktardığı değerlendirmelere göre yeni süreç Çin’in kendi ekonomisini de sarsabilir. Üretimdeki artışla beraber ülke genelinde giriş seviyesinde imalat yapan fabrikalar otomasyona yöneliyor ve personel azaltıyor.

Bu yönelim, emek yoğun üretimden sancılı bir kopuşu beraberinde getirerek milyonlarca insanı işsiz bırakabilir. Geçmişte ucuz iş gücü avantajını kullanan Çin’deki üretim faaliyetleri ise Güneydoğu Asya’nın diğer ülkelerine kayıyor.

Pekin yönetimi, sanayileşme adımlarının diğer ülkeler için risk teşkil ettiği yönündeki suçlamaları geri çevirdi. Şinhua ajansının aktardığına göre Çin Ticaret Bakanlığı, “Çin şoku 2.0” iddialarının temelsiz olduğunu vurguladı. Bakanlık açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

“ABD ve diğer Batılı ülkeler, Çin’in sanayi gelişiminin Batı tekelini sarstığını ve Küresel Güney ülkelerinin büyüme alanını daralttığını öne sürerek sözde ‘Çin şoku 2.0’ söylemini dolaşıma soktu. Bu iddia somut verilere dayanmıyor ve tümüyle asılsızdır.”

Diplomasi

Almanya ile BAE arasında milyarlarca avroluk anlaşma

Yayınlanma

Almanya ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) iki ülke arasındaki ilişkileri güçlendirme çabalarının bir parçası olarak milyarlarca avro değerinde yatırım, yapay zeka ve enerji anlaşmaları imzaladı.

Eski BAE Birleşmiş Milletler Büyükelçisi ve şu anda Körfez ülkesinin dışişleri bakanlığında müsteşar rütbesinde görev yapan Lana Nusseibeh, bu anlaşmaların ilişkilerde yeni bir dönemin başlangıcı olacağını söyledi.

Almanya ve ⁠BAE, petrol hariç yıllık yaklaşık 15,5 milyar dolar değerinde bir ticaret hacmine sahip.

Fakat İran savaşı ve ABD ile değişen ilişkiler de dahil olmak üzere artan jeopolitik belirsizlik, her iki tarafı da stratejik ağlarını genişletmeye ve mevcut ortaklarıyla bağlarını derinleştirmeye itti.

Nusseibeh, Berlin’de gazetecilerle yaptığı bir toplantıda, “BAE ile Almanya arasındaki daha güçlü bir ilişki, Avrupa’nın endüstriyel ve teknolojik güçlerini Körfez, Asya ve Afrika’daki sermaye, enerji ve büyüme fırsatlarıyla birleştirmeye yardımcı olabilir,” dedi.

BAE Cumhurbaşkanı Şeyh Muhammed bin Zayed El Nahyan’ın Berlin ziyareti sırasında imzalanan anlaşmalar hakkında ayrıntılı bilgi vermeyen Nusseibeh, bu anlaşmaların “geleceğimizle ilgili bir niyet beyanı” olacağını söyledi.

Yetkili, yenilenebilir enerji, hidrojen ve enerji verimliliği alanlarındaki mevcut anlaşmaları temel alarak, enerji dönüşümü konusunda anlaşmaların yanı sıra araştırmacıları ve yatırımcıları bir araya getirecek, teknoloji işbirliğine yönelik özel bir çerçevenin oluşturulacağını belirtti.

Nusseibeh, “Uluslararası düzenin zorlu bir dönemden geçtiği bu günlerde, BAE ile Almanya arasındaki gibi ortaklıklar hayati önem taşıyor,” dedi.

El Nahyan, perşembe günü tarihi bir ziyareti kapsamında Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier ile üst düzey görüşmelerde bulundu.

Liderler, Almanya’nın başkentindeki Villa Borsig’de düzenlenen toplantıda, 50 yılı aşkın bir süredir devam eden uzun soluklu ilişkileri daha da ilerletmenin yollarını değerlendirdiler.

Taraflar ayrıca, bölgesel güvenlik ve istikrarı güçlendirmenin bir yolu olarak Orta Doğu’da kalıcı barışı sağlama çabalarını da değerlendirdiler.

Şeyh Muhammed, X’te yaptığı açıklamada, “Bugün Berlin’de Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier ile bir araya gelerek iki ülke arasındaki uzun soluklu dostluğu teyit etme ve işbirliğini daha da güçlendirmenin yollarını görüşme fırsatı buldum,” dedi ve şöyle devam etti:

“BAE-Almanya ortaklığı, iktisadi, kültürel ve halklar arası bağları kapsamaktadır ve bizler, ülkelerimiz ve halklarımız için kalıcı fırsatlar sunmak amacıyla bu temelleri daha da sağlamlaştırmaya kararlıyız.”

Şeyh Muhammed, iki ülke arasındaki sağlam ilişkilerin Birleşik Arap Emirlikleri’nin kurulmasından önceye dayandığını ve son yıllarda bir dizi önemli dönüm noktasıyla güçlendiğini, bunun da stratejik ortaklıkla sonuçlandığını belirtti.

BAE lideri, bu sürekli ilerlemenin, ülkelerin çıkarlarını ilerletmek amacıyla işbirliğini genişletmeye yönelik ortak bir taahhüdü yansıttığını söyledi.

Steinmeier’in BAE ile Almanya arasındaki ilişkileri güçlendirmedeki rolünü övdü ve yakın bağların geliştirilmesinde Emirlikler’deki Alman topluluğunun rolünü vurguladı.

Toplantıya, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah bin Zayed, Cumhurbaşkanlığı Özel İşler Mahkemesi Başkan Yardımcısı Şeyh Hamdan bin Muhammed, BAE Cumhurbaşkanı Danışmanı Şeyh Muhammed bin Hamad’ın yanı sıra çok sayıda bakan ve üst düzey yetkiliden oluşan BAE heyetinin üyeleri katıldı.

Toplantıya bir dizi Alman bakan ve yetkili de katıldı.

BAE lideri ayrıca, iktisadi ve kalkınma sektörlerine odaklanarak işbirliğini derinleştirme çabalarını görüşmek üzere Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile bir araya geldi.

BAE, perşembe günü iki ülke liderleri arasında gerçekleştirilen toplantının ardından, Almanya’nın sanayisini desteklemek üzere 40 milyar avro yatırım yapma sözü verdi.

BAE Cumhurbaşkanı Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan ve Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, BAE liderinin Almanya’ya yaptığı devlet ziyaretinin “her iki ülke ve daha geniş anlamda uluslararası düzen için belirleyici bir anda” gerçekleştiğini belirttiler.

“Almanya, on yıllardır önemli bir stratejik ve ekonomik ortak olmuştur,” diyen Sanayi ve İleri Teknoloji Bakanı Sultan Ahmed El Cabir, aynı zamanda Dışişleri Bakanı’nın Almanya özel temsilcisi.

Bakan, yeni yatırım diliminin BAE’nin “önümüzdeki yıllarda bu ilişkiye yatırım yapma” hedefini yansıttığını da sözlerine ekledi.

Bu paket, Almanya’nın endüstriyel rekabet gücünü artırmayı ve Avrupa’nın en büyük ekonomisinin uzun vadeli iktisadi büyümesini desteklemeyi amaçlıyor.

Paket, yaklaşık 1 gigawatt kapasiteli yeni veri merkezlerinin geliştirilmesi gibi dijital altyapı yatırımlarını içeriyor.

Her iki taraf da, Almanya’nın “bu yatırımların hayata geçirilmesi için elverişli bir ortam yaratmaya” kararlı olduğunu belirtti.

İki ülke, güvenlik, savunma, ticaret ve enerji dahil olmak üzere çok çeşitli alanlarda işbirliğini artırmayı planlıyor.

Merz ve Şeyh Muhammed, toplam değeri 9,4 milyar avroyu aşan ve BAE ile Alman şirketleri arasında imzalanan 29 anlaşmayı da memnuniyetle karşıladı; ayrıca yeni kurumsal yatırımlar da planlanıyor.

Almanya, BAE havayolu şirketi Emirates’e ek uçuş hakları vererek, şirketin Berlin’den Dubai’ye düzenli seferler düzenlemesine izin verdi.

Berlin havalimanının bulunduğu Brandenburg eyaleti bu adımı memnuniyetle karşılarken, Alman rakip Lufthansa ise bunu eleştirdi.

Devlet haber ajansı Wam‘ın bildirdiğine göre Şeyh Muhammed, Alman parlamentosu Bundestag’ı da ziyaret etti. Emir, Bundestag Başkanı Julia Klöckner ve bir dizi milletvekili tarafından karşılandı.

İki taraf, karşılıklı ilgi alanına giren bir dizi konuyu görüştü; Şeyh Muhammed, BAE ile Almanya’yı birleştiren “ortak insani değerlere” vurgu yaptı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Anthropic raporu: Yemen’deki Husiler ve İran, askeri hedeflerde Claude’u kullanmış

Yayınlanma

Yapay zeka şirketi Anthropic, yayımladığı detaylı raporda Yemen’deki Husiler ile İran bağlantılı aktörlerin füze geliştirme ve ABD donanmasını hedefleme amacıyla Claude modelini kullandığını açıkladı. Belgede, Yemen’de yapılan başarısız roket testinin ardından aktörlerin hata analizi için doğrudan modele başvurduğu, İran unsurlarının ise Amerikan savaş gemilerini haritalandırdığı kaydedildi.

Yapay zeka şirketi Anthropic, yayımladığı detaylı tehdit istihbaratı raporunda, Claude adlı yapay zeka modelinin devlet bağlantılı yapılar, yabancı istihbarat servisleri ve siber suç şebekeleri eliyle konvansiyonel silahlardan biyolojik araştırmalara kadar uzanan alanlarda kötüye kullanım girişimlerini kamuoyuna duyurdu.

Raporun önemli kısmını, Yemen’in kuzeyindeki Husilerin güdümlü füze yazılımı geliştirmesi ve İran bağlantılı aktörlerin Ortadoğu’daki ABD donanma unsurlarını hedef almak üzere modeli askeri keşif aracına dönüştürmesi oluşturdu.

Aralık 2025 ile Ağustos 2026 arasındaki dönemi kapsayan raporda; siber saldırılar, etki operasyonları, kitlesel gözetleme, konvansiyonel silah geliştirme, biyolojik riskler ve yetkisiz model kopyalama dahil yedi ana alanda tespit edilen faaliyetlerin ayrıntıları paylaşıldı.

Şirket, kurallarını ihlal eden tüm hesapları kapattığını ve elde edilen verileri ilgili uluslararası muhataplarla paylaştığını açıkladı.

Anthropic Tehdit İstihbaratı biriminin tespitlerine göre, Yemen’in kuzeyinde yerleşik bir silah hücresi (ki Yemen’in kuzeyinde Husiler var), üç farklı füze geliştirme programında insan yazılım mühendislerinin yerine Claude Code sistemini yerleştirdi.

Bu çalışmalar; ticari bir akıllı telefon işlemcisiyle çalışan son aşama güdüm sistemine sahip taktik roket, menzil hedefi 2 bin kilometreyi aşan çok aşamalı balistik füze ve hipersonik kayma aracı taşıyan füze modellerinden meydana geldi.

Söz konusu hücre, açık kaynaklı otopilot yazılımlarını telefon işlemcisine uyarlamak, uçuş kontrol algoritmalarını optimize etmek ve donanım yazılımı derlemek amacıyla yapay zekadan yararlandı.

Husiler; Claude hesaplarını sanal bir mühendislik ekibi gibi yapılandırarak bir hesaba kod yazma, diğerine araştırma yapma, üçüncüsüne ise yazılan kodları denetleme görevi verdi.

Raporda, grubun Yemen sahasında güdümlü bir roketle gerçek bir test atışı gerçekleştirdiği kaydedildi.

Canlı atış testinin başarısızlıkla sonuçlanmasının hemen ardından aktörlerin, telemetri verilerini yükleyip hatanın nedenini tespit etmek amacıyla saatler içinde yeniden Claude platformuna başvurduğu belgelendi.

Hücrenin, Claude erişimi kesilse dahi bağımsız çalışabilen çevrimdışı simülasyon araçları derlemeyi başardığı görüldü.

İran ABD savaş gemilerini ve personeli izledi

Raporda yer alan bir diğer askeri vaka, İran bağlantılı siber aktörlerin Ortadoğu’daki ABD deniz kuvvetlerini hedef alma girişimleri oldu.

Bu aktörlerin, açık kaynaklı askeri verileri tarayarak Amerikan savaş gemilerine ve personeline yönelik operasyonel hedefleme kılavuzları hazırladığı ortaya çıktı.

İran; kamuya açık askeri fotoğrafların alt yazılarından Amerikan askeri personelinin isim listelerini çıkardı, gemi ve uçak transponder verilerini takip etti, ticari uydu görüntülerini tarayan kodlar yazdı ve denizcilik uydu iletişim terminallerindeki güvenlik açıklarını haritalandırdı.

Tahran yönetimiyle bağlantılı diğer şebekelerin ise yerel ve bölgesel gözetleme sistemleri geliştirdiği belirlendi. Kum merkezli bir birimin, sosyal ağ kullanıcılarının kimlik bilgilerini toplamak üzere namaz vakti uygulaması kılıfına sokulmuş zararlı bir internet tarayıcısı eklentisi ürettiği ve verileri “Arman” adlı merkezi vaka yönetim sistemine aktardığı saptandı.

Ayrıca İran resmi kurumlarının, dini liderlik verasetine zemin hazırlamak amacıyla yazarların seslerini yapay zekayla kopyaladığı ve çok dilli dezenformasyon ağları işlettiği aktarıldı.

Rusya da otonom kamikaze İHA sürüsü için kullanmış

Raporda, Rusya merkezli serbest bir yazılım ekibinin “DronDoc” veya “Serafim” adını verdikleri tam otonom kamikaze insansız hava aracı sürüsü yazılımı geliştirdiği belirtildi.

Rusya Bilimler Akademisi ile bağlantılı bir üniversiteyle ilişkisi bulunan bu ekibin, Ukrayna savaş sahasından elde edilen görüntüleri kullanarak yapay zekayı dost ve düşman unsurları ayırt edecek şekilde eğittiği ifade edildi.

Geliştirilen sistemin, insan müdahalesine ihtiyaç duymadan hedef seçme, canlı insan sınıflandırması yapma ve patlama emri verme yeteneğiyle kurgulandığı ve simülasyonların doğrudan Donetsk bölgesindeki koordinatlar üzerinden yürütüldüğü kaydedildi.

Rusya kaynaklı “Midnight Blizzard” grubu ise Ukrayna İHA tedarik zincirini hedef alırken, otel kablosuz ağlarını yönlendirerek yabancı yetkilileri ve drone mühendislerini hedef alan saldırılar düzenledi.

Moskova’daki bir tasarım bürosunda görevli tedarik yöneticisinin de Claude üzerinden Avrupa yaptırımlarını aşma planları hazırladığı tespit edildi. Şahsın; Alman yapımı manyetometreler, uzay sınıfı fotovoltaik plakalar ve askeri havacılık oksijen sistemlerini Çin ile Hong Kong merkezli aracı şirketler üstünden Rusya’ya taşımak amacıyla sahte ihale ve lojistik yazışmaları derlediği kayıtlara geçti.

Biyolojik tehditler, patojen mühendisliği

Raporda, yapay zekanın tehlikeli biyolojik araştırmalarda kullanımına dair beş somut vaka paylaşıldı. Askeri bir araştırma enstitüsünde görevli virologların, sivrisinekler yoluyla bulaşan Chikungunya virüsünün bulaşıcılığını ve bağışıklıktan kaçma yeteneğini artırmayı hedefleyen işlev kazanımı araştırmaları için yapay zekayı kullandığı belgelendi.

Benzer şekilde, insanlarda yüzde 50 ölüm oranına sahip H5 varyantı kuş gribinin memelilere uyarlanması ve havadan bulaşma yeteneği kazanması üzerine deney tasarımları yapıldığı, çiçek virüsü ailesinden gelen patojenlerin bağışıklık sisteminden kaçış mekanizmalarının modellendiği bildirildi.

İhracat kontrol listelerinde bulunan felç edici zehirler ile Dünya Sağlık Örgütü’nün öncelikli salgın listesindeki kanamalı ateş virüsü proteinlerinin kimlikleri kasıtlı olarak gizlenerek yapay zekaya analiz ettirildiği duyuruldu.

Bunun yanı sıra Mali Devlet İstihbarat Servisi adına çalışan bir danışmanın, Claude yardımıyla “Lakana 360” isimli bir kitle gözetleme platformu tasarladığı ortaya çıktı.

Sistemin, ülkedeki üç mobil operatörde kayıtlı yaklaşık 25 milyon SIM kartı mahkeme kararı şartı olmaksızın izlemek, ses kayıtlarını toplamak ve biyometrik veritabanıyla eşleştirmek üzere kurgulandığı açıklandı.

Öte yandan Alibaba, Moonshot, DeepSeek, Zhipu ve Xiaomi gibi önde gelen Çinli yapay zeka şirketlerinin, Claude modellerinin mantıksal muhakeme zincirlerini çalmak amacıyla yüz milyonlarca yetkisiz oturum açtığı iddia edildi. Moonshot ve DeepSeek platformlarının kendi kullanıcılarının sorgularını gizlice Claude’a yönlendirdiği ve bu esnada Çin polisinin Çengdu’daki yüzlerce kameradan aldığı askeri üs gözetleme kayıtlarını, Çin kamu şirketlerinin dahili şifrelerini ve Rusya Savunma Bakanlığı bağlantılı canlı veri tabanı erişim kodlarını üçüncü taraflara ifşa ettiği öne sürüldü.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Bin Selman, Trump’tan Husilere saldırmasını talep etti

Yayınlanma

Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, ABD Başkanı Donald Trump’tan Yemen’de Husilere karşı hava saldırıları düzenlemesini istedi.

İki ABD’li yetkilinin Axios’a verdiği bilgiye göre, Trump bu talebi reddetti ve ABD’li yetkililer, yönetimin şimdilik Husilere karşı doğrudan müdahale etme planı olmadığını vurguladılar.

Perşembe günü, Husi milislerinin (Ensarullah) öncülüğündeki direnişin Yemen’de stratejik sahil kenti Muha’yı ele geçirmesiyle petrol fiyatları ani bir artış yaşadı.

Bu gelişme, Yemen direnişini küresel ticaret ve Suudi petrol ihracatı için hayati önem taşıyan Bab el-Mendeb Boğazı’na bir adım daha yaklaştırdı.

İran’ın halihazırda Hürmüz Boğazı’ndaki trafiği aksatması nedeniyle, Husilerin Bab el-Mendeb’i kontrol altına alması, Tahran’a ABD ve Körfez müttefikleri üzerinde güçlü bir yeni baskı aracı sağlayabilir.

Perşembe günü, Husi güçlerinin sahil kenti Muha’ya doğru ilerlemesi ve Suudi destekli Yemenli güçlerin geri çekilmesi üzerine, bin Selman, kötüleşen durum hakkında Trump’ı bilgilendirmek üzere onu aradı.

Birkaç saat sonra prens tekrar aradı ve Trump’tan Husilere karşı ABD hava saldırıları düzenlemesini talep etti.

Trump bunu reddetti fakat bir ABD’li yetkili, yönetimin Suudi Arabistan’a Husilerle ilgili istihbarat ve hedef verileri sağlayacağını söyledi.

Yetkili, yaklaşık 200 ABD askeri personelinin halihazırda Suudi Arabistan’da bulunarak askeri olmayan destek sağladığını belirtti.

Trump yönetiminin üst düzey bir yetkilisi, Washington’un önceliğinin Kızıldeniz’i açık tutmak olduğunu, daha geniş kapsamlı mücadeleyi ise bölgesel ortaklarına bırakmak olduğunu belirtti.

Yetkili, “Bölgesel istikrar konusunda Suudi Arabistan ve Yemen Cumhuriyeti Hükümeti ile sürekli diyalog halindeyiz,” dedi.

Yetkili şöyle devam etti:

“ABD, Kızıldeniz’de seyir özgürlüğünü sağlamak gibi temel ulusal güvenlik çıkarlarımızı korumaya odaklanırken, bölgesel güvenlik sorunlarının yönetilmesi ve çözülmesinde öncülüğü üstlenmeleri için bölgesel ortaklarımızı güçlendiriyor.”

ABD, Yemen’de hızla tırmanan çatışmalardan endişe duyuyor ve doğrudan askeri müdahaleyi önlemeye çalışırken Suudi Arabistan’a verdiği desteği artırıyor.

Konuyla ilgili bilgisi olan iki kaynağın aktardığına göre, ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper, acil koordinasyon toplantıları için perşembe günü Suudi Arabistan’a gitti.

Suudi Arabistan ile Yemen direniş güçleri arasındaki çatışma, Riyad’ın Ali Hamaney’in cenaze töreninden dönen üst düzey Husi yetkililerini taşıyan bir İran uçağının Sana’ya inişini engellemesinin ardından Temmuz ayında yeniden alevlendi.

Bin Selman, Sana havaalanına saldırmak için Trump’tan siyasi destek istedi fakat Suudi Arabistan’ın ABD’nin askeri yardımına ihtiyaç duymadığını açıkça belirtti. Trump ona desteğini verdi.

Bunun ardından Husiler, Kızıldeniz’deki Suudi tankerlerine saldırarak misilleme yaptı. Bu saldırılar, krallığın petrol ihracatı için hayati önem taşıyan bir güzergâhı tehdit etti ve daha sonra saldırılarını Suudi enerji tesislerine de genişletti.

Suudi Arabistan ve Yemenli müttefikleri, Husi mevzilerine yönelik hava saldırıları ve kara operasyonlarıyla karşılık verdi.

Suudi Arabistan’ın ABD’den doğrudan askeri müdahale talebi, Riyad’ın Washington’a Husilerle kendi başına başa çıkabileceğini söylediği Temmuz ayına kıyasla keskin bir dönüşü işaret ediyor.

Çatışmaların şiddetlenmesi üzerine Suudiler, ABD’den giderek artan düzeyde destek talep etmeye başladı.

Görüşmelere yakın kaynaklar, son haftalarda ABD’li askeri ve sivil yetkililerin Suudi meslektaşlarına, Trump’ın talimatının Amerikan kuvvetlerinin İran ve Hürmüz Boğazı’na odaklanmasını sağlamak ve yeni bir cephe açılmasını önlemek olduğunu ilettiklerini belirtti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English