Bizi Takip Edin

Amerika

Genç Demokratlar hayat pahalılığı gündemiyle Kongre yolunda

Yayınlanma

ABD’de hayat pahalılığı ve konut krizini kampanyalarının merkezine alan genç ve ilerici Demokrat adaylar, ön seçim zaferlerinin ardından Kongre’ye girmeye hazırlanıyor. Kendi kuşaklarının ekonomik sıkıntılarını bizzat yaşayan adaylar, parti yönetiminin ve kıdemli üyelerin geleneksel dengeleriyle erken bir sınav verecek.

ABD’de yeni nesil genç ve ilerici Demokratlar, seçim kampanyalarının merkezine yerleştirdikleri ekonomik meselelerle kurdukları doğrudan ve kişisel bağlarla gelecek yıl Kongre’ye adım atabilir.

Söz konusu adaylar, söz konusu politika başlıklarını partisinin genel gündeminde çok daha etkin bir konuma taşımayı hedefliyor.

Geleceğin milletvekili adayı olan bu gençlerin birçoğu açısından ev sahibi olamamak ve sürekli tırmanan sağlık harcamaları, hem kendi hayatlarını hem de akranlarının yaşam koşullarını doğrudan belirleyen en kritik başlıklar arasında yer alıyor.

Genç Demokratlar, bizzat edindikleri bu tecrübenin, kendi kuşaklarının içinden çıkmakta giderek daha fazla zorlandığı sorunlara yönelik çok daha güçlü bir aciliyet duygusu kazandırdığını savunuyor.

The Hill gazetesine konuşan New York’un 7. Seçim Bölgesi’nden Demokrat Parti adayı olarak yarışan 36 yaşındaki Claire Valdez, kendisinin Milenyum kuşağına mensup olduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu:

“Şu anda ülke genelinde yarışa giren ve seçilen meslektaşlarımın birçoğu da Milenyum kuşağından. Geleceğimizin elimizden alındığını gördük. Gelecekte çocuk sahibi olmayı, ev almayı veya emekli olmayı hayal bile edemiyoruz. Ülkenin dört bir yanındaki gençlerin yaşadığı bu hayal kırıklığı ve hoşnutsuzluğun duyulması gerekiyor; bunun iktidar koridorlarında mutlaka işitilmesi şart.”

Ancak genç adayların seçmenlerden aldığı bu yetki, kıdemin, kurulan ilişkilerin ve kurumsal hafızanın halen büyük ağırlık taşıdığı Kongre gerçeklerine çarpabilir.

Bu tablo, hem göreve yeni başlayacak milletvekilleri hem de Demokrat Parti liderliği için erken bir sınav niteliği taşıyor.

Genç üyeler, politika uzmanlığının ve usul kurallarının belirleyici olduğu bir kurumda yol almayı öğrenmek zorunda kalacak; parti yönetimi ise iz bırakmak isteyen bu yeni kuşağa ne kadar alan ve nüfuz tanıyacağına karar vermek durumunda kalacak.

Demokrat Partili stratejist Antjuan Seawright, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları kaydetti:

“Genç üyelerin Kongre’ye gelip burayı değiştirmeye çalışacağını, kıdemli üyelerin ise ‘Buraya gelin ama Kongre’nin sizi değiştirmesine izin vermeyin’ bakış açısıyla yaklaşacağını düşünüyorum. Bence perspektif, sabır ve süreç en kritik üç unsur olacak. Bu ortamda, bir yasa tasarısını geçirebilmek için sizinle aynı fikirde olan 217 veya 218 kişiye daha ihtiyaç duyulduğunu öğrenmek zorunda kalacaklar.”

Kuşak değişimi arayışı, son haftalarda genç adayların art arda kazandığı Demokrat Parti ön seçim zaferlerine de yansıdı.

Bu süreçte New York’un 13. Seçim Bölgesi ön seçiminde 32 yaşındaki Darializa Avila Chevalier’nin Temsilciler Meclisi Üyesi Adriano Espaillat’yı mağlup etmesi, 31 yaşındaki Angela Gonzales-Torres’in Kaliforniya’nın 34. Seçim Bölgesi’nde Demokrat adaylığı kazanması ve 29 yaşındaki Melat Kiros’un Colorado’nun 1. Seçim Bölgesi ön seçiminde 15 dönemdir görevde bulunan Temsilciler Meclisi Üyesi Diana DeGette’yi saf dışı bırakması öne çıkan örnekler oldu.

Tıpkı Valdez gibi bu adaylar da Washington’ın hayat pahalılığı sorununu çözmek için çok az adım attığını belirterek bu konuyu kampanyalarının merkezine yerleştirmekten çekinmedi.

Adayların savunduğu temel politikalar arasında evrensel sağlık hizmeti ve çocuk bakımı, işçilere yönelik daha güçlü yasal korumalar, adil ücretler ve genişletilmiş konut yardım kuponları yer alıyor.

Demokratların bu başlıklarda Trump yönetimine karşı ne kadar sert durması gerektiği yönündeki soruya Valdez, “Olabildiğince agresif olmamız gerektiğini düşünüyorum” yanıtını verdi.

Valdez sözlerini şöyle sürdürdü:

“Beyaz Saray, Senato ve Temsilciler Meclisi’nin tamamında çoğunluğa sahip olmasak bile elimizdeki her aracı kullanmalıyız. Seçmenlerimize ve Amerikan halkına mücadele ettiğimizi göstermeliyiz. Böylece birkaç yıl sonra inşallah bir Demokrat başkan seçildiğinde Amerikan hayatını gerçekten dönüştürecek önceliklerimizin birçoğunu hayata geçirebilecek konuma geliriz.”

Bununla birlikte, daha agresif bir yaklaşım sergileme baskısı, yasama süreçlerinde çok daha geniş tecrübeye sahip olan, Cumhuriyetçilerin desteğini almayı hedefleyen ve aşırı partizan bir yoldan kaçınmak için daha ölçülü bir stratejiyi tercih edebilecek olan ılımlı ve kıdemli parti üyeleriyle görüş ayrılıklarına yol açabilir.

Buna rağmen 71 yaşındaki Kaliforniya Temsilciler Meclisi Üyesi Brad Sherman, genç ilerici Demokratların, ılımlıların ve kıdemli üyelerin hayat pahalılığı da dahil olmak üzere pek çok konuda ortak zemin bulmasını beklediğini açıkladı.

Sherman, tüm ilaçların fiyatlarını düzenlemeyi öngören bir yasa tasarısı hazırladığını ve göreve yeni gelecek üyelerin bu tasarıya ortak imza koymasını umduğunu dile getirdi.

Sherman konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“Ben hem ilerici kanadın hem de Yeni Demokratlar grubunun üyesiyim. Yeni Demokratların da ilericilerin de fiyatları düşürmek istediğini biliyorum; bence bütün ülke fiyatları aşağı çekmemizi istiyor. Tükettiğimizden daha fazla petrol ürettiğimiz için Amerikalıların akaryakıta çok daha az ödemesini sağlamak ya da vatandaşlarımızın ilaçlara Avrupalıların ödediği fiyatları ödemesini temin etmek gibi, fiyatları düşürmek için yapabileceğimiz çok şey var.”

Demokratların Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu geri kazanması halinde çok az farkla hareket etmek durumunda kalacağını belirten Sherman, şöyle devam etti:

“Genç üyelerin yapması gereken tek şey, basına kapalı grup toplantılarında tutkulu bir şekilde tartışmayı ve ardından Temsilciler Meclisi Genel Kurulu’na çıkarak tek bir blok halinde oy kullanmayı öğrenmektir.”

Sherman sözlerini şöyle tamamladı:

“Bu, 2024’te çoğunlukta olmadığımız için Demokratların öğrenmek zorunda kalmadığı bir durumdu. Gerçi azınlıkta olsak bile 20 yıl önce gördüğümün çok ötesinde bir sadakat ve tutarlılıkla oy kullandık. Dolayısıyla özel toplantılarda ifade ettiğimiz görüşler farklı olabilir, basına yaptığımız açıklamalar bile çeşitlilik gösterebilir ancak oylarımızın mutlak bir birlik içinde olması gerekir.”

Missouri Temsilciler Meclisi Üyesi 81 yaşındaki Emanuel Cleaver II ise karizmasıyla öne çıkan ve basamakları hızla tırmanarak Demokrat grubun dikkatini çeken yeni üyelerin her zaman bulunacağını belirtti.

Cleaver, Demokratların çoğunluğu yeniden kazanması halinde bu yükselen liderlerin seslerine ve masaya getirdikleri fikirlere kulak vermenin gelecek yıl kritik önem taşıyacağını vurguladı.

Cleaver, “Aramıza yeni isimlerin katılması beni mutlu ediyor. Bazıları muhtemelen beklemek istemeyecek, ilk günden itibaren göreve atılıp liderlik üstlenmek isteyecektir. Onların bu sabırsızlığını büyük bir anlayışla karşılamalı, heveslerini kırmamalıyız” dedi.

Amerika

Bessent, ABD’nin mali gücünün dış politika aracı olarak kullanılmasını destekliyor

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Amerikan müttefiklerinin çıkarlarını ilerletmek amacıyla Washington’ın finansal gücünü bir dış politika aracı olarak kullanmasını savundu.

SMU Cox İşletme Fakültesi’nde düzenlenen bir etkinlikte konuşan Bessent, “ABD’nin bilançosunu dış politika için kullanabileceğime inanıyorum. Dolayısıyla, bir dış politika hedefimiz var ve bu da Batı yarımkürede müttefikler oluşturmak,” dedi.

“Arjantin bu konuda öncüydü ve Milei hükümetinin sağlam politikalara sahip olduğuna inanıyordum,” diyerek Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei’nin hükümetine atıfta bulundu.

Geçen yıl ABD, Arjantin’e para birimini istikrara kavuşturmak ve ara seçimler öncesinde Milei’yi desteklemek amacıyla milyarlarca dolarlık bir destek paketi sağladı.

Bessent’in açıklamaları, Trump yönetiminin yabancı ülkelerin siyasetini ve ekonomisini şekillendirmek için ABD’nin mali kaynaklarını kullanmaya istekli olduğunu açıkça ortaya koydu.

Donald Trump yönetimi, Latin Amerika’nın diğer bölgelerindeki siyasi yarışları etkilemeye çalıştı ve bölgedeki ABD varlığını ve etkisini artırmak için adımlar attı.

Trump ayrıca, Venezuela lideri Nicolas Maduro’nun kaçırılmasını emretti ve ABD ordusu, Karayipler’deki teknelere düzinelerce kişinin ölümüne yol açan çok sayıda saldırı düzenledi.

Bessent ayrıca, 31 Temmuz’da ABD’nin Japonya ile birlikte nadir görülen bir ortak yen alım müdahalesine katıldığından bahsetti.

Bu müdahale, yen ve Japon devlet tahvillerindeki satış dalgasının küresel piyasalara sıçramasını önleme kararlılığının bir göstergesiydi.

Bessent, “Japon yenine müdahale ettiğimizde, Japonların, Japonya Merkez Bankası’nın ve Japon politika yapıcıların ne yapacağına dair oldukça iyi bir içgörüye sahibim,” dedi.

Bakan ayrıca, ABD’nin yıllık %3’lük bir büyüme elde edebilmesi halinde, büyüme yoluyla borç sorununu aşabileceğine inandığını belirtti.

Bessent, gelir sorunu değil, harcama sorunu olduğunu savunarak, ABD’nin harcamaları sınırlamaya çalışıp bunu %3’lük büyümeyle birleştirmesi halinde, “Büyüme yoluyla bu durumdan kurtulabiliriz,” diye ekledi.

ABD’nin toplam ulusal borcu kısa süre önce 40 trilyon doları aştı ve yıllık mali açığın 30 Eylül’de sona erecek mali yılın sonunda 2 trilyon doları aşacağı tahmin ediliyor.

İran krizini atlatacaklarını savunan Bessent, Amerikan ekonomisinin temelinin “çok, çok sağlam” olduğunu ve üstelik yeniden hızlandığını ekledi.

Bessent, geçen yıl kabul edilen büyük vergi yasasındaki teşviklerin yeni üretim tesislerinin inşasına yol açtığını ileri sürerek, Pepsi’nin Arizona’daki Frito-Lay fabrikasını genişletmesini, Winnebago’nun bir bataryapil fabrikası satın almasını ve Boeing’in Dreamliner kapasitesini artırmasını örnek gösterdi.

Harcama tarafında ise Bessent, bütçe açığını azaltmaya yönelik bir mali konsolidasyon planı üzerinde Yönetim ve Bütçe Ofisi Direktörü Russ Vought ile birlikte çalıştığını belirtti.

Yaklaşan ara seçimlerde Demokratlar Kongre’nin bir veya her iki meclisini geri kazanırsa, görev süresi dolmak üzere olan Kongre’den bu planı aceleyle geçirmemeyi tercih edeceğini belirtti.

Ayrıca, Yüksek Mahkeme’nin Başkan Trump’ın “Kurtuluş Günü” gümrük vergilerini iptal etmemiş olsaydı, ABD’nin bütçe açığını kapatmak için 180 milyar dolar tahsil etmiş olacağını da sözlerine ekledi.

Bessent, bu arada uzun vadeli Hazine tahvillerinin geri alımı konusuna da tekrar değindi.

Bakan, “Faiz oranları yüksek, fakat… daha fazla tahvil geri alımı yapacağız; bu, tahvil piyasasının en likit kısmını alıp likiditeye dönüştürmek ve tahvil alıcılarına daha fazla alım yapabilmeleri için para sağlamak anlamına geliyor,” dedi.

Mevcut faiz oranlarının enerji fiyatlarıyla şimdiye kadar hiç olmadığı kadar yüksek bir korelasyon içinde olduğunu belirten Bessent, bu durumun sona ereceğini düşünüyor.

ABD’nin şu anda Venezuela ile kurduğu enerji ilişkisi ve Orta Doğu’da durumun normale dönmesi göz önüne alındığında, bir ya da iki yıl içinde piyasada petrol arz fazlası oluşacağını belirtti.

Okumaya Devam Et

Amerika

Morgan Stanley: Petrol tüccarları uzun vadeli işlemlerden çekiliyor

Yayınlanma

İran ve Ukrayna’daki savaşlar petrol piyasalarında likiditeyi düşürürken, tüccarlar uzun vadeli sözleşmeler yerine kısa vadeli araçlara sığındı. Hürmüz Boğazı üzerinden sevkiyat riskini üstlenen büyük ticaret şirketleri küresel fiyat dalgalanmaları sayesinde karlarını tarihi seviyelere taşıdı.

İran ve Ukrayna’daki savaşların yarattığı belirsizlik, petrol tüccarlarının uzun vadeli pozisyonlarını azaltarak üç ila altı aylık kısa vadeli araçlara yönelmesine yol açtı.

Morgan Stanley küresel petrol ticareti birimi eş başkanı Brendan Ross, Bloomberg’e verdiği demeçte, piyasa aktörlerinin riskleri çok daha hassas biçimde hesapladığını ve portföylerindeki gereksiz gördükleri riskleri tasfiye ettiğini söyledi.

Ross, tüccarların kısa vadeye çekilmesinin vadeli işlem piyasalarında likiditeyi düşürdüğüne dikkat çekti.

Likidite daralmasının özellikle uzun vadeli sözleşmelerde derinleştiğini vurgulayan Ross, “Piyasadaki aktörler yalnızca önlerindeki üç ila altı aylık vadeyle işlem yapıyor. Bu da, ileri vadeli kontratlarda likidite açığının daha da büyümesini beraberinde getiriyor” dedi.

Petrol piyasaları, ABD ile İran arasındaki savaş ve Rusya ile Ukrayna arasında devam eden çatışmalar nedeniyle sert fiyat hareketleri yaşıyor.

Washington ile Tahran arasındaki müzakereler ve Ukrayna ordusunun saldırıları piyasadaki oynaklığı yüksek tutuyor.

Bu yıl Brent tipi ham petrolün varil fiyatı 60 dolar ile 126 dolar arasında dalgalanırken, işlenmiş petrol ürünlerindeki fiyat artışları ham petrole kıyasla çok daha sert seviyelere çıktı.

Savaş ortamından en ağır darbeyi petrol ürünleri piyasaları aldı. Üretim ve ticaret süreçlerindeki aksamalar küresel arzın daralmasına yol açtı.

Ross, “Fiziki ve finansal sarsıntılar bakımından krizin doğrudan petrol ürünleri piyasalarını etkilediği görülüyor” değerlendirmesini yaptı.

Fiyat oynaklığı ve jeopolitik riskler, yüksek risk alabilen bazı emtia ticaret şirketlerinin karlarını rekor seviyelere taşıdı.

Bloomberg’ün verilerine göre Mercuria, dokuz aylık dönemde net karını yüzde 122 artırarak 2,01 milyar dolara yükseltti.

Gunvor ise ilk altı ayda elde ettiği 909 milyon dolarlık net karla gelirini geçen yılın aynı dönemine göre 6,4 kat artırdı.

Tüccarların rekor gelirler elde etmesinde, Hürmüz Boğazı üzerinden petrol taşımayı göze alan aktörlerin yakaladığı karlı ticaret fırsatları etkili oldu.

Ortadoğu’daki savaş küresel fiyatları dalgalandırırken, stratejik boğaz hattında sevkiyat riskini üstlenen şirketlerin kar marjlarını büyüttü.

Piyasanın diğer büyük aktörleri de yüksek bilanço verileri paylaştı. Glencore tarihindeki en başarılı altı aylık sonuçlardan birini elde ederken, Trafigura’nın altı aylık net karı 4,09 milyar dolara ulaştı.

Ticaret şirketleri kazandıkları rekor gelirleri büyük temettü ödemelerine ayırmak yerine bünyelerinde tutmayı tercih ediyor.

ABD ile İran arasındaki askeri çatışmalar Şubat ayında başladı.

Çatışmaların patlak vermesiyle Hürmüz Boğazı’ndaki ticari gemi trafiği neredeyse tamamen durma noktasına geldi.

Taraflar Haziran ayında ateşkes anlaşmasına vardı ancak Tahran yönetiminin Washington’ı mutabakat şartlarını ihlal etmekle suçlamasının ardından çatışmalar yeniden başladı.

Ortadoğu’daki savaş öncesinde Hürmüz Boğazı, günlük 15 milyon varil ham petrol ve benzin, motorin ile jet yakıtından oluşan 5 milyon varil petrol ürünü dahil olmak üzere dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20’sini taşıyordu.

Sıvılaştırılmış doğalgazın (LNG) dünyadaki toplam ticaret hacminin yaklaşık beşte biri de bu stratejik deniz koridorundan sevk ediliyordu.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’de anket: Latin seçmenlerin yarıdan fazlası Demokratlara yöneldi

Yayınlanma

ABD’de yapılan kamuoyu araştırması, Kongre dengesini belirleyecek kritik seçim bölgelerindeki Latin seçmenlerin Demokrat partiye desteğini belirgin biçimde artırdığını ortaya koydu. 17 rekabetçi bölgede Demokratlar yüzde 58 desteğe ulaşırken, Cumhuriyetçiler yüzde 35 seviyesinde kaldı.

ABD’de yapılan yeni bir kamuoyu araştırması, Demokrat adayların 2024 yılından bu yana Temsilciler Meclisi yarışının çekişmeli geçtiği kritik bölgelerdeki Latin seçmenler nezdinde belirgin bir yükseliş yakaladığını ortaya koydu.

Söz konusu kazanımlar, gelecek yıl Kongre’deki çoğunluğun hangi partiye geçeceğini doğrudan belirleme potansiyeli taşıyor.

Axios ile paylaşılan Hart Research ve TelevisaUnivision ortak anketine göre, 17 rekabetçi Temsilciler Meclisi seçim bölgesindeki Latin seçmenlerin genel Kongre pusulasındaki tercihlerinde Demokratlar yüzde 58’lik desteğe ulaştı.

Aynı seçmen grubunda Cumhuriyetçileri destekleyenlerin oranı ise yüzde 35 seviyesinde kaldı. Bu kitle, kritik seçim çevrelerinde en hızlı büyüyen kararsız seçmen grubu niteliğini koruyor.

Teksas’ta çekişmeli geçen üç Temsilciler Meclisi yarışını inceleyen araştırma, 2024 başkanlık seçimlerinde yüzde 44’e yüzde 44 şeklinde eşit bölündüğünü belirten Latin seçmenlerin, ara seçimlere doğru yüzde 56’ya yüzde 36 ile Demokratların lehine yöneldiğini gösterdi.

Demokratlara yönelik Latin desteği diğer eyaletlerde de artış gösterdi. Kaliforniya’daki Latin seçmenlerin yüzde 57’si Demokratları destekleyeceğini ifade ederken, Cumhuriyetçi Parti’ye arka çıkacağını söyleyenlerin oranı yüzde 33’te kaldı.

TelevisaUnivision Kıdemli Başkan Yardımcısı Kate Coleman, Axios’a yaptığı değerlendirmede seçmen davranışına dikkat çekti:

“Latin seçmenler tek bir partiye kilitlenmiş değil. Gelişmeleri yakından izliyorlar; kimin yanlarında durduğuna ve nasıl durduğuna bakarak karar veriyorlar.”

Anket verileri, 2024 başkanlık seçiminde Donald Trump’a oy verdiğini söyleyen Latin katılımcıların yüzde 11’inin artık Demokrat adayları desteklediğini tespit etti.

Sınır dışı etme planlarını hızlandıran Trump, birçok Latin mahallesinde korkuyu tetiklerken bu seçmen grubundaki desteğini zayıflattı.

Hart Research ve TelevisaUnivision çalışması, Latin seçmenlerin yüzde 63’ünün Trump’ın başkanlık performansını onaylamadığını ortaya koydu. Görev icraatını onaylayanların oranı ise yüzde 36’da kaldı.

Trump’ın yüksek fiyatlar ve hayat pahalılığı karşısındaki tutumu Latin seçmenlerin yüzde 65’i tarafından onaylanmazken, göçmenlik denetimleri ile sınır dışı uygulamaları da yüzde 62 oranında tepki çekti.

Latin seçmenlerin yüzde 64 gibi yarıdan fazlası Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu’nu (ICE) onaylamadığını bildirdi.

Mayıs ayında UnidosUS tarafından yayımlanan anket, Latin seçmenlerin dörtte birinin Trump’a yeniden oy vermelerinin gerekmesi halinde “muhtemelen oy vermeyeceğini” ya da kesinlikle desteklemeyeceğini gösterdi.

O dönem yapılan çalışma, Trump’ın Latin seçmenler nezdindeki düşüşüne karşın Demokratların henüz belirgin bir kazanım elde edemediğine işaret etmişti.

Pew Araştırma Merkezi verilerine göre Trump, 2024 yılında Latin oylarının yüzde 48’ini alarak desteğini güçlendirmiş, dönemin Başkan Yardımcısı Kamala Harris’in ulaştığı yüzde 51’lik orana oldukça yaklaşmıştı.

Demokrat Parti içerisindeki bazı isimler ise ön seçimlerde demokratik sosyalist adayların elde ettiği zaferlerin, özellikle Küba ya da Venezuela’dan kaçan kesimler başta olmak üzere kimi Latin seçmenlerde partiye karşı soğuk bir tutuma yol açmasından endişe ediyor.

Hart Research ve TelevisaUnivision araştırması, 6-17 Ağustos tarihleri arasında 1500 Latin katılımcıyla gerçekleştirildi. Araştırmanın hata payı 2,5 puan olarak açıklandı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English