Amerika
Steve Jobs’ı iflastan kurtaran gizli CIA anlaşması gün yüzüne çıktı

CIA çalışanlarının 1980’li yılların ortasında Steve Jobs’ın kurduğu NeXT şirketiyle gizli bir sözleşme imzaladığı ortaya çıktı. The Wall Street Journal’ın haberine göre uydu istihbaratı için verilen yıllık 20 bin bilgisayarlık sipariş şirketi iflastan kurtararak Jobs’ın Apple’a dönmesinin önünü açtı.
CIA çalışanlarının 1980’li yılların ortasında Steve Jobs’ın şirketi NeXT ile imzaladığı gizli sözleşmenin, girişimcinin işini iflastan kurtardığı ve nihayetinde Apple’a dönmesini sağladığı ortaya çıktı.
The Wall Street Journal’ın (WSJ) haberine göre istihbarat teşkilatı, uydu istihbaratı amacıyla 20 bin iş istasyonu sipariş ederek şirketin ayakta kalmasını sağladı ve Jobs bu sözleşme sayesinde Apple’ın yönetimini yeniden ele geçirerek şirketi küresel bir başarıya taşıdı.
Gazetenin aktardığı bilgilere göre Joe Romello ve Jeff Harris, CIA bünyesinde uydu istihbaratının geliştirilmesine yönelik yürütülen gizli “Program B” kapsamında görev yapıyordu.
İki görevli, 1985 yılında Apple’dan kovulduktan sonra yeni şirketini kuran Jobs’ın istihbarat camiasına hayati teknolojiler sağlama konusunda yardımcı olabileceğini düşündü.
Bu sürecin sonunda Romello, New York’ta Jobs ile bir araya gelerek adı açıklanmayan bir müşteri için Motorola üretimi daha hızlı bir çip ile Intel üretimi özel bir grafik kartı içeren iki modifikasyona sahip, yılda 20 bin adet NeXT iş istasyonu satın almayı teklif etti.
WSJ’nin haberinde NeXT’in o dönemde acil satışa ihtiyaç duyduğu kaydedildi. Bilgisayarların pahalı olması ve alıcıların büyük bölümü için erişilemez kalması nedeniyle üniversitelere yapılan satışlar beklenen geliri getirmiyordu.
CIA ile yapılan sözleşme neredeyse hiç kimse tarafından bilinmiyordu. NeXT resmi olarak ESL şirketiyle ortaklık yaptığını açıklarken hükümet kanadında bu alım Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) üzerinden kayıtlara geçiriliyordu.
Söz konusu bilgisayarlar işaretsiz kamyonlara yüklenerek modifiye çip ve grafik kartlarının takılması amacıyla CIA’in paravan bir şirketine naklediliyordu.
Buradan Moffett Field askeri üssüne gönderilen cihazlar, C-5 nakliye uçaklarıyla Ulusal Keşif Ofisine (NRO) ulaştırılıyordu.
NRO analistleri, NeXTcube bilgisayarlarını birlik hareketlerini ve füze silosu inşaatlarını takip etmek amacıyla uydu fotoğraflarını taramak için kullandı. Bilgisayarlar aynı zamanda milletvekilleri ve başkan için video ile görsel içeren brifinglerin hazırlanmasına ve iletilmesine de olanak tanıdı.
Romello, NeXT bilgisayarları sayesinde istihbarat verilerinin dünyanın dört bir yanındaki komutanlara aktarılmaya başlandığını ve komutanların bilgileri “neredeyse gerçek zamanlı olarak kendi gözleriyle” yorumlama imkanına kavuştuğunu belirtti.
Romello’ya göre bu durum yeni bilgisayarların “öngörülemeyen en büyük sonucu” oldu ve CIA’in merkezi istihbarat kültürüne meydan okudu.
Apple, 1996 yılında NeXT’i satın aldığını duyurdu ve böylece Jobs kurucuları arasında yer aldığı şirkete geri döndü. Birkaç yıl sonra tüm şirketin kontrolünü yeniden eline alan Jobs’ın NeXT döneminde geliştirilen NEXTSTEP işletim sistemi, Mac’ten iPhone’a kadar uzanan Apple ürünlerinin temelini oluşturdu.
İstihbarat teşkilatlarıyla çalışmanın Jobs’a önemli bir zaman kazandırdığını belirten Dyne Ering, bu sürecin Jobs’a “işini güçlendirmesi ve geliştirmesi; hissedarlara ve piyasaya yalnızca şanslı ve satış yapmayı bilen biri değil, gerçek bir iş lideri olduğunu kanıtlaması için beş yıl daha” verdiğini söyledi.
Ering, NeXT bünyesinde Jobs ile çalışmak amacıyla 1990 yılında istihbarat dünyasından ayrılmıştı.
Ering değerlendirmesinde, “Dolayısıyla Steve’in olgunlaşmasına katkı sunan NRO olmasaydı, şirketi krizden çıkaran bir genel müdür olarak Apple’ın yönetimine geri dönemezdi” ifadelerini kullandı.
Pankreas kanseriyle mücadele eden Jobs, 5 Ekim 2011’de yaşamını yitirdi. Bu tarihte Apple yaklaşık 350 milyar dolarlık marka değeriyle dünyanın en değerli şirketi konumuna yükselmişti.
Apple, Ocak 2022’de ise piyasa değeri 3 trilyon doları aşan dünyadaki ilk şirket oldu.
Fortune dergisi daha önce Steve Jobs’ın işe alımlarda “bira testi” adını verdiği geleneksel olmayan bir karar alma yöntemi uyguladığını yazmıştı.
Jobs, bu yönteme göre test sonrasında adayla birlikte bir şeyler içmek istemiyorsa o kişiyi işe almıyordu.
Amerika
Trump yönetimi, “yasadışı göçmenler”e karşı vergi düzenlemesi hazırlığında

Trump yönetimi, “yasadışı göçmenler”in ve bazı diğer vatandaş olmayan kişilerin dört önemli federal vergi kredisinin iade edilebilir kısımlarından yararlanmasını engelleyecek yeni kurallar önerdi.
Beyaz Saray, bu adımın vergi mükelleflerine 2,6 milyar dolara kadar tasarruf sağlayabileceğini belirtiyor.
Hazine Bakanlığı ve İç Gelir İdaresi (IRS) tarafından önerilen düzenlemeler, Hazine Bakanlığı’nın basın açıklamasına göre, çocuk vergi kredisi, kazançlı gelir vergi kredisi, evlat edinme vergi kredisi ve Amerikan fırsat vergi kredisinin iade edilebilir kısımlarına uygulanacak.
Basın açıklamasına göre, öneri kapsamında yalnızca ABD vatandaşları, ABD uyruklular ve yasaya göre federal yardımlardan yararlanma hakkı bulunan belirli göçmenler, iade edilebilir ödemeleri almaya hak kazanacak.
Hazine Bakanı Scott Bessent basın açıklamasında şunları söyledi:
“Başkan Trump döneminde, yasadışı göçmenlerin vergi mükelleflerinin parasıyla finanse edilen yardımlardan yararlanma günleri sona erdi. Federal yasa açıktır ve Hazine Bakanlığı bunu uygulamaktadır. Amerikalı vergi mükellefleri, yasalar gereği bu yardımlardan yararlanması yasak olan kişilere ödenen yardımların faturasını ödemek zorunda bırakılmamalıdır.”
Bessent, bu düzenlemelerin “suistimali sona erdireceğini, vergi sisteminin bütünlüğünü koruyacağını ve Amerikalıları öncelikli kılacağını” da sözlerine ekledi.
Yönetmelik, 1996 tarihli Kişisel Sorumluluk ve Çalışma Fırsatı Uzlaşma Yasası’nı iade edilebilir vergi kredilerine uygulamayı amaçlıyor.
Önerilen kurallara göre, şartları karşılamayan göçmenler, ödenmesi gereken federal gelir vergisi tutarını düşürmek için vergi kredisinden yararlanmaya devam edebilecek fakat kalan tutarı nakit iade olarak alamayacak.
Yönetim, tahminlerine göre bu kuralın 2026 yılında 200.000 ila 700.000 vergi mükellefinin bu iadelerden yararlanamaz hale gelmesine yol açacağını ve vergi mükelleflerine tahmini 700 milyon ila 2,6 milyar dolar tasarruf sağlayacağını belirtiyor.
IRS İcra Kurulu Başkanı Frank Bisignano basın açıklamasında şunları söyledi:
“Kazanılmış Gelir Vergisi Kredisi (EITC) gibi iade edilebilir vergi kredileri, düşük ve orta gelirli Amerikan ailelerinin ve çalışanların hayati öneme sahip mali destek almasına yardımcı olmak amacıyla yürürlüğe konmuştur. Bugün önerilen düzenlemeler, federal fonlarla sağlanan yardımların uygun vergi mükelleflerine ayrılmasını garanti altına alıyor ve her bir vergi mükellefi dolarının bütünlüğünü koruyor.”
CNBC’ye göre, öneriye ilişkin 45 günlük bir kamuoyu görüş alma süreci bulunuyor ve yönetmeliğin kesinleşmesi öncesinde 14 Ekim’de bir kamuya açık duruşma düzenlenecek.
Yönetmelik kesinleşirse, bu kurallar nihai yönetmeliğin yayınlandığı tarihte veya bu tarihten sonra sona eren vergi yılları için geçerli olacak.
Amerika
Genç Demokratlar hayat pahalılığı gündemiyle Kongre yolunda

ABD’de hayat pahalılığı ve konut krizini kampanyalarının merkezine alan genç ve ilerici Demokrat adaylar, ön seçim zaferlerinin ardından Kongre’ye girmeye hazırlanıyor. Kendi kuşaklarının ekonomik sıkıntılarını bizzat yaşayan adaylar, parti yönetiminin ve kıdemli üyelerin geleneksel dengeleriyle erken bir sınav verecek.
ABD’de yeni nesil genç ve ilerici Demokratlar, seçim kampanyalarının merkezine yerleştirdikleri ekonomik meselelerle kurdukları doğrudan ve kişisel bağlarla gelecek yıl Kongre’ye adım atabilir.
Söz konusu adaylar, söz konusu politika başlıklarını partisinin genel gündeminde çok daha etkin bir konuma taşımayı hedefliyor.
Geleceğin milletvekili adayı olan bu gençlerin birçoğu açısından ev sahibi olamamak ve sürekli tırmanan sağlık harcamaları, hem kendi hayatlarını hem de akranlarının yaşam koşullarını doğrudan belirleyen en kritik başlıklar arasında yer alıyor.
Genç Demokratlar, bizzat edindikleri bu tecrübenin, kendi kuşaklarının içinden çıkmakta giderek daha fazla zorlandığı sorunlara yönelik çok daha güçlü bir aciliyet duygusu kazandırdığını savunuyor.
The Hill gazetesine konuşan New York’un 7. Seçim Bölgesi’nden Demokrat Parti adayı olarak yarışan 36 yaşındaki Claire Valdez, kendisinin Milenyum kuşağına mensup olduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu:
“Şu anda ülke genelinde yarışa giren ve seçilen meslektaşlarımın birçoğu da Milenyum kuşağından. Geleceğimizin elimizden alındığını gördük. Gelecekte çocuk sahibi olmayı, ev almayı veya emekli olmayı hayal bile edemiyoruz. Ülkenin dört bir yanındaki gençlerin yaşadığı bu hayal kırıklığı ve hoşnutsuzluğun duyulması gerekiyor; bunun iktidar koridorlarında mutlaka işitilmesi şart.”
Ancak genç adayların seçmenlerden aldığı bu yetki, kıdemin, kurulan ilişkilerin ve kurumsal hafızanın halen büyük ağırlık taşıdığı Kongre gerçeklerine çarpabilir.
Bu tablo, hem göreve yeni başlayacak milletvekilleri hem de Demokrat Parti liderliği için erken bir sınav niteliği taşıyor.
Genç üyeler, politika uzmanlığının ve usul kurallarının belirleyici olduğu bir kurumda yol almayı öğrenmek zorunda kalacak; parti yönetimi ise iz bırakmak isteyen bu yeni kuşağa ne kadar alan ve nüfuz tanıyacağına karar vermek durumunda kalacak.
Demokrat Partili stratejist Antjuan Seawright, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları kaydetti:
“Genç üyelerin Kongre’ye gelip burayı değiştirmeye çalışacağını, kıdemli üyelerin ise ‘Buraya gelin ama Kongre’nin sizi değiştirmesine izin vermeyin’ bakış açısıyla yaklaşacağını düşünüyorum. Bence perspektif, sabır ve süreç en kritik üç unsur olacak. Bu ortamda, bir yasa tasarısını geçirebilmek için sizinle aynı fikirde olan 217 veya 218 kişiye daha ihtiyaç duyulduğunu öğrenmek zorunda kalacaklar.”
Kuşak değişimi arayışı, son haftalarda genç adayların art arda kazandığı Demokrat Parti ön seçim zaferlerine de yansıdı.
Bu süreçte New York’un 13. Seçim Bölgesi ön seçiminde 32 yaşındaki Darializa Avila Chevalier’nin Temsilciler Meclisi Üyesi Adriano Espaillat’yı mağlup etmesi, 31 yaşındaki Angela Gonzales-Torres’in Kaliforniya’nın 34. Seçim Bölgesi’nde Demokrat adaylığı kazanması ve 29 yaşındaki Melat Kiros’un Colorado’nun 1. Seçim Bölgesi ön seçiminde 15 dönemdir görevde bulunan Temsilciler Meclisi Üyesi Diana DeGette’yi saf dışı bırakması öne çıkan örnekler oldu.
Tıpkı Valdez gibi bu adaylar da Washington’ın hayat pahalılığı sorununu çözmek için çok az adım attığını belirterek bu konuyu kampanyalarının merkezine yerleştirmekten çekinmedi.
Adayların savunduğu temel politikalar arasında evrensel sağlık hizmeti ve çocuk bakımı, işçilere yönelik daha güçlü yasal korumalar, adil ücretler ve genişletilmiş konut yardım kuponları yer alıyor.
Demokratların bu başlıklarda Trump yönetimine karşı ne kadar sert durması gerektiği yönündeki soruya Valdez, “Olabildiğince agresif olmamız gerektiğini düşünüyorum” yanıtını verdi.
Valdez sözlerini şöyle sürdürdü:
“Beyaz Saray, Senato ve Temsilciler Meclisi’nin tamamında çoğunluğa sahip olmasak bile elimizdeki her aracı kullanmalıyız. Seçmenlerimize ve Amerikan halkına mücadele ettiğimizi göstermeliyiz. Böylece birkaç yıl sonra inşallah bir Demokrat başkan seçildiğinde Amerikan hayatını gerçekten dönüştürecek önceliklerimizin birçoğunu hayata geçirebilecek konuma geliriz.”
Bununla birlikte, daha agresif bir yaklaşım sergileme baskısı, yasama süreçlerinde çok daha geniş tecrübeye sahip olan, Cumhuriyetçilerin desteğini almayı hedefleyen ve aşırı partizan bir yoldan kaçınmak için daha ölçülü bir stratejiyi tercih edebilecek olan ılımlı ve kıdemli parti üyeleriyle görüş ayrılıklarına yol açabilir.
Buna rağmen 71 yaşındaki Kaliforniya Temsilciler Meclisi Üyesi Brad Sherman, genç ilerici Demokratların, ılımlıların ve kıdemli üyelerin hayat pahalılığı da dahil olmak üzere pek çok konuda ortak zemin bulmasını beklediğini açıkladı.
Sherman, tüm ilaçların fiyatlarını düzenlemeyi öngören bir yasa tasarısı hazırladığını ve göreve yeni gelecek üyelerin bu tasarıya ortak imza koymasını umduğunu dile getirdi.
Sherman konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Ben hem ilerici kanadın hem de Yeni Demokratlar grubunun üyesiyim. Yeni Demokratların da ilericilerin de fiyatları düşürmek istediğini biliyorum; bence bütün ülke fiyatları aşağı çekmemizi istiyor. Tükettiğimizden daha fazla petrol ürettiğimiz için Amerikalıların akaryakıta çok daha az ödemesini sağlamak ya da vatandaşlarımızın ilaçlara Avrupalıların ödediği fiyatları ödemesini temin etmek gibi, fiyatları düşürmek için yapabileceğimiz çok şey var.”
Demokratların Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu geri kazanması halinde çok az farkla hareket etmek durumunda kalacağını belirten Sherman, şöyle devam etti:
“Genç üyelerin yapması gereken tek şey, basına kapalı grup toplantılarında tutkulu bir şekilde tartışmayı ve ardından Temsilciler Meclisi Genel Kurulu’na çıkarak tek bir blok halinde oy kullanmayı öğrenmektir.”
Sherman sözlerini şöyle tamamladı:
“Bu, 2024’te çoğunlukta olmadığımız için Demokratların öğrenmek zorunda kalmadığı bir durumdu. Gerçi azınlıkta olsak bile 20 yıl önce gördüğümün çok ötesinde bir sadakat ve tutarlılıkla oy kullandık. Dolayısıyla özel toplantılarda ifade ettiğimiz görüşler farklı olabilir, basına yaptığımız açıklamalar bile çeşitlilik gösterebilir ancak oylarımızın mutlak bir birlik içinde olması gerekir.”
Missouri Temsilciler Meclisi Üyesi 81 yaşındaki Emanuel Cleaver II ise karizmasıyla öne çıkan ve basamakları hızla tırmanarak Demokrat grubun dikkatini çeken yeni üyelerin her zaman bulunacağını belirtti.
Cleaver, Demokratların çoğunluğu yeniden kazanması halinde bu yükselen liderlerin seslerine ve masaya getirdikleri fikirlere kulak vermenin gelecek yıl kritik önem taşıyacağını vurguladı.
Cleaver, “Aramıza yeni isimlerin katılması beni mutlu ediyor. Bazıları muhtemelen beklemek istemeyecek, ilk günden itibaren göreve atılıp liderlik üstlenmek isteyecektir. Onların bu sabırsızlığını büyük bir anlayışla karşılamalı, heveslerini kırmamalıyız” dedi.
Amerika
BP ve ADNOC, Venezuela’daki bir doğalgaz sahasını geliştirecek

BP ve ADNOC, Orta Doğu’da devam eden savaşın sonuçları olumsuzken, Venezuela’da petrol ve doğalgaz üretimini artırma sözü verdi.
BP ve ADNOC, ABD’nin enerji şirketlerine yönelik, dünyanın en büyük beyan edilmiş ham petrol rezervlerine sahip olan Venezuela’da üretimin yeniden kurulmasına yardımcı olma yönündeki çağrılarına yanıt verdi ve büyük bir açık deniz doğalgaz sahasını geliştirme planlarını açıkladı.
Diğer fosil yakıt devleri ise, Venezuela’nın devrik Maduro yönetimi tarafından millileştirilen varlıklarla ilgili tazminat taleplerinde ısrarcı davranmaya devam etti.
Yine de, büyük petrol şirketlerinin çeşitlendirme çabaları, Latin Amerika’daki petrol devletlerinin yükselişini besliyor.
BP, Ocak ayında ABD’nin lideri Nicolás Maduro’yu kaçırmasından bu yana Venezuela’da gerçekleştirilen ilk büyük ölçekli yabancı yatırımlardan biri olarak, Loran gaz sahasının ikinci aşamasını geliştirmek üzere Trump yönetimi ile yakın bağları olan iki petrol şirketiyle ortaklık kuracak.
Londra Borsası’nda işlem gören petrol şirketi, bu sahayı geliştirmek üzere bir lisans sahibi. Şirket, Katar merkezli ve Al-Khayyat kardeşlere ait bir şirketle ortaklık kurmuştu.
Suriye doğumlu milyarderler olan Al-Khayyat kardeşler, ABD başkanının kızı Ivanka Trump ve eşi Jared Kushner ile birlikte, Arnavutluk’ta tartışmalı bir milyarlarca dolarlık tatil köyü inşa etmek için çabalıyor.
BP ayrıca, Sanayi Bakanı Sultan Al Jaber tarafından yönetilen BAE ulusal petrol şirketinin yurtdışı yatırım koluyla da işbirliği yapacak.
Al Jaber, 2025 yılında Trump’a, Körfez devletinin ABD enerji sektöründeki yatırımlarını on yıl içinde altı katından fazla artırarak 440 milyar dolara çıkaracağına söz vermişti.
Bu anlaşma, rakibi Shell’in bu yazın başlarında Loran sahasının ilk aşamasını geliştirmek üzere lisans almasının ardından, BP’yi Venezuela’ya geri dönen ilk büyük ölçekli uluslararası petrol şirketlerinden biri haline getiriyor.
Caracas, İtalyan petrol şirketi Eni ile de petrol projeleri konusunda görüşmeler yürütüyor.
BP’nin CEO’su Meg O’Neill, bu lisansı şirketin Caracas ile olan işbirliğinde “önemli bir adım” olarak nitelendirdi ve bunun “birlikte kaydettiğimiz ilerlemeyi yansıttığını” belirtti.
Ortadoğu2 hafta önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Dünya Basını1 hafta önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Görüş2 hafta önceTürkiye ve İsrail ilişkilerinin geleceği
Dünya Basını2 hafta önceForeign Affairs: Amerika Ortadoğu’dan Vazgeçmeli
Diplomasi1 hafta önce‘İslami NATO’ mu? Yeni savunma paktı Hindistan’ı neden tedirgin ediyor?
Diplomasi2 hafta önceUkrayna, Türkiye’den 70 ATACMS ve diğer ABD menşeli silah satın aldı
Rusya2 hafta önceRusya, yolları insansız hava aracı saldırılarına karşı koruyacak
Rusya4 gün önceDört AB ülkesi daha Rus pasaportlarına kısıtlama getiriyor












