Bizi Takip Edin

Diplomasi

Geoffrey Roberts: Ukrayna’daki savaşın sona ermesi için müzakere zorunlu

Yayınlanma

Rusya tarihi ve askeri tarih uzmanı Profesör Geoffrey Roberts, Ukrayna’daki savaşın sonuna dair umutlu olduğunu ancak mevcut siyasi iklim nedeniyle iyimserlik eksikliği yaşadığını belirtti. Roberts, barış müzakerelerinin önündeki temel engeli Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy ve Avrupalı destekçileri olarak nitelendirirken, Trump yönetiminin Rusya ile işbirliğine dayalı bir ilişki geliştirme konusundaki samimiyetine vurgu yaptı.

Rusya tarihi ve askeri tarih uzmanı Profesör Geoffrey Roberts, Harici kanalında Hasan Ünal’ın konuğu oldu. Ukrayna’daki çatışmaların gidişatına dair değerlendirmelerde bulunan Roberts, savaşın yakın gelecekte sona ermesine dair umut beslediğini ancak bu konuda temkinli olduğunu ifade etti.

Roberts, “Dürüst olmak gerekirse, savaşın çok uzak olmayan bir gelecekte sona erebileceğine dair umutluyum ama pek iyimser değilim. Savaşın çok daha uzun bir süre devam etme ihtimali var. Ancak bir tür anlaşmaya varılabileceği konusunda umutluyum” diye konuştu.

Prof. Roberts, barışın önündeki engellere dair analizinde Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’i işaret etti. Roberts, “Sanırım iyimserlik eksikliğim, çoğunlukla Zelenskiy’nin barış müzakereleri konusundaki tutumuyla ilgili. Çünkü bana göre şu anda barışın önündeki temel engel Zelenskiy ve onun Avrupalı destekçileri. Korkum o ki Zelenskiy, savaşı sonuna kadar sürdürmek istiyor. O ve Avrupalı destekçileri, her türlü anlaşmayı mümkün olduğunca uzun süre engelleyecekler” değerlendirmesinde bulundu.

“Trump yönetimi Rusya ile işbirliği yapmaya istekli”

Söyleşi sırasında Trump yönetiminin Rusya ile olan ilişkilerine dair soruları yanıtlayan Roberts, ABD’nin bu çatışmayı sona erdirmek için daha önce görülmemiş bir çaba içinde olduğunu vurguladı. Roberts, “ABD çok daha istekli görünüyor. Rusya ile sadece Ukrayna’da barış konusunda değil, çeşitli başka alanlarda da küresel düzeyde işbirliği yapmaya ve uzlaşmaya hazır görünüyorlar. Özellikle Arktik Okyanusu, Rusya’daki enerji sektörü, değerli metaller, nadir toprak mineralleri gibi alanlarda işbirliği öngörüyorlar” ifadelerini kullandı.

Roberts, Trump’ın geçmişteki öngörülemez tavırlarına rağmen Ukrayna konusunda tutarlı olduğunu savundu: “Trump; istikrarsız, öngörülemez, fevri olmasıyla meşhurdur. Ancak en az iki konuda oldukça tutarlıydı. Birincisi Ukrayna’da barış istemesi, savaşı sona erdirmek istemesi. İkincisi ise Rusya ile işbirliğine dayalı bir ilişki geliştirmek. Trump başkanlığı olmasaydı Ukrayna’da müzakere edilmiş bir barış ihtimali olmazdı. Ukrayna ve Rusya ile ilgili olarak, onun ve yönetiminin eylemleri hakkında oldukça olumlu bir değerlendirmem olurdu.”

Roberts ayrıca, Ruslar ve Amerikalılar arasında temel parametrelerin aslında Alaska zirvesi sırasında kararlaştırıldığını öne sürdü: “İnsanlar unutuyor ama aslında Ukrayna’da barış anlaşması Ruslar ve Amerikalılar tarafından Alaska zirvesi sırasında yapılmıştı. Ruslar ve Amerikalılar için barış aslında tamamlanmış bir mesele. Sorun, Ukraynalıları ve Avrupalıları bu anlaşmaya uymaya veya Ruslarla Amerikalıların sunduğu paket temelinde ciddi şekilde müzakere etmeye ikna etmek oldu.”

“Avrupalı liderler yenilgiyi kabul etmeyi reddediyor”

Prof. Roberts, Avrupa Birliği ülkelerinin ve Zelenskiy’nin savaşı uzatma eğiliminde olduğunu belirtti. Avrupalı liderlerin Ukrayna’daki bir yenilgiyle yüzleşmekten çekindiğini dile getiren Roberts, “Avrupalılar sadece Ukrayna’daki yenilgiyle yüzleşmeyi reddediyorlar. Bu yenilgiyi kabul etmeyi reddediyorlar çünkü siyasi olarak onlar için felaket olur. Bu yüzden temel duruşları, savaşı mümkün olduğunca uzun süre devam ettirmek için ellerinden geleni yapmak oldu” dedi.

Zelenskiy’nin niyetini sorgulayan Roberts, “Zelenskiy’nin savaşı mümkün olduğunca uzun süre sürdürmeye mi niyetli, yoksa Amerika’dan, özellikle de olası bir barışın Amerikan güvenlik garantisi konusunda alabileceği kadar taviz koparmak için mi bu pozu takınıyor, emin değilim. Zelenskiy’nin savaşı mümkün olduğunca uzun süre sürdürme konusunda yüzde 100 kararlı olduğundan o kadar emin değilim” açıklamasında bulundu.

“Rus taarruzu yıpratma savaşı stratejisine dayanıyor”

Sahadaki askeri duruma ilişkin gözlemlerini aktaran Roberts, Rus ordusunun yavaş ama kararlı bir ilerleme kaydettiğini, bu yavaşlığın arkasında insan kaynağını koruma motivasyonu olduğunu vurguladı. Roberts, “Ruslar, savaşın başından olmasa da erken aşamalarından itibaren kuvvet tasarrufu politikasını benimsemiş olmalarıdır. İnsan kaynaklarını mümkün olduğunca korumak istiyorlar. Bu yüzden kayıplarını asgari düzeyde tutmaya çalışarak yavaş ilerliyorlar” dedi.

Yıpratma savaşının birikimli bir süreç olduğunu belirten Roberts, şu ifadeleri kullandı: “Rusların yaptığı şey Ukraynalıları yıpratmak. Ne kadar toprak ele geçirdikleri ya da ilerlemenin ne kadar yavaş olduğu o kadar da önemli değil. Ukraynalıları yıpratmaya devam ettikleri sürece süreç işliyor. Rusya, Ukraynalıların sahip olduğu insani ve maddi kaynakların katbekat fazlasına sahip. Ukrayna ordusundan 200 bin asker firar etmiş, zorunlu askerlik çağındaki 2 milyon Ukraynalı erkek askere alınmaktan kaçıyor.”

Savaşın sona erme zamanlamasına dair tahminini paylaşan Roberts, “Savaşın birkaç ay daha kesinlikle devam edebileceğini düşünüyorum. Ancak savaşın bu yılın yaz ayları ötesine çok sarkacağını sanmıyorum. Önümüzdeki birkaç ay içinde Donbass’ın geri kalanı Rus ordusu tarafından ele geçirilecek. Eğer bu herhangi bir barış anlaşmasından önce gerçekleşirse o zaman işler değişir; çünkü Rusların Ukrayna’ya taviz verme motivasyonu kalmaz” diye ekledi.

“Avrupa’nın militarizasyonu tehlikeli bir sürecin habercisi”

Roberts, savaş sonrası Avrupa’nın durumuna dair kaygılarını dile getirdi. Avrupa’nın içine girdiği militarizasyon sürecinin, kaçınmaya çalıştıkları çatışmaları kışkırtabileceğini savunan Roberts, “Beni asıl korkutan savaş bittikten sonrası. Ukrayna savaşı sonrası Avrupa’nın Rusya ile ilişkilerinde ne olacağı. Tüm işaretler bir hazırlık içinde olduklarını gösteriyor. Toplumlarını yeniden militarize etmeleri, silahlanmaları, Rusya’ya karşı tehditkar hamleler yapmaları aslında ‘kendini gerçekleştiren kehanet’ haline gelebilir” dedi.

Avrupa’nın Rusya ile siyasi ilişkileri yeniden inşa etme ihtiyacına dikkat çeken Roberts, “Ukrayna savaşı bittiğinde tüm Avrupa ülkelerinde Putin, Rusya ve burada olup bitenler hakkında daha sağduyulu bir görüşe sahip olanların sesi duyulacaktır. Avrupa’nın Rusya ile güvenlik sağlamasının yolunun militarizasyon değil siyaset ve etkileşim olduğunu göreceklerdir” ifadelerini kullandı.

“Çok kutuplu düzende iç işlerine karışmama ilkesi esastır”

Söyleşinin son bölümünde küresel düzen ve çok kutupluluk kavramlarına değinen Prof. Roberts, devletlerin egemenliklerine ve iç işlerine saygının, istikrarlı bir dünya düzeninin temel taşı olduğunu vurguladı. Roberts, “Eğer istikrarlı ve karşılıklı fayda sağlayan bir çok kutupluluk istiyorsak, diğer devletlerin iç işlerine karışmama ilkesi kesinlikle ama kesinlikle çok temeldir. Rubio ve Amerikalılar, sadece onlar değil, herkes diğer devletlerin iç işlerine karışıyor. Bu yüzden diğer devletlerin iç işlerine karışmama ilkesini yeniden tesis etmenin, siyasi müdahalenin önlenmesinin, yeniden vurgulanması gereken en temel ilkelerden biri olduğunu düşünüyorum” dedi.

Yeni küresel düzenin henüz oluşum aşamasında olduğunu belirten Roberts, “Trump yönetiminin tüm resmi değiştirmiş olması, yeni çok kutuplu düzenin karakterini şekillendirme konusunda yepyeni olasılıklar dizisi açmış olması muhtemeldir. Rusya, Çin, Türkiye, Brezilya; yani diğer büyük güçlerin üzerinde gerçekten çalışabileceği bir şey. Ama bence devletlerin birbirlerinin iç işlerine karışmaması, istikrarlı bir yeni küresel düzen oluşturmak için gerçekten temel bir esastır” diyerek sözlerini noktaladı.

Diplomasi

Çin ile Türkiye yeşil kalkınma ve modernleşmede ortaklık arıyor

Yayınlanma

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in yönetim felsefesini ele alan “Xi Jinping: Çin’in Yönetimi” kitabının beşinci cildi, Ankara’da düzenlenen resmi bir törenle kamuoyuna tanıtıldı. Tanıtım toplantısında bir araya gelen iki ülke yetkilileri, Pekin’in kalkınma vizyonu ile Türkiye’nin iktisadi hedeflerinin uyuştuğunu belirterek yeşil dönüşüm, teknoloji ve kültürel diplomasi alanlarında ortaklık mesajları verdi.

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in devlet yönetimi, reform politikaları ve küresel vizyonuna ışık tutan Xi Jinping: Çin’in Yönetimi adlı eserin beşinci cildi, Ankara’da düzenlenen resmi bir törenle tanıtıldı.

Siyaset, diplomasi ve akademi dünyasından çok sayıda ismin katıldığı tanıtım toplantısında, Çin ile Türkiye arasındaki stratejik ortaklığın derinleştirilmesi, modernleşme süreçlerindeki deneyim paylaşımı ve yeşil kalkınma hedefleri ön plana çıktı.

Ankara’daki programa TBMM Başkanvekili ve MHP İstanbul Milletvekili Celal Adan, Çin Komünist Partisi (ÇKP) Merkez Komitesi Tanıtım Departmanı Yetkilisi ve Merkezi Toplumsal Ahlak ve Kültür İnşası Ofisi Daimi Müdür Yardımcısı Hu Kaihong, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı, Çin Halk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Jiang Xuebin ve Çin Uluslararası İletişim Grubu Başkan Yardımcısı Yu Tao katıldı.

Davetliler arasında CHP İstanbul Milletvekili Yüksel Mansur Kılınç ve CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç ile çok sayıda bürokrat ve akademisyen de yer aldı.

“Kalkınma hedefleri yüksek düzeyde örtüşüyor”

Toplantıda söz alan TBMM Başkanvekili Celal Adan, tanıtımı yapılan eserin Çin’in kendine özgü modernleşme modelini kapsamlı şekilde açıkladığını belirterek bu vizyonun Türkiye’nin kalkınma hedefleriyle yüksek düzeyde örtüştüğünü ifade etti.

Türkiye ile Çin’in karşılıklı stratejik güven zemininde modernleşme tecrübelerini paylaşmalarının ehemmiyetine değinen Adan, bu ortaklığın Küresel Güney ülkeleri için yeni bir işbirliği modeli sunabileceğini kaydetti.

TBMM Başkanvekili Celal Adan

ÇKP yetkilisi Hu Kaihong ise konuşmasında iki ülkenin yeşil dönüşüm ve bilimsel-teknolojik inovasyon alanlarında geniş bir ortaklık potansiyeline sahip olduğunu aktardı.

Hu, tarafların daha nitelikli ve sürdürülebilir bir kalkınma patikasında birlikte ilerlemesinin hem iki ülkenin modernleşme süreçlerini hızlandıracağını hem de küresel ölçekte kalkınmaya katkı sağlayacağını belirtti.

Kuşak ve Yol İnisiyatifi’nin medya, düşünce kuruluşları, yayıncılık, sinema, televizyon, kültür ve turizm alanlarında önemli bir bağ oluşturduğunu ifade eden Hu, Türk tarafıyla ikili ve çok taraflı işbirlikleri kapsamında ortak küresel girişimleri hayata geçirmeyi arzuladıklarını dile getirdi.

ÇKP Merkez Komitesi Tanıtım Departmanı yetkilisi Hu Kaihong

Orta Koridor ile Kuşak ve Yol uyumu

Türkiye’nin G20 üyeliği, Küresel Güney’deki konumu ve Şanghay İşbirliği Örgütü bünyesindeki diyalog ortaklığıyla bölgesel ve küresel meselelerde ağırlığı olan bir aktör olduğunu vurgulayan Hu, iki ülkenin somut işbirliklerini derinleştirdiğini söyledi.

Hu, nitelikli Kuşak ve Yol inşasını Türkiye’nin Orta Koridor planıyla uyumlaştırma sürecinin devam ettiğini sözlerine ekledi.

İki ülkenin modernleşme vizyonunun odağında insan odaklı kalkınmanın yer aldığını belirten Hu, diplomatik ilişkilerin kurulmasının 55. yılına yaklaşırken Çin’in yüksek düzeyli dışa açılım politikalarını sürdürdüğünü aktardı.

Hu, bu kapsamda en az gelişmiş ülkelere sıfır gümrük tarifesi uygulandığını ve 70’i aşkın ülkeye tek taraflı vizesiz giriş veya karşılıklı vize muafiyeti sağlandığını anımsattı.

Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı da tarihi İpek Yolu’nun iki halk arasındaki kültürel etkileşimin en büyük tarihi kanıtı olduğunu vurguladı.

Günümüzde Kuşak ve Yol İnisiyatifi’nin yalnızca ekonomik bir proje olmadığını belirten Yazgı, bu yapının ülkeler arasında çok boyutlu bir kültürel iletişim ve karşılıklı öğrenme platformuna dönüştüğünü kaydetti. Yazgı, turizm kanalıyla iki halkın birbirinin tarihini doğrudan deneyimlemesinin ikili dostluğu pekiştireceğini ifade etti.

Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı

Türkiye Yüzyılı ve Çin’in Beş Yıllık Planı

Çin’in Ankara Büyükelçisi Jiang Xuebin ise bağımsız kalkınma modelini benimseyen iki ülkenin kalkınma vizyonları arasındaki paralelliğe dikkat çekti.

Çin’in 15. Beş Yıllık Planı ile Türkiye’nin Türkiye Yüzyılı vizyonunun yüksek derecede uyumlu olduğunu belirten Büyükelçi Jiang, iki ülkenin modernleşme yolunda birbirini destekleyen ortaklar olduğunu dile getirdi.

Xi Jinping: Çin’in Yönetimi kitabının Türkçe baskısının 2017 yılındaki yayımından bu yana Türkiye’de yoğun ilgi gördüğünü ifade eden Jiang, eserin Çin’in yönetim modelini ve yeni dönemdeki politikalarını anlamak adına güvenilir bir başvuru kaynağı haline geldiğini aktardı. Jiang, tanıtılan yeni cildin Çin modernleşmesinin tecrübelerini bilimsel bir yaklaşımla özetlediğini belirtti.

Büyükelçi Jiang, iki ülkenin demiryolu taşımacılığında güney koridorunu geliştirebileceğini, yeni enerji, 5G ve biyofarmasötik gibi ileri teknoloji alanlarında işbirliği yapabileceğini vurguladı.

Türkiye’de düzenlenecek olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’na (COP31) Çin’in aktif katılım göstermeye hazır olduğunu açıklayan Jiang, yeşil altyapı, temiz enerji ve döngüsel ekonomi alanlarında Türkiye ile ortak çalışmayı arzuladıklarını sözlerine ekledi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Zalujniy, Ukrayna devlet başkanlığına aday olmayı planlıyor

Yayınlanma

Ukrayna’nın eski Genelkurmay Başkanı ve mevcut Londra Büyükelçisi Valeriy Zalujniy, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile gerçekleştirdiği görüşmede devlet başkanlığı seçimlerinde aday olma niyetini doğrudan iletti. Zelenskiy’nin iç bölünme uyarılarına rağmen kararından dönmeyen Zalujniy, halkın beklentilerini göz ardı edemeyeceğini belirtti.

Ukrayna’nın eski Genelkurmay Başkanı ve şu anda ülkenin Londra Büyükelçisi olarak görev yapan Valeriy Zalujniy, Kiev’de haziran ayında gerçekleştirdiği görüşmede Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’e devlet başkanlığı seçimlerinde aday olma niyetini iletti.

Ukrainska Pravda gazetesinin her iki isme de yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre, görüşmede ülkedeki siyasi gelecek ve seçim senaryoları ele alındı.

Kaynakların aktardığı bilgilere göre Zelenskiy, Zalujniy ile yaptığı görüşmede cephedeki durumun olumlu yönde geliştiğini ve Ukrayna toplumunun yeterince konsolide olduğunu belirterek, bu durumun sonbaharda seçimlerin yapılması için uygun bir zemin yarattığını ifade etti.

Devlet Başkanı Zelenskiy, bu süreçteki en önemli görevin iç bölünmenin önüne geçmek olduğunu vurgulayarak, eski genelkurmay başkanı ile karşı karşıya gelinecek bir siyasi rekabetin bu riski artırabileceğine işaret etti.

Görüşmeye aşina kaynaklar, Zelenskiy’nin Zalujniy’e doğrudan devlet başkanlığına aday olup olmayacağını sorduğunu, eski genelkurmay başkanının ise bu soruya “Evet, olacağım” yanıtını verdiğini bildirdi.

Zalujniy, siyasi bir kariyer peşinde koşmadığını ancak kendisine umut bağlayan Ukrayna halkını görmezden gelemeyeceğini dile getirdi.

Bu görüşmenin ardından Ukrayna Ulusal Güvenlik ve Savunma Kurulu Sekreteri Rustem Umerov ile parlamentodaki iktidar partisi Halkın Hizmetkarı grubunun başkanı David Arahamiya, Zalujniy ile bir araya geldi.

Kaynaklar, bu iki ismin de Zalujniy’i adaylık kararından vazgeçirmeye çalıştığını, çatışmalı geçecek bir seçim kampanyasının toplumda derin bir bölünmeye yol açabileceği uyarısında bulunduğunu aktardı.

Zalujniy’nin duruşunu değiştirmemesi üzerine taraflar, eski genelkurmay başkanından kararı üzerinde yeniden düşünmesini talep etti.

Sürece vakıf kaynaklar, Zalujniy’nin aday olmaması durumunda Zelenskiy’nin kendisine başbakanlık koltuğu da dahil olmak üzere her türlü devlet görevini teklif etmeye hazır olduğunu belirtti.

Kiev Uluslararası Sosyoloji Enstitüsü tarafından mayıs ve haziran aylarında gerçekleştirilen kamuoyu araştırması, Ukrayna halkının yüzde 73’ünün Zalujniy’e güvendiğini, Zelenskiy’e yönelik güven oranının ise yüzde 61 seviyesinde kaldığını ortaya koydu.

Araştırmaya göre iki isme güvensizlik duyanların oranı sırasıyla yüzde 21 ve yüzde 34 olarak belirlendi.

SOCIS araştırma şirketinin aralık ayı verileri ise olası bir devlet başkanlığı seçiminde iki ismin ikinci tura kalacağını ve genelkurmay başkanının yüzde 64 oy oranıyla seçimi kazanacağını öngörüyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

AB heyeti Türkiye’de temaslarda bulundu

Yayınlanma

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas liderliğindeki bir heyet Ankara’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya geldi.

Kallas, üçlü heyetin bir parçası olarak Genişleme Komiseri Marta Kos ve Göç Komiseri Magnus Brunner ile birlikte ziyaretini gerçekleştirdi.

Basına kapalı gerçekleşen kabulde, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran ile Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç da yer aldı.

“Türkiye, güvenlik, göç ve enerji konularında kilit bir ortak olmasının yanı sıra bir AB adayı ülkesi. Bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan ile AB-Türkiye ilişkilerini daha da güçlendirmek ve iyi komşuluk ilişkilerinin önemi hakkında konuşmak olumluydu,” diyen Kallas, ayrıca Ukrayna savaşını, Orta Doğu’daki çatışmaları ve Ankara’daki NATO Zirvesi için hazırlıkları ele aldıklarının altını çizdi.

Kallas, Türkiye’nin NATO’nun “Doğu Kanadını” korumaya önemli bir katkı sağladığını eklerken, Kos ise, “Türkiye ile daha yakın çalışarak kazanacağımız çok şey var,” dedi.

Ziyaret öncesinde POLITICO, “Ukrayna ve Orta Doğu’daki savaşların Avrupa’nın güvenlik önceliklerini yeniden şekillendirdiği bir dönemde Ankara ile daha derin bağlar kurmayı amaçlayan” üst düzey bir gezi olduğuna işaret etmişti.

Kallas’ın ekibinden bir üye POLITICO’ya, “Türkiye, savunma, göç, ticaret ve bölgesel istikrar konularında vazgeçilmez bir ortaktır. Salı günkü [30 Haziran] görüşmelerde, İran, Suriye, Gazze ve Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaş gibi konularda izlenecek yol ele alınacak; bu konuların hepsinde Türkiye’nin sözü oldukça ağırlık taşıyor,” dedi.

Habere göre güvenlik konusunun ötesinde Brüksel, ticaret engellerini azaltma ve Rusya’yı devre dışı bırakarak Asya ile Avrupa’yı birbirine bağlayan “orta koridor” olarak adlandırılan ticaret yolunu geliştirme planlarını da ilerletmek istiyor.

Kos, ziyaret öncesinde POLITICO’ya verdiği demeçte, “AB ile Türkiye arasındaki daha yakın işbirliği hepimizin yararına. Türkiye ile birlikte, daha geniş bir bölgede istikrarın ve kesinliğin artması yönünde ilerlemek istiyoruz,” dedi.

Ziyaret sırasında AA’ya konuşan Kallas, Ankara’daki NATO zirvesinin önemine işaret ederek, “Her zirve için tarihi denir ancak bu kez gerçekten öyle. Transatlantik ilişkiler, son dönemde ciddi baskı altında kaldı. Bu nedenle birlik mesajı vermek, son derece önemli,” dedi.

Türkiye’nin “stratejik öneme sahip bir ortak” olduğuna işaret eden Kallas, göç gibi konuların yanı sıra savunma ve bölgesel istikrar konusundaki rolüne de dikkat çekti.

Kallas şöyle devam etti:

“Orta Doğu’nun ötesine, Kafkasya’ya baktığımızda da Türkiye’nin çok önemli bir rol oynadığını görüyoruz. Bu yüzden bu görüşmeleri yapmak ve birlikte neler yapabileceğimizi değerlendirmek önemli.”

Avrupa’nın ortak bir orduya ihtiyaç duymadığını, NATO içerisindeki Avrupa ayağını güçlendirmek gerektiğini savunan AB’nin diplomasi şefi, Avrupa’nın yeni kabiliyetler konusunda Ukrayna’dan da öğreneceği çok şeyin bulunduğunu ifade etti.

Türkiye’nin NATO içinde “son derece önemli bir konuma sahip” olduğunu hatırlatan Kallas, AB ile Türkiye’nin Kıbrıs meselesini de ele almaları gerektiğini dile getirdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English