Bizi Takip Edin

Amerika

Google, 2,5 trilyon dolarlık parçalanmadan kurtuldu

Yayınlanma

Bir federal yargıç, çevrimiçi arama ve reklam pazarlarını tekelleştirdiği gerekçesiyle Google şirketini bölmeyi reddetti ve şirketin gücünü sınırlamak için daha mütevazı kısıtlamalar getirdi.

ABD hükümeti ile dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birini karşı karşıya getiren ve yakından takip edilen antitröst davasında, Bölge Yargıcı Amit Mehta Salı günü Adalet Bakanlığının (DOJ) Google’ı Chrome tarayıcısını ve Android ürünlerini ayırmaya zorlama talebini reddetti.

Öte yandan Mehta, Google’ın rakiplerinin pazarda yer edinmesine izin vermesi gerektiği konusunda hükümetle aynı fikirde ve şirkete daha sınırlı değişiklikler yapmasını emretti.

Google artık arama verilerinin bir kısmını rakipleriyle paylaşmak zorunda ve yapay zeka dahil ürünlerini mobil cihazlarda “varsayılan araçlar” haline getiren anlaşmalar yapması yasaklandı.

Mehta’nın görüşü, 2000’lerin başında bir federal yargıcın Microsoft’u bölme girişiminin başarısız olmasından bu yana, Büyük Teknoloji şirketlerinin iş yapma uygulamalarıyla ilgili en önemli antitröst kararı olarak kabul ediliyor.

Hukuk uzmanları, Google’ın bu kararı temyiz edeceğini ve kararın Yüksek Mahkeme tarafından incelenmeye hazır olabileceğini tahmin ediyor. Google salı günü, Mehta’nın görüşünden endişe duyduğunu ve kararı incelediğini açıkladı.

Trump’ın ilk yönetimi döneminde başlayan dava Meta, Amazon ve Apple dahil olmak üzere işlerinin bölünme riskiyle karşı karşıya olan diğer teknoloji şirketleri için bir umut ışığı sunuyor.

Bu karar, Google’ın bu yıl karşı karşıya kaldığı iki büyük antitröst davasından ilkiydi. Adalet Bakanlığı tarafından açılan diğer davada ise, reklam teknolojisi işinin bölünme riskiyle karşı karşıya.

Teknoloji sektörü, özellikle de şu anda dijital ekonomiyi yöneten ve dünyanın en değerli şirketleri olan bir avuç dev, hem Trump hem de Başkan Joe Biden döneminde bir dizi antitröst baskısıyla karşı karşıya kaldı.

Avrupa Birliği de, ABD’nin “aşırı müdahaleci olmayan” bir yaklaşımla yarattığı ve desteklediği bir sektörü düzenlemek için güçlü çevrimiçi antitröst kurallarını kullanarak devreye girmeye çalıştı.

Fakat her iki hükümetin de bu konuyu ne kadar güçlü bir şekilde takip etmeye devam edeceği belirsiz. Teknoloji CEO’ları, Trump’ın ikinci döneminde ABD projelerine yatırım yapma ve göreve başlama fonuna bağış yapma sözü vererek ona yaklaşmaya çalışıyorlar.

Başsavcı Pam Bondi salı günü Yargıç Mehta’nın görüşünü överek, yönetimin “şirketleri tekelci uygulamalardan sorumlu tutmak için yasal çabalarını sürdüreceğini” söyledi.

Avrupa’da Google, arama sonuçlarına çevrimiçi reklam yerleştirme uygulamaları nedeniyle alacağı cezada son anda bir erteleme aldı.

AB Ticaret Komiseri Maroš Šefčovič’in cezayı ertelemek için yaptığı müdahale, Trump’ın Amerikan şirketlerine ayrımcılık yaptığını söylediği ülkelere çip ve diğer teknoloji satışını engellemekle tehdit ettiği bir dönemde geldi.

En büyük teknoloji şirketlerini hedef alan birçok davanın üzerinde, Google gibi tüketicilere hizmetlerini ücretsiz sunan yeni tür işletmelere uzun süredir yürürlükte olan antitröst yasasının nasıl uygulanacağı sorusu duruyor.

George W. Bush yönetiminin sonunda Federal Ticaret Komisyonu (FTC) başkanlığını yapan George Mason Üniversitesi antitröst hukuku profesörü Bill Kovacic, bu davanın federal hükümetin eski rekabet yasalarını modern dijital pazarlara uygulayarak kazanabileceğini gösterdiğini söyledi.

Mehta, Ağustos 2024’te Google’ın iPhone üreticisi Apple ile ortaklık kurarak Safari web tarayıcısında varsayılan arama sağlayıcısı olmasını sağlayarak internet arama pazarının yüzde 90’ını yasadışı olarak ele geçirdiğine hükmetmişti.

Bu anlaşma, potansiyel rakipleri esasen dışladı. Google, Samsung ve Verizon gibi telefon üreticileri ve mobil operatörlerle de benzer anlaşmalar yapmıştı. Mehta ayrıca Google’ın arama sonuçlarının yanında görüntülenen reklam pazarını yasadışı olarak tekelleştirdiğini tespit etmişti.

Mehta’nın kararı, davanın Ekim 2020’de başlamasından bu yana teknoloji sektörünün nasıl değiştiğine de işaret ederek, Google’ın Gemini’yi mobil cihazlarda varsayılan AI ürünü yapmasını yasaklıyor.

Karar, üretken AI (GenAI) pazarının arama pazarından önemli ölçüde daha rekabetçi olduğunu belirtiyor ve OpenAI, Microsoft ve Anthropic gibi rakiplerin modellerini listeliyor.

Mehta’nın ilk kararı, 10 haftalık bir duruşma sonrasında verildi ve nisan ayında gerçekleşen bir telafi duruşması düzenlendi. İkinci duruşma sırasında Adalet Bakanlığı, Mehta’dan şirketin yasadışı tekelini ortadan kaldırmak için şirketi bölmesini istemişti.

Teknoloji sektörünün Amerika ve dünya çapında işleyişini kökten değiştirebilecek diğer önemli antitröst davaları da bekleniyor.

Bu davalar ve soruşturmalar, yasa koyucular ve düzenleyicilerin, teknoloji şirketlerinin e-ticaret, sosyal medya ve çevrimiçi arama alanlarında olduğu gibi yapay zeka pazarını da köşeye sıkıştırmasından endişe duymalarıyla ortaya çıktı.

Amazon, satıcıları ve tüketicileri dolandırmak için rekabeti engellediği ve kafa karıştırıcı reklamlarla dolu yetersiz bir alışveriş deneyimi sunduğu iddiaları nedeniyle 2027’nin başlarında yargılanacak.

Apple, 2007’den bu yana milyarlarca iPhone satarak kullanıcıları ürünlerine bağımlı hale getirmek ve tüketiciler, geliştiriciler ve sanatçılar için maliyetleri artırmak için tasarlandığı iddialarıyla karşı karşıya. Bu davadaki ifade ve delil toplama işlemleri 2027’nin başlarına kadar sürecek.

Çip üreticisi Nvidia ise, yapay zeka girişimi Run:ai’ı satın alması nedeniyle Adalet Bakanlığı’nın soruşturmasına konu oluyor.

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English