Amerika
Google’ın iddiası: Büyük dil modelleri bilimsel sıçramalarda işe yaramaz

Google DeepMind araştırmacısı Tom Zahavy yayımladığı makalede, büyük dil modellerinin mevcut verileri işleme ve mantıksal doğrulama kabiliyetine rağmen gerçek bilimsel buluşlar yapamayacağını ortaya koydu. Albert Einstein’ın genel görecelik kuramını oluşturma sürecini hesaplamalı bir inceleme alanı olarak ele alan çalışma, yapay zekanın sezgisel hipotez üretme mekanizmasından yoksun olduğunu gösterdi.
Google DeepMind araştırmacısı Tom Zahavy tarafından hazırlanan çalışma, büyük dil modellerinin (LLM) insan müdahalesi olmaksızın özgün bilimsel keşifler gerçekleştiremeyeceğini ortaya koydu.
27 Ocak 2026 tarihli “LLM’ler Sıçrama Yapamaz” (LLMs can’t jump) başlıklı araştırmada, yapay zeka ekosistemindeki “yaratıcılık yalnızca veri sıkıştırmasından ibarettir” anlayışı eleştirildi.
Çalışma, Albert Einstein’ın arkadaşı Maurice Solovine’e yazdığı mektupta çizdiği bilimsel keşif şemasını temel alıyor. Einstein bu mektupta bilimi döngüsel bir süreç olarak tanımlıyor.
Süreç, ham duyusal verilerin algılanmasıyla başlıyor; ardından mantıksal olmayan sezgisel bir “sıçrama” ile soyut aksiyomlara ulaşılıyor ve son aşamada katı mantıksal tümdengelim yöntemiyle bu aksiyomlardan sonuçlar çıkarılıyor.
Yapay zeka döngünün iki aşamasını hakimiyeti altına aldı
Araştırmaya göre üretken yapay zeka, Einstein’ın tanımladığı keşif döngüsünün üçte ikisini başarıyla yürütüyor. Sistemler, milyarlarca veri simgesi üzerinde istatistiksel desen eşleştirmesi yaparak tümevarım sürecini tamamlıyor.
Aynı zamanda AlphaProof gibi sistemlerin Olimpiyat düzeyindeki karmaşık matematik problemlerini çözmesinde görüldüğü üzere, yerleşik ilkelerden formal kanıtlar üreterek tümdengelim aşamasını da yerine getiriyor.
Ancak rapor, yapay zekanın gözlem verilerinin yetersiz olduğu durumlarda yeni açıklayıcı hipotezler üretme yeteneği biçiminde tanımlanan “varsayımsal çıkarım” mekanizmasından tamamen yoksun olduğunu kaydediyor.
Mevcut dil modelleri, yerleşik insan düşüncesinin sınırları içinde veri interpolasyonu yapabilirken, bu sınırların ötesine geçemiyor.
Genel Görelilik kuramı veri sıkıştırma tezini çürütüyor
Çalışmada, Einstein’ın Genel Görelilik Kuramı’nı geliştirme süreci bir hesaplama örneği olarak incelendi.
Yapay zeka topluluğunda öne çıkan ve Jürgen Schmidhuber tarafından savunulan görüş, bilimsel keşfin verileri açıklayan en basit programı arama, yani bir sıkıştırma problemi olduğunu ileri sürüyor.
Buna karşın Einstein Genel Görelilik Kuramı’nı oluşturduğu sırada, klasik Newton mekaniği gözlemsel açıdan büyük bir başarıyla uygulanıyordu ve yeni bir fizik çerçevesine yönelik acil veri baskısı bulunmuyordu. Eylemsiz ve çekimsel kütlelerin eşitliği 10 üzeri -9 hassasiyetle doğrulanmıştı.
Merkür’ün yörüngesindeki sapma dışında Newton yasalarını tehdit eden bir veri krizinin olmadığını belirten araştırma, bilim insanlarının bu sapmayı dahi “Vulcan” adını verdikleri varsayımsal bir gezegenle açıklamaya çalıştığını hatırlatıyor.
Veri odaklı bir yapay zekanın, Newton modelindeki hata payı sıfıra yakın olduğu için uzay-zaman anlayışını kökten değiştirecek bir yapısal dönüşüme gitmeyeceği vurgulanıyor.
Düzeltme ve kanıtlama süreçleri sezgisel sıçramanın yerini tutmuyor
Einstein, 1905 yılında Özel Görelilik Kuramı’nı kurduktan sonra teoriyi ivmeli hareketleri de kapsayacak şekilde genişletmek istedi. 1907-1915 yılları arasında yedi yıl süren bu süreçte, Marcel Grossmann ile yürüttüğü çalışmalarda statik alanlara ilişkin yanlış bir varsayım nedeniyle iki yıl kaybetti.
Einstein, 1915 yılının kasım ayında Prusya İlimler Akademisi’ne her hafta yeni bir makale sunarak David Hilbert ile girdiği yarışı kazandı ve nihai alan denklemlerini elde etti.
DeepMind araştırması, günümüzdeki LLM’lerin ve kanıt yardımcılarının Einstein’ın aksiyomları sağlandığı takdirde tümdengelim adımlarını tamamlayabileceğini kabul ediyor.
Ancak mevcut sistemlerin, bu aksiyomların kendisini ham duyusal verilerden üretecek zihinsel mekanizmaya sahip olmadığı kaydediliyor.
Fiziksel dünya modelleri çözüm için zorunlu görülüyor
Raporda, yapay zeka ajanlarının kavramların fiziksel karşılıklarına erişimi olmadan yalnızca dili işlediği ve bu durumun Stevan Harnad tarafından tanımlanan “Çin Odası” problemini yarattığı ifade edildi.
Sakana AI tarafından geliştirilen “AI Scientist” veya DeepMind’ın “AlphaEvolve” gibi gelişmiş sistemlerinin dahi belirli bir çerçeve içindeki metrikleri optimize ettiği, ancak sembolik karşılığı bulunmayan yeni aksiyomlar üretemediği bildirildi.
Zahavy, yapay zekanın abdüksiyon sıçramasını gerçekleştirebilmesi için yalnızca dil işlemenin ötesine geçmesi gerektiğini kaydetti. Çözüm olarak, eylem kontrolü sunan ve fiziksel evrenle tutarlı biçimde çalışan “Dünya Modelleri” işaret edildi.
Genie gibi eyleme dayalı yeni mimarilerin, soyut sembolleri duyusal simülasyonlarla bağlayarak yapay zekaya zihinsel düşünce deneyleri yapma kabiliyeti kazandırabileceği aktarıldı.
Amerika
Tahvil piyasalarında yapay zeka çılgınlığı

22 Temmuz itibariyle Alphabet, Amazon, Meta, Microsoft ve Oracle olmak üzere beş şirket, hisse senedi satışı ve tahvil ihracı yoluyla piyasalardan yaklaşık 302 milyar dolar kaynak sağladı.
Bunlar, S&P Global Market Intelligence verileri. Goldman Sachs’ın ayrı bir raporunda, küresel kurumsal tahvil ve kredi piyasalarındaki yapay zeka ile ilgili ihraçlar incelendi ve “bu yılın başından bu yana yapay zeka ile ilgili arzın 489 milyar dolar olduğu ve bu rakamın, 2025 yılı için tüm yıl tahminimiz olan 322 milyar doları şimdiden çok aştığı” tespit edildi.
Hiperkalerlerin hızla borçlanması ile birlikte tahvil piyasası kredi göstergelerinde de bozulma başladı. Son zamanlarda, Oracle ile ilişkili bir tahvil piyasası kredi göstergesi rekor seviyeye ulaştı.
Tüccarlar, düşük maliyetli, açık kaynaklı Çin yapay zeka modellerinin ortaya çıkmasının, bilgi işlem kapasitesi sağlamanın potansiyel kârlılığını nasıl değiştirebileceğini kavramaya çalışıyordu.
Oracle’a ilişkin beş yıllık kredi temerrüt swapları (CDS, yatırımcıların bir şirketin borcunu ödeyememesi durumunda kendilerini korumak için satın alabilecekleri bir tür sigorta) sigortalanacak her 100.000 dolarlık Oracle borcu için 212 baz puana (veya 2,12 yüzde puana) sıçradı.
Bu, 10 milyon dolarlık Oracle tahvillerini temerrüt riskine karşı sigortalamanın yıllık maliyetinin yaklaşık 212.000 dolar olduğu anlamına geliyor.
Kredi itibarı daha yüksek kabul edilen teknoloji devlerinin bile CDS oranlarında kademeli bir artış gözlemleniyor.
Bu durum, bu şirketlerin yoğun sermaye harcamalarıyla finansal olarak kaldırabileceklerinden fazlasını üstlenip üstlenmediklerine dair nispeten küçük ama giderek artan bir endişeye işaret ediyor.
Apple bu noktada bir istisna olarak öne çıkıyor. Şirketin CDS fiyatı, diğer teknoloji devleri arasında en düşük seviyede bulunuyor.
Oracle’ın CDS’lerindeki artış, bu patlamanın boyutu ve potansiyel getirisiyle ilgili yeni bilgiler her gün ortaya çıktıkça, en azından bazı yatırımcıların bu tür yatırımların riskleri üzerinde biraz daha derinlemesine düşünmeye başladığını gösteriyor.
Nikkei, geçen hafta büyük hiper ölçekli şirketlerin, Japon yayınının “gizli borçlar” olarak adlandırdığı kalemde yaklaşık 1,65 trilyon dolarlık bir tutara sahip olabileceğini vurgulayan bir haber yayınladı.
Bunlar esasen bilanço dışı yükümlülükler ve geçerli muhasebe kuralları uyarınca bilanço dışında tutulabilirler.
Bu arada Alphabet, bazı yatırımcıları tedirgin etti; büyük ölçüde kontrolsüz yapay zeka harcamalarının bir sonucu olarak, 2004’teki halka arzından bu yana ilk kez negatif serbest nakit akışı bildirdi.
Yapay zeka altyapısı için borçlanan şirketler, muhtemelen artan faiz maliyetleriyle karşı karşıya kalacak.
Bunun nedeni kısmen kredi risklerine ilişkin endişeler. Fakat yatırımcıların bu şirketlerin mali durumuna ilişkin hiçbir endişesi olmasa bile, ABD Hazine tahvili getirilerindeki son dönemdeki artış nedeniyle borçlanma maliyetleri yine de yükselecek.
Amerika
Demokratlar Kanada tarifelerini Michigan’da seçim kozuna çeviriyor

ABD ile Kanada arasındaki ticaret gerilimi, sınır ticaretine büyük ölçüde bağlı Michigan’da seçim kampanyalarının ekonomi eksenini yeniden şekillendirebilir. Kanada’dan yılda 43,5 milyar doları aşan ithalat yapan eyalette Demokratlar, yeni tarifelerin hane halkı maliyetlerini artıracağını savunuyor.
BD ile Kanada arasında tırmanan ticaret geriliminin, yoğun sınır ticaretine sahip Michigan’da Demokratların ara seçim kampanyalarında ekonomi başlığını öne çıkarmasına imkan tanıyabileceği değerlendiriliyor.
ABD Başkanı Donald Trump, geçen hafta Kanada’yı “ayrımcı” ticaret uygulamaları izlemekle suçlayarak ülkeye uygulanan tarifelere ilave yüzde 50 vergi getirdi. Trump ayrıca, geçen ay çok sayıda ABD eyaletini etkileyen yoğun dumanın kaynağı olan orman yangınları nedeniyle Kanada’ya yeni tarifeler uygulamayı da değerlendirdiğini açıkladı.
Trump pazartesi günü Michigan’daki seçim etkinliğinde ticaret politikalarını savunsa da, bu tartışmanın eyalette valilik, Senato ve Temsilciler Meclisi için yarışan Cumhuriyetçi adayları siyasi açıdan zorlayabileceği belirtiliyor.
Grassroots Midwest şirketinde görev yapan Michigan merkezli siyasi danışman Adrian Hemond, “Cumhuriyetçiler açısından zaten zorlu geçen seçim dönemindeki bir başka ters rüzgar. Ancak bunun ne kadar güçlü hissedileceği, Demokratların bu tarifelerin seçmen üzerindeki doğrudan etkisini ne ölçüde görünür kılacağına bağlı” dedi.
Hemond, “Tarifelerin ekonomik açıdan olumsuz olduğunu onlarca yıldır biliyoruz. Başkan buna rağmen yoluna devam etmeyi seçti. Demokratların görevi, bunun seçmenlerin günlük yaşamındaki etkisini açık biçimde ortaya koymak” ifadelerini kullandı.
Michigan ekonomisi Kanada ile ticarete büyük ölçüde bağlı. Kanada’nın Detroit Başkonsolosluğu verilerine göre eyalet, Kanada’dan her yıl 43,5 milyar dolardan fazla mal ithal ediyor.
Gordie Howe Köprüsü ABD ve Kanada arasındaki gelir anlaşmazlığıyla açıldı
Bunun içinde 934 milyon dolarlık doğalgaz ve diğer gazlar, 637 milyon dolarlık plastik ve plastik ürünleri ile 638 milyon dolarlık alüminyum ve alüminyum ürünleri yer alıyor.
Eyalet ayrıca Kanada’ya yılda 21,2 milyar dolarlık ihracat yapıyor. İhracat kalemleri arasında 726 milyon dolarlık motor ve türbin, 559 milyon dolarlık ham petrol ile 346 milyon dolarlık uçak ve uçak parçaları öne çıkıyor.
Michigan merkezli Cumhuriyetçi stratejist Jason Cabel Roe, “Kanada tarifeleri özellikle Michigan’a özgü bir mesele. Ekonomiyle ilgili saldırılarda bunun mutlaka gündeme geleceğini düşünüyorum” dedi.
ABD halen çelik ve alüminyum ürünlerine yüzde 25, Kanada’dan ithal edilen yumuşak kereste ürünlerine ise yüzde 10 tarife uyguluyor. Buna ek olarak Kanada, geçen ay yürürlüğe giren zorla çalıştırma gerekçeli yüzde 12,5’lik tarifeye de tabi tutuluyor.
Bazı değerlendirmelere göre Trump’ın Kanada mallarına ilave yüzde 50 tarife kararı, iki ülke arasındaki ticaret görüşmelerinde pazarlık aracı niteliği taşıyor.
Kanada Başbakanı Mark Carney, geçen hafta tarifelerin gelecek ay yürürlüğe girmesinden önce anlaşma sağlanamazsa “masadaki tüm seçeneklerin değerlendirileceğini” söyledi.
Detroit ile Kanada’nın Ontario eyaletindeki Windsor kentini birbirine bağlayan Gordie Howe Köprüsü de iki ülke arasındaki hassas ticaret ilişkisinin son simgelerinden biri haline geldi. ABD, cuma günkü resmi açılış törenine davet edilmedi. Trump da pazartesi günü Michigan ziyaretinde köprüye uğramadı.
Trump, ABD’nin törenden dışlanmasına ilişkin, “ABD’ye önemli tarifeler ödedikleri düşünülürse bunda sorun görmüyorum” açıklamasını yaptı.
Trump, pazartesi günü Michigan’ın Milford kentindeki General Motors Deneme Merkezi’nde yaptığı konuşmada Kanada ile yaşanan ticaret gerilimine değinmedi. Buna karşılık tarifelerin Amerikan işçisini koruduğunu savundu.
Trump, “Otomobillerde yıllık ticaret açığı 300 milyar doların üzerindeydi” dedi.
Sözlerini, “Ancak artık bunların hepsi değişiyor. Çünkü yabancı üretici ve imalatçılara, yabancı otomobiller dahil olmak üzere yüzde 25 tarihi tarife uyguladım. Bunu benden önce hiçbir başkan yapacak cesareti gösteremedi” ifadeleriyle sürdürdü.
Michigan’da kasım ayında sandığın her kademesinde çekişmeli yarışlar bekleniyor.
Cumhuriyetçi Senato ön seçiminde rakipsiz olan eski Temsilciler Meclisi üyesi Mike Rogers, Demokrat ön seçimin ardından Temsilciler Meclisi üyesi Haley Stevens veya Abdul El-Sayed ile karşı karşıya gelecek.
Cumhuriyetçiler, parti içinde “komünizm” uyarılarına yol açan sol kanadın önde gelen isimlerinden biri olarak görülen El-Sayed’in genel seçimde Rogers’ın rakibi olmasını tercih ediyor. Trump ise pazartesi günkü konuşmasında Demokrat adaylardan hiçbirinin adını anmadı.
Valilik yarışında Trump’ın desteklediği Temsilciler Meclisi üyesi John James, iş insanı Perry Johnson ile mücadele ediyor. Ön seçimin galibi, Demokrat tarafta Michigan Dışişleri Bakanı Jocelyn Benson ile Genesee County Şerifi Chris Swanson arasındaki yarışın kazananıyla karşılaşacak.
Temsilciler Meclisi seçimlerinde ise görevdeki Cumhuriyetçi Tom Barrett zorlu bir yeniden seçilme mücadelesi veriyor. Tarafsız Cook Political Report, Barrett’ın yarışını “başa baş” olarak değerlendiriyor.
4 Ağustos’taki ön seçimler yaklaşırken Demokratların önemli bölümü henüz Cumhuriyetçilere yönelik kapsamlı eleştirilerine başlamış değil.
Roe, “Şu ana kadar tarifeler konusunda yoğun bir söylem duymadım. Ancak bu, ileride kullanmayacakları anlamına gelmiyor” dedi.
Haley Stevens ise geçen hafta, milletvekili sıfatıyla yaptığı açıklamada Trump’ın Kanada mallarına getirdiği ilave yüzde 50 tarifeyi eleştirdi ve bunun Michigan ailelerinin maliyetlerini artıracağını savundu.
Stevens, X platformundaki paylaşımında, “Trump, Michigan ailelerinden çok güç gösterileriyle ilgileniyor” ifadelerini kullandı.
Geçen hafta yayımlanan ve Midwest Economic Policy Institute ile Illinois Üniversitesi Urbana-Champaign bünyesindeki Project for Middle Class Renewal tarafından hazırlanan tarafsız araştırma, Trump’ın geçen yıl uyguladığı tarifelerin Ortabatı’daki hanelerin maliyetlerini ulusal ortalamanın yüzde 55 üzerine kadar çıkardığını ortaya koydu.
Araştırmaya göre Michigan’da tarifelerin hane başına maliyeti 3 bin 200 dolara kadar ulaştı. Çalışma Illinois, Indiana, Ohio, Minnesota ve Wisconsin’i de kapsadı.
Roe, “Fiyatlar yüksek kalır ve seçmen enflasyona odaklanırsa tarifeler etkili bir saldırı hattına dönüşebilir” değerlendirmesini yaptı.
Bununla birlikte seçim kampanyalarında hayat pahalılığı tartışmalarına şu ana kadar İran ile yaşanan savaşın damga vurduğu belirtiliyor.
Demokratlar, çatışmanın mevcut enflasyon ile yükselen enerji fiyatları üzerindeki etkisini gündeme taşıyor.
Roe, “Açıkçası İran’daki savaş, Demokratların bu söylemini bir miktar karmaşık hale getirmiş olabilir. Çünkü birçok seçmen açısından İran konusu tarifelerin önüne geçiyor” dedi.
Amerika
Büyük teknoloji CEO’ları yapay zeka görüşmeleri için Washington’da

Nvidia ve OpenAI gibi büyük teknoloji şirketlerinin yöneticileri, yapay zeka görüşmeleri yapmak için Washington’a gidiyor.
Nvidia CEO’su Jensen Huang, yapay zeka alanında ABD’nin liderliğini görüşmek üzere Washington’da Kongre üyeleriyle bir araya gelecek.
Çip üreticisinin bir sözcüsü, Huang’ın Capitol Hill’de hem Cumhuriyetçiler hem de Demokratlarla görüşerek bu teknolojideki son gelişmeleri ele alacağını söyledi.
Sözcü, “Jensen, açık kaynak alanında liderlik de dahil olmak üzere yapay zeka konusunda ABD’nin liderliğini tartışmak üzere her iki partiden liderlerle bir araya gelmek üzere Washington’da bulunuyor,” dedi.
Sözcü, Huang’ın ayrıca NVIDIA’nın ABD’de 500 milyar dolar değerinde yapay zeka altyapısı üretme taahhüdünü vurgulayacağını da ekledi.
Huang’ın, geçen hafta OpenAI’a yönelik otonom siber saldırının ardından güvenlik tehditleri konusunda ciddi endişelerini dile getiren Senato İstihbarat Komitesi’nin en üst düzey Demokrat üyesi Senatör Mark Warner ile bir araya gelmesi planlanıyor.
Bu gelişme, Huang’ın X platformunda açık kaynaklı yapay zekayı savunarak, bu tür modellerin “güvenliği ve siber güvenliği güçlendirdiğini, inovasyonu ve yaygınlaşmayı hızlandırdığını ve egemenliği sağladığını” yazmasının ardından geldi.
Huang’ın ziyareti, OpenAI CEO’su Sam Altman’ın da Warner ile görüşmesi beklenirken gerçekleşti fakat senatörün sözcüsü, görüşmelerin birbirinden bağımsız olduğunu belirtti. Pazartesi günü OpenAI, Nvidia ile bir veri merkezi projesi kapsamında görüşmelerde bulunduğunu duyurmuştu.
Sektöre ve yönetime yakın kaynakların POLITICO’ya aktardığına göre, OpenAI CEO’su Sam Altman’ın çarşamba ve perşembe günleri Washington’a gitmesi ve Beyaz Saray yetkilileri, diğer yönetim yetkilileri ve iki partiden Kongre üyeleriyle yapay zeka politikasını görüşmek üzere toplantılara katılması bekleniyor.
Kaynaklardan biri, Altman’ın Hazine Bakanı Scott Bessent ile görüşmesinin beklendiğini, iki kaynak ise Ticaret Bakanı Howard Lutnick ile görüşmesinin beklendiğini belirtti.
Ayrıca, Altman’ın Senato İstihbarat Komitesi’nin en üst düzey Demokrat üyesi ve Senato Siber Güvenlik Grubu’nun eşbaşkanı olan Senatör Mark Warner ile de görüşmesi bekleniyor.
Gerçekleştireceği toplantılarda Altman, OpenAI’ın en yeni modellerini tanıtacak, şirket geçen hafta yaptığı açıklamada belirtti.
Ayrıca, insan müdahalesi olmaksızın OpenAI’ın en yeni modelleri tarafından gerçekleştirilen son siber güvenlik saldırısı ile ilgili sorulara da maruz kalması muhtemel; bu, bu türden belgelenmiş ilk olaydır.
Altman, ayrıca, gelişmiş modellere yönelik hükümet denetiminin artırılmasını öngören Beyaz Saray’ın haziran ayında yayınlanan başkanlık emrinin uygulanmasını da ele alacak.
Haziran ayında yayınlanan başkanlık kararnamesinde çerçeve çalışmasının hazırlanması için belirlenen 60 günlük süre, 1 Ağustos’ta sona erecek.
Kararname, şirketlerin gelişmiş yapay zeka modellerini piyasaya sürmeden 30 gün önce güvenlik testleri için gönüllü olarak hükümete sunmalarını ve ardından bu modelleri, genel kamuoyuna sunmadan önce hükümetin onayladığı ortaklara ilk aşamadaki sınırlı uygulamalar için devretmelerini öngörüyor.
Bu son tarih, ülkenin en büyük yapay zeka şirketleri tarafından yoğun bir lobi faaliyetini tetikledi. Görüşmelere yakın üç kaynağın belirttiğine göre, bu şirketler, Anthropic’e yönelik ihracat kontrollerinin ve OpenAI’ın en son modeline uygulanan kısıtlamaların kaldırılmasının ardından son iki hafta içinde Beyaz Saray ile görüşmelere yeniden başladı.
Yönetime yakın kaynaklardan birine göre, OpenAI, Anthropic ve Google, geçen hafta başında Beyaz Saray Ulusal Siber Direktörlüğü’nün hazırladığı çerçeve taslağına ortaklaşa kapsamlı “kırmızı çizgi” düzenlemeleri sundu.
“Tek bir ortak kırmızı çizgi belgesi hazırladılar,” diyen bu kişi, bunu şirketler arasında alışılmadık bir birlik gösterisi olarak nitelendirdi.
Sektördeki en azından bazı aktörler tarafından desteklenen bir öneri, yalnızca sektör genelinde mevcut en yüksek performanslı yapay zeka sistemlerinin incelemeye tabi tutulmasını öngörüyor.
Bu da bazı şirketlerin en iyi modellerinin hiç incelemeye tabi tutulmayacağı anlamına geliyor.
Başkanlık emri, bir modelin devlet tarafından incelemeye tabi tutulabilmesi için gerekli olan kesin performans kriterini belirleyecek.
Görüş2 hafta önceNATO 2.9: Atlantik cephesinin çok kutuplu paradoksu
Avrupa2 hafta önceİngiltere çelik üreticisi British Steel’i kamulaştırdı
Rusya2 hafta önceRus bankalarından Türkiye’deki ödemelere blokaj
Asya2 hafta önceDeepSeek, önümüzdeki yıl halka arz planlıyor
Asya2 hafta önceÇin’in petrol hamlesi akaryakıt krizini önleyebilir mi?
Avrupa2 hafta önceCebelitarık ve İspanya arasındaki fiziki sınır kalkıyor
Dünya Basını1 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Asya2 hafta önceTokyo’dan Hürmüz Boğazı’nı baypas edecek hatlara destek










