Asya
Güney Kore’de “Yeni Cephe, Yeni Mücadele ve Yeni Gelecek”

Editörün Notu; Güney Kore Anayasa Mahkemesinin 8 üyesinin tam oyuyla 13. Cumhurbaşkanı Yoon seok yeol görevden alındı. Yaklaşık 8 aydır ülke çapında süren protestolar “sıkıyönetim girişimi” ardından hızlanmıştı. Bu süreçte “Mum Işığı” protestoları tüm ülkede destek görmüştü. Mum Işığı Hareketi’nin Daimi Temsilcisi Kim Min-woong azil sonrası yayınladığı yazıda ülkenin ve halkın nasıl bir süreçten geçtiğini ve önündeki seçenekleri yorumluyor. Harici Editörü Mehmet Emre Öztürk Korece’den Türkçe’ye çevirdi.
Egemen halk en yüksek güçtür
Sonuçta egemen halkın zaferi tecelli etti. “Olacaksa olur, karar verilir” sözü gerçeğe dönüşmeden önce kaç engeli aşmamız gerekti? İsyancı lider Yoon Seok-yeol’un görevden alınması, halkın son üç yıldır verdiği uzun mücadelenin ardından elde ettiği mucizevi bir tarihi başarıdır. Bütün itibar egemen halka aittir. Biraz daha geriye gidersek, 2019 yılındaki siyasi kovuşturma darbesine karşı verilen mücadelenin nihai zaferidir. Kılıçtan yana olanlar kılıçla yok olacak, darbeyle iktidara gelenler darbeyle yok edilmiştir.
Son 80 yıldır bu topraklara hükmeden güçler, tüm arzularını ve güçlerini siyasi soruşturmanın başı olan canavar Yoon Seok-yeol’un bedenine enjekte ederek bir egemenlik kalesi inşa etmişlerdir. O karanlık kaleden çıkan her şey vahşi, iğrenç ve zalimdi. 3 Aralık 2024, isyancı güçlerin bu ülkeyi parçalamak ve diktatörlüğü sonsuza dek ele geçirmek için komplo kurduğu gündü, ama aslında iktidarlarının çöküşünü belirleyen tarihi dönüm noktası oldu. Zira ne kadar titizlikle planlayıp uygularlarsa uygulasınlar, bir şeyi asla göremiyorlardı: Bu ülkede egemengücün halk olduğu gerçeği. Anayasanın, bütün gücün halktan geldiği şeklindeki iktidar teorisinin gerçekte işe yaramadığı görüldü. Bu isyancı güçler, egemeni kendi güçlerine kolayca seferber edebilecekleri ve her türlü direnişi kolayca ezebileceklerine inanarak hareket ettiler. Ancak bunun apaçık bir blöf olduğu ortaya çıktı ve tarih bu isyancıları iz bırakmadan yenilgiye uğrattı.
Değişen savaş alanında, egemen halkın yönetimi zamanın emridir.
Savaş sanatının sadece kendilerinde olduğunu düşünenler, üzerinde durdukları arenanın çoktan değiştiğini fark edemediler. Mücadelenin teknolojiyle değil, ancak tarihin adaletine inatla tutunanlarla kazanılabileceğini kavrayamadılar. Böylece isyancı lider ve yandaşları bir yenilgi bataklığına düştüler. Hükümdar, geçen yılki genel seçimi ‘büyük bir sürpriz’ haline getirerek Ulusal Meclisi oluşturdu ve Yoon Seok-yeol’un azli için siyasi dünyaya ivme kazandırdı. Böylece egemen halkın kazanmasının temeli istikrarlı bir şekilde atılmıştır.
Ve hepsi bu kadar değil. Ulusal Meclis görevden alınma önergesini bile geçirdi ve Yoon Seok-yeol’u tutuklattı. Kurnaz hukuk teknisyenlerinin aniden müdahale edip Yoon Seok-yeol’u hapisten çıkarıp tekrar işe döndürmek için bir operasyon başlatmasıyla durum istikrarsız görünüyordu, ancak bu aslında egemen halkı bir araya getiren fitil oldu.
Anayasa Mahkemesi’ni çevreleyip oybirliğiyle karar aldırabilecek görkemli bir güce dönüştü. Tarihin gerçek efendisinin, hiçbir zaman yılmayan ve geri çekilmeyi aklından bile geçirmeyen bir hükümdar olduğunu bu denli açık biçimde kanıtlamak mümkün müdür? Hiç kimsenin egemen halka tepeden bakmaya cesaret edebildiği dönem artık sona ermiş, çağın tek emir ve rehberinin egemen halkın yönetimi olduğu anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi’nin kararı, Yoon Seok-yeol’un görevden alınması yönündeki halk emrine yönelik hukuki bir yorumdan başka bir şey değildir. Kararın özünü Anayasa Mahkemesi yargıçları değil, halk yazmıştır.
Artık ilk mücadele sona erdi. Sıradaki mücadele bizi bekliyor. Muhtemelen ilk mücadeleden daha fazla hassasiyet, bilgelik ve daha fazla güç gerektiren yeni bir mücadele olacak. Çünkü bu, 1945 yılında kurtarılan bölgede yabancı işgal rejimine karşı mücadele eden atalarımızın mücadelelerini ve yenilgilerini hatırladığımızda, bu topraklarda kök salmış olan Japon yanlısı, hain güçlere karşı büyük bir mücadeledir.
Yoon Seok-yeol’un görevden alınması, 80 yıllık köklü kötülüklerin ortadan kaldırılmasının başlangıç noktasıdır
İç isyanı ortadan kaldırarak demokratik bir yönetim kuralım!
Bugün içinde olduğumuz durum, ülkeyi satan, sonra da dış güçlere sarılarak iktidarı geri alan, komünistleri avlayarak kurtuluş tarihini ayaklar altına alan, bu ülkenin bütün varlıklarına el koyanları alaşağı etmek için verilecek yeni bir mücadele ve cephedir. Kimliklerini çeşitli biçimlerde gizlerler, kimi zaman da kimliklerini açıkça ortaya koyarak güçlerini sergilerler. Artık bunların gerçek mahiyetini çok iyi biliyoruz ve bunların Halkın Gücü Partisi’ne, yargıya, medyaya, eğitime vb. sızdıklarını, egemen halkı aldattıklarını, egemenin yetkilerini, haklarını ve iktidarını elinden almak için her türlü oyunu kullandıklarını kesin olarak biliyoruz. Bu bozguncu güçlerin devlet işlerini tekeline almasına, halkı aldatmasına, bu topraklarda iktidar gücü olarak iktidarı ele geçirmesine bir daha asla izin vermeyeceğiz.
Yoon Seok-yeol iktidarının başlangıcından bu yana geçen üç yıldır sokaklarda ve meydanlarda gerçekleşen mum ışığı protestoları, yakında demokratik bir hükümetin kurulması ve iktidarı ele geçirmiş güçlerinin tamamen ortadan kaldırılması talebiyle yeni bir mücadeleye başlayacak. Yeni bir cephede, yeni bir geleceğe doğru mücadele gücümüzü güçlendireceğiz. Mücadelemiz henüz bitmedi, yolumuzu henüz tamamlamadık. Bilakis sağlam bir başlangıç noktası yaratılmış, yeni bir gelecek henüz gelmemiştir.
Bir zamanlar ışıltısı sönmüş olsa da ışığını yitiren yıldız gökyüzünde dolaşmaya devam eder; bir zamanlar ne kadar heybetli olsa da, artık dallarını filizlendirmeyen ağaçlar yeniden ormanında yeşillencektir; Bir zamanlar ne kadar güçlü olursa olsun, rüzgarı kucaklayamayan bir deniz, taze dalgalarını unutur. Geçmişi kararlılıkla unutup yeni bir yola koyulmaya hazırlananlar, tükenmeyen bir umuda sahip olanlardır.
Egemen halklar, yolu aydınlatan parlayan yıldızlar, ormanı besleyen yeşil ağaçlar ve balinaları dans ettiren denizlerdir. Tarih böylece bize bir lütuf olacak ve bizi sevinç ve bereketle ziyafetlendirecektir. Yaşasın egemen devrim!
Asya
Japon elektrik üreticisi JERA, ABD’deki veri merkezi için 3 milyar dolarlık büyük gaz yakıtlı santral kuracak

Nikkei Asia’nın pazartesi günü edindiği bilgiye göre Japonya’nın en büyük elektrik üreticisi JERA, ABD’de aynı sahada yer alacak bir veri merkezi için yaklaşık 500 milyar yen, yani 3 milyar dolar değerinde büyük bir gaz yakıtlı elektrik santrali inşa edecek.
Bu adım, Japon şirketinin ABD’li teknoloji devlerinin yapay zekâya yönelik benzeri görülmemiş yatırımları karşısında hızla büyüyen enerji altyapısı talebinden pay alma hedefiyle birlikte geldi.
Japonya’nın en büyük elektrik üreticisi JERA, büyük dil modellerinin eğitimi için bitişikteki veri merkezlerine elektrik sağlamak üzere ABD’de doğal gaz santrali inşa etmek amacıyla büyük Amerikan teknoloji şirketleriyle ortaklık kuruyor. 3 milyar dolarlık yatırım kapsamında kurulacak santralin 2028’de faaliyete geçmesi planlanıyor.
Bu proje, yapay zekâ eğitimi için istikrarlı elektrik arzına duyulan acil ihtiyacı yansıtıyor. Doğal gaz santralleri, veri merkezlerinin yüksek yük taleplerini karşılamak için geçiş dönemi çözümü işlevi görüyor.
Piyasa mekanizmaları açısından bakıldığında, yapay zekâ sermaye harcamaları elektrik üretimi ile veri merkezlerinin birlikte gelişimini tetikliyor. Finansman doğal gaz altyapısına ve hiper ölçekli veri merkezi işletmecilerine yönelirken, elektrik ekipmanı tedarikçileri ve bulut hizmet sağlayıcıları bu süreçten fayda sağlıyor.
JERA daha önce yurt dışı enerji varlıklarına yönelik yatırımlarını aktif biçimde geliştirmişti. ABD’li teknoloji devleriyle bu santral işbirliği, Japon şirketlerinin küresel yapay zekâ tedarik zincirine katılma stratejisinin devamı niteliğinde. Bu eğilim, Microsoft gibi şirketlerin kendi veri merkezi enerji kaynaklarını inşa etmesine benzer bir yönelimi yansıtıyor.
Sermaye akışları bakımından proje, altyapı fonlarını ve enerji dönüşümü sermayesini kendine çekecek. Bu da doğal gazın yapay zekâ veri merkezleri için güvenilir bir baz yük enerji kaynağı rolünü güçlendirirken, yenilenebilir enerji ve depolama yatırımlarını da teşvik edecek.
Google ve Amazon’un veri merkezleri için uzun vadeli elektrik alım anlaşmaları imzalamasına benzer şekilde, Japon şirketleri de doğrudan yatırımlar yoluyla yapay zekâ büyümesinden doğan kazançları güvence altına alıyor. Bu süreç, küresel enerji ve bilişim altyapısının entegrasyonunu hızlandırıyor.
Özünde bu gelişme, teknolojik ikame ve sanayi zincirinin yeniden yapılandırılması anlamına geliyor. Yapay zekâ eğitiminde kullanılan hesaplama gücündeki patlayıcı büyüme, yerel elektrik tedarikini zorunlu kılıyor. Bu durum, fiyatlama gücünü geleneksel kamu hizmeti şirketlerinden veri merkezleri ile elektrik üretiminin birleşimine doğru kaydırıyor ve küresel enerji sermayesinin tahsisini yeniden şekillendiriyor.
Japon sanayiciler ve yöneticiler, ABD’ye ‘sonu gelmez’ yatırımlar konusunda uyardı
Asya
Güney Kore, Orta Doğu’da savaş sonrası yeniden imar için görev gücü kurdu

Güney Kore Dışişleri Bakanı Cho Hyun pazartesi günü yaptığı açıklamada, Güney Kore hükümetinin, Güney Koreli şirketlerin çatışma sonrası yeniden imar çalışmalarına katılımını desteklemek amacıyla Orta Doğu genelinde ülke bazlı işbirliği ihtiyaçlarını belirlemek üzere bir görev gücü kurduğunu söyledi.
Cho, düzenlediği basın toplantısında, “Güney Koreli şirketlerin Orta Doğu’daki yeniden imar çalışmalarına katılımını kolaylaştırmak ve bölgeyle daha geniş ekonomik işbirliği geliştirmek amacıyla bakanlık özel bir görev gücü kurdu ve yurt dışı temsilcilikler aracılığıyla ülke bazlı işbirliği ihtiyaçlarını aktif biçimde tespit etti” dedi.
Cho, “Krizlere verdiğimiz yanıtlar, Orta Doğu ülkeleri nezdinde Güney Kore’nin zor zamanlarda yanlarında duran güvenilir bir ortak olduğu algısını güçlendirdi” diye ekledi.
Geçen hafta ABD ve İran, aylar süren savaşı sona erdirmeyi amaçlayan bir mutabakat zaptı imzaladı. Söz konusu mutabakat, iki ülke arasındaki ateşkesi 60 gün uzatacak; bu süre içinde nükleer meseleler ve diğer başlıkların ele alınarak nihai bir barış anlaşmasına varılması için müzakereler yürütülecek.
Cho, anlaşmanın yalnızca kısa vadeli bir gerilimi azaltma tedbiri olarak kalmaması, aynı zamanda bölgede kalıcı barış ve istikrarın temeli haline gelmesi için ABD ve daha geniş uluslararası toplumla birlikte çalışacaklarını taahhüt etti.
Hürmüz Boğazı’nda mahsur kalan Güney Kore bağlantılı gemilere ilişkin olarak Cho, hükümetin ilgili koşulları ve Kore gemileri ile mürettebatının güvenliğini yakından izlemeyi sürdürdüğünü söyledi.
Cho, “Bizim gemilerimiz de dahil olmak üzere tüm gemiler için serbest ve güvenli geçişin hızla yeniden tesis edilmesini sağlamak amacıyla ilgili ülkelerle işbirliğimizi sürdüreceğiz” dedi. “Yakın gelecekte İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile bir telefon görüşmesi yapılması için Tahran ile koordinasyon halindeyiz” diye ekledi.
Okyanuslar Bakanlığı’na göre, Güney Kore tarafından işletilen iki gemi pazartesi günü Hürmüz Boğazı’ndan çıktı. Bu gemiler, geçen haftaki ABD-İran anlaşmasıyla stratejik deniz yolunun yeniden açılmasının ardından su yolundan geçen ilk Güney Kore bağlantılı gemiler oldu.
Bu çıkışla birlikte bölgede kalan Güney Kore bağlantılı gemi sayısı 22’ye düştü.
Daha sonra bakanlıktan üst düzey bir yetkili, Güney Kore ile ABD’nin bu yıl içinde, Seul’ün nükleer denizaltı arayışı ile uranyum zenginleştirme ve kullanılmış yakıtı yeniden işleme kabiliyetleri dahil olmak üzere temel nükleer işbirliği konularında anlaşmaya varmasının beklendiğini söyledi.
Kimliğinin açıklanmaması koşuluyla konuşan yetkili, “Son görüşmeler Güney Kore’de yapıldı ve yakın gelecekte ABD’de yeni bir turun gerçekleştirilmesi bekleniyor” dedi.
Güney Kore’nin zenginleştirme ve yeniden işleme haklarını elde edebilmesi için ABD ile ikili nükleer işbirliği anlaşmasında, 123 Anlaşması olarak bilinen düzenlemede, kısmi ya da kapsamlı değişiklikler yapılmasını veya bir ek protokol kabul edilmesini sağlaması gerekecek.
Yetkili, “Bir anlaşmanın biçiminden çok içeriği önemlidir” dedi ve aynı ilkenin nükleer denizaltılara ilişkin görüşmeler için de geçerli olduğunu belirtti. “Mümkün olan en kısa sürede bir anlaşmaya varmak gibi net bir hedef belirledik” dedi.
Kuzey Kore konusunda ise yetkili, Çin’in Pyongyang’ın nükleer silah programına fiilen göz yumduğu yönündeki spekülasyonları reddederek, Pekin’in “bu konuyu kamuoyu önünde tartışmaktan kaçınmış göründüğünü” söyledi.
Bu açıklamalar, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in kısa süre önce Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile görüşmek üzere Pyongyang’a yaptığı ziyaretin ardından geldi. Önceki görüşmelerinin aksine, bu ziyarette Kore Yarımadası’nın nükleer silahlardan arındırılması konusu kamuoyu önünde dile getirilmedi.
Bakanlık yetkilisi, “Çin’in bu konuyu kamuoyu önünde ele alma konusundaki isteksizliği, Kuzey Kore ile ilişkileri ve Pyongyang ile Moskova arasındaki büyüyen ilişki bağlamında daha geniş bir çerçevede değerlendirilmelidir” dedi.
Yetkili ayrıca Kuzey Kore, Çin ve Rusya arasında derinleşen hizalanmanın arzu edilmeyen bir durum olacağı uyarısında bulundu ve Güney Kore, Çin ve Japonya arasındaki üçlü işbirliğinin önemini vurguladı.
Başkan Lee Jae Myung’un kısa süre önce G7 zirvesinde ABD Başkanı Donald Trump’a Kuzey Kore’nin nükleer silahlardan arındırılmasının aşamalı olarak yürütülmesi yönünde yaptığı öneriye ilişkin olarak yetkili, Seul ile Washington’ın büyük ölçüde aynı çizgide kalmaya devam ettiğini söyledi.
“Çalışma düzeyindeki istişareler yoluyla ABD ile koordinasyonu sürdürdük; bu nedenle pozisyonlarımız arasında temel bir fark olduğunu düşünmüyorum” dedi.
Asya
Çin, Rusya’nın yaptırımlı LNG’si için ikinci terminali hazırlıyor

ABD yaptırımı altındaki Arktik LNG-2 projesinden geçen yıl sevkiyat almaya başlayan Çin, Rus sıvılaştırılmış doğalgazını kabul etmek için ikinci bir ithalat terminali hazırlıyor. Reuters’a konuşan kaynaklar, Şandong eyaletindeki yeni terminalin ekim ayına kadar hazır hale getirilmesinin planlandığını belirtiyor.
ABD yaptırımları altında bulunan ve geçen yıl Çin’deki bir limana sevkiyat gerçekleştiren Arktik LNG-2 projesinin yeni bir kabul noktasına sahip olabileceği belirtildi.
Reuters haber ajansına konuşan ve konu hakkında bilgi sahibi olan üç kaynak, Çin’in yaptırımlı Rus sıvılaştırılmış doğalgazını (LNG) işlemek üzere ikinci bir ithalat terminali hazırladığını aktardı.
Söz konusu kaynaklar, bu amaçla doğu eyaleti Şandong’da yer alan ve inşası yeni tamamlanan Lungkou LNG terminalinin kullanılacağını bildirdi.
Enerji sektöründen üst düzey bir yönetici, mekanik ekipman montajı tamamlanan terminalin kış sezonu başlangıcı olan ekim ayından önce hazır hale getirilmesinin planlandığını ifade etti.
Yeni terminali, Ağustos 2025’ten bu yana Rus LNG’sini kabul eden Beyhay terminalini de işleten boru hattı şirketi PipeChina yönetecek.
Arktik LNG-2 projesini yürüten Novatek şirketi, Çin’in tek alıcı olarak kalması nedeniyle ürünlerini yüzde 35 ila yüzde 40 indirimle satmak zorunda kalıyor.
Projeden gaz ihracatının normal şartlarda 2024 yılının başında başlaması öngörülüyordu, ancak ABD 2023 yılının sonbaharında projeye yönelik yaptırımlar uygulamaya koydu.
Novatek, bu gelişmenin ardından LNG’yi yüzer depolama tesislerine taşımaya başladı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in gerçekleştirdiği ziyaret döneminde, Kamçatka açıklarında bulunan bu depolama tesislerinin birinden Çin’e yönelik ilk sevkiyatlar gerçekleştirildi.
Kpler verilerine göre, 10 aydan kısa bir sürede Çin, Arktik LNG-2 projesinden toplamda 2,6 milyon ton ağırlığında 41 parti LNG teslim aldı. Projenin geliştirme planı ise yıllık 18,9 milyon ton üretim yapılmasını öngörüyordu.
Buna göre Novatek, yaptırımlar sebebiyle projenin tam kapasiteyle çalışması durumunda hedeflenen miktarın yaklaşık 6 kat daha azını satabildi. Şirket, iki üretim hattını inşa etmesine rağmen üçüncü hattın inşasını ertelemek zorunda kaldı.
Reuters, Beyhay terminalinin yaptırım listesinde yer alan bir diğer tesis olan “Gazprom LNG Portovaya” fabrikasından da üç parti gaz kabul ettiğini kaydetti.
Beyhay’daki Çin terminalinin yıllık kapasitesi 6 milyon ton düzeyinde bulunurken, Lungkou’daki yeni terminalin yılda 5 milyon ton gaz kabul etme kapasitesine sahip olacağı belirtildi.
Amerika6 gün öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Dünya Basını2 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4












