Asya
Güney Kore’de Başkan Yoon görevden alındı, şimdi ne olacak?

Anayasa Mahkemesi cuma günü Cumhurbaşkanı Yoon Suk Yeol’un aralık ayında kısa süreli sıkıyönetim ilan etmesi nedeniyle görevden alınmasını oybirliğiyle onayladı.
Mahkeme Başkanı Moon Hyung-bae tarafından okunan ve televizyonda canlı olarak yayınlanan karar derhal yürürlüğe girdi. Ülkenin 60 gün içinde Yoon’un halefini seçmek üzere bir erken başkanlık seçimine gitmesi gerekiyor ki bu seçimin 3 Haziran’da yapılması bekleniyor.
Yoon, 3 Aralık’ta sıkıyönetim ilan ederek, milletvekillerinin kararnameyi oylamasını engellemek için muhalefetin çoğunluğundaki Ulusal Meclise asker göndererek ve siyasetçilerin tutuklanmasını emrederek Anayasa ve yasaları ihlal ettiği gerekçesiyle aralık ayı ortasında Ulusal Meclis tarafından görevden alınmıştı.
Mahkeme Başkanı Moon, “Anayasal düzen üzerindeki olumsuz etkiler ve sanığın yasaları ihlal etmesinin yansımaları çok ciddi olup, sanığı görevden alarak Anayasa’yı korumanın faydaları, başkanı görevden almanın ulusal kayıplarından çok daha büyüktür” dedi.
Karar, Yoon’un sürpriz bir şekilde sıkıyönetim ilan etmesiyle başlayan ve ülkenin siyasi, ekonomik ve sosyal dokusuna önemli ölçüde zarar veren dört aylık tartışmalı bir süreci sona erdirdi.
Hukuk ekibi tarafından yapılan açıklamada Yoon, beklentileri karşılayamadığı için halktan özür diledi ve destekleri için teşekkür etti.
“Sevgili halkım, Kore Cumhuriyeti için çalışabilmek benim için büyük bir onurdu” dedi. “Sevgili Kore Cumhuriyeti ve sizler için her zaman dua edeceğim” diye ekledi.

Dava hangi suçları içeriyordu?
Dava, sıkıyönetim ilan etmek, sıkıyönetim kararnamesi hazırlamak, Ulusal Meclise asker göndermek, Ulusal Seçim Komisyonuna baskın düzenlemek ve siyasetçileri tutuklamaya teşebbüs etmek gibi beş temel eylemde bulunarak yasaları çiğneyip çiğnemediği üzerine odaklanıyordu.
Mahkeme, sıkıyönetim ilan etmek için yasal gereklilikleri yerine getirmediği de dahil olmak üzere tüm suçlamaları kabul etti. Anayasa uyarınca bir başkan savaş sırasında ya da eşdeğer bir ulusal acil durumda sıkıyönetim ilan edebilir.
Yoon bu eylemine gerekçe olarak ana muhalefet partisini, yönetimindeki yetkilileri defalarca suçlayarak ve devlet bütçesini kısmaya çalışarak devlet işlerini felce uğratmakla suçladı.
Mahkeme bu iddiayı reddetti.
Mahkeme Başkanı Moon, “Anayasal bir kurumun otoritesine zarar vererek ve asker ve polis seferberliği yoluyla halkın temel insan haklarını ihlal ederek, Anayasayı koruma görevini ihmal etmiştir” dedi.
“Sanığın Anayasa ve yasaları ihlal eden eylemleri halkın güvenine ihanettir ve Anayasa’yı koruma perspektifinden bakıldığında, hoş görülemeyecek ciddi bir hukuk ihlalidir” diye ekledi.
Halihazırda kürsüde sekiz yargıç bulunurken, görevden alma önergesinin onaylanması için en az altı yargıcın onayı gerekiyordu.
Önemli olan sadece Yoon’un yasaları ihlal edip etmediği değil, aynı zamanda bu ihlalin görevden alınmasını gerektirecek kadar ciddi olup olmadığıydı.
Yoon karar için mahkemeye gelmedi.
İktidar ve muhalefet partileri kararı nasıl karşıladı?
Cumhurbaşkanı vekili ve Başbakan Han Duck-soo ulusa sesleniş konuşmasında, bir sonraki yönetime sorunsuz bir geçiş sağlamak amacıyla yaklaşan seçimleri yönetmek için elinden geleni yapacağına söz verdi.
İktidardaki Halkın Gücü Partisi mahkemenin kararını “alçakgönüllülükle kabul ettiğini” söylerken, ana muhalefetteki Demokrat Parti (DP) bunu “halkın zaferi” olarak karşıladı.
Bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin en büyük adayı olarak görülen DP lideri Lee Jae-myung, Ulusal Meclis’ten ayrı bir açıklama okudu.
“Büyük halk, büyük demokratik cumhuriyeti, Kore Cumhuriyeti’ni geri kazandı” dedi. “Halkla birlikte, yok edilen insanların geçim kaynaklarını, barışı, ekonomiyi ve demokrasiyi büyük bir birlik ruhuyla yeniden tesis edeceğiz” diye ekledi.
Gallup Kore tarafından salıdan perşembeye kadar 1,001 yetişkin üzerinde yapılan bir ankete göre, yüzde 52’lik bir kesim bir sonraki seçimi bir muhalefet adayının kazanmasını isterken, yüzde 37’lik bir kesim iktidar partisi adayını destekledi.
Bir sonraki devlet başkanı olarak Lee yüzde 34 ile en fazla desteği alırken, onu yüzde 9 ile iktidar bloğundan Çalışma Bakanı Kim Moon-soo takip etti. Anketin hata payı yüzde 95 güven düzeyinde yüzde 3,1 puan.
Yonhap haber ajansına göre, karar, Yoon’un destekçileri ve muhalifleri arasında keskin farklılıklara yol açtı.
Seul’ün merkezindeki resmi başkanlık konutunun dışında, Yoon karşıtı protestocular toplandı ve “Yoon Suk Yeol görevden alınsın” yazılı pankartlar taşıdı.
Birkaç metre ötede Yoon’un destekçilerinden oluşan bir grup şaşkınlıklarını dile getirdi. Bazıları öfkeyle küfürler savururken, diğerleri yere düşerek yüksek sesle ağladı.
Görevden alınan ikinci cumhurbaşkanı
Otuz sekiz gün, mahkemenin son duruşmanın ardından bir başkanın görevden alınmasıyla ilgili kararını vermesi için geçen en uzun süre oldu.
Eski Başkanlar Roh Moo-hyun ve Park Geun-hye’nin geçmiş davalarında mahkeme sırasıyla 14 gün ve 11 gün sürmüştü.
Yoon’a karşı azil önergesinin 14 Aralık’ta mahkemeye sunulduğu günden itibaren 111 gün sürdü.
Görevden alma davasına ek olarak Yoon, sıkıyönetim teklifi yoluyla ayaklanmaya teşvik suçlamasıyla da yargılanıyor ki bu suçun cezası en fazla müebbet hapis ya da idam.
Bu suçlamalar nedeniyle ocak ayında gözaltına alınan ve mart ayı başına kadar bir gözaltı merkezinde tutulan Yoon, tutukluluğunun geçersiz olduğuna dair mahkeme kararının ardından serbest bırakılmıştı.
Üç yıl içinde üst düzey savcılıktan cumhurbaşkanlığına yükselen Yoon, ülkenin görevden alınan 2. cumhurbaşkanı oldu.
64 yaşındaki Yoon, 2017 yılında Anayasa Mahkemesi’nin yolsuzluk skandalı nedeniyle görevden alınmasını onaylamasıyla azledilen eski Devlet Başkanı Park Geun-hye’nin izinden gitmiş oldu.
Yoon’un serüveni
Ülkenin en yüksek makamına gelmeden önce 1994 yılında savcı olarak kariyerine başlayan Yoon, Park’ın yolsuzluk skandalıyla ilgili bir soruşturma ekibine liderlik ederek yükseldi ve nihayetinde Park’ın görevden alınmasına ve ardından hapse atılmasına neden oldu.
2019 yılında dönemin Devlet Başkanı Moon Jae-in tarafından ülkenin en üst düzey savcısı olarak atandı ancak eski Adalet Bakanı Cho Kuk’un aile üyelerine yönelik soruşturmaları yürüttüğü için yönetimle çatıştı.
Moon yönetiminin artan baskısı karşısında 2021 yılında görevinden istifa eden Yoon, kısa bir süre sonra siyasete girdi ve 2022 yılında muhafazakâr Halkın Gücü Partisi’nin adayı olarak başkanlık seçimlerini kazandı.
Yoon’un dönemi, ana muhalefetteki Demokrat Parti’nin hakim olduğu Ulusal Meclis ile çatışmalarla geçti. Yoon, Ulusal Meclis tarafından kabul edilen 25 yasa tasarısına karşı başkanlık veto yetkisini kullandı.
DP ile yaşanan gerilim aralık ayı başlarında ana muhalefetin ülkenin en üst düzey denetçisini ve üst düzey bir savcıyı görevden almak için önergeler sunması ve Yoon’un 3 Aralık’ta sıkıyönetim ilan etmesiyle had safhaya ulaştı ve nihayetinde Yoon’un düşüşüne neden oldu.
Asya
Japon iş dünyası heyeti Pekin’i ziyaret ederken Çin ‘tarihten ders çıkarma’ uyarısı yaptı

Çin’in en üst düzey diplomatı, Tokyo’ya tarihten ders çıkarma çağrısı yaptı. Görüşme, ikili ilişkilerin kasım ayında bozulmasından bu yana bir Japon heyetinin Çin’de en üst düzeyde kabul edildiği temas oldu.
Çin’in en üst düzey diplomatı Wang Yi, 50 kişilik şirket yöneticileri heyetine başkanlık eden Japonya’nın eski Dışişleri Bakanı Takeshi Iwaya ile pazartesi günü Pekin’de bir araya geldi. Görüşme, yaklaşık bir yıldır Çin’i ziyaret eden bir Japon heyetinin Pekin’de bu düzeyde kabul edildiği en üst düzey temas oldu.
Çin Dışişleri Bakanlığının görüşmeye ilişkin açıklamasına göre Wang, gelecek yıl diplomatik ilişkilerin kurulmasının 55. yıl dönümü öncesinde ikili ilişkilerin “ciddi bir durumla” karşı karşıya olduğunu ve “henüz normalleşmediğini” söyledi.
Wang, “Savaş sonrası ‘barış anayasasına’ meydan okuyan ya da savaş dönemindeki saldırganlık tarihini yeniden yazmaya çalışan bir ülke, dünyayla yüzleşemez; geleceğe ise hiç açılamaz” dedi.
Wang, Tokyo’ya ülke yönetiminin Tayvan konusundaki “hatalı söz ve eylemlerini” mümkün olan en kısa sürede düzeltme çağrısında bulundu.
Çinli diplomat ayrıca Japonya’nın, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Japon savaş suçlularını yargılamak üzere Müttefikler tarafından kurulan Tokyo Mahkemelerinin 80. yıl dönümünde tarihten ders çıkarması gerektiğini söyledi.
Wang, iktidardaki Çin Komünist Partisinin 24 üyeli Politbürosunda yer alıyor ve Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi Dış İlişkiler Komisyonu Ofisi Direktörlüğü görevini yürütüyor. Iwaya ise Shigeru Ishiba hükümetinde dışişleri bakanlığı yaptığı dönemde, Aralık 2024’te Pekin’i ziyaret etmişti.
Japon heyetinin Pekin’e gelişi, geçen hafta Washington’da Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile ABD Başkanı Donald Trump arasında yapılan zirvenin hemen ardından gerçekleşti. İki lider görüşmede, ülkelerinin İkinci Dünya Savaşı sırasında Japonya’ya karşı kurduğu savaş dönemi ittifakına övgüde bulundu.
Tokyo, Pekin ile Washington arasındaki ilişkilerde istikrar yönünde ortaya çıkan işaretleri kaygıyla izliyor. Bu gelişmelerin ardından Trump ile Japonya Başbakanı Sanae Takaichi arasında cumartesi günü 20 dakikalık bir telefon görüşmesi yapıldı. Trump görüşmede, Washington’daki temasları hakkında Takaichi’ye bilgi verdi.
Iwaya’nın Japonya Uluslararası Ticaretin Teşviki Derneği (JAPIT) Başkanı sıfatıyla gerçekleştirdiği ziyaret, Takaichi’nin geçen yıl Tayvan konusunda yaptığı açıklamalarla başlayan uzun süreli ikili çıkmazın aşılmasına yönelik çabaların bir parçası.
Takaichi, kasım ayında Japon parlamentosunda yaptığı açıklamada, Tayvan’a ilişkin olası bir krizin Japonya açısından “ülkenin varlığını tehdit eden bir durum” oluşturabileceğini ve bunun Tokyo’ya kolektif meşru müdafaa kapsamında karşılık verme imkânı sağlayabileceğini savunmuştu.
Takaichi’nin açıklamalarının yol açtığı siyasi gerilim, Pekin ile Tokyo arasındaki resmi bakanlık düzeyindeki temasların aniden kesilmesine neden oldu.
Japonya ayrıca son yayımladığı savunma beyaz kitabında Çin’i tehdit olarak nitelendirerek, “kapsamlı ulusal gücü büyütme” çağrısı yaptı.
İlişkilerdeki soğukluğun boyutu temmuz ayında bir kez daha görüldü. Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu Motegi, Manila’da düzenlenen ASEAN bağlantılı toplantıların oturum aralarında Wang ile kısa bir görüşme yaptığını açıkladı. Pekin ise hızla buna karşılık vererek böyle bir temasın gerçekleştiğini kesin bir dille reddetti.
Resmi kanalların tıkanması üzerine Japon iş çevreleri ile parlamenter gruplar, iletişim kanallarını açık tutmak için devreye girdi.
Mevcut JAPIT heyetinin ziyareti aslında haziran ayında yapılacaktı. Ancak örgütün uzun yıllar başkanlığını yürüten eski Dışişleri Bakanı Yohei Kono’nun ölümü nedeniyle ziyaret ertelendi. Kono, geçen yıl benzer bir ticaret heyeti kapsamında Pekin’e gitmiş ve Çin Başbakanı Li Qiang ile görüşmüştü.
Pazartesi günkü görüşmelerde Iwaya da mevcut ilişkilerin “endişe verici” olduğunu kabul etti. Iwaya, JAPIT’in Kono’nun mirasını sürdüreceğini ve ilişkileri Çin-Japonya ilişkilerinin temelini oluşturan dört siyasi belgenin ilkelerine yeniden döndürmek için çalışacağını söyledi.
Bu görüşme, son dönemde Japon iş dünyası ve yasama organı temsilcilerinden oluşan çeşitli heyetlerin Pekin’e gerçekleştirdiği ziyaretlerin devamı niteliğinde.
Çin Dışişleri Bakan Yardımcısı Hua Chunying, haziran ayında dört kişilik geçici bir JAPIT heyetini kabul etmişti. Çin Komünist Partisi Uluslararası İlişkiler Departmanı Başkan Yardımcısı Lu Kang ise ağustos ayı sonunda farklı partilerden genç Japon parlamenterlerden oluşan bir heyetle görüşmüştü.
Eylül ortasında ise Japonya-Çin Dostluk Parlamenterler Birliği’nden genç milletvekillerinden oluşan başka bir heyet, Çin Dışişleri Bakan Yardımcısı Liu Bin tarafından kabul edildi.
Asya
Kuzey Kore’den Batı hava savunmasını zorlayacak yeni taktik

Kuzey Kore, İHA sürüleri, füzeler ve ağır topçu sistemlerini tek bir hedef üzerinde aynı anda deneyerek Batı hava savunma sistemlerini baskı altına almayı hedefleyen yeni saldırı taktikleri geliştirmeye başladı. WSJ’nin aktardığına göre Pyongyang, Ukrayna ve Ortadoğu’daki savaş sahalarından devraldığı yöntemlerle ABD ve müttefiklerinin savunma hatları karşısında çoklu hedefler oluşturmayı amaçlıyor.
Kuzey Kore, insansız hava aracı (İHA) sürüleri ile füzeleri eş zamanlı kullanarak Batı hava savunma sistemlerini aşmayı hedefleyen kitlesel saldırı taktikleri geliştiriyor.
The Wall Street Journal’ın (WSJ) aktardığına göre Pyongyang yönetimi, Ukrayna savaşı ve Ortadoğu’daki çatışmalarda öne çıkan yöntemleri bünyesine katarak ABD ile müttefiklerinin savunma hatları üzerinde baskı oluşturmayı amaçlıyor.
Kuzey Kore devlet medyasından aktarılan bilgilere göre ülke, bu ay ilk kez tek bir hedefi imha etmek üzere saldırı İHA’ları, füzeler, roketler ve uzun menzilli topçu sistemlerinin aynı anda kullanıldığı bir askeri tatbikat icra etti.
Tatbikatta, farklı silah sistemlerinin eş güdüm içinde hareket ederek hedefe “yoğunlaştırılmış ateş” açma kapasitesi test edildi.
Gazete, farklı silahların bir arada kullanıldığı bu tür kitlesel ve kombine saldırıların günümüz savaşlarının temel unsuru haline geldiğini, Rusya ve İran tarafından giderek daha sık uygulandığını vurguluyor.
İran çatışmalarda, ABD ve müttefiklerinin hava savunma ağlarını doyuma ulaştırmak amacıyla balistik füzelerle desteklenen Şahid İHA dalgalarını devreye sokmuştu.
Conflict Armament Research bünyesinde görev yapan askeri uzman Fabian Hinz, farklı türdeki silahların eş zamanlı kullanılmasının hava savunma sistemleri karşısında aynı anda çok sayıda hedef yarattığına dikkat çekiyor.
Öte yandank WSJ, farklı teknik özelliklere sahip mühimmat ve platformları koordine edebilecek gelişmiş entegre sistemler kurmanın gerekliliğine işaret ediyor.
Gazete, modern askeri teknoloji sıkıntısı çeken Kuzey Kore açısından bu düzeyde bir koordinasyonu sağlamanın ek zorluklar barındırdığını belirtiyor.
Kuzey Kore lideri Kim Jong-un yönetiminde yeni silah denemelerini ve askeri tatbikatlarını sürdüren Pyongyang yönetimi, 20 Eylül’de roket birlikleri vasıtasıyla yeni tip bir silahı test etmişti.
Ayrıntıları kamuoyuna açıklanmayan bu silahı Kim, “karşı konulamaz güç” olarak tanımlamıştı. Ülke ordusu daha önce stratejik ve taktik keşif araçlarının yanı sıra “Kumsong” serisi saldırı İHA’larını da içeren kapsamlı insansız hava aracı denemeleri yürütmüştü.
Sürü halindeki İHA taktikleri dünya genelinde birçok ülkenin askeri gündeminde yer alıyor. Sürü teknolojisi, tek bir görevi yerine getirmek üzere eş güdüm halinde hareket eden, gruptaki bazı araçlar kaybedilse dahi geriye kalanların operasyonu sürdürdüğü İHA gruplarını ifade ediyor.
CNN’in kaynakları, İran’ın sürü halinde hareket eden İHA’ları yönetme teknolojisini elde etmiş olabileceğini haziran ayında öne sürmüş, Rusya ve Çin’in benzer teknolojilere sahip olduğunu iddia etmişti.
Rus devlet şirketi Rosteh, Supercam İHA’ları üzerinden araçların birbirleriyle otomatik veri paylaşmasını sağlayan bir teknoloji geliştirdiğini duyurmuştu.
Çinli araştırmacılar ise bağlantı koptuğunda ve görüş açısı daraldığında bile İHA sürüsünün otonom olarak hedef arayıp vurabilmesine imkan tanıyan “HG-STR” adlı algoritmayı tanıttı.
The New York Times ise, kaynaklarına dayandırdığı haberinde ABD Savunma Bakanlığının Rus ve Çin İHA programlarını Amerikan teknolojisine kıyasla daha ileride gördüğünü aktardı.
Avrupa ülkeleri de insansız harp kabiliyetlerini hızlandırıyor. Almanya merkezli Helsing şirketi, Aralık 2025’te HX-2 tipi İHA’yı tanıttı. Welt gazetesinin verilerine göre Ukrayna sahasında test edilen bu hava aracının seri üretimine başlandı.
Asya
Pakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak

Pakistan’a Katar’dan sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) sevkiyatını taşıyan tanker, büyük ölçüde kapalı olan Hürmüz Boğazı’ndan geçti. Bu, İslamabad Mutabakat Zaptı’nın imzalanmasından bu yana boğaz üzerinden yapılan ikinci LNG sevkiyatı olacak.
Batı medyasının aktardığı gemi takip verilerine göre LNG taşıyan tanker, Hürmüz Boğazı’nı geçerek Pakistan’a doğru ilerliyor.
Bloomberg, sevkiyatın Pakistan’ın Tahran ile yürüttüğü görüşmeler ve sağlanan koordinasyon sonucunda mümkün olduğunu bildirdi.
Haberde, “Haziran ayının sonunda Katar’ın Ras Laffan tesisinden LNG yükleyen tanker, hafta sonu boğazdan geçti. Geminin salı gününe kadar Pakistan’daki ithalat terminaline ulaşması bekleniyor” denildi.
Geçiş iki ülke arasında müzakere edildi
Ras Laffan, ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşın ilk döneminde Tahran’ın yoğun biçimde hedef aldığı tesisler arasındaydı. Saldırılar, Katar’ın LNG ihracat kapasitesini ciddi ölçüde etkiledi.
Konuya yakın kaynaklar Bloomberg’e, tankerin Hürmüz Boğazı’ndan geçişinin İran ve Pakistanlı hükümet yetkilileri arasında müzakere edildiğini söyledi.
Pakistan Enerji Bakanlığı ise konu hakkında henüz açıklama yapmadı.
Haber, Katar’ın Hürmüz Boğazı üzerinden yalnızca çok sınırlı miktarda petrol ihraç edebildiğini açıklamasından bir gün sonra geldi.
Hürmüz Boğazı büyük ölçüde kapalı
Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiği büyük ölçüde durdurulmuş durumda. ABD ve müttefikleriyle bağlantılı gemilerin boğaza girişine izin verilmezken son aylarda çok sayıda tanker hedef alınarak ateşe verildi.
Bazı Çin ve Hindistan gemilerinin yanı sıra diğer ülkelere ait kimi gemiler de İran deniz kuvvetleriyle koordinasyon kurarak boğazdan geçebildi.
Tahran, İran donanmasıyla koordinasyon kurmadan ve yapılan uyarıları dikkate almadan boğazdan geçmeye çalışan gemilerin hedef alınabileceğini belirtiyor.
Hürmüz Boğazı, Washington ve Tel Aviv’in şubat ayında İran’a karşı başlattığı savaşın ardından büyük ölçüde deniz trafiğine kapatılmıştı.
İran ve Umman deniz trafiği konusunda anlaştı
İran, haziran ayında imzalanan mutabakat kapsamında Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenliğin ABD müdahalesi olmadan, Umman ile işbirliği içinde yürütülmesini talep ediyor.
Bununla birlikte Tahran, diğer bölge ülkelerinin sürece katılmasını memnuniyetle karşılayacağını defalarca açıkladı.
İranlı yetkililerin son açıklamalarına göre Tahran ile Maskat, deniz trafiğinin yönetimi konusunda anlaşmaya vardı.
İran ve Umman öncülüğünde Arap ülkelerinin katılımıyla düzenlenmesi planlanan zirvede, stratejik su yolundaki trafiğin yeniden başlatılmasına ilişkin nihai bir anlaşmaya varılması hedefleniyordu.
Fakat zirve, Umman’ın taraflar arasında “uzlaşı sağlanamadığını” açıklamasının ardından eylül ayı başında ertelendi.
Tahran, ertelemeden Suudi Arabistan’ı sorumlu tuttu ve Riyad’ın zirvenin ileri bir tarihe bırakılmasını istediğini açıkladı.
Diplomasi2 hafta önceKanada, Birleşik Krallık liderliğindeki askeri koalisyona katılmak istiyor
Asya2 hafta önceÇin yapay zekâ, çipler ve akıllı fabrikalara büyük yatırım yapıyor
Asya2 hafta önceFed’in faiz artışının ardından Çin parasal gevşemeye devam edecek mi?
Asya2 hafta önceHindistan ve Vietnam, ‘Çin artı bir’ rekabetini ticari kazanıma dönüştürmeyi hedefliyor
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi3 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceABD, Yemen ile görüştü iddiası











