Bizi Takip Edin

Amerika

Hazine Bakanı Bessent, Trump’ı tarifeler konusunda ‘odaklanmaya’ çağırıyor

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent pazar günü Florida’ya uçarak Başkan Donald Trump’ı, mesajını avantajlı ticaret anlaşmaları yapmaya odaklamaya teşvik etti. Bessent bunun olmadığı durumda borsanın daha da düşmesi riskini göze alması gerektiğini söyledi.

POLITICO’da yer alan habere göre pazar gecesi Bessent, Trump’a gümrük vergileriyle ilgili “oyunun sonunu konuşmaya”, yani diğer ülkelerle anlaşmalar yapmaya daha fazla ağırlık vermediği sürece piyasaların tehlikede kalmaya devam edeceğini söyledi.

Haberde görüşlerine yer verilen kişilerden biri, “Bessent’in görüşü, ‘Siz değişmedikçe piyasalar erimeye devam edecek’ şeklindeydi. Politikadan vazgeçmeyeceksiniz ama müzakere ve oyunun sonunun ne olduğu hakkında konuşmak zorundasınız,” dedi.

İkinci bir kişi ise toplantıyı, geçen haftaki “Kurtuluş Günü” duyurusunun yarattığı “şok ve dehşetin” ardından 50 ülkenin ABD’nin yeni gümrük vergisi rejimini tartışmaya açmasının ardından atılacak adımları belirlemek için bir fırsat olarak tanımladı.

Serbest ticaret anlaşmaları koparma hedefi

Bessent’in görüşünü aktaran kişi, Trump’ın 2 Nisan’da gümrük tarifelerini uygulamaya koymasının amacının yabancı hükümetler üzerinde “maksimum baskı” yaratmak olduğunu da sözlerine ekledi.

Trump ve üst düzey yönetim yetkilileri son birkaç günü Amerikalıları “uzun, sancılı ve potansiyel olarak kalıcı bir ticaret savaşına hazırlıklı olmaya” çağırarak geçirdi.

POLITICO’ya göre Bessent aynı zamanda, “özel ve nazik bir şekilde de olsa” başkanı ticaret konusundaki söylemini değiştirmeye teşvik etmeye çalışan bilinen ilk danışman.

ABD gümrük vergilerini neye göre hesaplıyor? Çin’in misillemesi nasıl etkileyecek?

Bakanlarla danışmanlar arasında ‘nihai hedef-ara hedef’ gerilimi

Hazine Bakanı tavsiyelerini mesaj vermekle sınırlı tutsa da, Trump’ı geçen hafta açıkladığı bazı agresif uluslararası ticaret engellerini azaltma olasılığı da dahil olmak üzere, müzakereler için kamuoyu önünde daha fazla alan açmaya yönlendiriyor gibi görünüyor.

Başkan’ın yeni gümrük vergisi rejiminin kamuya açık ve gür sesli bir savunucusu olan Hazine Bakanı, Trump’ın, politikanın Amerika için nasıl daha iyi bir anlaşma ve ABD’de daha fazla istihdamla sonuçlanacağına daha fazla vurgu yapmasını öneriyor.

Trump ve yönetiminin çelişkili söylemleri ticaret savaşının ilk günlerine damgasını vurdu. Pazartesi günü Bessent, ABD’nin Japonya ile gümrük vergileri konusunda müzakerelere başladığını duyururken, aynı saatlerde ticaret danışmanı Peter Navarro, Financial Times’da yönetimin geçen hafta kullandığı “müzakere yok” söylemini eleştiren bir yazı yayınladı.

Bir Beyaz Saray yetkilisi, Navarro’nun yazıyı “iyi niyetle” kaleme aldığını ve “mesajın bu olduğu bir zamanda yazıldığını” savundu.

Beyaz Saray Japonya ile müzakerelerde ilerlerken bile Trump Çin ile ticaret savaşını tırmandırıyor ve Pekin’i yüzde 104 vergi uygulamakla tehdit ediyor.

Hazine Bakanının tavsiyeleri Trump’ı yumuşatmış görünüyor

Öte yandan Bessent’in tavsiyesi, Trump’ı en sert açıklamalarını yumuşatmaya ve bazı ülkelerle müzakerelerin kapısını resmen açmaya teşvik etmiş görünüyor.

Trump dün (7 Nisan) Oval Ofis’te gazetecilere verdiği demeçte, “Bizimle anlaşma yapmaya gelen pek çok ülke var ve bunlar adil anlaşmalar olacak” dedi ve ardından hem “kalıcı tarifeler” hem de “müzakereler” olacağını söyleyerek kafaları yeniden karıştırdı.

Beyaz Saray Basın Sekreteri Karoline Leavitt POLITICO’ya yaptığı açıklamada, “Bu tarifelerin bazıları kalıcı olacak, bazıları ise müzakereye açık olabilir” dedi ve bunun “[Trump’ın] bir anlaşma yapacağı anlamına gelmediğini, ama bir anlaşma yapmaya istekli olduğu anlamına geldiğini” sözlerine ekledi.

Japonya ile müzakerelerin başlaması rahat bir nefes aldırdı

Pazartesi günü Bessent X’te yaptığı açıklamada Trump’ın kendisine ve Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer’e ABD ile resmi olarak görüşmelere başlayan ilk ülke olan Japonya ile gümrük vergileri konusunda müzakerelere başlama talimatı verdiğini duyurdu.

Bessent, “Japonya, Amerika’nın en yakın müttefikleri arasında yer almaktadır ve gümrük tarifeleri, tarife dışı ticaret engelleri, döviz sorunları ve devlet sübvansiyonları konularında yürüteceğimiz verimli çalışmaları sabırsızlıkla bekliyorum. Japon hükümetinin bu sürece yönelik sosyal yardımlarını ve ölçülü yaklaşımını takdir ediyorum,” dedi.

Bessent, 50’den fazla ülkenin Trump’ın gümrük vergilerine “açık ve olumlu” yanıt verdiğini ve ABD’nin “önümüzdeki haftalarda bu ülkelerle anlamlı müzakereler yapmayı dört gözle beklediğini” de sözlerine ekledi.

Bessent, Fox Business’tan Larry Kudlow’a sonra verdiği röportajda müzakerelerin aylarca, mayıs ve muhtemelen hazirana kadar uzayabileceğini ve Trump’ın bu müzakerelere şahsen dahil olacağını söyledi.

Bakan, “Misilleme yapmayan ülkeler için maksimum tarife seviyesindeyiz. Umuyorum ki iyi müzakereler sonucunda bu seviyelerin aşağıya indiğini göreceğiz. Ama bu diğer ülkelere bağlı olacak. Müzakereler zorlu geçecek,” diye konuştu.

POLITICO’ya göre Japonya ile müzakerelerin başlaması, Trump’ın çevresinde yer alan ve diğer ülkelere daha fazla ticaret engeli koymak da dahil olmak üzere korumacı politikalarını destekleyen ama anlaşma yapmak için de yer olması gerektiğine inanan pek çok kişiyi rahatlattı.

Bessent, Trump’ın ekonomi danışmanı Kevin Hassett ve diğerlerinin de dahil olduğu “adil ticaret” kampı, son haftalarda Navarro ve ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer’in de dahil olduğu, gümrük tarifelerini bir araç olarak değil nihai amaç olarak gören daha agresif bir “korumacı” grup karşısında geri planda kalmıştı.

Trump ve ‘Kurtuluş Günü’: Gümrük vergilerinden ötesi

Beyaz Saray, tarifeler konusunda anketlere güveniyor

Beyaz Saray’a yakın bir kişi, gümrük vergisi politikasında bir değişiklik olmadığını, ama yönetimin diğer ülkelerin masaya getireceği teklifleri görmek istediğini vurguladı.

Söz konusu kişi, başlangıçta tarifelerin siyasi etkisi konusunda endişeli olsalar da, gördükleri iç anketlerin düşüncelerini değiştirdiğini de sözlerine ekledi.

Söz konusu kişi, geçen hafta sahada olan dış gruplardan gelen anketlerin, tarifelerin hem taban hem de daha geniş anlamda işçi sınıfı seçmenleri arasında iyi gittiğini gösterdiğini ve bunun da siyasi hasar korkularının bir kısmını hafiflettiğini savundu.

Yeni gümrük vergisi açıklamasının ardından geçen hafta yaşanan büyük borsa kayıplarından sonraki dönemi yansıtan bir kamuoyu yoklaması henüz yapılmadı. 

Fakat hisse senedi sahibi Amerikalıların sayısı son yıllarda artıyor ve 2023’te yapılan en son Gallup anketinde yüzde 60’ın üzerindeydi.

Bu, 401(k) ve diğer emeklilik hesapları olan kişileri içeren bir ölçüt ve bu insanlar son günlerde varlıklarının önemli ölçüde düştüğünü gördüler.

Söz konusu kişi paniğin şu ana kadar Trump’ı korkutmadığını da sözlerine ekledi. 

Yine de bu sabır sadece bir yere kadar sürebilir. CBS News-YouGov tarafından mart ayı sonunda yapılan bir ankete göre, insanların yüzde 23’ü Trump göreve gelmeden önce mali açıdan daha iyi durumda olduklarına inanıyor; bu oran Trump göreve gelmeden önce ocak ayında yüzde 42 idi.

Amerika

Peter Thiel’dan Trump’a İran tepkisi: “Bu savaşı başlatmamalıydık”

Yayınlanma

Cumhuriyetçi Parti’nin önde gelen bağışçılarından ve Palantir’in kurularından olan Peter Thiel, basına sızan konuşmasında ABD’nin İran’a yönelik askeri müdahalesini eleştirerek bu savaşa hiç girilmemesi gerektiğini söyledi. Trump’a desteğini sürdürdüğünü belirten Thiel, Uluslararası Ceza Mahkemesi tehdidinin yönetim üzerinde baskı kurduğunu savundu.

Milyarder teknoloji yatırımcısı Peter Thiel, ABD’nin İran ile yürüttüğü savaşa şüpheyle yaklaştığını ve bu askeri hamlenin hiç başlatılmaması gerektiğini söyledi.

Cumhuriyetçi Parti’nin önde gelen bağışçıları arasında yer alan Thiel’ın bu çıkışı, onu Başkan Donald Trump ile dış politikanın en kritik kararlarından birinde karşı karşıya getirdi.

Thiel’ın 12 Ekim’de basına kapalı bir etkinlikte yaptığı konuşmanın ses kaydına Politico bünyesindeki Decoded ulaştı.

Kongre’deki çoğunluğunu korumaya çalışan Cumhuriyetçi Parti için ara seçimlere iki haftadan az bir süre kala kaydedilen bu sözler, ünlü yatırımcının İran savaşına dair kamuoyuna yansıyan en açık değerlendirmesi niteliğini taşıyor.

İran’a yönelik savaşa kuşkuyla baktığını belirten Thiel, “Bunu yapmamalıydık, yapılan çok fazla hata oldu” dedi.

Thiel konuşmasında, “Belki de yeterli sert gücümüz yok, belki de yumuşak güç savaşını kaybedeceğiz” ifadesini kullandı.

Konuşmanın tamamında neo-con’lara ve Ortadoğu’daki savaşlara kesin biçimde karşı olduğunu dile getiren Thiel, İran savaşına yönelik eleştirilerine rağmen Trump’a desteğini sürdürdüğünü vurguladı ve başkanı korumak istediğini ima etti.

Buna rağmen dile getirdiği itirazlar, bugüne kadar Trump’ın en sıkı müttefiklerinden birinin söz konusu çatışmaya dair derin endişelerini açığa vuran en somut örneklerden biri oldu.

ABD ve İsrail, ara seçimlerin ardından İran’ı vurmayı planlıyor

Uluslararası Ceza Mahkemesi uyarısı

Söz konusu ifadeler, Thiel’ın sonbahar başından bu yana Nashville’de sürdürdüğü ve Decoded tarafından takip edilen konferans dizisinde dile getirildi.

Son oturumda Uluslararası Ceza Mahkemesinin denetimsiz gücüne dair kapsamlı uyarılarda bulunan Thiel, George W. Bush döneminin kilit isimleri Donald Rumsfeld ve Dick Cheney’nin geçmişteki açıklamalarına atıfta bulundu.

Cheney ailesinin sergilediği Trump karşıtlığını Uluslararası Ceza Mahkemesine şirin görünme ve yargılanmaktan kaçınma çabası olarak okuduğunu belirten Thiel, bu hamle için muhtemelen çok geç kalındığını söyledi.

Thiel, mahkemenin tutuklama emri tehdidinin, İran’daki savaşı sürdürmeye çalışan Trump yönetiminin tepesinde Demokles’in kılıcı gibi sallandığından şüphelenmeye başladığını kaydetti.

Thiel, 7 Ekim Aksa Tufanı’nın ardından 2024 başında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı görüşmeye de değindi. Görüşmede Gazze’deki planlarını sorduğu Netanyahu’nun kendisine, “Orayı öylece Dresden’e çeviremem” yanıtını verdiğini aktardı.

Netanyahu’nun bu ifadesiyle, İkinci Dünya Savaşı sırasında Müttefik güçlerin yaklaşık 25 bin kişinin ölümüne yol açan Alman kenti Dresden bombardımanına gönderme yaptığı belirtildi.

Büyük teknoloji yatırımcıları arasında 2016’da Trump’ı ilk destekleyen ve aynı yıl Cumhuriyetçi Parti Ulusal Kongresi’nde konuşma yapan Thiel, 2022’deki Senato yarışında şimdiki Başkan Yardımcısı JD Vance’i destekleyen siyasi eylem komitelerinin de en büyük mali destekçisiydi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Casuslukla suçlanan Suudi OpenAI mühendisine mahkemeden tahliye engeli

Yayınlanma

OpenAI ofisine dinleme cihazı yerleştirmekle suçlanan Suudi mühendis Abdulrahman Alfozan’ın kefalet talebi, savcılığın sunduğu kaçma riski gerekçesiyle reddedildi. Mahkeme, Suudi Arabistan Konsolosluğunun sunduğu sınırsız kefalet teklifini geri çevirirken yıllık 385 bin dolar maaşlı mühendisin kraliyetle mesajlaştığı tespit edildi.

Yapay zeka devi OpenAI ofislerine dinleme cihazı yerleştirmekle suçlanan Suudi Arabistan vatandaşı çalışan Abdulrahman Alfozan, savcılığın kaçma şüphesi ve Suudi kraliyet ailesiyle üst düzey temaslarına dair sunduğu kanıtların ardından cezaevinde kalacak.

Financial Times gazetesinin haberine göre ABD’nin Kaliforniya eyaletindeki federal mahkeme, Suudi Arabistan konsolosluğunun kefalet için sunduğu ve yargıcın “açık çek” olarak tanımladığı teklife rağmen 35 yaşındaki Alfozan’ın tahliye talebini reddetti.

ChatGPT’nin geliştiricisi OpenAI, San Francisco’daki merkez ofisinde yer alan bir yönetici toplantı odasında tuvalet kağıdına sarılmış bir ses kayıt cihazı tespit etti. Bu gelişmenin ardından Suudi Arabistan vatandaşı mühendis, ekim ayında FBI tarafından gözaltına alındı.

Vaka, küresel yapay zeka yarışında avantaj yakalamak isteyen yabancı hükümetlerin öncü teknoloji şirketlerini sanayi casusluğu hedefi haline getirdiğine dair Silikon Vadisi’ndeki kaygıları yeniden alevlendirdi.

Savcılık makamı, “Sanık OpenAI toplantılarını ister kişisel kazanç sağlamak, ister yabancı bir devlete yardım etmek, isterse her iki amaçla kaydetmek istemiş olsun; eylemi suç teşkil ediyor. Bu da Silikon Vadisi’ndeki yenilikçilik ortamı için bir tehlike, ulusal güvenlik için ise bir endişe kaynağıdır” değerlendirmesinde bulundu.

Duruşma öncesinde Alfozan’ın Suudi Arabistan ile kurduğu kişisel ve ticari bağlara dikkat çeken hükümet avukatları, sanığın “yabancı bir hükümetten kayda değer destek” gördüğünü savundu.

Dava dosyasına yansıyan ayrıntılara göre Alfozan, en azından geçen yıldan bu yana Suudi kraliyet ailesinin ismi açıklanmayan bir üyesiyle WhatsApp üzerinden sık sık mesajlaştı.

Söz konusu yazışmalarda, kraliyet mensubunun Alfozan’ı krallıkta başlatılan yeni bir yapay zeka girişimine dahil etme girişimleri yer aldı.

Kraliyet ailesi üyesi, mayıs ayında bilgisayar mühendisine “Suudi Arabistan’ın sana ABD’den daha çok ihtiyacı var” mesajını gönderdi. Alfozan ise bu mesaja onay anlamına gelen “100” yanıtını iletti.

Dava dosyasında Alfozan’ın, şirketteki hisse hak ediş süresi dolana kadar OpenAI’dan ayrılmayacağını belirttiği kaydedildi.

İkili arasındaki en son WhatsApp yazışmasının ise Alfozan’ın gözaltına alınmasından dört gün önce, 5 Ekim’de gerçekleştiği aktarıldı.

Savcılık sanığın kaçma ihtimali üzerinde duruyor

Mahkeme kayıtları, mühendisin gözaltına alınmasından bir gün sonra eşi ve oğlunun Katar’a uçtuğunu gösteriyor.

Belgelere göre bu uçuş, Suudi bir askeri yetkilinin ayırtıp ödediği tek yön business class biletle gerçekleşti.

Alfozan’ın avukatları ise uçak biletinin parasını eşinin bacanağının kendi kaynaklarıyla ödediğini savundu.

Savcılık bu iddiaya karşı çıkarak, Suudi konsolosluğunun da Alfozan’ın ailesi için başka bir uçuş ayarladığını ancak bu rezervasyonun sonradan iptal edildiğini bildirdi.

Suudi Arabistan Konsolosluğu ayrıca kefalet bedeli için herhangi bir üst sınır belirtmeksizin tüm tutarı karşılama teklifinde bulundu.

Sulh Ceza Hakimi Alex G Tse, duruşmada bu teklifi defalarca “açık çek” olarak niteledi.

Sanığın ABD dışına çıkması durumunda davanın fiilen düşeceğini vurgulayan Yargıç Tse, “Suudi Arabistan’ın suçluları iade etmeme konusundaki tutumu son derece net. ABD hükümetinin çıkarlarını koruyacaklarına dair bana nasıl bir güven verebilirler?” dedi.

Yargıç Tse, Alfozan’ın Suudi Arabistan’a dönmesi halinde bağlılığı nedeniyle “büyük ödüllerle karşılanabileceğini” dile getirdi. Suudi hükümetinin, ABD’de gözaltına alınan vatandaşlarının kefalet ve hukuki masraflarını karşıladığı biliniyor.

Savunma makamı casusluk suçlamalarını reddetti

Alfozan’ın avukatları, konsolosluğun teklifi yerine sanığın Charles Schwab bünyesindeki 1 milyon dolarlık kişisel yatırım hesabının kefalet teminatı olarak kabul edilmesini önerdi.

Savcılık verilerine göre Alfozan’ın OpenAI’daki yıllık maaşı 385 bin dolardı ve kendisine 2,2 milyon dolarlık hisse paketi tanımlanmıştı.

San Francisco’daki mahkeme salonuna turuncu cezaevi kıyafeti, beyaz spor ayakkabılar ve yargıcın karşısına geçtiğinde çıkardığı bir maskeyle gelen Alfozan hakkındaki suçlamaları avukatı reddetti.

Savunma avukatı William Pernick duruşmada, “Bu beyefendi bir turist değil. Hükümetin kurgusu, onu Amerikan teknolojisini çalmak için buraya yerleştirilmiş yabancı bir sızma unsuru gibi göstermekten ibaret” diye konuştu.

Müvekkilinin göçmenlerin bu ülkedeki hayali olan ABD vatandaşlığını almaya yalnızca birkaç hafta uzaklıkta olduğunu söyleyen Pernick, evinde bulunan kayıt cihazlarının internetten temin edilebildiğini kaydetti.

Pernick, OpenAI’ın çalışanları kod yazımı için bu cihazları kullanmaya teşvik ettiğini öne sürdü.

Avukat ayrıca evdeki kayıt cihazlarından birinin kedinin kum kabını izlemek amacıyla kullanıldığını savundu.

Pernick, OpenAI’ın Alfozan’ın Suudi Arabistan ile olan bağlantılarını desteklediğini ve bunlardan fayda sağladığını da sözlerine ekledi.

Sözlü iletişimi hukuka aykırı şekilde dinlemek veya dinlemeye teşebbüs etmekle suçlanan Alfozan, suçlu bulunması halinde yasa gereği beş yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilir.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’de zenginler prestijli arsalar için milyonluk evleri yıktırıyor

Yayınlanma

Wall Street Journal’ın haberine göre ABD’de milyarderler, prestijli kıyı bölgelerindeki arsa kıtlığı nedeniyle yüz milyonlarca dolarlık malikaneleri satın alıp yerle bir ediyor. Satış ilanlarında yapay zekayla boş arsa tasarımları öne çıkarken uzmanlar tek bir yıkım ve lüks inşaat döngüsünün 250 hanenin yıllık karbon salımına denk zarar ürettiğini belirtiyor.

ABD’de milyarderler, yüz milyonlarca dolar ödeyerek satın aldıkları lüks malikaneleri kısa süre içinde yıktırıyor.

The Wall Street Journal gazetesinin haberine göre bu yönelimin arkasında, özellikle sahil şeritleri gibi prestijli bölgelerde yaşanan arsa kıtlığı yatıyor.

Çok zengin alıcılar için asıl belirleyici etken üzerindeki yapı değil, arazinin konumu haline geldi. Satın alınan mülkler yerle bir edildikten sonra açılan alana daha modern tarzda yeni konutlar inşa ediliyor.

Haberde lüks gayrimenkul piyasasındaki değişime dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi:

“Daha önce pahalı gayrimenkul alımlarının temel nedeni olan evin kendisi, artık neredeyse önemini yitirdi. Alıcılar her şeyden önce okyanus kıyısında veya dağ zirvesinde yer alan, iyi konuma sahip araziler için yarışıyor.”

Gazete bu duruma örnek olarak ABD’li milyarder William Lauder’ın hamlelerini aktardı. Lauder, Mart 2023’te hayatını kaybeden radyo programcısı Rush Limbaugh’nun okyanus kıyısındaki mülkünü 155 milyon dolara aldıktan sonra temmuz ayında tamamen yıktırdı.

Lauder daha önce de Palm Beach sahilinde yaklaşık 1,2 hektarlık arazide yer alan iki evi yıktırmıştı. Başlangıçta bu alana kendi konutunu yapmayı tasarlayan Lauder, daha sonra boşalan arsayı yaklaşık 200 milyon dolara sattı.

Gayrimenkul değerleme uzmanı Jonathan Miller, arsa fiyatları arttıkça bu tür işlemlerin giderek yaygınlaştığını belirtti.

Yaşanan hareketlilik üzerine emlak danışmanları da lüks konutları doğrudan yıkıma uygun arsa olarak pazarlamaya başladı.

İlanlarda arazinin üzerindeki yapılar olmadan nasıl görüneceğini göstermek için yapay zekayla üretilen görseller kullanılıyor.

Pazarlamacılar “yıkım” sözcüğünü doğrudan kullanmamak adına “uyarlanabilir yeniden kullanım” gibi ifadelere başvuruyor.

Lüks konut piyasasında yıkım ilanı oranı artıyor

Eğilim yalnızca kıyı şeridiyle sınırlı kalmayıp ABD’nin diğer bölgelerine de yayılıyor.

Gayrimenkul aracılık şirketi Redfin’in verileri, satış ilanlarında binaların yıkılmasını öngören ifadelerin sıklaştığını ortaya koyuyor.

Söz konusu ifadelerin oranı Houston’ın Bunker Hill Village bölgesindeki ilanlarda yüzde 15’in üzerine çıkarken, Virginia’daki Pimmit Hills’te yüzde 6,67 seviyesinde seyrediyor.

Miami’de çalışan emlak danışmanı Dina Goldenteyer, alıcıların on yıldan daha eski evleri artık beğenmemesi nedeniyle üst üste yıkım uygulamalarının sıklaştığını dile getirdi.

Perakende sektörünün eski yöneticileri Jamie Dooley ve Christine Scott çifti, 2020 yılında Florida’daki Destin yakınlarında deniz kenarındaki bir evi yıkmak için 3,7 milyon dolar harcadı.

Çift, açılan alana modern bir konut inşa etmek için beş yıl harcamasına rağmen ortaya çıkan yeni yapıyı da yıkım şartıyla satışa çıkardı; gerekçe olarak yapıyı bu haliyle kimsenin satın almak istememesini gösterdi.

WAP Sustainability adlı çevre danışmanlığı şirketinin çalışanı William Paddock ise bu inşaat döngüsünün çevreye verdiği zarara işaret etti.

Paddock, yaklaşık 1000 metrekarelik bir evi yıkıp yerine yaklaşık 2 bin 700 metrekarelik yeni bir bina yapmanın, ortalama 250 Amerikan hanesinin yıllık emisyonuna denk bir karbon ayak izi ürettiğini vurguladı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English