Bizi Takip Edin

Diplomasi

Hollanda, Çinli şirket Nexperia’ya ABD istediği için el koydu

Yayınlanma

Mahkeme belgelerine göre ABD, Çinli CEO’su görevde kalırsa şirketin ihracat kontrol listesinden çıkarılmayacağı konusunda uyarıda bulunduktan sonra, Hollanda hükümeti çip üreticisi Nexperia’nın kontrolünü ele geçirdi

Financial Times’ta (FT) yer alan habere göre ekonomi bakanlığı bu ay, yonga üreticisinin kontrol hissedarı olan CEO Zhang Xuezheng’i görevden aldı ve Washington ile Pekin arasında giderek tırmanan teknolojik hakimiyet mücadelesine girdi.

Nexperia, tüketici elektroniği ve çok çeşitli endüstriyel kullanımlar için büyük miktarlarda temel düşük marjlı çipler üretiyor, fakat aynı zamanda Avrupa otomotiv endüstrisi için de önemli bir tedarikçi.

Şirket, 2017 yılında Çinli bir konsorsiyuma satıldıktan sonra Çinli Wingtech grubu tarafından satın alınmıştı.

Amsterdam temyiz mahkemesi salı günü Hollanda ekonomi bakanlığı ile Wingtech arasındaki davayı yayınladı. Mahkeme, ABD’li yetkililerin haziran ayında Hollanda’ya, Avrupa operasyonlarını Çin operasyonlarından ayırma planının çok yavaş ilerlediğini söylediğini ortaya çıkardı.

Geçen ay, ABD ticaret bakanlığı, Wingtech’e uygulanan kısıtlamaların Hollanda’daki yan kuruluşuna da uygulanacağını söyleyerek Nexperia’ya fiilen ültimatom vermiş.

“Varlık listesi”, ABD’nin ulusal güvenliği veya dış politika çıkarlarına aykırı hareket ettiği düşünülen gruplara kontrol uygulamak için kullanılıyor. ABD şirketleri, bu gruplara satış yapmak için lisans almak zorunda ve bu lisansı almak zor, bu da ileri teknolojiye erişimi sınırlıyor.

Hollanda dışişleri bakanlığı ile ABD Uluslararası Güvenlik ve Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Bürosu arasında yapılan bir toplantının tutanaklarına göre, ABD, “şirketin CEO’sunun hâlâ aynı Çinli olmasının sorunlu” olduğunu düşünüyordu.

Mahkeme belgelerine göre, Hollanda Dışişleri Bakanlığı tutanaklarında “Varlık listesinden muafiyet için CEO’nun değiştirilmesi gerektiği neredeyse kesin,” deniyor.

Washington geçen yıl Wingtech’i listeye ekleyerek, şirketin Çin’in hassas yarı iletken üretim teknolojisini edinmesine yardımcı olduğunu söyledi.

30 Eylül’de ABD, listeyi şirketlerin yan kuruluşlarını da kapsayacak şekilde genişletti, bu da Nexperia’nın kasım ayı sonuna kadar aynı kısıtlamalara maruz kalacağı anlamına geliyordu.

Belgelere göre, aynı gün Hollanda ekonomi bakanı Vincent Karremans, 70 yıllık bir yasa olan Acil Mal Bulunabilirliği Yasasını ilk kez “Nexperia’nın işini ve üretim araçlarını korumak” için kullandı.

Danışmanlık şirketi Rhodium Group’un direktörü Reva Goujon, “Hollanda hükümeti, [iştiraklerle ilgili] bu kuralın onlar için gerçek sorunlar yaratacağını çok iyi anlayabilirdi,” dedi.

Nijmegen merkezli Nexperia, Çinli sahipliği hakkındaki “olumsuz” kamuoyunun algısını değiştirmek için 2024’ün başlarında Hollanda ile “Hollanda şirketi olarak tanınmak” için görüşmelere başlamıştı.

Belgeler, Zhang’ın bu ayrılmaya direndiğini ve Wingtech’in 2019’da şirketi satın almasından bu yana şirket üzerindeki kontrolünü sıkılaştırdığını gösteriyor.

Geçen aralık ayında, ekonomi bakanlığı Nexperia’ya, siber güvenlik ve “içeriden gelen tehditler” konusunda etkili bir politika ile birlikte “halka açık hissedarıdan operasyonel bağımsızlık” sağlaması gerektiğini bildirdi.

Şirket mart ayında verdiği yanıtta, “Hollanda/Avrupa kimliği/varlığı ile ilgili açık/koşulsuz bir garanti verilemez, çünkü bu, hissedarın kontrol haklarını çok fazla kısıtlayacaktır” ve “Şirketin iş ihtiyaçları/planları ile ilgili esnekliğini makul olmayan bir şekilde sınırlayacaktır,” dedi.

Belgelere göre, eylül ayında Zhang, şirketin üç finans yetkilisinin banka yetkileri kaldırarak Nexperia yönetim kurulunun Avrupalı üyelerinin yönetişim konusunda endişelenmesine neden oldu.

Hollanda hükümeti, pazar günü şirketi ele geçirdiğini açıklarken “ciddi yönetişim eksiklikleri”ni gerekçe gösterdi.

Rhodium Group’tan Goujon, Wingtech’in ele geçirilmeye itiraz etmeye çalışabileceğini, fakat mal temini yasasının Hollanda hükümetine bir işletmenin yönetimine müdahale etmek için geniş bir hareket alanı tanıdığını söyledi.

Nexperia salı günü, ABD’nin kısıtlamalarıyla başa çıkmak için “bir çözüm bulunacağından emin” olduğunu açıkladı. Şirket, Çin Ticaret Bakanlığı’nın 4 Ekim’de Nexperia China ve alt yüklenicilerinin Çin’de üretilen belirli bitmiş bileşenleri ve alt montajları ihraç etmesini yasakladığını belirtti.

Açıklamada, “Nexperia, bu kısıtlamalardan muafiyet elde etmek için Çinli yetkililerle aktif olarak görüşüyor” denildi.

Yatırımcılara yönelik acil durum brifinginde Wingtech yöneticileri, Hollanda’nın Nexperia üzerindeki kontrolünü elinden alma girişiminin “başarısız olacağını” söyledi.

Financial Times’ın gördüğü toplantı notlarına göre, Pekin’in Lahey’i şiddetle kınadığını ve “şu anda muhataplarıyla diplomatik görüşmelerde bulunduğunu” söylediler.

Wingtech’in geçici başkanı Shen Xinjia, pazar günkü brifingde “Yasal yollara başvurma, ülkemizin koruması ve hissedarların kararlılığı gibi güçlerin birleşmesiyle bu savaşı kazanacağımızdan eminiz. Çin’in varlıklarının güvenliği konusunda asla taviz vermeyeceğiz,” dedi.

Shen, Wingtech’in Hollanda danışmanının, Hollanda ekonomi bakanlığının “ABD hükümetinin peşinden giden uysal bir kuzu” olduğunu söylediğini aktardı.

Shen, Wingtech’in yabancı parçaların “yerel ikamesi için girişimler” başlatarak ABD kurallarına hazırlandığını söyledi ve “Tedarik zinciri düzeyinde etkili önlemler zaten uygulanmaya başlandı,” dedi.

Wingtech başkanı Yang Mu, en kötü senaryoda Wingtech’in “Çin varlıklarını ve faaliyetlerini korumaya öncelik vereceğini” söyledi.

Yöneticiler, Nexperia’nın işlerinin yaklaşık yarısının Çin’de yapıldığını ve çiplerinin yüzde 80’inin Çin anakarasından paketlenip sevk edildiğini belirtti. 

Wingtech’in kontrol hissedarı olan Zhang’ın şirketi Wen Tianxia Group, Nexperia’nın ürünlerini üretmeye başlayacak olan Şanghay’daki yarı iletken üretim tesisinin inşasına 12 milyar RMB (1,27 milyar sterlin) yatırım yaptı. 

Yöneticiler, hisselerinin ekonomik haklarını elinde tutmaya devam ettiklerini vurguladılar.

Diplomasi

Shell, Hindistan’daki enerji işini 1,8 milyar dolara satıyor

Yayınlanma

İngiltere merkezli çok uluslu petrol ve doğalgaz şirketi Shell, Hindistan’daki güneş ve rüzgar enerjisi işini 1,8 milyar dolara satma kararı aldı. Şirket, ülkedeki iştiraki Solenergi Power Private Limited şirketinin hisselerinin tamamını Aditya Birla Renewables firmasına devredecek. Financial Times gazetesinin haberine göre bu adım, Genel Müdür Wael Sawan liderliğinde kârlılığı yüksek doğalgaz ve petrol projelerine odaklanmayı hedefleyen strateji değişikliğinin bir parçası olarak gerçekleşiyor.

İngiltere merkezli petrol ve doğalgaz devi Shell, Hindistan’daki güneş ve rüzgar enerjisi faaliyetlerini 1,8 milyar dolar karşılığında satmak üzere anlaşmaya vardı.

Şirketin internet sitesinde yayımlanan açıklamaya göre, söz konusu varlıkların yeni sahibi Hindistan merkezli Aditya Birla Renewables firması olacak.

Satış işlemi, Shell’in iştiraki Shell Overseas Investment B.V. üzerinden yürütülüyor. Anlaşma kapsamında, bünyesinde Sprng Energy şirketler grubunu barındıran Hindistan merkezli Solenergi Power Private Limited şirketinin hisselerinin tamamı devredilecek.

Sprng Energy, Hindistan genelinde güneş ve rüzgar enerjisi projeleri geliştiriyor. Şirket portföyünde halihazırda toplam 3,3 gigavat kapasiteye sahip faal enerji santralleri yer alıyor.

Bunun yanı sıra yapım aşamasında ve sözleşmeye bağlanmış olan 1,7 gigavatlık proje kapasitesi de bulunuyor.

Düşük kârlı projelerden çıkış

Shell yönetimi, satış kararıyla birlikte kârlılık oranı daha yüksek projelere odaklanma niyetinde olduklarını bildirdi. Şirket, bu doğrultuda yatırım bütçesini elektrik ticareti gibi daha yüksek getiri sağlayan alanlara kaydırmayı hedefliyor.

Financial Times gazetesinin haberine göre, Hindistan’daki enerji faaliyetlerinin satışı Shell’in yeni küresel stratejisinin bir halkasını oluşturuyor.

Wael Sawan’ın 2023 yılında genel müdürlük koltuğuna oturmasının ardından şirket, yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelik yatırımları kısarak en başta petrol ve doğalgaz olmak üzere yüksek kârlılığa sahip alanlara odaklanmaya başladı. Gazete, Shell’in farklı ülkelerdeki deniz üstü rüzgar santrali projelerini de elden çıkarmaya hazırlandığını aktardı.

Sawan, geçen yıl yatırımcılarla gerçekleştirdiği toplantıda şirketin enerji işini geliştirmeyi sürdüreceğini ancak bundan böyle düşük kârlı büyük ölçekli güneş ve rüzgar santralleri inşa etmek yerine gaz yakıtlı enerji santrallerine, büyük batarya sistemlerine ve dijital teknolojilere yoğunlaşacaklarını ifade etmişti.

Hindistan’daki satış işleminin, düzenleyici kurumların onaylarının alınmasının ardından 2026 yılı sonuna kadar tamamlanması öngörülüyor.

Stratejik yönelimde değişim

Shell, Solenergi Power Private Limited şirketini 2022 yılında 1,55 milyar dolar bedelle satın almıştı. Şirket o dönemde bu satın almayı yenilenebilir enerji işini büyütme yolundaki en kritik adımlardan biri olarak nitelendirmişti.

Bu hamleyle Shell, rüzgar ve güneş enerjisi kapasitesini yaklaşık üç katına çıkarmayı ve Hindistan pazarındaki konumunu güçlendirmeyi planlıyordu.

Buna karşın şirket, fosil yakıt üretimini uzun vadede artırma hedefi doğrultusunda satın alma bütçesini yeniden şekillendiriyor. Shell, bu yılın nisan ayında Kanada merkezli enerji üreticisi ARC Resources Ltd şirketini 13,6 milyar dolara satın almak üzere anlaşma sağladığını duyurmuştu.

CNBC televizyonunun aktardığı verilere göre bu satın alma, Londra Borsası’nda işlem gören Shell’in günlük üretim portföyünü yaklaşık 370 bin varil petrol eşdeğerine ulaştıracak.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Ukrayna’da ordu ile savunma bakanı karşı karşıya

Yayınlanma

Ukrayna Savunma Bakanı Mihaylo Fedorov’un, ordu içindeki tedarik krizinin ardından Genelkurmay Başkanı Oleksandr Sırskiy’yi görevden aldırmaya çalıştığı ancak Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’yi ikna edemediği belirtildi. The Economist dergisinin Kiev kaynaklarına dayandırdığı habere göre, 35 yaşındaki teknoloji kökenli bakan ile geleneksel askeri liderlik arasındaki gerilim, füze ve mühimmat tedariki konusundaki anlaşmazlıklarla derinleşti.

Ukrayna Savunma Bakanı Mihaylo Fedorov ile Genelkurmay Başkanı Oleksandr Sırskiy arasındaki görüş ayrılıkları ve nüfuz mücadelesi derinleşiyor.

The Economist dergisinin Kiev’deki kaynaklarına dayandırdığı habere göre, Savunma Bakanı Fedorov, Genelkurmay Başkanı Sırskiy’i görevden aldırmak için girişimlerde bulundu ancak Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’den bu konuda onay almayı başaramadı.

Temmuz ayı başında yapılan savaş konseyi toplantısında taraflar arasındaki gerilim belirgin şekilde dışa vurdu. Askeri liderlerin orta ve uzun menzilli insansız hava aracı (İHA) operasyonlarındaki başarıları aktardığı toplantıda generaller, füze ve mühimmat tedariki konusundaki aksaklıkları gündeme getirerek Savunma Bakanı Fedorov’u hedef aldı.

Fedorov ise sene başında bütçeden maaşlar için ayrılan kaynakları acil İHA alımlarına aktarmamış olması halinde Kırım operasyonlarının yürütülemeyeceğini belirterek kendisini savundu.

Toplantıya tanıklık eden bir kaynak, tarafların ortak bir dil bulamadığını ve iki farklı koordinat sisteminin karşı karşıya geldiğini ifade etti.

“Sırskiy sistemi daha iyi biliyor”

Ocak ayında savunma bakanlığı görevine getirilen 35 yaşındaki Fedorov, teknoloji odaklı reformcu kimliğiyle biliniyor.

Dijital Dönüşüm Bakanlığı döneminde devlet hizmetlerini akıllı telefonlara taşıyan “Diia” uygulamasını hayata geçiren Fedorov, Rusya’nın 2022’deki askeri müdahalesinnin ardından Ukrayna’nın “İHA ordusu” projesine öncülük etti. Ancak askeri tecrübesinin olmaması, ordunun geleneksel kanadı tarafından eleştirilmesine yol açıyor.

Üst düzey bir istihbarat kaynağı, Fedorov’un askeri liderlerle doğrudan bir güç mücadelesinde şansının düşük olduğunu değerlendirerek “Sırskiy deneyimli, sistemi Misha’dan (Mihaylo Fedorov) çok daha iyi biliyor ve onu alt edecektir” dedi.

Göreve geldikten sonra Savunma Bakanlığı ve askeri tugaylarda geniş kapsamlı bir denetim başlatan Fedorov, 300 milyar grivna (yaklaşık 6,6 milyar dolar) tutarında usulsüz harcama saptandığını duyurmuştu.

Bakanlık yetkililerini yalan makinesi testine tabi tutan ve açık ihale sistemine geçerek 155 mm’lik topçu mermilerinin maliyetini yüzde 16 düşürdüğünü savunan Fedorov’un adımları, askeri hiyerarşide dirençle karşılaşıyor.

Haziran ayında yürürlüğe giren yeni reform paketiyle cephedeki piyadelerin aylık maaşlarının artırılması, yabancı asker istihdamının kolaylaştırılması ve firar eden askerlere cezasız dönüş hakkı tanınması gibi adımlar atıldı.

Fedorov’un teknoloji ve dijitalleşme alanındaki katkılarını kabul eden bazı üst düzey generaller ise bakanı askeri tecrübeden yoksun olmakla eleştiriyor. Bir general, Fedorov’u başkalarının fikirlerini sahiplenmekle suçlayarak eski ABD Savunma Bakanı Robert McNamara’ya benzetti.

Generaller, bakanın geliştirdiği “puanlama” sisteminin, lojistik ve gözlem gibi hayati ama arka planda kalan görevler yerine sadece cephedeki doğrudan imhaları teşvik ettiğini savunuyor.

Buna karşın Fedorov’un ordu içinde, özellikle teknoloji yoğunluklu birliklerde ve genç subaylar arasında destekçileri de yer alıyor.

Taarruz birliği komutanlarından Oleksandr Nastenko, Fedorov’un kaynakları askerlerin hayatını kurtaran teknolojilere yönlendirmesini olumlu karşıladıklarını belirterek “Gerçek şu ki, hantallaştık ve değişmek zorundayız” değerlendirmesini yaptı.

Silikon Vadisi’nin Ukrayna’daki ‘altın çocuğu’ savunma koltuğunda: Mihail Fedorov kimdir?

Siyasi geleceği Zelenskiy’nin kararına bağlı

Fedorov, haziran ayında Ukrayna televizyonu TSN’ye verdiği demeçte de Sırskiy ile bütçe ve kaynak dağılımı konusunda görüş ayrılıkları yaşadıklarını kabul etmiş, ancak aynı takımda çalıştıklarını vurgulamıştı.

Ukrayna ordusunun bağımsız tedarik ajansının eski başkanı Maryna Bezrukova, Fedorov’un pozisyonunu koruduğunu ancak Devlet Başkanı Zelenskiy’den tam bir siyasi destek alamadığını belirtti.

Diğer yandan ülkede geniş takipçi kitlesi bulunan bazı sosyal medya mecralarında, bakanın denetimindeki İHA ihalelerinde yolsuzluk yapıldığına dair iddialar içeren ve siyasi yıpratma kampanyası olarak yorumlanan paylaşımlar yapılmaya başlandı. Fedorov ise bu iddiaları kesin bir dille reddetti.

Devlet Başkanı Zelenskiy’nin seçim kampanyalarını da yöneten ve başkana yakınlığıyla bilinen Fedorov’un adı, yakın zamanda boşalan başbakanlık koltuğu için de geçiyor. Siyasi analistler bu adımı, bakanlık makamındaki reform projesinin sonlandırılması ve bir geri çekilme olarak okuyor.

Baskılara rağmen görevinde kalacağını belirten Fedorov, “Başkan bana vicdanıma göre hareket etmemi söyledi. Birçok insan bana saldırıyor, evet bu beni endişelendiriyor ama ne yapabilirim? Birilerine boyun eğerek bu görevden ayrılmak istemiyorum” diye konuştu.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

S-400’lerin devri yetmeyebilir

Yayınlanma

Türkiye’nin F-35 programına geri dönebilmek için Rusya’dan aldığı S-400 hava savunma sistemlerini Körfez ülkelerinden birine satma seçeneğini değerlendirmesi bölge istihbaratında güvenlik endişelerine yol açtı. Ankara’nın sistemleri Katar veya Birleşik Arap Emirlikleri’ne devretmeyi planladığı belirtilirken, Euractiv sitesine konuşan uzmanlar bu formülün de ABD askeri teknolojilerine dair veri sızıntısı riskini ortadan kaldırmayacağını savunuyor.

Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerini, ABD yapımı F-35 savaş uçağı programına yeniden katılabilmek amacıyla Körfez ülkelerinden birine satma olasılığı bölgesel istihbarat birimlerinde endişelere neden oluyor.

Euractiv internet sitesinin istihbarat kaynaklarına dayandırdığı haberine göre Ankara, S-400 sistemlerini Katar veya Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) satma seçeneğini değerlendiriyor.

Bölgedeki bir istihbarat servisinin temsilcisi, böyle bir anlaşmanın ABD askeri teknolojilerine ait hassas verilerin Rusya’ya sızması riskini tamamen ortadan kaldıracağına şüpheyle yaklaştığını ifade etti.

İstihbarat yetkilisi değerlendirmesinde, “Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan, ABD askeri üslerine ev sahipliği yapıyor ve Amerikan silah sistemlerini kullanıyor. Bu durum, gizli bilgilerin Moskova’nın eline geçmesi riskini aynı şekilde taşımıyor mu?” sorusunu yöneltti.

Rus diplomatik kaynaklar da Euractiv’e yaptıkları açıklamada, S-400’lerin üçüncü bir ülkeye satılması ihtimalinin analiz edildiğini doğruladı ancak henüz çözülmemiş güvenlik sorunlarının yer aldığını kaydetti.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise konunun kendi yetki alanlarında yer almadığını belirterek nihai kararın Kremlin tarafından verileceğine işaret etti.

Bir diğer bölgesel kaynak, Moskova’nın bu satışa onay vermek karşılığında Ankara’dan tavizler talep edebileceğini aktardı.

Bu tavizler arasında, Türkiye’nin Rusya’ya yönelik yaptırımlar konusundaki mevcut tarafsız tutumunu korumasının da yer alabileceği belirtiliyor.

Euractiv’in haberinde ayrıca, Yunanistan ve İsrail’in, Türkiye’nin F-35 programına geri dönmesine karşı çıktığı da hatırlatıldı.

Kremlin Sözcüsü Dmitri yPeskov, Ankara’nın S-400 sistemlerini bir Körfez ülkesine satma olasılığına ilişkin daha önce yaptığı açıklamada konuyu “son derece hassas” olarak nitelendirmişti.

Peskov, Moskova’nın bu hususta Türk tarafıyla temas halinde olduğunu ve bu görüşmeleri sürdüreceklerini beyan etmişti.

Kremlin: Türkiye’nin S-400’leri satma konusu son derece hassas

ABD Başkanı Donald Trump, daha önce gerçekleştirilen NATO zirvesinde, S-400 alımı nedeniyle Türkiye’ye uygulanan yaptırımları kaldırmaya ve ülkeyi F-35 programına geri kabul etmeye hazır olduğunu ifade etmişti.

Türkiye, 2017 yılında Rusya ile yaklaşık 2,5 milyar dolar değerinde dört adet S-400 bataryası satın almak üzere anlaşma imzalamıştı.

ABD, bu alıma karşı çıkarak Türkiye’den Rus sistemleri yerine Amerikan Patriot sistemlerini tercih etmesini talep etmiş, Ankara’nın bunu reddetmesi üzerine Türkiye F-35 savaş uçağı ortak üretim ve teslimat programından ihraç edilmişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, S-400 alımının Suriye kaynaklı tehditlere karşı ülkenin hava savunma ihtiyacını karşılamak amacıyla gerçekleştirildiğini açıklamıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English