Bizi Takip Edin

Amerika

Hollywood, Filistin yanlısı sözleri nedeniyle Oscar ödüllü Sudan Sarandon’un sözleşmesini feshetti

Yayınlanma

Hollywood ajansı United Talent Agency (UTA) Oscar ödüllü Amerikalı aktris Susan Sarandon ile olan sözleşmesini, aktrisin daha önce New York’ta düzenlenen Filistin yanlısı bir miting sırasında yaptığı açıklamalar nedeniyle feshetti.

Sarandon, eylem sırasında “Artık pek çok insan Yahudi olmaktan korkuyor ve bu ülkede Müslüman olmanın ne demek olduğunu hissetmeye başlıyor,” demişti.

Page Six’te yer bulan haberde, Sarandon’un sözlerinin ‘kamuoyunu çileden çıkardığı’, UTA’nın bazı çalışanlarını ‘son derece incittiği’ ve bunun üzerine ajansın 2014’ten bu yana süren işbirliğini sona erdirme kararı aldı belirtildi.

Daha önce de Sarandon’un İsrail ordusunun eylemlerini kınadığı sosyal ağlardaki paylaşımları bu tür tepkilere neden olmuştu.

Yüze yakın filmde rol alan, ‘Dead Man Walking’ (1995) filmiyle En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ı, Venedik Film Festivali’nin ‘Altın Aslan’ı ve ABD Sinema Oyuncuları Birliği ödülü de dahil olmak üzere pek çok prestijli sinema ödülüne layık görülen 77 yaşındaki Susan Sarandon, Hollywood’un en başarılı aktrisleri arasında yer alıyor.

Sarandon, ayrıca ‘The Simpsons’ (1995, 2006), ‘Rick and Morty’ (2017, 2020) ve diğer birçok animasyon dizisinin seslendirmesinde görev aldı.

Öte yandan Sarandon 1999 yılında Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu’nun (UNICEF) ve 2010 yılında Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün İyi Niyet Elçisi oldu.

Irak işgaline karşı düzenlenen mitinglere düzenli olarak katılan Sarandon, 2018 yılında Women Don’t Obey protestoları sırasında Başkan Donald Trump’ın göçmen politikalarına karşı oturma eylemi yaptığı için gözaltına alınmıştı.

Amerika

ABD yönetimi akaryakıt fiyatları için Jones Yasası muafiyetini uzatabilir

Yayınlanma

ABD’de Donald Trump yönetiminin, iç limanlar arasındaki deniz taşımacılığına yönelik Jones Yasası kısıtlamalarını askıya alan kararın süresini önümüzdeki günlerde uzatması bekleniyor. Reuters’ın aktardığına göre bu adımla benzin fiyatlarının düşürülmesi hedefleniyor ancak düzenleme denizcilik sektörü ve bazı Cumhuriyetçilerin tepkisini çekiyor.

ABD’de Donald Trump yönetimi, akaryakıt fiyatlarını dizginlemeye yönelik temel önlemlerden biri olan deniz taşımacılığı muafiyetini sürdürmeyi hedefliyor.

Reuters’ın konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre Beyaz Saray, ABD limanları arasındaki yük taşımacılığının yalnızca ABD yapımı, ABD bayraklı ve ABD mürettebatına sahip gemilerle yapılmasını zorunlu kılan Jones Yasası’nın askıya alınma süresini önümüzdeki günlerde uzatabilir.

Mevcut muafiyet kararının süresi 16 Ağustos’ta doluyor. Haberde, dört buçuk aylık süreçte söz konusu esnekliğin yaklaşık 200 kez uygulandığı ve bunun programın tüm tarihi boyunca gerçekleşen en uzun süreli istisna olduğu kaydedildi.

Reuters’a konuşan kaynaklar, nihai kararın henüz alınmadığını bildirdi. Yönetim yetkililerinin, muafiyet mekanizmasını korurken kapsamını daraltma seçeneğini değerlendirdiği belirtildi.

Görüşmelere Beyaz Saray temsilcileri, denizcilik sektörü yetkilileri ve Kongre üyeleri katılıyor.

ABD Enerji Bakanı Chris Wright, uygulanan muafiyetin Kaliforniya ve ülkenin Doğu Yakası’nda enerji fiyatlarının düşmesine yardımcı olduğunu söyledi.

Wright, yakıt maliyetlerinin önümüzdeki haftalarda gerilemesini beklediğini belirterek muafiyet süresinin yeniden uzatılmasının muhtemel olduğunu dile getirdi.

Trump yönetimi, kasım ayında yapılacak ara seçimler öncesinde galon başına ortalama 4 doları aşan benzin fiyatlarını düşürmenin yollarını arıyor.

Bu süreçte kamuoyu önündeki eleştirilerini artıran Başkan Donald Trump, petrol şirketleri Exxon Mobil ve Chevron’u hedef aldı.

Trump, söz konusu şirketlerin aşırı yüksek kârlar elde ettiğini belirterek bu gelirin bir kısmını akaryakıt fiyatlarını indirerek tüketicilere geri vermeleri gerektiğini ifade etti.

Diğer yandan denizcilik sektörü temsilcileri ile bazı Cumhuriyetçi siyasetçiler muafiyetin uzatılmasına karşı çıkıyor. Karşıt görüştekiler, esnekliğin geniş çaplı uygulanmasının yabancı taşıyıcılara haksız avantaj sağladığını, ABD ticaret filosunu zayıflattığını ve Jones Yasası’nın ulusal güvenlikle ilgili hedeflerini zedelediğini savunuyor.

Trump yönetimi, İran ile yaşanan gerilimin ardından petrol fiyatlarında görülen artış üzerine Mart ayında Jones Yasası’nın şartlarını ilk kez geçici olarak esnetmişti. 1920 yılından bu yana yürürlükte olan yasa, ABD limanları arasındaki deniz nakliyatının yerli üretim gemiler ve yerli mürettebatla yapılmasını şart koşuyor.

Bloomberg’in daha önce aktardığı analizde, kısıtlamaların kaldırılmasının daha düşük maliyetle çalışan yabancı tankerlerin Meksika Körfezi kıyılarından ABD’nin Doğu Yakası’ndaki rafinerilere petrol ve işlenmiş akaryakıt taşımasına imkan tanıdığı belirtilmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

Trump yönetimi Çin menşeli veri merkezi cihazlarını yasaklamaya hazırlanıyor

Yayınlanma

Konuya yakın dört kişinin Reuters’a verdiği bilgiye göre Trump yönetimi, yapay zekâ alanındaki büyümeyi destekleyen altyapıyı koruma amacıyla Çin menşeli veri merkezi bileşenlerinin yeni modellerinin ABD’ye ithalatını yasaklayacak bir düzenleme hazırlıyor.

ABD telekomünikasyon sektörünü denetleyen Federal İletişim Komisyonu (FCC), verilerin veri merkezleri içindeki fiber optik kablolar üzerinden ışık hızında iletilmesini sağlayan yeni Çin menşeli optik alıcı-vericilerin ithalatını engelleyecek düzenleme üzerinde çalışıyor. Yetkililer, düzenlemenin bu yıl yayımlanmasını ve yayımlandığı anda yürürlüğe girmesini umuyor.

Daha önce kamuoyuna yansımayan bu adımın, Çinli şirketlerin veri çalmasını, kötü amaçlı yazılım yerleştirmesini veya yapay zekâ modellerinin eğitilmesi ve çalıştırılmasında kullanılan çipleri barındıran ABD’deki veri merkezlerinde hizmetleri aksatmasını önlemeyi amaçladığı savunuldu.

Hassas konuları görüşmek üzere isimlerinin açıklanmaması koşuluyla konuşan kaynaklar, FCC’nin kısıtlamayı hâlâ değiştirebileceğini ya da tamamen rafa kaldırabileceğini vurguladı. Ancak söz konusu düzenleme, Trump yönetiminin Çin teknolojisinin ileri düzey ABD sanayilerine tedarik zincirine yerleşmeden önce girişini sınırlandırma çabalarının son örneğini oluşturuyor.

Washington merkezli danışmanlık şirketi Beacon Global Strategies’da yapay zekâ politikaları uzmanı olan Divyansh Kaushik, “Alıcı-vericiler kesinlikle bir risk oluşturuyor” dedi.

Kaushik, “Veri merkezi yatırımları büyürken, veri merkezi tedarik zincirinin en başından itibaren güvenli olduğundan emin olmak gerekir” ifadelerini kullandı.

Düzenlemeden fayda sağlayacağı düşünülen ABD merkezli alıcı-verici üreticilerinin hisseleri haberin ardından yükseldi. Lumentum’un hisseleri yüzde 7, Coherent’in yüzde 11 ve Applied Optoelectronics’in hisseleri yüzde 18 değer kazandı.

Çin Büyükelçiliği: Gerekirse karşılık veririz

Beyaz Saray ve FCC, yorum taleplerine yanıt vermedi. Çin’in Washington Büyükelçiliği ise Pekin’in ABD’ye “iki ülkedeki iş çevrelerinin nesnel ve akılcı görüşlerine kulak verme” ve “Çinli şirketleri karalamayı ve yaptırım tehditlerinde bulunmayı bırakma” çağrısı yaptığını bildirdi.

Büyükelçilik, “Çin, çıkarlarına somut zarar veren her türlü adıma karşı gerekli bütün tedbirleri alacaktır” açıklamasında bulundu.

Çin menşeli veri merkezi cihazlarının yeni modellerine getirilecek bir ABD yasağının, dünyanın en büyük alıcı-verici satıcılarından biri olan Çinli Zhongji Innolight şirketini etkilemesi bekleniyor. Şirket, haziran ayında Pentagon’un Çin ordusu tarafından desteklendiği iddia edilen şirketler listesine eklenmişti. Bu liste, daha sert tedbirlerin habercisi olabiliyor.

Yasak, Amazon Web Services gibi ABD’li bulut bilişim şirketlerinin maliyetlerini de artırabilir. Çünkü bu şirketler, ABD merkezli Coherent ve Lumentum gibi başka üreticilere yönelmek zorunda kalabilir.

Counterpoint Research verilerine göre Çinli Innolight, küresel veri merkezi alıcı-verici pazarında yüzde 27’lik payla lider konumda bulunuyor.

Foundation for American Innovation tarafından hazırlanan bir rapora göre Coherent ve Lumentum rekabetçi teknolojilere sahip olsa da Çinli tedarikçilerin yerini alacak üretim ölçeğine sahip değil.

Raporda ayrıca Innolight’ın gelirlerinin yüzde 90’ını Çin dışındaki pazarlardan elde ettiği belirtildi.

Reuters’ın daha önce bildirdiği üzere FCC, Çin menşeli insansız hava araçları, yönlendiriciler, robotlar ve invertörlere yönelik benzer kısıtlamalar uyguladı.

Kaynaklardan üçünün verdiği bilgiye göre kurum, bu kısıtlamalara paralel olarak bütün yeni alıcı-verici modellerinin ithalatını yasaklayacak, ardından Çinli olmayan birçok tedarikçiyi kısıtlamalardan muaf tutacak.

Trump, ilk başkanlık döneminde Çinli şirketlerin fikrî mülkiyet hırsızlığı yaptığı ve Huawei’nin devlet destekli casusluk faaliyetlerine karıştığı yönündeki iddiaları gündeme taşımıştı. Huawei ise bu suçlamaları reddediyor.

Ancak Pekin’in geçen yıl nadir toprak minerallerine yönelik ihracat kontrollerini devreye sokmasının ardından Trump, ikinci döneminde daha az saldırgan bir yaklaşım benimsedi.

ABD Ticaret Bakanlığı geçen ekimde ticaret savaşında sağlanan yumuşamanın ardından Çin’e yönelik bir dizi ithalat kısıtlamasını rafa kaldırdığını bildirmişti. Bunlar arasında Çin menşeli veri merkezi ekipmanlarını hedef alan bir düzenleme de bulunuyordu.

Ancak FCC devreye girerek aralık ve mart aylarında sırasıyla insansız hava araçları ve yönlendiricilere yönelik yasakları açıkladı.

Bu yasaklar, ürünleri ulusal güvenlik riski taşıyan yabancı şirketlerin gelecekteki ekipman satışlarını engellemek amacıyla Kongre tarafından oluşturulan “Covered List” kapsamında hayata geçirildi.

Çin menşeli invertörler ve robotlara yönelik adımlar da geçen hafta atıldı.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

Tucker Carlson: MAGA ihanete uğradı

Yayınlanma

ABD’li muhafazakâr yorumcu Tucker Carlson, Marjorie Taylor Greene’in bir paylaşımına yanıt olarak “MAGA’ya ihanet edildi,” dedi.

Greene, X’te paylaştığı bir gönderide, “Artık yabancı ülkelerde savaş olmayacak demiştik ve bunu ciddiye almıştık; Donald Trump’ı da bu sözü verdiği için desteklemiştik. Ama o hepimize ihanet etti. Taahhüdümüz, sağ, sol ve merkezden tüm Amerikalılar için ‘Önce Amerika’dır. Hareket başladı,” diye yazdı.

Eski Temsilci Greene’in paylaştığı fotoğrafta Carlson ile kendisinin yanı sıra, istifa eden eski Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent, Greene’in yakın zamanda evlendiği muhafazakâr gazeteci Brian Glenn, Temsilci Thomas Massie de yer alıyordu.

Bunu yeniden paylaşan Carlson ise şöyle yazdı:

“MAGA’ya ihanet edildi. Hepimize ihanet edildi. Artık yeni bir yol izlemenin zamanı geldi. Daha fazlası yarın akşam saat 18:00’da (ET) TuckerCarlson.com’da.”

Carlson daha önce, ABD Başkanı Trump’ı desteklemiş olması nedeniyle pişmanlığını dile getirmiş, hatta Trump yönetiminin siyasi yükselişindeki rolünden dolayı “acı çektiğini” itiraf etmişti.

Greene: MAGA tamamen bir yalandı

Carlson, bu açıklamaları nisan ayında, kardeşi Buckley Carlson ile podcast’inde gerçekleştirdiği bir sohbet sırasında yapmış ve Amerikan seçmenleri üzerindeki etkisi nedeniyle kamuoyuna özür dilemişti:

“Bence bu, kendi vicdanlarımızla yüzleşmemiz gereken bir an. Biliyorsunuz, bu durum uzun süre canımızı yakacak. Benim için de öyle olacak ve insanları yanlış yönlendirdiğim için özür dilemek istiyorum. Kasıtlı değildi. Söyleyeceklerim bu kadar.”

Carlson’ın Trump ile olan önceki ilişkisi, başkan için kişisel konuşma metinleri yazmak ve seçim kampanyası yürütmekten ibaretti.

Şimdi ise kendisi de dahil olmak üzere destekçilerin mevcut siyasi durumdan sorumluluk alması gerektiğini söyledi.

Haziran ayında Carlson, yakın zamanda katıldığı bir podcast programında Başkan Yardımcısı JD Vance’i kişisel bir dostu ve siyasi müttefiki olarak nitelendirmiş ve başkan yardımcısının Trump tarafından “açmaza” sokulduğunu eklemişti.

Carlson, başkan yardımcısının gerçek bir politika belirleme yetkisi olmadığını ve “kendi seçmenlerine tamamen ihanet etmiş” bir başkanın emrinde çalışmak zorunda kaldığını savunmuştu.

Joe Kent: İsrail, ABD hükümetinin elini zorlayarak bizi savaşa itti

Carlson, “Ve bu başkan, kendi seçmenlerine tamamen ihanet etti. Bu da, ben de dahil olmak üzere o seçmenlerin çoğunun umudu olan başkan yardımcısını korkunç bir durumda bırakıyor. Her gün JD Vance için üzülüyorum. Her gün onun için dua ediyorum. Onu her zaman bir dost olarak görüyorum,” demişti.

Greene, Massie, Kent ve Carlson, şubat ayında başlatılan İran savaşı nedeniyle Trump’a sırt çevirdiler ve bunun, “sonsuz savaşları” sona erdireceğine dair seçim vaadine bir ihanet olduğunu savundular.

Carlson, savaşı “iğrenç ve şeytani” olarak nitelendirirken, Trump’ın terörle mücadele şefi olarak görev yapan Kent ise, savaşa karşı çıkması nedeniyle mart ayında istifa etti.

Kent, X’te yayınlanan bir mektupta, “Vicdanım elverdiği sürece İran’da devam eden savaşı destekleyemem. İran, ülkemiz için acil bir tehdit oluşturmuyordu ve bu savaşı İsrail ile onun güçlü Amerikan lobisinin baskısı nedeniyle başlattığımız açık,” diye yazmıştı.

Greene ise, savaş başladığında Epstein dosyaları nedeniyle Trump ile çoktan yollarını ayırmıştı.

Trump’ın kendisine kamuoyu önünde saldırmasının ardından, “incitici ve nefret dolu bir ön seçim sürecine katlanmaktansa” Kongre’den istifa edeceğini söyledi.

MAGA, Gazze konusunda İsrail’e eleştirilerini artırıyor

Massie de Epstein dosyaları nedeniyle Trump ile yollarını ayırmış ve mayıs ayında ön seçimleri, Trump’a sadık emekli Navy SEAL üyesi Ed Gallrein’e karşı kaybetmişti.

Massie’nin mevcut görev süresi ocak ayında sona eriyor.

Temmuz sonunda Massie, Trump’ın İran savaşı başlatma yetkisini sınırlamayı amaçlayan bir savaş yetkileri karar tasarısı lehinde oy kullanan birkaç Cumhuriyetçi’den biriydi.

Tasarı, Temsilciler Meclisi’nde 214’e karşı 208 oyla kabul edildi.

Trump, kendisine sırt çeviren eski MAGA müttefiklerine sert saldırılar yöneltti. Greene’i “hain”, Kent’i “adi herif”, Carlson’u “düşük IQ’lu kişi” ve Massie’yi “zayıf ve acınası” olarak nitelendirdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English