Amerika
Silikon Vadisi ve risk sermayesinin Sam Altman zaferi

ChatGPT’nin yaratıcısı OpenAI’ın görevden alındıktan sonra geri getirilen CEO’su Sam Altman’ın, Silikon Vadisi yatırımcıları tarafından göreve getirildiği belirtiliyor.
Financial Times’ta (FT) yer alan değerlendirmede, Altman’ın göreve geri dönmesi ile birlikte Silikon Vadisi’nin bulunduğu San Fransisco’da ‘doğaçlama bir parti verildiği’ iddia ediliyor.
Şirket çalışanları dört gün önce dramatik bir şekilde işten çıkarılan kurucu ortağın görevine iadesini kutlarken, şirketin yatırımcıları ve diğer teknoloji liderleri Altman’a desteklerini sunmak için yarışa girdi.
Örneğin Salesforce’un kurucusu Marc Benioff, Altman’ın CEO’luğa dönmesi üzerine, “Tebrikler OpenAI! İyi adamların kazandığını görmek harika!” diye yazdı. Benioff, krizin başlarında OpenAI çalışanlarına ücretli karşılama teklifinde bulunarak onları şirketten ayırmaya çalışmış olsa da, Silikon Vadisi’nin birbirine sıkı sıkıya bağlı teknoloji dünyasında Altman’a destek veren bir dizi etkili isimden biriydi.
OpenAI’a yatırım yapanlar kovulan CEO’dan yana çıktı
OpenAI’ın 770 kişilik personelinden yaklaşık 500’ü Altman’a destek ilan ederken, aynı zamanda OpenAI’ın risk sermayesi destekçileri de harekete geçerek Altman’a, bundan sonra ne yaparsa yapsın, destek sözü verdiler.
FT’nin aktardığına göre özel olarak, şirketteki yatırımcılar ve yöneticiler, Altman’ın ‘her zaman dürüst olmadığını’ ima eden ‘şifreli’ açıklamasının ötesinde, yönetim kuruluna Altman’ın görevden alınmasına neyin yol açtığı konusunda daha fazla ayrıntı için baskı yaptı. Bu tartışmalar hakkında bilgi sahibi olan çok sayıda kişiye göre, kendilerine daha fazla ayrıntı verilmedi.
OpenAI’ın ilk destekçilerinden risk sermayedarı Vinod Khosla’ya göre Altman’ı görevden alan yönetim kurulunun en önemli ismi Ilya Sutskever, üretken yapay zekanın yeteneklerinin hızla gelişmesi konusundaki endişelerini dile getirmişti.
Fakat Altman ile yapılan görüşmeler hakkında doğrudan bilgi sahibi olan bir kişi, yönetim kurulunun kararının bununla ilgili endişelere dayanmadığını söyledi. Bunun yerine, yönetim kurulu ile Altman arasında çeşitli bilgi gizleme örnekleri nedeniyle bir güven kaybını yansıttığını söylediler.
Risk sermayedarları yasal işlem tehdidinde bulundu
FT’ye göre şirketin ve onunla birlikte milyarlarca dolarlık yatırım getirisi beklentilerinin tehlikede olduğunu hisseden bazı yatırımcılar yasal işlem başlatmayı araştırmaya başladı. Sorunlardan biri, OpenAI’ın tüzüğüne göre görevi yatırımcılara karşı değil, genel olarak ‘insanlığın güvenliğine’ karşı sorumlu olan bir yönetim kuruluna nasıl dava açılacağıydı.
Bununla birlikte, OpenAI’a yatırım yapan bir girişim firmasının çalışanı, “Dava tehdidi ciddiye alındı. Şirket bunu istemiyordu. Bu, masaya oturmalarına ve gerçek bir çözüm bulmalarına yardımcı oldu. İş ciddiye bindi,” dedi.
Konuyla ilgili bilgi sahibi kişilere göre, Altman’ın yanında yer alanlar arasında Airbnb’nin kurucusu Brian Chesky, önde gelen risk yatırımcısı Ron Conway ve eski Salesforce yöneticisi Bret Taylor da vardı. Taylor o tarihten bu yana yeni yönetim kurulunun başkanı olarak görev yapıyor.
Sutskever kriz patlayınca taraf değiştirmiş olsa da, kalan üç yönetim kurulu üyesi (D’Angelo, Toner ve McCauley) OpenAI’ın geleceğini ‘birleşik bir ekip’ olarak müzakere etmek için birlikte çalıştı.
Altman’ın PR kampanyasının gücü
Fakat yönetim kurulu kendisini sürekli olarak OpenAI’ın geleceği hakkında kamuoyunda süren tartışmaların kaybeden tarafında buldu. Altman ile OpenAI yönetim kurulu arasındaki müzakereler hakkında doğrudan bilgi sahibi olan bir kişi, Altman’ın ‘süper gücünün insanları yanına çekmek, anlatıları şekillendirmek ve durumları kendi işine gelen şekle sokmak olduğunu’ söyledi.
Kurul üyelerinden ikisiyle birlikte çalışmış olan bir başka kişi, kurulun Altman’ın ‘PR kampanyasının’ gücünü ‘muhtemelen hafife aldığını’ ve muhtemelen ‘söyleyebilecekleri ya da söylemeye istekli oldukları şeylerle yasal olarak kısıtlandıklarını’ söyledi. Yönetim kurulunun pozisyonu hakkında doğrudan bilgi sahibi olan bir kişi, müzakereler sırasında yasal olarak kısıtlandıklarını doğruladı.
Amerika
Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.
Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.
Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.
Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.
Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.
Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.
Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.
Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.
Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.
Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.
Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.
Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.
Amerika
“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.
ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.
Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.
Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.
The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.
Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.
Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:
“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”
Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.
Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”
Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.
Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.
Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.
İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.
Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.
Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.
Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.
Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.
Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.
Amerika
ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.
Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.
“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.
Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.
Bessent şöyle konuştu:
“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. Ama peşinize düşeceğiz.”
ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı
ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.
Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.
ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.
Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.
İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.
Avrupa4 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa3 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Dünya Basını2 hafta önce“Yapay zeka devasa bir aldatmaca”
Avrupa4 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya1 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya3 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek












