Amerika
Sam Altman, OpenAI’a geri döndü

Geçen hafta sonu büyük bir krizin ardından görevden alınınca Microsoft’a giden OpenAI CEO’su Sam Altman’ın geri döndüğü ilan edildi.
Altman, üretken yapay zeka ChatGPT’yi üreten şirkette günlerce süren spekülasyon ve kargaşanın ardından, yeni bir yönetim kurulu gözetiminde şirketi yönetmek üzere görevi tekrar devralacak.
Altman, bir ‘prensip anlaşması’ uyarınca, başlangıçta eski Salesforce CEO’su Bret Taylor, eski ABD Hazine Bakanı Larry Summers ve mevcut OpenAI yönetim kurulu üyesi ve soru-cevap platformu Quora’nın CEO’su Adam D’Angelo’dan oluşan yeni bir yönetim kurulunun gözetiminde görev yapacak.
Adam D’Angelo, Helen Toner, Tasha McCauley ve Ilya Sutskever’dan oluşan yönetim, Sam Altman’ı görevden almıştı. Bu ekipten yalnızca D’Angelo’nun ‘sağ kaldığı’ anlaşılıyor.
Altman, karara cevaben X’te yaptığı açıklamada, “OpenAI’ı seviyorum ve son birkaç gündür yaptığım her şey bu ekibi ve misyonunu bir arada tutmaya hizmet etti. Pazar akşamı Microsoft’a katılmaya karar verdiğimde, bunun benim ve ekip için en iyi yol olduğu açıktı,” dedi. Microsoft başkanı Satya Nadella, Altman’ı görevden alındıktan sonra işe almıştı.
Altman, yeni OpenAI yönetim kurulu ve Nadella’nın desteği ile ‘OpenAI’a geri dönmeyi ve Microsoft ile güçlü ortaklığı geliştirmeyi’ dört gözle beklediğini söyledi.
Nadella da ‘OpenAI yönetim kurulundaki değişikliklerden cesaret aldığını’ ve kararın ‘daha istikrarlı, iyi bilgilendirilmiş ve etkili yönetime giden yolda ilk önemli adım’ olduğuna inandığını söyledi.
Altman, OpenAI kurucu ortağı Greg Brockman ile birlikte şirketin liderlik ekibinin yanında ‘kilit rollere’ sahip olduklarını da sözlerine ekledi.
‘Kâr amacı güden’ ve ‘kâr amacı gütmeyen’ iki yönelim
OpenAI, alışılmadık bir şekilde kâr amacı gütmeyen bir araştırma kuruluşu ile kâr amacı güden bir yan kuruluş arasında bir ortaklık olarak yapılandırılmış durumda.
Yönetim kurulu her ikisini de denetliyor, fakat temel görevi yatırımcıların çıkarlarını gözetmek yerine ‘güvenli ve tüm insanlığa fayda sağlayan’ yapay zeka peşinde koşmaktı.
Yönetime yeni gelen dört kişinin, önde gelen yapay zeka şirketinin gelecekteki yönünün anahtarlarını nasıl ellerinde tuttukları belirsizliğini koruyor. Ne yatırımcılar ne de çalışanlar, 2021’deki büyüklüğünün yarısı kadar küçültülmüş yönetim kurulunun nasıl atandığını açıklayabilmiş değil.
Financial Times’ın (FT) aktardığına göre yönetim kurulu üyelerini tanıyan bazı kişiler, onların ‘zeki, düşünceli ve insanlığa hizmet etme görevlerini yerine getirmek için iyi bir konuma sahip olduklarını’ ileri sürdü. Diğer bazıları ise ‘kurumsal deneyimlerindeki görece eksikliğe’, Cuma günkü duyurunun kötü idare edilmesine ve ardından yaşananlara dikkat çekti.
D’Angelo’nun CEO’su olduğu Quora soru-cevap sitesinde onunla birlikte çalışmış olan bir kişi, D’Angelo’nun ‘zayıf bir iletişimci’ olduğunu ve yönetim kurulunun iletişim eksikliğinin ‘şaşırtıcı olmadığını’ söyledi.
D’Angelo geçmişte yeni teknolojilerin tehlikelerine ilişkin endişelerini dile getirmişti. OpenAI yönetim kuruluna 2018 yılında katıldığında, yapay zeka üzerinde ‘güvenlik göz önünde bulundurularak’ yapılan çalışmaların ‘hem önemli hem de yeterince takdir edilmediğini’ söylemişti.
Yapay zekanın geleceğine ilişkin tartışmalar
Altman’ı görevden alan yönetim kurulunda yer alan Toner’ın yapay zekanın (AI) düzenlenmesine ilişkin görüşleri de yeniden tartışma konusu oldu.
George Washington Üniversitesinde AI araştırmacısı Jeffrey Ding ile birlikte yazdıkları bir makalede Toner, daha sıkı AI kurallarının ‘Çin’in öne geçmesine izin vereceği’ gerekçesiyle yapay zekanın düzenlenmesinden kaçınmanın ‘iyi bir argüman olmadığını’ yazıyordu.
Mayıs ayında Toner, yapay zeka sohbet robotları hakkında ‘hâlâ bilmediğimiz çok şey’ olduğunu söyleyerek bunlara aşırı güvenilmemesi konusunda uyarıda bulunmuş ve Ekim ayında ABD hükümetinin ‘vatandaşları yapay zekanın zararlarından ve risklerinden korumak için harekete geçmesi, aynı zamanda yeniliği teşvik etmesi ve teknolojinin faydalarını yakalaması’ gerektiğini söylemişti.
Haberlere göre Toner, OpenAI ve rakip şirket Anthropic tarafından benimsenen güvenlik yaklaşımlarını karşılaştıran ortak yazarlığını yaptığı akademik bir makale nedeniyle Altman ile ters düşmüştü.
Toner gibi, yapay zekanın insanlık için oluşturabileceği riskler konusunda uyarılarda bulunan bir entelektüel hareket ‘etkin özgeciliğin’ destekçisi olan McCauley hakkında ise çok daha az şey biliniyor.
Altman’a yapılan ‘darbeden’ sorumlu tutulan Sutskever’ın ise ‘yapay zekayı kontrol etmeye adanmış bir ekibin başı’ olarak yapay zeka güvenliğine odaklandığına işaret ediliyor. Konuya aşina olan kişilere göre bu durum Altman’ın temsil ettiği ‘huzursuz yenilikçilik kültürü’ ile çelişiyordu.
Sutskever Ekim ayındaki bir X gönderisinde, “Zekayı diğer tüm insani niteliklerin üzerinde tutuyorsanız, kötü bir zaman geçireceksiniz,” diye yazmıştı. Öte yandan Sutskever, daha sonra Altman’ın yanında yer aldı ve ‘kurulun eylemlerine katıldığı için derinden [pişmanlık] duyduğunu’ söyledi.
Altman OpenAI’ı dönüştürdü
Altman, OpenAI’yi kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olmaktan çıkarıp yapay zekâ araştırmalarının en ileri noktasıyla ilişkilendirilen ve dünya çapında tanınan bir marka haline getiren isim oldu.
Altman’ın yönetim kurulu üyeleriyle çatışmasının nedenleri arasında üretken yapay zekanın ne kadar hızlı geliştirileceği, ürünlerin nasıl ticarileştirileceği ve bunların halka olası zararlarını azaltmak için hangi adımların atılacağı gibi başlıklar yer alıyordu.
Kavganın merkezinde, üretken yapay zekanın popülerleşmesi ve ticarileşmesinde ‘hız sorunu’ yatıyor. CEO Altman ile birlikte Başkan Greg Brockman’ın yer aldığı taraf, üretken yapay zekanın hızlı ticarileşmesi ve artan kârlılık için bastırıyordu.
OpenAI’ın en büyük yatırımcısı hâlâ Microsoft. Altman, şirketin kâr amacı güden bir kuruluş haline gelmesi ve Silikon Vadisi’nden risk sermayesini çekmesinde kritik bir rol oynadı. Nitekim yönetimin Altman’ı görevden alması ile birlikte şirkete yatırım yapan Silikon Vadisi sermayedarları derhal eski CEO’nun yanında yer aldılar.
The Atlantic’e konuşan eski ve şimdiki OpenAI çalışanları, kâr amacı güden kol üzerindeki ticarileştirme baskısının gün geçtikçe nasıl arttığını ve ChatGPT ve onu hızla takip eden diğer ürün lansmanlarıyla her şey doruğa ulaşana kadar şirketin belirtilen misyonuyla nasıl çatıştığını anlatıyor.
Bir kaynak, “ChatGPT’den sonra, gelir ve kâra giden açık bir yol vardı. Artık idealist bir araştırma laboratuvarı olduğunuzu iddia edemezdiniz. Şimdi ve burada hizmet almak isteyen müşteriler vardı,” diyor.
Amerika
Casuslukla suçlanan Suudi OpenAI mühendisine mahkemeden tahliye engeli

OpenAI ofisine dinleme cihazı yerleştirmekle suçlanan Suudi mühendis Abdulrahman Alfozan’ın kefalet talebi, savcılığın sunduğu kaçma riski gerekçesiyle reddedildi. Mahkeme, Suudi Arabistan Konsolosluğunun sunduğu sınırsız kefalet teklifini geri çevirirken yıllık 385 bin dolar maaşlı mühendisin kraliyetle mesajlaştığı tespit edildi.
Yapay zeka devi OpenAI ofislerine dinleme cihazı yerleştirmekle suçlanan Suudi Arabistan vatandaşı çalışan Abdulrahman Alfozan, savcılığın kaçma şüphesi ve Suudi kraliyet ailesiyle üst düzey temaslarına dair sunduğu kanıtların ardından cezaevinde kalacak.
Financial Times gazetesinin haberine göre ABD’nin Kaliforniya eyaletindeki federal mahkeme, Suudi Arabistan konsolosluğunun kefalet için sunduğu ve yargıcın “açık çek” olarak tanımladığı teklife rağmen 35 yaşındaki Alfozan’ın tahliye talebini reddetti.
ChatGPT’nin geliştiricisi OpenAI, San Francisco’daki merkez ofisinde yer alan bir yönetici toplantı odasında tuvalet kağıdına sarılmış bir ses kayıt cihazı tespit etti. Bu gelişmenin ardından Suudi Arabistan vatandaşı mühendis, ekim ayında FBI tarafından gözaltına alındı.
Vaka, küresel yapay zeka yarışında avantaj yakalamak isteyen yabancı hükümetlerin öncü teknoloji şirketlerini sanayi casusluğu hedefi haline getirdiğine dair Silikon Vadisi’ndeki kaygıları yeniden alevlendirdi.
Savcılık makamı, “Sanık OpenAI toplantılarını ister kişisel kazanç sağlamak, ister yabancı bir devlete yardım etmek, isterse her iki amaçla kaydetmek istemiş olsun; eylemi suç teşkil ediyor. Bu da Silikon Vadisi’ndeki yenilikçilik ortamı için bir tehlike, ulusal güvenlik için ise bir endişe kaynağıdır” değerlendirmesinde bulundu.
Duruşma öncesinde Alfozan’ın Suudi Arabistan ile kurduğu kişisel ve ticari bağlara dikkat çeken hükümet avukatları, sanığın “yabancı bir hükümetten kayda değer destek” gördüğünü savundu.
Dava dosyasına yansıyan ayrıntılara göre Alfozan, en azından geçen yıldan bu yana Suudi kraliyet ailesinin ismi açıklanmayan bir üyesiyle WhatsApp üzerinden sık sık mesajlaştı.
Söz konusu yazışmalarda, kraliyet mensubunun Alfozan’ı krallıkta başlatılan yeni bir yapay zeka girişimine dahil etme girişimleri yer aldı.
Kraliyet ailesi üyesi, mayıs ayında bilgisayar mühendisine “Suudi Arabistan’ın sana ABD’den daha çok ihtiyacı var” mesajını gönderdi. Alfozan ise bu mesaja onay anlamına gelen “100” yanıtını iletti.
Dava dosyasında Alfozan’ın, şirketteki hisse hak ediş süresi dolana kadar OpenAI’dan ayrılmayacağını belirttiği kaydedildi.
İkili arasındaki en son WhatsApp yazışmasının ise Alfozan’ın gözaltına alınmasından dört gün önce, 5 Ekim’de gerçekleştiği aktarıldı.
Savcılık sanığın kaçma ihtimali üzerinde duruyor
Mahkeme kayıtları, mühendisin gözaltına alınmasından bir gün sonra eşi ve oğlunun Katar’a uçtuğunu gösteriyor.
Belgelere göre bu uçuş, Suudi bir askeri yetkilinin ayırtıp ödediği tek yön business class biletle gerçekleşti.
Alfozan’ın avukatları ise uçak biletinin parasını eşinin bacanağının kendi kaynaklarıyla ödediğini savundu.
Savcılık bu iddiaya karşı çıkarak, Suudi konsolosluğunun da Alfozan’ın ailesi için başka bir uçuş ayarladığını ancak bu rezervasyonun sonradan iptal edildiğini bildirdi.
Suudi Arabistan Konsolosluğu ayrıca kefalet bedeli için herhangi bir üst sınır belirtmeksizin tüm tutarı karşılama teklifinde bulundu.
Sulh Ceza Hakimi Alex G Tse, duruşmada bu teklifi defalarca “açık çek” olarak niteledi.
Sanığın ABD dışına çıkması durumunda davanın fiilen düşeceğini vurgulayan Yargıç Tse, “Suudi Arabistan’ın suçluları iade etmeme konusundaki tutumu son derece net. ABD hükümetinin çıkarlarını koruyacaklarına dair bana nasıl bir güven verebilirler?” dedi.
Yargıç Tse, Alfozan’ın Suudi Arabistan’a dönmesi halinde bağlılığı nedeniyle “büyük ödüllerle karşılanabileceğini” dile getirdi. Suudi hükümetinin, ABD’de gözaltına alınan vatandaşlarının kefalet ve hukuki masraflarını karşıladığı biliniyor.
Savunma makamı casusluk suçlamalarını reddetti
Alfozan’ın avukatları, konsolosluğun teklifi yerine sanığın Charles Schwab bünyesindeki 1 milyon dolarlık kişisel yatırım hesabının kefalet teminatı olarak kabul edilmesini önerdi.
Savcılık verilerine göre Alfozan’ın OpenAI’daki yıllık maaşı 385 bin dolardı ve kendisine 2,2 milyon dolarlık hisse paketi tanımlanmıştı.
San Francisco’daki mahkeme salonuna turuncu cezaevi kıyafeti, beyaz spor ayakkabılar ve yargıcın karşısına geçtiğinde çıkardığı bir maskeyle gelen Alfozan hakkındaki suçlamaları avukatı reddetti.
Savunma avukatı William Pernick duruşmada, “Bu beyefendi bir turist değil. Hükümetin kurgusu, onu Amerikan teknolojisini çalmak için buraya yerleştirilmiş yabancı bir sızma unsuru gibi göstermekten ibaret” diye konuştu.
Müvekkilinin göçmenlerin bu ülkedeki hayali olan ABD vatandaşlığını almaya yalnızca birkaç hafta uzaklıkta olduğunu söyleyen Pernick, evinde bulunan kayıt cihazlarının internetten temin edilebildiğini kaydetti.
Pernick, OpenAI’ın çalışanları kod yazımı için bu cihazları kullanmaya teşvik ettiğini öne sürdü.
Avukat ayrıca evdeki kayıt cihazlarından birinin kedinin kum kabını izlemek amacıyla kullanıldığını savundu.
Pernick, OpenAI’ın Alfozan’ın Suudi Arabistan ile olan bağlantılarını desteklediğini ve bunlardan fayda sağladığını da sözlerine ekledi.
Sözlü iletişimi hukuka aykırı şekilde dinlemek veya dinlemeye teşebbüs etmekle suçlanan Alfozan, suçlu bulunması halinde yasa gereği beş yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilir.
Amerika
ABD’de zenginler prestijli arsalar için milyonluk evleri yıktırıyor

Wall Street Journal’ın haberine göre ABD’de milyarderler, prestijli kıyı bölgelerindeki arsa kıtlığı nedeniyle yüz milyonlarca dolarlık malikaneleri satın alıp yerle bir ediyor. Satış ilanlarında yapay zekayla boş arsa tasarımları öne çıkarken uzmanlar tek bir yıkım ve lüks inşaat döngüsünün 250 hanenin yıllık karbon salımına denk zarar ürettiğini belirtiyor.
ABD’de milyarderler, yüz milyonlarca dolar ödeyerek satın aldıkları lüks malikaneleri kısa süre içinde yıktırıyor.
The Wall Street Journal gazetesinin haberine göre bu yönelimin arkasında, özellikle sahil şeritleri gibi prestijli bölgelerde yaşanan arsa kıtlığı yatıyor.
Çok zengin alıcılar için asıl belirleyici etken üzerindeki yapı değil, arazinin konumu haline geldi. Satın alınan mülkler yerle bir edildikten sonra açılan alana daha modern tarzda yeni konutlar inşa ediliyor.
Haberde lüks gayrimenkul piyasasındaki değişime dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi:
“Daha önce pahalı gayrimenkul alımlarının temel nedeni olan evin kendisi, artık neredeyse önemini yitirdi. Alıcılar her şeyden önce okyanus kıyısında veya dağ zirvesinde yer alan, iyi konuma sahip araziler için yarışıyor.”
Gazete bu duruma örnek olarak ABD’li milyarder William Lauder’ın hamlelerini aktardı. Lauder, Mart 2023’te hayatını kaybeden radyo programcısı Rush Limbaugh’nun okyanus kıyısındaki mülkünü 155 milyon dolara aldıktan sonra temmuz ayında tamamen yıktırdı.
Lauder daha önce de Palm Beach sahilinde yaklaşık 1,2 hektarlık arazide yer alan iki evi yıktırmıştı. Başlangıçta bu alana kendi konutunu yapmayı tasarlayan Lauder, daha sonra boşalan arsayı yaklaşık 200 milyon dolara sattı.
Gayrimenkul değerleme uzmanı Jonathan Miller, arsa fiyatları arttıkça bu tür işlemlerin giderek yaygınlaştığını belirtti.
Yaşanan hareketlilik üzerine emlak danışmanları da lüks konutları doğrudan yıkıma uygun arsa olarak pazarlamaya başladı.
İlanlarda arazinin üzerindeki yapılar olmadan nasıl görüneceğini göstermek için yapay zekayla üretilen görseller kullanılıyor.
Pazarlamacılar “yıkım” sözcüğünü doğrudan kullanmamak adına “uyarlanabilir yeniden kullanım” gibi ifadelere başvuruyor.
Lüks konut piyasasında yıkım ilanı oranı artıyor
Eğilim yalnızca kıyı şeridiyle sınırlı kalmayıp ABD’nin diğer bölgelerine de yayılıyor.
Gayrimenkul aracılık şirketi Redfin’in verileri, satış ilanlarında binaların yıkılmasını öngören ifadelerin sıklaştığını ortaya koyuyor.
Söz konusu ifadelerin oranı Houston’ın Bunker Hill Village bölgesindeki ilanlarda yüzde 15’in üzerine çıkarken, Virginia’daki Pimmit Hills’te yüzde 6,67 seviyesinde seyrediyor.
Miami’de çalışan emlak danışmanı Dina Goldenteyer, alıcıların on yıldan daha eski evleri artık beğenmemesi nedeniyle üst üste yıkım uygulamalarının sıklaştığını dile getirdi.
Perakende sektörünün eski yöneticileri Jamie Dooley ve Christine Scott çifti, 2020 yılında Florida’daki Destin yakınlarında deniz kenarındaki bir evi yıkmak için 3,7 milyon dolar harcadı.
Çift, açılan alana modern bir konut inşa etmek için beş yıl harcamasına rağmen ortaya çıkan yeni yapıyı da yıkım şartıyla satışa çıkardı; gerekçe olarak yapıyı bu haliyle kimsenin satın almak istememesini gösterdi.
WAP Sustainability adlı çevre danışmanlığı şirketinin çalışanı William Paddock ise bu inşaat döngüsünün çevreye verdiği zarara işaret etti.
Paddock, yaklaşık 1000 metrekarelik bir evi yıkıp yerine yaklaşık 2 bin 700 metrekarelik yeni bir bina yapmanın, ortalama 250 Amerikan hanesinin yıllık emisyonuna denk bir karbon ayak izi ürettiğini vurguladı.
Amerika
ABD’de enflasyon ara seçim öncesi yüzde 3,7’ye çıktı

ABD’de yıllık enflasyon eylül ayında yüzde 3,7’ye yükselirken enerji ve akaryakıt maliyetlerindeki artış devam ediyor. Benzin fiyatları yıllık bazda yüzde 35,3 artış kaydederken gıda maliyetlerindeki yıllık yükseliş yüzde 2,5 düzeyinde gerçekleşti.
ABD’de ara seçimler yaklaşırken eylül ayı enflasyonundaki artış, Kongre’nin kontrolünü Cumhuriyetçilerden geri almaya çalışan Demokratların hayat pahalılığı tartışmasını yeniden gündemin merkezine taşıdı.
Çalışma İstatistikleri Bürosunun yayımladığı tüketici fiyat endeksine göre yıllık enflasyon eylülde yüzde 3,7 oldu; enerji, benzin ve elektrik maliyetleri aylık bazda yükseldi.
Gıda fiyatları ağustostan eylüle değişmeyerek sabit kalırken geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2,5 artış kaydetti.
Demokratlar seçim kampanyalarını geçim sıkıntısını hafifletme vaadi üzerine kuruyor ve fiyat artışlarından Başkan Donald Trump’ın gümrük tarifeleriyle İran savaşını sorumlu tutuyor.
Trump ve Cumhuriyetçiler ise bu yıl çok sayıda sol adayın ön seçimleri kazanmasına işaret ederek muhalefetin parti içindeki “komünistlerin” esiri olduğunu savunuyor.
Şubat ayında yıllık enflasyon yüzde 2,4 düzeyindeyken ABD ve İsrail’in ayın son gününde başlattığı İran savaşı boyunca fiyatlar yükselişini sürdürdü.
Son dönemdeki tırmanış, enflasyonun Haziran 2022’de yüzde 9,1 ile gördüğü 40 yılın zirvesinden bu yana kaydettiği düşüşü tümüyle tersine çevirmiş değil; ancak oran beş yılı aşkın süredir Merkez Bankasının (Fed) yüzde 2’lik hedefinin üzerinde seyrediyor.
Fed yetkilileri inatçı enflasyonla mücadele gerekçesiyle geçen ay politika faizini çeyrek puan artırdı. Yetkililer gelecek hafta yeniden toplanarak faizi artırma veya yüzde 3,75 ile yüzde 4 aralığında sabit tutma kararını değerlendirecek.
Enerji ve akaryakıt kalemi savaşın ilk ayından bu yana en sert yükselişini kaydetti
Eylül ayında enerji fiyatları, İran savaşının ilk tam ayı olan marttan bu yana görülen en büyük aylık sıçramayı yaparak yıllık bazda yüzde 20,4 arttı. Enerji maliyetleri temmuzdan ağustosa yüzde 2,1 artmış, hazirandan temmuza yüzde 1,5, mayıstan hazirana ise yüzde 5,7 gerilemişti.
Hürmüz Boğazı’nda petrol tankerlerine yönelik İran saldırıları son dönemde artarken Ukrayna güçleri de Rus rafinerilerine yönelik operasyonlarını sıklaştırdı. Küresel ham petrol ve işlenmiş yakıt piyasalarını zorlayan bu iki gelişme, ABD’de benzin ve motorin fiyatlarını yukarı çekti.
Benzin fiyatları da savaşın ilk ayından bu yana en büyük aylık artışını yaşayarak ağustostan eylüle yüzde 9,1 yükseldi ve yıllık artış yüzde 35,3’e ulaştı.
Amerikan Otomobil Birliği (AAA) verilerine göre ABD genelinde normal benzinin galon fiyatı ortalama 4,26 dolar düzeyinde; bu rakam bir ay önceki yaklaşık 4,48 dolarlık seviyenin altında kalsa da bir yıl öncesine göre 1,20 dolardan daha yüksek. Ortalama galon fiyatı California’da 6 doların, Washington eyaleti ile Nevada’da ise 5 doların üzerinde seyrediyor.
Elektrik fiyatları ağustostan eylüle yüzde 0,2 yükselerek temmuz ile ağustos arasındaki yüzde 0,2’lik düşüşü telafi etti ve yıllık bazda yüzde 4,4 arttı.
Yeni veri merkezlerinin yüksek enerji talebi yerel toplulukların elektrik faturalarına yansıyor. Trump, şirketlerin veri merkezlerinin ihtiyaç duyduğu elektriğin maliyetini bizzat karşılaması gerektiğini savundu.
Trump, Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda büyük veri merkezlerine kendi elektriklerini üretme ve fazlasını yerel şebekeye devretme zorunluluğu getirdiğini belirterek elektrik fiyatlarında “önemli bir düşüş yaşanabileceğini” öne sürdü.
Gıda harcamaları dengelenirken ikinci el araç piyasasında aylık artış sürüyor
Eylülde evde tüketilen gıdanın maliyeti aylık bazda yüzde 0,1 azalırken dışarıda yenen yemeğin fiyatı yüzde 0,2 arttı.
Yumurta fiyatı bir düzine için 2,27 dolara gerileyerek Eylül 2025’e göre yaklaşık yüzde 35 düştü; bu rakam Mart 2025’te görülen 6,23 dolarlık yirmi yılın zirvesinin oldukça altında kaldı.
Dana kıyma fiyatları Eylül 2025’e göre yaklaşık yüzde 2,4 artış gösterse de libresi 6,48 dolardan satılarak haziran ayında kaydedilen 6,98 dolarlık yirmi yıllık zirvenin gerisinde durdu.
Tavuğun libre fiyatı geçen ay bir yıl önceki seviyesini koruyarak 2,06 dolar oldu; tavuk fiyatları Kasım 2024’ten bu yana 2,01 ile 2,09 dolar bandında dalgalanıyor.
İkinci el otomobil ve kamyonet fiyatları Eylül 2025’e kıyasla yüzde 1,5 gerilese de temmuz ve ağustostaki yüzde 0,4’lük artışların ardından eylülde aylık bazda yüzde 0,7 yükseldi.
Navy Federal Credit Union Başekonomisti Heather Long, sektörün pahalı yedek parçalar ve nitelikli iş gücü açığı gibi etkenlerin birleştiği ağır bir baskıyla karşı karşıya kaldığını belirtti.
The Hill gazetesine konuşan Long, piyasadaki bütün maliyet baskılarının yerel oto tamircilerinde somut olarak hissedildiğini vurguladı.
Dünya Basını2 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika2 hafta önceBrezilya’da ikinci tur süreci nasıl işleyecek?
Asya2 hafta önceEndonezya’nın yeni iş yasası işçileri memnun etti, iş dünyasını endişelendirdi
Amerika3 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları









