Bizi Takip Edin

Diplomasi

Hürmüz krizinde petrol tankeri fiyatları 2008 rekorunu kırdı

Yayınlanma

Hürmüz Boğazı’ndaki gemi saldırıları ve artan riskler nedeniyle petrol tankeri fiyatları ile navlun oranları 2008 yılından bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Financial Times’ın haberine göre Körfez’deki petrol ihracatçısı ülkeler sevkiyatı sürdürebilmek için kendi filolarını kurmaya yönelirken, en büyük sınıftaki yeni ve modern ikinci el tankerlerin fiyatı 130 milyon doları aştı.

Hürmüz Boğazı’nda gemilere yönelik devam eden saldırılar ve Basra Körfezi ülkelerinden petrol çıkarma talebinin artması, petrol tankeri fiyatlarını 2008’den bu yana görülen en yüksek seviyelere çıkardı.

Financial Times’ın gemi komisyonculuğu şirketi Braemar’ın verilerine dayandırdığı habere göre, en büyük sınıftaki yeni ve modern ikinci el tankerlerin fiyatı son çeyrekte 130 milyon doları aştı.

Süpertankerlerin bir yıllık navlun oranları da tarihi zirveye ulaştı.

Petrol ihracatçısı ülkelerin yüklerini taşımak amacıyla kendi filolarını güvence altına alma çabası, özellikle piyasadaki ikinci el gemilerin fiyat artışını kısmen tetikliyor.

Braemar’ın alım satım birimi başkanı David Holland, “Varlıklar üzerindeki fiziki kontrol, Ortadoğu’daki bazı ihracatçılar için de kritik önem taşıyor” dedi.

Abu Dabi Ulusal Petrol Şirketi (Adnoc) ile Kuwait Petroleum Corp, petrolü Basra Körfezi’nden boğaz üzerinden geçirip karşı tarafta bekleyen tankerlere aktarmak için mekik seferi sistemi kurdu.

Adnoc Logistics & Services Üst Yöneticisi (CEO) Abdulkadir el-Masabi, şirketin ikinci el gemilere “büyük yatırımlar yapmayı” planladığını açıkladı. Adnoc, ağustos ayında 1,3 milyar dolar karşılığında altı süpertanker ve beş büyük gaz taşıyıcı gemi satın aldı.

Suudi denizcilik şirketi Bahri filosundaki gemi sayısını rekor kırarak 107’ye yükseltti. Saudi Aramco ise Asyalı alıcılara boğaz üzerinden taşınan petrol kargoları teklif etmeye başladı. Financial Times, bu adımın şirketin mekik seferleri düzenleyen üreticiler grubuna katılabileceğine işaret ettiğini yazdı.

Gazetenin aktardığına göre, İran’ın Adnoc gemilerine yönelik saldırıları on günde birden neredeyse her güne çıktı. En büyük tankerler için spot navlun oranları bir haftada yüzde 20 arttı.

Hürmüz Boğazı’ndaki seferlerin yüzde 50’den fazlasını yalnızca 29 tanker gerçekleştiriyor. Çatışma öncesinde tanker alımına yönelen Sinokor şirketi ise bu süreçte 5,9 milyar dolar kâr elde etti.

Bu gelişmelerden önce ABD, Hürmüz Boğazı’nda gizli bir rota oluşturdu. Birkaç haftadır süren bu gizli operasyon kapsamında boğazdan 15 ila 20 tanker geçti.

Axios’a konuşan kaynakların değerlendirmelerine göre, bu operasyon sayesinde Basra Körfezi’nden her gün yaklaşık 10 milyon varil petrol çıkışı sağlanıyor. Bu miktar, savaş öncesi hacmin yaklaşık yarısına karşılık geliyor.

Axios’un haberinde, ABD ordusunun tankerlerin Umman Denizi’nden Hürmüz Boğazı yoluyla Basra Körfezi’ne girmesine, bölge ülkelerinden petrol yüklemesine ve ardından körfezden çıkmasına yardımcı olduğu kaydedildi.

The New York Times’ın aktardığı bilgilere göre ise ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), güney koridorundaki gemileri korumak için İran’a ait insansız hava araçlarını ve füzeleri engelleyebilecek çeşitli savunma araçları kullanıyor.

ABD ayrıca bu operasyonlarda helikopter ve uçaklardan da yararlanıyor.

Diplomasi

ABD, müttefiklerini Uluslararası Ceza Mahkemesini ortadan kaldırmaya zorluyor

Yayınlanma

ABD, Uluslararası Ceza Mahkemesi’ni (UCM) “sistematik olarak ortadan kaldırmak” amacıyla bir kampanya başlatmak için NATO müttefiklerini yanına çekmeye çalışıyor.

Temmuz ortasında Brüksel’de NATO’nun 32 büyükelçisinin katıldığı kapalı kapılar ardındaki bir toplantıda, ABD temsilcisi Matthew Whitaker, NATO ülkelerinden bu uluslararası kurumu ortadan kaldırmak için yardım istedi ve onları ICC’nin kuruluş belgesi olan Roma Statüsü’nden çekilmeye çağırdı.

POLITICO’ya konuşan üç diplomat, Whitaker’ın konuşmasını “Amerika’nın yanında duranları yakından izleyeceğiz,” diyerek bitirdiğini aktardı.

Müttefiklere mahkemeyi terk etmeleri yönündeki baskı ABD’nin hareket özgürlüğünü kısıtladığı düşünülen uluslararası kurum ve kurallara karşı Trump yönetiminin yürüttüğü daha geniş kapsamlı kampanyanın bir parçası.

Beyaz Saray, ABD’yi Paris İklim Anlaşması’ndan çekme kararı aldı, Dünya Sağlık Örgütü’nden ayrıldı, BM İnsan Hakları Konseyi’ndeki katılımını sonlandırdı ve şirketlere bu hafta Paris’te düzenlenecek uzay zirvesini boykot etmeleri için baskı uygularken, bir dizi ticaret savaşı da başlattı.

Whitaker’ın açıklamalarına paralel olarak, ABD misyonu NATO delegasyonlarına bir belge göndererek şunları bildirdi:

“ABD, UCM’nin yetki alanını sistematik olarak ortadan kaldıracaktır… derhal çekilme adımlarını atmanızı kesin bir dille talep ediyoruz.”

Belge ayrıca müttefikleri, UCM’nin kendi ülkelerine yönelik “tehdidini incelemeleri”, mahkemenin “yetki aşımını” “kamuoyu önünde kınamaları” ve mahkemeye sağladıkları her türlü maddi desteği “derhal kesmeleri” için zorluyor.

Belgede, “UCM’nin bu maskaralığını bir kez ve sonsuza kadar sonlandıralım,” deniyor.

NATO, mahkemenin imzacı tarafı olmasa da, Türkiye ve ABD hariç tüm ittifak üyeleri UCM’ye üyedir.

UCM’ye karşı bu baskı, mahkemeyi ABD’nin egemenliğini ihlal etmekle suçlayan ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio tarafından bu yaz başlatıldı.

Rubio, 13 Temmuz’da şöyle konuşmuştu:

“UCM ve yandaşları, ülkemize karşı mermi veya füzelerle değil, tüzükler, anlaşmalar ve sözde uluslararası hukukun gücüyle bir savaş yürütüyorlar. Eğer bizi egemenliğimizden mahrum bırakabileceklerini sanıyorlarsa, onlara Amerikan kararlılığının tam anlamını öğreteceğiz.”

Mahkeme, soykırım ve savaş suçları da dahil olmak üzere en ciddi uluslararası suçlarla suçlanan kişileri yargılamak üzere 2002 yılında kurulmuştu.

UCM, ABD’li yetkililere yönelik iddiaları en son 2020 yılında soruşturmuştu; o yıl, Afganistan’daki Amerikan askerlerinin işlediği iddia edilen savaş suçlarına ilişkin bir soruşturma açmış ama ertesi yıl bu soruşturmaya öncelik vermeme kararı almıştı. 

Fakat o zamandan beri, Karayipler’deki teknelere yönelik ABD’nin uyuşturucu bağlantılı saldırılarını soruşturması yönünde baskılarla karşı karşıya kaldı.

NATO diplomatlarından biri, bu açıklamaların “oldukça şok edici” olduğunu söyledi. İkinci diplomat ise bunun “hayal kırıklığı” olduğunu ekledi.

Diplomatların aktardığına göre, normalde sıradan bir toplantının gündeminin bir yan maddesi olarak gündeme getirilen Whitaker’ın açıklamalarına yanıt olarak Fransa ve Hollanda, Uluslararası Ceza Mahkemesi’ni savundu ve bu hamleye karşı olduklarını belirtti.

ABD Dışişleri Bakanlığı, “ABD’nin yardımına güvenirken UCM’nin sahte otoritesini reddetmeyi reddeden ülkeleri daha sıkı bir şekilde denetleyeceğine” söz verdi.

Geçen ay Washington, UCM Başkanı Tomoko Akane dahil olmak üzere mahkemenin üst düzey yetkililerine yaptırım uyguladı.

Bir UCM sözcüsü yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Mahkeme, mağdurlar adına ve adaletin yararına, Roma Statüsü’ne uygun olarak görevini tarafsız ve bağımsız bir şekilde yerine getirmeye odaklanmaya devam ediyor. Çalışmalarını engelleme girişimleri karşısında UCM, kararlı ve dirençli olmaya devam ediyor.”

Okumaya Devam Et

Diplomasi

ABD’de lobi şirketi Rusya ve İran yaptırımlarının esnetilmesini istedi

Yayınlanma

Lobi şirketi Qorvis, petrol piyasasını dengeleme gerekçesiyle Trump yönetiminden Rusya ve İran’a yönelik yaptırımları hafifletmesini talep etti. Girişimin hemen akabinde ABD Hazine Bakanlığı, tankerlerde mahsur kalan petrolün boşaltılması için geçici izin çıkardı.

ABD merkezli lobi şirketi Qorvis, petrol piyasasını dengelemek amacıyla Donald Trump yönetimine başvurarak İran ve Rusya’ya yönelik yaptırımların kısmen hafifletilmesini istedi.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, bu çağrıdan birkaç gün sonra ABD Hazine Bakanlığı, tankerlerde mahsur kalan Rus ve İran petrolünün boşaltılması ve satılması için kısa süreli muafiyet lisansları çıkardı.

Haberde, Qorvis’in hazırladığı tavsiyelerin Washington yönetiminin kararında doğrudan payı olup olmadığının bilinmediği kaydedildi. Bununla birlikte söz konusu adım, “gölge taşımacılık” yapan aktörlerin Amerikan kararlarından kazanç sağlamasına kapı araladığı gerekçesiyle eleştirilere yol açtı.

Bu girişim, Qorvis’in petrol sektöründeki ilk lobi çalışması değil. Şirket son yıllarda Singapur merkezli Wellbred Capital ve Dubai merkezli 2Rivers Group’un temsilciliğini üstlendi.

Bloomberg’e konuşan Batılı yetkililer, iki şirketin yaptırım listesindeki İranlı petrol tüccarı Hüseyin Şamhani ile Azerbaycanlı iş insanı Etibar Eyyub’un denetiminde olduğunu ifade ediyor.

Qorvis yetkilileri ise doğrudan Şamhani veya Eyyub için çalıştıkları iddiasını reddediyor ve yaptırım altındaki şahıslardan herhangi bir ödeme kabul etmediklerini savunuyor.

Eski şirket çalışanları ve diğer kaynaklar, Qorvis’in bu iki iş insanıyla bağlantılı yapılara geniş kapsamlı hizmetler sunduğunu öne sürüyor. Bu hizmetler arasında ABD’nin yaptırım politikaları konusunda danışmanlık vermek ve Amerikan makamlarıyla temasları koordine etmek yer alıyordu.

Şirket temsilcilerinin, finans ağını Amerikalı denetleyicilerden koruma yöntemlerini aktarmak üzere Şamhani ile doğrudan görüştüğü iddia ediliyor.

Qorvis ayrıca Eyyub ile bağlantılı Coral Energy şirketinin 2Rivers Group adıyla yeniden markalaşma sürecine destek verdi.

Avrupa Birliği, Aralık 2025’te paylaştığı verilerde Eyyub’un Coral Energy dahil geniş bir şirket ağını kurup yönettiğini, bu ağın da “Rusya’nın gölge filosuna ait gemilerin önemli bir bölümünü kontrol ve idare ettiğini” kaydetmişti. Qorvis ise Eyyub ile herhangi bir temas kurmadığını öne sürüyor.

Şirketin yöneticisi Samantha Sault, Şamhani ve Eyyub’un hiçbir zaman resmi müşterileri olmadığını, bu nedenle şirketin yabancı ajan sıfatıyla kayıt yaptırma yükümlülüğü taşımadığını savundu.

Daha önce ABD yönetimi, Şamhani’nin ağıyla bağlantılı 10’dan fazla kuruluşa yaptırım uygulamıştı. ABD Adalet Bakanlığı ise bu şirketlerle ilişkili varlıklara el koymak üzere iki ayrı sivil müsadere davası açtı. Washington, petrol tüccarının kendisine ve şebekesine ilk kısıtlamaları Temmuz 2025’te getirmişti.

Yaptırım çemberi daralmadan önce ABD, Şamhani kontrolündeki tankerler de dahil olmak üzere İran bağlantılı gemilerin açık denizdeki petrolü tahliye etmesine geçici onay vermişti. Bloomberg, bu iznin ilgili ağa ciddi kazanç sağladığını aktarmıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Çin, Xi’nin ziyareti öncesinde ABD’den 1 milyon ton soya fasulyesi aldı

Yayınlanma

Reuters’a konuşan dört tüccara göre Çin, bu hafta ABD’den yaklaşık 1 milyon metrik ton soya fasulyesi satın aldı. Dünyanın en büyük yağlı tohum alıcısı olan Çin, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in bu ayın ilerleyen günlerinde Washington’a yapması beklenen ziyareti öncesinde alımlarını artırıyor.

Bu alımlarla birlikte Çin’in ABD’den satın aldığı toplam soya fasulyesi miktarı, Beyaz Saray’ın Pekin’in 2028’e kadar her yıl satın almayı taahhüt ettiğini açıkladığı 25 milyon tonun yaklaşık yarısına ulaştı.

Çin’in ABD’den soya fasulyesi alımlarının Washington ile ticari ve diplomatik ilişkileri güçlendirmeye yardımcı olabileceği belirtilirken, söz konusu alımlar aynı zamanda dünyanın en büyük ihracatçısı Brezilya’daki stokların azalması nedeniyle küresel yağlı tohum arzının sıkılaştığı bir döneme denk geliyor.

Asya merkezli bir tüccar, “Son birkaç günde Sinograin tarafından daha fazla alım yapıldı” dedi.

“Xi’nin ABD ziyaretinden önce alım yapıyorlar” diye ekledi.

Devlete ait alıcılar Sinograin ve COFCO, Reuters’ın yorum taleplerine hemen yanıt vermedi.

ABD Tarım Bakanlığı çarşamba günü, Çin’e 340 bin ton ABD soya fasulyesi satıldığını ve varış noktası açıklanmayan alıcılara da 100 bin ton satış yapıldığını bildirdi.

Çin, geçen yıl yaşanan karşılıklı gümrük vergisi savaşının ardından tarım ürünleri de dahil olmak üzere tüm ABD mallarına uyguladığı yüzde 10’luk ek tarifeyi hâlâ sürdürüyor.

Soya fasulyesine uygulanan tarifenin düşürülmesi, mevcut tarifelerin büyük ölçüde pazarın dışında bıraktığı özel Çinli soya kırma tesislerini yeniden ABD tedarikine yöneltebilir.

İki ülke liderinin mayıs ayında gerçekleştirdiği görüşmenin ardından Washington, Çin’in 2028’e kadar her yıl 17 milyar dolar değerinde soya dışı ABD tarım ürünü satın almayı kabul ettiğini açıkladı. Çin aynı zamanda aynı dönem boyunca her yıl 25 milyon metrik ton ABD soya fasulyesi satın alma taahhüdünü de sürdürdü.

ABD Başkanı Donald Trump, temmuz ayı sonunda Xi’nin 24 Eylül’de Washington’u ziyaret edeceğini söylemişti.

Çin ise ziyaret tarihini veya ABD’den yapılması planlanan soya fasulyesi ya da diğer tarım ürünü alımlarının hacmini henüz doğrulamadı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English