Ortadoğu
Hürmüz mücadelesi devam ediyor: İran, BAE petrol limanını vurdu

ABD ve İran, Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol için karşılıklı deniz ablukalarıyla mücadele ederken pazartesi günü Körfez’de yeni saldırılar oldu, BAE petrol limanı ateşe verildi.
Yeni füze ve drone salvoları, ABD Başkanı Donald Trump’ın, ABD ve İsrail’in şubat ayında İran’a saldırılar başlatmasından bu yana fiilen kapalı olan hayati enerji ticareti geçiş noktası Hürmüz Boğazı’nı açmaya yönelik yeni bir eylem başlatmasının ardından geldi.
Pazartesi günü sona ermeden önce, Körfez’deki birkaç ticaret gemisi patlama veya yangın bildirdi; ABD, altı küçük İran askeri teknesini imha ettiğini söyledi; büyük bir ABD askeri üssüne ev sahipliği yapan Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki (BAE) bir petrol limanı ise İran füzeleriyle ateşe verildi.
Trump, sosyal medyada duyurduğu ve mahsur kalan gemilerin boğazdan geçmesine yardım etmeyi amaçlayan “Project Freedom” adını verdiği yeni girişimi hakkında çok az ayrıntı verdi. Bu duyuru, ABD yasaları uyarınca savaşa ilişkin Kongre’den yetki alması için tanınan yasal sürenin dolmasından iki gün sonra geldi. Trump, Kongre’ye savaşın “sona erdiğini” ve bu nedenle sürenin hükümsüz olduğunu söyledi; bu iddia bazı milletvekilleri tarafından tartışmalı bulundu.
Bu, geçen ayki ateşkes duyurusundan bu yana dünyanın en önemli enerji nakliye rotasını açmak için askeri güç kullanmaya yönelik ilk belirgin girişimdi. İran Devrim Muhafızları Ordusu ise bunun ancak kendi izniyle gerçekleşebileceğini söylemişti. Nakliye sigortası maliyetleri de hızla yükseldi. Haftalardır ABD Donanması, İran’ın deniz ticaretini abluka uyguluyor; İran ise bunun başlı başına bir savaş eylemi olduğunu söylüyor.
Ancak Trump’ın son hamlesi ters tepmiş gibi göründü; ticaret gemisi trafiğinde bir artış sağlamazken, İran’dan vaat edilen bir güç gösterisini tetikledi. İran, herhangi bir tırmanışa, ABD askerlerine ev sahipliği yapan komşularına yönelik yeni saldırılarla yanıt verme tehdidinde bulunmuştu. Büyük denizcilik şirketleri, boğazı geçmeye çalışmadan önce muhtemelen çatışmaların üzerinde anlaşılmış bir şekilde sona ermesini bekleyeceklerini söyledi.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, pazartesi günkü olayların krize askeri bir çözüm olmadığını gösterdiğini söyledi. Pakistan’ın arabuluculuğunda barış görüşmelerinin ilerlediğini belirten Arakçi, ABD ve BAE’yi “kötü niyetliler tarafından bir bataklığa” çekilmemeleri konusunda uyardı.
Sosyal medyada, “Project Freedom, Project Deadlock’tur,” diye yazdı.
Buna rağmen ABD ordusu, ne zaman olduğunu belirtmeden, iki ABD ticaret gemisinin donanmaya ait güdümlü füze destroyerlerinin desteğiyle boğazdan geçtiğini söyledi. İran son saatlerde herhangi bir geçiş yaşandığını reddederken, Maersk ABD bayraklı Alliance Fairfax adlı geminin pazartesi günü ABD ordusunun eşliğinde Hürmüz Boğazı üzerinden Körfez’den çıktığını söyledi.
Bölgedeki ABD kuvvetlerinin komutanı, filosunun altı küçük İran teknesini imha ettiğini iddia etti; İran bunu reddetti. Amiral Brad Cooper, görevi yürüten ABD askeri unsurlarından uzak durmaları konusunda İran güçlerine “şiddetle tavsiyede bulunduğunu” söyledi.
İranlı yetkililer, kontrolleri altında olduğunu söyledikleri genişletilmiş deniz alanını gösteren bir harita yayımladı. Bu alan, boğazın ötesine uzanarak BAE kıyı şeridinin uzun bölümlerini de kapsıyordu.
Güney Kore, HMM Namu adlı ticaret gemisinin boğazda motor dairesinde bir patlama ve yangın yaşadığını bildirdi; ancak gemideki hiç kimsenin zarar görmediği, bir sözcünün ise yangının bir saldırıdan mı kaynaklandığının yoksa içeride mi başladığının belirsiz olduğunu söylediği belirtildi.
Britanya deniz güvenliği kurumu UKMTO, BAE açıklarında iki geminin vurulduğunu bildirdi; Emirlik petrol şirketi ADNOC ise boş petrol tankerlerinden birinin İran drone’ları tarafından vurulduğunu söyledi.
İran ordusu, Hürmüz Boğazı’na yaklaşan her türlü yabancı gücü hedef alma sözü verdi
İRAN, BAE PETROL LİMANINI ATEŞE VERDİ
Gün boyunca BAE içinde bildirilen drone ve füze saldırılarının ardından, önemli bir petrol limanı olan Füceyre’de yangına yol açan saldırı da dahil olmak üzere, BAE İran saldırılarının ciddi bir tırmanış anlamına geldiğini ve yanıt verme hakkını saklı tuttuğunu söyledi. Füceyre, boğazın dışında yer alıyor; bu da onu, Orta Doğu petrolü için boğazdan geçmeyi gerektirmeyen az sayıdaki ihracat rotasından biri haline getiriyor.
Hükümeti ayrıca güvenlik nedenleriyle okul öğrencileri için uzaktan eğitime geçildiğini açıkladı.
İran devlet televizyonu, askeri yetkililerin BAE’ye yönelik saldırıyı “ABD ordusunun maceracılığına” yanıt olarak gerçekleştirdiklerini doğruladığını söyledi.
Daha önce İran, boğaza yaklaşan bir ABD savaş gemisine ateş açtığını ve onu geri dönmeye zorladığını söylemişti. İlk İran haberinde bir ABD savaş gemisinin vurulduğu belirtilmişti; ancak ABD bunu reddetti ve İranlı yetkililer daha sonra ateşi uyarı atışı olarak nitelendirdi.
Reuters, savaşan tarafların çelişkili açıklamalar yapması nedeniyle pazartesi günü boğazdaki durumu tümüyle bağımsız olarak doğrulayamadı.
Petrol fiyatları, artan İran saldırılarına ilişkin haberler üzerine dalgalı işlemlerde %5’ten fazla yükseldi.
İran’ın birleşik komutanlığı, ticari gemilere ve petrol tankerlerine, silahlı kuvvetleriyle koordinasyon kurmaları gerektiğini bildirdi.
Açıklamada, “Başta saldırgan ABD Ordusu olmak üzere herhangi bir yabancı silahlı gücün Hürmüz Boğazı’na yaklaşmak ve girmek istemesi halinde saldırıya uğrayacağı konusunda uyarıyoruz,” denildi.
ABD ve İsrail, dört hafta önce İran’a yönelik bombardımanlarını askıya aldı ve ABD ile İranlı yetkililer bir tur yüz yüze barış görüşmesi yaptı. Ancak yeni toplantılar düzenleme girişimleri başarısız oldu.
İran devlet medyası pazar günü, ABD’nin Pakistan aracılığıyla 14 maddelik İran önerisine yanıtını ilettiğini ve İran’ın bunu değerlendirdiğini söyledi. Hiçbir taraf ayrıntı vermedi.
İran’ın önerisi, savaşın sona erdirilmesi ve deniz taşımacılığına ilişkin açmazın çözülmesi konusunda bir anlaşma sağlanana kadar İran’ın nükleer enerji ve araştırma programlarına ilişkin görüşmelerin ertelenmesini öngörüyordu. Trump hafta sonu yaptığı açıklamada hâlâ bunu incelediğini ancak muhtemelen reddedeceğini söyledi.
Son ABD istihbaratı, yetkililerin Reuters’a söylediğine göre, savaşın başlamasından bu yana İran’ın nükleer programında sınırlı hasar olduğunu gösteriyor. İran, nükleer programının tamamen barışçıl ve sivil amaçlı olduğunu söylüyor. İran’ın nükleer tesisleri geçen yıl ABD ve İsrail’in saldırılarında bombalanmıştı. Trump, İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stoklarını, İran’ın bunu daha ileri işleyerek nükleer silah yapabilecek noktaya getirmesini önlemek amacıyla ortadan kaldırmak istediğini savunuyor.
Ortadoğu
ABD ve İsrail, ara seçimlerin ardından İran’ı vurmayı planlıyor

New York Times gazetesinin haberine göre ABD ve İsrail savunma bakanlıkları, İran’daki nükleer tesisleri, enerji altyapısını ve cephanelikleri hedef alan yeni bir askeri harekat planı hazırladı. Kongre ara seçimlerinin ardından başlatılması gündemde olan operasyon için ABD üç uçak gemisi dahil geniş bir askeri gücü bölgeye sevk ediyor.
ABD ve İsrail savunma bakanlıkları, İran’a yönelik yeni bir saldırı planı hazırladı. Planlanan harekatın ABD’de 3 Kasım’da yapılacak Kongre ara seçimlerinin ardından başlaması gündemde yer alıyor.
The New York Times gazetesinin kaynaklara dayandırdığı habere göre, hazırlıkları yapılan plan kısa süreli ancak yoğun bir operasyonu öngörüyor.
Askeri birimlerin tatbikatlarını artırdığı bu süreçte, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth olası saldırı senaryolarını İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile ele aldı.
Hedef listesinde İran’ın nükleer tesisleri, enerji altyapısı ile füze ve insansız hava aracı cephanelikleri var.
Gazeteye konuşan bazı yetkililer, yeni saldırı dalgasının İran ekonomisine ağır zarar verebileceğini ve Tahran yönetimini taviz vermeye zorlayabileceğini öne sürüyor.
Buna karşılık bazı kaynaklar, çatışmaların yeniden başlamasının şubat ile nisan ayları arasındaki önceki harekattan daha başarılı olacağından şüphe duyuyor.
Söz konusu önceki harekat, enerji fiyatlarının yükselmesine ve ABD’nin önleme füzeleri stoklarının tükenmesine yol açmıştı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın bu operasyonu onaylayıp onaylamayacağı henüz netlik kazanmadı.
Planların seyrinde İsrail’deki iç siyasi durumun da etkili olabileceği değerlendiriliyor; zira ülkede genel seçimler 27 Ekim’de yapılacak.
Gazeteye görüş veren bazı uzmanlar, Netanyahu’nun savaş tehdidini ulusal birlik hükümeti kurmak amacıyla kullanabileceğini savunurken, diğerleri muhalefetin başbakana yönelik güvensizliğine dikkat çekiyor.
Washington bölgesel yayılmadan çekiniyor
Washington yönetimi, çatışmaların bölge geneline yayılma ihtimalinden de endişe duyuyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, İran destekli Husilerin saldırıları nedeniyle Çarşamba günü Suudi Arabistan’daki zorunlu olmayan kamu personelinin ve ailelerinin ülkeden ayrılması talimatını verdi.
Üç uçak gemisi, savaş uçakları ve özel kuvvet birliklerini kapsayan ABD askeri gücünün kasım ayı başına kadar bölgeye tamamen konuşlandırılması planlanıyor.
Masadaki hedefler arasında “Pickaxe” adlı yer altı nükleer tesisi de yer alıyor. Trump bu tesise karşı “tüm bombaların anası” olarak bilinen yüksek tahrip gücüne sahip GBU-43/B bombasının kullanılabileceğini dile getirdi; ancak uzmanlar bu mühimmatın yerin derinliklerindeki kompleksi imha edebileceğinden şüphe ediyor.
Tahran yönetimi ise gerilimin olası tırmanışına karşı kendi hazırlıklarını yürütüyor ve hedef listesini genişletme tehdidinde bulunuyor. İran’ın olası karşı saldırılarında gemiler ve enerji altyapısının yanı sıra veri merkezleri ile deniz altı internet kablolarının da hedef alınabileceği belirtiliyor.
İranlı müzakerecinin danışmanı Mehdi Muhammedi, ABD’nin yeni harekatı 72 saat içinde bitirme hesabını “hayal” olarak nitelendirdi. Muhammedi, Tahran’ın vereceği yanıtın daha şiddetli ve beklenmedik olacağını kaydetti.
Financial Times ise daha önce İsrail’in 10 Ekim için planladığı İran operasyonunun, ABD Başkanı’nın Kongre ara seçimleri öncesinde geniş çaplı çatışmalara dönmek istememesi nedeniyle iptal edildiğini aktarmıştı.
Habere göre ordu, Netanyahu’nun talimatıyla nükleer tesislere, İran yönetimine, elektrik santrallerine ve sivil altyapıya yönelik çok günlük bir saldırı hazırlamıştı. Bu harekatın şubatta başlayan operasyondan daha yoğun olması tasarlanmıştı.
Washington yönetimi Tahran’dan Hürmüz Boğazı ve nükleer program konularında bir anlaşma koparmayı hedefliyor.
Financial Times‘a konuşan bir kaynak, “Ya bir anlaşma olacak ya da bir saldırı” diyerek önümüzdeki haftalarda operasyonun başlayabileceğini ifade etti.
Aynı gazeteye konuşan bir başka yetkili, İsrail’in hazırlıklarının müzakerelerde İran üzerinde baskı kurma amacı taşıyabileceğini dile getirdi.
Axios da Pentagon’un saldırıların yeniden başlatılması için hazırlık emri verdiğini, ancak belgede belirli bir tarihin yer almadığını ve Trump’ın nihai kararı henüz vermediğini bildirmişti.
ABD ve İsrail, İran’a karşı operasyonu 28 Şubat’ta başlatmıştı. İran bu hamleye bölgedeki ABD ve İsrail tesislerine saldırarak ve Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişlerini kısıtlayarak karşılık vermişti.
Taraflar haziran ayında ateşkesi ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın kaldırılmasına yönelik müzakereleri öngören bir mutabakat zaptı imzalamış, ancak ABD ile İran arasındaki karşılıklı saldırılar devam etmişti.
Ortadoğu
İsrail’in İran bombardımanı Trump’ın Kongre seçimi hesabına takıldı

Financial Times gazetesinin haberine göre İsrail ordusunun 10 Ekim için hazırladığı çok günlük İran bombardımanı, ABD Başkanı Trump’ın 3 Kasım’daki Kongre ara seçimleri öncesinde çatışmayı büyütmek istememesi nedeniyle rafa kalktı. Güncellenen hedef listesinde nükleer tesislerin yanı sıra elektrik santralleri gibi sivil yapılar da yer aldı.
İsrail ordusunun 10 Ekim için planladığı kapsamlı İran operasyonu, ABD Başkanı Donald Trump’ın 3 Kasım’daki Kongre ara seçimleri öncesinde geniş çaplı savaştan kaçınma kararı nedeniyle gerçekleşmedi.
Financial Times gazetesinin konuya aşina kaynaklara dayandırdığı habere göre, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun talimatıyla günlerce sürecek bir bombardıman hazırlığı yapılmıştı.
Hedef listesinde nükleer tesisler ve İran liderliğine ait noktaların yanı sıra elektrik santralleri ile diğer sivil altyapı tesisleri de yer aldı.
Planlanan saldırıların yoğunluk bakımından ABD ve İsrail’in şubat ayında başlattığı ortak harekatı geride bırakması öngörülüyordu.
Beyaz Saray Sözcü Vekili Anna Kelly, gazeteye yaptığı açıklamada, “Birleşik Devletler ara seçimlerden önceki herhangi bir tarihte İran’a saldırmayacak” ifadesini kullandı.
Kelly, Tahran yönetiminin hem ekonomik hem de askeri açıdan zor durumda olduğunu, İran limanlarına uygulanan abluka ile ABD’nin Hürmüz Boğazı üzerinden petrol sevkiyatını güvenceye alma çabalarının sonuç verdiğini savundu.
Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, saldırıların önümüzdeki haftalarda yeniden başlama ihtimaline değinerek “Ya bir anlaşma olacak ya da saldırı” değerlendirmesinde bulundu.
Aynı kaynak, Washington’ın Hürmüz Boğazı ve nükleer program başlıklarında çatışmayı tamamen bitirecek bir uzlaşma hedeflediğini aktardı; iptal edilen operasyona ABD’nin doğrudan katılıp katılmayacağı ise netleşmedi.
Bir diğer kaynak ise operasyon hazırlığının müzakerelerde Tahran üzerinde baskı kurma aracı olarak kullanılmış olabileceğini, yeni bir askeri adımda nihai kararın ABD Başkanına ait olduğunu ifade etti.
Hegseth İsrail’de güncellenen hedef listesini görüştü
İsrailli bir yetkili, ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth’in 19 Ekim’de İsrail’i ziyaret ederek Netanyahu ve üst düzey temsilcilerle bir araya geldiğini aktardı.
Bir başka kaynak, İsrail tarafının yeni istihbarat verileriyle hazırladığı ve bu yıl daha önce vurulmamış sivil altyapı unsurlarını da içeren güncel hedef listesini Amerikalı muhataplarına sunduğunu belirtti.
Söz konusu temaslara ilişkin soruları Pentagon yanıtlamadı; Netanyahu’nun ofisi ve İsrail ordusu da açıklama yapmaktan kaçındı.
Operasyonun ertelenmesine rağmen Trump ve Netanyahu kamuoyu önünde İran’a yönelik askeri uyarılarda bulunmayı sürdürdü.
Netanyahu 19 Ekim’de yayımlanan videoda Trump’a hitaben “Donald, bu işi bitirmemiz gerektiğini söyledin ve bunu birlikte bitireceğiz” dedi; Trump ise hoparlör üzerinden “Sen büyük bir savaşçısın ve bunu çok yakında kanıtlayacağız” karşılığını verdi.
Liderlerin bu temasları iki ülkedeki kritik seçim süreçleriyle kesişiyor.
İsrail’de parlamento seçimleri ABD’deki oylamadan bir hafta önce, 27 Ekim’de düzenlenecek.
Ülkedeki kamuoyu yoklamalarının büyük kısmı muhalefet bloğunu Netanyahu koalisyonunun az farkla önünde gösterse de tarafların net bir çoğunluğu bulunmuyor.
ABD merkezli yayın organı Axios da Pentagon’un İran’a dönük saldırı hazırlıklarını tamamlama talimatı verdiğini, ancak direktifte belirli bir tarihin yer almadığını ve Trump’ın kesin kararını vermediğini aktarmıştı.
15 Ekim’de CNN kanalı, “tüm bombaların anası” olarak bilinen GBU-43/B tipi mühimmatın İran nükleer tesislerine karşı kullanım planını haberleştirdi; yayına konuşan Amerikalı yetkililer bombanın derindeki sığınakları imha kapasitesine şüpheyle yaklaştı.
Tahran yönetimi diplomatik çözüme açık olduğunu duyururken olası bir operasyona sert karşılık verileceğini bildirdi.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, rakiplerinin askeri çatışmayı seçmesi halinde yanıtın “öncekinden çok daha sert” olacağını vurguladı.
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı operasyona karşılık İran bölgedeki hedefleri vurmuş, Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişlerini sınırlandırmıştı.
Taraflar haziran ayında ateşkesi ve boğazdaki ablukanın kaldırılmasına dönük müzakereleri içeren bir mutabakata varsa da ABD ile İran arasındaki karşılıklı saldırılar kesilmedi.
Ortadoğu
Trump desteği yetmedi: Netanyahu muhalefet lideri Eisenkot’un gerisinde

İsrail’de 27 Ekim seçimleri öncesinde yayımlanan anketler, eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalefetin Başbakan Binyamin Netanyahu’nun önünde olduğunu gösteriyor. Ancak iki blok da 120 sandalyeli Knesset’te hükümet kurmak için şart olan 61 vekile ulaşamıyor.
İsrail’de 27 Ekim’de yapılması planlanan genel seçimler yaklaşırken eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalefet cephesi, kamuoyu yoklamalarında Başbakan Binyamin Netanyahu’nun önünde yer almayı sürdürüyor.
İsrail basınında 19 ve 20 Ekim tarihlerinde yayımlanan anket verileri, ABD Başkanı Donald Trump’ın açık desteğine rağmen iktidar koalisyonunun muhalefeti yakalayamadığını ortaya koyuyor.
Ancak mevcut oy dağılımı, iki kanadın da tek başına hükümet kurma çoğunluğuna erişemediğini belgeliyor.
Netanyahu reaches 61 seats in Channel 14’s latest poll. He doesn’t in i24’s.
Both give him a stronger position than Kan and Maariv. Likud gets 29 seats in Channel 14, 25 in i24, 21 in Kan and 18 in Maariv.
Count the same five lists—Likud, Shas, United Torah Judaism, Otzma… pic.twitter.com/Qb0fCq0qdK
— Zvika Klein צביקה קליין (@ZvikaKlein) October 19, 2026
Hiçbir blok hükümet kurmak için gereken 61 sandalyeye ulaşamıyor
Kanal 13 tarafından yapılan ankete göre sandık bugün kurulsa Eisenkot’un bloku 51, Netanyahu koalisyonu ise 50 sandalye kazanıyor.
Kanal 12 araştırması ise farkın biraz daha açıldığına işaret ediyor; bu yoklamada Eisenkot ittifakı 55, iktidar bloku 51 milletvekiline ulaşıyor. Toplam 120 sandalyeli İsrail parlamentosu Knesset’te hükümet kurabilmek için asgari 61 sandalye gerekiyor.
Siyasi aritmetiği kilitleyen temel etkenlerden biri, her iki kanadın da İsrail vatandaşı Filistinlilerin partileriyle koalisyon kurmayı reddetmesi oluyor. Bu yaklaşım, seçim sonrasında meclis çoğunluğunun sağlanmasının önündeki en somut engel olarak duruyor.
Kanal 12 verilerine göre genel seçmen katılımının yüzde 72 seviyesinde kalması bekleniyor. Sandığa gitme eğilimi muhalefet seçmeninde yüzde 81’e kadar tırmanırken Netanyahu destekçilerinde bu oran yüzde 74 olarak ölçülüyor.
Aynı yoklama, başbakanlık tercihlerinde Eisenkot’un Netanyahu karşısındaki puan farkını iki puan daha açtığını kayda geçiriyor.
Gantz’ın çekilmesiyle Yashar Partisi yükselişe geçti
Walla sitesinde yer alan anket ise Benny Gantz’ın Mavi Beyaz partisini yarıştan çekme kararının ardından dengelerin değiştiğini gösteriyor. Bu kararla birlikte Eisenkot’un Yashar Partisi sandalye sayısını 23’e çıkarırken Netanyahu’nun Likud Partisi bir kayıpla 19 sandalyeye indi.
Eisenkot’un partisi ve çatısı altında yer aldığı “Siyonist Muhalefet” bloku birkaç aydır yoklamaların zirvesinde kalmayı sürdürüyor.
Trump, daha önceki destek mesajında Netanyahu’yu “harika bir savaşçı başbakan ve barış için daha da büyük bir ortak” sözleriyle övmüştü. Kamuoyu yoklamaları, bu diplomatik ve siyasi desteğin İsrail seçmeninin tercihini iktidar lehine çevirmeye yetmediğini belgeliyor.
Genç seçmenler arasında Ben Gvir’in desteği yükseliyor
Netanyahu’nun ittifakı toplam güç bazında geride kalsa da koalisyon ortağı aşırı sağcı aktörlerin tabanlarını genişlettiği görülüyor. Özellikle genç seçmenler arasında İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir’in Yahudi Gücü Partisine ilginin arttığı ölçülüyor.
Kudüs’teki İbrani Üniversitesine bağlı Agam Labs tarafından yürütülen araştırmada konuşan 18 yaşındaki bir öğrenci tercihindeki değişimi, “Eskiden biraz deli olduğunu düşünüyordum ama sonra söylediklerine gerçekten baktım ve hepsi anlamlı geldi” sözleriyle aktardı.
Bir diğer İsrail vatandaşı ise Ben Gvir’in Batı Şeria’daki yerleşimcileri silahlandırma hamlesinin kendisine “nefes aldırdığını” ifade etti.
Ben Gvir, yerleşimcilerin Mescid-i Aksa’ya yönelik baskınlarına öncülük etmesi ve 7 Ekim 2023’ten bu yana on binlerce yerleşimciye askeri nitelikli tüfek dağıtmasıyla biliniyor.
Filistinlilere yönelik şiddeti tırmandırmakla eleştirilen Ben Gvir; Gazze’nin aç bırakılması, Lübnan’daki askeri harekatın sürmesi ve Beyrut’un bombalanması çağrıları yapıyor. Aşırı sağcı bakanın bu askeri yaklaşımları İsrail’deki birçok muhalefet partisinde de siyasi taban buluyor.
Dünya Basını2 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika2 hafta önceBrezilya’da ikinci tur süreci nasıl işleyecek?
Amerika3 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını1 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum









