Bizi Takip Edin

Ortadoğu

İsrail, Lübnan’da dijital verileri AI ile kullanarak Hizbullah’a saldırıyor

Yayınlanma

İsrail, Lübnan’daki tüm dijital verileri bir AI sisteminde birleştirerek Hizbullah ile bağlantılı isimlere yönelik saldırılar düzenliyor.

Los Angeles Times’ta yer alan habere göre, akıllı telefonlar, güvenlik ve trafik kameraları, Wi-Fi sinyalleri, insansız hava araçları, devlet veri tabanları ve sosyal medyadan gelen verileri birleştiren bu sistem, İsrail’e Hizbullah kadrolarının her hareketini takip etme konusunda neredeyse her şeyi bilen bir yetenek kazandırdı.

Haber, Hizbullah ile Tallusa sakinleri arasında irtibat görevlisi olarak çalışan 62 yaşındaki Ahmed Turmus’un hikayesini anlatıyor.

Buna göre, şubat ayında bir pazartesi öğleden sonra ailesini ziyaret ederken telefon çaldığında, Arapça aksanlı konuşan kişinin bir İsrail askeri subayı olması Turmus’u pek şaşırtmadı. Onu şaşırtan şey, sorulan soruydu. “Ahmad, çevrendekilerle birlikte mi yoksa tek başına mı ölmek istersin?”

Görüşülen aile üyelerine göre Turmus, telefonu kapatmadan önce tek kelimeyle cevap verdi: “Tek başıma.”

Turmus, 15 aylık ateşkes süresince, İsrail’in Güney Lübnan’daki saldırıları devam etmesine rağmen, köyü yeniden işler hale getirmek için onarım ekipleri ve sivil savunma görevlileriyle koordinasyon içinde çalışarak zamanını geçirmişti.

Ailesi, onu Hizbullah’ın eski bir savaşçısı olarak tanımladı. Fakat Turmus, yaşlandıkça idari bir rol üstlenmişti.

İsrail ise, onun “Hizbullah’ın terörist altyapısını yeniden inşa etmek amacıyla askeri ve mali konularda” çalıştığını iddia ediyor.

Rolü ne olursa olsun, o da artık İsrail’in “öldürme zinciri”nin tuzağına düşmüştü ve bu zincir, yıllar önce başlayan bir istihbarat toplama sürecinin doruk noktasıydı.

Turmus’un ordunun hedef tahtasına girmesinin pek çok yolu olabilirdi; bunların hiçbiri tek başına kesin bir kanıt sayılmazdı, fakat hepsi de o Şubat günü sonunda onu öldürülmek üzere seçen algoritma için “potansiyel birer girdi” oluşturuyordu.

Birincisi, Turmus, Hizbullah’’ı destekleyen Şii çoğunluklu bir köy olan Tallusa’da yaşıyordu; bu da Turmus ve diğer sakinlerin hareketlerinin sürekli olarak İsrail insansız hava araçlarının gözetimi altında olduğu anlamına geliyordu.

Gazze’de bu tür sistemlerin kullanımına ilişkin endişelerini dile getirene kadar savunma şirketlerinde çalışan bir yapay zeka uzmanına göre, insansız hava araçlarının kameraları muhtemelen Turmus’un yüzünü, arabasının markasını ve plakasını ve evini filme almış ve kaydetmişti.

İnsansız hava araçları, “stingray” olarak bilinen baz istasyonu simülatörlerini kullanarak kendilerini cep telefonu baz istasyonları gibi gösterip Turmus’un akıllı telefonunu bağlantı kurmaya ikna etmiş olabilir.

Bu sayede sadece Turmus’un verilerine değil, aynı zamanda hareketlerine de gerçek zamanlı olarak erişim sağlamış olabilirler.

Çalışmalarını tartışabilmesi için isminin açıklanmaması şartıyla konuşan yapay zeka uzmanı, Turmus SIM kartını değiştirmiş olsa bile yine de izlenmeye devam edeceğini belirtti:

“Bu devasa bir veri akışı: telefon meta verileri, konum sinyalleri, SIM kart değişiklikleri, uygulama kullanımı, sosyal medya davranışları, bazen hatta bankacılık veya yüz tanıma girdileri. Bunların çoğu ticari platformlardan, mobil ağlardan, ortak istihbarat ajanslarından veya sahadaki casuslardan ‘toplanıyor’.”

Toplandıktan sonra, Palantir’in Maven’i gibi platformlar tüm verileri standartlaştırır, etiketler ve puanlar, bunları cihazlar ve hesaplar arasındaki kimliklerle ilişkilendirir.

Böylece yapay zeka, bir kişinin faaliyetlerinin zaman çizelgesini oluşturabilir ve ilişkilerinin ağını haritalandırabilir.

Turmus da bu noktada dikkat çekmiş olabilir: Oğullarından biri 2024’ün başlarında öldürülen bir Hizbullah savaşçısıydı; diğeri ise çağrı cihazı saldırılarında yaralanmıştı.

Lübnan hükümetinin Lübnan’daki Birleşmiş Milletler barış gücü misyonuna koordinatörü olarak görev yapmış emekli General Münir Şehadet, İsrail’in Lübnan’a yönelik kapsamlı ve uzun soluklu istihbarat sızma faaliyetleri sayesinde Turmus’un izini sürmenin daha kolay olacağını söyledi.

Cep telefonu aboneleri veya araç kayıtlarına ilişkin bilgileri içeren veritabanları da dahil olmak üzere ülkenin veri altyapısının büyük bir kısmı yirmi yıldır İsraillilerin erişimine açıktı.

Ayrıca Şehadet’e göre İsrail istihbaratı Hizbullah’ın karasal ağına ve sinyal birimlerine de sızdı.

Ona göre Hizbullah’ın 2011’den 2024’e kadar Suriye’deki savaşa dahil olması, örgütün güvenliğini daha da tehlikeye attı.

Şehadet, “Bu faktörler, İsrail’in hem saha komutanlarını hem de üst düzey liderleri kapsayan kesin bir hedef havuzu oluşturmasına olanak sağladı,” dedi.

Bu aşamada yapay zeka devreye giriyor. Terabaytlarca veriyi hızla tarayan sistem, kalıpları tespit ediyor ve bunları bilinen bir tehdit olan ya da işaretlenmiş bölgelerin yakınında görünen bir kişinin hareketleriyle karşılaştırıyor.

Ayrıca, bir kişinin rutininden sapmaları da analiz ediyor. Tüm bunlar, bir “tehdit profili” oluşturmak için kullanılıyor.

2023 Şubat ayında savaşta yapay zeka hakkında yayınlanan bir İsrail ordusu makalesinde röportaj yapılan bir İsrail albayına göre, sonuç, hedefleri hızlı bir şekilde bulabilen bir sistem.

İsrail ordusunun Yapay Zeka Merkezi başkanı, sadece Albay Yoav olarak tanıtılan kişi, “Sistem bu işlemi saniyeler içinde gerçekleştiriyor; oysa geçmişte aynı işi yapmak yüzlerce araştırmacının birkaç haftasını alıyordu,” dedi.

Fakat yapay zeka uzmanı, bu sistemlerin bir kişinin tehlikeli olup olmadığını belirlemek için mantık yerine verileri kullanmasının endişe verici olduğunu belirtti.

Dahası, eğer bu bilgiler hatalıysa, sistem aynı hataları tekrar tekrar yapmaya devam eder ve bunu “daha hızlı ve daha emin bir şekilde” yapar.

Uzman, “Bu, bir kesinlik yanılsaması yaratıyor ve bu tehlikeli; çünkü her zaman bağlamı göz önünde bulundurmadan korelasyonu eyleme dönüştürüyor,” diyor ve ekliyor:

“Bu laboratuvar ortamı gibi değil. Peki sistem kim kimdir nasıl anlıyor? Ve birini işaretlediğinde bu bir insan kararı mı, yoksa sadece bir algoritmanın düğmeye basması mı?”

Slovenya Kriminoloji Enstitüsünde profesör ve meta veriler ile büyük veri odaklı hedefleme süreçlerinin yükselişine dair 2023 tarihli bir araştırma makalesi yazan Vasji Badalic, bu tür sistemlerin bir kişinin savaşçı olma olasılığını hesaplamak için kimin kiminle konuştuğu ya da nereye ve ne zaman seyahat ettiği gibi sıradan, rutin faaliyetleri izlemeye dayandığını ve bunun potansiyel olarak yanlış pozitif sonuçlara yol açabileceğini söyledi.

Badalic, “Akrabalar ya da propaganda veya finans faaliyetlerinde bulunan kişiler savaşçı değildir ama makine benzer iletişim kalıplarına sahip oldukları için onları savaşçı olarak algılar. Savaşçıları ve sivilleri ayıran eşiği nereye koyuyorlar?” diye soruyor.

Savaş bölgesinde hedefleri tespit etmek veya olayları öngörmek için makine öğrenimini kullanma çabası yeni değil.

ABD Başkanı George W. Bush döneminde Irak işgali sırasında, ABD ordusu telefon meta verilerini topladı ve şüpheli faaliyetleri tespit etmek için işledi.

Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) da Afganistan’daki El Kaide kuryelerini tespit etmek için SKYNET adlı bir davranış profilleme programı geliştirdi.

2019 yılına gelindiğinde, Amazon ve Microsoft gibi şirketler, tahminleri iyileştirecek daha karmaşık senaryolar üzerinde hesaplamalar yapmak için yeterli “hesaplama gücü” geliştirmişti.

Afganistan’daki ABD ordusu, bu gelişmeleri kullanarak, 80’lere kadar uzanan isyancı saldırı raporları ve çeşitli bölgelerdeki sokak aydınlatma miktarı gibi yardımcı bilgilerle eğitilmiş bir yapay zeka olan Raven Sentry’yi geliştirdi.

ABD Ordusu Savaş Kolejinde Raven Sentry hakkında yazan Albay Thomas W. Spahr’a göre, 2021’de ABD’nin Afganistan’dan çekilmesine kadar, modelin yaklaşan saldırıların yerlerine ilişkin tahminleri %70’lik bir başarı oranına ulaştı ve bu da onu insan analistlerle yaklaşık olarak aynı seviyeye getirdi.

Öte yandan İsrail’in Lübnan’daki başarısına rağmen, Hizbullah’ın İsrail’in yapay zeka destekli hedeflerine uyum sağladığına dair işaretler var.

Mevcut çatışmalar sırasında Hizbullah, gerilla savaşının köklerine geri döndü ve merkezi olmayan bir yapıya sahip daha küçük birimlere geçti.

Emekli general Şehadet’e göre, grup ayrıca daha az kullanışlı olsa da daha güvenli iletişim yöntemlerine de başvurdu.

Algoritmanın Turmus’u gözetim listesinden öldürme listesine almasına neden olan eylemin ne olduğu belirsiz.

İrtibat görevlisi olarak görev yapan Turmus, Hizbullah’ın savaşçı olmayan bir üyesiydi ve aile üyeleri, telefonunu değiştirmeye bile zahmet etmediğini söyledi.

Turmus’un, “İsrailliler beni zaten tanıyor, ne önemi var ki?” dediği aktarılıyor.

Öldürülmesinden bir gün önce, 15 Şubat’ta akıllı telefonunu kapattı ve ertesi gün yakındaki bir köyde düzenlenen belediye toplantısına giderken telefonu evde bıraktı. İsraillilerden gelen telefon, Tallusa’daki evine dönüp akıllı telefonunu açtıktan kısa bir süre sonra geldi.

Aile üyeleri Los Angeles Times’a verdikleri demeçte, telefonu kapattığında yüzünün değiştiğini anlattı.

İsraillilerin peşinde olduğunu ve evi terk edip onu yalnız başına ölmeye bırakmaları gerektiğini söyledi. Ailesi, kaçmaya çalışması için yalvardı ve ayrılabilmesi için ona bir kılık değiştirme kıyafeti verdi.

Fakat Turmus reddetti. Kapıya doğru yürüdü. “Yüzümü tanıyorlar. Buna karşı yapabileceğimiz hiçbir şey yok,” dedi. Aile üyeleri, o çıkarken karısının içeri girdiğini, fakat karısının onu durdurmaya çalışmaması için ona seslenmediğini söyledi.

Arabasına bindi, motoru çalıştırdı ve yola çıktı. 30 saniye geçmeden, Turmus’un arabasını delip geçen iki füzenin gümbürtüsü duyuldu.

Ortadoğu

Goldman Sachs’tan petrol fiyatları için kritik öngörü

Yayınlanma

Bloomberg’in aktardığı Goldman Sachs Group Inc. raporuna göre, Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz’deki tedarik kesintilerinin sürmesi halinde Brent petrolün varil fiyatı 2026’nın son çeyreğinde 120 doların üzerine çıkabilir. Ortadoğu’daki gerilimin düşeceği varsayımıyla mevcut tahminlerini bu yılın son çeyreği için 80 dolar, gelecek yıl için ise 75 dolar olarak belirleyen analistler, sevkiyat hatlarındaki olası aksamaların fiyatları hızla yukarı taşıyabileceğini öngörüyor.

Goldman Sachs Group Inc. analistleri, Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan tedarik süreçlerindeki aksamaların sürmesi ve Kızıldeniz’in Husiler tarafından kapatılması durumunda, Brent petrolün varil fiyatının 2026 yılının dördüncü çeyreğine kadar 120 doların üzerine çıkabileceğini öngörüyor.

Bloomberg’in aktardığı analizde, Ortadoğu’daki gerilimin düşeceği varsayımı üzerine kurulan mevcut öngörülerin, Brent petrolün varil fiyatını bu yılın son çeyreğinde 80 dolar, gelecek yıl ise 75 dolar olarak belirlediği kaydedildi.

Analistler, Ortadoğu’daki gerilimin tırmanması ve Basra Körfezi’nden öngörülen tedarik hacminin çatışma öncesi seviyelerin yüzde 45’inin altına gerilemesinin petrol fiyatlarını yeniden yükselişe geçirdiğini ifade etti.

Bu kapsamda, Hürmüz Boğazı’ndaki nakliye kesintileri ve Kızıldeniz’de yaşanabilecek olası sorunlar nedeniyle fiyatların keskin bir şekilde yükselebileceği uyarısı yapıldı.

Temmuz ayında ABD ile İran arasındaki karşılıklı saldırıların yeniden başlaması ve Tahran destekli Yemenli Husilerin Suudi Arabistan’dan yapılan sevkiyatları engelleme tehditleri üzerine Brent petrolün varil fiyatı yeniden 91 doların üzerine çıktı.

Yemen, Riyad yönetiminin yaklaşık 12 yıldır kendilerine uyguladığını belirttikleri kuşatmaya yanıt olarak Suudi Arabistan’a deniz ablukası ilan ettiklerini duyurdu.

Hürmüz Boğazı’nın kapatılması durumunda Suudi Arabistan, petrolünü Kızıldeniz’deki Yanbu Limanı’na taşıyarak ablukayı kısmen aşma seçeneğine sahip bulunuyor.

Ancak bu alternatif güzergah, Husilerin kontrol ettiği kıyı şeridinin yakınından geçerek Kızıldeniz’i Aden Körfezi’ne bağlayan bir diğer dar geçit olan Babülmendep Boğazı’na ulaşıyor.

Arap Yarımadası ile Afrika kıtası arasında stratejik bir geçit konumunda olan Babülmendep Boğazı, küresel deniz yoluyla yapılan petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 12’sini ve sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ticaretinin yüzde 8’ini barındırıyor.

Londra ICE borsası verilerine göre, eylül vadeli Brent petrol fütüresinin varil fiyatı şu anda 88,73 dolar seviyesinden işlem görüyor. Brent petrolün fiyatı nisan ayı sonunda 126 doları aşmıştı.

Reuters’ın geçen hafta kaynaklara dayandırdığı haberde, ABD’nin İran’ın enerji altyapısına saldırması halinde Tahran’ın Husilerden Kızıldeniz’i kapatmalarını talep ettiği öne sürülmüştü.

Habere göre Husiler, Babülmendep Boğazı bölgesine füze ve insansız hava araçları yerleştirerek ticari gemilere saldırmak için talimat bekliyor.

Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının ardından Husilerin Kızıldeniz’deki limanlara veya gemilere düzenleyeceği olası saldırıların, Ortadoğu’dan yapılan iki ana petrol ihracat rotasının aynı anda kesintiye uğramasına yol açacağı belirtiliyor.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Husiler Suudi Arabistan’a deniz ablukası ilan etti

Yayınlanma

Yemenli Husiler, pazartesi günü Suudi Arabistan’a deniz ablukası uygulayacaklarını açıkladı. Bu adım, ABD’nin İran’la yürüttüğü savaşta yeni bir cephenin açılması ihtimalini gündeme getirirken, küresel enerji arzı ve ticaret açısından Körfez’in ötesine uzanan yeni tehditler doğurdu.

Gerilim, savaşta Amerikan askerleri açısından en kanlı dönemlerden birinin ardından tırmandı. Pentagon, pazartesi günü, İran’ın cuma günü Ürdün’deki bir Amerikan üssüne düzenlediği saldırıda ölen iki ABD askerinin kimliğini açıkladı. Yetkililer ayrıca, çatışmada kayıp olduğu bildirilen üçüncü bir askere ait olabileceği değerlendirilen, kimliği henüz belirlenememiş kalıntılara ulaşıldığını bildirdi. Ayrı bir olayda ise dördüncü bir Amerikan askeri, Kuzey Irak’ta düşürülen İran’a ait tek yönlü saldırı insansız hava aracından kalan patlamamış mühimmatın “kontrollü biçimde imha edilmesi” sırasında öldü.

Husilerin abluka ilanının ardından Yemen’deki Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, yaptığı açıklamada bu adıma güç kullanarak karşılık vereceğini bildirdi. Koalisyon ayrıca, Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanmasının ardından Suudi petrolü için kritik ihracat güzergâhı haline gelen Babülmendep Boğazı’ndan geçen gemilerini korumaya yönelik önlemleri uygulamaya başladığını açıkladı.

Husiler bu açıklamayı, Tahran ile Washington’ın geçen ay imzalanan kırılgan geçici anlaşmanın karşılıklı saldırılarla işlevsiz hale gelmesinden sonra yaptı. Öte yandan taraflar müzakere mesajı da verdi. İran Dışişleri Bakanlığı, arabulucuların Tahran’a bazı “öneriler” sunduğunu belirterek diplomatik temasların sürdüğü mesajını verdi, ancak ayrıntı paylaşmadı.

Petrol fiyatları Husi açıklamasının ardından kısa süreliğine yükseldi, ancak yatırımcıların diplomatik çözüm umudunu korumasıyla daha sonra geriledi. Kızıldeniz’den mal taşımanın sigorta maliyetleri ise ticari gemilere yönelik risklerin artması nedeniyle yükseldi.

İran, ABD’nin İran’daki enerji altyapısına saldırılarını sürdürmesi halinde Husilerin Kızıldeniz’e açılan Babülmendep Boğazı’nı kapatmalarını istemişti.

Boğazın tamamen kapanması, Suudi Arabistan’ın petrol ihracatının büyük bölümünün bölgeden çıkarılamaması nedeniyle küresel petrol arzını yüzde 7 azaltabilir. Bu kesinti, Körfez’deki savaşın petrol sevkiyatlarında yol açtığı ve hâlihazırda küresel arzın yüzde 10’una denk gelen büyük düşüşe eklenecek.

Husilerin silahlı kuvvetleri açıklamalarında, Suudi Arabistan’ın Yemen’e uyguladığı “haksız ve zalim kuşatmaya” karşılık olarak “göze göz ilkesi temelinde, suçlu Suudi düşmanına karşı derhal yürürlüğe girecek bir deniz ambargosu” ilan ettiklerini bildirdi.

Ateşkesi yeniden sağlamak için diplomatik girişim

Üst düzey bir İranlı yetkili pazartesi günü Reuters’a yaptığı açıklamada, Tahran’ın arabuluculardan 10 günlük bir ateşkes önerisi aldığını söyledi. Girişimin, 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaşı kalıcı biçimde sona erdirecek bir anlaşmanın önünü açması hedeflenen geçici mutabakatı kurtarmayı amaçladığı belirtildi.

Ne İran Dışişleri Bakanlığı ne de Reuters’a konuşan yetkili, gündemde olduğu belirtilen ateşkes görüşmelerine ilişkin ayrıntı verdi.

Pakistan hükümetinden iki kaynak ise İran İçişleri Bakanı İskender Mümini’nin Pakistan’dan çatışmadaki arabuluculuk rolünü yeniden üstlenmesini istediğini söyledi. Mümini daha sonra yeni görüşmeler için İslamabad’a gitti.

Diplomatik girişimler, ABD’nin İran kentlerine yönelik yeni bir gece saldırısının ve İran Devrim Muhafızları’nın bölgedeki Amerikan askerî unsurlarına düzenlediği saldırıların ardından geldi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, pazartesi öğleden sonra ABD saatiyle İran’a yönelik yeni bir saldırı dalgası başlattığını açıkladı.

Savaşın başlamasından ve İran’ın hayati önemdeki Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasından bu yana yükselen benzin fiyatları nedeniyle ülke içinde artan siyasi baskıyla karşı karşıya kalan ABD Başkanı Donald Trump, İran’a yönelik son saldırıları, son İran saldırılarında ölen Amerikan askerlerinin intikamının alınması olarak savundu.

Trump pazartesi günü Truth Social hesabından yaptığı açıklamada, “İran ne zaman bir Amerikan askerini öldürürse, bunun bedelini katbekat ödeyecek! Bu talimat Savaş Bakanı Pete Hegseth’e, Genelkurmay Başkanı Daniel Caine’e ve ordudaki tüm komutanlara iletilmiştir” dedi.

İran: Tankerler patladı

İran Devrim Muhafızları Ordusu, iki petrol tankerinin boğazdan “güvenli olmayan” bir güzergâh üzerinden geçmeye çalışırken patladığını açıkladı. Devrim Muhafızları pazar günü, aynı bölgede iki geminin bir “kazaya” karıştığını bildirmişti. İki olayın birbiriyle bağlantılı olup olmadığı ise netleşmedi.

Reuters olayı bağımsız olarak doğrulayamadı. Devrim Muhafızları’nın açıklamasında gemilerin kimliklerine veya can kayıplarına ilişkin ayrıntı verilmedi.

İngiltere Deniz Ticareti Operasyonları Kurumu da Hürmüz Boğazı’na bakan Umman açıklarında bir geminin kimliği belirsiz bir cisimle vurulduğunu bildirdi.

İran’da Tebriz, Çabahar, Konarek, Bender Mahşehr ve Bender İmam Humeyni’de patlamalar meydana geldiği bildirildi. Devlet haber ajansı IRNA’ya göre Tebriz’in güneybatısında bir kişi öldü, birkaç kişi de yaralandı.

Devrim Muhafızları, Ürdün’ün Akabe Havalimanı’ndaki Amerikan uçaklarını balistik füzelerle hedef aldığını açıkladı. Açıklamada ayrıca Kuveyt’teki El-Adiri Kampı ve Ali es-Salim Hava Üssü’ndeki askerî unsurlar ile Suriye’deki bazı mevzilerin de vurulduğu belirtildi.

Bahreyn’de pazartesi boyunca sirenler çaldı. Kuveyt ordusu ise salı sabahının erken saatlerinde hava savunma sistemlerinin İran’a ait insansız hava araçlarını yeniden önlediğini açıkladı.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Güney Lübnan’da pilot bölgeler için ilk askeri adım atıldı

Yayınlanma

ABD Dışişleri Bakanlığı, Lübnan ve İsrail arasındaki Üçlü Çerçeve Anlaşması kapsamında Froun, Srifa ve Zawtar el-Garbiye köylerinde pilot bölge operasyonlarının başladığını duyurdu. Roma’da geçen hafta yürütülen müzakerelerin ardından Lübnan Askeri Koordinasyon Grubu himayesinde başlatılan süreç, tarafların aşamalı olarak sahada konumlanmasını hedefliyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Lübnan’ın güneyinde yer alan Froun, Srifa ve Zawtar el-Garbiye köylerinde pilot bölge operasyonlarının başladığını bildirdi.

Yapılan açıklamada sürecin, Lübnan ile İsrail arasında varılan Üçlü Çerçeve Anlaşması doğrultusunda ve Lübnan Askeri Koordinasyon Grubu himayesinde yürütüldüğü kaydedildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tommy Pigott konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, “Bu dönüm noktası, İsrail ve Lübnan arasında geçen hafta Roma’da gerçekleştirilen görüşmelerin doğrudan bir sonucudur” ifadesini kullandı.

Girişimin Lübnan Askeri Koordinasyon Grubu tarafından yönetildiğini belirten Pigott, “Amerika Birleşik Devletleri, Çerçeve Anlaşması’nın başarıyla tamamlanması amacıyla her iki tarafla yakın işbirliği içinde çalışmaya devam edecektir” dedi.

Sürecin sahaya yansımasına ilişkin Lübnan ordusundan da bir açıklama yapıldı. Askeri birliklerin Froun ve Srifa köyleri dahil olmak üzere Lübnan’ın güneyindeki görevlerini icra etmeyi sürdürdüğü belirtilen açıklamada, “Eş zamanlı olarak, İsrail’in çekilmesinin ardından Zawtar el-Garbiye beldesinde konuşlanma faaliyetlerine başlamak üzere Lübnan Askeri Koordinasyon Grubu ile koordinasyon yürütülmektedir” denildi.

Lübnan ordusu ayrıca, vatandaşların kendi güvenlikleri için Zawtar el-Garbiye’ye seyahat etmemelerini ve bölgede konuşlu askeri birliklerin direktiflerine uymalarını istedi.

Pilot bölge operasyonlarının başladığına dair bu duyuru, Beyrut ve Tel Aviv yönetimlerinin geçen ay ABD ara buluculuğunda imzaladığı çerçeve anlaşmasına rağmen İsrail güçlerinin Lübnan’daki askeri saldırılarını sürdürdüğü bir dönemde geldi.

Söz konusu anlaşma, İsrail güçlerinin işgal altında tuttuğu tüm Lübnan topraklarından aşamalı olarak çekilmesini öngörüyor.

Bu sürecin, henüz tam olarak tanımlanmamış iki bölgede pilot uygulama ile başlatılması kararlaştırılmıştı. Belirli bir takvim içermeyen anlaşmada, çekilmenin tamamlanması şartı, Lübnan ordusunun İsrail güçlerince boşaltılan alanlarda güvenlik sorumluluğunu tamamen üstlenmesine ve Hizbullah dahil tüm silahlı grupların silahsızlandırılmasına bağlanıyor.

Lübnan resmi verilerine göre, 2 Mart tarihinden bu yana düzenlenen İsrail saldırılarında Lübnan’da 4 bin 328 kişi hayatını kaybetti, 12 bin 227 kişi ise yaralandı.

İsrail, güney Lübnan’da bazılarını on yıllardır kontrol altında tuttuğu, bazılarını ise Ekim 2023 ile Kasım 2024 arasındaki savaşta ele geçirdiği toprakları işgal etmeye devam ediyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English