Bizi Takip Edin

Asya

IMF, Çin’e ‘tüketime dayalı büyüme modeli’ çağrısı yaptı

Yayınlanma

Uluslararası Para Fonu (IMF), Çin’in ekonomik politikalarının ülke içinde kaynak israfına yol açtığını ve yurtdışında zarar verici etkiler doğurduğunu savunarak, Pekin’in iç tüketim temelli bir büyüme modeline yönelmesi gerektiğini vurguladı.

IMF İcra Direktörleri tarafından, çarşamba günü Washington merkezli kuruluşun Çin ekonomisine ilişkin yıllık değerlendirmesi olan Madde IV Konsültasyonu ile birlikte yayımlanan açıklamada, “Tüketime dayalı bir büyüme modeline geçiş en öncelikli hedef olmalıdır” ifadelerine yer verildi.

Söz konusu değerlendirmede IMF uzmanları, Çin’in büyük cari işlemler fazlasına dikkat çekerek bunun “ticaret ortakları üzerinde olumsuz yayılma etkileri” yarattığını belirtti. Fon, bu fazlanın bir bölümünün, renminbinin (yuan) enflasyona göre düzeltilmiş reel değer kaybı sayesinde ihracatın desteklenmesinden kaynaklandığını ifade etti.

IMF’nin kullandığı dil, farklı ABD yönetimleri ve diğer gelişmiş ülkeler tarafından uzun süredir dile getirilen eleştirilerle örtüşüyor. “Yayılma etkisi” uyarısı, Goldman Sachs ekonomistlerinin kasım ayında yaptığı ve Çin’in artan ihracat kapasitesinin küresel ekonomi için net negatif sonuçlar doğurduğunu savunan değerlendirmeyle de paralellik taşıyor.

Çin’den eleştirilere yanıt

IMF İcra Kurulu’ndaki Çin temsilcisi Zhengxin Zhang ise ayrı bir açıklamada bu eleştirilere karşı çıkarak, Çin’in 2025 yılı ihracat artışının “esas olarak rekabet gücü ve inovasyon kapasitesinden” kaynaklandığını, ayrıca Washington’ın ticaret politikalarının yarattığı öne çekilmiş talebin de etkili olduğunu belirtti.

 Zhang Zhengxin, ülkenin “Çin’in sanayi politikasının ölçeği ve etkisine ilişkin tahminlerin önemli ölçüde abartıldığına inandığını” söyledi.

Zhang, “Çin’in sanayi politikaları açık ve şeffaftır ve devlet işletmeleri, özel şirketler ve yabancı yatırımcı kuruluşlar için eşit şekilde uygulanır” dedi.

Buna karşın İcra Kurulu genel olarak Çin’in politika çerçevesinde köklü bir değişim çağrısında bulundu. Bu çağrı, 2026 yılına ilişkin ekonomik hedeflerin açıklanacağı Ulusal Halk Kongresi’nin yıllık toplantısından yalnızca birkaç hafta önce geldi. Açıklama ayrıca Çin’in bir haftalık Ay Yeni Yılı tatiline denk geldi.

IMF direktörleri, “Çin’in büyüme modelinin yeniden yönlendirilmesi, önemli kültürel ve ekonomik politika dönüşümleri gerektirir” ifadelerini kullanarak, makroekonomik politika desteğinin artırılması ile yapısal reformları birleştiren “kapsamlı ve daha güçlü” bir yanıt çağrısında bulundu.

Direktörler, daha genişleyici mali önlemler ve teşvikler dâhil olmak üzere, merkezi hükümetin krize girmiş emlak sektöründe tamamlanmamış projelerin yarattığı yükü hafifletmek amacıyla finansman sağlamasının “tüketici güvenini yeniden tesis edeceğini” belirtti.

Çin ekonomisi 2025 yılında %5 büyüyerek Pekin’in resmi hedefini tutturmuş olsa da IMF, bu yıl büyümenin %4,5’e gerileyeceğini öngörüyor. Pek çok ekonomist, Çin’in gelecek ay 2026 yılı için büyüme hedefini %4,5 ila %5 aralığında belirlemesini bekliyor.

‘Dengesizlikler’ Vurgusu

IMF’nin yıllık raporunda “dış dengesizlikler” ifadesi 10’dan fazla kez kullanıldı; oysa 2024 baskısında bu kavrama hiç yer verilmemişti. Fon, Çin’in geçen yılki cari işlemler fazlasını GSYH’nin %3,3’ü olarak tahmin etti; bu oran, 2024 raporunda öngörülen %1,5’in iki katından fazla. Zhang ise bu tahminin “aşırı derecede yüksek göründüğünü” söyledi.

Buna rağmen, geçen hafta yayımlanan öncü verilere dayanan Bloomberg hesaplamalarına göre fazla, geçen yıl 1,2 trilyon dolarlık rekor mal ihracat fazlasının etkisiyle GSYH’nin %3,7’sine ulaştı. Goldman Sachs ekonomistleri, Çin’in fazlasının önümüzdeki üç yıl içinde küresel GSYH’nin neredeyse %1’ine ulaşabileceğini ve bunun “kayıtlardaki herhangi bir ülkenin en büyüğü” olacağını öngörüyor.

IMF, orta vadede fazlanın 2030 yılında Çin GSYH’sinin %2,2’sine gerilemesini bekliyor; ancak bu oran dahi tahmini “denge” seviyesi olan %0,9’un oldukça üzerinde kalacak.

Fon, ticaret ağırlıklı ve enflasyona göre düzeltilmiş ölçütlerle değerlendirildiğinde zayıf bir yuanın Çin mallarına yurtdışında avantaj sağladığını, buna karşılık zayıf iç talep nedeniyle ithalatın düşük seyrettiğini belirtti. IMF uzmanları, yuanın yaklaşık %16 oranında düşük değerli olduğunu; bu oranın %12,1 ile %20,7 arasında değiştiğini tahmin etti.

Politika İsrafı

IMF İcra Direktörleri, “daha fazla döviz kuru esnekliği” çağrısında bulundu. Zhang ise Pekin’in kur politikasının “net ve tutarlı” olduğunu, piyasa güçlerinin “belirleyici rol” oynamasına dayandığını ifade etti.

Çin ayrıca IMF uzmanlarının, Pekin’in sanayi politikalarının büyüklüğü ve israf boyutuna ilişkin tahminlerine de itiraz etti.

Fon, öncelikli sektörlere yönelik kamu önlemlerinin maliyetinin 2023 itibarıyla GSYH’nin yaklaşık %4’üne ulaştığını hesapladı. “Uluslararası karşılaştırma zor olmakla birlikte” IMF, Avrupa Birliği’nde 2022 yılında devlet yardımlarının bu oranın yarısından daha az, yaklaşık %1,5 seviyesinde olduğunu belirtti.

IMF uzmanları, “gerekçesiz” sanayi politikası önlemlerinin orta vadede GSYH’nin yaklaşık %2’si oranında azaltılmasının verimliliği artıracağını, kaynak tahsisindeki bozulmaları azaltacağını ve mali yükü hafifleteceğini ifade etti.

Fon ayrıca geçen yılki büyümenin neredeyse üçte birinin net ihracattan kaynaklandığını vurguladı. Rapora göre bu bağımlılık, “aşırı kapasite endişelerini tetiklemiş olup, nihayetinde ticaret ortaklarını önlem almaya yöneltebilir ve Çin’in ihracatını riske atabilir.”

IMF, Çin’de fiyatların düşmeye devam etmesi ve bunun ekonomi üzerindeki etkileri konusunda da ciddi endişe dile getirdi. Raporda “deflasyon” veya “deflasyonist” ifadeleri 60’tan fazla kez yer aldı.

IMF, “Ampirik kanıtlar, deflasyonist baskıların kısmen talep daralmasından kaynaklandığını, buna uzun süredir devam eden emlak sektörü düzeltmesinin de katkı sunduğunu göstermektedir” dedi. Ayrıca, yerel yönetimlerin yüksek borç yüklerinin talebi canlandırma kapasitelerini sınırladığına dikkat çekti.

Fon, kamu borcunun 2025 yılında artmaya devam ederek GSYH’nin yaklaşık %127’sine ulaştığını, bunun 2024’e kıyasla yaklaşık 10 puanlık bir artış anlamına geldiğini tahmin ediyor. Bu oranın bu yıl %135’in üzerine çıkması ve 2034’e kadar yükselmeye devam etmesi bekleniyor.

Asya

Çin akaryakıt ihracatını durdurdu: Küresel pazarda tedarik daralıyor

Yayınlanma

Çin, eriyen iç stoklarını takviye etmek için ekim ayı rafine akaryakıt ihracatını askıya alarak küresel arz sıkıntısını büyüttü. Ülkedeki motorin ve gaz yağı açığı 20 milyon varile ulaşırken, yakıt fiyatları yüzde 70 tırmanan ABD acil rezervlerden 40 milyon varil ham petrol çıkarıyor.

Çin, eriyen yerel rezervlerini yeniden doldurabilmek amacıyla ekim ayı boyunca yapılması planlanan rafine akaryakıt ihracatını askıya aldı.

ABD’nin İran ile girdiği savaşın küresel enerji arzını sarstığı günlerde hayata geçen uygulama, dünya genelindeki yakıt tedarik açığını daha da derinleştirme riski taşıyor.

Yetkililer, ülkedeki bir haftalık ulusal tatilin başında büyük rafinerilere Hong Kong ve Makao hariç hiçbir dış pazara sevkiyat izni verilmeyeceğini bildirdi.

Reuters’a konuşan sektör kaynakları, 7 Ekim sonrasında yurt dışına yakıt çıkışına yeniden onay verilip verilmeyeceğinin rafinerilerin üretim hızına ve iç depolardaki doluluk oranına göre netleşeceğini aktardı.

Batı Asya’dan ham petrol akışının savaş nedeniyle kesintiye uğraması üzerine Pekin yönetimi ilk olarak mart ayında ihracata sınırlama getirmiş, temmuz ayında ise motorin, benzin ve jet yakıtı satışlarını aylık izin şartına bağlamıştı.

Oxford Enerji Araştırmaları Enstitüsü bünyesindeki Çin enerji araştırmaları biriminin yöneticisi Michal Meidan, hükümetin temel hedefinin iç pazardaki arzı güvenceye almak olduğunu vurgulayarak, “Uluslararası piyasalar ikinci planda kalıyor” değerlendirmesini yaptı.

İhracat vizesi için ticari rezervlerin savaş öncesindeki seviyelere ulaşması şart koşuluyor.

Enerji veri analitiği kuruluşu Kpler’in verilerine dikkat çeken analist Zameer Yusof, mevcut motorin ve gaz yağı envanterinin savaş öncesi döneme göre 20 milyon varil geride kaldığını, benzin açığının ise yaklaşık 9 milyon varil düzeyinde seyrettiğini kaydetti.

Pekin’in muslukları kapatması, Washington ile Avrupalı müttefikleri arasındaki enerji gerilimini de su yüzüne çıkardı.

Washington yönetimi, acil durum rezervlerini piyasaya sürmemeleri halinde Almanya ve Fransa’ya sağladığı motorin sevkiyatını durdurma uyarısı yaptı. Avrupalı bir yetkili, ABD’nin Avrupa Birliği’nden altı aylık süre zarfında 120 milyon varil motorini dolaşıma sokmasını talep ettiğini ifade etti.

Gelişmeleri değerlendiren ABD Enerji Bakanı Chris Wright, Batı Asya kaynaklı motorin kaybının telafi edilmeye çalışıldığını ancak Çin’den gelen ihracat kanalının da kapandığını kaydetti.

İran savaşının patlak vermesinden bu yana ABD iç pazarında motorin fiyatları yüzde 70, benzin fiyatları ise yüzde 50 civarında yükseldi.

Yaklaşan Kongre ara seçimleri öncesinde artan yakıt maliyetlerini dizginlemeye odaklanan Beyaz Saray, kendi acil durum kaynaklarını devreye sokuyor.

ABD Enerji Bakanlığı, enerji firmalarına ödünç verilmek üzere Stratejik Petrol Rezervinden 40 milyon varil ham petrolün daha kullanıma açılacağını duyurdu.

Daha önce 1982’den bu yana en düşük düzeyine gerileyen ABD rezervleri, bu son tahsisatla birlikte yasalarda tanımlanan asgari güvenlik sınırının altına inecek.

Okumaya Devam Et

Asya

Japon iş dünyası heyeti Pekin’i ziyaret ederken Çin ‘tarihten ders çıkarma’ uyarısı yaptı

Yayınlanma

Çin’in en üst düzey diplomatı, Tokyo’ya tarihten ders çıkarma çağrısı yaptı. Görüşme, ikili ilişkilerin kasım ayında bozulmasından bu yana bir Japon heyetinin Çin’de en üst düzeyde kabul edildiği temas oldu.

Çin’in en üst düzey diplomatı Wang Yi, 50 kişilik şirket yöneticileri heyetine başkanlık eden Japonya’nın eski Dışişleri Bakanı Takeshi Iwaya ile pazartesi günü Pekin’de bir araya geldi. Görüşme, yaklaşık bir yıldır Çin’i ziyaret eden bir Japon heyetinin Pekin’de bu düzeyde kabul edildiği en üst düzey temas oldu.

Çin Dışişleri Bakanlığının görüşmeye ilişkin açıklamasına göre Wang, gelecek yıl diplomatik ilişkilerin kurulmasının 55. yıl dönümü öncesinde ikili ilişkilerin “ciddi bir durumla” karşı karşıya olduğunu ve “henüz normalleşmediğini” söyledi.

Wang, “Savaş sonrası ‘barış anayasasına’ meydan okuyan ya da savaş dönemindeki saldırganlık tarihini yeniden yazmaya çalışan bir ülke, dünyayla yüzleşemez; geleceğe ise hiç açılamaz” dedi.

Wang, Tokyo’ya ülke yönetiminin Tayvan konusundaki “hatalı söz ve eylemlerini” mümkün olan en kısa sürede düzeltme çağrısında bulundu.

Çinli diplomat ayrıca Japonya’nın, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Japon savaş suçlularını yargılamak üzere Müttefikler tarafından kurulan Tokyo Mahkemelerinin 80. yıl dönümünde tarihten ders çıkarması gerektiğini söyledi.

Wang, iktidardaki Çin Komünist Partisinin 24 üyeli Politbürosunda yer alıyor ve Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi Dış İlişkiler Komisyonu Ofisi Direktörlüğü görevini yürütüyor. Iwaya ise Shigeru Ishiba hükümetinde dışişleri bakanlığı yaptığı dönemde, Aralık 2024’te Pekin’i ziyaret etmişti.

Japon heyetinin Pekin’e gelişi, geçen hafta Washington’da Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile ABD Başkanı Donald Trump arasında yapılan zirvenin hemen ardından gerçekleşti. İki lider görüşmede, ülkelerinin İkinci Dünya Savaşı sırasında Japonya’ya karşı kurduğu savaş dönemi ittifakına övgüde bulundu.

Tokyo, Pekin ile Washington arasındaki ilişkilerde istikrar yönünde ortaya çıkan işaretleri kaygıyla izliyor. Bu gelişmelerin ardından Trump ile Japonya Başbakanı Sanae Takaichi arasında cumartesi günü 20 dakikalık bir telefon görüşmesi yapıldı. Trump görüşmede, Washington’daki temasları hakkında Takaichi’ye bilgi verdi.

Iwaya’nın Japonya Uluslararası Ticaretin Teşviki Derneği (JAPIT) Başkanı sıfatıyla gerçekleştirdiği ziyaret, Takaichi’nin geçen yıl Tayvan konusunda yaptığı açıklamalarla başlayan uzun süreli ikili çıkmazın aşılmasına yönelik çabaların bir parçası.

Takaichi, kasım ayında Japon parlamentosunda yaptığı açıklamada, Tayvan’a ilişkin olası bir krizin Japonya açısından “ülkenin varlığını tehdit eden bir durum” oluşturabileceğini ve bunun Tokyo’ya kolektif meşru müdafaa kapsamında karşılık verme imkânı sağlayabileceğini savunmuştu.

Takaichi’nin açıklamalarının yol açtığı siyasi gerilim, Pekin ile Tokyo arasındaki resmi bakanlık düzeyindeki temasların aniden kesilmesine neden oldu.

Japonya ayrıca son yayımladığı savunma beyaz kitabında Çin’i tehdit olarak nitelendirerek, “kapsamlı ulusal gücü büyütme” çağrısı yaptı.

İlişkilerdeki soğukluğun boyutu temmuz ayında bir kez daha görüldü. Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu Motegi, Manila’da düzenlenen ASEAN bağlantılı toplantıların oturum aralarında Wang ile kısa bir görüşme yaptığını açıkladı. Pekin ise hızla buna karşılık vererek böyle bir temasın gerçekleştiğini kesin bir dille reddetti.

Resmi kanalların tıkanması üzerine Japon iş çevreleri ile parlamenter gruplar, iletişim kanallarını açık tutmak için devreye girdi.

Mevcut JAPIT heyetinin ziyareti aslında haziran ayında yapılacaktı. Ancak örgütün uzun yıllar başkanlığını yürüten eski Dışişleri Bakanı Yohei Kono’nun ölümü nedeniyle ziyaret ertelendi. Kono, geçen yıl benzer bir ticaret heyeti kapsamında Pekin’e gitmiş ve Çin Başbakanı Li Qiang ile görüşmüştü.

Pazartesi günkü görüşmelerde Iwaya da mevcut ilişkilerin “endişe verici” olduğunu kabul etti. Iwaya, JAPIT’in Kono’nun mirasını sürdüreceğini ve ilişkileri Çin-Japonya ilişkilerinin temelini oluşturan dört siyasi belgenin ilkelerine yeniden döndürmek için çalışacağını söyledi.

Bu görüşme, son dönemde Japon iş dünyası ve yasama organı temsilcilerinden oluşan çeşitli heyetlerin Pekin’e gerçekleştirdiği ziyaretlerin devamı niteliğinde.

Çin Dışişleri Bakan Yardımcısı Hua Chunying, haziran ayında dört kişilik geçici bir JAPIT heyetini kabul etmişti. Çin Komünist Partisi Uluslararası İlişkiler Departmanı Başkan Yardımcısı Lu Kang ise ağustos ayı sonunda farklı partilerden genç Japon parlamenterlerden oluşan bir heyetle görüşmüştü.

Eylül ortasında ise Japonya-Çin Dostluk Parlamenterler Birliği’nden genç milletvekillerinden oluşan başka bir heyet, Çin Dışişleri Bakan Yardımcısı Liu Bin tarafından kabul edildi.

Okumaya Devam Et

Asya

Kuzey Kore’den Batı hava savunmasını zorlayacak yeni taktik

Yayınlanma

Kuzey Kore, İHA sürüleri, füzeler ve ağır topçu sistemlerini tek bir hedef üzerinde aynı anda deneyerek Batı hava savunma sistemlerini baskı altına almayı hedefleyen yeni saldırı taktikleri geliştirmeye başladı. WSJ’nin aktardığına göre Pyongyang, Ukrayna ve Ortadoğu’daki savaş sahalarından devraldığı yöntemlerle ABD ve müttefiklerinin savunma hatları karşısında çoklu hedefler oluşturmayı amaçlıyor.

Kuzey Kore, insansız hava aracı (İHA) sürüleri ile füzeleri eş zamanlı kullanarak Batı hava savunma sistemlerini aşmayı hedefleyen kitlesel saldırı taktikleri geliştiriyor.

The Wall Street Journal’ın (WSJ) aktardığına göre Pyongyang yönetimi, Ukrayna savaşı ve Ortadoğu’daki çatışmalarda öne çıkan yöntemleri bünyesine katarak ABD ile müttefiklerinin savunma hatları üzerinde baskı oluşturmayı amaçlıyor.

Kuzey Kore devlet medyasından aktarılan bilgilere göre ülke, bu ay ilk kez tek bir hedefi imha etmek üzere saldırı İHA’ları, füzeler, roketler ve uzun menzilli topçu sistemlerinin aynı anda kullanıldığı bir askeri tatbikat icra etti.

Tatbikatta, farklı silah sistemlerinin eş güdüm içinde hareket ederek hedefe “yoğunlaştırılmış ateş” açma kapasitesi test edildi.

Gazete, farklı silahların bir arada kullanıldığı bu tür kitlesel ve kombine saldırıların günümüz savaşlarının temel unsuru haline geldiğini, Rusya ve İran tarafından giderek daha sık uygulandığını vurguluyor.

İran çatışmalarda, ABD ve müttefiklerinin hava savunma ağlarını doyuma ulaştırmak amacıyla balistik füzelerle desteklenen Şahid İHA dalgalarını devreye sokmuştu.

Conflict Armament Research bünyesinde görev yapan askeri uzman Fabian Hinz, farklı türdeki silahların eş zamanlı kullanılmasının hava savunma sistemleri karşısında aynı anda çok sayıda hedef yarattığına dikkat çekiyor.

Öte yandank WSJ, farklı teknik özelliklere sahip mühimmat ve platformları koordine edebilecek gelişmiş entegre sistemler kurmanın gerekliliğine işaret ediyor.

Gazete, modern askeri teknoloji sıkıntısı çeken Kuzey Kore açısından bu düzeyde bir koordinasyonu sağlamanın ek zorluklar barındırdığını belirtiyor.

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un yönetiminde yeni silah denemelerini ve askeri tatbikatlarını sürdüren Pyongyang yönetimi, 20 Eylül’de roket birlikleri vasıtasıyla yeni tip bir silahı test etmişti.

Ayrıntıları kamuoyuna açıklanmayan bu silahı Kim, “karşı konulamaz güç” olarak tanımlamıştı. Ülke ordusu daha önce stratejik ve taktik keşif araçlarının yanı sıra “Kumsong” serisi saldırı İHA’larını da içeren kapsamlı insansız hava aracı denemeleri yürütmüştü.

Sürü halindeki İHA taktikleri dünya genelinde birçok ülkenin askeri gündeminde yer alıyor. Sürü teknolojisi, tek bir görevi yerine getirmek üzere eş güdüm halinde hareket eden, gruptaki bazı araçlar kaybedilse dahi geriye kalanların operasyonu sürdürdüğü İHA gruplarını ifade ediyor.

CNN’in kaynakları, İran’ın sürü halinde hareket eden İHA’ları yönetme teknolojisini elde etmiş olabileceğini haziran ayında öne sürmüş, Rusya ve Çin’in benzer teknolojilere sahip olduğunu iddia etmişti.

Rus devlet şirketi Rosteh, Supercam İHA’ları üzerinden araçların birbirleriyle otomatik veri paylaşmasını sağlayan bir teknoloji geliştirdiğini duyurmuştu.

Çinli araştırmacılar ise bağlantı koptuğunda ve görüş açısı daraldığında bile İHA sürüsünün otonom olarak hedef arayıp vurabilmesine imkan tanıyan “HG-STR” adlı algoritmayı tanıttı.

The New York Times ise, kaynaklarına dayandırdığı haberinde ABD Savunma Bakanlığının Rus ve Çin İHA programlarını Amerikan teknolojisine kıyasla daha ileride gördüğünü aktardı.

Avrupa ülkeleri de insansız harp kabiliyetlerini hızlandırıyor. Almanya merkezli Helsing şirketi, Aralık 2025’te HX-2 tipi İHA’yı tanıttı. Welt gazetesinin verilerine göre Ukrayna sahasında test edilen bu hava aracının seri üretimine başlandı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English