Ortadoğu
İran kamuoyunda Laricani-Celili tartışması

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin 19 Mayıs’ta helikopter kazasında hayatını kaybetmesinin ardından 28 Haziran’da yapılacağı açıklanan cumhurbaşkanlığı seçimleri için 25’ten fazla aday başvuru yaptı. Adaylık başvurusu yapan kişilerin seçime katılmak için “ehliyet” sahibi olup olmadıklarına Anayasayı Koruyucular Konseyine bağlı bir heyet karar verecek ve yarışa katılacak isimler 11 Haziran’da resmen duyurulacak.
Resmi takvim işlerken İran kamuoyunda muhafazakâr-reformist tartışması daha çok iki aday üzerinden dönüyor. Aşağıda çevirisini okuyacağınız makale, kamuoyunda yürütülen tartışmalara ve olası senaryolara mercek tutuyor:
***
İran’daki erken seçimlere siyasi yelpazenin dört bir yanından adaylar katılıyor
İran’da yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yarışmak üzere siyasi yelpazenin farklı kesimlerinden yüksek profilli isimler adaylık başvurusu yaptı. Ancak özellikle iki siyasetçi, rakip kampların hararetli eleştirilerinin hedefi haline geldi.
Ilımlı ve reform yanlısı sesler, cumhurbaşkanı olarak İran’ı dünyaya daha da kapatacağını söyleyerek muhafazakâr Said Celili’ye saldırıyor. Öte yandan muhafazakâr medya, ılımlı eski meclis başkanı Ali Laricani’nin sicilini sorguluyor ve onu kampanya sloganıyla merhum Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’ye (2021-24) saygısızlık etmekle suçluyor.
Bu arada adaylık için son başvuru tarihi yaklaşırken gözler görevdeki Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın dördüncü kez cumhurbaşkanlığına aday olup olmayacağına çevrilmiş durumda.
Resmi IRNA haber ajansının başvuruda bulunan adaylar listesine göre adayların büyük çoğunluğunu muhafazakârlar ve şahinler oluştursa da reform yanlısı önde gelen isimler de kayıt yaptırdı.
Şahin kanattan eski nükleer baş müzakereci Celili, beş günlük kayıt süresinin ilk günü olan 30 Mayıs’ta adaylık için başvurdu.
- Celili’nin adaylığı ilk olarak, 2007-13 yılları arasında Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi sekreteri olarak görev yaptığı dönemde İran’da yasaklanan Twitter/X platformunda duyuruldu. Celili’nin halen konsey üyesi olduğu, ancak dini liderin kişisel temsilcisi olarak görev yaptığı belirtiliyor.
- Celili’ye atfedilen X hesabının aktif olmasına rağmen, İran medyası 1 Haziran’da Celili’nin tek resmi hesabının İran sosyal medya platformlarında olduğunu bildirdi. Haberlerde X hesabının “Celili’nin destekçilerinden biri” tarafından yönetildiği iddia edildi.
- X’te kullanıcılar, Celili’nin hesabının web sitesinde yayınlanmadan önce sürekli olarak içerik yayınladığına dikkat çekerek bunun hesabın Celili’ye ait olduğunu söylediler.
Celili’nin İran siyasetindeki yakın vadeli beklentilerine gelince, son Cumhurbaşkanı Reisi’nin hükümetinde bir miktar desteğe sahip olduğu görülüyor.
- İstifa etmeden önce Reisi’nin (2021-23) ekonomi işlerinden sorumlu yardımcısı olarak görev yapan ve daha sonra cumhurbaşkanının danışmanı olan Muhsin Rızai, 31 Mayıs’ta birkaç üst düzey hükümet yetkilisinin Celili ile görüştüğünü belirtti.
- Rızai, Celili ile görüşen yetkililer arasında Cumhurbaşkanı Vekili Muhammed Muhbir, Yol ve Şehir Planlama Bakanı Mehrdad Bezrpaş, Kültür ve İslami Rehberlik Bakanı Muhammed Mehdi İsmaili, Tahran Belediye Başkanı ve Reisi’nin danışmanı Alireza Zakani ve Reisi’nin yardımcısı Emir Hüseyin Gazizade Haşimi’nin bulunduğunu söyledi.
- Ertesi gün İsmaili ve Zakani de cumhurbaşkanlığı adaylığı için başvuru yaptı. Reform yanlısı Entekhab internet sitesi 2 Haziran’da İsmaili’nin Celili’yi “korumak” için yarışa dahil olduğunu iddia etti ki bu, Zakani’nin 2021 seçimlerinde Reisi için oynamakla suçlandığı rolün aynısıydı.
Bu arada eski Meclis Başkanı Ali Laricani (2008-20) de 31 Mayıs’ta, X’te aday olacağını ima ettikten bir gün sonra, adaylık başvurusunda bulundu.
- Laricani, X’te yaptığı bir paylaşımda “yükselmek” ya da “irtifa kazanmak” olarak da çevrilebilecek ana kampanya sloganlarından birini açıkladı.
- Merhum cumhurbaşkanının destekçileri Laricani’yi, 19 Mayıs’ta helikopter kazasında hayatını kaybeden Reisi’ye saygısızlık etmekle suçladı.
- Şahin görüşlü Kayhan gazetesi 31 Mayıs’ta Laricani’nin Batılı ülkelerin “tuzağına” düşmeye eğilimli olduğunu, örneğin 2015 nükleer anlaşmasının onaylanmasını meclis başkanı olarak denetlediğini iddia etti.
- Kendini savunan Laricani 31 Mayıs’ta X’e yazdığı mesajda “çekişmelerin üstesinden gelmemiz gerektiğini” söyledi. Ayrıca Reisi’yi övdü ve merhum cumhurbaşkanının adını ve itibarını “kötüye kullananları” eleştirdi.
Siyasi kamplar arasındaki sözlü atışmaların yanı sıra Celili ve Laricani 31 Mayıs’ta X kanalında da kısa bir süre karşılıklı atıştılar.
- Celili, Laricani’nin adını açıkça anmadan eski meclis başkanının yolsuzlukla mücadele konusundaki sicilini sorguladı.
- Buna cevaben Laricani, ChatGPT adlı yapay zekâ programından, meclis başkanlığı sırasında yolsuzlukla mücadele için parlamentodan hangi yasaların geçtiğini listelemesini istediğini söyledi. Verdiği yanıtın ekran görüntülerini yayınlamaya devam etti.
Bağlam/analiz: Reisi 19 Mayıs’ta İran’ın kuzeybatısında meydana gelen bir helikopter kazasında Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan ile birlikte hayatını kaybetti. Olay, İran anayasası uyarınca 50 gün içinde erken seçime gidilmesini zorunlu kıldı.
Eski bir Devrim Muhafızları komutanı ve devlet yayın kuruluşunun şahin başkanı (1994-2004) olan Laricani yavaş yavaş siyasetin merkezine doğru kaymaya başladı. Ilımlı Hasan Ruhani’nin cumhurbaşkanlığı döneminde (2013-21) reform yanlısı hükümetin kilit müttefiklerinden biri haline geldi ve muhafazakâr kesimin tepkisini çekti.
- Laricani nüfuzlu bir ailenin üyesi. Kardeşi Sadık Amuli Laricani’nin başyargıç olarak görev yaptığı 2009-2019 yılları arasında aile, hükümetin üç kolundan ikisini kontrol etti.
- Eski meclis başkanı, İran ile altı büyük dünya gücü arasında 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmanın parlamento tarafından hızla onaylanmasını sağlamıştı. Laricani o zamandan bu yana anlaşmaya karşı çıkan şahinlerin sık sık hedefi haline geldi.
Dönemin ABD Başkanı Donald Trump’ın 2018’de nükleer anlaşmadan çekilmesi ve tüm yaptırımları yeniden uygulamaya koymasının ardından Ruhani yönetimi giderek zayıfladı.
- Muhafazakârlar nüfuzlarını artırırken, Laricani 2021 cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde Ruhani’nin olası halefi ve Reisi’nin en büyük rakibi olarak görülüyordu.
- Ancak, çoğu siyasi gözlemci için şok etkisi yaratan bir kararla Laricani 2021’de Muhafız Konseyi tarafından adaylıktan men edildi. Neredeyse tüm diğer reform yanlısı adayların da diskalifiye edilmesi, İran tarihinin en düşük katılımlı cumhurbaşkanlığı seçimi gerçekleşti.
- Reisi’nin ölümünün ardından siyasi alanda olası bir açılıma dair işaretlerin ortasında, Tahran’daki üst düzey bir siyasi kaynak geçen günlerde Amwaj.media’ya yaptığı açıklamada Laricani’nin adaylık konusunu görüşmek üzere Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney ile bir araya geldiğini söyledi.
Celili ise halen Hamaney’in Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’ndeki temsilcisi olarak görev yapıyor. Ayrıca, İran’ın baş diplomatının 19 Mayıs’taki ölümünün ardından, öğrencisi Ali Bakıri Kani dışişleri bakanlığına vekâleten atandı.
- 2013’ten beri İran Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi Üyesi üyesi olan Celili, 2007-13 yılları arasında Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri olarak görev yaptığı dönemde İran’ın en üst düzey nükleer müzakerecisiydi. Bu dönemde nükleer konuda hiçbir ilerleme kaydedilemedi.
- Celili, son yıllarda mevcut yönetime “yardım etmek” için bir “gölge hükümet” yönettiği konusunda ısrar ediyor.
Adayların cumhurbaşkanlığı adaylığı için kayıt yaptırmaları için belirlenen süre bugün sona eriyor.
- Üyeleri doğrudan ya da dolaylı olarak Hamaney tarafından atanan ve muhafazakarların ağırlıkta olduğu Muhafız Konseyi, adayları inceleyecek ve nihai listeyi 10 Haziran’da İçişleri Bakanlığı’na sunacak.
- İçişleri Bakanlığı ertesi gün kesinleşmiş listeyi yayınlayacak ve onaylanan adayların kampanya için 15 günleri olacak.
- Seçimler 28 Haziran’da yapılacak ve tek bir adayın en fazla oyu alamaması halinde ikinci tur seçimleri 5 Temmuz’da yapılacak.
Öngörü: Muhafız Konseyi 2020’den bu yana önemli ılımlı ve reform yanlısı siyasetçileri ulusal seçimlere katılmaktan men ederek seçime katılımın rekor düzeyde düşük olmasına katkıda bulundu.
- Önde gelen ılımlıların ve reformistlerin seçimlere katılmasına izin verilmesi, Hamaney’in seçmen katılımını artırmak ve İslam Cumhuriyeti’nin meşruiyeti üzerindeki soru işaretlerini gidermek için siyasi süreci açmaya karar verdiğini gösterecektir.
- Ancak dört yıldır tek taraflı yarışlara şahit olan pek çok İranlı, sandık yoluyla değişim beklentisi konusunda daha da hayal kırıklığına uğramış durumda. Bu nedenle, siyasi alanın açılmasının seçmen katılımında anlamlı bir artışa yol açması kesin değil.
- Aday başvurusu için son tarih yaklaşırken gözler görevdeki Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın dördüncü kez cumhurbaşkanlığına aday olup olmayacağına çevrilmiş durumda. Laricani ve Kalibaf’ı karşı karşıya getirecek bir yarış, özellikle de başka muhafazakârların da adaylıklarının kesinleşmesi halinde, hararetli bir ikinci tura kalabilir.
Ortadoğu
İsrail’in İran bombardımanı Trump’ın Kongre seçimi hesabına takıldı

Financial Times gazetesinin haberine göre İsrail ordusunun 10 Ekim için hazırladığı çok günlük İran bombardımanı, ABD Başkanı Trump’ın 3 Kasım’daki Kongre ara seçimleri öncesinde çatışmayı büyütmek istememesi nedeniyle rafa kalktı. Güncellenen hedef listesinde nükleer tesislerin yanı sıra elektrik santralleri gibi sivil yapılar da yer aldı.
İsrail ordusunun 10 Ekim için planladığı kapsamlı İran operasyonu, ABD Başkanı Donald Trump’ın 3 Kasım’daki Kongre ara seçimleri öncesinde geniş çaplı savaştan kaçınma kararı nedeniyle gerçekleşmedi.
Financial Times gazetesinin konuya aşina kaynaklara dayandırdığı habere göre, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun talimatıyla günlerce sürecek bir bombardıman hazırlığı yapılmıştı.
Hedef listesinde nükleer tesisler ve İran liderliğine ait noktaların yanı sıra elektrik santralleri ile diğer sivil altyapı tesisleri de yer aldı.
Planlanan saldırıların yoğunluk bakımından ABD ve İsrail’in şubat ayında başlattığı ortak harekatı geride bırakması öngörülüyordu.
Beyaz Saray Sözcü Vekili Anna Kelly, gazeteye yaptığı açıklamada, “Birleşik Devletler ara seçimlerden önceki herhangi bir tarihte İran’a saldırmayacak” ifadesini kullandı.
Kelly, Tahran yönetiminin hem ekonomik hem de askeri açıdan zor durumda olduğunu, İran limanlarına uygulanan abluka ile ABD’nin Hürmüz Boğazı üzerinden petrol sevkiyatını güvenceye alma çabalarının sonuç verdiğini savundu.
Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, saldırıların önümüzdeki haftalarda yeniden başlama ihtimaline değinerek “Ya bir anlaşma olacak ya da saldırı” değerlendirmesinde bulundu.
Aynı kaynak, Washington’ın Hürmüz Boğazı ve nükleer program başlıklarında çatışmayı tamamen bitirecek bir uzlaşma hedeflediğini aktardı; iptal edilen operasyona ABD’nin doğrudan katılıp katılmayacağı ise netleşmedi.
Bir diğer kaynak ise operasyon hazırlığının müzakerelerde Tahran üzerinde baskı kurma aracı olarak kullanılmış olabileceğini, yeni bir askeri adımda nihai kararın ABD Başkanına ait olduğunu ifade etti.
Hegseth İsrail’de güncellenen hedef listesini görüştü
İsrailli bir yetkili, ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth’in 19 Ekim’de İsrail’i ziyaret ederek Netanyahu ve üst düzey temsilcilerle bir araya geldiğini aktardı.
Bir başka kaynak, İsrail tarafının yeni istihbarat verileriyle hazırladığı ve bu yıl daha önce vurulmamış sivil altyapı unsurlarını da içeren güncel hedef listesini Amerikalı muhataplarına sunduğunu belirtti.
Söz konusu temaslara ilişkin soruları Pentagon yanıtlamadı; Netanyahu’nun ofisi ve İsrail ordusu da açıklama yapmaktan kaçındı.
Operasyonun ertelenmesine rağmen Trump ve Netanyahu kamuoyu önünde İran’a yönelik askeri uyarılarda bulunmayı sürdürdü.
Netanyahu 19 Ekim’de yayımlanan videoda Trump’a hitaben “Donald, bu işi bitirmemiz gerektiğini söyledin ve bunu birlikte bitireceğiz” dedi; Trump ise hoparlör üzerinden “Sen büyük bir savaşçısın ve bunu çok yakında kanıtlayacağız” karşılığını verdi.
Liderlerin bu temasları iki ülkedeki kritik seçim süreçleriyle kesişiyor.
İsrail’de parlamento seçimleri ABD’deki oylamadan bir hafta önce, 27 Ekim’de düzenlenecek.
Ülkedeki kamuoyu yoklamalarının büyük kısmı muhalefet bloğunu Netanyahu koalisyonunun az farkla önünde gösterse de tarafların net bir çoğunluğu bulunmuyor.
ABD merkezli yayın organı Axios da Pentagon’un İran’a dönük saldırı hazırlıklarını tamamlama talimatı verdiğini, ancak direktifte belirli bir tarihin yer almadığını ve Trump’ın kesin kararını vermediğini aktarmıştı.
15 Ekim’de CNN kanalı, “tüm bombaların anası” olarak bilinen GBU-43/B tipi mühimmatın İran nükleer tesislerine karşı kullanım planını haberleştirdi; yayına konuşan Amerikalı yetkililer bombanın derindeki sığınakları imha kapasitesine şüpheyle yaklaştı.
Tahran yönetimi diplomatik çözüme açık olduğunu duyururken olası bir operasyona sert karşılık verileceğini bildirdi.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, rakiplerinin askeri çatışmayı seçmesi halinde yanıtın “öncekinden çok daha sert” olacağını vurguladı.
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı operasyona karşılık İran bölgedeki hedefleri vurmuş, Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişlerini sınırlandırmıştı.
Taraflar haziran ayında ateşkesi ve boğazdaki ablukanın kaldırılmasına dönük müzakereleri içeren bir mutabakata varsa da ABD ile İran arasındaki karşılıklı saldırılar kesilmedi.
Ortadoğu
Trump desteği yetmedi: Netanyahu muhalefet lideri Eisenkot’un gerisinde

İsrail’de 27 Ekim seçimleri öncesinde yayımlanan anketler, eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalefetin Başbakan Binyamin Netanyahu’nun önünde olduğunu gösteriyor. Ancak iki blok da 120 sandalyeli Knesset’te hükümet kurmak için şart olan 61 vekile ulaşamıyor.
İsrail’de 27 Ekim’de yapılması planlanan genel seçimler yaklaşırken eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalefet cephesi, kamuoyu yoklamalarında Başbakan Binyamin Netanyahu’nun önünde yer almayı sürdürüyor.
İsrail basınında 19 ve 20 Ekim tarihlerinde yayımlanan anket verileri, ABD Başkanı Donald Trump’ın açık desteğine rağmen iktidar koalisyonunun muhalefeti yakalayamadığını ortaya koyuyor.
Ancak mevcut oy dağılımı, iki kanadın da tek başına hükümet kurma çoğunluğuna erişemediğini belgeliyor.
Netanyahu reaches 61 seats in Channel 14’s latest poll. He doesn’t in i24’s.
Both give him a stronger position than Kan and Maariv. Likud gets 29 seats in Channel 14, 25 in i24, 21 in Kan and 18 in Maariv.
Count the same five lists—Likud, Shas, United Torah Judaism, Otzma… pic.twitter.com/Qb0fCq0qdK
— Zvika Klein צביקה קליין (@ZvikaKlein) October 19, 2026
Hiçbir blok hükümet kurmak için gereken 61 sandalyeye ulaşamıyor
Kanal 13 tarafından yapılan ankete göre sandık bugün kurulsa Eisenkot’un bloku 51, Netanyahu koalisyonu ise 50 sandalye kazanıyor.
Kanal 12 araştırması ise farkın biraz daha açıldığına işaret ediyor; bu yoklamada Eisenkot ittifakı 55, iktidar bloku 51 milletvekiline ulaşıyor. Toplam 120 sandalyeli İsrail parlamentosu Knesset’te hükümet kurabilmek için asgari 61 sandalye gerekiyor.
Siyasi aritmetiği kilitleyen temel etkenlerden biri, her iki kanadın da İsrail vatandaşı Filistinlilerin partileriyle koalisyon kurmayı reddetmesi oluyor. Bu yaklaşım, seçim sonrasında meclis çoğunluğunun sağlanmasının önündeki en somut engel olarak duruyor.
Kanal 12 verilerine göre genel seçmen katılımının yüzde 72 seviyesinde kalması bekleniyor. Sandığa gitme eğilimi muhalefet seçmeninde yüzde 81’e kadar tırmanırken Netanyahu destekçilerinde bu oran yüzde 74 olarak ölçülüyor.
Aynı yoklama, başbakanlık tercihlerinde Eisenkot’un Netanyahu karşısındaki puan farkını iki puan daha açtığını kayda geçiriyor.
Gantz’ın çekilmesiyle Yashar Partisi yükselişe geçti
Walla sitesinde yer alan anket ise Benny Gantz’ın Mavi Beyaz partisini yarıştan çekme kararının ardından dengelerin değiştiğini gösteriyor. Bu kararla birlikte Eisenkot’un Yashar Partisi sandalye sayısını 23’e çıkarırken Netanyahu’nun Likud Partisi bir kayıpla 19 sandalyeye indi.
Eisenkot’un partisi ve çatısı altında yer aldığı “Siyonist Muhalefet” bloku birkaç aydır yoklamaların zirvesinde kalmayı sürdürüyor.
Trump, daha önceki destek mesajında Netanyahu’yu “harika bir savaşçı başbakan ve barış için daha da büyük bir ortak” sözleriyle övmüştü. Kamuoyu yoklamaları, bu diplomatik ve siyasi desteğin İsrail seçmeninin tercihini iktidar lehine çevirmeye yetmediğini belgeliyor.
Genç seçmenler arasında Ben Gvir’in desteği yükseliyor
Netanyahu’nun ittifakı toplam güç bazında geride kalsa da koalisyon ortağı aşırı sağcı aktörlerin tabanlarını genişlettiği görülüyor. Özellikle genç seçmenler arasında İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir’in Yahudi Gücü Partisine ilginin arttığı ölçülüyor.
Kudüs’teki İbrani Üniversitesine bağlı Agam Labs tarafından yürütülen araştırmada konuşan 18 yaşındaki bir öğrenci tercihindeki değişimi, “Eskiden biraz deli olduğunu düşünüyordum ama sonra söylediklerine gerçekten baktım ve hepsi anlamlı geldi” sözleriyle aktardı.
Bir diğer İsrail vatandaşı ise Ben Gvir’in Batı Şeria’daki yerleşimcileri silahlandırma hamlesinin kendisine “nefes aldırdığını” ifade etti.
Ben Gvir, yerleşimcilerin Mescid-i Aksa’ya yönelik baskınlarına öncülük etmesi ve 7 Ekim 2023’ten bu yana on binlerce yerleşimciye askeri nitelikli tüfek dağıtmasıyla biliniyor.
Filistinlilere yönelik şiddeti tırmandırmakla eleştirilen Ben Gvir; Gazze’nin aç bırakılması, Lübnan’daki askeri harekatın sürmesi ve Beyrut’un bombalanması çağrıları yapıyor. Aşırı sağcı bakanın bu askeri yaklaşımları İsrail’deki birçok muhalefet partisinde de siyasi taban buluyor.
Ortadoğu
Netanyahu’dan seçim öncesi tampon bölge ve ittifaklar haritası

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 27 Ekim genel seçimleri öncesinde ön alıcı saldırılar, sınır ötesi tampon bölgeler ve bölgesel ittifak bloklarına dayanan yeni güvenlik doktrinini haritayla duyurdu. Başbakanlık belgesi iç siyasette yapay ve yetersiz olduğu gerekçesiyle tepki topladı.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 27 Ekim’de yapılması planlanan genel seçimler öncesinde güncellediği güvenlik doktrinini kamuoyuyla paylaştı.
Başbakanlık tarafından 18 Ekim’de duyurulan ve Ulusal Güvenlik Konseyinin katkısıyla şekillenen çalışma, İsrail’in bölgesel müttefiklerini, hasımlarını ve etki alanlarını tasnif eden ayrıntılı bir harita içeriyor.
Yeni doktrin, tehdit olarak tanımlanan unsurları sınırlandırmak yerine ön alıcı askeri müdahalelerle doğrudan ortadan kaldırmayı, tampon bölgeleri genişletmeyi ve yeni bölgesel ortaklıklar kurmayı hedefliyor.
El-Cezire kanalı, bu yaklaşımın İsrail’in son dönemde komşu ülkelere yönelik askeri harekat ve saldırılarında fiilen uygulandığına işaret ediyor.
Haritada bölgesel kamplaşmalar ve müttefikler sınıflandırıldı
Netanyahu’nun tanıttığı harita yalnızca egemen devletleri değil; silahlı örgütleri, fiili yönetimleri ve farklı güçlerin denetimindeki coğrafyaları da bloklar halinde sınıflandırıyor.
Haritada kullanılan “ittifak” ve “dost” ibareleri, bu yapıların tamamıyla resmi ve bağlayıcı bir ortaklık kurulduğu anlamına gelmiyor.
Haritada İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) eksenindeki “Altıgen İttifakı” ve bu bloğa “dost” sayılan taraflar mavi ve açık mavi tonlarla gösteriliyor.
Bu grupta Azerbaycan, Yunanistan, Güney Kıbrıs, Suriye’nin Süveyda vilayetindeki Dürziler, Halife Hafter kontrolündeki Doğu Libya, Etiyopya, Somaliland, Puntland, Yemen’de BAE destekli eski Güney Geçiş Konseyi sahaları ile Sudan’da Hızlı Destek Kuvvetlerinin elindeki bölgeler yer alıyor.
Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın meydana getirdiği “Sünni Elmas İttifakı” ile çevre aktörleri ise yeşil ve açık yeşil tonlarla ayırt ediliyor.
Bu kümede Azerbaycan, Suriye, Katar, Kuveyt, Yemen’de Suudi Arabistan destekli Başkanlık Liderlik Konseyi sahaları, Eritre, Sudan, Batı Şeria, Ürdün, Lübnan hükümeti, Kuzey Kıbrıs ve Somali işaretleniyor. Libya’da ise hem Trablus merkezli batı yönetimi hem de Hafter ağırlıklı doğu idaresi bu blokla ilişkili gösteriliyor.
İran ve Direniş Ekseni haritada kırmızı ve pembe renklerle tanımlanıyor. Irak’taki Haşdi Şabi, Lübnan’da Hizbullah’ın etkin olduğu doğu ve güney kesimleri, Yemen’de Ensarullah denetimindeki bölgeler ile Hamas idaresindeki Gazze bu eksende yer buluyor. Rusya ise bu bloğa “dost” statüsünde pembe renkle haritaya işleniyor.
NATO üyeleri, ittifak ortakları ve Washington ile dostane ilişkilere sahip aktörlerin çevresinde ayrıca turuncu ve sarı işaretlemeler kullanılıyor. Çizgiler, bloklar arasındaki geçişkenliği de gözler önüne seriyor.
Örneğin Azerbaycan hem İsrail-BAE ekseninin hem de Türkiye öncülüğündeki bloğun dostu olarak çift renkli çizgilerle sunulurken, Hindistan tarafların tamamıyla “dost” olarak sınıflandırılan tek aktör olarak öne çıkıyor.
Söz konusu haritanın, mayıs ayında Marc Saxer ve Marcus Schneider tarafından, 1978 yılından bu yana İsrail hükümetleriyle temas yürüten Almanya merkezli Friedrich Ebert Vakfı için hazırlandığı belirtiliyor.
Seçim öncesi “vazgeçilmez lider” söylemi
Hakkındaki yolsuzluk davası, 7 Ekim 2023 saldırıları ve sonrasındaki çatışma süreçlerinin yönetimine ilişkin eleştiriler sürerken Netanyahu, iktidarını koruma arayışıyla seçmenin karşısına çıkıyor.
El-Cezire‘nin analizine göre güvenlik doktrini ve haritanın seçim arifesinde açıklanması, Netanyahu’nun kendisini İsrail’i koruyabilecek tek yetkin lider olarak kabul ettirme stratejisine dayanıyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın seçim desteğini arkasına alan Netanyahu, sunumunda Beyaz Saray’da yaşanabilecek olası bir iktidar değişimine işaret etti.
İki yıl içinde Washington’da İsrail’e mesafeli veya hasmane bir yönetimin göreve gelebileceğini savunan Netanyahu, bu ihtimal nedeniyle ülkesinin ittifak ağını genişletmek ve cazip bir bölgesel ortak haline gelmek zorunda olduğunu söyledi.
Malcolm H. Kerr Carnegie Ortadoğu Merkezi Araştırmalardan Sorumlu Direktör Yardımcısı Muhenned Hac Ali, rakip bloklar ve güvenlik koridorları üzerine kurulu bu sunumun toplumdaki varoluşsal kaygıları derinleştirdiğini kaydetti.
Hac Ali’ye göre bu yaklaşım, seçmende sert bir lidere duyulan ihtiyacı pekiştiriyor; Netanyahu da belirsizlikten çekinen kitlelerin desteğini bu güvence üzerinden toplamayı deniyor.
İsrail muhalefetinden sert tepkiler geldi
Belgenin yayımlanması İsrail iç siyasetinde tepkilere yol açtı.
Yashar Partisi lideri ve eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot, çalışmayı “gerçek bir güvenlik doktriniyle hiçbir bağlantısı olmayan sloganlarla doldurulmuş iki boş sayfadan ibaret” sözleriyle eleştirdi.
Netanyahu hükümetinin 7 Ekim’de “İsrail tarihinin en ağır başarısızlık ve felaketinden” sorumlu olduğunu vurgulayan Eisenkot, sonrasında tırmanan bölgesel çatışmaların da bütün cepheleri alevler içinde bıraktığını dile getirdi.
Eisenkot, belgenin geride bırakılan stratejik boşluğu sergilediğini, Başbakanın ise seçim vaatlerindeki yanıltıcı söylemlerden dikkati kaçırmak adına korkuları canlandırdığını savundu.
Gelecek Var Partisi lideri ve eski Başbakan Yair Lapid de metni yüzeysel bulduğunu belirtti.
Lapid, “Yorgunluk ve gerçeklikten kopuşla tanımlanan Netanyahu’nun bugünkü standartlarına göre bile bu belge, bir yapay zekâ sohbet robotunun ücretsiz sürümü kullanılarak yazılmış gibi görünüyor” dedi.
Lapid, alt alta sıralanmış başlıklardan ibaret bir metnin doktrin sayılamayacağını, girişimin doğrudan Başbakanın yol açtığı felaketlerin üzerini örtme çabasından ibaret olduğunu sözlerine ekledi.
Tampon bölge modeli
Strateji belgesinde öne çıkan tampon bölge kurgusu, İsrail’in sınır ötesi topraklarda doğrudan askeri denetim kurmasını temel alıyor.
El-Cezire, Gazze ve Güney Lübnan’daki mevcut işgal şartlarının bu politikanın fiili yansımaları olduğuna işaret ediyor.
Muhenned Hac Ali, askeri denetimi kalıcı hale getirmeye dayalı planın yeni çatışmaları ve etnik temizlik riskini beraberinde getirebileceği uyarısında bulundu.
Hac Ali ayrıca, Sudan’daki Hızlı Destek Kuvvetleri ve Hafter güçleri gibi aktörlerin İsrail-BAE ekseninde resmedilmesinin bu yapıların Arap coğrafyasındaki meşruiyetini zedeleyebileceğine dikkat çekti.
Bu tercihin Netanyahu’nun iç kamuoyu önceliklerini yansıttığını savunan Hac Ali, “İsraillilerin ne düşündüğü, müttefiklerinizin itibarından ve bu ittifakların sürdürülebilirliğinden daha önemli hâle geliyor” değerlendirmesinde bulundu.
Netanyahu’nun yıl başında gündeme getirdiği; Hindistan, Yunanistan, Güney Kıbrıs ile adı belirtilmeyen bazı Arap, Afrika ve Asya ülkelerini kapsayan “ittifaklar altıgeni” önerisi ise henüz resmiyet kazanmış değil.
Girişim uluslararası analizlerde bağlayıcı bir savunma paktından ziyade diplomatik imaj çalışması olarak nitelenirken, Hindistan gibi aktörlerin katı bloklar yerine ticari çıkarlara ve bağlantısızlık çizgisine öncelik verdiği hatırlatılıyor.
Hac Ali son olarak, sunulan haritanın Tahran yönetimi ile müttefiklerine propaganda zemini sağlayacağını, İsrail’in bölgede alan genişletme ve hakimiyet kurma emelleri taşıdığı yönündeki tezleri kuvvetlendireceğini belirtti.
Dünya Basını2 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Görüş2 hafta önceOrtadoğu’da Koridor İttifakları Devri
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika2 hafta önceBrezilya’da ikinci tur süreci nasıl işleyecek?
Asya2 hafta önceEndonezya’nın yeni iş yasası işçileri memnun etti, iş dünyasını endişelendirdi
Diplomasi2 hafta önceİtalyan gazeteci ve yazar Thomas Fazi: Avrupa, II. Dünya Savaşı’ndan beri ABD işgali altında
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek












