Ortadoğu
İran kamuoyunda Laricani-Celili tartışması

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin 19 Mayıs’ta helikopter kazasında hayatını kaybetmesinin ardından 28 Haziran’da yapılacağı açıklanan cumhurbaşkanlığı seçimleri için 25’ten fazla aday başvuru yaptı. Adaylık başvurusu yapan kişilerin seçime katılmak için “ehliyet” sahibi olup olmadıklarına Anayasayı Koruyucular Konseyine bağlı bir heyet karar verecek ve yarışa katılacak isimler 11 Haziran’da resmen duyurulacak.
Resmi takvim işlerken İran kamuoyunda muhafazakâr-reformist tartışması daha çok iki aday üzerinden dönüyor. Aşağıda çevirisini okuyacağınız makale, kamuoyunda yürütülen tartışmalara ve olası senaryolara mercek tutuyor:
***
İran’daki erken seçimlere siyasi yelpazenin dört bir yanından adaylar katılıyor
İran’da yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yarışmak üzere siyasi yelpazenin farklı kesimlerinden yüksek profilli isimler adaylık başvurusu yaptı. Ancak özellikle iki siyasetçi, rakip kampların hararetli eleştirilerinin hedefi haline geldi.
Ilımlı ve reform yanlısı sesler, cumhurbaşkanı olarak İran’ı dünyaya daha da kapatacağını söyleyerek muhafazakâr Said Celili’ye saldırıyor. Öte yandan muhafazakâr medya, ılımlı eski meclis başkanı Ali Laricani’nin sicilini sorguluyor ve onu kampanya sloganıyla merhum Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’ye (2021-24) saygısızlık etmekle suçluyor.
Bu arada adaylık için son başvuru tarihi yaklaşırken gözler görevdeki Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın dördüncü kez cumhurbaşkanlığına aday olup olmayacağına çevrilmiş durumda.
Resmi IRNA haber ajansının başvuruda bulunan adaylar listesine göre adayların büyük çoğunluğunu muhafazakârlar ve şahinler oluştursa da reform yanlısı önde gelen isimler de kayıt yaptırdı.
Şahin kanattan eski nükleer baş müzakereci Celili, beş günlük kayıt süresinin ilk günü olan 30 Mayıs’ta adaylık için başvurdu.
- Celili’nin adaylığı ilk olarak, 2007-13 yılları arasında Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi sekreteri olarak görev yaptığı dönemde İran’da yasaklanan Twitter/X platformunda duyuruldu. Celili’nin halen konsey üyesi olduğu, ancak dini liderin kişisel temsilcisi olarak görev yaptığı belirtiliyor.
- Celili’ye atfedilen X hesabının aktif olmasına rağmen, İran medyası 1 Haziran’da Celili’nin tek resmi hesabının İran sosyal medya platformlarında olduğunu bildirdi. Haberlerde X hesabının “Celili’nin destekçilerinden biri” tarafından yönetildiği iddia edildi.
- X’te kullanıcılar, Celili’nin hesabının web sitesinde yayınlanmadan önce sürekli olarak içerik yayınladığına dikkat çekerek bunun hesabın Celili’ye ait olduğunu söylediler.
Celili’nin İran siyasetindeki yakın vadeli beklentilerine gelince, son Cumhurbaşkanı Reisi’nin hükümetinde bir miktar desteğe sahip olduğu görülüyor.
- İstifa etmeden önce Reisi’nin (2021-23) ekonomi işlerinden sorumlu yardımcısı olarak görev yapan ve daha sonra cumhurbaşkanının danışmanı olan Muhsin Rızai, 31 Mayıs’ta birkaç üst düzey hükümet yetkilisinin Celili ile görüştüğünü belirtti.
- Rızai, Celili ile görüşen yetkililer arasında Cumhurbaşkanı Vekili Muhammed Muhbir, Yol ve Şehir Planlama Bakanı Mehrdad Bezrpaş, Kültür ve İslami Rehberlik Bakanı Muhammed Mehdi İsmaili, Tahran Belediye Başkanı ve Reisi’nin danışmanı Alireza Zakani ve Reisi’nin yardımcısı Emir Hüseyin Gazizade Haşimi’nin bulunduğunu söyledi.
- Ertesi gün İsmaili ve Zakani de cumhurbaşkanlığı adaylığı için başvuru yaptı. Reform yanlısı Entekhab internet sitesi 2 Haziran’da İsmaili’nin Celili’yi “korumak” için yarışa dahil olduğunu iddia etti ki bu, Zakani’nin 2021 seçimlerinde Reisi için oynamakla suçlandığı rolün aynısıydı.
Bu arada eski Meclis Başkanı Ali Laricani (2008-20) de 31 Mayıs’ta, X’te aday olacağını ima ettikten bir gün sonra, adaylık başvurusunda bulundu.
- Laricani, X’te yaptığı bir paylaşımda “yükselmek” ya da “irtifa kazanmak” olarak da çevrilebilecek ana kampanya sloganlarından birini açıkladı.
- Merhum cumhurbaşkanının destekçileri Laricani’yi, 19 Mayıs’ta helikopter kazasında hayatını kaybeden Reisi’ye saygısızlık etmekle suçladı.
- Şahin görüşlü Kayhan gazetesi 31 Mayıs’ta Laricani’nin Batılı ülkelerin “tuzağına” düşmeye eğilimli olduğunu, örneğin 2015 nükleer anlaşmasının onaylanmasını meclis başkanı olarak denetlediğini iddia etti.
- Kendini savunan Laricani 31 Mayıs’ta X’e yazdığı mesajda “çekişmelerin üstesinden gelmemiz gerektiğini” söyledi. Ayrıca Reisi’yi övdü ve merhum cumhurbaşkanının adını ve itibarını “kötüye kullananları” eleştirdi.
Siyasi kamplar arasındaki sözlü atışmaların yanı sıra Celili ve Laricani 31 Mayıs’ta X kanalında da kısa bir süre karşılıklı atıştılar.
- Celili, Laricani’nin adını açıkça anmadan eski meclis başkanının yolsuzlukla mücadele konusundaki sicilini sorguladı.
- Buna cevaben Laricani, ChatGPT adlı yapay zekâ programından, meclis başkanlığı sırasında yolsuzlukla mücadele için parlamentodan hangi yasaların geçtiğini listelemesini istediğini söyledi. Verdiği yanıtın ekran görüntülerini yayınlamaya devam etti.
Bağlam/analiz: Reisi 19 Mayıs’ta İran’ın kuzeybatısında meydana gelen bir helikopter kazasında Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan ile birlikte hayatını kaybetti. Olay, İran anayasası uyarınca 50 gün içinde erken seçime gidilmesini zorunlu kıldı.
Eski bir Devrim Muhafızları komutanı ve devlet yayın kuruluşunun şahin başkanı (1994-2004) olan Laricani yavaş yavaş siyasetin merkezine doğru kaymaya başladı. Ilımlı Hasan Ruhani’nin cumhurbaşkanlığı döneminde (2013-21) reform yanlısı hükümetin kilit müttefiklerinden biri haline geldi ve muhafazakâr kesimin tepkisini çekti.
- Laricani nüfuzlu bir ailenin üyesi. Kardeşi Sadık Amuli Laricani’nin başyargıç olarak görev yaptığı 2009-2019 yılları arasında aile, hükümetin üç kolundan ikisini kontrol etti.
- Eski meclis başkanı, İran ile altı büyük dünya gücü arasında 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmanın parlamento tarafından hızla onaylanmasını sağlamıştı. Laricani o zamandan bu yana anlaşmaya karşı çıkan şahinlerin sık sık hedefi haline geldi.
Dönemin ABD Başkanı Donald Trump’ın 2018’de nükleer anlaşmadan çekilmesi ve tüm yaptırımları yeniden uygulamaya koymasının ardından Ruhani yönetimi giderek zayıfladı.
- Muhafazakârlar nüfuzlarını artırırken, Laricani 2021 cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde Ruhani’nin olası halefi ve Reisi’nin en büyük rakibi olarak görülüyordu.
- Ancak, çoğu siyasi gözlemci için şok etkisi yaratan bir kararla Laricani 2021’de Muhafız Konseyi tarafından adaylıktan men edildi. Neredeyse tüm diğer reform yanlısı adayların da diskalifiye edilmesi, İran tarihinin en düşük katılımlı cumhurbaşkanlığı seçimi gerçekleşti.
- Reisi’nin ölümünün ardından siyasi alanda olası bir açılıma dair işaretlerin ortasında, Tahran’daki üst düzey bir siyasi kaynak geçen günlerde Amwaj.media’ya yaptığı açıklamada Laricani’nin adaylık konusunu görüşmek üzere Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney ile bir araya geldiğini söyledi.
Celili ise halen Hamaney’in Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’ndeki temsilcisi olarak görev yapıyor. Ayrıca, İran’ın baş diplomatının 19 Mayıs’taki ölümünün ardından, öğrencisi Ali Bakıri Kani dışişleri bakanlığına vekâleten atandı.
- 2013’ten beri İran Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi Üyesi üyesi olan Celili, 2007-13 yılları arasında Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri olarak görev yaptığı dönemde İran’ın en üst düzey nükleer müzakerecisiydi. Bu dönemde nükleer konuda hiçbir ilerleme kaydedilemedi.
- Celili, son yıllarda mevcut yönetime “yardım etmek” için bir “gölge hükümet” yönettiği konusunda ısrar ediyor.
Adayların cumhurbaşkanlığı adaylığı için kayıt yaptırmaları için belirlenen süre bugün sona eriyor.
- Üyeleri doğrudan ya da dolaylı olarak Hamaney tarafından atanan ve muhafazakarların ağırlıkta olduğu Muhafız Konseyi, adayları inceleyecek ve nihai listeyi 10 Haziran’da İçişleri Bakanlığı’na sunacak.
- İçişleri Bakanlığı ertesi gün kesinleşmiş listeyi yayınlayacak ve onaylanan adayların kampanya için 15 günleri olacak.
- Seçimler 28 Haziran’da yapılacak ve tek bir adayın en fazla oyu alamaması halinde ikinci tur seçimleri 5 Temmuz’da yapılacak.
Öngörü: Muhafız Konseyi 2020’den bu yana önemli ılımlı ve reform yanlısı siyasetçileri ulusal seçimlere katılmaktan men ederek seçime katılımın rekor düzeyde düşük olmasına katkıda bulundu.
- Önde gelen ılımlıların ve reformistlerin seçimlere katılmasına izin verilmesi, Hamaney’in seçmen katılımını artırmak ve İslam Cumhuriyeti’nin meşruiyeti üzerindeki soru işaretlerini gidermek için siyasi süreci açmaya karar verdiğini gösterecektir.
- Ancak dört yıldır tek taraflı yarışlara şahit olan pek çok İranlı, sandık yoluyla değişim beklentisi konusunda daha da hayal kırıklığına uğramış durumda. Bu nedenle, siyasi alanın açılmasının seçmen katılımında anlamlı bir artışa yol açması kesin değil.
- Aday başvurusu için son tarih yaklaşırken gözler görevdeki Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın dördüncü kez cumhurbaşkanlığına aday olup olmayacağına çevrilmiş durumda. Laricani ve Kalibaf’ı karşı karşıya getirecek bir yarış, özellikle de başka muhafazakârların da adaylıklarının kesinleşmesi halinde, hararetli bir ikinci tura kalabilir.
Ortadoğu
Reuters: Suriye hükümeti yetkilileri ile Hizbullah Türkiye’de gizli görüşmeler yaptı

Suriye hükümeti temsilcileri ile Lübnan Hizbullahı’nın, aralarındaki gerilimi azaltmak amacıyla Türkiye’de yüz yüze görüşmeler yaptığı iddia edildi. Suriye iddiaları reddetti.
Reuters’a konuşan ve görüşme hakkında bilgi sahibi altı kaynak, bunun uzun süredir karşı karşıya olan taraflar arasında bilinen ilk toplantı olduğunu söyledi.
İki Suriyeli yetkili, bir ABD’li yetkili ve Hizbullah’a yakın üst düzey bir Lübnanlı güvenlik kaynağının da aralarında bulunduğu altı kaynak, Suriye yetkilileri ile Hizbullah yetkililerinin geçen ay en az bir kez gizlice bir araya geldiğini belirtti.
Esad’ın 2024’ün sonlarında devrilmesinin ardından Suriye’nin yeni hükümeti ile Hizbullah arasındaki gerilim artmıştı. Şam yönetimi, grubu Suriye üzerinden İran’a silah transfer etmekle suçlarken, ABD de Suriye ordusuna Hizbullah’la savaşmak üzere Lübnan’a asker göndermesi için baskı yapıyor.
Altı kaynağa göre geçen ayki görüşmeye Hizbullah temsilcileri ile Suriye istihbaratı ve dışişleri bakanlığından yetkililer katıldı. Toplantı, gerilimi düşürme amacıyla Türk güvenlik ve istihbarat kurumlarının daveti üzerine gerçekleştirildi.
Kaynakların tamamı, daha önce kamuoyuna yansımayan hassas görüşmeyi anlatabilmek için isimlerinin açıklanmaması koşuluyla konuştu.
Suriye Dışişleri Bakanlığı, Türkiye Dışişleri ve Savunma bakanlıkları ile ABD Dışişleri Bakanlığı, Reuters’ın toplantıyla ilgili sorularına hemen yanıt vermedi. Hizbullah’ın medya ofisi ise yorum yapmayı reddetti.
Kaynaklara göre taraflar karşılıklı güvenlik kaygılarını görüştü
ABD’li yetkili, Suriyeli yetkililer ve Lübnanlı kaynak, görüşmenin iki taraf arasındaki gerilim başlıklarını çözmeye odaklandığını ve olumlu geçtiğini söyledi.
Suriyeli yetkililerden biri, iki tarafın birbirine karşı düşmanlık beslemediği konusunda mutabık kaldığını ve Suriye’nin Hizbullah’a, grubun silahsızlandırılması amacıyla Lübnan’a askeri müdahalede bulunmayacağı güvencesini verdiğini aktardı.
Buna karşılık Suriyeli yetkililer, Hizbullah’tan sınır ötesi kaçakçılık girişimlerinin durdurulmasına yardımcı olmasını ve özellikle Suriye’nin güneyinde kalan uyuyan hücrelerini dağıtmasını istedi.
Suriye, salı günü ülkenin güneyinde roket fırlatmaya hazırlanan bir Hizbullah hücresinin yakalandığını açıklamıştı. Hizbullah ise çarşamba günü olaya karıştığını reddederek, “Suriye topraklarında hiçbir şekilde varlığımız yok ve orada herhangi bir güvenlik ya da askeri faaliyete dahil değiliz,” açıklamasını yaptı.
Görüşme ve sonuçları hakkında doğrudan bilgi sahibi Lübnanlı kaynak iki tarafın “güvenlik meselelerinde büyük ilerleme kaydettiğini” belirtti.
Kaynak, Hizbullah’ın Lübnan içinde Suriye kaynaklı olası bir saldırıya ilişkin endişelerine atıfta bulunarak, “Hizbullah kendi cephesini güvence altına almak istiyor,” dedi.
Hem Suriyeli yetkili hem de Lübnanlı kaynak, nihai bir anlaşmaya varılmadığını ve herhangi bir açıklama yapılmasının planlanmadığını söyledi.
Lübnanlı kaynak, iki taraf arasında Türkiye aracılığıyla temasların yaklaşık iki ay önce başladığını da Reuters’a aktardı.
Suriye hükümeti enformasyon bakanlığına bağlı X hesabı böyle bir görüşme olduğu yönündeki iddiaları reddetti.
Toplantı için Türkiye bastırdı, İran yer almadı
Hem Hizbullah hem de Suriye hükümeti, daha önce birbirleriyle görüşmeye açık olduklarının sinyalini vermişti.
Temmuz ayında Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, Şam’ın Hizbullah’la görüşmeye açık olduğunu söylemişti. Bir ay sonra Hizbullah lideri Naim Kasım da televizyonda yaptığı konuşmada grubun Suriye yönetimiyle görüşmeye itirazı olmadığını belirtmişti.
Üç kaynak, Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara’nın önemli müttefiklerinden olan Türkiye’nin, bu çabalara doğrudan dahil olmak istediği için toplantının yapılması yönünde bastırdığını söyledi.
Ancak toplantılarda İran yer almadı.
Lübnanlı güvenlik kaynağına göre ise Hizbullah, İran’ın bilgisi dahilinde toplantıya katıldı. Ancak Tahran’ın, doğrudan görüşmelerde yer almamasından ve Şara’nın şimdilik İran’la doğrudan ilişki kurulması fikrini geri çevirmesinden rahatsız olduğu iddia edildi.
Kaynağa göre nihai anlaşmaya varılamamasının ve toplantıyla ilgili herhangi bir açıklama yapılmamasının temel nedeni de bu rahatsızlıktı.
İran’ın Cenevre’deki daimi temsilciliğinden konuya ilişkin hemen bir açıklama gelmedi.
Ortadoğu
FlyDubai uçağında kokpit krizi: İsrail saldırı ihtimalini inceliyor

Dubai’den Tel Aviv’e giden ve yaklaşık 150 İsrailli yolcuyu taşıyan FlyDubai uçağı, kokpitte çıkan kavga ve ani irtifa kaybının ardından Suudi Arabistan’a indi. Uçaktan kaçırma kodu iletilmesi üzerine İsrail Hava Kuvvetleri alarma geçerken, Tel Aviv yönetimi olayın saldırı girişimi olma ihtimalini incelemeye aldı.
Dubai’den Tel Aviv’e giden FlyDubai yolcu uçağında kokpitte çıkan arbede ve ani irtifa kaybı üzerine acil durum ilan edildi.
İsrailli makamlar, uçağın Suudi Arabistan’a zorunlu iniş yaptığı hadiseyi olası bir saldırı girişimi veya intihar teşebbüsü ihtimaliyle incelemeye aldı.
FlyDubai’ye ait FZ1073 sefer sayılı Boeing 737 MAX tipi uçak, 30 Eylül’de İsrail hava sahasına yaklaştığı sırada rotasını değiştirerek Suudi Arabistan’ın kuzeybatısında yer alan Tebük Havalimanı’na teker koydu.
Yaklaşık 150 İsrailli yolcunun yer aldığı uçuşta bir “hadise” yaşandığını doğrulayan havayolu şirketi, tüm yolcuların güvende olduğunu duyurdu.
Uçuş takip platformu Flightradar24 verilerine göre, seyir halindeki uçak kısa süre içinde yaklaşık 33-34 bin feet seviyesinden 14-16 bin feet irtifaya kadar sert bir düşüş yaşadı.
Uçaktan ilk olarak 7700 genel acil durum kodunun, hemen ardından ise kısa süreliğine “yasa dışı müdahale veya olası uçak kaçırma” anlamına gelen 7500 kodunun gönderildiği tespit edildi. Bu sinyal üzerine İsrail Hava Kuvvetleri teyakkuza geçti.
İsrail basınında yer alan iddialarda, Umman vatandaşı yardımcı pilotun uçuş sırasında kaptana saldırarak kumandayı ele geçirmeye çalıştığı öne sürüldü.
Ynet ve Reuters’a değerlendirmede bulunan İsrailli yetkililer, soruşturmanın sürdüğünü belirtmekle birlikte ilk tespitler ışığında olayın “terör saldırısı girişimi” ya da bir intihar eylemi olma ihtimali üzerinde durulduğunu aktardı.
Uçaktaki bazı yolcuların kokpite girerek saldırgan olduğu ileri sürülen personele müdahale ettiği ve bu kişiyi etkisiz kıldığı iddia edildi.
Sosyal medyaya yansıyan ve henüz bağımsız kaynaklarca doğrulanmayan paylaşımlarda, kabinde panik yaşandığı ve zeminde kan izlerinin yer aldığı öne sürüldü. Tebük Havalimanı yetkilileri ise uçağın kaptanı ile yardımcı pilotunun yaralı halde hastaneye kaldırıldığını açıkladı.
Gelişmenin ardından İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu güvenlik yetkilileriyle olağanüstü bir değerlendirme toplantısı yaptı. Başbakanlık Ofisi durumun kontrol altında olduğunu ve yolcuların tahliyesi için temasların sürdüğünü açıkladı.
Muhalefet lideri Yair Lapid’e de süreç hakkında bilgilendirme yapıldı.
Yaklaşan seçimler öncesinde dün hasım aktörlerin saldırı hazırlığında olabileceğini savunan Netanyahu’nun aksine, İsrail güvenlik kaynakları seçim sürecine dönük somut bir istihbarat olmadığını dile getirmişti.
Yaşanan hadise Tel Aviv’de siyasi tepkilere de yol açtı. İsrail Ulaştırma Bakanı Miri Regev, FlyDubai şirketinin İsrail uçuşlarının durdurulmasını talep etti.
The Times of Israel’ın aktardığına göre Regev, İsrail Sivil Havacılık Dairesinden Birleşik Arap Emirlikleri ile yapılan havacılık anlaşmasının şartlarını denetlemesini istedi.
Anlaşmanın, İsrail’e uçan personelin Tel Aviv ile diplomatik bağı olan ülke pasaportlarını taşımasını şart koştuğu ileri sürülüyor.
Suudi Arabistan ile İsrail arasında resmi diplomatik temas kurulmamış olsa da Riyad yönetimi, acil durumlarda hava sahasını İsrail bağlantılı seferlere açıyor.
Hadiseye ilişkin FlyDubai bünyesinde inceleme başlatılırken, Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman makamları henüz ayrıntılı bir açıklama yayımlamadı.
Ortadoğu
Suudi Arabistan, yapay zeka fabrikaları için 14 GW’lık kaynak ayırdı

Suudi Arabistan, entegre bir yapay zeka ekosistemi oluşturmak için bol enerji kaynaklarına ve genişleyen dijital altyapıya güveniyor.
Şark’ül Evsat’ın haberine göre Riyad, HUMAIN’in “AI fabrikaları” olarak adlandırdığı yapıları desteklemek üzere yaklaşık 14 gigawattlık elektrik kapasitesi ayırıyor.
Bu adım, enerji, çip ve veri merkezlerinin kullanılabilirliği üzerindeki kısıtlamaların artmasıyla birlikte, şirketlerin ve ülkelerin gelişmiş modelleri eğitmek ve işletmek için gereken hesaplama kapasitesini güvence altına almak üzere yarıştığı bir dönemde atılıyor.
HUMAIN CEO’su Tareq Amin, Krallığın böyle bir ekosistem kurmak için gerekli kaynaklara sahip olduğunu belirterek, şirketin yalnızca hesaplama kapasitesi ve altyapı sağlamaya değil, aynı zamanda yazılım ve sistemleri şirket içinde geliştirmeye de odaklandığını açıkladı.
Bu, enerji ve veri merkezlerinden modellere ve uygulamalara uzanan entegre bir zincir oluşturmasına olanak tanıyacak.
Riyad’da düzenlenen Servcorp’un ilk ekonomi forumunda konuşan Amin, enerji sektöründeki önceki deneyiminin, gelişmiş bilgi işlem kapasitesini güvence altına almada karşılaşılan zorlukların boyutunu erkenden kavramasına olanak tanıdığını söyledi.
Grafik işlem birimlerine erişimin bazı durumlarda birkaç ay sürebileceğini belirten Amin, bunun kendisini Suudi Arabistan içinde entegre bir yapay zeka ekosistemi kurmayı düşünmeye ittiğini ifade etti.
Batılı şirketlerle ortaklık büyüyor
Amin, HUMAIN’in kurulduğu günden bu yana enerji, bilgi işlem ve dijital altyapı dahil olmak üzere ekosistemin temel bileşenlerini sağlayarak “yapay zeka fabrikaları” kurmaya odaklandığını, bunun yanı sıra yazılım, modeller, uygulamalar ve danışmanlık hizmetleri geliştirdiğini ve girişimlere yatırım yaptığını açıkladı.
Enerji Bakanlığı ve çeşitli devlet kurumlarıyla yapılan işbirliğinin, proje için gerekli arazi ve altyapının tahsisini hızlandırmaya yardımcı olduğunu ekleyen Amin, şirketin üzerinde çalıştığı tesise yaklaşık 14 GW’lık güç kapasitesinin tahsis edildiğini belirtti.
Amin, altyapı geliştirme çalışmalarının, küresel şirketleri bu altyapıyı kullanmaya çekme çabalarıyla paralel olarak ilerlediğini kaydetti.
Şirket, Amazon dahil olmak üzere uluslararası şirketlerle anlaşmalar imzalarken, AMD ile ortak bir proje üzerindeki çalışmalar da devam ediyor.
Diğer şirketler de Riyad’da geliştirilmekte olan yapay zeka ekosisteminde faaliyet göstermek üzere çekiliyor.
Suudiler üretken yapay zekanın ötesine geçmek istiyor
Amin, yapay zekanın mevcut kullanım alanlarının, teknolojinin mevcut potansiyelinin hâlâ sadece sınırlı bir kısmını temsil ettiğini söyledi.
Küresel ilgi şu anda üretken yapay zekaya ve şirketler içindeki uygulamalarına odaklanmışken, fiziksel dünya, endüstri ve altyapıyla bağlantılı yapay zeka uygulamaları henüz erken bir aşamada kalıyor.
Bir sonraki aşama için daha fazla bilgi işlem kapasitesi, enerji ve veri merkezi altyapısı gerekeceğini açıklayan Amin, destekleyici altyapı geliştikçe yapay zeka kullanımının kapsamında önemli bir genişleme olacağını öngördü.
Amin, şirketin yaklaşık 15 ayda çeşitli sektörleri kapsayan bir operasyon ağı kurmayı başardığını ekleyerek, yapay zekayı tam olarak kullanmanın sadece yeni teknolojik araçlar eklemekle ilgili bir mesele olmadığını, bunun yerine kuruluşların çalışma şekillerinin yeniden tasarlanmasını gerektirdiğini vurguladı.
Şirket için yazılım geliştirme sürecine odaklanılacak
Amin, şirketin karşılaştığı en büyük zorlukların teknolojik olmaktan çok, kurumsal kültür ve çalışma yöntemlerindeki değişikliklerle ilgili olduğunu belirtti.
HUMAIN, hazır yazılım satın almamak ve bunun yerine sistemlerini şirket içinde geliştirmek yönünde stratejik bir karar aldı.
Bu yaklaşım, ajansal iş akışlarının, kayıt sistemlerinin ve günlük operasyonlarda kullanılan bir dizi uygulamanın oluşturulmasını içeriyor.
Amin, işin geleceğinin kademeli olarak, kullanıcıların yalnızca gerçekleştirilmesini istedikleri görevi belirtmeleri yeterliyken, akıllı modellerin gerekli adımları ve prosedürleri otomatik olarak yerine getirdiği modellere doğru kayacağını söyledi.
Bu değişikliklerin amacının çalışanları ortadan kaldırmak değil, aksine verimliliklerini artırmak ve işlerini daha verimli bir şekilde yapmalarını sağlamak olduğunu vurguladı.
Bazı çalışanların artık daha önce çok daha büyük ekipler gerektiren görevleri tek başlarına tamamlayabildiğini belirtti.
Bu deneyim, insan kaynakları ve diğer departmanlara da yayıldı; artık ekip üyeleri, tamamen BT departmanlarına güvenmek zorunda kalmadan iş akışlarını ve yapay zeka ajanlarını kendileri geliştirebiliyor.
Yapay zeka ve jeopolitik
Amin’in açıklamaları, Suudi Arabistan, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Türkiye’nin ekonomilerini yeniden şekillendiren değişimleri tartışmak üzere yaklaşık 150 iş dünyası lideri, yatırımcı ve politika yapıcıyı bir araya getiren Servcorp’un ilk ekonomi forumu sırasında yapıldı.
Forumu açan Suudi Arabistan’daki EMIR Başkanı Walid Abukhaled, küresel ekonominin jeopolitik gerilimler ve hızlanan teknolojik değişim gibi birbiriyle iç içe geçmiş zorluklarla karşı karşıya olduğunu belirterek, Suudi Arabistan’ın küresel enerji sektöründeki kilit konumu nedeniyle öneminin giderek arttığını vurguladı.
Abukhaled, otomasyon ve modern teknolojilerin imalat, danışmanlık ve programlama alanlarına yayılmasıyla yapay zekanın işgücü piyasasını yeniden şekillendiren önemli bir faktör haline geldiğini ve bunun gelecekte ihtiyaç duyulacak becerilerle ilgili yeni zorluklar yarattığını da sözlerine ekledi.
Servcorp’un Orta Doğu, Avrupa ve Amerika kıtalarından sorumlu CEO’su David Godchaux ise Suudi Arabistan’ın son yıllarda büyük bir dönüşüm geçirdiğini ve gelişmekte olan bir pazardan, küresel etkisi giderek artan büyük bir ekonomiye dönüştüğünü belirtti.
Bilgi bolluğunun karar verme sürecini kolaylaştırmadığını, aksine muazzam veri akışının yarattığı gürültüden değerli bilgileri ayırt etme ihtiyacını artırdığını açıkladı.
Forumun amaçlarından birinin, iş dünyası liderlerine ve yatırımcılara ekonomik eğilimleri daha net bir şekilde yorumlamalarına ve daha isabetli kararlar almalarına yardımcı olacak bir platform sunmak olduğunu belirtti.
Diplomasi2 hafta önceKanada, Birleşik Krallık liderliğindeki askeri koalisyona katılmak istiyor
Asya2 hafta önceÇin yapay zekâ, çipler ve akıllı fabrikalara büyük yatırım yapıyor
Asya2 hafta önceHindistan ve Vietnam, ‘Çin artı bir’ rekabetini ticari kazanıma dönüştürmeyi hedefliyor
Asya2 hafta önceFed’in faiz artışının ardından Çin parasal gevşemeye devam edecek mi?
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceABD, Yemen ile görüştü iddiası












