Ortadoğu
İsrail destekli çete lideri Gazze planını anlattı: Hamas’sız yeni bir yönetim

İsrail’in Gazze’de desteklediği bir milis grubunun lideri, Hamas’ı devirmek için çalıştıklarını ve “Yeni Gazze” adında bir proje yürüttüklerini açıkladı. Sky News’e konuşan Hüsam el-Astal, İsrail’in yanı sıra çeşitli Arap ve Batılı ülkelerden de destek aldıklarını söyledi.
İsrail’in Gazze’de Hamas’a karşı silahlandırdığı çetelerden birinin lideri olan Hüsam el-Astal, Sky News‘e konuştu.
El-Astal, liderliğini yaptığı grubun Hamas’ı iktidardan uzaklaştırmaya yönelik ortak bir projenin parçası olduğunu ve çeşitli Arap ile Batılı ülkelerden destek aldıklarını belirtti.
Sky News, İsrail’in Hamas karşıtı dört milis örgütünü desteklediğini ve bu örgütlerin kendilerini Hamas’ı iktidardan indirmeye dönük ortak bir projenin parçası olarak gördüklerini ilk kez doğruladığını duyurdu.
Habere göre, silahlı tüm çeteler, ateşkesle belirlenen ve İsrail ordusunun konuşlanma sınırı olan “sarı hat”ın gerisindeki İsrail kontrolündeki bölgelerde faaliyet gösteriyor.
‘Yeni Gazze’ projesi
Gazze’nin güneyindeki üssünden açıklama yapan milis lideri Hüsam el-Astal, “Ben, Yasir Ebu Şebab, Rami Halles ve Eşref el-Mansi’nin ortak bir projemiz var” dedi.
El-Astal, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hepimiz ‘Yeni Gazze’den yanayız. Yakında Gazze Şeridi’nin tamamında kontrolü sağlayıp tek çatı altında toplanacağız.”
İsrail karakoluna 700 metre mesafede
Sky News, kendisiyle paylaşılan görüntülerden yola çıkarak Hüsam el-Astal’ın liderlik ettiği çetenin karargâhının yerini tespit ettiğini bildirdi.
Buna göre karargâh, sarı hattı takip eden askeri yol üzerinde ve en yakın İsrail karakoluna 700 metreden daha az bir mesafede bulunuyor.
El-Astal, “Şu an konuşurken tank sesleri duyuyorum; muhtemelen devriyedeler. Ama endişeli değilim” diye konuştu ve ekledi: “Bize ateş açmıyorlar, biz de onlara… Koordinatör üzerinden buranın ateş altına alınmayacağı bir ‘yeşil bölge’ olmasında mutabık kaldık.”
Hamas tarafından idama mahkûm edildi
El-Astal, bir zamanlar Gazze’nin ikinci büyük kenti Han Yunus’un ağaçlıklı bir banliyösü olan bu alanda büyüdüğünü söyledi.
Ancak Batı Şeria merkezli Filistin Yönetimi çizgisindeki militan gruplarla bağlantısı nedeniyle Hamas tarafından arandığı için 2010’da kaçmak zorunda kaldığını anlattı.
Sonraki 11 yılı Mısır ve Malezya’da, Filistin Yönetimi’nin güvenlik servislerinde çalışarak geçirdiğini belirtti.
Gazze’ye dönüşünden iki ay sonra, 2018’de Malezya’da bir Hamas mensubuna yönelik suikasta karışmakla suçlandı ve idama mahkûm edildi.
El-Astal, hapisten kaçışını, “Savaş başlayınca bizi içeride kilitli bırakıp İsraillilerin hapishaneyi bombalamasını beklediler. İki ay sonra kapıları kırıp kaçtık” sözleriyle aktardı.
Silahlar karaborsadan, mühimmat İsrail’den
Milisler, silahlarının çoğunun Kalaşnikof tüfekleri olduğunu ve bunları karaborsadan eski Hamas savaşçılarından aldıklarını iddia ediyor.
Haberde, mermi ve araçların ise Kerem Ebu Salim sınır kapısından, İsrail ordusuyla koordinasyon kurulduktan sonra içeri sokulduğu belirtiliyor.
Bu kapıyı bir diğer milis lideri Yasir Ebu Şebab’ın da kullandığı biliniyor.
Sky News, daha önce Ebu Şebab milisinin, İsrail ordusunun ve Filistinli bir araç satıcısının yardımıyla Gazze’ye araç kaçırdığını ortaya çıkarmıştı.
El-Astal, aynı satıcıyı kullandığını ve araçlarından birinin üzerinde kısmen kazınmış İbranice yazılar bulunduğunu ifade etti.
Öte yandan El-Astal, kampta yaşayan siviller için haftalık temel ihtiyaç sevkiyatı aldıklarını, “Yaklaşık 30 aileye temel sağlık ve eğitim desteği sağlıyoruz” diyerek anlattı.
El-Astal, “Çocuklar elma, muz, yiyecek-içecek, cips bulabiliyor. Diğer bölgelerdeki çadırlarda 5, 10, hatta 15 yaşındaki çocuklar çoğu zaman mercimek ve makarnadan fazlasını bulamıyor” diye konuştu.
Haftalık sevkiyatlara ilişkin görüntülerde, milis üssünde bir kargo kamyonu görülüyor. Haberde, 14 Ekim tarihli uydu görüntülerinde kampta benzer bir kamyonun tespit edildiği bilgisi de yer aldı.
Koordinasyonda Filistin Yönetimi kilit rol oynuyor
Sky News, Gazze’nin kuzeyinde faaliyet gösteren diğer iki çetenin de İsrail’den yardım aldığını doğruladı.
Kuzeyde faaliyet gösteren ve Rami Halles liderliğindeki çeteden bir milis, İsrail ile koordinasyonun dolaylı olarak COGAT’a bağlı Bölge Koordinasyon Ofisi (DCO) üzerinden yürütüldüğünü belirtti.
İsrail Savunma Bakanlığına bağlı olan bu birimde Filistin Yönetimi’nden yetkililer de görev yapıyor.
Sky News, bu bilginin Kerem Ebu Salim’de görevli bir İsrail askeri ve Ebu Şebab milisinden kıdemli bir komutanın söyledikleriyle örtüştüğünü bildirdi.
Buna göre koordinasyon askeri kanalla dolaylı olarak yürütülüyor ve Filistin Yönetimi bu süreçte kilit bir rol oynuyor.
El-Astal, “Grubumda bugün hâlâ Filistin Yönetimi çalışanı olan isimler var” dedi.
Ramallah Yönetimi ise Sky News‘ün sorularına yanıt vermeyerek bu çetelerle ilişkisi olduğunu reddetmişti.
El-Astal, bu durumu, “Filistin Yönetimi bizimle doğrudan ilişkiyi kabul edemez; zaten yeterince sorunu var. Milislerle ya da ‘işgal güçleriyle’ bağı olduğu ortaya çıksa bunun nasıl görüneceğini tahmin edebilirsiniz” sözleriyle açıkladı.
Askeri operasyonlar da koordine ediliyor mu?
El-Astal, ikmal için İsrail’le çalıştığını kabul etse de İsrail ordusu ile hiçbir askeri operasyonu koordine etmediğini öne sürdü.
Bununla birlikte, İsrail uçaklarının Ebu Şebab milisinin karıştığı iki çatışmaya müdahale ettiği daha önce ortaya çıkmıştı. Ebu Şebab’a bunun koordinasyon sonucu olup olmadığı soruldu ancak yanıt alınamadı.
Hamas, 3 Ekim’de iki grup arasındaki bir çatışmaya İsrail’in müdahalesi sırasında savaşçılarının ölmesi üzerine El-Astal’ın grubunu doğrudan askeri koordinasyonla suçladı.
İsrail ordusunun yayımladığı görüntüler de o gün yapılan saldırıları doğruluyor.
El-Astal ise iddiaları, “İsrail hava saldırılarını ben kontrol etmiyorum. İsrailliler silahlı Hamas unsurlarını gördü ve vurdu” diyerek reddetti.
BAE’den dış destek
Birçok kaynak, Sky News‘e milislerin dış güçlerden de destek aldığını söyledi.
Ebu Şebab çetesinin ikinci ismi Gassan ed-Duhine, iki kez Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) plakalı bir aracın yanında fotoğraflandı.
Ayrıca, “Terörle Mücadele Gücü” ismini kullanan çetenin logosunun, Yemen’de BAE destekli aynı isimli milis grubun logosuyla neredeyse aynı olduğu tespit edildi.
El-Astal’a BAE desteği sorulduğunda ise “İnşallah zamanla her şey netleşecek” diyerek gülümsedi ve “Evet, projemizi destekleyen Arap ülkeleri var” dedi.
Kushner da ‘Yeni Gazze’ dedi
El-Astal, bu projenin adını da verdi: “Elinizle göreceksiniz; yakında Gazze’nin yeni yönetimi olacağız. Projemiz ‘Yeni Gazze’. Savaş yok, herkesle barış; Hamas yok, terör yok.”
Sky News‘ün El-Astal’la görüşmesinden iki gün sonra, eski ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı ve kıdemli danışmanı Jared Kushner da “Yeni Gazze” ifadesini kullandı.
Kushner, Gazze’nin sarı hat boyunca belirsiz bir süreliğine bölünebileceğini öne sürdü ve “Hamas’ın kontrol ettiği alanlara yeniden inşa fonu gitmeyecek” dedi.
Kushner, sözlerini şöyle tamamladı: “İsrail ordusunun kontrol ettiği ve güvenliği sağlanabildiği bölgede ‘Yeni Gazze’ inşasına başlamak için değerlendirmeler yapılıyor; böylece Gazzelilere gidecekleri ve iş bulacakları bir yer sağlanabilir.”
Ortadoğu
BAE, veri merkezi planlarını revize ediyor

Birleşik Arap Emirlikleri, ABD dışında gerçekleştirilecek en büyük projelerden biri olan 5 gigawatt’lık yapay zeka veri merkezi projesinin planlarını sessizce revize ediyor.
BAE, İran savaşı sonrasında kritik altyapının nasıl ve nerede inşa edilmesi gerektiğine dair yeniden değerlendirme sürecine girdi.
Konuya yakın altı kaynağın Reuters’a verdiği bilgiye göre, başlangıçta Abu Dabi’de 26 kilometre kare büyüklüğünde bir kampüs olarak tasarlanan projenin, artık BAE genelinde yayılmış bir veri merkezi ağından oluşması muhtemel.
Kaynaklara göre, proje bu bakımdan yeniden şekillenecek.
Yetkililer, hava savunma sistemleri ve bazı tesislerin yer altına inşa edilmesi dahil olmak üzere, tesisleri insansız hava araçları ve füze saldırılarından daha iyi korumanın yollarını da değerlendirdiklerini belirttiler.
Amerikalı teknoloji şirketleriyle ortaklaşa inşa edilen BAE-ABD Yapay Zeka Kampüsü’ne ilişkin planlar, geçen yıl Başkan Donald Trump’ın zengin Körfez ülkesine yaptığı ziyaret sırasında duyurulmuştu.
Proje, ekonomisini petrolden uzaklaştırmaya çalışan BAE’nin küresel bir yapay zeka gücü olma hedeflerinin merkezinde yer alıyor.
Proje, BAE ulusal güvenlik danışmanı ve cumhurbaşkanının kardeşi Şeyh Tahnun bin Zayed el Nahyan’ın kontrolündeki yapay zeka şirketi G42 tarafından yürütülüyor.
Nvidia yapay zeka çiplerine ve diğer gelişmiş ABD teknolojilerine erişim karşılığında BAE, Çin ile yapay zeka alanındaki bağlarını kesmeyi ve Stargate girişiminin ABD’deki veri merkezlerine yatırım yapmayı kabul etmişti.
Stargate, OpenAI, Oracle ve SoftBank arasında yapay zeka altyapısı kurmak amacıyla kurulan bir ortak girişim.
Reuters, BAE yetkililerinin yeni bir ana planı sonuçlandırmaya ne kadar yaklaştığını veya önerilen değişikliklerin inşaat maliyetlerini ve zaman çizelgelerini ne ölçüde etkileyebileceğini belirleyemedi.
Stargate UAE olarak bilinen, 30 milyar dolarlık ve 1 gigawatt kapasiteli bir hesaplama kümesinden oluşan projenin ilk aşamasının inşaatı geçen yıl başladı.
İlk 200 megawattlık kapasitenin bu yıl devreye girmesi planlanıyor.
Projede G42 ile ortaklık yapan Oracle’ın Yönetim Kurulu Başkanı ve Teknoloji Direktörü Larry Ellison’a göre, proje tamamlandığında BAE’deki tüm devlet kurumlarını ve ticari kuruluşları dünyanın en gelişmiş yapay zeka modellerine bağlayacak yeterli kapasiteye sahip olacak.
Projede olası revizyonlara ilişkin Reuters’ın sorularına yanıt veren G42, yapay zeka kampüsü çalışmalarının planlandığı gibi ilerlediğini belirtti.
Şirket, ayrıntılara girmeden, “Projenin ayrıntıları, bu ölçekteki kritik altyapılardan beklenen güvenlik, dayanıklılık ve operasyonel standartlar doğrultusunda sürekli olarak gözden geçiriliyor,” dedi.
OpenAI, yapay zeka vizyonunu gerçekleştirmek için BAE ile birlikte çalıştığını ve “bunu hayata geçirmek için gerekli altyapı ve benimseme öncelikleri konusunda iyi ilerleme kaydettiğini” belirtti.
Kaynaklar Reuters’a, Tahran’ın İran’a yönelik ABD ve İsrail hava saldırılarına misilleme olarak, Amerikan kuvvetlerini barındıran Körfez komşularına füze ve insansız hava araçları fırlatmaya başlamasının hemen ardından Birleşik Arap Emirlikleri yetkililerinin yapay zeka altyapı planlarını gözden geçirmeye başladığını bildirdi.
Mart ayında gerçekleşen saldırılarda Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki iki Amazon Web Services (AWS) veri merkezi ile Bahreyn’deki bir veri merkezi hasar gördü.
Şirketin web sitesindeki son güncellemelere göre, bölgedeki bulut bilişim hizmetleri hâlâ kesintiye uğramış durumda.
Nisan ayında İran silahlı kuvvetleri, Stargate UAE’nin de potansiyel bir hedef olduğu yönünde bir uyarı videosu yayınladı.
Videoda, kompleksin inşa edildiği yeri gösterdiği iddia edilen bir harita yer alıyordu ve altında “Hiçbir şey gözümüzden kaçmaz” yazıyordu.
Konuya aşina iki kaynak, daha önce kamuoyuna açıklanmamış olan Al Dhafra Hava Üssü yakınlarındaki bir şantiyenin konumunu doğruladı.
Abu Dabi’nin dış mahallelerinde bulunan üs, ABD askerlerine ev sahipliği yapıyor ve Şubat ayında başlayan savaş sırasında hedef alınmıştı.
Başkan Joe Biden döneminde ABD Dışişleri Bakanlığı Arap Yarımadası İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı olarak görev yapan Daniel Benaim, uzun süredir kendilerini güvenli liman olarak pazarlayan Körfez ülkeleri için bu çatışmanın bir “iktisadi deprem” olduğunu söyledi.
Washington merkezli bir düşünce kuruluşu olan Orta Doğu Enstitüsü’nde araştırmacı olan Benaim, “Kritik altyapıyı güçlendirmek için değişiklikler hayati önem taşıyor. Bölgedeki her ülke, riski azaltmak ve uluslararası ortakları ile yatırımcıları güvence altına almak için neler yapabileceğini değerlendirecek,” dedi.
Sektörden bir yönetici ve konuyla ilgili bilgilendirilen bir başka kişiye göre, BAE’deki yapay zeka kampüsünün inşaatının ilk aşamasının, tesisi hava saldırılarından korumak için bazı değişiklikler yapılsa da planlandığı gibi devam etmesi bekleniyor.
Projenin geri kalan kısmının muhtemelen birden fazla lokasyona yayılacağını belirttiler.
İki kaynağa göre, yetkililer yeraltında inşaat yapmanın yanı sıra, ordunun kullandığı veriler gibi en hassas verileri barındıran tesisleri dağların içine yerleştirmeyi de değerlendiriyor.
ABD, Çin ve Avrupa’da veri merkezleri, kullanılmayan madenlerin, Soğuk Savaş döneminden kalma sığınakların veya mağaraların içine inşa ediliyor.
BAE, çoğunlukla düz, çöl arazisinden oluşuyor. Fakat Res’ül Hayme ve Fuceyre emirliklerinin kuzey ve kuzeydoğu bölgelerinde uzanan dağ sıraları bulunuyor.
Üç kaynağın belirttiğine göre, yeniden tasarım sürecine hava savunma sistemleri dahil ediliyor.
Bunlara insansız hava aracı ve füze önleyiciler ile elektronik sinyal bozma ekipmanları da dahil.
Bir başka kaynak ise, diğer olası önlemler arasında patlamaya dayanıklı beton kullanımı ile yedek güç ve soğutma sistemlerinin eklenmesinin yer aldığını belirtti.
Ortadoğu
İran depoladığı parçalarla balistik füze montajını canlandırıyor

İran, İsrail ve ABD’nin aksi yöndeki açıklamalarına karşın yer altı tesislerinde depoladığı parçalarla balistik füze üretimine yeniden geçti. Wall Street Journal gazetesinin eriştiğini iddia ettiği istihbarat raporları, nisan ayındaki ateşkes sürecinde tünel girişleri açılan Hocir gibi merkezlerde hareketliliğin sürdüğünü belgeliyor.
İran, İsrail ve ABD makamlarının bu kapasitenin tamamen ortadan kaldırıldığı yönündeki açıklamalarına karşın yer altı tesislerinde balistik füze üretimine yeniden başladı.
The Wall Street Journal gazetesinin ABD’li ve Ortadoğulu yetkililere dayandırdığı haberine göre Tahran yönetimi, üretim sürecinde önceden depoladığı parçalardan yararlanıyor.
Yetkililer, savaşın başlangıcında füze sahalarına ve sanayi tesislerine düzenlenen saldırılara rağmen İran’ın hem katı hem de sıvı yakıtlı füzelerin montajına devam ettiğini aktarıyor.
İstihbarat verileri, ülkenin güneydoğusundaki Hocir kompleksi de dahil çok sayıda yer altı merkezinde hareketlilik olduğunu ve yeni hava saldırılarından korunmak amacıyla ilave yer altı montaj noktaları oluşturulmaya çalışıldığını gösteriyor.
ABD ve İsrail operasyonlarının bazı tesisleri tahrip etmesi ve deniz ablukasının katı yakıt bileşenleri ile parça ithalatını zorlaştırması nedeniyle, mevcut montaj işlemleri savaş öncesine kıyasla daha düşük hacimlerle sürdürülüyor.
ABD merkezli Füze Savunma İttifakı kıdemli analisti Tal Inbar, sürece ilişkin değerlendirmesinde tesislerin hedef alınmadığı anlarda hasarlı altyapının onarılabileceğini, diğer ülkelerden parça temin edilerek buralarda saklanabileceğini vurguladı.
Inbar, İran’ın füze üretim kapasitesini yeniden inşa etmediğini düşünmenin saflık olacağını kaydetti.
Tesislerin imha edildiğini ve Tahran’ın ciddi biçimde güç kaybettiğini savunan yetkili, İran’ın şu anda hiç olmadığı kadar zayıf bir durumda kaldığını, ABD Başkanı Donald Trump’ın bu ülkenin nükleer silaha ulaşmasına asla müsaade etmeyeceğini söyledi.
Pentagon Sözcüsü Sean Parnell, ABD’nin İran’a ait insansız hava aracı, balistik füze ve donanma sanayi altyapısının yüzde 90’a varan kısmını yok ettiğini, Tahran’ın füze ve İHA fırlatma kabiliyetini büyük ölçüde zayıflattığını dile getirdi.
Bir diğer ABD hükümet yetkilisi, Tahran yönetiminin haziran ortasında Hürmüz Boğazı’nın açılması ve savaşın sonlandırılmasına dair Trump yönetimiyle yürüttüğü ön müzakerelerin ardından üretimi düşük ölçekte de olsa yeniden canlandırmış olabileceğine işaret etti. Yetkili, mevcut stoklarla en az iki yüz füzenin monte edilebilecek durumda olduğunu belirtti.
CNN televizyonunun mayıs sonundaki haberinde, ABD ve İsrail’in maliyetli mühimmatlarla vurduğu yer altı füze sığınaklarının Tahran yönetimi tarafından buldozer ve damperli kamyonlar kullanılarak yeniden açılmaya çalışıldığı aktarılmıştı.
Nisan ayındaki ateşkes kararının ardından kazı faaliyetleri hız kazandı; 18 farklı noktada isabet alan 69 tünel girişinden 50’si yeniden ulaşıma hazır hale getirildi.
Uzmanlar, sadece tünel girişlerini bombalayarak füze gücünü yok etmenin imkansız olduğunu, bunun bombardımanların sınırını ortaya koyduğunu vurguladı.
ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth nisan ayında İran’ın füze programını fiilen bitirdiklerini iddia etmişti. Ancak NBC News’ün haberinde, Tahran’ın ateşkes sürecini askeri gücünü toparlamak amacıyla değerlendirdiğine dikkat çekilmişti.
Ortadoğu
Pakistan: Husilere yönelik misillemeyi henüz görüşmedik

Pakistan, Yemen direnişinin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarına yanıt olarak Mekke Anlaşması kapsamında İslamabad’dan gelecek bir askeri tepki konusunda herhangi bir görüşme yapılmadığını belirtti.
Öte yandan Pakistan Dışişleri, “zamanı geldiğinde” Pakistan’ın harekete geçeceğini de ekledi.
Pakistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Saccad Haydar Han, haftalık basın toplantısında, İslamabad’ın Türkiye ve Suudi Arabistan ile imzalanan ortak savunma anlaşması kapsamındaki yükümlülüklerini nasıl yerine getirmeyi planladığına dair bir soruya yanıtladı.
Han, “Şu anda bu konuda herhangi bir görüşme yok… Zamanı geldiğinde anlaşma kapsamında harekete geçeceğiz,” dedi.
Geçen ay imzalanan ortak savunma anlaşması, üç ülkeden herhangi birine yönelik silahlı bir saldırının, üçüne de yönelik bir saldırı olarak kabul edileceğini öngörüyor.
Bu soru, Yemen’deki Husilerin (Ensarullah) bu hafta Suudi şehirlerine ve enerji altyapısına saldırması üzerine gündeme geldi.
Reuters, İslamabad’ın Tahran’ı, “Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını yoğunlaştıran Yemenli Husi müttefiklerini dizginlemesi konusunda uyardığını” bildirdi.
Yine Reuters‘ta yer alan habere göre, Suudi yetkililer ile Pakistan ve Türk ordularından üst düzey temsilciler, Husi saldırılarına verilecek yanıtı koordine etmek üzere Riyad’da bir araya geldi.
Taraflar, birliklerinin Yemen’e girmemesi ve verilecek herhangi bir yanıtın Suudi Arabistan topraklarından başlatılması konusunda anlaştı.
ABD ile İran arasındaki çatışmada arabuluculuk da yapan Pakistan, bu saldırıları kınadı fakat savunma anlaşmasının hükümleri uyarınca nasıl tepki verebileceğine dair ayrıntı vermedi.
Han ayrıca, Washington’un küresel enerji arzını da aksatan bölgesel kargaşayı kontrol altına almakta zorlanırken, Mekke İttifakı’nı genişletmeye yönelik herhangi bir planın bulunmadığını belirtti.
Bu arada Ensarullah, Yemen’in güney batısında, Bab el-Mendeb boğazına yakın sahil kenti Muha’yı ele geçirdi.
Avrupa5 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa4 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Dünya Basını2 hafta önce“Yapay zeka devasa bir aldatmaca”
Avrupa5 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya4 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek












