Bizi Takip Edin

Asya

Japonya’da Siyasi Deprem: LDP’de Liderlik Yarışı Başladı

Yayınlanma

Temsilciler Meclisi seçimlerinin ardından Meclis Üyeleri seçimlerinde büyük yenilgiler alan Başbakan Şigeru Ishiba, Liberal Demokrat Parti (LDP) içinden gelen yoğun istifa baskısına daha fazla direnemeyerek 7 Eylül pazar günü istifa ettiğini açıkladı.

Hem Temsilciler Meclisi’nde hem de Danışmanlar Meclisi’nde çoğunluğu kaybeden LDP-Komeito hükümeti, bu yenilginin ardından sorumluluğun kimde olduğu tartışmalarını sonlandırarak yeni bir siyasi sistem inşa etmeye yönelecek. Ancak iktidarda kalmalarını sağlayacak bir sistem kurmak, her zamankinden çok daha zor görünüyor. LDP içinde durum giderek karmaşık bir hâl alırken, bazı kesimler partinin geleceğini Sanae Takaichi veya Shinjiro Koizumi gibi popüler isimlere değil, daha az tanınan politikacılara emanet etmesi gerektiğini savunuyor.

Ishiba–Koizumi Buluşması

Siyasi kulislerde beklenen son, yine oldukça dramatik oldu. Deneyimli Japon gazetecilerden bazıları, Başbakan Ishiba’nın 8’inde yapılması planlanan özel başkanlık seçimi öncesinde istifa edeceğini öngörüyordu. LDP’li 120’den fazla milletvekilinin acil seçim çağrısı yapması ve il meclislerinin yarısına yakınının bu yönde tavır alması, istifanın kaçınılmaz olduğunu gösteriyordu.

6 Eylül akşam saatlerinde Başbakanlık Resmi Konutu’nda gerçekleşen Ishiba–Koizumi görüşmesi sürecin seyrini belirledi. Ishiba, önce Başkan Yardımcısı Yoshihide Suga ile, ardından Tarım, Ormancılık ve Balıkçılık Bakanı Shinjiro Koizumi ile iki saatlik görüşmeler yaptı. Kaynaklara göre Koizumi, halkın çoğunluğunun başkanlık seçimi istediğini belirterek, “Çatışma devam ederse LDP kesinlikle bölünür. Parti birliğini korumak için istifa etmeniz gerekiyor” sözleriyle Ishiba’yı ikna etmeye çalıştı.

Dört Yıl Önce Olduğu Gibi “İstifa Dramına Karışan Aynı Yüzler”

Bu gelişmeler, dört yıl öncesine dair bir déjà vu etkisi yaratıyor. 31 Ağustos 2021’de Koizumi, dönemin Başbakanı Yoshihide Suga’yı benzer bir kriz sırasında ikna ederek seçim stratejisini değiştirmeye zorlamıştı. O dönemde Suga, başkanlık seçimlerinde kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyaydı ve durumu çözmek için Ulusal Diyet İşleri Komitesi Başkanı Hiroyuki Moriyama (şimdiki Genel Sekreter), onu Diyet’i feshetmeye çağırdı. Belki de Koizumi’nin ikna çabaları etkili oldu ve Suga yeniden seçilme teklifinden vazgeçip istifasını açıkladı.
Açıklamanın ardından Suga ile görüşen Koizumi, gözyaşları içinde gazetecilere:
“Çok minnettarım.” demişti.

Bu arada Koizumi, o dönemde LDP başkanlık seçimlerine katılmamış, bunun yerine Ishiba ile birlikte Taro Kono’yu desteklemişti. Ishiba da aday olmama kararı almış ve bu nedenle ikiliye “Koishi-Kawa İttifakı” adı verilmişti. Kono daha sonra koalisyondan uzaklaştı, ancak “Koishi” ittifakı hâlâ canlı ve güçlü durumda. Bu istifa duyurusunu çevreleyen dramaya bakıldığında, aynı aktörlerin Ishiba, Koizumi, Suga ve Moriyama’nın rol aldığı ve şimdiye kadarki senaryonun dört yıl öncekiyle neredeyse aynı olduğu görülüyor.

O Ancak bu kez kritik soru şu: Koizumi, yardımcı rolden başrole yükselecek mi?

Taro Aso’nun Gücü ve Hesaplaşması

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sonucunu belirleyecek bir diğer önemli etken ise, Ishiba’yı deviren kampın merkezi isimlerinden olan eski Başbakan Taro Aso’nun (partinin baş danışmanı) siyasi işlerde liderlik yapıp yapamayacağı olacak.

Aso’nun Ishiba’ya karşı derin bir nefreti var. LDP’nin 2007’de Meclis Üyeleri seçimlerinde ezici bir yenilgiye uğraması üzerine Ishiba, görevde kalmaya çalışan dönemin Başbakanı Shinzo Abe’yi sert bir şekilde eleştirmiş ve istifaya çağırmıştı.

Abe’nin müttefiki olan Aso ise öfkelenerek, LDP’den bir zamanlar ayrılmış birinin böyle bir şey söylemeye hakkı olmadığını söylemişti. Dahası, 2009’da Aso, Lehman Şoku’nun ardından azalan onay oranlarıyla boğuşurken, Aso kabinesinde hâlâ kabine üyesi olmasına rağmen, onu alenen istifaya çağıran da Ishiba olmuştu.

Geçen yılki LDP başkanlık seçimlerinde, Ishiba’ya duyduğu nefret nedeniyle ikinci tur oylamasının son dakikasında Takaichi’yi desteklemişti. Meclis Üyeleri seçimlerinin ardından Ishiba’yı görevden alma çabaları ortaya çıktığında bile, yasadışı fonlara bulaşan eski Abe fraksiyonu üyelerinden bile daha kararlıydı.

Bazı genç LDP üyeleri, Aso’nun Başbakan Ishiba’yı devirmek için parti içinde kalan tek grubu harekete geçirme girişimi karşısında şok oldular. Bazıları bunun yaşlı bir adamın tek fikirliliğinin bir işareti veya bir yanılsama olduğunu söylüyor.

Aso’nun bundan sonra LDP içindeki nüfuzunu sürdürüp sürdüremeyeceği belirsiz.

Sanae Takaichi’nin Yükselişi ve Belirsizliği

Geçen yılki LDP başkanlık seçiminde Shinzo Abe’nin desteğini alarak öne çıkan Sanae Takaichi, ikinci turda Ishiba’ya çok az farkla kaybetmişti. Şimdi, Ishiba’nın istifasıyla birlikte Takaichi yeniden güçlü bir aday konumuna geldi. Ancak parti içinde, özellikle onu destekleyen milletvekillerinin yarısının gizli fon skandalları nedeniyle siyasetten çekilmesi, Takaichi’nin tabanını zayıflatıyor.

Ayrıca Halk Partisi ve Japon Muhafazakâr Partisi’nin yükselişi, Takaichi’nin sert sağcı destekçilerinin bir kısmını bu yeni güçlere yönlendiriyor. Kamuoyu yoklamalarında hâlâ üst sıralarda olsa da, bazı anketlerde Koizumi ve hatta Ishiba’nın gerisinde kalması dikkat çekiyor.

Ishiba Sonrası Olası Adaylar

LDP’nin Meclis’te çoğunluğu kaybetmesi, yeni başkanın önceliğini muhalefet partileriyle müzakere edebilecek pragmatik bir profil olmasını zorunlu kılıyor. Öne çıkan adaylar arasında:

  • Yoshimasa Hayashi – Baş Kabine Sekreteri, deneyimli bir ılımlı muhafazakâr. Muhalefetle iyi ilişkileri var. Parti içinde “renksiz, şeffaf ve risksiz” bir aday olarak görülüyor.

  • Katsunobu Kato – Maliye Bakanı, geniş siyasi tecrübeye sahip ancak halk arasında fazla tanınmıyor.

  • Takeshi Saito – Eski Uluslararası Ticaret ve Sanayi Bakanı, pratik becerileriyle öne çıkan bir isim.

  • Shinjiro Koizumi – Popülerliği yüksek, ancak gençliği ve deneyim eksikliği soru işaretleri yaratıyor.

  • Sanae Takaichi – Kamuoyu desteği güçlü olsa da parti içindeki dengeler onu zorlayabilir.

  • Takayuki Kobayashi – LDP’nin “umut vadeden genç” yüzlerinden biri olarak gösteriliyor.

Seçimin formatı da büyük önem taşıyor. Parti üyelerinin oy kullanacağı “tam kapsamlı” bir seçim yapılırsa, yarış Koizumi, Takaichi ve Kobayashi gibi popüler isimler arasında geçebilir.

LDP’nin Geleceği ve Halkın Güvensizliği

Başbakan Ishiba, istifasını duyurduğu basın toplantısında, hedeflerine ulaşamadan görevi bırakmak zorunda kalmasının üzüntüsünü dile getirdi. Ancak seçim yenilgisinin ardından karar almakta gecikmesi ve bu süreçte yaşanan “50 günlük siyasi boşluk”, halkta hayal kırıklığı yarattı.

Bugün Japon halkı için asıl mesele, LDP’nin iç hesaplaşmalarından çok, ekonomi, enflasyon, enerji güvenliği ve dış politika gibi temel sorunlara çözüm üretecek bir sistemin inşa edilmesi. Ancak bu süreç, parti içi güç mücadelelerine saplanırsa, halkın LDP’ye olan güveni daha da zedelenecek. Ishiba’nın kendi sözleriyle:

“LDP, halkın güvenini kaybederse Japon siyaseti kolayca popülizme teslim olur.”

Bu uyarı, Japonya siyasetinin önümüzdeki dönemde büyük bir kırılma noktasına doğru ilerlediğini gösteriyor.

Japonya’da yenilgiye uğrayan iktidar koalisyonu, mecliste muhalefete muhtaç

Asya

Starbucks, Çin’in Sincan bölgesinde ilk şubesini açtı

Yayınlanma

ABD’li kahve zinciri devi Starbucks, salı günü Çin’in kuzeybatısındaki Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde iki mağaza açarak, bu bölgeye ilk kez giriş yaptı ve ABD’den sonra ikinci en büyük pazarı olan Çin’deki en son genişleme hamlesini gerçekleştirdi.

Mağazalar, bölge başkenti Urumçi’de yer alıyor; bunlardan biri simgesel Büyük Çarşı’da, diğeri ise Urumçi Tianshan Uluslararası Havalimanı’nda bulunuyor.

Büyük Çarşı’daki amiral mağaza, bölgenin geleneksel silüetlerinden esinlenen kendine özgü bir tasarıma sahip olup, iç mekanlarında Atlas ipeği ve etnik müzik aletleri gibi Sincan unsurları yer alıyor. Her iki mağaza da yerel esintili menüler ve süt kabuğu aromalı tuzlu süt çayı gibi özel içecekler sunuyor.

Starbucks Çin CEO’su Molly Liu yazılı bir açıklamada, “Sincan’a girmek, sadece mağaza ağımızın daha da genişlemesini sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda bu canlı pazarla derin bir bağ kurmamızı ve oradaki müşterilerimizle samimi, kalıcı ilişkiler kurmamızı da sağlıyor,” dedi 

Bölgesel Piyasa Düzenleme İdaresi yetkilisi Zhang Yu, Sincan’ın kentsel ticari canlılığın ve tüketici çekiciliğinin bir göstergesi olan “ilk mağaza ekonomisini”, iç talebi ve tüketimi artırmak için kilit bir araç haline getirdiğini belirtti.

Xinhua’ya konuşan Zhang, Sincan’ın ilk mağazalara yönelik destek politikalarını iyileştirmeye, onay süreçlerinin verimliliğini artırmaya ve iş ortamını optimize etmeye devam edeceğini de sözlerine ekledi.

Bu açılışlar, Starbucks’ın Çin’deki perakende faaliyetlerini yürütmek üzere Çinli risk sermayesi şirketi Boyu Capital ile kurduğu ortaklığın ardından gerçekleşti. Geçen yıl Kasım ayında imzalanan anlaşmaya göre, Boyu ve Starbucks bir ortak girişim kuracak; Boyu, Starbucks’ın Çin’deki perakende faaliyetlerinde yüzde 60’a kadar hisseye sahip olacak, Starbucks ise ortak girişimdeki kalan yüzde 40 hisseyi elinde tutacak ve Starbucks markasının sahibi olmaya devam ederek marka ile fikri mülkiyet haklarını yeni kuruluşa lisanslayacak.

Bu son genişleme, Starbucks’ın Kuzey Amerika işini yeniden yapılandırdığı bir dönemde gerçekleşiyor; şirket geçen hafta, bölgedeki performans göstermeyen 250 kahve dükkanını kapatma planlarını açıklamıştı.

Starbucks, Ocak 1999’da Pekin’de ilk mağazasını açarak Çin anakarasına giriş yaptı. Kahve kültürü kök salıp popülerlik kazandıkça, zincir Çin genelinde varlığını istikrarlı bir şekilde genişletti. 2026 mali yılı verilerine göre, 27 Eylül 2026 itibarıyla Starbucks, Çin anakarasında 8.342 mağaza işletiyordu; bu rakam, 2025 mali yılı sonuna kıyasla 331 artışa tekabül ediyor.

Çin anakarası, şu anda Starbucks’ın ABD’den sonra en büyük ikinci pazarı konumunda; şirketin 2026 mali yılı üçüncü çeyrek sonuçlarına göre, 28 Haziran 2026 itibarıyla ABD’de 16.933 mağaza işletmektedir.

Şirketin uzun süredir devam eden genişlemesi, yabancı markaların Çin’in büyüyen tüketici pazarında nasıl fırsatlar aradığını yansıtmaktadır.

Piyasa Düzenleme Devlet İdaresi, Çin’de 2026 yılının ilk yarısında 35.000 yeni yabancı sermayeli işletmenin kurulduğunu ve bu sayının bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 7 arttığını açıkladı. Ticaret Bakanlığı’nın ayrı verilerine göre, 2026 yılının ilk yarısında yaklaşık 4.800 yabancı sermayeli işletme Çin’deki yatırımlarını artırdı.

Okumaya Devam Et

Asya

Güney Kore’den Ukrayna’ya Kuzey Koreli esirler için özür ültimatomu

Yayınlanma

Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung, iki Kuzey Koreli savaş esirinin Seul’e nakledildiğini açıklayan Ukrayna’nın gizlilik anlaşmasını ihlal ettiğini belirterek Kiev yönetimini resmi özür dilemeye çağırdı. Ukrayna tarafının anlaşmayı inkar ettiğini belirten Lee, olguların kabul edilmemesi halinde karşı adımlar atılacağını duyurdu.

Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung, Ukrayna’nın iki Kuzey Koreli savaş esirinin Seul’e teslim edildiğini kamuoyuna duyurarak gizlilik mutabakatını ihlal ettiğini belirtti.

Lee, Kiev yönetiminin olguları kabul etmemesi ve kamuoyu önünde özür dilememesi halinde ülkesinin karşı adımlar atacağını açıkladı.

X hesabı üzerinden açıklamada bulunan Lee, esirlerin iadesi sürecinde Ukrayna tarafının gizlilik talep ettiğini, Seul’ün de bilgilerin açıklanmaması yönünde anlaşmaya vardığını kaydetti. Lee, Ukrayna’nın bu mutabakatı tek taraflı olarak bozduğunu ifade etti.

“Ukrayna bizi yalancı durumuna düşürdü”

Gelişmeler karşısında nezaket çerçevesinde üzüntülerini ilettiklerini belirten Güney Kore Devlet Başkanı, Ukrayna tarafının varılan mutabakatı inkar ederek kendisini yalancı durumuna düşürdüğünü savundu.

Lee, Seul’ün anlaşmanın kabul edilmesini ve özür dilenmesini istemesi üzerine Kiev’in Kuzey ve Güney Kore arasında kaçınılmaz bir çatışma senaryosundan söz ettiğini ve “Kore Yarımadası’nda savaşı kışkırtmaya çalıştığını” öne sürdü.

Lee, açıklamasında “Ukrayna’nın eylemlerinden ciddi üzüntü duyuyoruz. Olguları kabul etmeyi ve kamuoyu önünde özür dilemeyi reddetmeyi sürdürürlerse yeni adımlar atacağız. Bu, Kore Cumhuriyeti vatandaşlarının ve devletinin onur meselesidir, görmezden gelemeyiz” ifadelerini kullandı.

Zelenskiy esir teslimini BM kürsüsünden duyurdu

Tartışma, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin 23 Eylül’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmayla başladı. Zelenskiy, Ukrayna’nın iki Kuzey Koreli askeri esiri Güney Kore’ye teslim ettiğini açıkladı. Lee Jae-myung bu açıklamaya sosyal medya üzerinden tepki göstererek, Ukrayna’yı gizlilik anlaşmasını çiğnemekle suçlamış ve durumu “utanç verici” olarak nitelendirmişti.

Buna karşılık Ukrayna Devlet Başkanlığı Danışmanı Dmitro Litvin, Seul ile Kiev arasında esir takasına ya da teslimine ilişkin herhangi bir gizlilik anlaşması bulunmadığını ileri sürdü. Reuters’ın aktardığına göre, bu açıklamanın ardından Güney Kore Dışişleri Bakanlığı 28 Eylül’de Ukrayna’nın Maslahatgüzarı Andriy Veşkin’i bakanlığa çağırarak diplomatik protesto iletti.

Moskova esir transferine ilişkin bilgisinin olmadığını belirtti

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Kuzey Koreli savaş esirlerinin teslimine dair ellerinde bir bilgi olmadığını açıkladı. Esir konusunun Rusya Savunma Bakanlığı ve istihbarat servislerinin yetkisinde olduğunu aktaran Peskov, istihbarat kanalları üzerinden temasların sürdüğünü kaydetti.

Rusya ile Kuzey Kore, Ukrayna ordusunun Ağustos 2024 başında sınır bölgelerine girdiği dönemde Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması imzalamıştı. Kuzey Kore birlikleri Kursk bölgesindeki çatışmalarda yer alırken Rusya Genelkurmay Başkanlığı, bölge topraklarının 2025 ilkbaharında Ukrayna ordusundan tamamen temizlendiğini duyurmuştu.

Okumaya Devam Et

Asya

Çin akaryakıt ihracatını durdurdu: Küresel pazarda tedarik daralıyor

Yayınlanma

Çin, eriyen iç stoklarını takviye etmek için ekim ayı rafine akaryakıt ihracatını askıya alarak küresel arz sıkıntısını büyüttü. Ülkedeki motorin ve gaz yağı açığı 20 milyon varile ulaşırken, yakıt fiyatları yüzde 70 tırmanan ABD acil rezervlerden 40 milyon varil ham petrol çıkarıyor.

Çin, eriyen yerel rezervlerini yeniden doldurabilmek amacıyla ekim ayı boyunca yapılması planlanan rafine akaryakıt ihracatını askıya aldı.

ABD’nin İran ile girdiği savaşın küresel enerji arzını sarstığı günlerde hayata geçen uygulama, dünya genelindeki yakıt tedarik açığını daha da derinleştirme riski taşıyor.

Yetkililer, ülkedeki bir haftalık ulusal tatilin başında büyük rafinerilere Hong Kong ve Makao hariç hiçbir dış pazara sevkiyat izni verilmeyeceğini bildirdi.

Reuters’a konuşan sektör kaynakları, 7 Ekim sonrasında yurt dışına yakıt çıkışına yeniden onay verilip verilmeyeceğinin rafinerilerin üretim hızına ve iç depolardaki doluluk oranına göre netleşeceğini aktardı.

Batı Asya’dan ham petrol akışının savaş nedeniyle kesintiye uğraması üzerine Pekin yönetimi ilk olarak mart ayında ihracata sınırlama getirmiş, temmuz ayında ise motorin, benzin ve jet yakıtı satışlarını aylık izin şartına bağlamıştı.

Oxford Enerji Araştırmaları Enstitüsü bünyesindeki Çin enerji araştırmaları biriminin yöneticisi Michal Meidan, hükümetin temel hedefinin iç pazardaki arzı güvenceye almak olduğunu vurgulayarak, “Uluslararası piyasalar ikinci planda kalıyor” değerlendirmesini yaptı.

İhracat vizesi için ticari rezervlerin savaş öncesindeki seviyelere ulaşması şart koşuluyor.

Enerji veri analitiği kuruluşu Kpler’in verilerine dikkat çeken analist Zameer Yusof, mevcut motorin ve gaz yağı envanterinin savaş öncesi döneme göre 20 milyon varil geride kaldığını, benzin açığının ise yaklaşık 9 milyon varil düzeyinde seyrettiğini kaydetti.

Pekin’in muslukları kapatması, Washington ile Avrupalı müttefikleri arasındaki enerji gerilimini de su yüzüne çıkardı.

Washington yönetimi, acil durum rezervlerini piyasaya sürmemeleri halinde Almanya ve Fransa’ya sağladığı motorin sevkiyatını durdurma uyarısı yaptı. Avrupalı bir yetkili, ABD’nin Avrupa Birliği’nden altı aylık süre zarfında 120 milyon varil motorini dolaşıma sokmasını talep ettiğini ifade etti.

Gelişmeleri değerlendiren ABD Enerji Bakanı Chris Wright, Batı Asya kaynaklı motorin kaybının telafi edilmeye çalışıldığını ancak Çin’den gelen ihracat kanalının da kapandığını kaydetti.

İran savaşının patlak vermesinden bu yana ABD iç pazarında motorin fiyatları yüzde 70, benzin fiyatları ise yüzde 50 civarında yükseldi.

Yaklaşan Kongre ara seçimleri öncesinde artan yakıt maliyetlerini dizginlemeye odaklanan Beyaz Saray, kendi acil durum kaynaklarını devreye sokuyor.

ABD Enerji Bakanlığı, enerji firmalarına ödünç verilmek üzere Stratejik Petrol Rezervinden 40 milyon varil ham petrolün daha kullanıma açılacağını duyurdu.

Daha önce 1982’den bu yana en düşük düzeyine gerileyen ABD rezervleri, bu son tahsisatla birlikte yasalarda tanımlanan asgari güvenlik sınırının altına inecek.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English